FST Ekim 21st, 2007
Bir önceki yazıda PKK terörünün son çırpınış olmasını temenni ettiğim saldırganlığından bahsetmiş, silah çekene karşı demokrasi vs. laflarıyla gül uzatmanın gaflet olacağını vurgulamıştım. Konuyla ilgili Temmuz ayı sonunda seçim sonuçları analizi çerçevesinde bir yazı yazmıştım. Orada PKK ve Kürt meselesine tartışmalarda değinmişim. Bir ölçüde bugünkü durumla da ilgili, yeni bir yazı yazmaktansa buraya aktarmak istedim. Afşar beyin şu linkteki yorumuna binaen yazmışım. Konu MHP ile ilgiliyken genel olarak Kürt meselesinden de bahsedilmiş. Yazı şöyle:
[…]Kürtlerle ilgili mesele elbette çok yönlü burada şunları akılda tutmak gerek:
-Öncelikle Türkiye Kürtlerinin Türkiye Devletinden ayrılma konusunda istekli oldukları net değildir, ayrılmanın kendileri açısından çok ağır bedelleri olur. Türkiye Irak, İran veya Suriye’ye göre nispeten daha oturmuş kurumlara sahip, eli yüzü düzgün bir ülkedir. Bunu Kürtler de iyi biliyor, ayrılık lafı eden Türkiye içinde zaten pek yok, edenler de bunu başka menfaatler için ediyordur.
-Bölge halkının birkaç yer dışında PKK yerine AKP’yi tercih etmesi, çok genel anlamda bir kaç kalem problemin düzeltilmesi ile sıkıntıların aşılabileceğine işarettir.
-Kürt hareketi ağırlıklı olarak Marksisttir, bu da baştan kaybetmiş olmaları anlamına gelir. Türkiye’de bu damar ne Türkler ne de Kürtler arasında tutmaz, marjinal kalmıştır ve kalacaktır. O sebeple PKK milliyetçiliğe oynamaktadır, kültürel ve ekonomik problemleri öne çıkarmaktadır. Bunların çözümü zor değildir.
-Kuzey Irak’taki Kürt devleti Türkiye’ye bağlı olacaktır. Ekonomi ve ticaret Türkiyesiz yürüyemez. Kuzey Irak şu anda ve orta vadede sefildir, bu insanların zaman içinde müreffeh hale gelmesi için ABD, Avrupa gibi uzak coğrafya ve farklı hatta ters kültürler değil 1000 yıllık ortak kültür, üstelik kurumları nispeten düzelmiş Türkiye önemli rol oynayacaktır.
-Türkiye sorunu çözmek istiyorsa, doğru cevapları bulmak istiyorsa doğru soruları sorabilmelidir. Niçin Kürtler böyle davranıyor, biz nerede Kürtler nerede hata veya doğru yaptık, bu insanlarla yeniden barışı nasıl tesis ederiz vs. Bu sorulara bölünme tabusunu o tartışma kapsamı dışında tutarak cevap ararsak (yani bizim devlet büyüklerimiz, Kürt kanaat önderleri, aydın kesimi vs.) çıkış yolları daha kolay bulunur.
-Bu işlerde dış parmak vardır ama bunun olması Türkiye’nin inisiyatif almamasını gerektirmez. Türkiye’nin şu şartlarda bölünmesi Türkiye’yi zayıflatmaz ki dış güçler bunu istemiş olsun. Türkiye o bölgede devasa maddi ve beşeri kayıplara uğramaktadır, vergi alamamakta, askeri harcamları zirve yapmaktadır. Hatta korkulan kopma ülkenin kısa vadede lehine bile olabilir. Ancak, Kürtler kendilerini bir bataklığın içinde bulacaklarından bunu isteyeceklerine ihtimal vermiyorum, Türkiye kendilerine 3-5 kalem anadilde konuşma, adam yerine konma gibi hakkı samimi olarak tanısa bölünme yanlılarının elinde gerekçe kalmaz.
Dolayısıyla Barzani vs. ne düşünür bilmem ve ilgilenmem de ama bizim Kürtlerimizin DTP dahil ülkeyi bölme konusunda son yıllardaki gelişmeler ve özellikle AKP’nin çıkışıyla herhangi bir kitlesel istekleri olduğuna inanmıyorum. Barzani vs. şimdilik ABD’ye arkasını dayamış olmanın şımarıklığı içinde ve buna da kendince hakkı var.
Bizim yapmamız gereken Barzani, Irak yönetimi vs. ile aklı başında ilişkiler kurmamız. Öncelikle dvlet adamlarımızın şu postal yalayıcı, aşiret reisi türü aşağılayıcı lafları bırakmasında fayda var. Sonrası, yazıda da belirttiğim gibi, Kuzey Irak’ın (resmiyette değil ama) fiiliyatta Türkiye ile mal ve insan geçişini kolaylaştıran bir gümrük birliği ile bütünleşmesine kalır. Terör ve savaşın gerekçelerini ortadan kaldırmak Türk devletinin görevidir ve bu problem sadece Kürtlerin Türkiye’den kopmak istemesinden kaynaklanmamaktadır. 1925 yılından sonraki gelişmeler tekrar gözden geçirilirse işin sadece “Kürtler ayrılmak istiyor, isyan ediyor” olmadığını anlarız.
Son olarak, eline silah alıp dağa çıkana gül ile gidilmez. Türk devleti büyük hatalarına rağmen son yıllarda Kürtlerin teröre başvurmasını gereksiz kılacak epey iyileştirmeye gitti, muhtemelen AKP iktidarında bu süreç hızlanacaktır. Hala orada devletimizin sevimsiz bir görüntüsü olabilir, ama yol alınıyor. İyiye gidişe rağmen Marksist silahlı teröristlerin Türk askerine, sivil vatandaşına yönelik saldırılarına ses çıkarılmasın demek gaflettir.
Yakın zamanda seçim vesilesiyle güneydoğu bölgesinde epey zaman geçiren bir dostumun özetle söylediği şu: Kürt vatandaş önce insan, sonra da adam hesabına alınmak istiyor. Bu belki çok basit görünebilir, “canım kim adam hesabına almıyormuş, boş laf bunlar” denebilir ama sizin ne düşündüğünüz değil, karşıdakinin ne hissettiği önemlidir. Batı ülkelerinde Türkleri aşağılayıcı haberler çıktığında milliyetçi yanı ağır basanlarımız nasıl isyan eder hatırlayalım. Demek ki Kürtler “kart kurt” teorilerini, göç ettirildikleri yerlerde kendilerine hırsız muamelesi yapılmasını, gettolara mahkum edilmelerini, çocuklarının itilip kakılmasını unutmuş değiller.
Bu süreçte MHP’ye büyük görev düşmektedir. MHP Kürt sorununa ayrılıkçı bir komplo, salt silahlı isyan olarak bakmayı bırakıp işin temellerine indiği takdirde Anadolu’da oluşan “öteki” Kürt’ün yok edilmesi gereğine dair tehlikeli gidişat önlenecektir. Kürtler MHP’nin yapıcı tavrına diğer partilere göre daha fazla önem verecektir, PKK’nın beslendiği kaynakları ancak salim kafayla hareket eden, harareti düşmüş bir MHP kurutabilir. Maalesef tersi de doğrudur, binbir güçlükle gelinen noktadan geriye gidişin anahtarı da MHP’nin elindedir. Mevcut ayrılıkçı, inkarcı tutumunu sürdürürse Kürt meselesinde böyle döner dururuz.
MHP geniş kesimlere ulaşmak istiyorsa derhal tüm teşkilatını harekete geçirip güneydoğu ve doğu illerinde vatandaşla birebir sohbetlerle veri toplamaya başlamalıdır. Ben Mardin’deki fukara bir Kürt’ü adam yerine koyup sohbet eden, “senin oğlan niye dağa çıkmış, nasıl geçiniyorsunuz, askerden, memurdan bir sıkıntınız var mı, köyünüz yakılmış, sonra ne yaptınız” diye soran Ankara’lı fanatik bir MHP’li manzarasının sorunun çözümü olduğunu düşünüyorum.
[…] daha sonra Ece hanımla da karşılıklı birşeyler yazmışız.
Continue Reading »