Sessiz Devrim mi?

FST Ekim 23rd, 2007

Terör olayına dalıp gidildiği bir sırada cereyan eden şeylere bakar mısınız? Artık referanduma göre cumhurbaşkanını halk doğrudan seçecek, bürokrasi ve onunla uyumlu siyasiler 367 türü maskaralıkları kullanamayacak. Anayasa Mahkemesine Özal’ın atadığı muhalif Haşim Kılıç seçildi. 22 Temmuz şoku ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığının ardından bu gelişmeleri neye yormak lazım? Üstelik sırada YÖK ve yüksek yargıdaki atamalar var. Ne oluyoruz? PKK saldırıları ile konunun bir ilişkisi olabilir diyenler var, bunları da iki türlü okumak mümkün. Öncelikle PKK AKP’nin önünü kesmek için saldırıp referandumu baltalamaya çalıştı ama bunda başarılı olamadı denebilir. Bu bana çürük bir mantık gibi görünüyor. İkincisi ise muhalifler referandumu eleştiremesin diye ortalığı ayağa kaldırmak gerekiyordu, PKK bilerek veya bilmeyerek buna alet oldu denebilir. Nitekim kimse ne referandumdan ne de Haşim Kılıç’tan veya diğer bürokratlardan söz etmiyor. Bir tek Hürriyetteki şu yorum dikkatimi çekti, herkes bizim gibi uykuda değil:

tehlikenin farkındayım (’krmclh’ tüm yorumları)
22/10/2007 - 13:41
bu şahıs tarafsız olamaz..evet önyargılıyım..

Tarafsız olamaz derken, “bizim taraftan olamaz” demek istiyor herhalde.

2 Responses to “Sessiz Devrim mi?”

  1. Recep Yılmaz 29 Eki 2007 - 22:24:48

    Fethi bey;
    hürniyet gazatasından verdiğiniz link hatalı…

  2. FST 29 Eki 2007 - 22:37:51

    Düzelttim. Teşekürler.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş