Archive for Ekim 27th, 2007

Fiberoptik Tellerine Hangi Kuş Kondu: “Bu grev…”

FST Ekim 27th, 2007

“Bu grev bir ücret grevi değildir” lafını duysanız herhalde “hayrola” dersiniz. Ben de öyle dedim ve Telekom greviyle ilgili habere şöyle bir göz attım. Malum Telekomun sendikalı çalışanları grev yapıyor ama ne vatandaşın umurunda olduğundan ne de eskisi gibi devletten aldıkları tavizi kolaylıkla alamadıklarından olsa gerek biraz bozuk çalıyorlar. Ben prensip olarak çalışma şartlarının iyi olduğu, ömür boyu istihdam garantili devlet sektöründeki memur ve işçiler dışındaki çalışanların, sözleşmeye ve kanunlara dayalı haklarını alabilmeleri için grev yapmalarına karşı değilim. Burada, Telekom özelinde ise durum biraz yön değiştirmiş gibi görünüyor. Bizim Telekomcular adam gibi para isteriz demek yerine lafı anlamsız yerlere çekiyor, düpedüz saçmalıyorlar. Dolayısıyla destek bekledikleri bir vatandaş olarak kusuruma bakmasınlar. Haberde şunu okudum:

Türk-İş’e bağlı Haber-İş Sendikası Genel Eğitim Sekreteri Muammer Eser, Türk Telekom’daki grevin talepleri yerine getirilene kadar devam edeceğini belirterek, ”Bu grev, bir ücret grevi değildir. Ülkeyi ele geçirmeye çalışan yabancı sermayeye karşı bir direniştir” dedi. Haber İş Genel Eğitim Sekreteri Eser, Türk-İş temsilcileri ve Telekom çalışanlarıyla Güllük Telekom önünde basın toplantısı düzenledi.

[…] Eser, işverenin kendilerine ”İşçiler piyasa ortalamasından yüzde 59 daha fazla ücret alıyorlar” diyerek, ücretleri yüzde 12 oranında azaltmak istediğini öne sürerek, ”Bu grev, basit bir işçi grevi değildir. Biz para peşinde koşmuyoruz. Bu, bir ücret grevi değildir. Ülkeyi ele geçirmeye çalışan yabancı sermayeye karşı bir direniştir. Türk işçisinin emeğini savunmaya çalışıyoruz. İşveren taleplerimizi yerine getirene kadar greve devam edeceğiz” dedi. Sendikasız çalışan işçilere, işveren tarafından yüksek oranda zam yapıldığını ve sendikasızlığın teşvik edilmek istendiğini savunan Eser, eşit işe eşit ücret ödenmesini sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Son günlerde fiber optik kablolarının kesilmesinin ‘’sendika tarafından organize edildiği” iddialarının çok çirkin olduğunu belirten Eser, ”Türk Telekom’un kablolarına karşı her dönemde saldırılar olmuştur. Ancak, bu günlerde yaşanan kablo kesme olayları, sendika işçilerini kamuoyunun gözünde kötü göstermek amacıyla kullanılmaktadır. Bizim üyelerimiz çalıştığı kuruma hainlik yapmaz, aksine malzemeleri korur” diye konuştu.

Vatandaşların, 26 bin Türk Telekom işçisine destek olmasını isteyen Eser, işçileri de hem greve hem de iş yerine ve Türk Telekom’un malzemelerine sahip çıkmaya çağırdı.

Ne biçim açıklama anlayan beri gelsin. Biz para istemiyoruz diyor adam, arkasından yüzde 12 ücretimiz azalacak diye dert yanıyor. Ya onu söyleme ya ötekini. (Kaldı ki bu azalma nedir, yüzde 59 fazlalık nasıl birşeydir açıklayan yok). Ülkeyi ele geçirmeye çalışan yabancı sermaye neyin nesi, sen bir telekom işçisisin, sana ne ülkeyi ele geçirenden, üstüne vazife mi? Adam gibi “çok para istiyorum” de anlayalım.

Sonra Türk Telekomun kablosuna “her zaman” ne saldırısı olacak, en fazla havadan geçene kuş konar, rüzgardan kopar. Yerin altındakini de köstebek kemirir. Duyan da Telekom ile silahlı kuvvetler arasında harp var, uçaklar telekom tesislerini bombalıyor zannedecek. Bir de Telekom çalışanı hainlik yapmazmış vs, laflara bak. Sendika başkanı değil lise edebiyat öğretmeni mübarek. Telekom yahut herhangi bir yerde çalışan işçi, memur, mühendis kutsanmış, günahtan ari adam mı? İmamı, öğretmeni bile çuvalla üçkağıt çeviriyor, güya kutsal meslek erbabı. Bal gibi hainlik de yapabilir bir Telekom çalışanı, fiber optik kabloyu da keser, para için binayı havaya bile uçurur. Misal şu habere bakalım:

Türk Telekom ile Türkiye Haber- İş Sendikası arasında toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine fiber optik kabloları keserek haberleşmeyi sabote eden kişi Telekom’un Dikmen Müdürlüğü’ndeki sendika temsilcisi Namık Gökdemir çıktı.

Haberleşmenin felç olması üzerine konu savcılığa intikal etmiş, Jandarma ve Polis kabloları kesen kişinin kimliğini tespit amacıyla inceleme başlatmıştı.

Belki haber gerçek değildir ama ben yalanlandığını işitmedim. Buyrun bakalım. Sendikacı takımından, hele devlet kurumlarının ve çalışanlarının kanını emen iğrenç memur sendikalarından, özel sektöre diş geçiremeyip devlet işçisinden beslenen sendika yöneticilerinden iyice bıktık artık. İşçiden kesilen aidatlarla ne halt karıştırdıkları belli değil, ne bela imiş anlayamadık. İşçisi, memuru, sendikacısı ortalamanın üzerinde maaşa dudak büküp terör estirecek bir de vatandaş bize destek olsun diyecek. Vatandaş yiyecek ekmeği bulursa sizin ballı maaşlar için belki bir nümayiş yapar, merak etmeyin. Bu noktada internet orucunu henüz bozmayan Veysel Aratlıoğlu’nun şu şiirini yeniden hatırlatmak isterim:

Be Kemalist, niye grev yaparsın?
“Çalış” diyor sana Server Atatürk,
Aylık yetmiyorsa Amway satarsın
“Çalış” diyor sana Server Atatürk,

Kazip şöhretlerden alarak ilham
“Liboş” diye kimseyi eyleme itham
Demiyor sadece “istiklali tam”,
“Çalış” diyor sana Server Atatürk,

Sosyal demokrasi senin neyine
VEYSEL ister bir hususa değine
Gitmek istemezsen Edeb Köyü’ne
“Çalış” diyor sana Server Atatürk

(Not: Bir de hainlik denen şey neyse kimse maşallah üstüne de alınmıyor, şu habere bakarsak su borularınayağ karıştırma gibi bir olayda muhtar ne diyor:

Serhat Köyü Muhtarı Zeki Dönmez ise “Bu işi bizim köylülerin yaptığına inanmıyorum. Belki köyden kendini bilmez bir iki kişinin işi olabilir. Ama köyümüzün genel olarak anlayışı bu yönde değil” dedi.

Köyün genel anlayışı mı olur bre muhtar, adamı söyletme şimdi. Ne memleket be herkes melek gibi, ortada kötü adam yok, “kendini bilmez” ne demekse öyle bir yaratık türü zuhur etmiş anlaşılan. Aslında doğru bir “Türk” asla hain olamaz, fiber optik kablo kesemez, suya yanık yağı karıştıramaz, bunları yapan dış güçlerdir, Telekom sendikası bir ara bunlarla da mücadele etsin, nedir çektiğimiz bu yabancı sermayeden, öz be öz birinci kalite fıstık gibi Türk kumaşı dururken bu nedir yahu.)

NTV’den Büyük Terbiyesizlik: Ders Devam Ediyor

FST Ekim 27th, 2007

Fatih Terim’in ingilizce olarak yabancı spor medyasına hitaben yaptığı konuşma efsaneleşmek üzereyken, daha geçen hafta Fatih hoca hızını alamayıp Yunanistan maçını da canlı yayında ingilizce değerlendirmeye kalkmış, yeni haberim oldu. Fatih hoca patlayan flaşlar eşliğinde NTV canlı yayınında soruları cevaplarken aniden yayın kesiliyor ve spiker görünüyor. Buna çok canım sıkıldı, Fatih hoca tam Yunanistan karşısındaki mağlubiyetimizin sebebini açıklayacakken manken gibi bir spiker oğlan çıkıverdi “öhö, möhö” lafı dolaştırdı. Haber sitesi bu durumu şöyle açıklamış:

Basın toplantısı esnasında Fatih Terim İngilizce açıklama yapmaya başlayınca, toplantıyı canlı olarak yayınlayan NTV canlı yayını kesmek zorunda kaldı. Yayın için tercüman görevlendirmediği anlaşılan NTV, Terim’in İngilizce açıklama sürpriziyle zor duruma düştü ve canlı yayını kesmek zorunda kaldı. Basın açıklaması konusunda daha hazırlıklı olduğu gözlenen CNN Türk ise simultane tercüme ile, Terim’in açıklamalarını canlı olarak yayınladı. Terim, basın açıklamasında en çok merak edilen, spor basınında çıkan sert eleştiriler ve iddialar ile ilgili açıklamalarını ise toplantının sonunda yaptı. Bu durumda da NTV, basın açıklamasının en can alıcı bölümünü izleyenlerine aktaramadı.

[…] Terim’in İngilizce konuşmada zaman zaman zorlandığı gözlerden kaçmadı. Bilindiği gibi Fatih Terim İtalya’da Fiorentina ve Milan kulüplerini çalıştırdığı dönemde İtalyanca dersleri almıştı. Ancak Terim’in İngilizce konusunda İtalyanca kadar yeterli olmadığı görüldü.

Burada bir iki önemli nokta var. Birincisi NTV Fatih hocanın yayınını yarıda keserek büyük bir saygısızlık yapmıştır. Bir hata da “hoca zorlandı” lafında var. Fatih hoca hiç de zorlanmış gibi değil, bodoslama dalıyor lafa, kafa göz yarmak, edebiyat parçalamak hocada mevcut. Ben konuşmayı akıcı buldum.

Burası açık ama CNN Türk Fatih hocanın konuşmasını nasıl çevirmiş acaba çok merak ettim. Benim ingilizcem yetersiz, biri hocanın bu linkteki konuşmasını Türkçeleştirirse veririz. Bana göre CNN Türk’teki simültane çevirmen çok iyi dil biliyorsa konuşmayı eksik çevirmiştir, bundan sonra Türk kanalları Fatih Terim’in ingilizce konuşmasını tam olarak çevirebilmek üzere ilkokul 4. sınıftan birçocuğu çevirmen olarak istihdam edebilirler. “Hocam piliz şat dı dor, fena soğuk geliyor” gibi esprili bir lisan öğrenme tekniğiyle yetişen ve futbola meraklı üniversite mezunlarımız da aynı işi yürütebilir ama bu asla profesyonel bir uzman çeviricinin işi değil. Adam yahut kadıncağız Fatih Terim’in ne dediğini anlayabilmek için düşünürken ipin ucunu kaçıracak, mahcup olacak, belki ekmeğini kaybedecektir. Demedi demesinler sonra.

Bu arada Fatih hoca bu kafayla giderse izlenimler sitesinde biz daha çok ingilizce dersi alacak gibiyiz, herhalde adam internet filan takip etmiyor. Gitsin ders alsın diyeceğim ama “ders almam, veririm” diyor, İngilizce kurslarına öğretmen filan aranıyorsa haberiniz olsun. Yalnız dikkat edin, maaşı yetmediği için ek ders parası da isteyebilir. Gerçi böyle kalsa daha iyi, bakalım “Norveç Seferi” sonrasında vaziyet ne olacak. İnşallah birileri uyandırıp “aman hocam tercüman tut, tefe koymasınlar” demez.

Gutbay evribody or adır sambadi. Vit may bik okazyon iz in di tabela.

Güncelleme: Youtube sitesine yorum yapan Canthem adlı bir arkadaş Fatih Hocanın önceki açıklamasını Türkçeleştirmiş, oh be, şimdi anladım ne demek istediğini. Yani öyle sanıyorum. İşte hocanın veciz konuşması, Demirel bile bundan manalı konuşur deyen beri gelsin:

bize bana farketmez. büyük maçlar diğer maçlardan daha… ne yazık ki! her zamanlar sahibiz oyunlar. oyunların kontrolünün altındayız. maçlar esnasında bazı olasılıklar, bazı büyük şanslar, bazı büyük okazyonlar! onun gibi birşeyler…… ama, ne yapabilirim (Hoca güler, FST) bazen? bu futbol, o futbol… bir şeyler oldu. her şey bir şeyler oldu. şimdi neyse, tabele(!)de durumuzu görmek durumundayız. şimdi ikinci pozisyon bu. ve bir puan fazla. arkayı görmek istemiyorum. önü görmek istiyorum. ve öyle umuyorum yarın takımlarım..

(Yalnız, sitedeki yorumları da ihmal etmeyin, ben ikinci sayfada bırakmak zorunda kaldım, gülmekten. Bir de bu iki konuşma, aynı yerde mi yapılıyor, onu da çözemedim. Bilen varsa aydınlatsın. Çok önemli değil ya.)

Kapat
E-posta ile paylaş