Yaşasın Adalet

FST 29 Ekim 2007

yagma.gifDün gördüm, Bursa’da yapılan protesto gösterilerinde Mardinli birine ait işyeri yağmalanmış. Başka şeyler de olmuş, Engin Ardıç yurt genelindeki protesto manzaralarını kısaca şöyle özetlemiş:

Bursa’da bir Mardinli’nin dükkânını yağmalamışlar, adam “seksen iki yıldır burada oturuyor ve çalışıyoruz” diye ağlamış. Başka yerlerde kahvehaneler taşlanmış, üç kişi de bıçaklanmış. Muğla’da iki tinerci bir gence saldırınca “Kürtler yaptı” söylentisi yayılmış ve gene kahvehaneler basılmış. Bu arada “uzun saçlı ve küpeliler” de sopa faslında aradan çıkarılmışlar! Ayvalık’ta hızını alamayanlar bazı Afrikalılar’a bile saldırmışlar, evet, zencilere!… Şaka gibi ama değil.

Yalnız Mardinli şahsın dükkanını yağmalayan 8 kişi yakalandıktan sonra mahkemece salıverilmiş. Bazı hainler “vay, yağmacılar nasıl salıverilir” diyorlar. Bir dakika! Yağmalanan yerin bir Mardinliye ait olduğunu unutmayalım. Ne yani, bir Kürtün dükkanı da mı yağmalanamayacak? Yaşasın Türk adaleti. İkinci Cumhuriyetçi satılıklara 29 Ekim günü en anlamlı cevap verilmiş. Aksi olsaydı, “protestonuza başlatmayın, it, kopuk takımından gına geldi” diyerek içeri tıkılsalardı PKK’lı hainler nasıl da kıs kıs gülerlerdi. Hrant Dink olayındaki hataya düşülmemesi, kahramanlara katil muamelesi yanlışının tekrar edilmemesi iyi olmuş.

Unutmayın. Hepimiz yağmacıyız, hepimiz serseriyiz.

42 Yorum

  1. Bulent Murtezaoglu - 30 Eki 2007 - 9:41 am

    Ayrica bunlar ‘izinsiz gosteri’ degil mi? Eger basina aksettigi ile kaldiysa aslinda benim korktugum buyuklukte hadise cikmadi, cok sukur. Tabii evvelki gun konustugumuz seye baglayabiliriz bunu. Iste kanunsa kanun, nasil uygulayacagiz? 200 tane PKK’li bir firsatini bulup pusu kurunca 70 milyonluk memlekette neyin uygulanip neyin uygulanamadigi tabak gibi karsimiza cikti yine. Herkesin bozulduguna ek olarak PKK’nin sehirlerimizin meydanlarini bu sekilde etkileyebilecek insiyatife heyecanli kalabaliklarin zaaflari yuzunden sahip olmasina da bozuluyorum. (Emniyetin hakkini yemeyelim, mevcut kanunun o halet-i ruhiyedeki kalabaliklara uygulanmasi herhalde makul olmazdi. O konu da ayri tabii. Bunlarla yuzlesebilelim istiyorum ben, ama herhalde nufusun yarisinin 28-29′yasindan kucuk oldugu dagilimdan, 35′ten buyuk oldugu dagilima gecince ancak mumkun olacak.)

  2. Muzmin Anonim - 30 Eki 2007 - 11:28 pm

    Fethi bey,

    Yalnız Mardinli şahsın dükkanını yağmalayan 8 kişi yakalandıktan sonra mahkemece salıverilmiş.

    Bu, son derece uzucu bir olay. Bunun tasvip edilmedigini gostermek icin, Cumhurbaskanindan, Basbakandan tutun, Devletin yerel (mulki/askeri) amirlerine kadar bir suru kisinin bu sahsi bizzat ziyaret etmesi ya da mesaj gondermesi gerekiyordu. Bu yapilmamis ve siz bakin neye odaklanmissiniz..

    Bazı hainler “vay, yağmacılar nasıl salıverilir” diyorlar. Bir dakika! Yağmalanan yerin bir Mardinliye ait olduğunu unutmayalım. Ne yani, bir Kürtün dükkanı da mı yağmalanamayacak?

    Diyar-i kuffarda –yani, Vahdet-i Evropa’da– ‘provokatif’ dendiginde, ‘ezber bozan’/'ezber bozmaga aday’ kastedilir.

    Bu yazi icin ‘provokatif’ diyebilecegimi dusunuyorum; ama, kelimeyi diyar-i kuffardaki anlamiyla degil; buralarda bilinen anlamiyla kullanarak…

    Yaşasın Türk adaleti. İkinci Cumhuriyetçi satılıklara 29 Ekim günü en anlamlı cevap verilmiş.

    Mahkemenin kimi neden saliverdigi hakkinda benim ‘icerden’ bilgim yok –bu yazidan anladigim kadariyla sizin var gibi..

    Polis, alakasiz kisileri tutuklamis olamaz; degil mi?

    Saliverin emrini kim vermis?

    Aksi olsaydı, “protestonuza başlatmayın, it, kopuk takımından gına geldi” diyerek içeri tıkılsalardı PKK’lı hainler nasıl da kıs kıs gülerlerdi.

    Ben mi yanlis anladim?

    Sirf ibret-i alem icin, yuruyenlerin arasindan yaka paca kapilan birilerinin iceri tikilmasini mi oneriyorsunuz?

    Bu mudur bunca zaman dile getirilen ozgurlukler, insancilliklar su-bu?..

    Hrant Dink olayındaki hataya düşülmemesi, kahramanlara katil muamelesi yanlışının tekrar edilmemesi iyi olmuş.

    Birilerinin linc edilmeleri tatmin eder miydi diye sormadan edemiyorum…

    Unutmayın. Hepimiz yağmacıyız, hepimiz serseriyiz.

    Yok yok. O kadar yavan degil. Vantrilog da var aramizda galiba.

  3. Bulent Murtezaoglu - 31 Eki 2007 - 9:43 am

    Muzmin bey,

    Bu, son derece uzucu bir olay. Bunun tasvip edilmedigini gostermek icin, Cumhurbaskanindan, Basbakandan tutun, Devletin yerel (mulki/askeri) amirlerine kadar bir suru kisinin bu sahsi bizzat ziyaret etmesi ya da mesaj gondermesi gerekiyordu.

    Bu politik olarak cikarlarina degil belki. Malesef bu her vesile ile ilan edilen insanlik adalet filandan suratle ciktigimiz gibi, bir de bu konulari suistimal ediyoruz. Dink’in cenazesine gidenler de, hepimiz Ermeniyiz diyenler de simdi slogan malzemesi oldular anladigim kadariyla. Genel bir seyler soylemek ayni tepkiyi almiyor, ozelde ilgi olunca politik maliyeti buyuk olabilir. Zaten ‘cozum’ olarak ‘batidakiler de gidecekse…’ diye baslayan seylerin cok rahat konusuldugu ve ragbet gordugu (yahut soylemeye utananin da icinden ‘keske’ dedigi) bir ortam da var galiba. Tabii %47 almis bir parti bu risklere girmiyorsa neye yarar demek de kabil, o ayri. Benim asil merak ettigim bu rahatsizlik verilen insanlarin musterileri, komsulari filanin ne yaptiklari.

    Mahkemenin kimi neden saliverdigi hakkinda benim ‘icerden’ bilgim yok –bu yazidan anladigim kadariyla sizin var gibi..

    Bunlari bilemiyoruz, evet. Yani delillerin yahut kararlar neyse onlarin arkasindaki dusuncenin aciklanacagi/incelenecegi asil yerin mahkeme salonu oldugunu belki agizla soyluyoruz ama boyle inancimiz yok galiba. Olsa idi, basin bu bilgiyi yetistirirdi, ne bileyim tutanak filan gorurduk belki.

    Sirf ibret-i alem icin, yuruyenlerin arasindan yaka paca kapilan birilerinin iceri tikilmasini mi oneriyorsunuz?

    Bu mudur bunca zaman dile getirilen ozgurlukler, insancilliklar su-bu?..

    Bunlari demeyince (bu sefer aceleye gelmis o ayri) de ben eziyet ediyorum. Fethi bey olmak da kolay degil.

  4. FST - 31 Eki 2007 - 9:45 am

    Müzmin bey,

    Bu, son derece uzucu bir olay.

    Bence de. Hemfikir olmamıza sevindim. Yalnız akabinde yazdıklarınız oh olsun gibi görünüyor, çözemedim.

    Bu yazi icin ‘provokatif’ diyebilecegimi dusunuyorum; ama, kelimeyi diyar-i kuffardaki anlamiyla degil; buralarda bilinen anlamiyla kullanarak…

    Diyarı küffardaki anlamıyla da yazabilirdim ama evet, burada alenen sokaklara sürülenlerin suç işlemeleri ve görmezden gelinme ihtimaline karşı açık tavır alıyorum. Provoke diyemem zira yazdığımın yanlış olduğunu düşünmüyorum. Bunlar tehlikeli gençler ve vatan millet adına bayrak satıcıların, menfat gruplarının dümenine geliyorlar.

    Mahkemenin kimi neden saliverdigi hakkinda benim ‘icerden’ bilgim yok –bu yazidan anladigim kadariyla sizin var gibi..

    Mahkeme ile ilgili çeşitli haberler var ve elbette salıverilenlerden suçsuz olanlar da bulunabilir. Belki de olay tamamen farkı tarzda cereyan da etmiş olabilir. Ancak, gazı alınmayan bu tehlikeli gücün potnsiyelini küçümsememek lazım. Ve polisin de yer yer bu kitlelerle birlikte hareket ettiğini unutmayın.

    Burada hakkını arayan bir azınlıktan, mazlumlardan bahsetmiyoruz. Düpedüz sağı solu yakıp yıkmayı, yağmalamayı dahi göze alan, fırsat bulursa Kürtleri (hatta zencileri) rencide edecek kadar şuursuzlaşmış ayaktakımından söz ediyoruz. Bunlara haddi aştıklarında cop, silah, tutuklama vs. ile cevap verilmedikçe “yahu polis bizim yanımızda değilmiş, aklımızı başımıza toplayalım” demeleri sağlanmadıkça iş zor.

    Çorum, Maraş, Sivas olaylarının hikayelerini siz benden iyi bilmelisiniz.

    Sirf ibret-i alem icin, yuruyenlerin arasindan yaka paca kapilan birilerinin iceri tikilmasini mi oneriyorsunuz?

    Yazımda ibreti alemle ilgili birşey yok. Ortada bir yağma haberi mevcut. Başka yerlerde yakılan dükkan, rencide edilen vatandaş haberleri var. Bunların içeri tıkılmasında hiçbir mahzur görmüyorum. Sözden eyleme geçtiği takdirde tepkinin boyutu değişir. Ama “bizim saldırganımız” diyerek göz yumuluyorsa, ki yumulabileceğini hepimiz biliyoruz, bu tür yazılar yazmamı da hoş karşılayacaksınız.

    Birilerinin linc edilmeleri tatmin eder miydi diye sormadan edemiyorum…

    Kim linç edilecek? Kim linç edecek? Duyan da Bursa’da yağmalanan milliyetçi Türklerin dükkanı zannedecek. İmam keçi çaldı hesabı olmuş söylediğiniz. Durun bakalım linç etme yetkisi bizim bayraklı kalabalıklardan alınmış mı ki siz bunu sordunuz?

    Katiller için şiir yazan, türkü yakan, onunla resim çektirme yarışına girenleri yok mu sayıyorsunuz, tam anlayamadım. Bu kalabalıklar katilin aslında sevap işlediğini, vatan için bir haini öldürdüğünü düşünüyor. Nereden bildiğimi de sormayacaksınızdır herhalde.

    Vantrilog da var aramizda galiba.

    Gerçekleri yok sayıp niyet okuyanlar kadar vantrioglar da bulunması normal.

  5. metin - 31 Eki 2007 - 11:04 am

    Fethi Bey’i “Duyan da Bursa’da yağmalanan milliyetçi Türklerin dükkanı zannedecek. İmam keçi çaldı hesabı olmuş söylediğiniz. Durun bakalım linç etme yetkisi bizim bayraklı kalabalıklardan alınmış mı ki siz bunu sordunuz? // Katiller için şiir yazan, türkü yakan, onunla resim çektirme yarışına girenleri yok mu sayıyorsunuz, tam anlayamadım. Bu kalabalıklar katilin aslında sevap işlediğini, vatan için bir haini öldürdüğünü düşünüyor. Nereden bildiğimi de sormayacaksınızdır herhalde.” sözlerinden dolayı tebrik ediyorum.

    Öteki ilmekte Bülent Bey’in son derece akl-ı selimle vurguladığı hususlar burada da geçerli. Özeti de şu: “Sıradan faşizm”le “sokak faşizmi”nin uğursuz bir bileşim halinde, sosyal hayatımızda ayan beyan görünür hale geldiğidir.

    Şunu da belirtmeden geçmemek lazım: Burası öyle bir ülke ki, görünenin ardındaki her gerçeği kurcalayamaz ve sözünü edemezsiniz. Bu yüzden, bloglarda sağlıklı ve doyurucu tartışmalar yapmamız tek kelimeyle imkansızdır. Aylardır yaşadığımız süreci kendi bakış açımla özetlemeye kalkışsam bir an, kendimi -en iyi ihtimalle- kodeste bulurum. Karından konuşmak bir yazgıdır burada. (Muzmin Bey’in dediğine gönderme değil.)

  6. metin - 31 Eki 2007 - 11:05 am

    “Özeti de bana göre şu” demeliydim. Yanlış anlaşılma olmasın.

  7. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 12:22 pm

    Bulent bey,

    Bu politik olarak cikarlarina degil belki.

    Ben herkesten ya da herhangi birinden daha cok bilgi sahibi degilim bu konuda. Ustelik de, olaylari o kadar da yakindan takip etmis de degilim; ama, olan bitenin icinde Hukumet dahil neredeyse herkesin oldugunu dusunmemek zor benim acimdan.

    Malesef bu her vesile ile ilan edilen insanlik adalet filandan suratle ciktigimiz gibi, bir de bu konulari suistimal ediyoruz.

    Bu da iki turlu oluyor. Birincisi, sozkonusu faaliyetleri bizzat yapanlar/katilanlar; ikincisi ise, bunlari guya ‘elestiren’ler…

    Dink’in cenazesine gidenler de, hepimiz Ermeniyiz diyenler de simdi slogan malzemesi oldular anladigim kadariyla.

    Doldurusa gelip oyle ortaliga dokulenler esasen alay konusu olmaliydi; malesef siaysi slogana malzeme oldu.

    Genel bir seyler soylemek ayni tepkiyi almiyor, ozelde ilgi olunca politik maliyeti buyuk olabilir. Zaten ‘cozum’ olarak ‘batidakiler de gidecekse…’ diye baslayan seylerin cok rahat konusuldugu ve ragbet gordugu (yahut soylemeye utananin da icinden ‘keske’ dedigi) bir ortam da var galiba.

    Hesapta aydinlarimiz olacaklar.. Yangina korukle yuruyene aydin denirse tabii.

    Tabii %47 almis bir parti bu risklere girmiyorsa neye yarar demek de kabil, o ayri.

    Aynen.

    Bu kadar yuksek oy almis bir partinin yapacagi tek cesur sey, akla ziyan bir faiz politikasini savunabilmek mi olmaliydi? Ulkenin icinde, birileri baska birilerine fiili hucumlarda bulunuyorsa, burada cikip konusamamak ne demektir?..

    Benim asil merak ettigim bu rahatsizlik verilen insanlarin musterileri, komsulari filanin ne yaptiklari.

    Evet. Ilginc bir soru.

    Ama, anladigim kadariyla, musterileri yillardir bu konuda belli bir tutarlilikla davraniyor:


    Bursa’da 22 şubesi bulunan Şaypa mağazalarında da öyle.
    Şaypa’nın Altıparmak ve Çarşamba şubelerine şehit haberlerinin geldiği gün, binlerce kişi saldırdı. Mağazalar taşlandı, yağmalandı. Saldırının hemen ardından yerel gazetelere tam sayfa ‘Teröre lanet’ ilanları veren, mağazalarına bayrak asan Şaypa, 82 yıldır Bursa’da gıda ticareti yapan Şaylı ailesine ait.

    ‘Etnik değil ticari kaygı!’
    Şirketin kurucusu Mardin doğumlu Abdurrahman Şaylı. Şirket hakkında ‘PKK’ya yardım ediyorlar’, ‘Zana’yla ortaklar’ şeklinde dedikodular yayıldığını anlatan yönetim kurulu üyesi Necati Şaylı, “Biz, 1925′ten beri Bursa’da ticaret yapan bir aile şirketiyiz” diyor, “Aile üyelerimiz dışında hiçbir ortağımız yok.” Bu sözlerini Ticaret Odası kayıtlarını göstererek kanıtlıyor. Şaypa’nın Halkla İlişkiler Müdürü Bedirhan Bozali “Yıllardır şehit ailelerine erzak-yardımı yapıyoruız. Binlerce Türk bayrağı dağıtıyoruz. Ama bu dedikodular yıllardır var” diye konuşuyor. Şaypacılara göre dedikoduların asıl nedeni ‘Bursa’da perakende sektöründeki büyük rekabet.’

    Yagmaya muhatap olanlar, yagmayi elestirenlerden daha bir akl-i selim sahibi…

    Yani delillerin yahut kararlar neyse onlarin arkasindaki dusuncenin aciklanacagi/incelenecegi asil yerin mahkeme salonu oldugunu belki agizla soyluyoruz ama boyle inancimiz yok galiba. Olsa idi, basin bu bilgiyi yetistirirdi, ne bileyim tutanak filan gorurduk belki.

    Mahkemelere inanc kalkmissa, ihkak-i hak mekanizmasi devreye girer. Aydin olmanin belki de ilk gereklerinden birisi bunu engellemek, mahkemeleri asli gorevlerine kavusturmak olmasina karsilik, aydinimiz bir guruh gibi lincleri arzuluyorsa, durum vahim: Aydin kalmamis demektir.

    Bunlari demeyince (bu sefer aceleye gelmis o ayri) de ben eziyet ediyorum.

    Hassas konularda dediklerimize dikkat etmek, duygularimizi cok fazla ise karistirmamak gerekiyor bence. Yani, yazdiklarimizi –heyecanimizin gecmesini bekledikten sonra– okuyup oyle yayinlamaliyiz bence.

    Fethi bey olmak da kolay degil.

    Dogrudur. Ama, kolayi da secmemek gerekiyor cogu zaman.

  8. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 1:23 pm

    Fethi bey,

    Bence de. Hemfikir olmamıza sevindim.

    Sizin, yukaridaki kapak yazinizda bu eksiklik uzerine tek kelime etmemis oldugunuzu dikkater alirsak, neresiyle hemfikir oldugumuz cok sarih degil..

    Bu durumda, olsa olsa, benim dile getirdigim seylerin yapilmamis fakat yapilmasi gereken seyler oldugu uzerinde hemfikir olmus olabiliriz.

    OK. Bu da bir seydir.

    Yalnız akabinde yazdıklarınız oh olsun gibi görünüyor, çözemedim.

    ‘Oh olsun’?

    Tovbe. Ve, summe hasa!

    Yazdiklarimdan o cikiyorsa, yazdiklarimi iptal etmek isterim. Cunku, birakiniz ‘oh olsun’ demeyi, (organize ya da degil) bir guruh hareketini muhatap alip ona cevaben bir baska guruh hareketini davet eder intibai veren yazinizi da icime sindiremiyorum ben.

    Sunu demek istiyorum:

    Son gunlerde yasadigimiz sokak hareketleri –ABD’ye, suna buna mesaj vermek amaciyla baslatilmis olabilir, ama– sirazesinden cikti. Sirazesinden ciktigi noktada –yani, etnik tonlar almaga basladigi andan itibaren– her kesim tarafindan reddedilmelidir [ben tercihimi reddetmek yonunde kullaniyorum].

    Bu red de, etnik tonlari daha yogun dile getiris olacak sekilde bu guruhlara reaksiyon koymak olMAmalidir.

    Sizin bu yaziniz, bana bu tur bir reaksiyon intibai verdigi icin bence yanlistir.

    Yanlisi bir baska yanlis ile duzeltemeyecegimizi dusundugum icin yazdiklariniz bence yanlistir.

    Simdi.. bu dediklerimin neresinde ‘oh olsun’ buluyorsunuz?

    Diyarı küffardaki anlamıyla da yazabilirdim ama evet, burada alenen sokaklara sürülenlerin suç işlemeleri ve görmezden gelinme ihtimaline karşı açık tavır alıyorum.

    Aldiginiz tavir bence bir gunah-i kebir kadar yanlistir. Yapici olmak yerine, provokatif yaklasimla meseleyi daha da icinden cikilmaz hale getirmek riski ile maluldur. Yakismiyor. Bence yakismiyor.

    Provoke diyemem zira yazdığımın yanlış olduğunu düşünmüyorum.

    Ima ve ihsas ettiginizi dusundugum sey yanlis olandir; o da sudur:

    “Yağmalanan yerin bir Mardinliye ait olduğunu unutmayalım. Ne yani, bir Kürtün dükkanı da mı yağmalanamayacak?”

    Ne demek istiyorsunuz?

    Bu ulkede, son bin yilda kac defa bu tur bir egilim goruldu, kac defa husn-u kabul gordu?

    Genellenecek kadar derin bir gecmise gider mi?

    Bence hayir, gitmez.

    Sunni-Alevi ayrimi deseniz kabul edebilirim; ama, Turk-Kurt baglaminda ben sizin ima/ihsas ettiginiz sekilde bir ayrim bilmiyorum.

    Olmayan bir (bence olmayan) bir baglami varmis gibi kabul ederek yazdiklarinizin aslinda bir tur irkcilik [irkcilik ifsai degil; irkcilik] oldugunu soylesem darilir misiniz [umarim darilmazsiniz]..

    Niyet okumaciligi yapmiyorum, ama durdugunuz yerin o olmadigini bilmesem, bu konuda byte harcamakla mesgul olmazdim.. Bence amacini asmis, ya da sasirmis bir yaziydi bu yazdiklariniz..

    Bunlar tehlikeli gençler ve vatan millet adına bayrak satıcıların, menfat gruplarının dümenine geliyorlar.

    Evet. Bunu boyle soylemek vardi.

    Ama, siz oyle yapmadiniz. Konuyu –sanki terihsel/geleneksel bir derinligi varmis gibi– Kurt dusmanligini ifsa edermis gibi ele aldiniz.

    Dedim ya.. bence bu yaklasim bir gunah-i kebirden daha agir veballere ducardir..

    Mahkeme ile ilgili çeşitli haberler var ve elbette salıverilenlerden suçsuz olanlar da bulunabilir. Belki de olay tamamen farkı tarzda cereyan da etmiş olabilir. Ancak, gazı alınmayan bu tehlikeli gücün potnsiyelini küçümsememek lazım. Ve polisin de yer yer bu kitlelerle birlikte hareket ettiğini unutmayın.

    Gazi alinmayan guruhun tehlikesinin ben de –nacizane– farkindayim. Ve, evet, alinmaliydi. Bunu yapmanin –bu olcekte bir gelisme icin– tek anlamli yolu da, devlet erkaninin tavir koymasi, ilgili magaza sahibine [digerlerinin nezdinde] sahip cikilmasi olmaliydi bence.

    Fakat, sizin yazdiginiz yazi, birakin guruhlarin gazini almaga hizmet etmegi, ‘karsi’ tarafa gaz vermekten baska neye hizmet ediyor?

    Yoksa, gazi alinmasi gereken guruhtan birisi gibi mi hissettiniz?

    Bilemiyorum.

    Burada hakkını arayan bir azınlıktan, mazlumlardan bahsetmiyoruz. Düpedüz sağı solu yakıp yıkmayı, yağmalamayı dahi göze alan, fırsat bulursa Kürtleri (hatta zencileri) rencide edecek kadar şuursuzlaşmış ayaktakımından söz ediyoruz. Bunlara haddi aştıklarında cop, silah, tutuklama vs. ile cevap verilmedikçe “yahu polis bizim yanımızda değilmiş, aklımızı başımıza toplayalım” demeleri sağlanmadıkça iş zor.

    Kabul ediyorum. Ayni seyleri cok farkli soyluyoruz.

    Ta en tepeden itibaren, Cumhurbaskanindan tutunuz, Hukumetten, en yakindaki Karakol amirine kadar bir suru insan seyirci kalmis.. Bula bula, irkcilik ogesini bulmussunuz.. Bu zevatin ses cikarmayisini degil de, guya var olan bir irkcilik damarini elestiriyorsunuz..

    Bu mudur cozume yonelik onerilerde bulunmak?..

    Çorum, Maraş, Sivas olaylarının hikayelerini siz benden iyi bilmelisiniz.

    Daha iyi bildigim iddiasinda degilim. Ama, o olaylarda nelerin yapilmasi gerektigini, yapilamdiginda da nelere/nerelere vardiginda hemfikir olabilecegimizi zannediyorum.

    Gaziosmanpasa olaylarinda, ilgili mulki amirin akl-i selimle davranip taraflara sukunet telkinin ne denli isabetli oldugunu, benzer sekilde Erzurumlu Naim Hoca’nin durusunu hatirlamak gerekiyor.

    Gaza gelmek degil de, sonumlemek acisindan ise yarar orneklerdir bence.

    Yazımda ibreti alemle ilgili birşey yok. Ortada bir yağma haberi mevcut. Başka yerlerde yakılan dükkan, rencide edilen vatandaş haberleri var. Bunların içeri tıkılmasında hiçbir mahzur görmüyorum. Sözden eyleme geçtiği takdirde tepkinin boyutu değişir.

    Ibret-i alem icin birilerinin yakalanip iceri atilmasini ister gibisiniz..

    Bunu oyle degil de, “o yuruyuslere katilanlarin tamaminin iceri atilmasi gerekir’ deseniz itiraz etmem. Sonucta izinsiz bir yuruyustur, ve katilanlar suclu/kabahatlidir.

    Fakat, birkac kisinin rastgele iceri atilmasi, fakat daha sonra da (anlasilan, delil yetersizli vb yuzunden) saliverilmesini elestirmek bence yanlis. Sirf birilerinin ibret-i alem icin cezalandirilmasini istemekten bir farki yok bunun bence.

    Ama “bizim saldırganımız” diyerek göz yumuluyorsa, ki yumulabileceğini hepimiz biliyoruz, bu tür yazılar yazmamı da hoş karşılayacaksınız.

    Sansur kurulu ben degilim; istediginiz yaziyi tabii ki yazabilirsiniz. Hos karsilamaga gelince, izin vermek anlamina gelmedigini ikimiz de biliyoruz. Icsellestirmek anlamina geliyorsa, o zaman beni mazur gormeniz lazim: Gazi alinmasi grekenlerden birisiymis gibi duran, gaz veren bir yaziyi icime sindirmek benim icin imkan dahilinde gorulmuyor.

    Kim linç edilecek? Kim linç edecek?

    Polis?

    Oyle ya.. sizin dediklerinizden anladigim yanlis degilse, ortada delil olsa da olmasa da, sirf ‘gaz almak’ adina birilerinin iceri tikilip defterinin durulmesini ister gibisiniz.

    Halbuki, defteri durulecek olanlar –bence– o yurusuyuse katilanlar degil; onlari oraya o sekilde yurutenler, ya da o yuruyuslerin amacindan cikisini seyreden kamu gorevlileridir.

    Siz, bence bu noktayi atliyorsunuz.

    Duyan da Bursa’da yağmalanan milliyetçi Türklerin dükkanı zannedecek.

    Milliyetci ya da degil. Turk ya da degil. Ne farkeder?

    Yapilanin kendisi –kime yapilirsa yapilsin– yanlis.

    Asil yanlis da –artik soyleye soyleye dilimde vizon/astragan olustu– buna yol acan, seyirci kalanlardir.

    İmam keçi çaldı hesabı olmuş söylediğiniz. Durun bakalım linç etme yetkisi bizim bayraklı kalabalıklardan alınmış mı ki siz bunu sordunuz?

    Siz, bence, hala daha heyecanla yaziyorsunuz. Dilim soylemege pek varmiyor ama, karsi taraftan olup da gazi alinmak ihtiyaci olan bir guruhtan yazar gibisiniz sanki..

    Onun yerine, boyle heyecanlara gark olmak yerine, taslari bir yerine oturtsaniz, kalabaliklari degil de sorumlulari muhatap alacaginiza eminim. Muhataplarin kimler oldugunu da –benim kanaatimce– yukarida yazdim…

    Ama, siz hala daha guruhlari (kimliksiz, ruhsuz kalabaliklari) muhatap aliyorsunuz.. Bayrakli ya da bayraksiz.. kalabaliklar muhatap alinmamali bence. Dinlemek, kulak vermek, evet; fakat muhatap almak yanlis demek istiyorum.

    Katiller için şiir yazan, türkü yakan, onunla resim çektirme yarışına girenleri yok mu sayıyorsunuz, tam anlayamadım.

    ‘Strawman arguement’in Turkcesi neydi?

    Ogun Samast, Yasin Bilmemkim icin turku yazanlar ile, yukaridaki olaylarin ne acidan iliskisi var sizce?

    Varsa ne kadardir?

    Bir Ermeni olduruldugunde, bu vahim gelismeye tepki vermenin yolu, milli aidiyetleri reddederek turlu cesitli sloganlar atarak yurumek midir? Bu yapilirsa, birilerinin de buna tepki duyacagi akla gelmez mi?

    Durduk yerde birileri birilerine bu kadar sahip cikarsa, baska birilerinin de baska birilerine bu kadar sahip cikmasi beklenemeyecek bir gelisme midir?

    Bir yanlisi elestirirken baska yanlislari neden elestiremeyiz?

    Takim mi tutuyoruz?

    Bu kalabalıklar katilin aslında sevap işlediğini, vatan için bir haini öldürdüğünü düşünüyor. Nereden bildiğimi de sormayacaksınızdır herhalde.

    Kalabaliklari muhatap alanlarla tartismak, ortak bir noktada bulusmak zor. Cok zor.

    Cunku, kalabaliklar bulutlar gibidir. Ne olduklari, neye benzedikleri onlari muhatap alan kisinin nerede durduguna bagli olarak olaganustu degisklikler gosterir.

    Dahasi, kalabaliklar da degisir.

    Bunu muhatap/refereans alarak fikir serdedenlerlerin de kalabaliklarin bir parcasi olmak riski vardir bence.

    Daha yukaridan bakabilmeliyiz.

    Gerçekleri yok sayıp niyet okuyanlar kadar vantrioglar da bulunması normal.

    Iki yanlis bir dogru mu etti simdi?

  9. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 1:36 pm

    Metin bey,

    Şunu da belirtmeden geçmemek lazım: Burası öyle bir ülke ki, görünenin ardındaki her gerçeği kurcalayamaz ve sözünü edemezsiniz. Bu yüzden, bloglarda sağlıklı ve doyurucu tartışmalar yapmamız tek kelimeyle imkansızdır. Aylardır yaşadığımız süreci kendi bakış açımla özetlemeye kalkışsam bir an, kendimi -en iyi ihtimalle- kodeste bulurum. Karından konuşmak bir yazgıdır burada. (Muzmin Bey’in dediğine gönderme değil.)

    Aslinda bu dediginiz bence her ulke icin gecerldir.

    Sunu demek istiyorum: Olgunluga erismek/eristirmek zaman alir. Luzumundan fazla acele etmek ters teper.

    Kopekleri baglayip taslari serbest birakmak istiyorsak, bunu da usulet ve suhuletle yapmak gerekir.

    Kopekleri baglayip taslari serbest birakmak konusunda yeterince konsensus olmaksizin, hangi kopekleri nereye ve ne zaman icin baglamak, hangi taslari ne kadar serbest birakmak gerektigi uzerinde yeterince yaygin mutabakatlar elde etmeksizin, zuccaciye dukkanindaki filler gibi davranip rengarenk devrimler pesindeymisiz gibi intibalar birakirsak, tepki alacagimizi da hesaplamamiz gerekir.

    Hesaplamis olalim ya da olmayalim, aldigimiz her tepkinin sorumlusu da hep karsi taraf olmak zorunda degil.

    Uzun zamandir AB’ye girisin ortulu on sarti ‘Kurtler haric’ iken, Kurtlerle icerde ciddi bir ayrismaya yol acmak amaciyla ‘ozgurlestirme’lerin dayatildigini, bu yolda ‘gelisme’lere tesvik edildigimizi gozardi etmemiz bence dogru degil.

    Bu ‘gelisme’lere birilerinin tepkisini de bu ‘gelisme’ye hizmet edecek sekilde yorumlamak belki bizim ahir zaman kabemize –AB’ye– girisimizi kolaylastirabilir; ama, bunun uzun vadede ne kadar faydali/zararli olabilecegini de dusunmemiz lazim bence.

    Ve, evet, cok isteyen cikarsa, yukarida yazdiklarim da bir tur karindan konusma olarka yorumlanabilir.

    Daha acik yazmayisimin sebebi zulf-u yare dokunmak endisesi degil, bu kadarinin anlasilabilecegine olan guvenimdir.

  10. FST - 31 Eki 2007 - 2:01 pm

    Müzmin Bey,

    Ben sizin ilk paragrafta yazdığınızı tamamen ters, yanlış anlamışım, kusura bakmayın.

  11. FST - 31 Eki 2007 - 2:03 pm

    Şunu kast ediyorum

    Bu, son derece uzucu bir olay. Bunun tasvip edilmedigini gostermek icin, Cumhurbaskanindan, Basbakandan tutun, Devletin yerel (mulki/askeri) amirlerine kadar bir suru kisinin bu sahsi bizzat ziyaret etmesi ya da mesaj gondermesi gerekiyordu.

    Böylece benim tüm yazdığım ve yazının tonu bir yanlış üzerine bina edilmiş oluyor. Zaman bulabilirsem yeni cevap yazacağım.

    (Böylece, bir mola ve tatil konusu daha da anlamlı hale geliyor gibi)

  12. metin - 31 Eki 2007 - 2:21 pm

    Muzmin Bey,

    Bir Ermeni olduruldugunde, bu vahim gelismeye tepki vermenin yolu, milli aidiyetleri reddederek turlu cesitli sloganlar atarak yurumek midir?

    Bu yapilirsa, birilerinin de buna tepki duyacagi akla gelmez mi?

    Durduk yerde

    birileri birilerine bu kadar sahip cikarsa, baska birilerinin de baska birilerine bu kadar sahip cikmasi beklenemeyecek bir gelisme midir?

    Bu ifadelerinizi, özellikle de bold olanları vahim buluyorum.

  13. metin - 31 Eki 2007 - 2:24 pm

    Muzmin Bey,

    Uzun zamandir AB’ye girisin ortulu on sarti ‘Kurtler haric’ iken,

    Kurtlerle icerde ciddi bir ayrismaya yol acmak amaciyla

    ‘ozgurlestirme’lerin dayatildigini, bu yolda ‘gelisme’lere tesvik edildigimizi gozardi etmemiz bence dogru degil.

    Bold ifadelerizi son derece tartışmalı buluyorum.

  14. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 2:24 pm

    Fethi bey,

    Ben sizin ilk paragrafta yazdığınızı tamamen ters, yanlış anlamışım, kusura bakmayın.

    Estagfurullah. Yanlis anlasilmalarin olduguna eminim. Yani, ben de sizin kapak yazinizin yanlis anlasilabilecegini dusundugum icin yazmistim. Belki de ben yanlis anladim. Eger oyleyse ben ozur dilerim.

    (Böylece, bir mola ve tatil konusu daha da anlamlı hale geliyor gibi)

    Aslinda, yakin zamanda o kdar sey oldu (ve galiba daha da olacak) ki, ulkece bir tatile ihtiyacimiz var gibi..

    Ama, lutfen molayi uzun tutmayin. Bir iki gun yeter bence :) :)

    —————–

    Mehmet Simsek konusunda baska bir ilmekte bir seyler yazmistim. Simdi o ilmegi bulamadim. Oradaki konu ile alakali olarak asagidaki pasaji okumak isteyebilirsiniz belki.

    Guam’daki ABD elçilik tercümanı
    ABD’NİN Körfez Savaşı’ndan sonra bir grup Kürt’ü Irak’tan alıp Guam Adası’na götürdüğünü ve orada eğittiğini anımsıyor olmalısınız. ABD’nin amacı bu Kürtleri, Saddam ‘ı devirdikten sonra Irak’ın “entelektüelleri” olarak kullanmaktı.

    Uğur Seten, bakın ne diyor:

    Guam’a götürülen bu Kürt peşmergeler orada 10 yıl eğitildiler ve İkinci Körfez Savaşı sırasında Kuzey Irak’a geri getirildiler. Guam’a götürülen Kürt peşmergeler ile CIA yetkilileri arasındaki tercümanlık görevini ABD Büyükelçiliği’nde görevli tercüman Mehmet Şimşek yapıyordu. Elçilik tercümanı Mehmet Şimşek, şimdi evli olduğu Amerikalı eşiyle de bu görevi sırasında tanışıp evlendi.

    Şimdi soracaksınız, kim bu Mehmet Şimşek diye!

    Yabancı değil.

    Daha sonra İngiliz vatandaşlığına da geçen Mehmet Şimşek şimdi Devlet Bakanı.

    ABD veya İngiliz hükümetinde değil tabii ki!

    Peşmergelerden kedi bile alamayan AKP hükümetinde!

    TBMM’deki özgeçmişine göre 1 Ocak 1967′de Batman Arıca’da doğdu.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi.

    Yüksek lisansını İngiltere’de University of Exeter’de tamamladı.

    ABD Büyükelçiliği’nde ve Deutsche Menkul Kıymetler’de kıdemli ekonomist olarak çalıştı.

    Çok iyi düzeyde İngilizce biliyor.

    Yazida ismi gecen Ugur Seten, galiba Ataturkcu Dusunce Dernegi Besiktas Ilcesi Subesi yoneticisidir.

    Ataturkcu Dusunce Dernegi uyesi/yoneticisi oldugu icin, dediklerini dikkate almak bile gerekmez. Oyle degil mi? ;)

  15. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 2:43 pm

    [ikinci defa, yeniden]

    Metin bey,

    Bu ifadelerinizi, özellikle de bold olanları vahim buluyorum.
    [..]
    Bold ifadelerizi son derece tartışmalı buluyorum.

    Soyle de okuyabilirdiniz.

    Bir Ermeni olduruldugunde, bu vahim gelismeye tepki vermenin yolu, milli aidiyetleri reddederek turlu cesitli sloganlar atarak yurumek midir?

    Yani, evet, vahim (elim, sayan-i telin) bir vaka idi. Kesinlikle, hic bir sekilde olmamaliydi.

    Ama, bu olduktan sonra, ‘hepimiz Ermeniyiz’ demenin de geregi yoktu bence. Alacagi tepkilerin hesaplanmasi gerekiyordu –eger hesaplanmamis idiyse tabii ki.

    Durduk yerde birileri birilerine bu kadar sahip cikarsa, baska birilerinin de baska birilerine bu kadar sahip cikmasi beklenemeyecek bir gelisme midir?

    ‘Durduk yerde’.. cunku, Hrant Dink’e yasarken zerre kadar sahip cikmayanlar, oldukten/olduruldukten sonra onu sehit/aziz mertebesine cikardilar. Amac tam olarak neydi, nedir bilemem; ama, Dink, Ermeni meselesinde Turklerden maada Kurtleri ve Yahudileri konusmaga baslamisti.. Olduruldu ve bu dedikleri de gurultude kaybolup gitmis gibidir simdi..

    Kala kala, geride, onu oldurenlerin Turkler oldugu zan’i kaldi..

    Kime, neye hizmet etti bu katl simdi?

    Uzun zamandir AB’ye girisin ortulu on sarti ‘Kurtler haric’ iken,

    […]

    Kurtlerle icerde ciddi bir ayrismaya yol acmak amaciyla ‘ozgurlestirme’lerin dayatildigini, bu yolda ‘gelisme’lere tesvik edildigimizi gozardi etmemiz bence dogru degil.

    Evet, bunlar tartisilabilir kanaatlerdir. Size, cikip da, belge takdim etmem de kolay degil. Dolayisi ile, size surece bakmanizi onermek zorundayim.

    AB’nin Guneydogu’ya –oradaki insanlarimizin refahini artirmak yolunda– herhangi bir yatirim onerisi oldu mu? Mesela, GAP projesine katkilari var midir? Baska herhangi bir ‘karin doyurucu’ faydalari olmus mudur?

    Diyelim ki, TC bunu istemedi [neden istemeyecegini iyi dusunmek gerekiyor], AB’nin TC’yi ikna edici manivelalari mi yoktu? AB’nin Guneydogu’ya yonelik proje kredileri vermek icin kaynagi mi yoktu?

    Baska bir suru imkani dahil, bunlarin hepsi elindydi. Yapmadilar.

    Peki ne yaptilar?

    Yillardir, sadece memnunsuzluk yaratmaktan baska?

    Nicin?

    Sizce nicin?

  16. metin - 31 Eki 2007 - 2:50 pm

    Muzmin Bey,

    Ne kadar özlemişim bu diyaloğu! Teşekkür ederim.

    Soyle de okuyabilirdiniz.

    Evet, öyle okursam itiraz etmem.

    Ama, bu olduktan sonra, ‘hepimiz Ermeniyiz’ demenin de geregi yoktu bence.

    O slogan da, tıpkı Dink’in sözü gibi çarpıtıldı -esasen çarpıtılmaya da çok müsaitti. Çok yazılıp çizildi, ben de tekrar etmek istemiyorum anlamını. Sizin bilmemeniz de düşünülemez, ama neden bilmiyor gibi yapıyorsunuz anlamak zor benim için gerçekten.

    Hrant Dink’e yasarken zerre kadar sahip cikmayanlar, oldukten/olduruldukten sonra onu sehit/aziz mertebesine cikardilar.

    İşte burada yerden göğe kadar haklısınız. Ne diyeyim…

    ‘ozgurlestirme’lerin dayatildigini

    Özgürleşme, dışarıdan dayatılsa DA, öz değerinden birşey kaybetmeyecek bir süreçtir. Benim itirazım buna. Yoksa -daha önceleri de birkaç kez sanırım altını çizmiştim- AB’nin ne düşündüğü, hangi amaçlarla hareket ettiği umrumda değil.

  17. Bulent Murtezaoglu - 31 Eki 2007 - 3:22 pm

    Muzmin bey, Simsek Guam’a gitmis midir, orada CIA’e mi calismistir ben bilmem. Guam’a Irak’tan bazi ABD’ye calisan Kurtlerin goturulmesi icin biraz bakindim 1996 diyor (Diyarbakir’dan gitmisler bu arada, yani ara durak orasi). Simsek zaten 1991′de Ingiltere’de gozukuyor, ABD buyukelciligine girmesi 1993. Yani 96 icin buldugum bilgi alakasiz olsa da ilk Irak harbinden hemen sonra bu isi yapmis olmasi mumkun gozukmuyor. 1997′de New York’a gocmus, ve baska islerde calismis. Bana 96′da veya 97′de evlenmis ve haniminin memleketine gocmus gibi geldi. Dolayisiyla on sene CIA’e tercumanlik yapti deniyorsa bu mumkun degil, 2003′te donen insanlarin 1996′da alinmis olmalari da on seneyi doldurmuyor. Sakin birisi bu Guam isini duyduktan sonra kalanina senaryo yazmis olmasin? ABD’nin konsolosluguna calisip, Guam’da bu islerle ugrasan ABD devlet personeli icinden biriyle evlenmek konu yapilabilir tabii. Oyle bir operasyonda Guam’da isdihdam edilmis olmak da. Onlara bir sey demiyorum ama anlatilan hikaye tutarsiz geldi bana.

  18. Bulent Murtezaoglu - 31 Eki 2007 - 3:37 pm

    Muzmin bey,

    Biraz daha baktim. Surada yazilana gore benim tahmin ettigim zamandan sonra, ve bir finansciyla evlenmis:

    http://www.milliyet.com.tr/2007/07/20/yazar/munir.html

  19. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 4:03 pm

    Metin bey,

    Ne kadar özlemişim bu diyaloğu! Teşekkür ederim.

    Bilmukabele.

    neden bilmiyor gibi yapıyorsunuz anlamak zor benim için gerçekten.

    ‘Hepimiz Ermeniyiz’ demenin ne denli pragma kaymasi oldugunun farkindayim. O kadar sert/keskin bir pragma kaymasina gerek var miydi sorusunda ‘evet, vardi’ diyemiyorum.

    Bunu diyemedigim zaman da, ‘dedirtildik’ demek zorunda kaliyorum. Ki, benim kanaatim odur.

    Gerek olmadigi halde dedirtilmis olmak pek de akilli olmadigimiza delil ise de; akil eksikligimize bu kadar uzun sure sahip cikmakla herhangi bir seyi telafi ettigimizi de dusunmuyorum.

    Elde ettigimiz yegane sey, zan altinda kalmak oldu. Hala daha da oyle.

    Eger aklimiz varsa, o zaman, neden zan altinda kalmagi tercih ettigimizi aciklamak zorundayiz. Yani, ne gibi bir cikarimiz var bu ‘zan altinda kalmagi tercih etmek’ten?

    Özgürleşme, dışarıdan dayatılsa DA, öz değerinden birşey kaybetmeyecek bir süreçtir. Benim itirazım buna. Yoksa -daha önceleri de birkaç kez sanırım altını çizmiştim- AB’nin ne düşündüğü, hangi amaçlarla hareket ettiği umrumda değil.

    Ozgurlestirme dedigimiz seyin de hizi, siddeti, zamanlamasi, seviyesi, amaci, susu busu onemlidir..

    Benim bir Ingiliz arkadasim vardi. Orada egitimci. Onun degerlendirmesini ozet olarak aktariyorum:

    Okullarda, eski Ingiliz sisteminin yerine, liberal gorus hakim oldugundan itibaren, ogrencilere birakin bir fiske vurmagi, sert laf da edilemez oldu. Ogrencilerin okuldan sogumasini engellemek idi gaye. Iyi ve insancil bir gayesi vardi tabii ki.

    Fakat, bu konudaki iflah olmaz ozgurlukculuk gayretleri oyle bir noktaya vardi ki, ogrenci ogretmeni dover hale geldi. Ogretmenin eli kolu bagli. Ogrenci ogretmene hakaret ediyor, ogretmenin eli kolu bagli. Ogrenci baska ogrencileri taciz ediyor (bully), ogretmenin ve idarenin eli kolu bagli…

    Sonuc?

    Sonucta, bircok okulda karmasa, ogrenci sultasi ortaya cikti. Dolayisi ile, ogretim sisteminin dumura ugrayacagi noktalara gelindi..

    Simdi..

    Guneydogu’da ozgurlukler verilmeliydi, ve verilmeli, tabii ki. Ama, sirf sesi cikarmaktan, catlak ses olmaktan oteye kimseye bir faydasi olmayan, fayda yerine zarar ve karmasa yaratan ozgurluklerin kime ne faydasi var?

    Ya da, dahasi, (ekonomik ya da diger) altyapisini hazirlamaksizin, simdi insanlarin kulagina hos gelecek fakat ilerde cok daha buyuk acilara yol acacak (ayrilik vb) turunden amaclara hizmet eden ozgulrukleri (yavas yavas da degil, apansiz) verdirtmek icin dayatmalarda bulunmak sizce gercekten iyi bir sey midir? Sorumsuzluk olmaz mi bu?

    Bu soruyu ben demagoji amaciyla sormuyorum. Cevabini da ‘ben, ozgurluk asigiyim; en kisa zamanda her turlu ozgurluklerin verilmesini istiyorum’ turunden beylik fakat onu arkasi dusunulmemis bir pasaj olarak beklemiyorum. [Yazarsaniz okumazlik etmem tabii ki; ama, yazmis ve topu baskalarina atmis (yani, tribunlere oynamis) olmaktan oteye bir faydasi olmaz diye dusunecegime emin olabilirsiniz demek istiyorum]

  20. metin - 31 Eki 2007 - 4:10 pm

    Muzmin Bey,

    Tahmin edebildiğim tahmininizin aksine (heh heh, ne komik oldu bu laf!), kısaca şunu söylemek istiyorum: Özgürlükle serbestiyi karıştırmamak lazım. Ben serbestiyi savunmam, özgürlüğü savunurum. Bu da sanıyorum ki sizin dediklerinize paralel düşer.

  21. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 4:28 pm

    Bulent bey,

    Guam’a Irak’tan bazi ABD’ye calisan Kurtlerin goturulmesi icin biraz bakindim 1996 diyor (Diyarbakir’dan gitmisler bu arada, yani ara durak orasi).

    Simsek zaten 1991′de Ingiltere’de gozukuyor, ABD buyukelciligine girmesi 1993.

    Yani 96 icin buldugum bilgi alakasiz olsa da ilk Irak harbinden hemen sonra bu isi yapmis olmasi mumkun gozukmuyor.

    1997′de New York’a gocmus, ve baska islerde calismis. Bana 96′da veya 97′de evlenmis ve haniminin memleketine gocmus gibi geldi.

    1993 ila 1997 arasinda nerede ne gorev yaptigini biliyor muyuz?

    Dolayisiyla on sene CIA’e tercumanlik yapti deniyorsa bu mumkun degil,

    Tabii ki degil.. ABD’nin, bir tek kisinin on sene boyunca tercumanlik yapmasini isteyecegini dusunmuyoruz herhalde.

    Orada bahsedilen, on sene [kadar] bu projenin surdugudur {ben oyle anliyorum}.

    Sakin birisi bu Guam isini duyduktan sonra kalanina senaryo yazmis olmasin?

    Bu da mumkundur. Ama, senaryo olmamasi da ihtimal disi degil.

    ABD’nin konsolosluguna calisip, Guam’da bu islerle ugrasan ABD devlet personeli icinden biriyle evlenmek konu yapilabilir tabii. Oyle bir operasyonda Guam’da isdihdam edilmis olmak da. Onlara bir sey demiyorum ama anlatilan hikaye tutarsiz geldi bana.

    1993 ila 1997 yillari arasinda ne nerede ne gorev yaptigini bilsek belki daha tutarli olabilirdi..

    Ama, hersey bir yana, kariyerinde ABD buyukelciliginde tercumanlik/ekonomistlik yapmak da olan birisinin bakan yapilmasini hala daha normal buluyorsaniz, I rest my case.

    But before I do, asagidaki linkleri de okumak isteyebilirsiniz belki:

    http://www.aksam.com.tr/yazarprn.asp?a=94714,10,5

    http://www.spothaber.com/haber.asp?id=62940

    http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=6046&Itemid=5

    Bu da, yukaridaki yazilara bir cevap denemesi…
    http://www.gazeteport.com.tr/YAZARARANIYOR/NEWS/GP_090880

  22. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 4:29 pm

    Bulent bey,

    Icinde 3-5 link verdigim icin size yazdigim cevap takildi. Fethi bey cozmesini bekleyecegiz.

  23. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 4:58 pm

    Bu arada, su yaziyi ve orada bahsedilen daha onceki 3 yaziyi da okumakta fayda olabilir.

  24. Bulent Murtezaoglu - 31 Eki 2007 - 5:48 pm

    Muzmin bey, [kalani tamam]

    Ama, hersey bir yana, kariyerinde ABD buyukelciliginde tercumanlik/ekonomistlik yapmak da olan birisinin bakan yapilmasini hala daha normal buluyorsaniz, I rest my case.

    Yok ben o konuda birsey demiyorum. Tabii buyukelciliklerin yerli personeli baska isler yapacak diye bir kural yok, o da ayri. Benim gordugum resim, bu adam onune cikan firsatlari sonuna kadar kullanmis ustune aldigi vazifeleri de yapmis oldugu seklinde. Ustune karanlik vazifeler almistir imasi var, ama verilen bilgiler o kadar garip duzenlenmis ve (ozellikle Altayli icin) yazilarda o kadar sacma laflar var ki bakandan cok bunlari yazan ve basanlarin karanlik taraflarini merak ediyor insan.

    Yalniz bosuna google filan ugrasmisim, o cevap tesebbusunde benim bulduklarim var. O da acayip bir yazi olmus tabii. Cevabi yazanin aklina Kurt oldugu icin ugrasiyorlar imasini yapmak gelmis de, bu adamin geldi geleli bir suru guclu gurupla papaz olmasindan dolayi aleyhinde yayin yapiliyor olabilecegi gelmemis. (Yahut firsat bu firsat yapmis, o da.) Ustelik googledan bile ulasilan yerlerde Guam’a goturulenlerin orada ABD’ye calisanlar oldugu yazarken, o cevap yazari da onu atlamis araba tamircisi hikayesini yazarken.

    Yani, dun bildigimden fazla pek birsey bilmiyorum ben. Siz biliyor musunuz?

  25. metin - 31 Eki 2007 - 5:48 pm

    Muzmin Bey,

    Evet, çok ilginç şeyler söyleniyor verdiğiniz linkteki yazılarda. Hepsinin üzerinde durup bi düşünmek lazım.

  26. metin - 31 Eki 2007 - 5:50 pm

    Verdiğiniz son linkten bahsettim. Yanlış anlaşılmasın.

  27. Bulent Murtezaoglu - 31 Eki 2007 - 6:38 pm

    Muzmin bey, o Samil Tayyar yazisini okudum. Tanimiyorum yazari, evvelki yazilarina da baktim. Suradan alinti yapiyorum:

    Derin mevzulara dalınca devletin derin dehlizlerinden ilginç mesajlar da gelmeye başladı: Dağlıca’daki PKK saldırısı sırasında iletişim araçlarına karartma uygulandığı doğru. Bu, teknik olarak ancak uydu aracılığıyla mümkün olabilir.

    RF ile ugrasan elektrik muhendisi filan var mi burada? Uydudan bu isin yapilabilmesi icin muazzam bir guc lazim gibi geldi bana, ve buyuk bir anten. Var mi boyle bir teknoloji? Belki bir km bile uzakta olmayan biriyle haberlesen bir askeri telsizi uydudan ‘jam’ etmek mumkun mu? Bana makul gelmedi ama zaman makinesine binip zamaninda calismadigim RF derslerini calismam lazim daha dogru durust birsey canlanmasi icin kafamda.

  28. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 7:15 pm

    Bulent bey,

    Tabii buyukelciliklerin yerli personeli baska isler yapacak diye bir kural yok, o da ayri.

    Baska isler.. Buyukelciligin malum islerinden BASKA isler demek istiyorsunuz herhalde..

    Benim gordugum resim, bu adam onune cikan firsatlari sonuna kadar kullanmis ustune aldigi vazifeleri de yapmis oldugu seklinde.

    Eee.. herhalde.. kimse, sirf harcamak amaci yoksa, beceriksiz birisini herhangi bir ise almaz.

    Ustune karanlik vazifeler almistir imasi var, ama verilen bilgiler o kadar garip duzenlenmis ve (ozellikle Altayli icin) yazilarda o kadar sacma laflar var ki bakandan cok bunlari yazan ve basanlarin karanlik taraflarini merak ediyor insan.

    Kimlerin ne vazifeler aldigina dair bilgileri ‘bilgi edinme yasasi’ filan gibi seyler cercevesinde istemek imkanimiz yok ABD’den..

    Ama, bazan yonetimde ortaya cikan cekismeler sonucunda ilginc seyler de cikmiyor degil. Bunlardan birisi de Valerie Plame [daha fazla bilgi icin Google lutfen]..

    Linkteki ‘Career’ basligi altini okursaniz, bu hanimefendinin resmen CIA icin calistigi yillar “2002′den sonrasi” olmasina ragmen, 90′larin basindan beri konsolos memuru, enerji analisti filan gibi gorevlerde bulundugu; 1991′de CIA tarafindan London School of Economis’e gonderildigi filan da yaziyor..

    Ilginc bir baska nokta da, daha sonra aciga cikmasinin musbebbibi olacak olan, mustakbel kocasiyla tanismasi.. Evet, mustakbel kocasiyla 1997 senesinde Turkiye’nin ABD Buyukelciliginin rezidansinda [yanlis yazmadim, Buyuklecinin evinde] verilen bir resepsiyonda tanisiyor…

    Nerden nereye..

    Bunlari niye yazdim?

    Hiiic.

    Yalniz bosuna google filan ugrasmisim, o cevap tesebbusunde benim bulduklarim var. O da acayip bir yazi olmus tabii.

    Yok yok.. En azindan, siz, ABD’ye gocenlerin uzun bir sure –ustelik de bir adada– ‘orientasyon’ egitimi aldigini yazmadiniz :P

    Cevabi yazanin aklina Kurt oldugu icin ugrasiyorlar imasini yapmak gelmis de,

    Kurt olmasi beni nicin ilgilendirsin? Hukumette baska Kurt mu yok?

    bu adamin geldi geleli bir suru guclu gurupla papaz olmasindan dolayi aleyhinde yayin yapiliyor olabilecegi gelmemis.

    Hangi gruplarla mesela?

    Yani, dun bildigimden fazla pek birsey bilmiyorum ben. Siz biliyor musunuz?

    Soyle cevap vereyim: Dunden daha az soru kalmadi aklimda..

    Bu arada, Fatih Altayli’nin sitesinde baska ilginc bir yazi daha var. Epeyi zamandir da orada. Kimse cikip ‘kaldirin su deli sacmasini!’ filan da dememis nedense..

    Abdi Ipekci ile ilgili soyledikleri ilginc –baska hicbir sey degilse bile.

    Okunmasini tavsiye ederim.

  29. Muzmin Anonim - 31 Eki 2007 - 7:18 pm

    Bulent bey,

    Yazarin konudan cok anlamadigi ortada. Dolayisi ile, yanlis intiba birakmis olmali sizde.

    Dikkatli okuduysaniz, baska bir yerlerde de baska bir uydunun kiralanmasi grektigini soyluyor.

    Dolayisi ile, dogrudan dogruya uyduya mudahale edilmis anlami cikariyorum ben.

    Yani, kirsaldaki askeri birlikler merkezle uydu uzerinden haberlesiyorlar. Uyduya mudahale edildiginde de haberlesmek imkansiz hale geliyor.

    Bu durumda oyle devasa antenlere filan gerek kalmiyor gibi.

    Ne dersiniz?

  30. Bulent Murtezaoglu - 31 Eki 2007 - 8:11 pm

    Muzmin bey,

    Baska isler.. Buyukelciligin malum islerinden BASKA isler demek istiyorsunuz herhalde..

    Allah da sizi guldursun.

    Evet, mustakbel kocasiyla 1997 senesinde Turkiye’nin ABD Buyukelciliginin rezidansinda [yanlis yazmadim, Buyuklecinin evinde] verilen bir resepsiyonda tanisiyor…

    Hay Allah, yahu ABD, Rus biz veya baska bir memleket olsun elciliklerin bu islere DE yaradigi konusunda suphe yok zaten. Ama bir TC hukumeti bakanina dogrudan bir baska devletin gizli servisine hizmet etmis/ediyor suclamasi yapilirken insan daha bir tutarli hikaye bekliyor en azindan. Bir de, buyuk ihtimalle (bunu bilmiyorum ama oyledir herhalde) yabanci temsilciliklerde calisan vatandaslarin MIT’de dosyalari vardir, uc bes imadan oteye giden bir hikaye varsa herhalde basbakanin bundan habersiz olmasi soz konusu degildir. Ayni sekilde, o Guam isinde oraya gidenler Diyarbakir uzerinden gitmisler. Devlet onlara da bakmistir, kim kiminle gidiyor diye de. Yani yapilan ima, ayni zamanda bilincli bir ihmal oldugu yonunde de. Ne bileyim? Oyle degil mi? Basbakani sevmek/sevmemek ayri sey, ama bunun vardigi yer hos degil. Bir de bir tane tutarli hikaye duyalim bakalim, once tutarsizini yazmayanlardan. Ben birsey demiyorum, Kemal Dervis icin denenler de ortada, onu getiren basbakanin sonradan soyledikleri de (ama bile bile yaptim demiyordu o).

    Kurt olmasi beni nicin ilgilendirsin? Hukumette baska Kurt mu yok?

    Yok siz degil, o cevap yazan adam yazmis bunu:

    http://www.gazeteport.com.tr/YAZARARANIYOR/NEWS/GP_090880

    Benim anladigim ‘Kurt diye ugrasiyorlar’a vardirtma cabasi ver orada hafiften.

    Hangi gruplarla mesela?

    Aklimda degil ama bir suru Mehmet Simsek fesmakani kizdirdi haberi cikiyor. Ticaret/sanayi odalari baskanlari, diger bakanlar filan olabilir.

    Soyle cevap vereyim: Dunden daha az soru kalmadi aklimda..

    Ha orasi muhakkak.

    [obur konu]

    Yazarin konudan cok anlamadigi ortada. Dolayisi ile, yanlis intiba birakmis olmali sizde.

    Hmm. Dogru, ben onu oyle okudum ama baska turlu de okunabilir. Dediginiz gibi yani.

    Yani, kirsaldaki askeri birlikler merkezle uydu uzerinden haberlesiyorlar. Uyduya mudahale edildiginde de haberlesmek imkansiz hale geliyor.

    Bu boyle midir hakikaten bilmiyorum ben, ama dediginiz makul geldi. Isin iyice dibini cikartalim, o intihar eden genc muhendisler ne uzerinde calisiyorlardi?

  31. cemal - 01 Kas 2007 - 12:17 am

    Sn. Simsek hakkinda karalama kampanyasi baslatildigi besbelli. Abdullah Gul’e ABDullah Gul diyen beyinsizlerden baskasi beklenemez. Merkez Bankasi’na secilen beyfendi icin soylemedikleri kalmamisti, evinin onunde ayakkabilar gosterildi filan, ki bu hareketlerle ilimli insan Deniz Gokce’yi bile kizdirmayi basardilar. Sonra Merkez Bankasi baskani da gitti dort basi mamur hukumeti dinlemeyen bir burokrat oluverdi!

    Bu pez**ler, insanlari kara guruh, birbirinden farksiz kitle olarak gormeye alisiktir, cunku kendileri oyledir. Fakat karsi tarafi kendilerine bakarak anlamaya ugrasiyorlar, en buyuk hatalari burada. Karsi taraf onlardan fersah fersah ileride ve cesitli.

  32. Muzmin Anonim - 01 Kas 2007 - 1:07 am

    Bulent bey,

    Isin iyice dibini cikartalim, o intihar eden genc muhendisler ne uzerinde calisiyorlardi?

    ‘Intihar eden’ genc muhendislerin ne uzerinde calistigi hakkinda cok sey yazildi cizildi; ama bu konuyla dogrudan iliskisi olmayabilir bence.

    Yani, sunu soyluyorum: Encryption uzerinde filan calistiklarini varsayalim (kuvvetle muhtemeldir; cunku encryption cok onemli bir konudur). Yani, iki (ya da daha cok nokta arasinda) nokta arasindaki iletisimde ‘man-in-the-middle’ probleminden sakinmak icin calisiyor olsunlar. Depending on who that ‘man’ in the middle is, bu tur bir faaliyet kisinin idam fermanina yol acabilir tabii ki –aradan cikmak istemeyenlerin issue edecegi bir fermandan bahsediyorum.

    Fakat, encryption (and hence man-in-the-middle problem) is only meaningful when you have some means to establish (or access to) a connection channel(s) betweeen/amongst the parties.

    ‘Zor oyunu bozar’ derler.

    Birileri cikip sizin iletisim kanalinizi kullanilmaz hale getirirse, encryption filan bir ise yaramaz, malum.

    Benim, o yazidan anladigimdan yola cikarak, tahminim, yapilan da odur. Yani, iletisim kanali tikanmistir.

    Bunun da, baska bir uydu kiralama ile halli aslinda palyatif bir cozumdur bence.

    Benim aklima gelen tek anlamli cozum, radara yakalanmayan UAV filan seyler kullanip, bu UAV’lerle laser vb gibi yontemlerle iletisim kurmak. Orasi oyleir de, gokyuzunde cim-karninda-bir-nokta bile sayilamyacak bir UAV’ye laseri hedeflemek, bunu da muharebe ortaminda, hareket halinde ve her turlu hava sartinda saglamak ne kadar kolaydir bilemiyorum.

  33. Muzmin Anonim - 01 Kas 2007 - 1:11 am

    Cemal bey,

    Sn. Simsek hakkinda karalama kampanyasi baslatildigi besbelli.

    Yazinizin, bu cumelsi dahil, herhangi bir yerini muhatap almiyorum; ama soyleyecegim bir iki sey var:

    Bazi makamlar vardir ki, o makamlara gelmek sozkonusu oldugunda, kisi masumiyetini ispatlayincaya kadar once sucludur.

    Yani, hakkinda herhangi bir saibe dahi olMAmalidir.

  34. Muzmin Anonim - 01 Kas 2007 - 1:21 am

    Bulent bey,

    Hay Allah, yahu ABD, Rus biz veya baska bir memleket olsun elciliklerin bu islere DE yaradigi konusunda suphe yok zaten.

    Kimseye leke isnad edecek degilim; ama, tamam Wilson bir Buyukleci idi, orada olmasi normal. Plame’nin orada olmak icin ne gibi bir sifati vari acaba?

    Ama bir TC hukumeti bakanina dogrudan bir baska devletin gizli servisine hizmet etmis/ediyor suclamasi yapilirken insan daha bir tutarli hikaye bekliyor en azindan.

    Evet, bunu ben de beklerdim.

    Ama, benim bekledigim baska bir sey daha var: Temelde sadakat uzerine bina edilen seylerde, sadakatsizlik imasi dahi verecek seyler varsa, o kisiyi degerlendirmek durumunda olan kisilerin daha dikkatli olmalari gerekir..

    Bir de, buyuk ihtimalle (bunu bilmiyorum ama oyledir herhalde) yabanci temsilciliklerde calisan vatandaslarin MIT’de dosyalari vardir, uc bes imadan oteye giden bir hikaye varsa herhalde basbakanin bundan habersiz olmasi soz konusu degildir.

    Insallah dediginiz turden dosyalar vardir.

    Keske var olsa deMEmek icin kendimi zor tutuyorum.

    Cunku, bizde bu dediginiz teskilatlarin geleneksel gorevleri icerdekileri takip etmek olmusur hep.

    Ayni sekilde, o Guam isinde oraya gidenler Diyarbakir uzerinden gitmisler. Devlet onlara da bakmistir, kim kiminle gidiyor diye de. Yani yapilan ima, ayni zamanda bilincli bir ihmal oldugu yonunde de. Ne bileyim? Oyle degil mi?

    Sadece ihmal olmak zorunda degil. Sorulmamis da olabilir. Elde belge var fakat verilmemis de olabilir. Sorulmus ve problem yok da olabilir. Simdilik sorun yok da bir baska alternatif olabilir.

    Her hal u karda, bizdeki istihbaratin ekonomik konulara egilebildigini hic sanmiyorum.

    Basbakani sevmek/sevmemek ayri sey, ama bunun vardigi yer hos degil.

    Mesele Basbakan da degil ki.. O da bir insan sonucta.

    Dervis’i getirten Ecevit’e kim ne kadar bilgi verebilmisti ki?..

    Bir de bir tane tutarli hikaye duyalim bakalim, once tutarsizini yazmayanlardan. Ben birsey demiyorum, Kemal Dervis icin denenler de ortada, onu getiren basbakanin sonradan soyledikleri de (ama bile bile yaptim demiyordu o).

    Tutarli hikayeden once, ben bu isin kendisinde tutarsizliklar goruyorum. Saglamada tutmuyor. O yuzden uzerine egilmek ihtiyaci duyuyorum.

  35. Bulent Murtezaoglu - 01 Kas 2007 - 12:38 pm

    Muzmin bey,

    Ama, benim bekledigim baska bir sey daha var: Temelde sadakat uzerine bina edilen seylerde, sadakatsizlik imasi dahi verecek seyler varsa, o kisiyi degerlendirmek durumunda olan kisilerin daha dikkatli olmalari gerekir..

    Bu gercekci bir beklenti degil (hayrolsun? bana nasil dustu bunu soylemek?). Politikaci denen mahlukatin davranislari boyle olmuyor, kamuoyu denen sey tarafindan ne kadar genis bir kaba konurlarsa, o kadar genis bir sekil aliyorlar. Cemal beyin verdigi ornekteki turden soytari muhalefet bu kabi gayet genis tutmaya da yariyor. Kisa vadedeki sonuclar da kisitlayici belki, ama uzun vadedekiler ve oldugu sekliyle gorunmeyen sonuclar kisitlayici degil.

    Bu bakan nedir ne degildir bilmem ben, sizin akliniza ne soru geliyorsa benim de aklima onlar geliyor herhalde. Bence daha onemlisi gozumuzun onunde cereyan edenler: devletlerin global finansla kucak kucaga olmalarinin, bu duzenin dogurdugu dev sirketlerde calismanin sadece ‘o isi bulmus onu yapiyormus’ diye degil bu iliskiler yuzunden devlet gorevi icin has CV olarak algilanmasinin pek tepki cekmemesi. Muazzam bir para hokkabazligi sektoru var pekala da baska faydali islere yarayabilecek beyinleri, baska yatirimlara gidecek varliklari ceken. Ben bunu tekin bulmuyorum. (Devletlerin para ve maliye polikalarinin bu derece belirleyici oldugu bir ortama serbest piyasa denerek ‘eh liberalizm iste’ denmesini de anlamiyorum. Gayet faal dev oyuncular ordu ve muhur sahibi olanlar, nesi serbest bunun?)

  36. FST - 01 Kas 2007 - 2:21 pm

    Merhaba,

    Adı geçen bakan ile ilgili burada ilk yazılar yazıldığında itiraz “çifte vatandaş olduğu halde nasıl bakan yapılır” şeklinde daha basit ve prensibe dönük değil miydi? Ajanlık vs. yeni gelişmeler. Sanki konu biraz sapmış gibi, ya da ben mi biryerleri kaçırdım?

  37. Muzmin Anonim - 01 Kas 2007 - 8:22 pm

    Bulent bey,

    Bu gercekci bir beklenti degil (hayrolsun? bana nasil dustu bunu soylemek?).

    :)

    Hakikaten. Bu lafi duyacagim hic aklima gelmezdi.

    Hele de sizden :P

    Neden mi?

    Soyle soylemegi deneyeyim:

    Tamam, anladik, devir degisti. Hepimiz, bu ulke insanlari, birer Utopia sakini oluverdiler, John Lennon ‘un tahayyul ettigi gibi bir arafta yasiyorlar –imagine there’s no borders etc.– ve ben farketmemisim.. Dolayisi ile, devlet filan gibi seylerin anlami da kalmamis.. Hayat bayram olmus falan filan..

    Oyle ise, izin verin de soyle diyeyim: Farzedin devasa bir sirketin ortaklarindansiniz. Sirket yonetim kurulna, sizin rakip sirketlerinizden birisini aldilar. Adam da, sirket maliyesinden filan sorumlu olacak. Sirf bir yonetim kurulu uyesi filan da degil, ayni zamanda icra gucu de olan bir mudur yapildi.

    Fakat, adam bir onceki sirketten istifa dahi etmemis.. Oradaki odasini bosaltmmais bile..

    Sizin sirketteki odasinda da, ikidebir, bir onceki sirketinden adamlar girip cikiyor. Ne konustuklarini bilmiyorsunuz…

    Simdi.. Siz sayin devasa sirketin ortagi.. akliniza hic bir sey gelmez mi? John Lennon sarkilari soyleyerek mi avunursunuz?

    Eger boyleyse, sizden iki sey rica edecegim:

    Bir. Sirketinizin adresini verin de biraz da biz olelim.
    Iki. Her ne cekiyorsaniz bana da verin de ben de kafayi bulayim. Sirf muzik yetmiyor da..

    :)

    Politikaci denen mahlukatin davranislari boyle olmuyor, kamuoyu denen sey tarafindan ne kadar genis bir kaba konurlarsa, o kadar genis bir sekil aliyorlar.

    Bu her iki anlamda da boyle degil mi?

    Cemal beyin verdigi ornekteki turden soytari muhalefet bu kabi gayet genis tutmaya da yariyor. Kisa vadedeki sonuclar da kisitlayici belki, ama uzun vadedekiler ve oldugu sekliyle gorunmeyen sonuclar kisitlayici degil.

    Anlamadim. Kiistlayici olmayan nedir? Mesrebi genislerin varligi aldatilmayi mi engelliyor; vurdumduymazlik aldatilmagi engeller mi?

    Bu bakan nedir ne degildir bilmem ben, sizin akliniza ne soru geliyorsa benim de aklima onlar geliyor herhalde.

    Fakat, aklima gelen sorular bana cok rahatsiz edici geliyor.

    Bence daha onemlisi gozumuzun onunde cereyan edenler:

    Bunu bir olcek alirsaniz, gor(e)mediklerimizin boyutlarinin daha rahatlatici olacagini soyleyemiyorum.

    devletlerin global finansla kucak kucaga olmalarinin, bu duzenin dogurdugu dev sirketlerde calismanin sadece ‘o isi bulmus onu yapiyormus’ diye degil bu iliskiler yuzunden devlet gorevi icin has CV olarak algilanmasinin pek tepki cekmemesi.

    Evet, bu da var.

    Muazzam bir para hokkabazligi sektoru var pekala da baska faydali islere yarayabilecek beyinleri, baska yatirimlara gidecek varliklari ceken. Ben bunu tekin bulmuyorum.

    Tabii ki tekin degil…

    Parcacik fizikcilerinin bir aralar Wall Street’te calismasi gibi.. Tevekkeli pek bir ise yaramadilar, ama ya yarasaydilar..

    Onlar yaramadi, fakat yarayanlar var pekala.

    Kravatli soygunculuk, nedense, makbul oluyor.

    (Devletlerin para ve maliye polikalarinin bu derece belirleyici oldugu bir ortama serbest piyasa denerek ‘eh liberalizm iste’ denmesini de anlamiyorum.

    Ditto.

    Fakat, bundan daha da beteri, baska devletlerin sadik bendelerini bizim bas edinmemiz degil midir?

    Gayet faal dev oyuncular ordu ve muhur sahibi olanlar, nesi serbest bunun?)

    Vurdumduymazligi?

    :P

  38. Muzmin Anonim - 01 Kas 2007 - 8:27 pm

    Fethi bey,

    Adı geçen bakan ile ilgili burada ilk yazılar yazıldığında itiraz “çifte vatandaş olduğu halde nasıl bakan yapılır” şeklinde daha basit ve prensibe dönük değil miydi?

    Evet. Oyleydi. Hala daha oyle.

    Ajanlık vs. yeni gelişmeler. Sanki konu biraz sapmış gibi, ya da ben mi biryerleri kaçırdım?

    Konu sapmadi. Ajan oldugunu soyleyen varsa bile o ben degilim.

    Fakat, vatandas olMAmanin neler ifade edebilecegine dair bu da iyi –fakat extreme– bir ornektir.

    Baskasina sadakat yemini etmis birisi ajan olsa ne olmasa ne?..

    Ya da, daha isabetli bir soru soracak olsam, soyle sorabilirdim:

    Baskasina sadakat yemini etmis birisine ajan demeseniz ne farkeder? Sonucta sadakatinin geregini yerine getirdiginde, yaptigina ne diyeceksiniz?

  39. Bulent Murtezaoglu - 02 Kas 2007 - 7:17 am

    Muzmin bey,

    Sizin sirketteki odasinda da, ikidebir, bir onceki sirketinden adamlar girip cikiyor. Ne konustuklarini bilmiyorsunuz…

    Bu zaten oluyor diyorlar. Yani yeni ise baslayan adam degil mesele. Bu nasil is demistim evvelce.

    Anlamadim. Kiistlayici olmayan nedir? Mesrebi genislerin varligi aldatilmayi mi engelliyor; vurdumduymazlik aldatilmagi engeller mi?

    Kisitlayici olmayan politikacinin davranisi uzerinde vadedeki muhtemel veya kesin sonuclarin etkisi (diger dedigime ek olarak). Yani ‘nasil buna musade ederler’ sorusunda aslinda politikaciya o derece genis olmasi icin saglanan sartlari da sorguluyorsunuz (hatta belki sadece onlari).

    Kravatli soygunculuk, nedense, makbul oluyor.

    Guc para vs. sahibi olmak kaynak filandan bagimsiz, kendi basina makbul oldugu icin boyledir belki. Ben bunu banka batirmis (ama is hayatina devam eden, hatta belki o kaynaktan dolayi devam edebilen) adamlara gosterilen ilgide de goruyorum biraz.

  40. Bulent Murtezaoglu - 02 Kas 2007 - 7:30 am

    Muzmin bey, suna da elleyeyim:

    Baskasina sadakat yemini etmis birisine ajan demeseniz ne farkeder? Sonucta sadakatinin geregini yerine getirdiginde, yaptigina ne diyeceksiniz?

    Insanlar bunu boyle gormuyor. Yemini eden de, ettigini bilen yetkili de, seyreden de ciddiye almiyor. Bunun boyle oldugunu goruyoruz, dindar cevreler bile ciddiye almiyor bunlari belli ki. Ben galiba tutucu oldugum icin rahatsiz oluyorum biraz bu halden, ama yapana kizmam, sirf o yuzden suphe de etmem. Daha rahatsiz edici olan, bence, islerin bu derece dibi cikmisken hala yemin toreni vs. yapilmasi politikacilara. Boyle insanlar olduysak (ki belli ki durum o) bari mizansen yapmayalim. Agizdan cikan lafin bir degeri kalmadigi gibi, agizdan cikan lafin bir degeri kalmadigini bile bile torenle buyuk laflar edip/ettirip bunu gozumuze sokup isi iyice garip hale getiriyoruz.

  41. afşar - 05 Kas 2007 - 1:25 am

    “akıl almaz” falan diyeceğim. biri de “akıl derken?” diye soracak.

    yalnız şu da var.. şeytanın avukatı gibi olacağım ama…

    şehirlerde uzun zamandır kendi içine kapanıp aşiret kalabalığına dayanarak yer yer şiddete başvuran, bu şekilde alışverişleri etkilemeğe kalkan, mesleki mafyalar kuran, haraç kesen grupların ( ki bazılarına benim de bizzat şahit olduğum) varlığını ne yapacağız?

    yağmacı alçakları tutup da savunacak halimiz elbette yok ama artık büyük şehirlerin niteliksiz iş mafyalarının, girilemeyen mahallelerinin toplumda nereye kadar tolere edilebileceğini, görmezden gelinip gelinemeyeceğini ciddi şekilde düşünmek zamanı gelmiş midir?

  42. BirBilgi - 27 Ara 2007 - 7:29 am

    Sitede emegi gecen herkese tesekkurler

    http://www.1bilgi.com

    Sizleride sitemize bekliyoruz

    Nice yillara…

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş