Ekim 2007 Arşivi

En Büyük Kriter

FST 23 Ekim 2007

Buzda dans yarışması yeniden başlamış, geçen dönem biz de burada yorumcularla konuyu ele almış, çok ilginç sayılabilecek yorumlar (özellikle bu ve takip eden iki yorum) yapmıştık. Az evvel gidip okudum, hakikaten medya duysa bu işten çok para kazanılabilecek “çamur güreşi” teklifi filan var. Neyse, buzda yeni sezon açılıyor ama dansçıların biri var ki, diğerleri arasından seçilivermiş. Kadrolu TRT memuru, Türk Sanat Musikisi sanatçısı Umut Akyürek hanım özellikle kıyafetiyle “dikkat çekmiş” ve konuyla ilgili de şu açıklamayı yapmış:

Mayo giymeyi reddeden, diğer yarışmacıların aksine daha kapalı kıyafetle kayan Akyürek, “Bu programa davet edildiğimde en büyük kriterimin mayo giymemek olduğunu söyledim. Kendi sınırlarım içinde buraya layık olmaya çalışacağım. Ben TRT sanatçısı gibi davranıyorum” dedi.

Demek buzda kayabilmek için mutlaka açık kıyafet giymek gerekiyormuş. Sebebini bilen var mı? Misal rahat bir tişört ve eşofmanla buzda kayılmaz mı? Sadece bilmediğimden soruyorum, hemen gerici olduğumu ileri sürmeyin. Sonra Umut hanımın kıyafeti dahi kapalı sayılıyorsa yarışmanın açıklık anlayışı epey radikal anlaşılan. Bir de mayo lafı geçiyor haberde, bu mayo denen şey denizde, havuzda giyilmez mi, adı üstünde soğuk olan buzda kayarken insanlar neden mayo giysin?

Umut hanım hakikaten prensip sahibiymiş, mayo giymeme kriteri kendisinin hakiki bir TRT sanatçısı olduğunu gerçekten gösteriyor. Ancak Hürriyet gazetesi sanki kendisini bu davranışı sebebiyle biraz tutucu ve dinci görmüş gibime geliyor. Bence de çağdaş bir kurum TRT çalışanı olarak bu tür ayrıntılara takılıp gericilere prim verdirmemesi yerinde olurdu. Ne çare, prensipler. Konuyla ilgili aklıma gelen sorular:

1. TRT çalışanları hala çift maaş mı alıyor, bir ara “bu ne, ne iş yapıyorlar da çift maaş ödeniyor” diyen başbakanı dava ediyorlardı, sonuçlandı mı?

2. Buzda haşema ile kaymak serbest mi?

3. Buzda mayosuz kaymak serbest mi?

4. Yarışma hangi kanalda çıkıyor, Müzmin bey ilgilenebilir.

Popularity: 25% [?]

Sessiz Devrim mi?

FST 23 Ekim 2007

Terör olayına dalıp gidildiği bir sırada cereyan eden şeylere bakar mısınız? Artık referanduma göre cumhurbaşkanını halk doğrudan seçecek, bürokrasi ve onunla uyumlu siyasiler 367 türü maskaralıkları kullanamayacak. Anayasa Mahkemesine Özal’ın atadığı muhalif Haşim Kılıç seçildi. 22 Temmuz şoku ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığının ardından bu gelişmeleri neye yormak lazım? Üstelik sırada YÖK ve yüksek yargıdaki atamalar var. Ne oluyoruz? PKK saldırıları ile konunun bir ilişkisi olabilir diyenler var, bunları da iki türlü okumak mümkün. Öncelikle PKK AKP’nin önünü kesmek için saldırıp referandumu baltalamaya çalıştı ama bunda başarılı olamadı denebilir. Bu bana çürük bir mantık gibi görünüyor. İkincisi ise muhalifler referandumu eleştiremesin diye ortalığı ayağa kaldırmak gerekiyordu, PKK bilerek veya bilmeyerek buna alet oldu denebilir. Nitekim kimse ne referandumdan ne de Haşim Kılıç’tan veya diğer bürokratlardan söz etmiyor. Bir tek Hürriyetteki şu yorum dikkatimi çekti, herkes bizim gibi uykuda değil:

tehlikenin farkındayım (’krmclh’ tüm yorumları)
22/10/2007 - 13:41
bu şahıs tarafsız olamaz..evet önyargılıyım..

Tarafsız olamaz derken, “bizim taraftan olamaz” demek istiyor herhalde.

Popularity: 16% [?]

Oyun mu oynuyoruz

FST 23 Ekim 2007

350 genç kızımız askere alınmak için şubeye başvurmuş. Levent Kırca da “Gerekirse bu yaşta elime silah alıp yeniden askere gidebilirim” demiş. Tepkileri bir yere kadar anlamak mümkün ama işin tadını kaçırmamak lazım. Sazlı sözlü eğlenceleri kesmek, şehitlerin hatırasına saygı duymak hepimizin vazifesi, kalabalık gruplarca sessiz protesto yürüyüşleri de anlaşılabilir. Ama, millet oradaki askerle dalga mı geçiyor, erat ve subayların canı burnunda bunlar şık elbiseler içinde kuyuruğa girmiş laf olsun diye asker yazılacağız diyorlar.

Asker olmayacağınızı bildiğiniz için, şov olsun diye bu işi yapmıyorsanız, sıkıysa birer otobüs tutun Hakkari yoluna düşün, orada sivil gönüllü olarak çarpışın. Kuzey Irak’a girmeye pek hevesli olanları tutan yok, devletten gizli, hatta el altından destek alarak gitmenize engel olan mı var? Türk askerinin sayı ve techizat yönünden bir eksiği mi var ki millet askere yazılmak için sıraya giriyor? Oyun mu oynanıyor burada, hayret bir vakıa. Ortalıkta bir de uzman ordusu var, kimi dağın taşın jeolojisini anlatıyor, kimi genelkurmaya akıllar veriyor. Azıcık aklın varsa git bir baltaya sap ol, Genelkurmayın senin aklına ihtiyacı olsa çağırır sorar zaten. Ne yalaka medyaymış be, adamı deli ederler.

Dün bir gazetede emekli diplomatın “teröristler biz oraları bombalarken saz çalıp eğleniyorlar” dediğini okudum. Muhtemelen bu tür gelip geçici eylemlere de gülüyorlardır. Aklı başında insanlar medyanın istismar ettiği şehit cenazelerinin PKK ekmeğine yağ sürdüğünü söylüyorlar. Özellikle bizzat genelkurmay başkanı “lütfen bu görüntüleri televizyona aksettirmeyin, düşmanı sevindirmeyin” dediği halde televizyonlar acılı ailelerin dramından rant toplamaya, insanları kışkırtmaya çalışıyorlar.

Nedense bir protestonun suyunu çıkarmayı biliriz, devlet erkanından ortalama vatandaşa kadar herkes senelerdir aynı tekerlemeleri söylemeyi, nutuk ve sloganları atmayı protesto zannediyor, artık kulaklarımız bunu dikkate bile almaz hale geldi. Bu işlerde icraat lazım, teröriste kendi silahıyla karşı konurken, sokaktaki vatandaşın derdine de kulak vermek gerekir. Aslında hem asker hem de sivil yetkililer bu işlerde epey mesafe de aldı, belki de PKK’nın korktuğu da bu olumlu gelişmeler. Diğer taraftan gaza gelinerek yapılan protestolar giderek şu şiirdeki bildiri yayınlamalar gibi anlamsızlaşıyor. Benden söylemesi.

Haberler Bülteni

Bizim köyde üç beş çocuk
Bir bildiri yayınladı
Arkasından büyük küçük
Bir bildiri yayınladı

Bildiriler oldu moda
Bol bol okunur radyoda
Solak uysal var ya o da
Bir bildiri yayınladı

Dediler ki olmaz bu iş
Hatalıdır sağdan gidiş
Heybetlendi sağır İbiş
Bir bildiri yayınladı

Odun, tezek, gübre, saman
Kızdılar aman da aman
Hepsi birden dün bu zaman
Bir bildiri yayınladı

Ne kilim koydu ne hasır
Her tutumda buldu kusur
Kiralanmış kirli nasır
Bir bildiri yayınladı

Reformlardan etti sözü
Kabuğa mimledi özü
Satılmışın döndü gözü
Bir bildiri yayınladı

Soba, mangal, çömlek, çanak
Kızılları karasinek
Tek boynuzlu uyuz inek
Bir bildiri yayınladı

Kırk yıllık hırsız kediler
Asar keseriz dediler
İkiler, dörtler, yediler
Bir bildiri yayınladı

Sağa çatan, sola çatan
Nutuk çekip göbek atan
Arsız Agop, köksüz Vartan
Bir bildiri yayınladı

Yorum

Kıymet vermeyin merete
Kökünden bozuk TRT
Selam kahraman Mehmete
Bir bildiri yayınladı

Hırsız kedi sofra sürür
İtler ürür kervan yürür
Karakoç’um gümbür gümbür
Bir bildiri yayınladı

Abdurrahim Karakoç

Popularity: 25% [?]

Gelsin Puanlar

FST 22 Ekim 2007

Yazılara puan verilebiliyor, hayırlı olsun. Herhangi bir yazıya 5 puandan aşağı verenlerin IP takibi yoluyla tespitinin yapılıp bir daha siteye sokulmayacağını söylememe dahi gerek yok. Dolayısıyla tüm yazılar eşit puanlı olacak ama ne yapalım, maksat müşteriye hizmet.

Popularity: 18% [?]

Neden Ümitliyim

FST 22 Ekim 2007

Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu konusunda çok şey yazıldı, ben gazetelerde okuduğum şeylerden memnunum, artık yangına körükle giden malum yerler dışında aykırı sorular, “Durun!Bu kadar basit olmamalı”, “12 asker böyle belalı bir yerde nasıl pusuya düşer, bu gençlerin hesabı verilmeyecek mi” sözleri de çokça işitiliyor. Aklı havada gençlere “haydi aslanlarım, en yakın Kürt mahallesini basıp cennetin anahtarını cebe atın” yerine “oturun oturduğunuz yerde, haddinize düşmemiş, maaşlı asker ve polis dururken size ne oluyor” diyen aklı selim de dikkat çekiyor. Öte yandan şu haber ve resme bakın, Şırnak’ta anahtar teslim iş yapan bir Çin firması ve halinden memnun tam 450 Çinli işçi. Haberde şöyle denmiş:

Cudi Dağı eteklerinde yer alan Silopi ilçesine bağlı Görümlü ve Çalışkan köyleri arasında Silopi Elektrik Üretim A.Ş tarafından 2006 yılı içerisinde yapımına başlanan Silopi Termik Santralındaki çalışmalar sürüyor. Silopi Elektrik A.Ş’nin yapımını anahtar teslim anlaştığı Çin CMEC firması yaklaşık 1,5 yıl önce getirdiği Çinli 450 işçiyle, santralın yapımını 2009 yılı başında tamamlamaya çalışıyor.

[…] Santraldaki Türk işçilerle uyum içerisinde çalıştıklarını, tek yaşadıkları sıkıntının Türk yemeklerine uyumun olduğunu ifade eden işçiler, ”Damak tadımız farklı olduğu için kendi yemeğimizi Çinli aşçılarımız yapıyor. Türk işçilerle iyi diyaloğumuz var. Türkler çok sıcak kanlı izinli günümüzde Şırnak ve Silopi’yi geziyoruz. Burada bulunmaktan çok mutluyuz” ifadelerini kullanıyor.

Santralde çalışan Şırnaklı işçiler ise yörenin terör olaylarıyla anılması nedeniyle insanların bölgeye gelmeye çekindiğini belirterek, şöyle konuştular: ”Şırnak huzurlu bir kent. Bir yılı aşkın süredir 450 Çinli binlerce kilometre uzaktan gelip burada çalışıyor. Bu bölgeye gelmeye çekinenlere bu örnek olsun. Herkes Şırnak’a rahatlıkla gelip güven içerisinde kenti gezebilir. Kısa sürede birbirimize alıştık. Çinlilerle işaretlerle anlaşıyoruz. Ancak, hepimiz bir kaç kelime Çince, onlar da Türkçe öğrendi. Çinli işçilerle anlaşamadığımız konulardan biri yemekler. Farklı yemek kültürleri var. Yemeklerinde aşırı miktarda sos ve sarımsak kullanıyorlar.”

Şırnak’ta birkaç kelime Çince öğrenen muhtemelen Kürt vatandaşımız ve Kürtlerden Türkçe öğrenen, (ama yemeğe adapte olamayan) mütebessim Çinliler. Globalleşme dedikleri şeye ilginç bir örnek de bu olsa gerek. Şu manzara bölgenin bir daha eskiye dönmeyeceğine dair inancımı pekiştiriyor. Haydi MHP ve DTP, Kuzey Irak’ı da gayrı resmi sınırlarımıza katma günüdür. Misak-ı Milli ille de dikenli tel sınırıyla olmaz, Kuzey Irak’taki ticaret ve sanayide Türk şirketlerinden avantajlısı yok, Kürtcell, Kürt Havayolları, Kürt Telekomu fethedip Kuzey Irak’ı ele geçirelim.

Olmaz diyen mi var, yok deyen beri gelsin.

Popularity: 17% [?]

Sorular

FST 22 Ekim 2007

Aklıma takılan sorular var. Mesela;

- PKK’nın saldırısında şehit olan asker sayısı 12 değil de 2 olsaydı bu kadar gürültü olacak mıydı? Yurdun dört yanında insanlar DTP binalarını yağmalayacak, nümayişler yapılacak mıydı?

- Atalarımız öfkeyle kalkan zararla oturur demişler. Karşımızda belli bir güç mü var da “gidelim vuralım” diyoruz? Askerimiz burada şehit olunca başka, Kuzey Irak’ta, sınırlarımız dışında ölünce daha mı başka olacak? Orada ölene daha mı az ağlayacak ana babası? “Benim evladımın ne işi var elin toprağında” diyen ana babaya dava mı açılacak?

- Kuzey Irak’a girersek veya ABD’nin şimdi yaptığı gibi herkesi terörist sayarak köyleri bombalarsak orada telef olacak masum insanlar, çocuklar vs. konusunda kimsenin vicdanı sızlayacak mı? Öyle değilse ne demeye ABD köyü füzeyle vurup 50 kişi öldürünce kızıyoruz da “canım ne yapalım teröristleri vurmuş, kurunun yanında yaş da yanar” demiyoruz?

- Bazıları gönüllü asker yazılmak için askerlik şubelerine başvuruyormuş. Türkiye’de asker eksikliği mi olduğu düşünülüyor? Yahut askerimiz, subayımız beğenilmiyor mu? Askeriye işi ciddiye alıp “tamam gelin bakalım” deyip bu arkadaşları cepheye sürme niyeti bildirse gönüllü birliklerden geriye kalan olacak mı? Tepkileri anlıyorum ama Türk halkını biraz tanıyorsam, gerçekçiliğinden şüpheliyim.

-(Bunu eklemeyi unutmuşum) Terör bölgesinin göbeğinde en teyakkuzlu olması gereken koca bir askeri birlik nasıl bu kadar kolay pusuya düşer, nasıl bu kadar şehit verilir? Dün akşam bir yerlere mesaj olarak da gönderdim, terörle mücadelede uzmanlaştığı söylenen askerimiz nasıl bu kadar kolay av olabiliyor? Subaylardan, astsubaylardan, daha yukarıdaki komutanlardan hesap soran yok mu? Tamam pusudur, yapacak fazla birşey yok ama el insaf, arka arkaya bu kadar da olmaz ki?

Akıl tutulmasına uğrayacak sıra değil. DTP-MHP başta masaya oturup aklı selim ile bu işi artık bitirmek lazım. Türk-Kürt fark etmez, ipsiz gençleri meydanlardan geri çekmek lazım, kitlelerin aklı yitiktir, bu başıboş silahın nereye nasıl yöneleceğini bilemeyiz. Çözümler büyük krizler sonrasında daha sağlam olur, ben bu krizin bir çözüme ulaşacağı konusunda iyimserim. Yeter ki temel sorular tabu sayılmadan korkusuzca sorulabilsin.

Popularity: 18% [?]

Sitede Düzenleme

FST 21 Ekim 2007

Bazı düzenlemeler yaptım, öncelikle yorumları da aramaya dahil ettim, bir de yazılara puan verebiliyor olmanız gerekiyor (gerçi çalışıyor mu anlayamadım). Bunun dışında çok okunan yazılar, anket, kaç kişi online türü şeyler de ekledim. Arama ve puanlamayı deneyip bilgi verirseniz memnun olurum. Bir de anket önerebilirsiniz.

Popularity: 21% [?]

Kürt Meselesi

FST 21 Ekim 2007

Bir önceki yazıda PKK terörünün son çırpınış olmasını temenni ettiğim saldırganlığından bahsetmiş, silah çekene karşı demokrasi vs. laflarıyla gül uzatmanın gaflet olacağını vurgulamıştım. Konuyla ilgili Temmuz ayı sonunda seçim sonuçları analizi çerçevesinde bir yazı yazmıştım. Orada PKK ve Kürt meselesine tartışmalarda değinmişim. Bir ölçüde bugünkü durumla da ilgili, yeni bir yazı yazmaktansa buraya aktarmak istedim. Afşar beyin şu linkteki yorumuna binaen yazmışım. Konu MHP ile ilgiliyken genel olarak Kürt meselesinden de bahsedilmiş. Yazı şöyle:

[…]Kürtlerle ilgili mesele elbette çok yönlü burada şunları akılda tutmak gerek:

-Öncelikle Türkiye Kürtlerinin Türkiye Devletinden ayrılma konusunda istekli oldukları net değildir, ayrılmanın kendileri açısından çok ağır bedelleri olur. Türkiye Irak, İran veya Suriye’ye göre nispeten daha oturmuş kurumlara sahip, eli yüzü düzgün bir ülkedir. Bunu Kürtler de iyi biliyor, ayrılık lafı eden Türkiye içinde zaten pek yok, edenler de bunu başka menfaatler için ediyordur.

-Bölge halkının birkaç yer dışında PKK yerine AKP’yi tercih etmesi, çok genel anlamda bir kaç kalem problemin düzeltilmesi ile sıkıntıların aşılabileceğine işarettir.

-Kürt hareketi ağırlıklı olarak Marksisttir, bu da baştan kaybetmiş olmaları anlamına gelir. Türkiye’de bu damar ne Türkler ne de Kürtler arasında tutmaz, marjinal kalmıştır ve kalacaktır. O sebeple PKK milliyetçiliğe oynamaktadır, kültürel ve ekonomik problemleri öne çıkarmaktadır. Bunların çözümü zor değildir.

-Kuzey Irak’taki Kürt devleti Türkiye’ye bağlı olacaktır. Ekonomi ve ticaret Türkiyesiz yürüyemez. Kuzey Irak şu anda ve orta vadede sefildir, bu insanların zaman içinde müreffeh hale gelmesi için ABD, Avrupa gibi uzak coğrafya ve farklı hatta ters kültürler değil 1000 yıllık ortak kültür, üstelik kurumları nispeten düzelmiş Türkiye önemli rol oynayacaktır.

-Türkiye sorunu çözmek istiyorsa, doğru cevapları bulmak istiyorsa doğru soruları sorabilmelidir. Niçin Kürtler böyle davranıyor, biz nerede Kürtler nerede hata veya doğru yaptık, bu insanlarla yeniden barışı nasıl tesis ederiz vs. Bu sorulara bölünme tabusunu o tartışma kapsamı dışında tutarak cevap ararsak (yani bizim devlet büyüklerimiz, Kürt kanaat önderleri, aydın kesimi vs.) çıkış yolları daha kolay bulunur.

-Bu işlerde dış parmak vardır ama bunun olması Türkiye’nin inisiyatif almamasını gerektirmez. Türkiye’nin şu şartlarda bölünmesi Türkiye’yi zayıflatmaz ki dış güçler bunu istemiş olsun. Türkiye o bölgede devasa maddi ve beşeri kayıplara uğramaktadır, vergi alamamakta, askeri harcamları zirve yapmaktadır. Hatta korkulan kopma ülkenin kısa vadede lehine bile olabilir. Ancak, Kürtler kendilerini bir bataklığın içinde bulacaklarından bunu isteyeceklerine ihtimal vermiyorum, Türkiye kendilerine 3-5 kalem anadilde konuşma, adam yerine konma gibi hakkı samimi olarak tanısa bölünme yanlılarının elinde gerekçe kalmaz.

Dolayısıyla Barzani vs. ne düşünür bilmem ve ilgilenmem de ama bizim Kürtlerimizin DTP dahil ülkeyi bölme konusunda son yıllardaki gelişmeler ve özellikle AKP’nin çıkışıyla herhangi bir kitlesel istekleri olduğuna inanmıyorum. Barzani vs. şimdilik ABD’ye arkasını dayamış olmanın şımarıklığı içinde ve buna da kendince hakkı var.

Bizim yapmamız gereken Barzani, Irak yönetimi vs. ile aklı başında ilişkiler kurmamız. Öncelikle dvlet adamlarımızın şu postal yalayıcı, aşiret reisi türü aşağılayıcı lafları bırakmasında fayda var. Sonrası, yazıda da belirttiğim gibi, Kuzey Irak’ın (resmiyette değil ama) fiiliyatta Türkiye ile mal ve insan geçişini kolaylaştıran bir gümrük birliği ile bütünleşmesine kalır. Terör ve savaşın gerekçelerini ortadan kaldırmak Türk devletinin görevidir ve bu problem sadece Kürtlerin Türkiye’den kopmak istemesinden kaynaklanmamaktadır. 1925 yılından sonraki gelişmeler tekrar gözden geçirilirse işin sadece “Kürtler ayrılmak istiyor, isyan ediyor” olmadığını anlarız.

Son olarak, eline silah alıp dağa çıkana gül ile gidilmez. Türk devleti büyük hatalarına rağmen son yıllarda Kürtlerin teröre başvurmasını gereksiz kılacak epey iyileştirmeye gitti, muhtemelen AKP iktidarında bu süreç hızlanacaktır. Hala orada devletimizin sevimsiz bir görüntüsü olabilir, ama yol alınıyor. İyiye gidişe rağmen Marksist silahlı teröristlerin Türk askerine, sivil vatandaşına yönelik saldırılarına ses çıkarılmasın demek gaflettir.

Yakın zamanda seçim vesilesiyle güneydoğu bölgesinde epey zaman geçiren bir dostumun özetle söylediği şu: Kürt vatandaş önce insan, sonra da adam hesabına alınmak istiyor. Bu belki çok basit görünebilir, “canım kim adam hesabına almıyormuş, boş laf bunlar” denebilir ama sizin ne düşündüğünüz değil, karşıdakinin ne hissettiği önemlidir. Batı ülkelerinde Türkleri aşağılayıcı haberler çıktığında milliyetçi yanı ağır basanlarımız nasıl isyan eder hatırlayalım. Demek ki Kürtler “kart kurt” teorilerini, göç ettirildikleri yerlerde kendilerine hırsız muamelesi yapılmasını, gettolara mahkum edilmelerini, çocuklarının itilip kakılmasını unutmuş değiller.

Bu süreçte MHP’ye büyük görev düşmektedir. MHP Kürt sorununa ayrılıkçı bir komplo, salt silahlı isyan olarak bakmayı bırakıp işin temellerine indiği takdirde Anadolu’da oluşan “öteki” Kürt’ün yok edilmesi gereğine dair tehlikeli gidişat önlenecektir. Kürtler MHP’nin yapıcı tavrına diğer partilere göre daha fazla önem verecektir, PKK’nın beslendiği kaynakları ancak salim kafayla hareket eden, harareti düşmüş bir MHP kurutabilir. Maalesef tersi de doğrudur, binbir güçlükle gelinen noktadan geriye gidişin anahtarı da MHP’nin elindedir. Mevcut ayrılıkçı, inkarcı tutumunu sürdürürse Kürt meselesinde böyle döner dururuz.

MHP geniş kesimlere ulaşmak istiyorsa derhal tüm teşkilatını harekete geçirip güneydoğu ve doğu illerinde vatandaşla birebir sohbetlerle veri toplamaya başlamalıdır. Ben Mardin’deki fukara bir Kürt’ü adam yerine koyup sohbet eden, “senin oğlan niye dağa çıkmış, nasıl geçiniyorsunuz, askerden, memurdan bir sıkıntınız var mı, köyünüz yakılmış, sonra ne yaptınız” diye soran Ankara’lı fanatik bir MHP’li manzarasının sorunun çözümü olduğunu düşünüyorum.

[…] daha sonra Ece hanımla da karşılıklı birşeyler yazmışız.

Devamı »

Popularity: 19% [?]

PKK Terörü

FST 21 Ekim 2007

PKK terörünün yürek yakan sonuçlarını birlikte yaşıyoruz. Belki de bu şehitlerden bazıları siteyi izleyenlerin yakın akrabası, ahbabı da olabilir. Bugün Kürt meselesi ile ilgili birşeyler yazayım dedim. Aslında bu konuda şimdiye kadar neredeyse -bir yazının yorumları hariç- hiçbirşey yazmamış olduğumu da fark ettim. O yorumlarda söylediğim bugün için de uygun görünüyor, onu sonraki yazıda aktaracağım. Ancak kısaca bugün olup bitene bakarsak;

PKK bir an evvel Türkiye ateşe atlasın düşüncesiyle hareket ediyora benziyor. Bunu bir noktaya kadar “son çırpınış” olarak anlamak mümkün. Temmuz seçimlerinde AKP’nin PKK’nın doğal tabanıymış gibi görünen kesimlerden küçümsenmeyecek bir oy alması, hatta “Diyarbakır düşecek mi” sorularının gündeme gelmesi hem PKK hem de PKK rantını yiyenlerde ciddi bir tedirginlik oluşturmuş gibi görünüyor. Bu sebeple bölge için bir kurtarıcı gibi algılandığı eski mutlu günlere dönmek istediği de düşünülebilir. Yoksa hem Kürtlere hem de epey yer kazandığı uluslararası camiaya “bakın siz eziliyorsunuz Allahtan biz varız” mesajını açıklamakta zorlanabilir.

Konunun, komplocu bakışlarla “dünyada petrol fiyatlarının düşmesini istemeyen şirketler” ile bağı ne derecede güçlüdür bu konuda emin değilim. PKK ve Türkiye bugün için bu denklemde çok da önemli sayılmaz. Dahili komplolara göre eskiden beri söylenen “asker bitmesini istemiyor” bana hiç makul görünmeyen bir iddia. Bunu elindeki ezeli imkanmları kaybetmeye başlayan AKP karşıtı güçler, sivil ve asker bürokrasi olarak açmak da mümkün. Peki mantıklı mı? Bir komplo teorisyeni açısından belki ama benim vicdanım ve aklım buna itiraz ediyor.

Tek mantıklı sonuç bu işten kazançlı çıkanın PKK ve onun çeşitli uzantıları olduğu yönünde. AKP’nin bölgedeki çıkışı bu kesimleri tedirgin etmişe benziyor.

Aklıma gelen bir konu da, aradan geçen 4 yıl sonra bakıldığında Mart 2003 tezkeresinin geçmemesinin bizi cidden zor duruma düşürdüğü gerçeğidir. Bugün aynı konuma gelmiş ve 2007 tezkeresi geçsin de Kuzey Irak’a girelim noktasındaysak bu gerçeği kabul etmemiz gerekir. O zaman bu iş olsa ABD, Kuzey Irak Kürtleri ile işbirliği içinde şimdikine göre çok daha avantajlı bir konuma gelebilirdik. “Şu kadar askerimiz ölür” deniyordu, ondan çok daha fazlası kendi sınırlarımız içinde kaybedildi. Üstelik bu iş daha da devam edecek. Kısaca hem ABD ve Kuzey Irak Kürtlerini yanımıza alamadık, hem de onlara karşı kendi başımıza işlere girişmek zorunda kalıyoruz.

Bu arada ben tezkere, Kuzey Irak’a girme gibi konularda hiç de hevesli, iyimser değilim. Kuzey Irak denen yerde sanki PKK belli bir yerde ikamet ediyor, elimizle koymuş gibi bulup hepsini temizleyeceğiz havasıyla herkes asker yazılmaya kalkıyor. Askere “haydi” diye akıllar veriliyor. Sanki AKP hükümeti engelmiş, asker hükümetin emrindeymiş gibi “önünden çekil” tarzında çığlıklar atılıyor. Asker AKP’nin emrinde olduğundan değil, akıllı olduğundan maceraya atılmıyor. Bu işler sokaktaki çığırtkanların lafıyla olacak şey değildir. Ancak şöyle bir ihtimal aklıma geliyor, eğer bu kesimlerin PKK eliyle azdırılan saldırganlığı Kuzey Irak’a bir müdahale ile dindirilmezse, yani gazları alınmazsa, yaşadıkları şehirlerdeki Kürtlere saldırma provokasyonları ortaya çıkabilir. Belki bu vesileyle asker ve hükümet iç kamuoyuna “Mehmetçik Kuzey Irak’ta” mealinde bazı şovlar yapabilir. Yapılmalı mı, bana göre değil ama pratik sebeplerle, aklını yitirmiş kesimi dizginlemek için bu tür bir gösteri gerekebilir. ABD ve Kürtlerle anlaşıp bir iki manevra yapılması yerinde olabilir.

Bir de yabancı kanallarda PKK için terörist değil isyancı, asi ya da ayrılıkçı isyancı kelimelerinin kullanılmasını yadırgamamak lazım. Bizler için anormal olabilir ama sonuçta bu tür hadiseler dünyanın pekçok yerinde var ve problemli “büyük” ülke kendisine karşı hareketlere girişenleri terörist olarak adlandırırken genelde başka ülkeler bu işi o kadar da kolay kabullenmezler. Bunu büyütmemek lazım.

Bana göre ortamın ılımanlaşması için Kuzey Irak Kürt hareketleri ile resmi ve gayrı resmi ilişkilerin arttırılması, DTP içindeki ılımlı kanadın asker, AKP, CHP, MHP ile birlikte aklı selim görüşmelerine katılması gibi tedbirler akla gelebilir. Ben DTP’nin dışlandığı bir çözümün mümkün olmadığına inanıyorum. Elde güzel bir fırsat var, bu insanlar kanın durması içinişbirliğine çekilmeli.

Tabii silah çekene gülle gidilmeyeceğini de belirtmek lazım. Bunu hem DTP hem de Kürt milliyetçilerinin anlaması lazım. 2007 yılının Türkiye Kürtleri dünyadadiğer Kürtlere karşı daha fazla kazanıma sahiptir, silaha sarılmak durumu daha iyileştirmez.

Bunlar uzun konular, daha önce bir yorumda tartışmalar olmuştu, oraya yazdığımı bulup bir yazı halinde ekleyeceğim.

(Güncelleme: Korktuğum şeyle ilgili gelişmeler var.)

Popularity: 12% [?]

Üniversite Yazıları ve Açıklama

FST 19 Ekim 2007

Siteyi oraya buraya taşırken epey yazı kaybolmuş, ilk anlarda 5-10 zannettiğim kayıp sayısının giderek artacağından endişe ediyorum. Herhalde 100 veya daha fazla olan bu yazıları fırsat oldukça siteye ekliyorum. Önemsiz bazılarını da sileceğim. Ekleme yaparken eski yazıların yorumlarını da tümüyle alıp tek bir yorum olarak ilave ediyorum, o sebeple yan sütundaki yorumlar bölümünde garip hareketlenmeler görüyor olabilirsiniz, sebebi budur.
Öte yandan üniversitelerle ilgili medyaya yansıyan iki yazı ve bazı yorumcuların konuyu gündeme getirmesiyle izlenimlerdeki üniversite yazılarını yeniden toparladım, ve şuraya ekledim. İsteyenler bakabilir.

Popularity: 11% [?]

« Geri - İleri »

Kapat
E-posta ile paylaş