Hay Senin Bilimine
FST Kasım 9th, 2007
Spordan sorumlu bir bakanlık var malum, eğitimin, kültürün bakanı olur da sporun niye olmasın diyeceksiniz, orası öyle. Türkiye’de devlet sporla ilgili birşeyler yapıyor olmalı ki böyle bir bakanlık oluşturulmuş, ne iş yapar inanın hiçbir fikrim yok. Benim sporla ilgim şu ara sabahları fırsat bulup biraz koşturmak ve Fatih Terim’den ders almaktan ibaret. Ancak evde futbola meraklı bir velet olunca futbol müsabakalarına da kayıtsız kalamıyorum. Malum 2007 yılı tüm spor dallarında Türkiye açısından şamar, tekme, tokat yeme sezonuna dönüştü. Tüm spor dallarında nal toplama, sırtı yerden kalkmama, averaj takımı olma, küçük ülkelere puan verip sevindirme, milli bayrama vesile olma gibi alanlarda öne çıktık. Nadiren elde ettiğimiz ortalama sonuçlar abartıldı, şişirildi, savaş kazanılmış gibi büyütüldü ama manzara gerçekçi adamlar için pek de sağlıklı değil.
İşte bizim spor bakanı, niye milletvekili ve bakan olduğunu da anlamadığım bir şahıs, “acilen klüpler yasası çıkaracağız” filan diyormuş. Beşiktaş ve Galatasaray Avrupa’da çuvallayınca devlet duruma el atacak anlaşılan. Şöyle bir laf da edilmiş, epey güldüm: “Ama şuna inanıyorum; Türk futbolu kendi dinamikleriyle her zaman hem milli takım bazında hem kulüpler bazında Avrupa ve dünyada söz sahibi olabilecek bir potansiyele sahip, ama bunu çok bilimsel bir şekilde, alt yapıdan gelerek götürmemiz lazım. “ Ne bilimseli, ne dinamiği, ne potansiyeli, devlete ne bunlardan, tövbe yarabbi. Neyse asabım bozulacak, en iyisi size taraftarı olduğum BJK ağırlıklı bir Avrupadan Futbol analizi yapayım, belki iyi gelir.
Malum Fatih Terim ve ulusal rezaletten sonra Beşiktaş da Türk Rezalet Tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başardı. Liverpool bir hafta önce tesadüf eseri alınan 2-1 galibiyet üzerine boşa şişinen Beşiktaşa tabiri caizse “gol olup yağarak” kaleyi kalbura çevirdi. Ben maçı heyecansız şekilde yan gözle izledim, başka işle meşguldüm ama bizimkiler şanslı olmasa ilk yarıda bu skora erişilmesi işten değildi. Beşiktaş da alem takım. Başına gençten eski futbolcu acemi bir oğlan getirmişler, yahu o ne anlar büyük takım idaresinden? Taraftarın “Tüpçü” diye dalga geçtiği başkan Demirören kendi şirketini acemilere mi yönettiriyor ki tutup vizyonsuz Anadolu çocuklarını takımın başına geçiriyor? Sonunda bunların olacağı bir Fatih Terim, gerçi o mertebeye çıkmak her yiğidin harcı değil ya. Ertuğrul Sağlam’ın tez elden utanıp takımı terk etmesi gerekirken hala “yol kazası” lafı ediyor. Bir de Fenere, hakemlere filan pislik atıyor. Yahu, Liverpool sizi rezil etmiş, Fenerin kabahati ne? Köylü kafa, bunlardan adam olmaz. Olacakları Fatih Terim’dir. Tabii ingilizce düzeyini bilmiyorum.
Bir de futbolculara baktım. Adını duymadığım, telaffuzunu bilmediğim garip tipler. Bobo nedir, eskiden çizgi film kahramanı Ayı Yoginin yamağı vardı, ufaktan bir ayı, Bobo onun adı. Bir defa ismi faul adamın. Tello, Çello, Hingunin, Diyatta bunlar nedir, kim bunları toplayıp getiriyor, insaf edin yahu. Bir de bu adamlara şu kadar milyon dolar ödeniyormuş. Tamam, anladık menejer-yönetici üçkağıtla cep dolduruyor ama taraftara da biraz acımak lazım. Altı tane kelek yabancı alacağına bir tane sağlam adam al. Bir de kazma adama acımamak lazım. İbrahim Üzülmez türü ne yaptığını bilmez adamlarla işe gidilmez. Eskiden Recep vardı, bu da onun varisi. Ricardinho, Delgado diye iki adam var, çıtkırıldım, Roberto Carlos’un tek bacağı bu ikisinin belinden kalın. Delgado gitsin mankenlik yapsın, futbolcu dediğin biraz sert, sağlam olur.
Beşiktaş taraftarı da kusura bakmasın, çarşı grubu artık iyice hödükleşmeye başladı. Bir defa şu iğrenç “Kartal gol, gol, gol” tezahüratını hangi dangalak çıkartmışsa tez elden bıraksınlar. Madara oluyorsunuz, rakipler alay ediyor. Bırakın bu yaratıcı mesajlar ihtiva eden pankart açmayı filan. Abuk subuk bağırtıyla maç kazanılmaz, takım motive edilmez. Futbolcular sizin böğürtünüzden top oynayamıyor.
Galatasaray ile Fener de farklı değil aslında. Galatasaray da gitmiş en kelek grupta sonuncu duruma düşmüş. İlle de bizim mahalleden bir kadro mu oluşturayım kardeşim adını duymadığım takımları yenebilmek için? Avrupa’da şampiyon olmuş vs. Bizim aklı eksik bazı milliyetçilerin “Kanuni Mohaç’ta Macarları yenmişti” diye avunması gibi. Tamam kardeşim, geçen geçmiş, sen şimdiye bak, elin ikinci sınıf takımı adam gibi top oynamayo öğrenmiş sana ders veriyor. Bırakın bu boş lafları.
Fenere de güvenmeyin ha, PSV filan eski PSV değil, mahalle takımına dönmüşler, iki top yapamıyorlar, adamlara acıdım. Hey gidinin PSV’si bu hallere mi düşecektin diye neredeyse ağlayacaktım. İnter de öyle. Moruklar takımı olmuş, adamlar neredeyse bastonla yürüyecek. Fener yatsın kalksın grubuna şükretsin. Gerçi daha iki maç var, şuraya yazıyorum, bunlar gruptan çıkamayıp UEFA’ya düşerse de şaşmayın.
Ben her maça final havasında çıkan, artık arkasına değil önündeki maçlara bakan, yense de, yenilse de yola devam eden, önemli olanı 3 puan olarak gören, hakeme ve masabaşı oyunlarına rağmen ayakta kalan kalitesiz futbolcu, yüzsüz teknik adam, mafyavari şube sorumlusu, akılsız yöneticiden bıktım, inşallah şunlara Avrupa’da iyi birer kötek daha atarlar da yola getirirler.
Bu arada resim niye mi Fenere ait? Canım Beşiktaş resmi vaa da biz mi koymadık. O kadar kıyağım olsun. Kısaca: Fethi Çarşıya Karşı.

