Ceza
FST 22 Kasım 2007
Eğitim şart mıdır, iyi midir, okullar olmalı mı türü laflar edildikçe “yahu iyi birşey olsa çocuklar tatile bu kadar sevinir mi, okulu seven mi olur, laf” derim. Etrafımdan da “koca adamsın, milleti eğitime teşvik edeceğine çocukların kafasını karıştırıyorsun, üç kuruşa çalışan öğretmene laf ediyorsun” diye ayıplarlar. Halbuki okul denen şey hapishane gibi, en son hatırladığımda öyleydi yani. Üstelik hapishanede adama ödev filan da vermezler, hem de gerçekten bedavadır. Bizde devlet güya bedava ilkokul eğitimi veriyor, öğle yemeği için eve geri gönderiyor, bana çanta, kalem, yardımcı matematik kitabı aldırıyor. Bu ne biçim bedava eğitim anlamadık. Zorunlu tutmasa çocukları başından savmak isteyen ev kadınları dışında kimse bu okullara çocuğunu gönderir mi şüpheliyim. Neyse, bu lafı ben neyin üzerine getirecektim, evet, habere göre Trabzon’da hakimin biri hırsıza “eğitim alma cezası” vermiş. Şöyle deniyor:
Alnan bilgiye göre, Trabzon’da bir marketten hırsızlık yaparken yakalanan N.O’nun (32) tutuksuz yargılandığı davayı bir süre önce karara bağlayan Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Zeynep Denizoğlu, 6 ay 7 gün hapis cezası verdiği sanığın 1 yıl süreyle bir eğitim kurumuna devam etmesine hükmetti. Yargıtay bu kararı onarsa N.O, el becerisi ve bilgisayar kursu gibi bir eğitim programına gönderilecek, şayet bunu yapmazsa hapis cezası infaz edilecek.
Alın işte. Ben demiyor muyum eğitim bir tür cezadır diye. Hakimler iyice gözüme girmeye başladı, yaşasın Türk yargısı.
Egitim ve ceza dediniz de. Bir MEB burokratinin aldigi ceza konusundaki haberden bir alinti yapayim:
Müsteşar Yardımcısı Cevdet Cengiz ise 6 ay hapis, 5 ay “kamu hizmetinden yasaklanması” cezasına çarptırıldı.Mahkeme, Cevdet Cengiz’in mahkemedeki iyi halini dikkate aldı, 6 ay hapis cezasınında indirim yaptı ve cezasını 5 aya indirdi. Yargıtay, 5 aylık hapis cezasını da günlüğü 12 YTL’den para cezasına çevirdi ve toplam bin 800 liranın da 6 taksitte tahsilini öngördü. Ancak, sonuçta bu cezanın da ertelenmesi uygun bulundu. Cevdet Cengiz’in hapis cezası ertelenirken, kamu hizmetinden yasaklanması cezası verilmiş oldu.
Nicin mi mahkemeye verilmis? Ayni haberden:
MİLLİ Eğitim Bakanlığı’nda, mahkeme kararını uygulamadığı gerekçesiyle Müsteşar Yardımcısı Cevdet Cengiz hapis ve memuriyetten men cezalarına çarptırıldı.
Baslik da harika: “Çelik’in bürokratına mahkumiyet” Goren de bir ceza verildi zanneder. Neyse, bu da diger guzide basin organimizdan:
http://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa/7739467.asp
rusların “aman aç kaldık, nolur amerika, nolur çıfıtlar” demesi gibi birşey sanki bana öyle geldi. yani kemalizm iz yavaş yavaş çimlere basıyor ve bitiyor gibi. yaşasın yargımız, yasalarımız, yasaklarımız.
ATA’SINI ÖĞRENİR
Kemalistler çocukları okullara gönderir,
Çocuklar okullarda Ata’sını öğrenir,
Matematik fen falan bu işin göz boyası,
Çocuklar varsa yoksa Ata’sını öğrenir.
Kel başa şimşir tarak,
Bu okulu artık bırak.
Behçet Antinacar
Atamızı öğrenmek yanlış değil Behçet bey,
İlim irfan önünde sen de eğil Behçet bey
Bak Cem Yılmaz ne diyor patates reklamında
Eğitim şart olmalı, başka değil Behçet bey
-müstezad progressive dekadan haza bi ata gibi-
……………….
ZOM
Ben ezelden beridir zom yaşadım zom yaşarım,
Hangi çılgın beni eğitim kurumuna tıkacakmış şaşarım
Cezai ehliyetim var, bir kafa koyarım aşarım,
Rakıyı çektim miydi enginlere sığmam taşarım.
Behçet Antinacar
Cocuk Ozal’i da ogrenecek… Pek cok acidan Turkiye tarihi icin Kamal’dan daha onemli bir sahsiyetti kendisi.
fethi bey ya klasik müzik konserlerine gitmeye zorunlu olsaydı,
böyle zulüm görmemiş olacaktı, halbuki size öyle gelmezdi değil mi ?
veya yaşlılarla sohbet etmek gibi bir ceza olsaydı,
Bazıları için bunu yapmak için suç işlemeye gerek yok.
ben boşu boşuna insanları temel eğitimsiz bırakmasınlar diyorum,
yoksa yaşam bile ceza.
Knz,
Temel eğitim denen şey saçmalıktan ibaret, zorunlu devlet eğitimi ancak alternatifi tarlada çalışmak vs. olanlar için kötünün iyisidir, sizin, benim için filan bu devirler geçti.
Bahsettiğiniz ceza türleri de eleştiriye layıktır. Hırsız ihtiyaçtan bu işi yapmış bir fukara ise zengin konu komşusuna eğitim cezası vermek lazım.
Fethi bey,
Zorunlu eğitim, insanlığın o güne kadar gelmiş bilgi mirasını her doğan insan
hakkı olarak düşünün. Bir borçtur. Sizin yeni doğan çocuğa havayı ve suyu miras bırakmanız
gibi onsan önceki kişilerin edindiği bilgileri edinmenin yollarını da bırakmanız da
sorumluluktur.
Öğrenme sosyal ortamda gerçekleşen bir süreçtir. Bir çocucu bilgisyarlarla dolu bir odaya kapatarak sabah akşam besleyerek öğretmezsiniz. O hem akranlarından öğrencektir hem
de bilgiyi kendisi oluşturacaktır.
Eski yıllarda bilgi mirası sadece asillere yönelik bir hakktı. Sanayi devrimi, işçi
köylü devrimleri ile temel eğitim yaygınlaştı. Şimdi vatandaşık hakkı sayılıyor.
Bu sadece bilimsel bilgidir. Çnkü bu bilgi yüzyıllardır üst üste binerek,
doğrulanarak ve yanlışlanarak bütün diğer karşı görüşlere karşı ayakta
kalarak insanlığın ortaklaşa edinlikleri bir bilgidir.
Bu vicdani bir bilgi değildir. eğer Kuduz aşını yapan süreci bilirsem,
kuş gribi aşısı yapan bir süreci anlayabilirim. Tabiat affetmez. Şımarıklığın
hiç yeri yoktur. Saturünün halkların nedenleri ile açıklanması da vicdani bir bilgi değildir.
Siz insanlar gökyüzüzüne salak salak bakarken bu bilgiyi edindiklerini de
düşünmüyorsunuz değil mi ?
Kötü bir temel eğitimi eleştirmek için böyle yazdığınızı düşünelim.
Siz siyah önlük dönemini bilmezsiniz, sonra mavi önlüğe dönüştü.
SİZ ÖMER SEYFETTİNİN FALAKA DÖNEMİNİ HİÇ BİLMEZSİNİZ.
Mahalle mekteplerinden buraya geldik.
Öğretmen ve müdür sistemine bakalım.
O müdür büyük ihtimalle evde karısını dövüyordur. Nerden başlayacaksınız ?
Erkeğin karısını dövmesine imkan tanıyan yaygın dini yorumlardan katiyen
başlama-ma-mız gerekiyor. Sorun bina , önlük ,laptop ve hatta müfredat değildir .
sorun insandır. Bu kültürün insanıdır.
Kardeşim illetini konuşacaksın.
En kötü yerden başlamak hiç başlamamaktan iyidir.
Her bir sorunu ayrı ve özel haliyle çözmeye çalışarak iğneyle kuyu kazarak
gidersiniz. Çocuğunu rehin göstermek kültürümüzde yoktu, son yıllarda
o da çıktı. Durumumuz iyi değil.,
Fethi bey siz neyi savunuyorsunuz ?
az önce bunu unuttum. bişey daha ilave edeceğim.
zengin konu komşuya ceza vermek için illaki bir hırsızlığın olması gerekmiyor.
zengin nasıl kendini zengin edene oy veriyorsa, fakir de kendini fakir edene
oy vermesin. Ona demkrasi diye hak tanınmıştı. O yaltaklanmayı veya hırsızlığı seçmiş olabliri. bedeli de vardır.
Dediğinize şöyle katılıyorum, böyle bir suçtan sonra okul cezası saçmalık.
Temel eğitimi boyunca hangi kitapları okudu, yaşıtları ile ne tartıştı acaba ?
şimdiye kadar bunları sağlamayan sistem şimdi ne yapacak ?
birkaç cehenem ayeti falan durumu kurtarmaya bakacaklardır.
onurlu ve dik durmayı gösteren insanlık mirasını yüzde kaç aldı ?
herşey karnını doyurmak değil ki ? Bu sefer cep telefonu için çalar?
nasılsa din de ceza, okul da ceza değil mi
Bu temel eğitimin iyleştirilmesi konusunu daha da elzem kılıyor.
Knz,
Ben, “zorunlu devlet eğitimi” diyorum. Herkes çoluğunu çocuğunu eğitir zaten, devletin burada fonksiyonu şimdikinden farklı olmalı.
Falaka dönemi de ideolojik endoktrinasyonla farklı şekilde devam ediyor.
herkes çoluğunu çocuğunu eğitimez fethi bey.
bu konuya üstün körü yaklaştığınız anda eğitimin şımarık versiyonlarına döneriz.
warren jeff gibiler.
başka yolu yok.
bunu ne doğacak çocuklara, ne de kendinize yapmaya hakkınız vardır.
zorunlu eğitimi devletten başkası yapamaz. / özel okul karşıtlığı değil bu. özel okul uygulamaya talip olablir ancak.
her zorunlu devlet eğitimi iyi midir ?
hayır.
devletin fonkisyonu şimdikinden farklı olmalı demişsiniz ama benim için hayli yuvarlak bir söz bu.
açarsanız sevinirim. / realite ile uygun olan her gelişme zaten insanlığın bilgi mirasına damlıyor.
şimdi yukarda kerim şafak demiş ki, çocuk özal öğrenecek.
ona cevap vereyim, dnleyin isterseniz. örnek olarak ele aldım.
çocuk atatürkten sonra bütün cumhurbaşkanlarını öğrenemez. kerim şafak birini diğerinden daha fazla beğendiği için aralarından biirni özel olarak çekip öğretmezsiniz.
sizin otorite olarak bunu yapmaya hakkınız yoktur.
eğer bir çocuk özal ile engin civanı yanyana düşünüyorsa kafasına kafasına vuramazsınız.
olumlu veya olumsuz olarak bunu yapma hakkınız yoktur.
ama ilerki yaşlarda bir siyaset değerlendirme dersi olablir, o başka.
pedogojik olarak küçük yaşlarda bu ders öğretmenin güdüleme riskini hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz.
ve de siz sembol üretemezsiniz.
şimdi gelelim atatürke. o bu cumhuriyetin kurucusudur. hiç bir devlet ikinci adamı kaldırmaz.
o vardır. semboldür.
atatürkün sembol olarak kabul edilmesi başkadır. atatürkün eleştirlemez olması başkadır.
kerim şafakın yaptığı, eğer o bir amerikalı olsaydı şuna benzerdi;
bush çok iyi başkan, tanrının seçtiği vs söyleniyor. george washington heykelini dağlardan silip onu koyalım.
hatta şunu bile diyemez bu heykellerin yanına bir de bush koyalım.
neden bir amerikalının aklına böyle bir zırva gelmiyor.
çünkü biz dolduruşa gelen bir halkız.
bu dolduruluşa gelmeyi lafontane ‘nin karga hikayaesine benzetiyorum.
atatürk vafat etti. yakışıklı iyi fotoğraf veren biri, yakışıklı ve iiy fotoğraf veren biri olmasaydı bile sembol olarak kabul edecektik. köylü milletin efndisidir gibi veciz bir sözü vardır. Bari bundan yararlanmaya bakın. bir sembol olarak cumhuriyetin kurucusu olarak yer alacaktır. bizden akıllı ingliz mi yok ? Onlar kraliçe adına ayakta marş söylüyorlar.
biz amerikalılardan veya inglizlerden daha fazla kralcı olamayız ( özgürlük konusunda)
çünkü heran işgal tehdidinde yaşayanlar onlar değil.
sizde şunu net görmeme lazım. atatürkü washington gibi kendimize saygıyı ifade eden bir yere ve mesefeye koyalım diyorsanız., evet. o mesefaye koymak gerek.
ne yazık ki, alaturka zihniyet dine ne ettiyse, atatürke de aynı şeyi yaptı. Ortak paydaya eleştiri getiriyorsanız, anlaşmamız mümkün. , yoksa ben bir ulusun kendine saygısından söz ediyorum.
sen hala mı konuşuyorsun be kadın? susmak nedir bilmezmisin? yok birde diyorsunki Atatürk tekadamdır semboldür falan fişman.. nereden tekadam nereden sembol? o senin sembolün olsun istersen ben almiyim.
CİNKEMALCİLER
Cinkemalci dedikleri,
Haramdır yedikleri,
Hiçbirinden adam olmaz,
Herzedir her dedikleri.
Behçet Antinacar
Knz,
Bunlar şu an anlamsız laflar. Türkiye’de başörtüsü ve müslümanlara karşı fiili bir devlet terörü var, bkz. kaymakam ve binbaşının törende ettikleri. Bu iş bitmeden Amerika’da filanca kadına birşey olmuş, mahalle baskısı varmış filan palavradır. Başörtüsü işi resmi olarak çözülürse diğer işlere de bakılabilir, şu anda çözüm yok, o halde boşverin, gerisi laf salatasıdır.
Atatürksembol değil ilah haline getirilmiştir, onun adına terör estiriliyor, bu gerçek, gerisi tahmin ve varsayımdır.
fethi bey o halde siz de atatürkün gereken mesefede bir sembol olması için gerekli tavrı takının.
Bir de bush’un heykelini dağlara kazıtmak için yol aramayın. Olaylar arasındaki farkı ve benzerlikleri görmek lazım.
Türkiye bir hukuk devleti olacaksa,haksızlığa uğrayan vatandaş hakkını aramalıdır.
ben her haksızlığa uğrayan her vatandaşa aynı şeyi söylerim.
mesela bana bir geçici işçi olarak çalışan biri 3 aydır maaşını alamadığın söyledi ve dert yandı. Çocuğuna ilaç alamıyormuş. Belki benden yardım dileniyordu veya çaresizdi, dert anlatıyordu)
Ben ona bir sendika bul derdini anlat dedim, sendikanın avukatı olur. Hakkınızı arar dedim.
bugün bir gazetede bir başlık vardı. Hastahanede güvenlik terörü diye ?
Güvenlik görevlisi hasta yakını tekme sille tokat dövüyor.
ben size yukarda yazdım, bu insandır. bu kültürdür. bu profildir.
illetini bileceksin.
en lüks alış veriş merkezi açıldı. TAM ŞİŞİLİNİN GÖBEĞİNDE AÇILDI.
Güvenlik görevlisi özel bir odada çocuk dövüyor. HEM DE YÜZÜNE COPLA vuruyor.
Bu insandır. illetini bileceksin. Acıyı hisseden için copun renginin önemi var mı ?
Hak aramanın hukuku siyasallaştırmaktan geçmez. Aksine insanlığın geldiği en son bilgi biriminin oluşturduğu hukuki norm anlayışına katılmakla olur.
yoksa siyasi bir anayasa yaparsanız saddam hukuku olur. Yani meclis çoğunluğu ile hukuk olmaz. Eğer meclis çoğunluğu ile hukuk olsaydı biz çoktan soykırımdan ceza öder duurma geçerdik. Kenan Evren ANAYASASI ülke içinde % 100 oy alırken, bu anayasa hiçbir zaman insanlığın oluşturduğu en son bilgi birikimi yanında saygın bir yer alamadı.
Fethi Bey, birden bire başörtü konusuna atlamanınızın ardında psikolojik hangi neden var merak ettim ?
Başörtüsü hakkında çok görüş yazdım, siz de hiç habersiz sayılmazsınız.
insanlar inatla görmemeye devam ediyorlar.
onun için tekrarlardan sorumlu değilim.
Din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bazı dini sembollerin kamuda otorite olarak temsili
günümüz hukuki normlarına göre kabul edilebilir değil.
şimdi siz bu iki durumu ayırt edemedikçe başörtüsünü savunma yetiniz gelişemeyecek.
sorunun ne olduğunu anlamaya çalışan bir tek kişi çıkmadı.
ben size tiyolar verdim.
italyada duvardan haç indirme ile başlayan hukuki bir süreçten bahsettim.
kardeşim tek tek örneklere bakacaksınız. kafa yoracaksınız.
Ama bu işin siyasi olarak rantı varsa, bazı kişiler bu kötü örneklerin olmaması için değil,
adeta olması yönünde çaba harcıyorlar.
Kendi sınırlılıklarınızı kendiniz koymanız sorumluğu var.
Fethi bey sizin de birey olarak sorumluluğunuz var.
Gittiler AIHM de en kötü başvuruları yaptılar.
bakın yine diyorum ki; sizin talep ettiğiniz birşey başkasının da yapma hakkı vardır ( sadece din ve vicdan özgürlüğünde geçerlidir.)
ve başkası da tıpkı sizin gibi innadığı birşey hakkında hesap verme zorunluğunda değildir.
inancımı da bana beyan etmye hiçbir şekilde kimse bireyi zorlayamaz. Buna neden olacak ortamları yaratamaz. Ve inanç dolayısıyla baskı altında hissediyorsam kimse bunu benden
HESAP SORMAZ. Devlet bana bu nötr ortamı sağlamak zorundadır.
mİLLİ MARŞATA OLMAYAN BİR ÖZGÜRLÜK ALANIDIR BU.
Bir saniyede kimseye hesap vermeden dinimi değiştirebilirim. Ama MİLLİYETİMİ DEĞİŞTİREBİLECEĞİM BİR DÜNYADA YAşamıyorum.
Bir din hakkında sınırsız kötü önyargıya da sahip olabilirim. Müslümanaların putprest innacı hakkında bir önyargısı vardır. bir otorite ile böyle bir ilişki içinde olmayı istemez. Bu haktır.
AHİM size bu hakkı tanıyor.
Nasrettin hoca hikayesi gibi, kazan herzaman doğurmaz.
onun için dini neselleştirmeyecek bir çözüm hukukidir.
şimdi delidurmrul ne diyim sana, Bütün sansür yollarını tükettin de, kala kala buna mı kaldın ?
fethi bey yazma imkanı tanıdığınız için teşekkürler.
NOT: Az önce yazımı özellikle düşünce aktarımı olarak yazdım. dil için özen göstermedim, Anlamak isteyen anlar. Şimdilik yazı içindeki fikir yoğunluğu ile yetinilsin.
Knz,
Başörtüsüne atlama sebebim bir ilçedeki asker ve sivil yöneticilerin estirdiği terördür. Yazılanları okurken “biz bir yerde hata mı yapıyoruz” dedim. O açıdan diğer işler biraz beklesin, önce şuna bir yoğunlaşalım, bu çözülmeden ötekilere geçiş yapmak imkansız diye düşündüm.
Hukuki yollara başvurma konusunda genel olarak haklı olsanız da askere karşı açılan davalarda, özellikle başörtüsü ile ilgili olanlarda herhangi bir kazanım mümkün değildir. Bunu siz de bilirsiniz ama genel yazı içinde dikkate almamışsınız. Şemdinli davasındaki savcının başına gelenleri unutmayın.
AİHM konusunda ise temkinli olmak lazım, burada kararlar genelde siyasi mülahazalarla alınıyor. PKK ile ilişkili davalarda genelde devlet aleyhine, başörtüsü ile ilgili olanlarda devlet lehine kararlar çıkıyor. Buraya başvuru yapılmalı ama bu konu da dikkate alınmalı. Nitekim son önerilen hakimlerin seçilmemesinde de siyaset rol oynamıştır.
Yazma imkanı her zaman açık, mutlaka istifade eden de oluyordur.
Siyasilerin sorumluğu olduğu yer burasıdır. Çünkü onlar başörtüsünü bulanık bir istismar meselesi halinde tutmayı tercih ediyorlar gibi görünüyor.
yani sahip olcağı yerde sahip olmuyor, sahip olmaması gereken yerde sahip çıkıyor.
BULANIK olan herşey apaçık hale getirilmedir ( saydam, tanımlanabilir, anlaşılablir, savunabilir)
Şimdi ilk başlayan olaylara bakalım.
Hemşirelik mesleğinin genel etik anlayışı ile başörtüsünün uyumlu olup olmadığıa dair en ufak bir merak vaya araştırma yapıldı mı ?
Hasta hastadır. hasta hiçbir etik kurala uymak zorunda değildir. Hasta size aşık olablir. sizi taciz etmeye çalışablir. Size dini propaganda yapabilir. sizi istismar etmeye çalışablir.
size garip bir minet duygusu ile bağlanablir. SİZE BİRDEN BİRE EVİNİ BAĞIŞLAYABLŞİR, SİZİ EVLAT edinmeye çalışablir. Sizle ilgili bir kuruntusu olablir.
eğer hasta, geçici bir zamanda hasta kategorisinde bir konumdaysa o size yaptıklarından sorumlu değildir.
Fakat siz herdavranışınızdan sorumlusunuz. size davranış pedogojisi gibi özel eğitimin verilmesi gerekeir. SİZ Sorumlusunuz. Siz asla ilişkideki mesefeyi istismara yol açacak hiç bir davranışa meydan vermemlisiniz. Hastadan özel hediye almanız ahlaki ve etik olarak dışlanmalıdır.
Bu herkes
Siz hastaya dini telkin veremezsiniz. Eğer hasta kendi iradesiyle talep ederse dini ihtiyacını siz vermezsiniz, o ihyiyacı kaşılayacak çözümü sağlarsınız. Bunun için iyi din veya kötü din ayrımı yapamazsınız. Yani siz hizmet eder konumdasınız.
şimdi daha fazla ayrıntı yazmıyorum. ama devam edebilirim.
şimdi fethi bey, bir yönetici mutlaka sizin önyargı ile baktığınız kemalist ideoloji, başörtüüs düşmanı, islam düşmanı vs olmak zorunda değiildi.
mesela stajda bir yönetici mesleki etiğin kaygıları ile ağzını açmaya çalıştığında faşistçe susturuldu. ilaki müslüman düşmanı olmak mı zorundaydı.
bağrış çağrış arasında kimse kimse kimseyi dinlemedi.
tamam burası türkiye ve insanlar hoyrat. Ama herkes hoyrat.
Meydan gerçekten başörtü karşıtlarına kaldı ( kalem alemdaroğlu gibiler)
halbuki mesleki etik kaygıları bakan insanlar bir soruna cevap arıyordu.
çözüm bulsaydınız belki yandaş edinirdiniz.
Bir danışatay üyesinin de öldürüldüğünü unutmayın.
başörtüsü savunucuları hızla bu yenilmiş, mağdurluk, eziliyor olmak şeklinde önlerine çıkarılan
duygu tuzaklarından kurtulmaları gerekiyor.
AİHM konusunda ise temkinli olmak lazım, burada kararlar genelde siyasi mülahazalarla alınıyor
devam edecem.
Knz,
Başörtüsü konusundaki yasaklar kalkmadan diğer ilgili konuların ele alınması mümkün değil. Problemler yasağın var olmasından kaynaklanıyor. Dikkat ederseniz ben başörtüsü konusunda olmalı, olmamalı diye birşey söylemiyorum.
Bugün bu yasak var, insanlar devlet kurumlarında ve birçok özel kurumda çalışamıyorlar.
Bu yasak kalkarsa hemşire, öğretmen vs. konusunda yeniden konuşulabilir. O zaman en azından insanlar ortada baskıcı bir yasak olmadığı için daha sakin konuşabilirler.
Bahsettiğiniz duygu tuzaklarının sebebi resmi yasaktır.
.
Başörtüsü konusunda artık şu olmalı veya bu olmamalı gibi birşey söylemiz gerekiyor. Çünkü bulanık havadan yaralanacak olan kişiler ne sizsiniz, ne de benim.
Bu konuyu apaçık hale getirmek lazım. ( apaçık derken ne anladığımı yukarda yazdım )
başörtüsü konusundaki yasaklar kalkmadan diğer ilgli konuların ele alınması mümkün değil demişsiniz ya, size katılmıyorum ( aslında biraz da dehşet şaşkınlığı)
Bu ülkede bunu özel güvenlik görevlisinin çocuğun yüzünü coplamasından, danışatay üyesinin öldürülmesinden daha klit bir duruma soktunuz.
Hayır, bence insanlar makul (sakin)olunca bir sorun hakkında muhatap bulmaya başlarlar. Biraz sabredin devam edeceğim.
yine ortamı saydamlaştırmaya çalışalım. Fethi bey Harbiye ordu evinde düğüne gitmiş çarşaflı (renk siyah değil ama bağlantı çene üstünden ) bir bayan fotoğrafı (düğün resmi)göstersem bana inanırsınız değil mi ? Kapıdaki görevli bir komut alır ve onu uygular. Komut yoksa benim fotoğraftaki şahıslar misafir edilirler. yani demek istediğim şu;
Fethi bey , bu ülkede yasak yoktu. Üniversitede de yoktu. devlet dairesinde de yoktu.
Daha doğrusu yasağın ne olduğunu bilen olmadığı gibi uygulayan da yoktu.
AYŞE AZMİ davası size fantastik bir öykü geleblir ama istanbul’da bir stajyer peçe ile derse girdi. Kimse birşey söylemedi. Öyle bişey ki , peçeli ders anlatamazsın diye ağzını açan kişi anında din düşmanı ilan edecek ortam hazırdı.İstismarın ve sınırsızlığın sonu yoktu.
Siyasi o zaman sahip çıkacaktı ve sınırlarını kendi koyacaktı. ASIL ONLAR SAHİPLENMEDİLER.
Sınırlar o günde lazımdı, bugün daha fazla lazım.
Başörtüsü namusumuzdur diye pankart açınca, kamu da namus ayrımcılığı yapılmıyor muydu ?
Hangi siyasi başörtülere selam durunacak sözüne karşı çıktı ?
BAKIN O ZAMANLAR HER ÖNÜNE GELEN TV YE ÇIKIYOR ve İSLAM KONUŞUYORDU.
Bir dergi yönetmeni çok iyi hatırlıyorum şöyle diyordu;bir erkek diyor, bir kadının kulağından boynundan tahrik olur. yine şimdiki meşhur vakit yazarı diyor ki, islam sözleşmedir. sen islam derken sözleşme yapmışsın şurası uygularım burası uygulamıyorum diyemezsin diyor.
var mıydı müslümanlığın bir iç sesi ?
fakültesi ? diyaneti ? siyasetçisi ?
islamiyete karşı bir önyargının oluşturulmasını aval aval seyrettiler.
yasak oluncada bir omuz vurup, iki avukatla staja girdiler.
yine akit yazarı (dilipaktan bahsediyorum) yanında başörtülü avukatla duruşlmaya girdi.
orda kamu görevi yapacak( yapmak zorunda kalan insan) akit gazetesi hedefi.
hak böyle mi aranır ?
o zaman sussunlar, şimdi konuşsunlar. olmuyor ki ? siyasilere kinaye yapıyorum.
aynı şey sizin içinde geçerli fethi bey.
Sınırları siz konuşmazsanız, ben konuşmazsam başkası postallıyor bizi.
biz vatandaş olduk mu ? yok.
bir özgürlük alanı sadece türkiyede değil, tüm avrupada tepe tepe harcandı.
bakın olan ne ?
almanlar müslüman çocuklarına biz karışmayalım, programı siz yapın. Camiler sizİn olsun dedi.
Senesine kalmadan camilerin paylaşımında cinayetler işlenmeye başlandı.
Hollanda yetkilileri, madem müslüman çocukarın başörtüsü takması zorunluymuş ( adamlar müslüman dini bilmiyor), kendi okullarını kursunlar bari dedi, kurallarına esnek olalım dediler ama bu sefer de veli okul otobüsünde kız erkek çocuğumuzu bindirmeyiz dediler.
Adam trakyalı rakı içiyor falan, ama kızm otobüse binmesin diye okul basar hale geliyor.
insanların gözlerinden bu denli haklılık fışkırmaya başka hiç birşey görmemeye başladı.
ben kayıtsız olaylardan bahsetmiyorum.
madem siyasi olablir AIHM diyorsunuz ama o insanlar gündelik olayların problemlerini çözüyor.
AIHM ABDULLAH ÖCALANIN hapisanede baskı altında olmadığına karar verdi.
siyasal diyorsunuz da, AHİM de soykırım dava konusu olamadı.
Belki AIHM %90 kararında hata olablir, bunun arasında başörtüsü ile ilgili olan da olablir.
pkk ile ilgili savunma yetersizliğimiz de olablir, siyasal bir karar ise üstesinden gelememişliğim de olablir., iki tane karar örneği incelesem bir sonuç çıkarabilirdim ama incelemedim.
Bildiğim başörtüsnün inaç zorunluluğu olarak savunulmasındaki çıkmazı göremediler. Çünkü başklarının innacı ve duyguları ile ilgili konuları ilgilenmiyorlar. DAHA ÖNCE SİZİN SİTEDE YAZDIM. kişi hak ve özgürlüğü açısından 1 kişilik din ile 1 milyar kişilik din arasında fark yoktur.
Hizmet beklentisi açısından fark vardır.( bu farkı da görüyorum)
bir sorun çıkmadıkça hukuk bir konu ile ilgilenmez. Bir sorun çıkınca en makul çözümü aramak zorunda. o çöüzümü AIHM bulamadıysa sizler bulun. Ben diyorum ki, bulmazsınız.
çünkü bu din ve vicdan özgürlüğü alanına giriyor. o kadar nötr olman lazım yani.
Bu işi kurcaladıkça olmayan başka sorunları da hukuk alanına sokacaklar.
Kurandan bir örnek vereceğim. İneğin rengi,cinsi, yaşı bilmem nesi ile detaylandıkça ineğin kendisini kaybetmek tehlikesi oluyor.
Sözün kısası;
Ben sizin sınırlarınızı görmüyorum. şu anda görmüyorum. Hatta bu başlıkta görmüyorum.
Belki eski yazarlarınız sizi tanıyordur ama benim sınırların tarifine ne net bir görüşe ihtiyacım var.
Başörtülü çocuk istismarı hariç ( bu konuda çok sert yazarım)
bütün resepsiyonlarda, törenlerde insanların insanların rencide edilmesine şiddetle karşı çıktım. hep otoritenin dini temsiline odaklandım. bir de temel eğitim savundum. ayırt edici farklı durumları netlşetirmek için çabam oldu. çok zaman harcamaya bakıyorum, karşılığına güveneceğim bir çaba değil. insanlar hep aynı söylemle hipnotize olurlarsa yapacak bişey yok.
.
Başörtüsü konusunda artık şu olmalı veya bu olmamalı gibi birşey söylemiz gerekiyor. Çünkü bulanık havadan yaralanacak olan kişiler ne sizsiniz, ne de benim.
Bu konuyu apaçık hale getirmek lazım. ( apaçık derken ne anladığımı yukarda yazdım )
başörtüsü konusundaki yasaklar kalkmadan diğer ilgli konuların ele alınması mümkün değil demişsiniz ya, size katılmıyorum ( aslında biraz da dehşet şaşkınlığı)
Bu ülkede bunu özel güvenlik görevlisinin çocuğun yüzünü coplamasından, danışatay üyesinin öldürülmesinden daha klit bir duruma soktunuz.
Hayır, bence insanlar makul (sakin)olunca bir sorun hakkında muhatap bulmaya başlarlar. Biraz sabredin devam edeceğim.
yine ortamı saydamlaştırmaya çalışalım. Fethi bey Harbiye ordu evinde düğüne gitmiş çarşaflı (renk siyah değil ama bağlantı çene üstünden ) bir bayan fotoğrafı (düğün resmi)göstersem bana inanırsınız değil mi ? Kapıdaki görevli bir komut alır ve onu uygular. Komut yoksa benim fotoğraftaki şahıslar misafir edilirler. yani demek istediğim şu;
Fethi bey , bu ülkede yasak yoktu. Üniversitede de yoktu. devlet dairesinde de yoktu.
Daha doğrusu yasağın ne olduğunu bilen olmadığı gibi uygulayan da yoktu.
AYŞE AZMİ davası size fantastik bir öykü geleblir ama istanbul’da bir stajyer peçe ile derse girdi. Kimse birşey söylemedi. Öyle bişey ki , peçeli ders anlatamazsın diye ağzını açan kişi anında din düşmanı ilan edecek ortam hazırdı.İstismarın ve sınırsızlığın sonu yoktu.
Siyasi o zaman sahip çıkacaktı ve sınırlarını kendi koyacaktı. ASIL ONLAR SAHİPLENMEDİLER.
Sınırlar o günde lazımdı, bugün daha fazla lazım.
Başörtüsü namusumuzdur diye pankart açınca, kamu da namus ayrımcılığı yapılmıyor muydu ?
Hangi siyasi başörtülere selam durunacak sözüne karşı çıktı ?
BAKIN O ZAMANLAR HER ÖNÜNE GELEN TV YE ÇIKIYOR ve İSLAM KONUŞUYORDU.
Bir dergi yönetmeni çok iyi hatırlıyorum şöyle diyordu;bir erkek diyor, bir kadının kulağından boynundan tahrik olur. yine şimdiki meşhur vakit yazarı diyor ki, islam sözleşmedir. sen islam derken sözleşme yapmışsın şurası uygularım burası uygulamıyorum diyemezsin diyor.
var mıydı müslümanlığın bir iç sesi ?
fakültesi ? diyaneti ? siyasetçisi ?
islamiyete karşı bir önyargının oluşturulmasını aval aval seyrettiler.
yasak oluncada bir omuz vurup, iki avukatla staja girdiler.
yine akit yazarı (dilipaktan bahsediyorum) yanında başörtülü avukatla duruşlmaya girdi.
orda kamu görevi yapacak( yapmak zorunda kalan insan) akit gazetesi hedefi.
hak böyle mi aranır ?
o zaman sussunlar, şimdi konuşsunlar. olmuyor ki ? siyasilere kinaye yapıyorum.
aynı şey sizin içinde geçerli fethi bey.
Sınırları siz konuşmazsanız, ben konuşmazsam başkası postallıyor bizi.
biz vatandaş olduk mu ? yok.
bir özgürlük alanı sadece türkiyede değil, tüm avrupada tepe tepe harcandı.
bakın olan ne ?
almanlar müslüman çocuklarına biz karışmayalım, programı siz yapın. Camiler sizİn olsun dedi.
Senesine kalmadan camilerin paylaşımında cinayetler işlenmeye başlandı.
Hollanda yetkilileri, madem müslüman çocukarın başörtüsü takması zorunluymuş ( adamlar müslüman dini bilmiyor), kendi okullarını kursunlar bari dedi, kurallarına esnek olalım dediler ama bu sefer de veli okul otobüsünde kız erkek çocuğumuzu bindirmeyiz dediler.
Adam trakyalı rakı içiyor falan, ama kızm otobüse binmesin diye okul basar hale geliyor.
insanların gözlerinden bu denli haklılık fışkırmaya başka hiç birşey görmemeye başladı.
ben kayıtsız olaylardan bahsetmiyorum.
madem siyasi olablir AIHM diyorsunuz ama o insanlar gündelik olayların problemlerini çözüyor.
AIHM ABDULLAH ÖCALANIN hapisanede baskı altında olmadığına karar verdi.
siyasal diyorsunuz da, AHİM de soykırım dava konusu olamadı.
Belki AIHM %90 kararında hata olablir, bunun arasında başörtüsü ile ilgili olan da olablir.
pkk ile ilgili savunma yetersizliğimiz de olablir, siyasal bir karar ise üstesinden gelememişliğim de olablir., iki tane karar örneği incelesem bir sonuç çıkarabilirdim ama incelemedim.
Bildiğim başörtüsnün inaç zorunluluğu olarak savunulmasındaki çıkmazı göremediler. Çünkü başklarının innacı ve duyguları ile ilgili konuları ilgilenmiyorlar. DAHA ÖNCE SİZİN SİTEDE YAZDIM. kişi hak ve özgürlüğü açısından 1 kişilik din ile 1 milyar kişilik din arasında fark yoktur.
Hizmet beklentisi açısından fark vardır.( bu farkı da görüyorum)
bir sorun çıkmadıkça hukuk bir konu ile ilgilenmez. Bir sorun çıkınca en makul çözümü aramak zorunda. o çöüzümü AIHM bulamadıysa sizler bulun. Ben diyorum ki, bulmazsınız.
çünkü bu din ve vicdan özgürlüğü alanına giriyor. o kadar nötr olman lazım yani.
Bu işi kurcaladıkça olmayan başka sorunları da hukuk alanına sokacaklar.
Kurandan bir örnek vereceğim. İneğin rengi,cinsi, yaşı bilmem nesi ile detaylandıkça ineğin kendisini kaybetmek tehlikesi oluyor.
Sözün kısası;
Ben sizin sınırlarınızı görmüyorum. şu anda görmüyorum. Hatta bu başlıkta görmüyorum.
Belki eski yazarlarınız sizi tanıyordur ama benim sınırların tarifine ne net bir görüşe ihtiyacım var.
Başörtülü çocuk istismarı hariç ( bu konuda çok sert yazarım)
bütün resepsiyonlarda, törenlerde insanların insanların rencide edilmesine şiddetle karşı çıktım. hep otoritenin dini temsiline odaklandım. bir de temel eğitim savundum. ayırt edici farklı durumları netlşetirmek için çabam oldu. çok zaman harcamamaya bakıyorum, karşılığına güveneceğim bir çaba değil. insanlar hep aynı söylemle hipnotize olurlarsa yapacak bişey yok.
vıdı vıdı vıdı vıdı yani,hep aynı laf hep aynı muhabbet ,hiç bir gelişme yok ,duvara konuşuluyo sanki,fikren bir esneklik arasan o da yok,nato mermer nato kafa yaniii,bence cevap vermek için tüketilen zamana bile yazık,herhangibir cevher göremiyorum çünkü,saygılar…
hep böyle olmuştur fethi bey. Boşlukları vıdıvıdı doldurur.
Sınırlarınızdaki tel örgü budur.
knz hanım ne iş yaparsınız bilmem ama bizim çokbilmiş bir komşumuz var milli eğitimden emekli biraz yaşlıca bi öğretmendir kendisi ama herşeyi o bilir siz bana hep onu hatırlatıyorsunuz böyle cakcakcakcak konuşunca.
OECD’nin 2006 icin yaptigi egitim duzeyi arastirmasinin sonuclari 4 Aralik’ta aciklaniyor. Haber sizdirilmasi oldugu icin on aciklama yapmislar. Turkiye’nin yeri filana bakmak isteyenler asagidaki linkten linkli dokumanlara bakabilirler:
http://www.oecd.org/document/60/0,3343,en_2649_201185_39700732_1_1_1_1,00.html