“Çok Sayıda Şikayet”
FST Kasım 27th, 2007
Zaman gazetesindeki habere göre “İnternet Güvenliği Başkanlığı” diye bir yer açılmış ve bir senedir gündemde olan Türkiye’de internetin resmen takip ve sansürü süreci Cuma günü resmen başlamış. Tüm blogcu, forumcu, yorumcu ekibine hayırlı olsun. “Ne var bunda, herhalde zararlı siteler denetlenecektir, bakalım buna ne kabahat bulacaksın” diyen olabilir. Habere kısaca bakarsak işin farklı yönleri olduğunu da görebiliriz:
Çocuk istismarı ve Atatürk aleyhine işlenen suçlarla mücadele için oluşturulan İnternet Güvenliği Başkanlığı (İGB)’na ihbar yağmaya başladı.
Cuma günü resmen faaliyete geçen İnternet Güvenliği Başkanlığı’na, aynı gün biri savcılıktan, diğeri vatandaştan gelen ihbar üzerine cinsel yayın içerikli iki siteye müdahale ederek, yayını engellendi. İnternette özellikle porno ve çocuk istismarına yönelik yayınların artması üzerine, bu tür yayınlarla mücadele için Telekomünikasyon Kurumu’na bağlı olarak oluşturulan İnternet Güvenliği Başkanlığı, zararlı yayınlara karşı sanal ortamı sürekli mercek altında tutacak. Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, gazetemize yaptığı açıklamada, İnternet Güvenliği Başkanlığı’nın başta cinsel içerikli yayınlar olmak üzere, kumara özendiren, Atatürk aleyhine suç işleyen, çocukları istismar eden sitelerle mücadele edeceğini belirterek, “Bu mücadele başladı. Cuma gününden itibaren bazı sitelerin yayınlarını durdurduk.” açıklamasını yaptı.
Acarer, ihbarların daha çok cinsel siteler üzerinde yoğunlaştığını söylüyor. Faaliyete başladığı daha ilk gün, biri savcılıktan, diğeri vatandaşlardan olmak üzere 2 siteye müdahale etmek durumunda kaldıklarını vurgulayan Acarer, vatandaşın rahatsızlık duyduğu yayınlarla ilgili olarak Telekomünikasyon Kurumu’na başvurabileceğini belirtti. Kurum, yasa kapsamında sayılan konular kapsamında internet ortamındaki yayınlarla ilgili vatandaşların ihbar yapmaları için bir internet adresi ile telefon numaralarını duyuracak. Vatandaşlar, istenmeyen siteleri bu numara ve internet sitesi sayesinde daha kolay ihbar edebilecek. Kurum yetkilileri, bu konuda çalışmaların sürdüğünü belirterek, “Site adresi ve telefon numarasını birkaç güne kadar duyuracağız.” dedi.
Şu size garip gelmiyorsa, ben de yarın blog işini bırakıyorum. “Çocuk istismarı ve Atatürk aleyhine işlenen suçlarla mücadele için oluşturulan İnternet Güvenliği Başkanlığı”. Eğer bu memlekette Atatürk İstismarı ile Çocuk İstismarı, pornografi aynı kefede gözetime tabi tutuluyorsa ve bu konu gözetimin kendisinden bağımsız olarak, ayrıca ve de bizzat CHP, Kemalistler, ulusalcılar vs. takımınca “böyle ayıp olmaz, derhal Atatürk bu yasadan çıkarılsın, tez elden koruma kanunu da kalksın, rezaletin neresinden dönsek kardır” denerek kınanmıyorsa, Atatürk’ün sırtından geçinenler hariç samimi Atatürkçü olduğunu zannedenlere yazıklar olsun.
Muhbir vatandaşa da tavsiyem pornografik site ihbar edeyim derken fazla gezmemeleri, aptalıklarından bilgisayarlarını virüse boğar bunlar. Hele iyice öküzü gider kredi kartı numarasını da kaptırır. Savcılar da belayı buldu, Hürriyet gazetesi için yarın telefon açıp “siteleri açık kadın resmi dolu, kapatın pornocuların sitesini” diyeni mi ararsınız, Vakit için “Atatürk düşmanı gazetenin sitesi daha açık mı duracak” diye sızlananı mı sorarsınız. Oh olsun, alın denetleyin bakalım. Ondan sonra savcının, hakimin iş yükü fazla dersiniz. Ota taşa yasa uydurursanız olacağı budur.
Bu arada İzlenimler ne olacak derseniz, çiğ yemedim ki karnım ağrısın, alnım açık, başım dik. Tam da bu işler olup biteken Atatürk üzerine bir yazı yazıyordum, yarım kaldı, aaaz sonraa diyeyim, yarın mı olur, öbür hafta mı, Allah bilir. Siz şimdilik kitapçı vali ile idare edin.
Bu arada İzlenimler ne olacak derseniz, çiğ yemedim ki karnım ağrısın, alnım açık, başım dik.
Hah, sansur kurulu ‘guvenlik baskanligi’ oluyorsa, yediginiz ‘cig’ degil ‘guvensiz’ olabilir. Basinizi cok dik tutmayin, muhbir vatandaslarin gozune carpar.
Zannetmem. Aslında merak da ederim, bu sitede muhbir ne bulabilir. Bana göre sütten çıkmış kaşık gibi site. Ortalama muhbirin zekası anlamaya yetmeyebilir tabii, benim umudum Türk savcısında
Fethi Bey,
kondurmuşsunuz yine… Haberi okurken 80 yıllık kırmızı hattımıza yeni bir kırmızı nokta eklendiğini gördüm:) Tuhaf doğrusu…
Muhabbetle…
Fethi bey bence en garip olanı da kanunda “müstehcenlik” diye birşey olması. Müstehcenlik nedeniyle erişim engeli falan gelecekse açık site kalmaz neredeyse. Bir de bu müstehcenlik konusundaki kararı direk Telekom bünyesinde kurulan başkanlık veriyor.
Ben de birkaç gün önce bu konuya değinmiştim. [Sansür dalgası geliyor…]
Da Vinci,
Dediğiniz gibi bu yasa baştan sona yanlış. Türkiye’de zaten hakaret vs. için normal yasalar var. Çocuk istismarı da internetten bağımsız düzenlenebilir, bu tür yayınlar internetin içinde devede kulak kabilinden. Hele hele bazı memurlara bu işin havale edilmesi komik.
Yalnız, yazınızın son kısmını AKP’ye bağlamanız gereksiz olmuş:
Sadece AKP değil tüm iktidarlar, hatta tüm ülke yönetimleri bu konuda heveslidir. Hele Atatürk konusundaki bölüm AKP aleyhine işler, sıradan bir tarihi gerçeği açıklamak AKP lehine iken siteye dava açılabilir. AKP aynı CHP, MHP vs. gibi sansürcüdür. Bunun partilerle bir alakası yok.
Yasanın Türkiye’de kullanıldığı haliyle çağdışılıkla da bir ilgisi yok, çağdaş adam pornocudur gibi algılanabilir yazınız. Bence Atatürk ve çocuk pornosunun bir arada zikredilmesi çok vahim.
Fethi bey,
Bu konu da AKP’ye bağlanmayacaksa ne bağlanacak? Bu kanun tamamen başından sonuna kadar AKP ürünüdür. Belki diğer partiler de bu konuda bir kanun yapsa belki benzer birşey çıkardı ama bundan emin olamayız. Sonuçta bu kanun AKP’nin eseridir ve eleştirilecekse AKP eleştirilmeli. Bu kanun ilk çıktığında hatırladığım kadarıyla CHP birçok eleştiri yapmıştı yani katkıda bulunmamıştı kanunun çıkmasına. AKP’ye bağlamak neden yanlış anlamıyorum. Bu kanunun direk sorumluluğu AKP’ye ait değil mi sonuçta?
Da Vinci,
Bu kanun şu haliyle tabii AKP’ye bağlıdır ve ben de sonuna kadar çuvaldızı batırıyorum. Başka bir yeri eleştirmiyorum. Siz AKP’lileştirmeden bahsetmişsiniz, AKP’nin öyle bir amacı olsa Atatürk konusunu dışta tutardı. Bence AKP genel olarak tipik yasakçı, milletin ahlakını koruduğunu zanneden bir partidir ve şu yasa da sonuna kadar eleştirilmelidir.
Konunun sizin dediğiniz gibi çağdaşlıkla filan ilgisi yok, o açıdan belirttim sadece.
Fethi bey, çağdışı demek çağdaş olmayan demek değil midir? Bu tip yasakçı zihniyet bu nedenle bence çağdışıdır.
Anlıyorum da konunun çağdışı ya da çağdaş olduğunu zannetmiyorum.
Çağdaş ile 2007 yılındaki Batı dünyasındaki anlayışı kastediyorsanız maalesef oralarda da, ABD, Almanya vs. insan özgürlüğünü kısıtlamaya dönük epey düzenleme var. Doğu ise zaten felaket, biz daha ziyade İran, K.Kore, Çin yolundayız ve bu da iyi bir şey değil. Ortada bir hata var, bunun çağdaş olup olmaması önemli değil, tez elden üzerine gitmek lazım.
Ben belli başlı değerlerden bahsediyorum. Bunların nerede nasıl uygulandığı çok da ilgilendirmiyor beni. Yani bu değerlerin ABD veya Almanya’da uygulandığı şekli iyidir güzeldir demiyorum.
Sizinle aynı fikirdeyim tez elden üzerine gitmek lazım bu konunun. Asıl sorun TCK’da. Zaten bu kanun da direk TCK’daki suçlara ve tanımlarına atıfta bulunularak hazırlanmış durumda. TCK’nın tez elden yenilenmesi gerekir. Şimdi peki bu TCK kimin ürünü diyecem yine kızacaksınız
Tamam sustum :))
Da Vinci,
Seni anlıyorum AKP’den hazzetmiyorsun, ben kimseden ne hoşlanır ne de hoşlanmam, aramızda böyle bir fark var. Ben AKP konusunda eleştiri getirildiğinde niye kızayım, kendim çok yerde ağzımı bozuyorum, elbette kendimizce haklı sebeplerimiz olabilir. TCK da AKP’nin ürünü ama sonuçta bu teknik bir iş, 301 ayıbını kaldırmamak da AKP’nin kamburu, bana düşen buradan bunları dile getirmek.
Yalnız herşeyi de AKP’nin sırtına yıkmamak lazım, günah keçisi misali, zannetme ki Türkiye bürokratik mekanizması, bunların resmi odağı CHP vs. çok özgürlükçüdür. Bunlara kalsak AKP’yi mumla arama ihtimali daha yüksektir.
Fethi bey, bence de siz haklısınız. Sonuçta bu toplumun içine işlemiş bir durum. Ama bir noktaya kafam takıldı. Partileri değerlendirirken parti siyasetinin üzerine çıkarak makul bir toplumsal fotoğraf çekiyorsunuz da, iş gazetelere gelince neden aynı şey söz konusu olmuyor? Sonuçta her gazetede faşizm örnekleri farklı seviyelerde de olsa yok mu? Bu durumda şu gazeteyi almayın, aydınlar onun yerine falancaya yorum göndersinler demek yerine genel anlamda basını ya da toplumun zihniyetini eleştirmek gerekmez mi?
Dr. Hayvan, bu o anın kızgınlığıyla söylenmiş bir laf. Zaman gazetesi ve Hürriyet ile ilgili bu tür bir düşüncem yok. Bunu sizin gibi tecrübeli ve kıdemli bir yorumcunun bilmesi lazım. Bazen iğneyi fazla batırdığımı kabul ediyorum, bir kısmını dost acı söyler olarak da almak lazım.
Bu arada mesajınız resmi daireye dilekçe verir gibi olmuş. TRT’de açık oturuma filan katılıyor musunuz?
@FST
Elbette AKP’den hazzetmiyorum. Hazzetmem için herhangi bir neden de görmüyorum. Ama konu o değil. AKP’nin doğru yaptığını düşündüğüm birşeyi eleştirmek gibi saçma birşey yapmam. Yanlış birşey varsa elbette eleştireceğim.
Ben CHP’nin özgürlükler konusunda AKP’den daha ileride olduğunu düşünüyorum. Ama hükümete gelirlerse ne yapacaklarını bilmiyorum. Belki de “bekar adama karı boşamak kolaydır” misali hareket ediyorlardır.
Suçlar şunlarmış:
1. Atatürk aleyhine işlenen suçlar,
2. intihara yönlendirme,
3. çocukların cinsel istismarı,
4. uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
5. sağlık için tehlikeli madde temini,
6. müstehcenlik,
7. fuhuş,
8. kumar oynanması için yer ve imkan sağlamayı içeren suçlar
Bu suçlardan gerçekten suç olan ancak çocukların cinsel istismarı olabilir. Diğerlerinin ister sanal ister gerçek anlamda suç addedilmesi bizim için iyi olanı bizden iyi bilenlerin olduğu varsayımına dayanır ve kusra kalmasınlar ama benim bu korumaya ihtiyacım yok. Ah keşke herkes senin kadar bilinçli olsa zırvalarına da karnım tok..
Deli olmuş bunlar..
davinci: doğru diyorsun chp özgürlükler konusunda akpden daha ileride. ama kemalistlerin özgürlüğü konusunda. yoksa kürtsen başörtülüysen falan geçmiş olsun. milleti ezdiler ezdilerde doymadılar. yine fırsatını bulsalar omuriliğine kadar yardırırlarda yine doymaz adiler.
Da Vinci,
AKP özgürlükler konusunda mazisi temiz olmayan bir parti, gerçi yavaş yavaş öğreniyorlar ama çok ümitli değilim. CHP’nin konuyla ilgili durumunu da bilmiyorum, sizin somut örnekleriniz varsa bilmek isterim doğrusu. Şu haliyle tam bir askeri dikta taraftarı görüntü arzediyorlar.
selam,
bekara karı boşamak kolay ……
CHP konusuna hiç girecek durumda değilim. Son 5-6 yılda medyadaki haberleri incelerseniz kimin ne dediğini görürsünüz. Çok da umrumda değil aslına bakarsanız. Bu ülkede doğru düzgün insanların hiçbir zaman başa geçemeyeceğini düşünüyorum. Malesef hep bu tip garabetlere mahkum olacağız. Bu halkın bünyesi gerçek özgürlük ve demokrasiyi kaldıracak seviyede değil henüz, bunun için daha çok uzun zaman geçmesi gerekiyor diye düşünüyorum.
Nef’i,
Hangi konuda? Yasaklar gerekli mi diyorsunuz?
Da Vinci Bey,
“Ben CHP’nin özgürlükler konusunda AKP’den daha ileride olduğunu düşünüyorum.”
Uzayda mı yaşıyorsunuz?
“Bu halkın bünyesi gerçek özgürlük ve demokrasiyi kaldıracak seviyede değil henüz”
Recep Peker yahut Memduh Tağmaç’la bir akrabalığınız var mıdır?
o zaman verin ayarı bu deyyuslara copun ucunu görünce akıllanır hadlerini öğrenirler. yada bu çok sevdiğiniz tek parti dönemi diktatörleri gibi beğenmediğiniz adamın kafasında odun parçalatır geberttirirsiniz. bana inanmayan ahmet kekeçten baksın okusun. tövbe ya..
@metin
Elbette. Hepimiz uzayda yaşamıyor muyuz zaten?
Bildiğim kadarıyla yok. Sizin?
Bu arada ekleyeyim. Toplumun “geneli” gerçek özgürlük ve demokrasi ortamına hazır diyenin aklından şüphe ederim.
Eee iyi ya işte AKP de bünyesi kaldırmaz diye baskıcı yönetime kayıyor, neden sızlanıyorsun Da Vinci.. Amma tutarsızsın yahu.
bu cevap olmadı baskıcı yönetime bu nedenle kayılmaz.
baskıya kaymadan yapacak başka şey vardı.
ben akp tartışmasına girmedim hani.
toplumu özgürleğe hazır hale getirecek alt yapı sağlanır.
toplumu feodalleştirip sonra özgürlüğe açarsanız Barzani veya saddam olsanız fark etmezsiniz.
Da Vinci bey,
Bu “gerçek özgürlük ve demokrasi ortamı” dediginiz nasil birseydir? Bildiginiz hangi toplumlar buna hazirdir?
Bu baslikta eletirilen isin olma yolu gayet demokratik geldi bana ama netice ozgurlukcu degil. “Orjinal demokrasi” diye birseyler geveleyenler kabul eder mi bilmem tabii. Meclisleri bu sekilde yetkilendirirseniz boyle seyler yapiyorlar. Dunyada nete yapilmakta olanlara bakarsaniz temelde cok da farkli birsey gormeyeceksiniz bence. Yetkinin kendisi yerine yetkiyle yapilani sorgulamak da bir yol elbette, ama bu tercihin yapildigini bilmekte fayda var. Biz yetkiyi kacinilmaz kabul edip odunu kim eline gecirecek kavgasi yapmayi sevdigimiz icin bizi ekrana cikan kic suretinden koruyan ‘Guvenlik Kurulu’ da kurulur, bizi diger zararli nesriyattan koruyan ‘Dogruluk Bakanligi’ da.
Bunu duzgun yapmaya kalktiklarinda nete ne yapmis olacaklarini da Web’i icad eden adamdan vermistim bir yerde:
http://istanbuldespatch.wordpress.com/2007/08/30/now-its-cnn-blocked-in-turkey-2/#comment-50
@Suat
İşte ben de onu diyecektim. “Salla gitsin. Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Bu topluma herşey müstehaktır. Ne halleri varsa görsün.” demek istiyorum ama nedense olmuyor bir türlü.
@Bulent Murtezaoglu
Siz ne anlıyorsanız öyle olsun. Bu konu hakkında konuşmaktan pek hoşlanmıyorum. Ama şunu açıkça söyleyebilirim ki Türkiye düşünce ve ifade özgürlüğünün kenarından köşesinden geçmiyor.
abi kumara ozendiriyorsa sana ne para adamin akil adamin, intihara yönelirim hayat benim, müstehcen sayfaymis abi birak da bakalim istedigimiz sayfaya benim ahlak polisim misin, fuhusu cevre yolda yapinca daha mi iyi oluyor (buz gibi oldu zaten hava kis geliyor) yoksa cevre yollarini da yasaklamayi dusunuyor mu sevgili buyuklerimiz….
uyusturucu satimiyla ve cocuk pornosuyla alakasi olan sayfalarin agzina tukurebilirsiniz (bunlari yapanlari cevre E5 kenarinda pazarlamak iyi fikir olabilir). bu ikisi haric rahat birakiniz benim sevgili psikopat arkadaslarimi
Da Vinci Bey,
Verdiğiniz cevaplar, yan çizmenin arapçası olmuş.
“Türkiye düşünce ve ifade özgürlüğünün kenarından köşesinden geçmiyor.”
Bakın bu doğru. Ama esas itibariyle de “Bu halkın bünyesi gerçek özgürlük ve demokrasiyi kaldıracak seviyede değil henüz” zihniyetinde olanlar yüzünden.
@metin
Arapçayla ilgisi yok direk Türkçe. Üzerine tartışmak istemediğim için böyle söyledim.
Tabi canım hep öyle olur zaten
Komik bir iddia olmuş bence.
Da Vinci Bey,
Sizinle konuşmanın hiçbir faydası yok, zaman israfı. Önce resmi ideolojinin ve resmi tarihin yol açtığı akıl tutulmasından, zihin dumurundan kurtulmak lazım ki demokratlığa adım atılabilsin. Yolunuz çok uzun; size bu uzun yolda izan, feraset ve derman gerek. Burada kesiyorum.
29 Kasım 2007 tarihli (bugün) Türkiye gazetesinin 3.üncü sayfasında Sayın Rahim Er “İnternet Güvenlik Başkanlığı” başlıklı bir yorum yazmıştır.
@metin
Ben de zaten size onu anlatmak için konuşmak istemiyorum dedim ama siz ısrar ettiniz.
Bunun ben de farkındayım ama sadece bu da yetmez diyorum. Onun için bu toplumun önünde uzun bir zaman var dedim.
Önünde gitmesi gereken çok uzun bir yol olan bu toplum, ben değilim.
Libararaina bey/hanim,
29 Kasım 2007 tarihli (bugün) Türkiye gazetesinin 3.üncü sayfasında Sayın Rahim Er “İnternet Güvenlik Başkanlığı” başlıklı bir yorum yazmıştır.
Linkini vereyim:
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?id=356224
Bir de alinti yapayim:
En az RTÜK kadar ehemmiyetli ve elzem.
Başkanlık, çocukları korumaya dönük suçlarda re’sen diğerlerinde hakim kararıyla erişimi durduracak veya diğer söyleyişle ekran karartacakmış. Çerçeve genişlemeli. Ahlakı ve devleti çökerten aleni bir yayın için neden hakim kararı beklensin? Yayını durdurulan mahkemeden o yayınla suç işlemediğine dair karar getirsin. Hakim kararı kişilere dönük, hakaret ve benzeri şahsi suçlarda aranmalı. (vurgu benden BM)
Istihza degil bu herhalde. Ben Da Vinci beyin yerinde olsam boyle yayinlari malzeme yapip ‘goruyor musunuz?’ derdim.
“Bilgi Ihbar Merkezi” acilmis:
http://www.ihbarweb.org.tr/index.html
(Kaynak: Suat bey’in blogu. Link vermiyorum spam olacak diye)
Sayın Murtezaoğlu,
Çeyrek asırdır gerçek adımla ve büyük-ölçüde-madara olmaksızın sürdürdüğüm polemiklerimde öğrendiğim bir bilgelik de şudur: İlk bakışta size çok ters gelebilen bir teklifin, şayet üzerinde iyi düşünürseniz, “son tahlilde” lehinize olduğunu anlayabilirsiniz. Sayın Rahim Er ortaya işlenmeye-değer bir ham-fikir atmıştır. Ben sizin yerinizde olsam bu fikre “masum olduğunu mahkeme kararı ile tescil ettiren blogger RTÜK’ten yüklü bir tazminat alabilmelidir” katkısını yapardım. Böylelikle ortaya daha bir “fikir gibi fikir” çıkardı. Gerçekten de böyle olsa, (1) hem neresinden-bakılırsa-bakılsın-muzur neşriyatla daha müessir mücadele edilir, (2) hem de (blog-gibi-dergileri taa 1950′li yıllardan beri yayımlamış değerli hocam Aydın Yalçın’ın tabiri ile) “kamçılayıcı fikir” üretimi meşru yollardan desteklenmiş olur. Ne dersiniz?
Saygılarımla,
Librarian (=Kütüphaneci)
Librarian bey/hanim,
Sayın Rahim Er ortaya işlenmeye-değer bir ham-fikir atmıştır.
Hayir. Bu cok alisildik devlet/burokrat merkezli bir fikir. Bunun hersey kafamiza gore yasak, yapmak istersen git devlete yalvar sekli vardi ekonomide ve ozellikle dis ticarette eskiden. Bilinmedik seyler degil bu memlekette bunlar. “Ahlakı ve devleti çökerten aleni bir yayın için neden hakim kararı beklensin?” ifadesi yayin hemen durdurulmazsa ahlak ve devletin cokebilecegini ima ediyor galiba ki o da bana ‘acaba istihza midir bu?’ dedirtti.
Ben sizin yerinizde olsam bu fikre “masum olduğunu mahkeme kararı ile tescil ettiren blogger RTÜK’ten yüklü bir tazminat alabilmelidir” katkısını yapardım. Böylelikle ortaya daha bir “fikir gibi fikir” çıkardı.
Siz yapabilirsiniz o katkiyi tabii. Ben de o mahkeme o karari uc senede veremez, o arada o adamla ugrasilir, bundan da kimsenin haberi olamaz cunku haberlesme araclari zapturapt altindir diye bir senaryo yazabilirim. Ucuk geldiyse, kisitli imkanlara sahip normal vatandasin devleti dava edip basarili oldugu bir dunyanin da ucuk oldugunu hatirlatayim. Bu tip islerde basit bir ruhsatlama/kayit isi, kimlik dogrulama vs. dahi insanlari pasifize edebiliyor. Once burokrat eliyle suclanip yasaklanip sonra masumiyetini ispat icin mahkemeye gitme hali ise zaten yenir yutulur birsey degil, ben neme lazim deyip ortadan kaybolurum mesela oyle bir durumda.
Yok eger hukuk duzenimiz boyle seylere musaitse, memlekette interneti bogan ve tekeli ozellestirip devam ettiren hukumetlerimizden Turk gencliginin milyarlar tahsil etmesi lazim. Birisi denesin de gulelim biraz.
Gerçekten de böyle olsa, (1) hem neresinden-bakılırsa-bakılsın-muzur neşriyatla daha müessir mücadele edilir, (2) hem de (blog-gibi-dergileri taa 1950′li yıllardan beri yayımlamış değerli hocam Aydın Yalçın’ın tabiri ile) “kamçılayıcı fikir” üretimi meşru yollardan desteklenmiş olur. Ne dersiniz?
Muzir oldugu bir sekilde kabul edilen nesriyatla devlet eliyle mucadeleyi ve tek noktadan net gibi daginik bir yapiyi kontrolu makul kabul ediyor bu fikir. Ben bunlarin ikisini de herhangi bir tur muzir nesriyatin yapacagi tahribattan fazlasini yapacak seyler olarak goruyorum. O yuzden zaten kamcilanmam mumkun degil. Malesef kitleler nete ciktikca beraberlerinde devletlerinin ilgisi de geldi, simdi nasil kontrol altina alindigini (hemen her memlekette ama farkli sebeplerle) seyrediyoruz. Bu tip tahditler (ve tutmasi icin gerekli bogucu teknik altyapi) beraberinde buyuk zarar getiriyor ama o zarar gorunur bir zarar olmuyor. Web’i icad eden adamin bu konuya ’serbest olmasaydi yapamazdim’ imasi ile mudahil olmasi bize birsey soylemeli. Kayitli kuyutlu ruhsatli ve zapt-u rapt altindaki Minitel internet kadar uretken olamadi mesela. Internet gibi ozgur (hatta anarsik) ortam cikmamis olsa, ag ortaminda olabileceklerin Minitel’de olanlardan ibaret oldugu zannedilebilirdi. Kisitlamalarin getirdigi zarar boyle gorunmez olabiliyor iste. Cok sey soyleyebilirim, ama aklimdan gecenlerin — hasa huzurdan — devleti ve ahlaki cokertici olma ihtimalleri oldugundan soylememeyi tercih ederim.
Hurriyetci acidan bakarsaniz dehset verici bile olabilir bu isler cunku cok basit bir ‘cocuk pornosu’ yaygarasi, zaten mevcut olan ciplaklik/cinsellik fobisi filanla birlesip, Ataturk bahanesi ile tuzu biberi tamamlanip onumuze kondu. Bunu yapanlar da ozgurlukcu kitlenin (bence haddinden cok fazla) destegini alan bir iktidar. Burada kanunen mesru idarelerin kanunlar icinde kalarak neler yapabilecegi, bambaska sebeplerden ama maksadini asan sekilde ‘demokrasi’ ve ‘meclis egemenligi’ vurgusu/fetisitligi ile destek olanlarin nasil ayaklarina kursun siktiklarini gosteren dersler de var aslinda. Her turlu otoriterligin iyi saatte olsunlardan bilindigi bir memlekette bunun acikca gorulmesi faydali bence. Kamci ornegi yerinde olabilir bu acidan.
Librarian Bey/Hanım,
Siz Big Brother’ın Türkiye acentası olmaya mı talipsiniz acaba? Aklınıza şaşayım müsaadenizle. Geç kalmışsınız, Nazi Almanyası’nda bakan filan olabilirdiniz.
Bülent Bey,
Bu cevabınız çerçevelenip duvara asılmalı, günde beş defa okunmalı. Bu arada, attığınız taş benim kafama da değdi, aldım kabul ettim!
Türkiye TPKKK kadar otarşik “Telsiz Kanunu”ndan bugünlere yine de kısa sayılabilecek bir sürede gelmiştir. Ben sadece Ernest Bloch’un ünlü tabiri ile “noch nicht” demeye çalıştım. Yanılmış olabilirim.
“NOCH NICHT, NOCH NICHT” diye kaç yıl avuttu felek,
Saçıma karlar yağdı boşuna yaz beklemek,
Ne bülbül dile geldi, ne de AÇTI YÜZ ÇİÇEK,
Saçıma karlar yağdı boşuna yaz beklemek.
Librarian bey/hanim,
Haklisiniz, 2222 de oyle bir kanundu. O zamanlar elektronige merakli olanlar ‘ogreniyoruz ama yapamiyoruz, yasak’ derlerdi, ben onlardan biriydim. Ona yakalanmadim, ama entegre devre ithal etmeye kalkip devletle ugrasmayi bilen muhtelif insanlarin benden fazla para kazanlamarina sebep oldugum, araya onlari koymadan memlekete fevkalade zararli bir bilgisayar getirmeye kalkip devlete kaptirdigim vakidir. Bunlarin hepsi kisitli ve kazanilmis parayla yapiliyordu. O bedelleri vererek ogrendigim devletimizin menziline giren isleri hic yapmamanin cok daha hayirli birsey olduguydu.
Bu arada bu internet kanunu ilk deneme degil. 90larda web sitesinin uc kopyasini mulki amire filan vermekten bahseden bir de taslak vardi.
Bülent bey, kusura bakmayın sizi anlayamadım. Eskiden entegre devre ya da bilgisayar ithal etmek ya da bunları kullanmak tehlikeli mi görülüyordu? Belki öyle demek istemediniz ama ben konuya yabancı olduğum için öyle anladım.
Metin bey,
Once size ‘Nazi’li cevabiniz icin bir link vereyim:
http://en.wikipedia.org/wiki/Godwin’s_law
Tas konusunda haklisiniz, Suat beye de eziyet ediyorum bazen bu konuda (Fethi bey cok dikkatlidir mesela, onun ilisilecek bir tarafi yok). Benim uzuldugum bu isleri benden cok daha iyi anlayan insanlarin yaygin propagandayi tekrarlar durumda kalacak kadar sIkIlmalarI. Yaksa, tabii, gormuyor degil kimse kimin ne oldugunu.
Sayın Murtezaoğlu,
Galiba bir noktada “converge” edeceğiz. Haddim olmayarak size ABD tarihi ile ilgili bir vakıayı anımsatmak isterim. İlk otomobiller piyasaya çıktıklarında demiryolu şirketlerinin “bastırması” ile Kongre trafik kazalarına karşı önlem kavilinden her otomobilin önünde eli-bayraklı bir işaretçinin yürümesini (dikkat buyurun “koşmasını” bile demiyor) şart koşan bir kanun çıkartmış! İyi mi? Ahmet İnam hocanın “Teknoloji Benim Neyim Olur?” adlı eserini okumanızı tavsiye ederim.
Selam ve sevgilerimle,
Librarian
Doktor bey,
Eskiden entegre devre ya da bilgisayar ithal etmek ya da bunları kullanmak tehlikeli mi görülüyordu?
Ithalat ve doviz transferi izne tabiydi, (Ozal doneminde liberasyon da zannedildigi kadar hizli olmadi). Kucuk bir isletme/birey olarak birsey yapamiyordunuz, yapmayi bilenlere muhtac oluyordunuz. ABD’den $7′ye yola cikan parca bana $30 kusure patlamisti, kagit ittirmeyi bilen ve gerekli ruhsatlara ve ‘yol yordam bilgisine’ sahip insanlari araya sokmam gerekmisti. Bir daha da oyle mecmuada bir yeni entegre devre gorup (mecmuanin da gelmesi meseleydi) ‘aaa bu ne guzel bunu kullanayim’ deyip birseye tesebbus etmedim.
Bilgisayar isi de soyle, “Turkiye’de bu cahil ve kazikci heriflere para kaptiracagima daha az paraya kendim gidip alip getiririm” diye bir cin fikir gelmisti aklima, hatta Resmi Gazete filan karistirip bunun yapilabilecegine karar vermistim anlar gibi. Yaptim. Iki memleket dolasmama ragmen fiyati da tutturdum. Tabii Yesilkoy’de el koydular. Hala devlettedir, caldirmadilarsa veya satmadilarsa.
Belki öyle demek istemediniz ama ben konuya yabancı olduğum için öyle anladım.
Oyle demek istedim. Devlette bir elektronik alet alerjisi vardi o zaman. Sokakta ust/canta aramalarinda da alet cikinca gozleri parlardi polislerin, ‘ne mali bu?’ ‘kacak mi?’ “faturasi nerde?’(!) filan diye sorgu sual ederlerdi. Ben bunu hep devletimiz bizi elektronik aletten korumak istiyor diye anlardim, onun icin oyle anlatiyorum. Kitabi da sevmezlerdi pek, onlara da cok dikkatli bakarlardi. Hele disaridan gelen kitap, aman aman evlerden uzak (onu da denemistim, onlari kaptirmadik ama posta gumrugunde rahmetli babama ‘ogluna bunlari ogretecegine namaz ogret’ diyen bir yetkili ile muserref olmustuk, yapilacak birsey yoktu tabii, adama — belki oyle laflar ettigi icin — yetki verilmis, dibine kadar kullanacak, koskoca adam dudagini isirip ‘haklisiniz’ demisti). Simdi de teller uzerindeki bitlere alerjisi var devletin diye dusunuyorum mesela, yahut bizi bitlerden koruyorlar — malum kimi bitler halk sagligi kimi bitler halk ahlaki acisindan zararlidir, cokeriz sonra. Istediklerini tam yapmak icin yakinda daha soyut seviyede UDP ve TCP portlari ve IP paketlerine de alerji edinecekler herhalde.
Metin bey devletimizle baska turlu de muhatap olunan cevrelerde de bulundugu icin anlamistir, simdi birseye elledikleri zaman buten evvelki tecrubeler geliyor insanin aklina. Degil mi?
Librarian bey/hanim,
O hikayeyi duymustum, mesele — bence — su: devlet her zaman devlet, yani su veya bu sebeple manali/manasiz isler yaptirtmak, ahaliye zorluk cikarttirtmak filan her yerde mumkun. Dereceleri ve usulleri memleketler arasinda degisiyor, hangi halkin neye kolaylikla icazet verecegi de farkli olabiliyor. Bu farklar onemsiz degil. Ben Turkiye’yi ve ABD’yi biraz biliyorum, ‘o’ hep orada ve bocek gibi ezebilir kucuk insanlari ama burada yaptigi orada yaptigindan bogulma ve esek yerine konma hislerini yaratma acisindan yeterli derecede farkli. Milletler de farkli tabii, ‘bana bunu yapti’ dediginizde Turk’un ‘yapar tabii’ dedigine, orali ‘bu memlekette bu olamaz’ diyebiliyor (tersi de soz konusu olabiliyor ama bu tur baglamlarda degil).
Farkli yollardan bir noktaya gelmek (nasil tercume?) gayet tabii mumkun, ama elzem degil. Boyle de iyi bence.
Evet Bülent Bey, öyle.
“Dışarıdan gelen şey kitap da olsa içinde mutlaka memleketimiz için kötü bir şeyler de vardır” gibi bir mantıktan ötürü böyle konuşuyordu herhalde.
Bu durumları değerlendirirken “her türlü yabancı unsurlardan korkmak” gibi asıl saiklere değil de bu yasaklara konu olan elektronik devre ya da tellere referans veriyor olmanız çok ilginç. Gizli bir ironi de var sanki cümlelerinizde.
Ek olarak:
O dönemde gümrüklerde ya da yolda polislerle yaşadıklarınızı böyle yorum değil de yazı olarak yazıp yayınlamayı düşünmez misiniz? Bugünle mukayese yapma noktasında özellikle gençlerin çok işine yarayacaktır. Eğer müstakil blog işiyle uğraşamam diyorsanız belki Fethi bey de ilgilenir. Bir ara burada misafir yazarlar bulunuyordu yanılmıyorsam.
Doktor bey,
“Dışarıdan gelen şey kitap da olsa içinde mutlaka memleketimiz için kötü bir şeyler de vardır” gibi bir mantıktan ötürü böyle konuşuyordu herhalde.
O da olabilir, elektronikle ilgili birseyler okuyan ve yabanci memleketten kitap getiren bir cocukla kendi cocugunu karsilastirip aklina ‘ama benimki de namaz biliyor, bununki biliyor mu?’ demis ve oradan icini rahatlatmak istemis de olabilir. Bu zannediyorum 70lerde olmustu. O zaman yabanci dil bilmek de cok gozde buyutulen birseydi. Tugla gibi kitaplar icin ‘bu okuyacak’ diye cocuk/genc birinin gosterilmesi ‘vay be’ dedirtebiliyordu. Sinif algisi, cekisme, ‘iyi’ gozuken seylere ulasim farki vs. cok beklenmedik sekillerde tezahur edebiliyor. Simdi de yine din ekseninde olanlar benzer birseye dayali olabilir diye teoriler var, biliyorsunuz.
Benim o zamandan hatirladigim sag/sol/dinci neyse eline yetki gecirenin ‘yetkili olarak bu lafi etmem dogru mudur’ sorusunu kendilerine sormayi akillarina dahi getirmedikleri, firsatini bulunca eline gecirdiklerine gorusleri neyse dayattiklariydi — o tarafi da vardi yani. Simdi biraz daha tirsak kucuk boydaki yetkililer cunku vatandas bir suru seyi de kabul etmiyor artik. Yavas yavas olacak bunlar tabii. Ben araya uzun zaman soktugum icin ne bileyim aksam suyum kesilince arayip lak diye karsima biri cikinca ‘aaa devlet telefonuna bakti!’ gibi seyler hayretle telaffuz edebiliyorum.
Bu durumları değerlendirirken “her türlü yabancı unsurlardan korkmak” gibi asıl saiklere değil de bu yasaklara konu olan elektronik devre ya da tellere referans veriyor olmanız çok ilginç. Gizli bir ironi de var sanki cümlelerinizde.
Cunku olanlar cok komik. Haberlesme tekeli de komsudan komsuya tel cekmenin yasak olmasi gibi sonuclar doguruyor mesela, bunu da tel dusmanligi olarak anlatmak kabil. Yasakci ve karismaci yaklasim hayattan bir suru — karisilmasi abes — ihtimali yok ediyor veya garip seylere karisilmasini da beraberinde getiriyor. Bunlar ‘adam oldureni yakala hapse at’ gibi degil.
Diger taraftan bu komiklikler bizim devletle sinirli da degil. ABD devleti de efektif olarak bazi sayilari yasakladi mesela:
http://tomeklof.googlepages.com/prime
O dönemde gümrüklerde ya da yolda polislerle yaşadıklarınızı böyle yorum değil de yazı olarak yazıp yayınlamayı düşünmez misiniz? Bugünle mukayese yapma noktasında özellikle gençlerin çok işine yarayacaktır.
Bazen (ozellikle Metin beye) ben de hatirlatiyordum bunu, ‘memleket cok serbestlesti’ diye. Aklimda toparlasam yazarim belki, bunlari bilen cok aslinda ama fazlaca konusan yok. Esas yakin zamandan internetin hikayesi de ilginctir burada, eziyet/yasak orada da var (ve devam ediyor, TK gordugunuz gibi tekeli parcalayacagina sansure yaradi). Birisi Turkiye’de Internet konusunda “Kümesteki Kartal Neden Uçamaz?” diye bir kitap yazmisti, belki onda detayi vardir ama okumadim ben. Basligi tutturmus ama. (Akillanmadigim icin o ise de uzaktan da olsa bulasmistim, neler edildi insanlara bilemezsiniz, yalniz devletin ‘d’sini duyunca ceket ilikleyen, korkulacak birsey yokken de isini berbat yapan adamlara devlettedir diye dalkavukluk eden ozel sektorun de dahli var o iste.)
“Eğer bu memlekette Atatürk İstismarı ile Çocuk İstismarı, pornografi aynı kefede gözetime tabi tutuluyorsa”
Fethi Bey,
bir şey atladık sanırım, burada suçları aynı kefeye koymaktan çok suçluları aynı kefeye koyuyor olmasınlar:)