Taş Devri
FST Kasım 27th, 2007
Bekir Coşkun’u epeydir okumuyordum, 22 Temmuz sonrası hala kendine gelemiş gibi abuk subuk laflar ediyordu, gene de okumayacaktım ama bir haber sitesi alıntılayınca nedir diye baktım. Kıllı ayılar üzerine bir belgesel denemesi mi derken konunun tarih olduğunu fark ettim. Bekir Beye bir mektup gelmiş, kendisi de bu mektup üzerinden Ortaçağa dönüldüğünü anlatıyor. Ne ilginç, ben de bana gelen mektuptan bahsedecektim, Bekir Beyin mektubu ile çakışmış oldu. Önce ona gelen mektubu aktaralım:
Ben bir şirkette çalışıyorum. Cuma günü kardeşimle öğlen tatilinde yemeğe çıktık. Biz çoğu zaman Ümraniye’ye gideriz. Yine öyle yaptık. Ümraniye’de ’cuma’ olması sebebiyle yine birçok işyeri kapalıydı.
Ender açık yerlerden (…..) mağazasına girdik. Mağazanın sahibi, kapalı bir bayanla münakaşa ediyordu.
İlk bakışta bunu anlayamadık. (Neyi anlayamadınız, FST)
Sonra (…..)nın sahibinin yüksek sesi dikkatimizi çekti.
Kapalı kadın, bugünün cuma olduğunu söylüyor, ısrarla mağazanın kapatılmasını istiyordu.
(……) sahibi ’Burasının İran olmadığını’ tekrarlıyordu.
Kapalı kadın sinirlenip gitti.
Ama (…..)nın sahibi bir önceki sefer o kadının erkekler ile geldiğini ve mağazayı yıkacaklarını söyleyip gittiklerini bize anlattı.
Çok korkmuştu…”
Kadın da Bekir Coşkun gibi kesik kesik edebiyat parçalıyor anlaşılan. Yekün 50-100 kelimeyi rastgele arka arkaya dizerek gazete köşesi doldurma usulünü okuruna da bulaştırmış Bekir Coşkun. Bir de bitişe bakın “çok korkmuştu”. Sanki ilkokul öğrencisi edebiyat dersinde “öykü” yazıyor. Mübarek Kemalettin Tuğcu’yu geçmiş. Ha, dükkan sahibine bak, burasının İran olmayacağını “tekrarlıyormuş”. Bu arada, Bekir Coşkun’un okuru anlatınca hatırladım. Evet, Türkiye’de şu anda müthiş bir din zorbalığı, mahalle baskısı furyası var. Üstelik Bekir beye Ramazan baskısı intikal etmemiş. Geçen Ramazan ayında benim epostama şöyle bir mesaj gelmişti, sizinle paylaşayım:
“Sayın FST,
Ben öğle yemeklerini Nişantaşı civarında yerim. Söylemesi ayıp öğün başına 30-40 papel bayılırız, tuzum kuru sayılır. Neyse konuya gelirsek, bayrama birkaç gün kala hem ailece kutlama için likör alırım diye o gün öğle yemeğini İstiklal Caddesi üzerinde yiyeyim dedim. O da ne, saat 12.00 civarı ve cadde bomboş. Açık tek dükkan yok. Az ileride bir grayder ve iş makinası görünce oraya yöneldim. Biri başörtülü 3-4 kişi dükkan önünde bekleşiyordu. “Selam bayım, acaba bu kahrolası yerde ne olup bitiyor, sormamda mahzur var mı” dediğimde kaba yapılı, sakallı, takkeli biri tokadı yapıştırarak “bugün Cuma, enseni kapa” şeklinde kendince bir şaka yaptı.
Meğer o gün Cuma imiş. Bu şahıslar da AKP’nin iktidara gelmesinden güç alarak Cuma namazı sırasında açık dükkanları yıkmaya gelmişler. Kendilerine “burası Çağdaş ve laik bir ülke, bugün hayattaysanız, namazınızı, üstelik sokakları işgal ederek de olsa, kılabiliyorsanız bunu laik cumhuriyete borçlusunuz” diyerek çıkıştım. 7-8 defa “Türkiye İran olmayacak” diye tekrarlarken türbanlı kadın “eee, yetti be papağan gibi kafa ütüledin” derken sakallılar ellerindeki kazma ve küreklerle hücuma geçtiler.
Güç bela kaçtım, Şişli’ye döndüm. Bari Ramazan Bayramında içmek üzere likörümü alayım diye girdiğim şarküterinin sahibi “artık içki satmıyoruz, mübarek ay, sabret biraz” diyerek beni azarladı. Kendisine “bugün burada şarküteri işletebiliyorsa bunu çağdaş cumhuriyet kazanımlarına borçlu olduğunu” hatırlatmama rağmen “başlatma be kazanımına, yok içki filan Ramazanda, başka kapıya, yan tarafta Tekel bayisi var” diyerek bağırmaya başladı. Ben “Türkiye İran olamaz” diterek çıkarken “Orucu biz tutalım, bayramı bunlar yapsın, ne ala memleket” diye homurdanıyordu.
Evet Fethi bey, İstanbul başta nice kentlerimizde hergün bu manzaralarla karşılaşılıyor. Çağdaş, ilerici, içkisi ve eğlencesindeki modern insanlar; gerici, yobaz, abdesti ve namazındaki mahalle erbabınca rencide ediliyor. Gün geçmesin ki cuma namazında açık bir dükkan sahibi tehdit edilmesin, kazma ve küreklerle çarşılar yerle bir edilmesin. Ramazanda açık bir lokanta görmek mümkün mü, bakın etrafınıza. Öğle vakti aç kalıyoruz, işte çağdaş cumhuriyetin geldiği nokta. Başı açık insanlar saçlarından tutulup sokaklarda sürünüyor, çarşaf giymeyene fahişe gözüyle bakılıyor. Ne yazık, ne kadar yazık.
Sizin çağdaş kazanımlara bağlılığınızı biliyorum, bu sebeple bu mesajı size gönderdim. Umarım okurlarınızla paylaşır, tehliknin farkında olduğunuzu gösterirsiniz.
(…………) (………)
Bu mesajı o zaman almış ve “Allah Allah ben başka bir yerde mi yaşıyorum, Ramazan günü neredeyse oruçlu adam yok, lokantalar tıklım tıklım dolu, Cuma vakti dışarıda namaz kılanı çiğneyip geçen bir sürü de kılmayan var, eskiden “ayıp olur” diye dükkanı kapatırlardı şimdi o da yok, herkes alışverişinde. Ortalık da Tekel bayisi dolu. Başı açıklar fıstık gibi işinde gücünde, başı örtülüler ne devlette ne özelde çalıştırılmıyor, ne iş” diye düşünmüştüm. Halbuki yanıldığımı anlıyorum. Demek ki iş başka imiş. Bekir Coşkun’a gelen mesaja göre yakında kazma, kürek timleri Cuma namazında açık yerleri toza çevirecek, en iyisi ben girişimci davranıp hafriyat işine gireyim. Eski bir kamyon, 8-10.000 YTL’ye denkletiştirilebilir.
Ha, unutuyordum, Bekir bey gelişmeler üzerine bunun üzerine şu sonuca ulaşmış:
Başta İstanbul’un kimi semtleri olmak üzere birçok tutucu kentte cuma günleri işyerlerinin, çarşıların, mağazaların tarikatların baskısıyla kapatıldığını biliyoruz. (Kim biliyor, FST)
Kimi esnaf isteyerek…
Kimisi tehdit ile…
İşte tam bu sırada, yani dün eski TBMM Başkanı, AKP’nin en öndeki üç isminden birisi Bülent Arınç, Meclis’in “cuma günleri” tatil olmasını istedi, biliyorsunuz.
Devletin tepesindeki koltuklar el değiştirip de karşı devrim Türkiye’yi ele geçirdikten sonra işte böyle oldu.
[…] Artık dinciler daha cesur, daha iddialı, daha sabırsız, daha yırtıcı, daha hırçınlar.
Ve ortaçağa yolculuk sürüyor
Hadi Türkiye… Ortaçağa doğru… Yuvarlana yuvarlana…
Hmm. Ortaçağa yuvarlanıyoruz. Şu ortaçağ lafı da garip. Ben ilkokulda okurken Fatih çağ kapattı çağ açtı filan denirdi. Acaba bu bizim uydurmamız mı yoksa Batılılar da Ortaçağın sonu olarak İstanbul’un Fethini mi görüyor bilen varsa söyler. Çok da önemli değil ama Ortaçağ denen dönem Doğu dünyası için Batıya nazaran daha iyidir, fıstık gibi diyemem belki ama Katolik dünyasının engizisyonuna göre filan yunmuş yıkanmıştır.
Ortaçağı yeniçağı bilmem ama Bekir Coşkun ve okurları hala pütürlü Taş Devrini yaşıyor gibiler. Bekir Coşkuntaş misali. Fred bile sizden akıllı be.
Okur kadın yalan söylüyor. Ümraniye’yi çok iyi biliyorum. Bir kere bile Cuma vakti kapalı dükkan da görmedim.
Ayrıca -Atilla Yayla’nın da dediği gibi- Ortaçağ, Avrupa’yı ilgilendirir. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya Ortaçağ’da çoğulculuk bakımından gayet güzeldi. Farklı dinlerden, farklı etnisitelerden insanlar gül gibi bir arada yaşıyordu… Keşke ortaçağa mı dönsek ne?
ya bekir coşkun bizi salak sanıyor yada birileri bu “ankaralı şaşkın halkı tanımaz, dünyadan haberi yoktur böyle şeyleri anında yer” diye ona yem atıyor. böyle saçmalık mı olur yahu kime anlatsan güler, adam tutmuş ciddi ciddi yazmış. sen cumaya bile gitmeyen kemalist adama öyle şeyler yapacak olsan atatürk atatürk diye bağırmaya başlayıp bütün medyayı da başına yıkıp adama dünyayı zindan ederler. insan yerine bile koymadıkları başörtülü bir hanımdan ürkecekler korkacaklar ha? buna çocuklar bile inanmaz!! akp başa geldide böyle oldu demeye çalışıyorlar ama biz akpden önce de sonrada kimin iktidarda olduğunu iyi biliyoruz. yemezler kısacası. haa bunları okuyup korkan, cami avlusu cumada dışa taştımı cinnet falan geçiren yüzde yirmilik bir takoz kitle var ayrı konu..
Selamlar,
http://www.haber10.com/haber/102111/
Salih Tuna’nın bazı eski yazılarını da hatırlıyorum, yaşlanıp dellenince Engin Ardıç’ın koltuğuna benimle beraber talip olabilir.
Aslen trabzonluyum ama okumak için istanbulda bulunuyorum trabzonda gerçekten de ramazanda açık yer bulmak güçtür hatta birahaneler dahi ramazan ayı münasebetiyle kapalıdır ama bunun nedeni trabzondaki insanların çoğunun oruç tutması hatta tutmayanların bile herkes tutuyo diye tutması ama ben istanbula gelince birden dağıldım hatta ramazanın ilk günlerinde acaba ramazana girmedikmi diye kendimi dahi sorguladım çünkü kimse oruç tutmuyor ve heryer açık hatta oruç tutacak adam dahi kimse tutmuyor diye tutmuyor anlaşılan bu arkadaş bardağa dolu kısmından bakıyor dibinde kalmış bikaç damlayı dahi bardaktan uzaklaştırmak adına gayret sarfediyor ama işin gerçeği bardak gerçekten boş o bir iki damla zaten üflesen buharlaşır ne diye dert ediyorki asıl yakınması gereken biziz.
bekir çoşkuna ben de mi yazsam acaba ?
müslüman jargonu bir delidumrul, ne yazsam sus be kadın diyerek cinsiyet ayrımcılığı yapıyor diye
hehee
yoooook ben onu yapmam işte. Ben giderim müslüman kadın sitesi bulurum . seni şikayet ederim dumrul. gelir burada cevabı onlara yazdırım. aman tikkat
kendi kolla sabrediyorum.
fakat durmum iyi, sinirli değilim. şimdilik endişe etme
tabi ki allahtan böyle bir ortam var ve güveniyoruz. Ortalıktan silinmedik neyse.Biz kadın dayanışmasını her ahval ve şariat içinde yapmışızdır :))
ama laik jargonlu biri ile tokuştuğumda, gider mesela bekir çoşkuna şikayet ederim.
davette içki içmedim diye bana ters ters baktılar ? ne hakla ya falan derim mesela.
bunu neden size anlatayım ki ?
insanlar tersine iş yapıyor.
Fethi bey, ceza sayfasındaki az önce mesajımın son kelimesini düzeltirken iki defa gitti, özür dilerim.
şerait kelimesini aldın şariat yaptın ya ben daha sana ne diyeyim be knz hamfendi?
istersen yine aynı şeyi diyeyim: sen iyisimi bundan sonra daha çok oku daha az yaz senin içinde daha iyi buradaki herkes için de..
dumrul demek ki, sus be kadın tarzında ısrarlısın ?
ve bu ortam senin böyle konuşmana izin verecek ?
hayır önce onaylatayım ki, sonrdan günaha girme durumu olmasın.
hani nasıl bir otamdı diye soran olursa,…
Knz hanim,
Burada edepsizlikle mucadele etmek o kadar kolay degil. Acik ortamlarda bunlardan sonuc alinamiyor, ozellikle anonim kalinabilen yerlerde — bazen sirf ne olacak diye gormek icin dahi — boyle isler yapiliyor. Yuruyup gecin bence, yahut yaptiginiz gibi ‘dediginiz budur’ deyin. ‘Ortam’in bu durum icin yapabilecegi su anda fazla degil, en nihayet temel fonksyonu blog sahibinin fikirlerini yazabilmesi olan bir platform burasi. Baska ortamlarda denk gelinmeyen insanlarla laklakin kolay bir yolu oldugu icin yorumlar kullaniliyor ama birincil amac farkli oldugu icin dediginiz tarzda sekillenen bir ortamin altyapisi kurulmamis. (Manyakadam bey de sikayetciydi, gormemek istiyordu bazi yazilari, o da ortamla ilgili bir problem).
o zaman şöyle düzelteyim knz hamfendi: “ya düşünerek konuşunuz ya da susunuz çok rica ediciiğim.”
şimdi oldu mu?
e-postanın varlığı bile tartışılır
yeni şafak deyimiyle BE - KİR kendi hayal dünyasında hem yazmış hem yönetiyo hemde oyuyo gibi
Öncelikle Ümraniye’nin muhafazakar görüntüsü tartışılmaz
uzun temiz sakallı beylerimizin ve başörtülü bayanlarımızın çokluğu göze çarpar da bundan be-kire ne ?
ayrıca aynı Ümraniyede x holdingine ait içkili satış yapan discaunt marketlerimizden birisi kendi kategorsinde en iyi iş yapan mağaza konumundadır yani çoğunluğu burda içki satılıyo ben burdan bırak alış-verişi kapısını önünden bile geçmem dememiştir çünkü bilirler marketler herkese hitap eder şunu bunun idoloji yuvası değildir aynı duyarlılığı kemalist! lerdende bekliyoruz
be-kir Ümraniye üzerinden çamur at izi kalsın tarzında bi pislik yapmış inananı destek verenide vardırya kesin
neyse.
Allah akıl fikir versin ne diyim …
hazreti ebubekir efendimizin ismini bu şerefsizden zaten birşekilde derhal almak lazım. hem o ismi taşıycaksın hemde hergün bu milletin inancıyla alay ediceksin, üstü kapalı aşağılayacaksın. hemde bunu marifet yapar gibi yapacaksın. olacak iş mi? sırıtık herif.
Bülent bey,
ben Dumrul’u görmek istemiyorum demiyorum. çünkü dumrul sokakta var. Markette var.
Cami de var. Sadece sadece kendimi koruma amaçlı teşhir yapıyorum.
Madem kimse söylemedi. Ben söylüyorum, herbir yazımın ardına sus be kadın diye
bir yıldırmaya çalışmak, baskı yapmak ayıptır.
ben bunun da üstesinden gelirim dumrul. Bu inadı kabul edin.
ben sizin 15 yaşında cehenemem korkusuyla, cinsiyet vurgusu susutarcağınız biri değilim.
bu başlıkla ilgli şunu söyleyim.
Sabah milliyet gazetesi iç sayfasında malezyada bir okul fotoğrafı gördüm.
Öğrenciler yerde oturuyor, kızların başı sıkıca bağlı. erkekler ayrı.
ortada elleri bir kazığa bağlanmış bir kazıkta bir cansız manken var.
o mankene kırbaçla vuran bir adam var.
çocuklar bunu seyrediyor.
çocukların bazıları da elleri ile kulaklarını kapatmış
alın size okul.
3 nesil de bu hale dönersiniz metinThepoor. Sizi buraya bekleyelim.
ben bu habere tepkiyi, bekir çoşkundan beklemem işte.
yok mu bu dünya da müslüman insan.
aydını bilmem nesi ?
hepsi arka cebime.
insan hakları da diyarbakırda kebap .
böyle yapıp sözlerimi çarpıtma knz hamfendi. ben tutupda abuk subuk konuşan birine “sus be adam” dersem sorun yok, ama aynısını sus be kadın diye söyleyince cinsiyet vurgusuyla susturmak oluyor öylemi? ne alakası var? demekki kadın olmaktan ileri gelen bazı sorunların varki benim her dediğimi öyle çarpıtıyorsun. insan saçmalayıp kafa ütüler durursa erkek olsa ne fayda kadın olsa ne fayda.
hem ben fiziki olarak susturmadımki seni.. “sus be yeter artık vıdı vıdı ettiğin” diyerek tepkimi dile getirdim. çünkü hakkaten çok ve lüzumsuz konuşuyorsun. dahada kötüsü anlamadan bilmeden konuşuyorsun. zaten haksızda değilmişim bak, kadınlıktan girdin müslümanlıktan çıktın. daha okuduğunu anlayamıyorsun birde millete akıl öğreteceksin. senin gibi çokbilmiş atatürk kadınları buhale getirdi memleketi zaten. varsa yoksa kadınlık varsa yoksa müslümanlık eleştirisi. bir susun Allahınızı severseniz ya. önce bir okuyun öğrenin ve dinleyin ondan sonra açın ağzınızı.
Knz Hanım,
“3 nesil de bu hale dönersiniz metinThepoor. Sizi buraya bekleyelim.”
Valla yine bir algılama sorunu yaşıyorum sizden yana. Ne demek istediğinizi Türkçeye çevirebilir misiniz lütfen?
““Sayın FST,
Ben öğle yemeklerini Nişantaşı civarında yerim. Söylemesi ayıp öğün başına 30-40 papel bayılırız, tuzum kuru sayılır. Neyse konuya gelirsek, bayrama birkaç gün kala hem ailece kutlama için likör alırım diye o gün öğle yemeğini İstiklal Caddesi üzerinde yiyeyim dedim. O da ne, saat 12.00 civarı ve cadde bomboş. Açık tek dükkan yok. Az ileride bir grayder ve iş makinası görünce oraya yöneldim. Biri başörtülü 3-4 kişi dükkan önünde bekleşiyordu. “Selam bayım, acaba bu kahrolası yerde ne olup bitiyor, sormamda mahzur var mı” dediğimde kaba yapılı, sakallı, takkeli biri tokadı yapıştırarak “bugün Cuma, enseni kapa” şeklinde kendince bir şaka yaptı.
Meğer o gün Cuma imiş. Bu şahıslar da AKP’nin iktidara gelmesinden güç alarak Cuma namazı sırasında açık dükkanları yıkmaya gelmişler. Kendilerine “burası Çağdaş ve laik bir ülke, bugün hayattaysanız, namazınızı, üstelik sokakları işgal ederek de olsa, kılabiliyorsanız bunu laik cumhuriyete borçlusunuz” diyerek çıkıştım. 7-8 defa “Türkiye İran olmayacak” diye tekrarlarken türbanlı kadın “eee, yetti be papağan gibi kafa ütüledin” derken sakallılar ellerindeki kazma ve küreklerle hücuma geçtiler.
Güç bela kaçtım, Şişli’ye döndüm. Bari Ramazan Bayramında içmek üzere likörümü alayım diye girdiğim şarküterinin sahibi “artık içki satmıyoruz, mübarek ay, sabret biraz” diyerek beni azarladı. Kendisine “bugün burada şarküteri işletebiliyorsa bunu çağdaş cumhuriyet kazanımlarına borçlu olduğunu” hatırlatmama rağmen “başlatma be kazanımına, yok içki filan Ramazanda, başka kapıya, yan tarafta Tekel bayisi var” diyerek bağırmaya başladı. Ben “Türkiye İran olamaz” diterek çıkarken “Orucu biz tutalım, bayramı bunlar yapsın, ne ala memleket” diye homurdanıyordu.
Evet Fethi bey, İstanbul başta nice kentlerimizde hergün bu manzaralarla karşılaşılıyor. Çağdaş, ilerici, içkisi ve eğlencesindeki modern insanlar; gerici, yobaz, abdesti ve namazındaki mahalle erbabınca rencide ediliyor. Gün geçmesin ki cuma namazında açık bir dükkan sahibi tehdit edilmesin, kazma ve küreklerle çarşılar yerle bir edilmesin. Ramazanda açık bir lokanta görmek mümkün mü, bakın etrafınıza. Öğle vakti aç kalıyoruz, işte çağdaş cumhuriyetin geldiği nokta. Başı açık insanlar saçlarından tutulup sokaklarda sürünüyor, çarşaf giymeyene fahişe gözüyle bakılıyor. Ne yazık, ne kadar yazık.
Sizin çağdaş kazanımlara bağlılığınızı biliyorum, bu sebeple bu mesajı size gönderdim. Umarım okurlarınızla paylaşır, tehliknin farkında olduğunuzu gösterirsiniz.
(…………) (………)
”
hahaha çok güldüm yaaa,böyle bir yazıya inanmadınız değilmi,tamamen hayali olduğu okadar bariz ki,kişi kafasında kurguladığı bir olayı yazmış göndermiş,karşı tarafın gerçekte öyle olmadığını kendide biliyor ama işte çamur at izi kalsın hesabı,ya bizdemi böle hayali yazılar yazsak sağa sola göndersek acaba,ama yok yok bizim asaletimize yakışmaz,seviyemizi bunların seviyesine düşürmeyelim,ya birde edebiyat parçalayayım derken hakikaten katliam yapan arkadaşlar var aramızda,fikir yoğunluğunun arkasına sığınıpta cümlenin yüklemini, öznesini o yoğunlukta boğanlar,aman dikkat diyeyim.Marifet, az ve sade cümleler kurarak çok şeyler ima edebilende,hadi bakalım kolay gelsin
Allahım ne kadar çok sazan var memlekette yahu :)))
@ akim
Fethi bey yazmis(tir) o mektubu zaten yaf…
Metin Bey’e
Hitapsızlık
Ne uygarlığın başında
Ne de sonunda
Ne de yıldızların olduğu yerde
Karanlık ve soğuk bir evrende
Duymadığınız ve görmediğiniz
Ve Hiç olmadığım bir yere doğru
geçer giderken yaşam,
sanki hiç karşılaşmamış gibi
biri de sen olacaksın galiba blue:D
knz hanımın yazıları orjinalinden böyledir, internet ayarlarınızla oynamayınız.
FST Bey geçin dalganızı… Eğer Atatürk olmasaydı, yazmaya klavye bile bulamazdınız. Bekir Bey tehlikenin farkında. Biz de farkındayız. Türkiye İran olmayacak! Çıııktık aaçııık aalınlaaa…
http://www.milliyet.com.tr/2007/11/29/dunya/axdun02.html
benim görüş istediğim link buydu.
türkiye malezya ilişkisi kurmasak bile, orda şu fotoğrafla
bir insanhakları ihlali olmuyor mu?
diyarbakırda türkçe eğitim başlamadı diye ortaya çıkan durumdan daha vahim değil mi ? yoksa değil mi ?
yoksa malezya da yaşanan dini özgürlük müdür ?
hadi ben kendi çocuğumu özel eğiteyim diyelim, başkasının çocuğuna bu hak mıdır ?
özel eğitim için bir ilave notum daha olacak.
özel eğitim tarihte sadece asilzadeler içindi., Sanayi devrimi ile eğitim sosyalleşti. Madem dünya global, o halde o fotoğraf bizi hiç mi ilgilendirmiyor ?
“özel eğitim tarihte sadece asilzadeler içindi., Sanayi devrimi ile eğitim sosyalleşti. Madem dünya global, o halde o fotoğraf bizi hiç mi ilgilendirmiyor ?”
Sadece bir fotograf parcasindan dolayi mi bu konularin beynine verilmesine izin veriyorsun? Soysuzlarin medyasinin yaptiklari bunca rezilliklere ragmen siyasi fahiselige mi soyunuyorsun? Kicinin dibindeki okullarda ki ciril-ciplak adaletsizligi goruyorsunda, bu boktan, ne oldugu belirsiz fotografa mi kaniyorsun?
özel eğitim tarihte sadece asilzadeler içindi., Sanayi devrimi ile eğitim sosyalleşti. Madem dünya global, o halde o fotoğraf bizi hiç mi ilgilendirmiyor ?
Hic ilgilendirmiyor sevgili kardesim. Niye ilgilendirsin? Bize giren cikan mi var? Rahat birakin insanlari, istedikleri gibi yasasinlar yahu! El kadar cocularin haklari vardir, dogmamis bir cocugun bile dinimizce hakki vardir, fakat ozgurlukleri ailelerin elindedir. Diledikleri gibi yetistirir, egitirler, bunada ne sen ned e ben karisabiliriz. Ha, insanin kendisinden baska kimseye guveni yoksa, o fotograftaki cocuklarin ailelerini egitimsiz, gorgusuz, kiro zanneder. Ozgurlukten bahseder ama sadece kendi bencilliklerini ort bas etmek icin. Dunya siyasetinde ki son 5 yilin bizlere kazandirdigi en onemli sonuc budur.
Obur taraftan yine sadece bir tane ottan boktan fotograftan girdin, globalizmden ciktin, beni de guldurdun. Yahu hem globalizm diyorsun, hemde tek bir fotograftan bahsediyorsun. Adim gibi de eminim, ithal mallar haric, Malezya ile ilgili hic bir seye hic bir zaman yakin olmadin. Ama boyle yorum oyunu oynamaktan kendini alamiyorsun. Insaf yahu! Simdi senin bu siteyi bu kadar kirletiyor olmana izin verilmesini “sitenin demokrasi” siyle aciklasam, obur taraftan demokrasiyi benimsemeyen Cinli biri bu yazimi okusa, sonrada deseki “bu site demokrasiden bahsediyor, globalizm bana pandik atti, bu bizi ilgilendirmiyor mu?”…komik olmaz miydi?
Olmuyor sevgili kardesim, Turkiye’de artik komik olmuyor. Cunku zamaninda cok gulduk bu tip yorumlara, dusuncelere.
Buarada Kanada’da bir kac okuldan sana fotograf gondereyim. Bakalim egitim ozgurlugu diye yine basi kopuk tavuklar gibi cigirta cigirta kosusturacak misin ortalikta? Globalizmden “:)” bahsedecek misin? Hatta ve hatta, “Kanadada laiklik tehlike altinda” diye bir cumle kurma yuzsuzlugunu de gosterebilecek misin?
Knz hanimin verdigi haberin genelde Malezya kaynakli benzerleri:
http://news.google.com/news?ie=UTF-8&ncl=1124188883&hl=en
Resim nereden geldi bulamadim, ama bayagi dayak resmi ve filmi var gozukuyor o memleketten.
Bülent Bey,
Haberlere baktım, ben de bunu merak ediyordum işin Milliyet versiyonundan arındırılmış özü nerede olabilir diye. Sabah bakacaktım, siz kurtarmış oldunuz.
Buralarda alenen görüldüğü üzere ortada kızların islami usuller gereği sopayla dövülmesi filan söz konusu değil. Artık başa çıkılamayacak hale gelen haylaz oğlanlarla kızların son çare olarak kaba etlerine ve ellerine deynekle vurarak cezalandırma üzerinde fikir beyan ediliyor. Konuyla ilgili taraftar ve karşıtların görüşü de aktarılmış. Ortada dini özgürlükle ilgili birşey göremedim ben.
Dayak konusunda şu sitede Türkiye’de neler olup bittiğini yazmaktan eli nasır bağlamış bir adam olarak Malezyadaki uygulamaya da şu linkteki uzmanlar gibi düşünerek itiraz ediyorum. Malezya’da da konu tartışılıyor.
Bir noktaya daha işaret edeyim. Türkiye’de okullarda hala çocuklar için kabus olan korkutma, sindirme, dayak yokmuş gibi yapılarak sinsice sürdürülmektedir. Malezya en azından bu konuyu açıktan tartışmış, her ne kadar yanlış olsa da “şartlara” bağlamış.
Eğer Knz hanım bu örneği “keşke Türkiye’deki dayak da kurallara bağlansa, çocuklar ne yapacaklarını ona göre hesap etse” diye vermişse iyi olmuş ama Malezya’da şeriat terörü var diyorsa yanılıyor.
Knz hanım,
Diyarbakır’da ne oldu bilmiyorum ama PKK bu sebeple var diyorsanız, tabii ki Diyarbakır daha vahimdir. Malezya’daki örnek Türkiye’deki okul dayağına göre daha masumdur. Ve elbette yanlıştır.
Malezya’da yaşanan çocuk eğitimi ile ilgili bir tartışmadır, dinle, özgürlükle alakası yoktur, “Devlet eliyle sopalı eğitime” süper bir örnektir.
Başkasının çocuğunu da özel okula yollayacak alternatifleri unutmayın. Öğrenciyi devletin finanse edip okul işletmeciliğini özel insanlara bırakan bir sistem mümkün. Tabii öğretmenlerin özel sektör mantığıyla çalıştırıldığı devlet okulları da düşünülebilir ama kısıtlı olmak kaydıyla.
Ne ilgisi var, tarihte devlet eğitimi denen şey aksine sanayi toplumu ile gelişmiş, bugünkü hapishane modelli okullarda devlet için zararsız, beyni yıkanmış koyun sürüleri yetiştirilmeye başlandı. Müslüman topraklarda eskiden asilzade için değil herkes için eğitim özeldi. Hatta Selçuklu döneminde devlet destekli medrese açılmasına devrin birçok bilim adamı karşı çıkmıştır.
Sanayi devrimi sancılar içinde sona eriyor, kafalar değişmezse acı daha da artar, bari kendi yanlış düşüncelerimizle çocukları yakmayalım. Bir insan nasıl devlet okulu olmadan eğitim tahayyül edemez, garip şey.
Önce ilk cevaba cevaben şunu diyeceğim.secedo
Bir tek fotoğraf bir kanıttır. İkinci fotoğrafa gerek yoktur. Eğer fotoğraf sahte ise onu söylerseniz. O zaman biz de bilgilenmiş olurduk. Çırpınarak bir kanıtı yok edemezsiniz.
Bu fotoğrafı belgeleyen başka fotoğrafların, haberlerin var olması ise, destekleyici ve kuvvetlendirici diğer delillerdir. İddiayı kuvvetlendirir. bknz: bülent beyin verdiği link.
Verdiğim linkteki fotoğraf aslında internette net gözümüyor. Fotoğrafın aslına bakarsanız FTS nin küçümsediği boyutta bir iş değildir. vahimden bile ötedir.
Sizin Malezyayı görmüş olmamız da, fotoğraf gibi sağlam delili ortadan kaldırmaz.
Fizikte bir tek merkür gezegegnin yörüngesinin genel denkleme uymması yüüznden yeni teori inşa edildi.
tek bir fotoraf yeterdir.
Yani dediğiniz gibi o fotoğraf parçası değildir,
bak ve gördür.
Kanada ise yönetiminda günümüz müslümanlarının yönetiminde olmadığı bir ülkedir. Günümüz müslümanları fotoğraftan da görüldüğü gibi iktidar durumunda sorunludur. Bu sorunu görmezden gelemeyiz.
burada üslüp faşistliğine de bir son verin.
içinde faşizim barındıranlar faşimzle mücadele edemez.
ben hayatımda hiç bir zaman karşımdaki insana ne yüzsüzlük, ne çukur, ne kubur gibi laflar etmem.
çocuk azarlar gibi yazmayın lütfen.
Fethi bey size de cevap vereceğim. Selçuklu döneminde olsaydık dediğinizi gözü yaşlı kabul ederdim.
Fakat şimdi manipülasyon çok fazla. Endişelerimi yazacağım. Bu açıdan yazacklarımı şimdilik karşıt görüş olarak algılamayın.
fethi emmi sen böyle ciddiye alıp habire habire yanıtlar verirsen daha çok çırpındıracaklar seni haberin olsun. seninde Allah iyiliğini versin emi knz hanım, bir güldürdün beni akşamakşam ki sorma!.. Allah ta sizi güldürsün inş…
Sen de durma çırpın fethi efendi çırpın.. kendin kaşındın bi kere.. hala gülüyorum yahu yok böyle birşey.. :))
Anladım fotoğraf sahte değil.
Önce ilk cevaba cevaben şunu diyeceğim.secedo
Bir tek fotoğraf bir kanıttır. İkinci fotoğrafa gerek yoktur. Eğer fotoğraf sahte ise onu söylerseniz. O zaman biz de bilgilenmiş olurduk. Çırpınarak bir kanıtı yok edemezsiniz.
Bu fotoğrafı belgeleyen başka fotoğrafların, haberlerin var olması ise, destekleyici ve kuvvetlendirici diğer delillerdir. İddiayı kuvvetlendirir. bknz: bülent beyin verdiği link.
Kanit yok etmeye calistigimi nereden cikardin? Cok mu dizi izliyorsun? Kaptirma cok kendini!
Verdiğim linkte ki fotoğraf aslında internette net gözümüyor. Fotoğrafın aslına bakarsanız FTS nin küçümsediği boyutta bir iş değildir. vahimden bile ötedir.
Ozaman bana birer tane vahimden az, vahim ve vahimden ote fotograflar gonderebilir misin? Bir fotograftan globalizm-i bir tehlike gorebildiysen, sen de arsiv muthis boyutlarda olmali.
Sizin Malezyayı görmüş olmamız da, fotoğraf gibi sağlam delili ortadan kaldırmaz.
Fizikte bir tek merkür gezegegnin yörüngesinin genel denkleme uymması yüüznden yeni teori inşa edildi.
tek bir fotoraf yeterdir.
???Fizik calissana hakikaten biraz.
Yani dediğiniz gibi o fotoğraf parçası değildir,
bak ve gördür.
Tekrar baktim, tekrar gordum, degisen birsey yok. Ha biraz onyargili olayim dedim ama yinede tik yok.
Kanada ise yönetiminda günümüz müslümanlarının yönetiminde olmadığı bir ülkedir. Günümüz müslümanları fotoğraftan da görüldüğü gibi iktidar durumunda sorunludur. Bu sorunu görmezden gelemeyiz.
Senin onyargili dusuncelerin aslinda bu cumlede aciga cikiyor ama anlasilan isin icinden ben, kendim cikamayacagim. Uste ki ikinci cumleyi kurabilmen icin, yillarca siyaset ile ilgileniyor olman gerekir. Bu kadar bayagi ve yuzeysel bir tanima ulasmak ancak 15-16 yasinda birinin marifeti olabilir.
burada üslüp faşistliğine de bir son verin.
içinde faşizim barındıranlar faşimzle mücadele edemez.
Dedigim gibi, cok dizi-film izliyorsun herhalde. Ne fasizmi yahu, sakin ol. Tek bir fotograftan globalizme gonderilme yapilmaz, kmlerce otede ki bir okulun isleyisi bizi ilgilendirmez, 10-15 satirla fasistlik yazilmaz…
ben hayatımda hiç bir zaman karşımdaki insana ne yüzsüzlük, ne çukur, ne kubur gibi laflar etmem.
çocuk azarlar gibi yazmayın lütfen.
Cok iddiali bir soz bu! “Ben hayatimda hic yalan soylemedim” gibi birsey. Ayrica hepsini gectim, ne alakasi var yahu. Dunyaya don, cok hayalperestsin.
Fethi bey size de cevap vereceğim. Selçuklu döneminde olsaydık dediğinizi gözü yaşlı kabul ederdim.
Fakat şimdi manipülasyon çok fazla. Endişelerimi yazacağım. Bu açıdan yazacklarımı şimdilik karşıt görüş olarak algılamayın.
Fethi bey, beni hayal kirikligina ugrattiniz. Bu tur yazilari ben dusuneyim, manyakadam yazsin…size ne oluyor yahu? Siz dusurmeyin seviyenizi, ugrasmayin boyle seylerle. Cok bos zamaniniz varsa, evde kimse kalmadi benim, bulasiklar yigildi iyicene. Bir el atarsaniz sevinirim.
Sevgili knz;
Dusuncelerini yadirgamiyorum. Ama bariz hatalarin var. Cahilce yorum yapip, kendini rezil ediyorsun. Zamaninda yapmadigim sey degil. 3-4 yil once yapmis oldugum yorumlari okuyorum da simdilerde, cok komik durumlara dusmusum.
Demek ki neymis; herzaman dunyayi kurtarmak gerekmiyor, valla bak, yoksa insan kendini bir bok zannediyor.
Sevgili KNZ;
Bak, niyetim kotu degil. Sana yardimci olmaya calisiyorum. Sirf senin icin http://selcukh61.blogcu.com/ sitesinden arakladim bu yaziyi;
26/9/2007 - Hep Ayni Hata
Kategori: Guncel Haber
Mahallenin ablası çok satan bir roman okuduktan sonra konu hakkında inanamayacağınız şekilde ahkam keser. Da Vinci Code adlı kitabı okuyan biri çıkar size kutsal kase, templar hakkında konferans verir, Bir başkası kalkar “altın oranı biliyo musun sen?” diyerek sanki üzerinde ihtisas yapmış gibi nutuk atar.
Mahallenin delikanlısı bir fps oynar, tüm silahlar hakkında atıp tutmaya başlar. m4 şöyle silah, magnum böyle silah der ardından “şimdi bi sniperım olacaktı kii” diye ekler. Bir yarış oyunu oynar, “baba evo çok iyi kaçıyo yaaa” der, siz farklı bir araçtan örnek verdiğiniz zaman, örnek verdiğiniz araç o oyunda yer almadığı için “o da bişey mi olm evo daha iyi” diyerek inat eder. hatta bunlar çeşitli yarış ortamlarında da atıp tutmaya çalışırlar bazen. Need for speed underground çıktıktan sonra bunların popülasyonu da katlanarak artmıştır. otomobiller üzerinde çok derin bilgi sahibi olan bir arkadaşınızla yine onun garajında oturmuş type-r için kullanmak istediği yeni süspansiyon sistemi hakkında konuşmaktayken konuya karışıp “honda’ya koni amortisör yakışır” diyecek kadar luzumsuz modellerine de rastlayabilirsiniz.
Mahallenin bakkalı müşterilerine en iyi ağrı kesiciyi tavsiye eder bir de üzerine nakarat döşer. En çok satanıdır o ilaç. O da ticareti bilir ama ilaç ne işe yarar bilmez, neyi çözer bilmez.
Mahallenin imamı çıkar hutbeye ve son ekonomik gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunur. Haramı helali birbirine karıştırır fetvalar buyurur. Buyurdukça gülünecek hale gelir. Dini bilir ama ekonomiyi bilmez. Dini katlederken dine hizmet ettiğini zanneder.
Ah o bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar. Keske herkes iyi bildiği işi yapsa…
Yazının bir kısmı itüsözlük’ten uyarlanmıştır.
Bekir Coskun bugunku yazisindan
“Son olarak sinirlerini bozan yazım; tarikatların denetimindeki kimi mahallelerde cuma günü işyerlerinin kapatılmaya zorlanması (yale baskısı) meselesi…
Yok mu böyle bir şey?
Hadi diyelim ki ben uydurdum.
Pekiiii… Bülent Arınç, tüm Türkiye’nin gözü önünde “Cuma günleri Meclis’in tatil edilmesini” istedi mi, istemedi mi?..”
Istedi, haftasonlariyla birlessin, vekiller secmenleriyle daha sik bulussun diye. Kemalizm dinine mensub arkadaslar alinmasinlar ama onyarginiz burda da camura batacak.
Selam FTS,
önce olayı özetleyim. Bir link vermiştim. Link bir fotoğraf gösteriyordu.
limkte bir okul öğrencileri ( çok sayıda) bir salonda toplanmışlardı ve
bşlarında bir yaşlı otorite temsilen güçlü kuvvetli bir adam elindeki
kırbaç ile bir maket üzerinde dispiline uymayan öğrencilerin nasıl kırbaçlanacağını anlatıyordu.
bu arada kırbaç şakırdıyor ve ( çünkü bazı öğrenciler elleri ile kulaklarını kaptmışlar)
bu olayı izliyorlardı. Bazı öğrencilerin yüzünde garip bir gülümseme vardı.
Bu fotoğrafın fotomontaj bir sahtekerlık olmadığını da anladık. O halde yazıma geçebilirim. Bu arada size karşı knz hanıma cevap vermeyin şeklinde üzerinzde oluşmaya çalıtırılan mahalle baskısını da yukarda not ettim
diyarbakırda türkçe eğitim başlamadı diye ortaya çıkan durumdan daha vahim değil mi ? yoksa değil mi ? soruma sizin cevabınız şuydu.
.
Diyarbakır biliyorsunuz bir yığın liberal ve insan hakları vs vs dolu.
Fakat onlar ne ebu garibte vardı, ne de malezyayı bakıp görüyorlar. ,
Malezyayı hafifsediğiniz her cümle, ebu garibi de hafifser. Gerçekten de öyle olmadı mı ?
Bakın ailesinin dayağa veye işkenceye izin vermesi, insanlığın geldiği en son bilgi düzeyine ters. O halde ailesi istediği için kız çocuklarının diri diri gömülmesini isteyeblir.
Aynı önemsemez cümleyi yazabilecek misiniz ? çocuğa kırbaç şaklatmak nerde kabul edilir ?
Onlar neden yoklar. Görmezden geliyorlar ve önemsememye çalışıyorlar.
yoksa malezya da yaşanan dini özgürlük müdür ? diye sorumuştum
Ordaki çocukların hepsinin günümüz faşist baskıcı bir müslümanlığı temsil ettiği bütün kız çocuklarının başlarının sıkı sıkıya bağlanmasından belli. Normal olarak eğer tercih hakkı olsaydı, en bir tane kız ben sıkılıyorum diye başörtüsü takmayı kabul etmezdi.
Burdan çıkan sonuç şu; onlara başörtüsü sorulmadı ve dayatıldı.
Eğitimde dayatma elbette vardır. Fakat din ile ilişkili bir dayatma, din ve vicdan özgürlüğüne aykırıdır. Din vicdani bir olgu ise, dinle ilgili hiç birşey dayatamazsınız. Ailesi istese dahi dayatmayı aile adına yapamazsınız.şu anda müslümanlık tipik bir avrupa hristiyanlığının ortacağını yaşıyor. Daha doğrusu birileri bunu çok istiyor. ilkel dinler kategorisinde kabak gibi müslümanlık ta dursun isteyenler çok. Başörtüsü bir Sih’nin dindarlığına dönüştüğüne göre, sih dindarlığı ile yanı yere gidiyoruz.
bu çocuk terbiyesi ile ilgili bir tartışma değil, aksine dinin kötü yorumundan dolayı dış dünyaya kapalı olma durumudur. Bu yüzyılda eğitimn geldiği yer orası değil.
Amerika kendi warren jEFFlerini tutukladıktan sonra, arta kalan kızları normal hayata döndürmek için kız başına 5 psikolog görevlendiriyor. Peki O okuldaki kızlar için olacak mı bu ? Ya buradakiler için ? Var mı bizlerin böyle imkanı ?? o halde lüksümüz de yok.
eğitim böyle tuhaf şeyler için deneme yapılacak yer değil.
hadi ben kendi çocuğumu özel eğiteyim diyelim, başkasının çocuğuna bu hak mıdır ? demiitim.
.
Sosyalizim için de teoride güzel cümleler kuruyorduk. Uygulamadaki gerçekler hep
aynı noktaya çıkıyor. Bir uygulama başarısı yok. Tanrılar okulu diye kitaplar yazıldı ama
dünyanın gerçekleri çok başka.
ben bu cevapları daha önceki ilmektede vermiştim.
bAKIN İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ GİBİ ,İNSANLIĞIN ŞUAN İÇİN GELDİĞİ BİR BİLGİ BİRİKİMİ VAR. Koysak bir kütüphane yapardık. Bu süzülmüş ve kanıtlanmış bir bilgidir. Eksik kanıtsa onu da bilmek irfandır. Eğitim yansız, tarafsız olarak bu bilgiyi krumak ve öğrencilerde bu bilgiyi oluşturmak için bir organizasyondur. Bu ancak en üst hiyerarşik bir örgütlenme ile olur.
öyle üç beş kendini zeki sanan kişiler, biraz finsal başarı ile böyle sorumluluğu yüklenemez. Bill gates bugün vardır yarın yoktur. O sadece kazandığı parayı eğitim hizmetinde harcayablir. Onun dünyanın heryerinde eğitim için ortak kabul edilmiş alanlar oluşturulur. Bu ortak çabadır yerine göre bir dağcı ile bill gates aynı seviyede
katkıda bulunablirler.
Ben devlete bağlılığı da savunmadım. daha önce yazmıştım, o yazımdan ne anladınız acaba?
biraz daha açayım.
bir cumhuriyet daha kuruluşunun başında, ilk cumhurbaşkanı olan kişi devlete bağlılığı nasıl savunmaz ? ilginç değil mi? yeryüzünde tek örnek biziz herhalde. Ben bunu fark eden kişiyim. devlete ve hiçbirşeye bağlılığımız yok. sadece istikbali ve istiklali korumak amacımız., bu iyi bir amaçtır.
biz sadece talep ediciyiz. Bize insanlığın en son bilgi birikimi ulaştıracak organizasyonu yap diye talep ediyoruz. Madenleri, kaynakları en verimli bir şekilde kullanma bilgisini
verin. Bunları devretme hakkımız da yok.
özel eğitim tarihte sadece asilzadeler içindi., Sanayi devrimi ile eğitim sosyalleşti. Madem dünya global, o halde o fotoğraf bizi hiç mi ilgilendirmiyor ? deniştim
devletin yerini özel tekellerin almması için hiçbir neden yok.
bakın bu örgütlenmeyi devlet olarak vatandaş yapamıyorsa, vatandaş manüpüle ediliyorsa, vatandaşı güdülüyecek gelen gideni arartır tarzı örgütlenmelere yerini bırakır.
insan faktörünü yok sayamazsınız.
Eğer beyini yıkanmış koyun sürüsü olmaya eğiliminiz varsa, ister philip moris olsun, ister devlet olsun farketmez. tabiat affetmez diye biz söz vardır.
Onun için insanlığın geldiği en son bilgi birikimine kimse yorum katmasın.
kuduz açısının nasıl bulunduğunu sorgulama yapmadan öğrenmezsiniz. yöntem yakırı sorulardır. yöntem aykırı sorulardan akla yatkın sonuçları üretmenin yoludur.
bu yöntem bugünkü din eğitiminde tamamen kapalı olduğu için müslümanlık sih dindarlığına dönüştü. ikitane soru sorsam bu durum hemen ortaya çıkar.
insanlığın geldiği bu birikiminde, insanlığın kuduz açısını bulan süreçte hangi aykırı sorulardan hangi akla yatkın sonuçların nasıl ortaya çıktığı bilgisi ilkçağdan beri değişmedi.
Tales dünyanın küre olduğunu biliyordu. Günümüzünün sorunu eğitimi yaygınlaştırmaktır. Bilgiyi ilkçağın kölelerine de ulşatırmaktır. Ne yazık ki günümüzde orta vatandaş dahi ilkçağdaki geometri bilgisinden yoksun. Bugün alışveriş merkezinde dolanan insanların pekçoğu ilkçağının kölelerinden daha fazla bilmiyor.
insanlığmızı kaybederiz.
Knz,
Benim ne söylememi bekliyorsunuz? Bu dayatma var, gidip Malezya’da nümayiş mi yapayım, anlamıyorum. Türkiye’de de böyle düşünen olabilir, bunlar çözümü kolay şeyler değil, siz ne öneriyorsunuz bari bunu söyleyin, durmadan soru soruyorsunuz. Şu yapılsın deyin ben de öğreneyim. Çocuklara din namına ne öğretelim, hiçbirşey öğretmeyelim mi? Hz. Muhammed’i anlatalım mı, namaz öğretilsin mi, Başörtüsü “dinin aslından değil ama müslümanlar örtegelmiş kızım, sen de örtebilirsin” desek baskı olur mu? Bunların yanında bir de sizden Kemalizmin okullarda zorla benimsetilmesi konusundaki tavsiyelerinizi isteyeceğim.
Buradan, yani mahalleden, devlet ve okul baskısına gelirseniz daha çok sevinirim, bunlar kanunla dayatılıyor ve cezası bu dünyada veriliyor, din konusunda en azından tarikatten çıkma şansınız var. Çevremde tarikat baskısından yılıp dinden imandan uzaklaşmış bir sürü adam var, kimsenin baskı umursadığı filan da yok. Ama çocuğumu bu mantıktaki bir okula göndermem diyemiyorum, para cezası veriyorlar, ona da razı olacağım ama çocuğu zorla okula gönderiyorlar.
Din baskısı fobisinden biraz daha gerçek baskılara gelin, benim ilgi alanım orası.
slm ben ordu korgan dan ferhat öncünün çocuyum korgan ilköretim okolunda okoyurum 4 C sınıfındayıkm taş devri ile ilgili ödevim var.istedim bu değil kanki anladın sen oni okadarrrr…….
Mustafa,
İlkokul 4 öğrencisi isen muhtemelen bu sitenin en genç yorumcusu oldun, tebrik ederim. Şu ara izlenimler sitesini ödev amaçlı kullananlar çoğaldı ama ne kadar işe yarıyor bilemem.
Babana, annene ve Ordu Korgan köyüne selamlar.
Fethi Amcan
Mustafa, sen cok yasa emi..
puhahaha vah yavrucak googlezede olmuş
anladın sen onu
Fethi kankaaa
fethi bey kusura bakmayın cevabınızı görmemişim.
şimdilik beklediğim aman aman birşey yok . Önce kişilerin yorumundan bağımsız olalar gözmüzünün önünde yaşanılanları göreceğiz.
Böyle bir eğitim faciası dünyanın hiçbir yerinde yok. Bundan sonra ister bakarız geçeriz, ister bakar bişey yaparız. Görmemezden gelmek başka şey.
Dininize özen gösterin. özen göstermek sorumluluğunuz var.
şu anda çocuklarınıza din öğretcek bilgiden yoksun müslümanlık. Şu anda “derin düşüncelerde” konuştuğumuz konuda mevcut din
komutları sadece görmezden gelmeyi öneriyorlar bize.
Kemalizmin( nu kelimeden neyi algıladığınızı bilmiyorum) okullarda zorla benimsetilmesi malesef din ve vicdan hürriyetine girmiyor.
Onun için italyda haç indirmek gibi, kanun yolu ile atatürk fotoğrafı indirtemiyorsunuz.
Bu biraz da güç ile ilgili mesele. Bu cumhuriyeti kuranlar inglizler olsaydı bayrağımıızn ucunda ingliz arması olacaktı.
Daha önce de yazmıştım; ben canımın istediği anda milliyetimi değiştiremeiyorum. Hiç bir ülkede ege denizindeki peişan göçmenleri misafir etmiyor. Bne bunu aylardan beri yazıyorum, medya ege denizindeki insanlık dramını yeni haber yapmaya başladı.
.
Çocuğunuza tarafsız olarak insanlığın geldiği en son bilgi birikimini almasını sağlamak zorundasınız.
Türkiye de kanunlar kadını da, çocuğu da insan yerine koyuyor. SORUNUMUZ kanunların uygulanmayışı. Eğer uygulanmıyorsa sizin vatandaşlık haklarınız var. Haklarınızı, sorumlulklarınızı yurtttaşlık bilgisi dersinde okutmaları lazımdı.
Öğretmeniniz kötü olsa bile kafaya koyarsanız metinlerden anlardınız. Bakın türkiyede en kötü eğitim din eğitimidir.
Bizim anneanelerimiz dinin bu kadar kötü yorumları olabileceğini bilmezlerdi. Biz okullarda öğrendik, iyi ki de öğrendik ( kadınların dövülebileceğine dair ayetler olduğunu) O zaman eğitim sistemini sorguladık. Bunu matametikte de yaparsınız. Yabancı dil derslerinde neden öğrenemediğimizi de sorgularsınız. Fkat çocuğunuz üzerinden riske girmek hakkkınız da yoktur.
Yaptığınız ben tıbba güvenmiyorum diyerek, çocuğunu doktora götürmeyen veliye benzer. Hakkınız yoktur.
aykırı insanlar aykırı bişey söyleyince hele hele tutarlı olursa ve ceseret gerektiriyorsa hoşuma gider.