Aralık 2007 Arşivi

“Yunan’ın Çupra Hevesi”

FST 31 Aralık 2007

kardak_krizi_02.jpgStar gazetesi böyle bir başlık atmış, herhalde bizim gibi 3 tarafı denizle çevrili Yunanistan’daki balıkçılık üzerine bir haber olmalı derken işin içine SAT komandolarının da karıştığını fark ettim. Olay meşhur Kardak kayalıkları ile ilgiliymiş, hani şu Çiller’in başkomutanlığında Yunanlıların çıkardıkları keçileri Türk çobanlarının taarruzla geri püskürttüğü, ulusumuzun göğsünü kabartan tarihi ve destansı muharebe, hatırlarsınız. (Ben böyle hatırlıyorum, şurada başka rivayet var). Haberde şöyle deniyor:

Devamı »

Popularity: 39% [?]

Sırada Ne Var?

FST 30 Aralık 2007

93301.jpgMalum geçen haftaları mağdurlara açılan telefonlarla geçirdik. Sayın başbakan mağdure başörtülü genç kızı telefonla aradıktan sonra milliyetçi muhafazakar olması büyük ihtimal bir öğretmenin şiddetine maruz kalan öğrenci de hem bakan hem de başbakan tarafından aranıp teselli edildi. Kervana yeni YÖK başkanı da katıldı, başörtüsü konusunda aykırı görüş beyan eden Doç. Şahin Filiz’i telefonla arayıp “takma bunları Şahin, yanındayım” diyen YÖK başkanı böylece “il dışına izinsiz çıktığı için” soruşturulan akademisyeni teselli etmiş oldu. Tabii ben de “sayın devlet büyüklerimiz, bak yarın ipin ucu kaçar, telefon masrafına dayanamazsınız, millet laf sözeder, bunlar sattıkları Telekomu zengin etmeye çalışıyor, der” diyerek uyarıda bulunmuştum.

Zira Türkiye’de başörtüsü sebebiyle mağdur kamu çalışanı ve talebe sayısı neredeyse nüfusun dörtte biri. Alevi vatandaşlarımız da korkularından gık çıkaramıyorlar, sadece büyükleri bürokraside yer tutmuş, onların keyfi yerinde fukara kısmının işi epey zor. Kürtle ayrı hikaye tabii. Anlayacağınız, Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Rum demeden başbakandan telefon bekleme durumunda epey adam var. Yarın bunlara blogcular, başbakanla ilgili MSN’de yazışan memurlar filan da eklenecek. Tabii Hrant Dink için telefon da şu an kafi değil. Hatim indirmek için hocalara para vermek en az telefon kadar masraflıdır.

Neyse ben bu uyarıları yaptım ama kulak asan yok. Bakın ne olmuş. Aslında bir mağduriyeti olmadığı halde “giderim ha” diyerek kendini mağdur konumuna getiren Fazıl Say konusunu hepimiz hatırlarız. Devlet kesesinden kurulmuş orkestrayı tutabilmek için ekrandaki Madımak görüntülerinden vazgeçmek zorunda bırakıldığını iddia eden Fazıl Say, kendisi gibi elit bir adamın kıllı ayılarla yaşamasının artık mümkün olamayacağı mealinde bir çıkışla kültür ve sanat gündemimize bomba gibi düşmüştü. Aldığı tehditler ve uğradığı hakaretler sebebiyle gidişi bir ölçüde haklı bulunan Orhan Pamuk’un tersine Fazıl Say’a genelde “gidersen git be, tutan mı var, hayret birşey” şeklinde tepkiler gösterildi. Ancak solcu Kültür bakanımız duruma müdahil olarak kendisini bir otelde kahvaltıya davet edip gönlünü almış. Haberde birbirlerine epey pas attıkları görülüyor.

Meraklısı habere bakabilir, benim ilgimi çekmiyor, yurtdışında mecburiyetten Fazıl Say’ın bir konserine gittim acısı daha çıkmadı, benim çapım ona yetmiyor ki zevk alamadım konserinden. Orhan Pamuk’un kitaplarını Fazıl Say’ın müziğine tercih ederim. Lafı dolaştırmazsak, ben sadece şu kahvaltı davasına laf edeceğim. Sayın bakan, telefon masrafı bitti şimdi mağdur (ve mağdur hisseden) insanlara yemek mi vermeye başladık? Yarın mağdurlar kapıya dayandığında “Fazıl’a yemek vermişsiniz, bizi de doyurun” diye ağlaştığında ne yapacaksınız? Misal, yakında gelsem, ben de kendimi mağdur hissediyorum, devlet bana da baksın, Blogcuya maaş bağlansın desem ne olacak? Hapse girmeyelim diye siyaseten doğruculuk yumurtlayacağız diye kafa beyin kalmadı, çekip gideceğim bu memleketten dersem ne yapacaksınız? Gene aklı ben vereyim, dayanamadım vicdan işte, ya aşevi açın, ya da ucuz meclis lokantasında ilan asın:

“Salı günü mağdurlara bedava 3 kap yemek verilir”

Fazıl, sen de gidecek misin, konuşma da git. Gitmeyeceksen de gideceğim deme. Bak Orhan baba taktı çantasını omuzuna çekti gitti, bu iş lafla olmaz. Üstelik adam senin gibi kendinden menkul meşhur değil, kapı gibi Nobel aldı. Onun gidişi Türkiye’nin ayıbı olarak omuzumuzda kalacak ama gitmeyişin senin ciddiyetini sıfırlayacak.

Bu arada devletin kültür ve sanat bakanlığı olmasının bize masrafını biri şurada hesaplarsa müteşekkir olurum. Kahvaltı hariç, herhalde onu bakan kendi cebinden ödemiştir.  Bir de ABD gibi kapitalist ülkeleri bilen söylesin, devlete ait olmadan opera, tiyatro, müzik yapılamaz mı? Sanatçı denen adam genelde bizdeki gibi maaşlı memur mudur? Geçen gene atıp tutuyorlardı İstanbul Belediyesi açık eksiltmeyle bir kısmı ünlü bir kısmı ünsüz tiyatrocu alacakmış, sanata saygısızlık bu diye. Eh sen devletten geçinmeye teşne olursan ihaleyle yazıcı kağıdı, paspas alır gibi tiyatrocu da alırlar.

Ağlamayacaksınız.

Popularity: 32% [?]

Bu Çağrıya Kulak Verin

FST 29 Aralık 2007

facebok.jpgMalum Facebook abonesiyim, yalnız haftada bir tesadüfen giriyorum, ne olup bitiyor pek farkında değilim. Bu sabah bir gruba davet edildiğimi gördüm, ismi ilgimi çekti ve biraz detaylara baktım. Hakikaten grup kurucularını tebrik ederim. Birçok anlamsız eylem yerine işe yarar, somut adım atmaya karar vermişler, işte eskiden beri söylediğim şey vuku buluyor, laf değil iş üretelim. Bir de ulusalcı gençliğe aptal derler, al sana süper bir proje. Peki nedir istenen, kısaca aşağıya alıntılayayım:

BU ÜRÜNLERİ KULLANMAYARAK LAİK CUMHURİYETİMİ KORUYORUM

[…] GÖRDÜĞÜNÜZ FİRMALARIN BİR KISMI PARASINI FETTULLAH GRUPLARINA BİR KISMI İSE BÖLÜCÜLERE AKTARIYOR . BİZ ATATÜRK DİYE KENDİMİZİ YIRTANA KADAR BİR ŞEYLER YAPMAYA NE DERSİNİZ? 29 EKİM’DE 23 NİSAN’DA ELİMİZDE BAYRAK BAĞIRDIK NE DEĞİŞTİ ? % 50 MİZ GENE TAKİYECİLERE OY VERMEDİ Mİ ? LAİK CUMHURİYETİMİZİ KORUYABİLMEMİZ İÇİN PROFİLE TÜRK BAYRAĞI YAPIŞTIRMAK ARABANIN ANTENİNE KURDELE BAĞLAMAK YETMEZ. GERÇEK SOMUT BİR ŞEYLER YAPALIM ARTIK … EN ÖNEMLİ GÜÇ EKONOMİK GÜÇTÜR … BUNU ELLERİNDEN ALMAMIZ LAZIM Kİ BÖLÜCÜLERLE GERİCİLER AMAÇLARINA ULAŞAMASINLAR.

LÜTFEN ARKADAŞLAR DUYARLI OLALIM BU MESAJIMIZI BİLMEYEN VEYA “AMANNN 1 TANE GOFRETTEN VATAN MI KURTULUR” DİYE DÜŞÜNEN HERKESE İLETELİM VE LÜTFEN ÜYE OLUR OLMAZ TÜM ARKADAŞ LİSTENİZİ DAVET EDİNİZ ..

VATANINI, BAYRAĞINI SEVEN TÜRK İŞADAMLARININ FİRMALARINA YÖNELELİM, OYAK (TSK YARDIMLAŞMA VAKFI) GRUBUNUN FİRMALARINI TERCİH EDELİM.

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN , LÜTFEN KURBAN DERİLERİNİZİ SADECE TÜRK HAVA KURUMU’NA VEYA MEHMETÇİK VAKFI’NA BAĞIŞLAYINIZ.

Öncelikle bayrakla, kurdelayla bu işin olmayacağını anlamaları ilerleme sayılabilir. Akıllı çocuklar canım, belki büyük çoğunluğun da aklı zamanla başına gelir. Neyse, herhalde siz de benim hissiyatım içindesinizdir. Nihayet laf yerine iş öneren birileri çıktı, oh be. Gerçi yeni bir teklif sayılmaz, 20 senedir filan “Ülker dincidir, onun bisküvisini yemeyin, Eti yiyin hem OYAK’a ait, hem de bisküvi denince akla onun adı gelir” lafını ben işitirim hatta “Askeriye kantinlerinde Ülker yok, Eti var” geyiğini de bilirim. Gerçi askerlik görevim esnasında bir kantinde Ülker çubuk kraker görerek “ne iş, taviz mi veriliyor, bu birlik komutanı ilk YAŞ sonunda emekli edilmeli” diyerek “sert” tepki gösterdiğim de yakın çevrem tarafından bilinir. Bunun dışında çocuklarınızı Fethullah hocanın kontrolündeki FEM’e değil çağdaş laik MEF’e gönderin mealli bir kampanyayı da hatırlarım. Hatta bu konuda bir yazım da vardı, bilen bilir.

Neyse, gelelim Facebook gençliğinin (bu gençlik lafından alınmayın, gerçekten de resimlere bakıyorum hakikaten üyelerin çoğu çıtır düzeyinde genç hanımlar ve saçı jöleli, keçi sakallı oğlanlardan ibaret) yaratıcı girişimine. Bunlar gerici şirketlerin bir listesini resim şeklinde hazırlamışlar. O da ne, biz Ülker derken meğer dört yandan gerici şirketlerle sarılmamış mıyız? Ancak pek çok şirket bu listede yer almamış, misal Kuveyt Türk amblemi konmuş ama Türkiye Finans nerede? Bizim haberimiz yokken faizsiz işlem yapan yobaz şirket çağdaş sınıfına mı geçti? Rixos nedir, bir otel mi? Peki İstanbul’daki Grand Cevahir otele ne diyelim? Geçenlerde bir vesileyle odasında kaldım, dolapta ne gördüm bilin bakalım?

Evet, seccade. Üstelik dolapta kıbleyi gösteren bir kabe resmi de vardı. Yan taraftaki minibarın üstündeki küçük şarap şişesiyle ferahlayacakken, tesadüfen açtığım çekmece ise “hangi çağda yaşıyoruz” sorusunu aklıma getirdi. Çekmecede Bir Kuran bir de İncil vardı. Daha neler göreceğiz derken yemeğe indim ve sürpriz: Biz Malezyalı hanım. Korkudan tir tir titreyerek kaçtım, kocasıyla beni orada bir sütuna bağlayıp dövebilirler derken karşıma bu defa başı örtülü iki Türk çıkmaz mı? Kabus gibiydi, tehlikenin farkında mıyız diye söylenerek otelden çıktığımda derin bir nefes aldım. 5 yıldızlı dev bir otelde olup bitene bakın, derken işte bu Facebook girişimi beni biraz ümitlendirdi. İnşallah gençler listelerine ne olduğunu bilmediğim Rixos yanına Cevahir’i de eklerler. Hem isme bak “Cevahir”. Kabak gibi gerici çağrışımlı.

Peki benim durumum ne, şöyle etrafa bakınıyorum, oğlana aldığım “Harry Potter ve Anasının Örekesi” diye bir kitap var, Yapı Kredi Yayınlarından. Oh, iyi yırttık. Faizsiz bir işlem yok. Pronto marka defter kabında ise Örümcek Adam resmi var, acaba takke giyip namaza durmasıyla ilişki kurulabilir mi? Gençler, uyumayın, tanesi 50 kuruş olan bu kapları üreten Pronto firmasını da listeye ekleyin bakalım. Bilgisayara baktım, emektar 3 yıllık Asus (pili hala 2-3 saat gidiyor, nazar değmesin) peki bu nerenin şirketi? Tayvan imiş, derin nefes aldım, ya Malezya olaydı ne halt edecektik? Malezya’da bilgisayar şirketlerinde çocukları sopayla çalıştırıyorlardı bildiğim kadarıyla. Sonra bu Tayvan müslüman değil herhalde, bilen uyarsın, icabında gidip OYAK’ın ürettiği sac ve dökme demirden laptoplardan alayım.

Bir krem kutusu gördüm, Cire aseptine diyor. Çiçek özlüymüş. Ama acaba laik bir krem mi? Cooper Cosmetics Switzerland Lisansıyla KOPAŞ kozmetik Tekirdağ tarafından üretilmiş. Bir dakika! İsviçre Ulusalcı lider Doğu Perinçek’i içeri tıkmaya çalışmıyor muydu? Gençler, uyumayalım, yazın bakalım listeye KOPAŞ ve Cooper Cosmeticsi. Bu saç kurutma makinesinin odada işi ne, yahu ortalığı toplamaktan bıktım, neyse bakalım Felix Riva, nerede üretildiği de belli değil, Allah bilir dinciler yapmıştır. Bunu da şüpheliler kategorisine koyayım. Xerox 3120 yazıcı herhalde temizdir.

Moleskine defter var bir de, birader hediye getirmiş. Bildiğimiz küçük defter ama eşşek yüküyle paraya satıyorlar. Herhalde bir bildikleri var. Ne yazıyor, İtaly? İtalya’da bir pislik var mı, 10 sene evvel Apo orada kalmıştı, öyle hatırlıyorum bir de eski başbakanları RTE ilepek ahbaptı. Bence kara listeye daha yakın. Şu flüt kimin, bizim kızın, arada kafamı şişiriyor, Helvacıoğlu imiş. Yahu Helvacıoğlu diye müzik aleti mi olur? Bunda kesin bir bit yeniği var. Bu flütleri Fethullah hoca kontrol ediyor olabilir. The Pink Panther film collection diye bir kutu var, 5 macera Pembe Panter bir arada. İzliyoruz ama bakalım Fethullah hoca ile ilintisi var mı? MGM diye bir şirketinmiş, bir de üstünde dekolte kadın resmi var, bu da çağdaşlığı kesinleştiren bir durum. Pembe Panter temize benziyor.

Neyse bu iş uzar gider, etrafta çoğu yerlere saçılmış birkaç bin eşya var. Hepsine bakmak zor, gönüllü Facebook gençliği bizim adımıza çeteleyi çıkarsın oradan takip ederiz. Yalnız gençlerin alternatifi biraz kısıtlı göründü bana. Bunların yerine OYAK ürünü alalım iyorlar. Çok güzel bir teklif ama OYAK el kremi, DVD, film prodüksiyonu, Laptop, radyatör, lazer yazıcı, kanepe, çalar saat, kurutma makinesi, not defteri, gofret, kitap, çocuk bezi, tarak, çorap, don, atlet imal ediyor mu acaba? Evet, Türkiye’nin en büyük holdingi olması bana da gurur veriyor, bu gururla OYAK bankın Hollanda’ya, Erdemir’in Fransızlara satışını dahi görmezden geliyorum. Eli silahlı birilerinin haksız rekabet yaptığını iddia edenlere de gülüp geçiyorum ama OYAK bunların çoğunu üretmiyor ki. Ne yapayım gidip sırf OYAK malı olsun diye eve dökme demir, yassı çelik mi alayım? Mahalleye ray mı döşeyeyim?

Tüm Türk halkı parasını diğer bankalardan çekip OYAK banka mı yatırsın? Tüm işletmelerimiz, holdinglerimiz kendini feshedip OYAK’a teslim mi etsinler? Herkse OYAK çalışanı, müşterisi mi olsun? Neden olmasın, bana hiç de fena bir fikir gibi görünmedi. Hem de böylece tüm üretim planlı olarak tek elden yapılacağı için sosyal adalet, eşitlik de sağlanır. Herkes OYAK için, OYAK herkes için. Bu düzene de OYAK Sosyalizmi deriz, literatüre katkı da olur.

Yediğim kraker bitti, gidip yenisini alayım. Ne marka mı? Bir saniye, hay Allah, Ülker Mix Krakermiş. Oğlum bana oradan bir Eti Crax yollayın, laikliği kurtaracağım. Laf değil iş zamanı, bu iş bayrak asmakla değil kraker yemekle olur, yaşasın Facebook gençliği.

Haydi bakalım, tehlikeyi unutmayın.

(Bir yorumcumuz şu listeyi iyice güncelleseler de gidip bunlara iddia olarak oralardan alışveriş etsek, bunlar senin dediğin gibi akıllanmamış iyice budalalaşmış mealinde bir şey yazmış, ilginç buldum, üzerinde düşünülebilir.)

(Bir de not, unutmuşum, arada Ülker de bunlara kılçık atar, “Eti ürünlerinde domuz yağı kullanıyor” filan diye, etme bulma dünyası. Yalnız rakamlara göre Ülker de öyle büyümüş ki yakında OYAK’ı serebilir, laiklerin haberi olsun, %53 gofret yemezse de Ülker buna gülüp geçebilir.)

Popularity: 48% [?]

Girişimci Kimdir?

FST 29 Aralık 2007

Bu konuyla ilgili sağda solda ilgili ilgisiz laf edenleri işitiyorum, ama aşağıdaki haber tartışmalara son noktayı koymuştur. Girişimcide bulunması gereken özellikler olarak risk alma, ucuz alıp pahalı satma, uyanık olma yerine çok daha radikal bir özelliğe atıf yapan bu kupürü bakalım İktisat ders kitaplarımız ne zaman ele alacaklar. Bu arada itiraz edenlere sorarım, peki girişimci tersten okursak gerici ve padişahçı mı olmalıdır? Alın işte size boru gibi mantıksal bir delil.

girisimci.jpg

Popularity: 31% [?]

Bu Nasıl Mukayese: Dönergeçin Dönüşü

FST 29 Aralık 2007

erkedoner.jpgMurat Belge geçen gün Radikal’de Erke Dönergeci ile ilgili bir yazı yazmış. Malum geçen sene Erke dönergeci diye bir şey gündeme gelmiş, konuyu benim gibi ciddi olarak ele alanlar kadar içindeki emekli generaller sebebiyle “General Motor” yahut “Erke Dönergeci Sezer’dir, 2007 Mayısında emekli olup bitmeyen enerjisiyle Ulusalcı Hareketin başına geçecek” diye dalga geçenler olmuştu. Öncelikle uyarımı yapayım. AKP yandaşı alaycılar, daha 2007 bitmedi. 2 gün içinde neler olur bekleyip görelim. Ben daha ümidimi kesmedim, benzinsiz çalışan motor yapacaklarmış, hay Allah razı olsun diyeceğinize gülüyorsunuz, inşallah mahcup olursunuz. Ben olsam bu motordan üretilen otomobilleri sadece laik ve ilericilere satarım.

Neyse Murat Belge’ye dönersek, kendisi konuya ilgisiz şekilde tutup Atatürk’ün gölgesinin düştüğü mübarek Damal Karadağı getirip karıştırmış. Şöyle söylüyor:

[…] çünkü burada düşüncenin kendisi sekülerleşmeden, özgür ve eleştirel düşünceye geçilmeden, ’sekülarizm’ yeni bir ‘amentü’ haline getirilmiştir. Kendini seküler kesimde görenlerin çoğunluğu, bir ezberin yerine yenisini koymakla yetinmiştir. ‘Bilim’ diye bildikleri aslında eşit derecede metafizik bir ‘pozitivizm’dir. ‘Scientology’, şimdiki gibi kullanılmış ve özgül bir anlam kazanmış olmasa, tam da bu dünya görüşünün adı olabilirdi. Türkiye’nin en ciddi, en büyük sorunu, bugün de budur.

Neresidir unuttum, hani bir yere ‘Atatürk’ün profili’ni andıran bir gölge düşüyormuş. Daha geçen gün, orada askeri tören yapıldığına dair bir haber okuyorduk gazetelerde. Bu olay bir mucize! Seküler Ata’mızla haklarında hâlâ tam bir karar veremediğimiz birtakım tanrısal güçlerin aslında bir arada hareket ettiklerinin bir kanıtı. Onun için de orada (tabii ’seküler’) bir tören yapmak şart!

Ohoo, biz gericilerden bıktık, Murat Belge de bunların safına geçmiş. Oldu mu şimdi? Sever sayarım ama haydi Erke dönergecine bilim, pozitivizm filan anlamadığım şeyler söylemişsin, Atanın gölgesinin düştüğü dağla ilgili “Neresidir unuttum”, “profili andıran” filan ne oluyor? Az mı yazdım ben burada? Orasını her Türk çocuğu, genci yaşlısı bilir, ki Damal Karadağdır. Neresi unuttum da ne demek? Sonra profili andıran denir mi, alenen şekil bire bir Atanın siması. Eski, 30 sene evvelki 1 TL madeni paraları hiç mi görmedin? Orada yapılan töreni aşağılaman, alay etmen de yakışmamış. Orada insanlar bando mızıka çalarak hiç de senin dediğin gibi tanrısal güç önünde seküler tören yapmıyor. Orada bir hatıraya saygı gösteriliyor. Ama sen ne anlarsın saygıdan. Sana sadece şunu diyebilirim, bugün sen Radikal’de Yunanca değil Türkçe yazabiliyorsan bunu çağdaş Cumhuriyet kazanımlarına borçlusun. Bugün orada Türk bandosu çalıp, Yunan bando mızıkası çalınmıyorsa bunu herhalde senin solcu önderlerine borçlu değiliz. Ya sev ya terk et, bizim dağımıza, resmimize, dönergecimize, paşamıza karışma. Biz Marks’a pislik atıyor muyuz? Bak adamın mezarını bile 3 pound verip geziyormuşsun Londra’da, kabir ziyareti Marksiste yakışır mı diyor muyuz?

Bence bu sene bu entelleri zorla toplayıp Damal dağına götürüp bando mızıka dinletmek lazım. Nedir yahu, hep alay, hep dalga. Dönergeç motoruna bindiren de ne olsun. Bıktık artık.

(Konuyla ilgili bir haberden:

Ardahan’ın Damal ilçesi Yukarı Gündeş köyünde bu yıl 11.’ncisi düzenlenen “Atatürk’ün İzinde, Gölgesinde Damal Şenlikleri” etkinliğinde, Karadağ sırtlarında beliren Atatürk silüeti, havanın bulutlu olması nedeniyle görülemedi.

Şenlik kapsamında Damal ilçe merkezindeki Serhat Mahallesi’nde düzenlenen etkinliklere Ardahan Valisi Murat Yıldırım, CHP Milletvekili Ensar Öğüt, AK Parti milletvekili adayı Saffet Kaya, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Şenlik, yöresel sanatçıların müzik dinletisi ile başladı, ardından semah gösterileri sunuldu. Sanatçı Meliha Kaya ve Yener Yılmazoğlu’nun konserinde katılımcılar bol bol halay çektiler. Festivale katılanlar, daha sonra Karadağ sırtlarına yansıyan Atatürk silüetini görmek için Yukarı Gündeş köyüne geçtiler. Atatürk siluetini görmek isteyen binlerce kişi, havanın bulutlu olması nedeniyle silüeti göremeden dağıldı.)

Popularity: 34% [?]

Önemli Gelişme

FST 21 Aralık 2007

atatrabzon.jpgSiteyi izleyenler bilir, geçtiğimiz iki yılın en önemli gündem maddelerimden biri Ali Kırca’nın bir programda tartışmaya açtığı “Atatürk Hangi Takımı Tutuyor” meselesiydi. Nitekim uzun araştırmalar sonucunda Atatürk’ün Karşıyaka yahut Fenerbahçeli olabileceği ama önemli olanın tüm takımlarımızın Atatürkçü düşünceyi benimsemiş olması şeklinde mesajımı vererek konuyu kapatmıştım. Ancak Sabah gazetesindeki şu haber konunun hemen kapatılamayacağını gösteriyor:

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçeli olduğu iddialarının ardından, Trabzonsporlu olduğu iddia edildi.

”Anabasis’ten Atatürk’e Seyahatnamelerde Trabzon” ile ”Atatürk ve Trabzon” kitaplarının yazarı olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi Veysel Usta, yaptığı açıklamada, Atatürk’ün Trabzonsporlu olduğunu öne sürdü.

Usta, son yıllarda Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe hakkında yazılan kitaplarla, bu kulüpler hakkında yayımlanan gazete yazılarında, Atatürk’ün bu kulüplerin taraftarı olduğuna ilişkin iddiaların yer aldığını anımsattı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal bağımsızlık savaşının önderi, Türkiye Devleti’nin kurucusu ve lideri olduğunu vurgulan Usta, şöyle devam etti:

”Dolayısıyla ulusun ortak paydası ve en kıymetli değeridir. Hal böyle iken, İstanbul kulüpleri bir vesile bularak Atatürk’ü kendi kulüplerinin mensubu olarak göstermeye çalışmaktadır. Bu kulüpler çeşitli iddialar ortaya atarak, kanıtlar ortaya sürmektedir. Bu iddialar Atatürk’ün kendi taraftarları olduğunu söylemeye yetecek dayanak ve kanıttan yoksundur.

Halbuki bizim elimizde Atatürk’ün Trabzonsporlu olduğuna dair çok daha önemli kanıtlar bulunmaktadır. Bu kanıtlara dayanarak gönül rahatlığıyla ve büyük bir gururla Atatürk’ün Trabzonsporlu olduğunu söyleyebiliriz.”

Evet, durum bu. Bakalım diğer büyükler bu işe ne diyecekler? Üstelik yetkili “çok daha önemli kanıtlarımız var”diyor. Ne olabilir acaba derken aklıma “İş bu istida vasıtasıyla Trabzon İdman Ocağı azalığına kabulümü arz ve rica ederim, Gazi Mustafa Kemal” şeklinde bir dilekçenin mevcudiyeti geldi. Bakalım iş ciddiye binince deliller açılacak mı? Takipteyim. Acaba diğer vilayet, ilçe ve kasaba profesyonel, mahalli küme ve semt takımları ellerindeki belgelerle ne zaman ortaya çıkacaklar. Misal benim yaşadığım şehirden Atatürk trenle geçmiş, herhalde karşılama esnasında amatör takımımız da orada bulunmuştur, dolayısıyla bu kesin belge göstermektedir ki Atatürk filankessporun resmi taraftarıdır. Bu kesin delil de yetmediyse “daha önemli kanıtları” icabında gösteririm.

Konuya vakıf olmayan dostlarımız için eski yazıları da hatırlatayım

Atatürk Ligi ve Puan Durumu

Ben Demiştim

Ali Şen Başkan Atatürk Fenerbahçelidir

Atatürkçü Durşumuz

(Resim: Atatürk Trabzon’da. Öğretim görevlisine kıyağım olsun)

Popularity: 58% [?]

Kısa Kısa

FST 20 Aralık 2007

dana.jpgUzun yazamayacağım ama kısa kısa not düşelim:

Kaçan danayı yol ortasında böyle kestiler

İzmir’in Konak ilçesinde sahibinin elinden kaçan kurbanlık dana ortalığı birbirine kattı. İki kişiyi yaraladıktan sonra yakalanan dana, vatandaşların tezehuratları arasında yol ortasında kesildi

Tezahürat yapılırken ne denmiş olabilir, “Kes, kes” mi yoksa “Danaya uzanan eller kırılsın” mı? İzmirli dostlar yadınlatabilir.

547 kişi kurban yerine kendini kesti

Arnavutköy’de büyükbaş kurbanlık bir hayvanı kesmek amacıyla devirmeye çalışan Ümit Uzun yere yıkılan hayvanın altında kaldı.

[…]Kurban parçalarken baltayla kolundan ve bacağından yaralanarak Bezmi Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi’ne kaldırılan bir kişi de arter damarında kesik olduğu için ameliyata alındı. Doktor Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 70 kişi, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 33′ü bıçak ve kesici aletlerle, 7’si kurbanlıkların vurması sonucu yaralanan toplam 40 kişi başvurdu.

(Yorumsuz)

‘Tarlaya PKK simgleri’ masum çıktı

Diyarbakır’da traktörle bir tarlayı süren baba-oğul, o sırada uçakla geçen bir yolcunun ‘PKK’yı simgeleyen şekiller çizdikleri’ ihbarı üzerine açılan davadan beraat ettiler.

Duruşmaya kısa ara veren mahkeme heyeti, sanıklar hakkında “Terör örgütünün propagandasını yapmak” suçunu kapsayan 7/2. maddesi kapsamında dava açılmasına rağmen, sanıkların bu suçu işlediklerine dair şüpheden uzak, cezalandırılmalarına yeterli kesin inandırıcı ve hukuki delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi.

Uyaran Recep’e teşekkürler. Bundan sonra uçakla seyahat ederken aşağıyı iyi takip edin, savcılık ciddiye alıyor demek ki böyle şeyleri, iyi vatandaş olun. Ha, belki UFO’lar gelip tarlaya işaret koyuyor zannedilen şekilleri de PKK sempatizanları yapıyordur. Nevşehir civarında ikide bir görülen uçan cisimler de TİKKO’culara yahut dincilere ait olabilir.

Papaz ve cemaati camide vaaz dinledi

Mevlana etkinlikleri için Türkiye’de bulunan Katolik bir papaz ile cemaatinin, İzmir Hisar Camii’nde bayram vaazını dinlediği öğrenildi. Alınan bilgiye göre, adının ”Robert” olduğu belirtilen Katolik papaz ve beraberindeki 12 kişilik cemaati, İzmir’deki tarihi Hisar Camii’nde bayram vaazını dinledi. Konak Müftüsü Ümit Çimen ve Hisar Camisi imamı İbrahim Eker ile bir süre sohbet eden, ardından Hisar Camii’ni gezen gruba, vatandaşlar da ilgi gösterdi. […] İzmir’in Bayraklı semtinde kilisede rahibe yapılan saldırıyla ilgili soruya papaz Robert, ”Türkiye’de dostluk ve kardeşlikten başka bir şey görmedik” yanıtını verdi.

Yahu kahraman olmak için fırsat kollayan Türk gençliği uyuyor mu? Dostluk kardeşlik ayağıyla Türkleri hristiyan yapmaya uğraşan şu papaz ve adamlarına bıçakla bir kahramanlık dersi vermek yok muydu? Ne çare kaçırdınız fırsatı

PKK’lıların cenaze namazı kılınır mı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Diyarbakırlı bir avukatın sorusuna verdi “Devlete karşı gelenin cenaze namazı kılınmaz” yanıtı tartışma yarattı. Diyarbakır’da, Muş kırsalındaki çatışmada öldürülen PKK’ların 28 Mart’taki cenazesinde çıkan olaylarda gözaltına alınanların savunmasını Cihan Aydın üstlendi.

Aydın, lehlerine delil olarak kullanabileceği düşüncesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Fetva Bölümü’ne bir dilekçe göndererek, PKK’lıların cenaze namazının kılınıp kılınmayacağını sordu. Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Başkan Vekili Mehmet Kaya Kurt imzasıyla gönderilen 20.04.2007′de gönderilen cevap yazısında ise Müslüman olmayanların cenaze namazının kılınamayacağı belirtilerek, “Annesini babasını öldürenlerin, yol kesenlerin, meşru devlet güçlerine karşı gelenlerin de cenaze namazı kılınmaz” denildi.

PKK’lı aile bunu niye diyanete soruyor, kılacaksa kılsın namazını, onlar da bir tuhaf. Hem lehimize olsun diye soruyor, istediği cevap çıkmayınca da bozuluyor. Devletin diyaneti “El Cevab: evet, kılınır” mı diyecekti? Sonra Laik Devlette bu fetva sorma işi de neyin nesidir?

Zaman bulursam bir kurban yazısı yazacağım ama emin değilim. Önce şu eczaneye gidip kestiğim kolumu sardırayım.

Popularity: 46% [?]

Kitaplar

FST 19 Aralık 2007

suskun.jpgBir süre bayram, yılbaşı vesilesiyle ara vereceğim, bir iki kitap önereyim. Meraklısı İhsan Oktay Anar’ın Suskunlar adlı kitabını zaten okumuştur, ben yine de iki kelam edeyim kitapla ilgili. İşin aslı kitap güzel, tipik ama sanki Amat kalitesinde değil gibi. Biraz da konuların çok bölük pörçük ele alınması bu etkiyi yapmış olabilir bende. Bazı gereksiz itici yerler de var, biraz da aceleye gelen yerler olmuş. Amat’i çok beğenmiştim, genelde beğendiğim kitabı bir hamlede okurum, Suskunlar’ı birkaç gün unuttuğum bile oldu. Demek ki bir sıkıntı var kitapta. Uzun İhsan Efendiyi uyarmış olalım.

Bazı heyecanlı okurlar İhsan Oktay Anar’ı bu üslupta tek zannediyorlar, halbuki Evliya Çelebi Seyahatnamesini yahut Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi’nin Amak-ı Hayal’ini bilenler için İhsan Oktay Anar çok da orijinal değildir. (Hatta Orhan Pamuk’un Beyaz Kale’si de sayılabilir). Yine de özellikle Amat ve Kitab-ül Hiyel başta olmak üzere tüm kitaplarında bu üstadların izinde başarılı iş yaptığını kabul edip kendisini takdirle karşılamak gerekiyor.

Suskunlarda yine birçok gönderme var. Benim aklımda kalanlardan biri Hz. İsa’ya yapılan son yemek göndermesinde Zahir’in ekmek ve şarap yerine kavun ve rakı için “Alın! Bu kavunu yiyin’ O benim etimdir! Rakıyı da için! O benim kanımdır” demesi oldu. Sırtında bir tomrukla idama giden Zahir efendiye din gayretiyle hücum edenler için “bunları ona yapanlar, teke tek kavga emekten kaçan ama savunmasız bir adamı dövmeye bayılan insanlardı” ifadesini de aktarmak isterim. Hasılı, yine İstanbul içre semtten semte dolaşmak, Osmanlı günlük hayatına aykırı bakmak, musiki üzerine ilginç bilgiler öğrenmek ve Habil ileKabil’den, Şeytana, İsa’dan Havarilere sayısız gönderme ile zihninizi çalıştırmak isterseniz Suskunlar hoşunuza gidecektir.

Bir de Robert Ludlum, toprağı bol olsun, ölmezden evvel Jason Bourne’un son kitabını yazmıştı, ben çok eskiden yabancı dilden okuduğumu hatırlıyorum, filmi popüler olunca Türkçesini de gördüm, Son Ültimatom demişler, ilk Bourne kitabı olan Ürperti’ye göre çok basit ama okunabilir. Bu arada ehli bilir ama bilmeyen için söyleyeyim, Bourne Identity ve devam filmleri ile filmlerin ilham alındığı kitaplar arasında neredeyse hiç alaka yok, dolayısıyla kitaplar ayrı bir tat verecektir. Filmler de kötü değil, onu da belirtmek lazım.

Şöyle bakınıyorum çevrede ne var, Clive Cussler Cengiz Han’ın Hazinesi, Umberto Eco Gülün Adı ve Kadro Dergilerinin 3 cildi var. Bir de Üçdal Neşriyattan Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 10 Cilt. Evliya Çelebi mutlaka okunmalı, bu kadar mı akıcı, nükteli yazı yazılır, helal olsun. Kabalcı Yayınları yeniden basmış diye işittim, tek ciltte toplamışlar.

Evet, bayram arasını boş geçirmeyelim, acıktıkça kavurma, şiş, haşlama, külbastı, köfte atıştırılsın, aralarda da kitaplara bakılsın. Bu arada epey bir süre güncelleme yapmayabilirim, yorumlara moderasyon koyuyorum, yorumunuz bir süre görünmezse endişe etmeyin.

Popularity: 37% [?]

Solcu Ne Yer?

FST 19 Aralık 2007

52886.jpgAlmanya’da iki komünist milletvekili ıstakoz yemek yüzünden kavga etmişler. Durum benim de ilgimi çekti, malum bu konular önemlidir, yarın da kurban bayramı ne yiyeceğimize dikkat edelim. Haberde şöyle yerler var:

Avrupa Parlamentosu’nda sol kanadın iki milletvekili arasında “ıstakoz kavgası” çıktı.

Almanya’nın önde gelen komünistlerinden Demokratik Sosyalizm Partisi mensubu Sahra Wagenknecht, milletvekili arkadaşlarıyla yemeğe çıktı. Wagenknecht, restoranda ıstakoz yemeğe başladıktan kısa süre sonra aynı partiden milletvekili olan Feleknas Uca’nın fotoğraf çektiğini gördü.

Uca, hatıra fotoğrafları çekiyordu. Ama Wagenknecht bunların basına sızması halinde ıstakoz yerken görülürse tepki çekmekten korktu. Bunun üzerine sekreterini ertesi gün Uca’nın ofisine yolladı. Sekreter acil ihtiyaçları olduğunu söyleyerek dijital fotoğraf makinesini istedi…

Bir gün sonra makineyi Uca’ya götürdüğünde içindeki ıstakoz fotoğrafları silinmişti. Uca durumu fark edince “Makinem terbiyesizce karıştırılmış” diyerek şikayetçi oldu. Hakkında soruşturma açılan Wagenknecht, hem ıstakoz yediğini hem de fotoğrafları sildirdiğini kabul etti.

38 yaşındaki milletvekili kendini “Ben Almanya’da herkes ıstakoz yiyebilsin diye savaşıyorum” sözleriyle savundu.

İlginç bir durum. Öncelikle solcu milletvekilini kınamak isterim. Istakoz yediği için değil, “Almanya’da herkes ıstakoz yiyebilsin diye savaşıyorum” dediği için. Bir komünist tüm dünyanın ıstakoz yemesi için savaşmalıdır, Almanya ne oluyor? Neyse işin diğer tarafına gelirsek, evet, solcu adam idealindeki gibi yaşamalıdır. Bakın ünlü solcular hep fakru zaruret içindedirler. Misal tahminimce ÖDP başkanı milletvekili Ufuk Uras aldığı 8.000 YTL net maaşın bir kısmını fakirlere bağışlarken ünlü solcu Fazıl Say da herhalde garibanlara ayıp olmasın diye gecekonduda yatıp kalkıyordur. (Bir de yazıda Uca soyadlı Türkten bahsediliyor, bizim solcu Metin Uca’nın ahbabı olmasın?)

Tanıdığım pek çok solcu profesör var, ayda maaş ve diğer gelirlerle 5-10 milyar alırlar. Hepsinin lüks otomobil ve evi var. İletişim yayınları filan ikide bir global yoksulluk, Ümraniye, Sultanbeyli’de sefalet diye kitap çıkarır, Boğaziçinden hocalar filan “fakirliğe son, yaşasın sosyalizm” mesajı verirler ama çoğu Bebek civarında köşkte yaşarlar. (Aslında bunların bir bildiği var, malum komünist ülkelerde de politikacılar, büyük memurlar ve akademisyenlerin tuzu kuru olur, bunlara eşşek yüküyle maaş verirlerdi. Bizimkiler de komünizm gelse de nasıl olsa bizi etkilemez, biz keyfimizi süreriz diyorlardır). Kadıköy merkez, Çankaya, Bakırköy merkezin esas oğlanı CHP’liler de solcudur. Ha, Ahmet Hakan, Ece Temelkuran gibi fakir köşe yazarları da solcu olduklarını söylüyorlar. Eski günleri de hatırlamak lazım, komünist ülkelerde üst düzey yöneticiler, bunların ahbapları derece derece lüks içinde yaşarken vatandaş eşit bir şekilde sefil ama mutlu hayatını sürüyordu.

Peki ben ne diyorum? Ben Allah ne verirse yerim, denizden ıstakoz çıksa onu da yerim. Nasıl birşey bilmiyorum ama pahalı olsa gerek. Herhalde kurbanlık keçi için verdiğim 200 YTL’ye ancak bir iki defa ıstakoz yiyebilirim. Solcu muyum, ondan da emin değilim, fakir fukaraya hayır hasenat yapmaya çalışır, devletin en alt değil tersine ihtiyacı olmayan orta sınıfı beslediği yanlış sosyal devlet uygulamasına karşı çıkarım. Genel tanıma göre solcu değilim herhalde, üretim araçlarında özel mülk ve serbest mübadelenin olabileceğini düşünüyorum. Demek ki gönül rahatlığıyla ıstakoz yiyebilirim.

Türkiye’de sosyalistler ve genel anlamda solcular neden “Halka sosyalizmin güzelliğini anlatamıyoruz, niye oy alamıyoruz” diye ağlarlar bilir misiniz? Bir görüşe göre tuzu kuru sıcak köşe tutmuş entel solcular kapitalizmin getirdiği müreffeh hayattan vazgeçmeyi göze alamadıkları için, bir görüşe göre de Istakoz sebebiyle imiş.

Son olarak, herkesin Kurban Bayramını tebrik ederim.

(Solcular siz kıyma kavurmasına talim edin, bu bayramda fukara takımı kontrfile, antrekot filan yesin. Bayram sonu rolü değişirsiniz, siz fakirler adına hem ağlar hem de bonfile yer, fakirler de çorba ve makarnaya talim ederler. Sıkın iki gün dişinizi.)

Popularity: 47% [?]

Kurban ve Gündem

FST 18 Aralık 2007

kapak841.jpg

Popularity: 36% [?]

İleri »

Kapat
E-posta ile paylaş