Suç ve Ceza
FST 11 Aralık 2007
Prof. Atilla Yayla hadisesini hatırlarsınız. 25-30 kişinin dinlediği bir panelde “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül etmektedir. İleride bizlere, neden her yerde bu adamın heykelleri ve fotoğrafları var diye soracaklar” dediği iddiasıyla hakkında dört koldan savcılığa başvurulmuş, Atatürk’e (pardon Atatürk’ün Hatırasına) hakaret ettiği iddiasıyla 5816 sayılı kanun kapsamında değerlendirilmesi isteğiyle dava açılmıştı. Dava İzmir’de görülüyormuş, geçenlerde bir tanıdık ilk davaya katıldığını 80-90 yaşında emekli memur, öğretmenlerin toparlanıp mahkeme salonuna getirildiğini, orada bu yaşlı insanlara Atilla Yayla’yı taciz ettirmeye çalıştıklarını filan anlatmıştı. Onun nükteli tahminine göre “keşke bu yaşlılardan biri orada sektei kalpten gitse de vukuat olsa” diye düşünülebilirmiş olay. Ben şahit olmadım, bilemem. Atilla Yayla da zaten ondan sonra davalara katılmamış, avukatları bulunmuş mahkemede. Yalnız son duruşmada ilgimi çeken şey savcının talebi oldu, meğer savcı daha önce telaffuz edilen 3 yıl hapsi yeterli görmemiş, suçun 5 yılla cezalandırılmasını istemiş. Şöyle deniyor:
Savcı sanık Prof. Dr. Yayla’nın söyleminin, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret içerdiğini’ savundu. Savcı, Yayla’nın kullandığı sözlerin bilimsel açıklama boyutunu geçtiğini iddia etti ve söz konusu ifadelerin 5816 Sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmesini istedi. Savcı, Prof. Yayla’nın beş yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Bir başka yerde 5 yılın sebebi olarak “eylemini kamuya açık yerde gerçekleştirmesi” gösteriliyor. Şu konuda aklıma takılanlar var. Öncelikle, Atilla Yayla bir siyaset bilimi profesörü. Eğer kendisi Atatürk ve Kemalizm hakkında konuşmasa asıl o zaman hepimizin ayaklanıp “hoca, hoca, bilim adamı payesi kazanmışsın, neden bildiklerini, ilim yoluyla ulaştığın gerçekleri bizimle paylaşmıyorsun, susmak bilim adamına yakışmaz” demesi gerekirdi. Nitekim Prof. Yayla da Türkiye gibi orta yerde hapşırsan “Atatürk’ün hatırasına saygısızlık ettin” denecek bir ülkede Kemalizm başka dönemlerle kıyaslandığında ilerlemeye değil gerilemeye tekabül eder, şu kadar sene sonra yabancı biri gelse neden heryerde bu adamın resimleri var gibi sözleri açıkça söylemiş. Savcının “hocam sözleriniz hoşuma gitmedi ama bir bilim adamı olarak bildiğinizi söylemenizden, Atatürk istismarcısını ifşa etmenizden dolayı memnun oldum, şikayetçiyi azarlayıp geri yolladım, verin ilim ve fen adına elinizi öpeyim” demesi, Atilla beyin de “berhüdar ol, senin gibi cesur savcılar oldukça bu memleket muasır medeniyet seviyesini beşle çarpar, Atatürk’ü de gerçek saygın yerine oturtur, şimdi var selametle yoluna git, Allah muinin olsun” diye cevap vermesi çok daha mantıklı ve gerçekçi olurdu. Yani Atilla Yayla çıkıp 80 senelik resmi tarih palavralarını bir daha tekrar etse ne olacaktı? O zaman akademisyen yetiştirmeye ne gerek var? Lise inkılap tarihi kitabını ve Atatürk’ün sevdiği türküleri bir CD’ye doldurun tüm seminer, panel, üniversite eğitimini buradan hap gibi halledin. Ondan sonra Atatürk’ün ruhu sizi beyzbol sopasıyla kovaladığında kızmak yok ama.
Gelelim diğer konuya. Atatürk’ün hatırasına hakaret gibi bir ifade var. Hakaretin nasıl birşey olduğunu üç aşağı beş yukarı hepimiz biliriz. Toplumuzda hakaret belli bir standart sapma olmak kaydıyla ortalama olarak malumdur. Mesela Rıza Nur’un hatıratındaki bazı ifadeler Atatürk’e alenen hakaret olarak yorumlanabilir. Ancak Atilla Yayla’nın söylediği iddia edilen (zira bant çözümlemelerinde bu adam değil anlamı çok değiştirecek olan aynı adam, hatta aynı kişi ifadesini kullandığı söyleniyor) adam kelimesi hiçbir formatta hakaret kapsamına girmez. Kemalizm gerilemeye tekabül eder ifadesi de üzerinde tartışılabilecek bir varsayımdır, muhtemelen o panelde bunların sebepleri söylenmiştir. Bu konu savcıyı değil üniversitedeki farklı görüşten akademisyeni ilgilendirir, çok kızan varsa Kemalizm neden ilericiliktir izah eder.
Atatürk’ü hakaretten uzak tutalım derken toplumda nasıl bir ucube anlayış doğurduğunuza dikkat edin sayın yasa(k) yanlıları. Bu yasa var diye Atatürk’e hakaret edilmiyor mu? Siz anlamsız yasaklar koydukça insanlar için bu konular tabu haline getiriliyor ve efsane gibi yalanlar toplum içinde dolaşmaya başıyor, Atatürk’e karşı nefret uyandırılıyor. Ondan sonra sopayla bu nefreti kaldırmaya kalktığınızda, karşılığında Atatürk’ü bir ilah halinde dikmeye çalıştığınızda ise hem insanlara eziyet edi,yor hem de gülünç duruma düşüyorsunuz. Ha, kökene bakarsanız CHP’nin bu yasaya karşı olması gerekir, malum bu yasa Atatürk’ü sevme dışındaki tüm sebeplerden dolayı İsmet Paşaya karşı Celal Bayar ve Adnan Menderes ekibince getirilmiştir, 1950′lere aittir.
Bir CHP’li çıkıp “bu ne biçim yasa, bu memleketi kuran şahıs eğer hakarete uğrayacaksa burada yaşamayalım, kanunla adam mı korunurmuş, onun icraatını ilahlaştırmadan, putlaştırmadan, hakkıyla öğretin yeter. Koruma kanunu hem Ataya hem bize ayıptır, bu kanun CHP ve İsmet Paşaya karşı bir komplodur, ülkenin önünde terakkiye manidir” gibi eli öpülecek bir söz dese iş kökten çözülecek ya malum Türkiye’de Atatürk ile ilgili bir isim, yasa oluşmuşsa bunun değişmesi mümkün değildir. Misal bir yolun adını Atatürk Yolu koyun ilelebet onun adı değişmez. Paraların üstüne başkasının resmini koymayı teklif dahi edemezsiniz. İngiltere Kraliçesinin resmi paralarda var ama onlar saltanat, biz krallık mıyız ki hep Atatürk’ün resimleri parada yer alsın? Ünlü matematikçi, fizikçi, heykeltraş, ressamlarımız, Atatürk’ten başka asker ve siyaset adamımız, iktisatçımız yok mu, onların resimleri de koyulmalı desek biri çıkar “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaretten 3 sene, internet yoluyla olduğu için 5 sene, kamuya açık olduğundan 7 sene” diye saçmalamaya başlar.
Üçüncü tuhaf nokta eylemin kamuya açık yerde yapıldığı için daha ağır cezalandırılması. Ne yani bunun başka bir yapılma tarzı olabilir mi? Atilla Yayla bunu ya derste, ya toplantıda, ya kamuya açık makalede ya da dost toplantısında söyleyebilir. Her halukarda bunların tümü kamuya açıktır. Demek ki Atilla Yayla kendi kendine söylense, uykusunda konuşsa, sayıklasa 3 yıl ceza istenecekti, normalde yapması gerektiği gibi bir topluluğa hitap edince 5 yıla çıkarmışlar.
Atilla beye Allahtan sabır dilerim. Yani uğraşmak zorunda kaldığı şu durum sebebiyle. Hani Fikret Başkaya için filan anlarım adam Paradigmanın İflasında Kemalizm bitmiştir diyerek yenilip yutulması zor laflar ediyor, alnının akıyla hapse girip çıkıyor, bari Atilla beyin sebebi de dişe dokunur birşey olsa. Misal, koğuştaki muhabbete bakın:
Koğuş Ağası-Hocam, hoşgeldin, Allah kurtarsın, sorması ayıp suçun neydi
Atilla hoca- Atatürk için başka birinin ağzından “aynı kişi” dediğim halde “bu adam” ifadesini kullanmadığım ileri sürüldü.
Ağa- Öyle mi vah vah, kaç yıl verdiler?
Hoca-5 sene
Ağa-Neyse, Allah kurtarsın
Hoca-Peki senin kabahatin ne?
Ağa-5 kişiyi doğradım, 7 kişiye tecavüz ettim, 35 kişiyi de yaraladım
Hoca- Peki sana ne kadar ceza verdiler
Ağa- Koca reis 20 sene istedi amma mahkemede iyi halimden dolayı, başımı yana büküp masum masum bakınca kader kurbanı dediler 10 seneye çektiler, herhalde 2-3 sene yatar çıkarım, ha, malum ikide bir af da çıkar, bizi salıverirler ama maalesef sizin gibi devlet düşmanı siyasi suçlulara af piyangosu vurmaz hocam
Hoca- Ne yapalım, kısmet
Ağa- Ama üzülme, benim dışarıda temizleyeceğim 4-5 adam daha var, aftan sonra bir haftaya kalmaz tekrar burada olurum, merak etme.
Hoca- Oh ne güzel, sohbetin hoşmuş
Ağa-Sevdim seni hoca, korumam altındasın bundan sonra, hüoop, Mustafa yap hocama benden demli bir çay
Nasreddin Hoca- Kesin gürültüyü iki dakika uyutmadınız be
Bekri Mustafa- Hoca gündüz vakti ne uykusu bu
Nasreddin Hoca-Sana ne be “adam”
İncili Çavuş- Ortalık gene karışacak, Nasreddin beyi şikayet ederlerse savcıya yandı
Keloğlan- Kurbanda benim kel tosunu keserler mi ki?
FST- Ortalığı daha fazla karıştırmayalım, el aman
Popularity: 31% [?]
- Bilim , Bürokrasi , Güncel , Siyaset
- Yorum(20)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
bu iş avrupa insan hakları mahkemesinde biter.
Atilla Yayla’nın “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül etmektedir” şeklindeki görüşüne katılmıyorum ama sözlerinde hakaret olduğunu da düşünmüyorum. Bu davanın sonucunda da ceza falan alacağını sanmıyorum.
Da Vinci,
Ceza almayacağını ben de tahmin ve temenni ediyorum ama hukuk sistemimizde Fikret Başkaya, Mustafa Erdoğan gibi örnekler varken insan kuşkucu olabiliyor.
Ceza almasa bile mahkemeye gitmek, anlamsız bir işten dolayı kovuşturmaya tabi tutulmak, şuraya buraya hesap vermek hoş birşey olmasa gerek.
(Bu arada büst boyadığı için 22 sene ceza verilen bir yok muydu geçen sene? Fıkara profesör olmadığı için arkasını arayan olmadı herhalde, AİHM için biri çıksa da adamın hakkını arasa)
1 - Bir refikimin, ki kendisi süper ligimizin cengaver taşralı birincisi Sivassipor’un şehrindendir, vakti ile anlatmış idi. Bunların ilçede, gözelce bir meydan var imiş; meydanda dalları meydana sarkan koca ağaç, ağacın altında karşı çayocağının tabureleri ve tabii küçük meydanda dönen envai çeşit muhabbet… Bayramlar o meydanda yapılır, seçimlerin nabzı o meydanda tutulur, çarşının delileri o meydanda makaraya sarılır vesair. Küçük bir taşra kasabasında yaşanabilecek küçük güzellikler…
Son bir çalışkan belediye başkanı, ki bu “başkan üç dönemdir seçilir imiş ve millet bu adam’ı (burdaki adam’ı hakaret olarak algılayabilirsiniz, bu adamı ben de tanırdım ve sevmez idim) bir havuz yapmış, sonra havuz pek durgun diye içine sazan atmışlar filan. Tabii memleket soğuk, tüü desen yere düşmeden donuyor; e kar da altı ay yerde kalıyor, diğer iki ay da epey soğuk oluyor, iki ay ya havuz keyfi oluyor ya olmuyor. hasıl-ı kelam düzen tutmamış.
neyse, sonra şehre bir Ecevit kasketli, katıksız kemalist, muhtemelen aslan sosyal demokrat bir Kaymakam gelmiş. Bir de baksın ki ne görsün: Bu kasabanın Atatürk heykeli yok!.. Aman yarabbi!.. hemen bir heyken siparişi verilmiş, şöyle yakışıklı bir heykel yapılmış. tabii heykel’den kasıt malum, Atilla Yayla’nın başına iş açan mevzu.
Sonra sıra gelmiş heykeli dikmeye. E heykel koskocaman bişey, hem maddi hem manevi; yerinden kalkmıyor. iple bağlayıp vinçle koyalım kaidesinin üstüne demişler, ama neresinden bağlayacaklar? boynundan olmaz, adamı tefe korlar, elinden olsa dengesiz olur, şöyle olsa böyle olur böyle olmazsa şöyle hiç olmaz derken, belinden sarmışlar heykeli, vinçle koymuşlar. allahtan o sıra oralarda gezen bir muhabir filan yokmuş. yoksa allah korusun beldenin itibarı iki para olurmuş.
2 - gene taşra kasabalarından birinde, çirkin heykelleri güzelleştirme projesi çerçevesinde, yeni bir heykel sipariş edilmiş, eski heykel de yerinden indirilmiş. eski heykeli ne yapacağını bilemeyen kasaba yetkilileri, hurdalığa koysak allah muhafaza, eritsek hafazanallah, falan filan; heykeli gömmüşler; ne olur ne olmaz diye de gömüldüğü yeri kimseye söylememeiş, üst düzey güvenlik önlemleri almışlar
şimdi aldığım bazı duyumlar var ama inanmak istemiyorum, o heykelin gömülü olduğu yeri ahali bulmuş, ol mevki türbe olma yolunda hızla ilerlemekteymiş filan… “burda bir ulu yatar imiş filan” gibi şeyler söyleniyor, kulaktan kulağa yayılıyormuş.
3 - memleket manzaralarına katkım olsun istedim. öyle bir memlekette ikamet etmekteyiz kim, böyle bir memleket vallah billah görülmemiştir. fethi hoca’ya da cennet valla, yaz yaz bitmez!..
E bu girdi de kotu not almis? Bu da dusuk notta Zaman girdisiyle yarisacak herhalde. En kotu not alan girdiler kismi olsa baksak millet neyi kotuluyormus kac cesit kutup varmis diye.
Evet ilginç. Demek ki birileri gıcık kapmış, ya Atilla Yayla’yı sevmiyorlar ya da Atatürk konusunda yanlış düşünüyorlar. Bu tür girdilerin bir özelliği de fazla oylanmaları. Nitekim Zaman yazısı öyle görünüyor. Bakalım bu ne olacak.
Bu arada 4 oy demek ki iki 10, iki de 1 var. Standart sapma yüksek. IP takibi marifetiyle yakalayayım kerataları, nasıl 1 verirlermiş, polis devletinin hakkını vermek lazım.
sayın FST,
Atilla Yayla davasında yanlış yapılıyor diyerek başınıza iş almış olmayın…
hani adam hüküm giyerse bu yazdıklarınız suçu ve suçluyu övmeye girer
“savcı elini öpsün” filan
Indigo,
Adalet mülkün temeliyse, ilim de en hakiki mürşittir.
Bu davada benim de başım belaya girse bundan üzüntü duymam, gururlanırım. Şöyle bir haber kastediyorsunuz herhalde:
“Ataya adam diyerek hakaret eden hain liboş profa yaltaklık yapan satılık sinsi blogcu FST tutuklanarak AB uşağı küresel Sorospu çocukları için hazırlanan özel X tipi hapishaneye kondu. FST’ın tutuklandıktan sonra kameralar önünde medya mensuplarına “adam olun adam” diyerek küstahlık yapması dikkat çekti. Sitenin yorumcularının da tek tek tutuklanmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Bu arada isminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar bu tür blogculara AB ve ABD’nin yüklü miktarlarda ödeme yaptıklarını ileri sürdüler. Konuyla ilgili soru soran gazeteciye “AB’den de para aldım ABD’den de, tümünü pavyonda yedim, oh afiyet, bal olsun, sen git aç karnını doyur, köpek” diyerek saldıran haine diğer medya mensupları da “biz onurlu medya mensuplarıyız, sizin gibi AB beslemesi değiliz, emekçiyiz” şeklinde tepki gösterdi. Blogcunun “Hastirin kemik yalayıcıları” diyerek saldırısına jandarma engel oldu, FST güçlükle arabaya bindirildi.
Mahkeme önünde toplanan bir grup duyarlı vatandaş da “İnternet laiktir laik kalacak” şeklinde slogan atarak topluca Anıtkabir istikametine yürüdüler. Konuyla ilgili açıklama yapan RTÜK ve İnternet Kurulu Atatürk Aleyhine işlenen suçların çocuk pornosuna göre çok daha tehlikeli hale geldiğini belirterek bu tür bloglara göz açtırılmayacağını bir kere daha ifade ettiler. Kanal Z Haber, Oha-yo, Dandikistan”
bir hakkım daha olsa bir 10 puanda bu yazı için veriridim
vallahi 10 numaraydı hakkını vermek lazım…
Malatya’nın meşhur delisi Mersedes Kadir’e sorsan bu ifadelerde hakaret bulamaz. Bu ne yahu? Savcı neresiyle savlıyor anlamadım vallahi…
Recep Beyciğim,
Muhterem müddeiumumimizin orasını burasını karıştırmayınız, sonra sizi de Fethi Bey’in İndigo Bey’e hitaben yazdığı haber-yorumdaki gibi konu mankeni yapıverirler mazallah. Hani seviyom sizi de söylüyom.
Bu arada, Fethi Bey beni gısganşlıktan çatlatmaya devam ediyor. Alacağı olsun.
Amaninn! İlk tümcem, “maksadını aşan ifade” klişesine numune olmuş. Derhal düzeltir, saygıyla önümü iliklerim efenim.
Hmpf, bu Hurriyet’e ciktigina gore belki baska tarafin isine gelen birseyler demistir bu hoca, bilmiyorum ama AY’ye edilen ‘izin almadan gittin’ eziyetinin benzeri de bir ilhahiyatciya yapilmis galiba: İlahiyatçıya canlı yayın soruşturması.
YOK baskani ilk is boyle secip begenerek uygulanan ‘elimizde bulunsun yarin lazim olur’ kurallarina karsi birseyler dese ne hos olur?
Bülent Bey,
Bu durum birebir Atilla Yayla vakası. Adı geçen doçenti TV’de herkes izlemişti, Yaşar Nuri hocanın karikatürü gibi birşey ama adama “izinsiz bilmem ne etmekten” ceza verilmesi gülünç. Muhtemelen Konya Selçuk Üniversitesindeki ayak oyunlarıyla ilgili birşeydir.
Tutturamasalar “Doç. Falanca okul dışında şapkasız gezmiştir” de diyebilirler ve inanın ceza da alabilir.
Fethi bey,
Muhtemelen Konya Selçuk Üniversitesindeki ayak oyunlarıyla ilgili birşeydir.
Bunu da bilemeyecegiz cunku basinimiz lakkadanak teshisi koyup ne dusunmemiz gerektigini soyluyor bize. Bu da Radikal’den, basliga bakin: ‘Kuran’da başörtüsü yok’ dediğine pişman ettiler. Benim haberim yok kimdir ve ne der diye, tartamiyorum. Dogru da olabilir tabii ama Radikal gecen seferki Ali Nesin isinde de haberi neredeyse Ali Nesin’e yazdirmisti.
Bülent Bey,
Ben Şahin Filiz’i eskiden de medyada görmüştüm, şu yargılanan ulusalcı güçbirliği oluşumlarının birinin Konya şubesinde yetkili miymiş, bir gazetede çıkmıştı. Ancak sonra bu iş kapandı herhalde.
Şu günkü Şahin Filiz’in ise söyledikleri gayet yerindedir, bir bilim adamına yakışır sözlerdir. Yeni şeyler değildir, Yaşar Nuri hoca başta bunlar zaten söylenen şeyler ama Yaşar Nuri bey bu işlerden emekli olunca Şahin hoca sancağı teslim almış gibi görünüyor. İnşallah Yaşar Nuri gibi esprilidir yoksa kuru muhalif söz söylemekle fazla prim yapamaz.
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi veya herhangi bir ilahiyat fakültesinde muhtemelen Kuranda Başörtüsü yok dendiği için değil, Üniversite, Fakülte yönetimiyle ilgili şahıs arasında idari problemler olduğunda böyle şeyler gündeme gelir. Büyük ihtimalle Selçuk Üniversirtesindeki rektörlük seçimleriyle ilgisi vardır bu işin. Çünkü adamı tanıyan biri geçmiş rektörlük döneminde bölüm başkanlığı ve etkinliği olduğunu söylemişti bana. Bence adamı harcamaya çalışıyorlar ama birşey çıkmaz, Şahin Filiz kitap yazsa şu ara bu popülerlikle voleyi vurabilir.
Ha, Radikal buradan malzeme devşirmekte haksız mı, hayır, onun da müşterisi başka.
Fethi bey, tesekkur ederim. Ben TV ozurlu oldugum icin bilemiyorum bunlari tabii.
Ha, Radikal buradan malzeme devşirmekte haksız mı, hayır, onun da müşterisi başka.
Iyi de, sizin cizdiginiz bana da temelde yanlis gelmeyen resimle basinin bu isleri aksettirme sekli arasinda buyuk fark var. Universite hiyerarsisi icinde boyle oyunlarin olmakta oldugunu o gunku kutuplasmalara gore ise yarayacak seylere bulastigi zaman mi ogrenecek bu millet? Bu da okullardaki dayaga veya azinlik durumundakilerin magduriyetine dondu. Hep var ama basin mendeburlarinin ve/veya iktidarin/muhalefetin ise yarayacak birsey olunca sanki anormalmis gibi basina yansiyor.
Neyse devlette son zamanlarda moda olan ve hayra yormaya gayret ettigim telefon etme hali bu konuda da ortaya cikmis:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7868505.asp
Bülent Bey,
Ne çare ki öyle görünüyor. Bir de bu tür kurumların içinden objektif insanlar blogculuğa başlasa, köşe yazarlığı yapsa işler daha da kolaylaşır. Tabii bunu öğrenen milletin tavrı da bu noktadan sonra önemli hale geliyor.
[…] Konuyla ilgili son yazım: Suç ve Ceza […]