Bu Eziyet Ne Zaman Bitecek?

FST 14 Aralık 2007

okul.JPGEziyet 1Eziyet 2 , Eziyet 3

Derin Düşünce sitesinde Mehmet Yılmaz bey yorumda eklemiş, izlemeye dayanamadım, bu ne faciadır, Mussolini, Hitler dönemi yaşanıyor sanki, Kuzey Kore’de bile kalmadı bunlar, yazıklar olsun. Bir videoda oğlan da sanki asker gibi esas duruşta, parmaklar filan bacağına yapışmış. Öğretmen de tabur komutanı mübarek, pek ciddi, herkes yaptığı ulvi vazifenin farkında. Bir de 23 Nisan, 19 Mayıs etkinlikleri var ki, ne felakettir yarabbi. İstiklal Marşı ile ilgili sözlerim de var ama işim çok. AKP, AAKEEPEEE, bırak anlamsız işleri, el altından şu faciayı CHP’ye kaldırtmazsan gram yol alamaz memleket. Çocuklar elden gidiyor. Kabusa bak be.

Popularity: 26% [?]

57 Yorum

  1. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 6:01 pm

    Mussolini, Hitler dönemi yaşanıyor sanki, Kuzey Kore’de bile kalmadı bunlar, yazıklar olsun.

    Yerine gore ABD’de ‘and’ var. Rastgele birsey buldum:

    http://www.youtube.com/watch?v=FuMCzvL6Dac

    Boyle seyleri koymak kolay kaldirmak zor oluyor. AKP dinle ilgili isleri halletsin (onlar muhalefetteyken cok zor olur, canini cikartirlar yapmaya kalkanin), daha milliyetci tarafi agir basan bir parti iktidar olunca da onlar da bunlara egilirler.

    el altından şu faciayı CHP’ye kaldırtmazsan gram yol alamaz memleket.

    Bu da bir yol. Bazen beceriyorlar boyle beraber hareket etmeyi.

  2. FST - 14 Ara 2007 - 7:28 pm

    Bülent Bey,

    Yerine gore ABD’de ‘and’ var

    Buradaki sihirli kelime “Yerine gore” olsa gerek.

  3. FST - 14 Ara 2007 - 7:42 pm

    Bülent Bey,

    Aslında bu tür andlarda hakim hava da önemli. Mesela bizimkinde epey sert bir hava seziliyor. İctima için toplanmış askerler gibi manga, takım, bölük şeklinde öğrenciler diziliyor, sert bakışlı subay, astsubay gibi öğretmenler filan korku salıyorlar. Öğrencilerin içeri girişi de askerlerin ictimadan çıkışı gibidir.

    Kuzey Koreyi hatırlatan da bu intizam. Yoksa her memleketin birlik bütünlük adıyla söylediği marş, ettiği yemin vardır muhakkak. Buna bir ölçüde “eh hadi” diyelim, sonuçta sadakat isteyen bir devlet oldukça bu işler olacak. Ama Türkiye’deki hava hala 1930-40′ları yansıtıyor ve çocukları korkutuyor.

    Bırakın çocuğu, okulun yanından geçerken ben korkuyorum.

  4. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 8:05 pm

    Fethi bey,

    Buradaki sihirli kelime “Yerine gore” olsa gerek.

    Nerede nasil tam detayini bilmedigim icin ektim onu oraya. Eyalet faklililari, eyalete gore ek andlar, istege gore yapmamanin yollari filan degisiyordur. Ozel okullara ilismiyor olabilirler vs. vs. Wikipedia linkini vereyim ilginc seyleri ve devletlerin (soguk savas sirasinda icine ‘tanri’ katmak dahil) bazen nasil benzer davrandiklarini, boyle seylere itirazin bir yere varmasinin zorlugunu filan cikartabilir oradaki detaylardan ilgilenen (varsa):

    http://en.wikipedia.org/wiki/Pledge_of_Allegiance

    Genelde benim de benimsedigim kaygilarla memlekette birseyler duzelmeli denirken abartilmasina ses etmeye calisiyorum elim degince. Kendimizi oldugumuzdan kotu veya baskici kabullenmeye gayret etmemiz hem bosuna enerji kaybi hem diger toplumlar arasinda nerede oldugumuz hususunda yaniltici (ve belki zararli derecede yaniltici) olabiliyor. Sadece ABD’yi, onu da birazcik bildigim icin oradan ornek veriyorum, baska yer bilsem daha neler cikar kimbilir biz kendimizi kotulerken baska (hatta gozumuzde buyuttugumuz) yerlerde yok saydigimiz. Yanlis buluyorsak ve rizamiz yoksa duzeltiriz veya duzelttiririz (kolaysa!). Dunyanin ne durumda oldugu bu kararlar icin bizi baglamaz tabii — yeter ki birseylerin yanlisligi hususunda ikna olurken duzgun perspektifle bakmaya calisalim.

    Maruzatim budur efendim. Dede yaninda cay icip bu olmamis surasi eksik filan deme kadrosunu bekledigimi arz ederim.

  5. delidumrul - 14 Ara 2007 - 8:09 pm

    once yemin ettiriyorlar sonrada kafa göz dalıyor adi şerefsizler.

    bu nedir yahu bu nedir:

    http://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa/7870024.asp?gid=180&sz=24625

    malezya’dan fotoğraf dırdırı yapan ileri zekalılar önce o fotoğrafa iyi baksın. zındıklıktan korkmuyorsunuz ama başörtülü kızlardan korkuyorsunuz. ya bu ne olacak? başörtüsü görünce cininiz tepenize çıkıyor ama bunlarda tıkyok. münferid hadise dimi?

    fethi emmi sendende rica ediyorum bu resmi derhal yukarıdaki yazıya ekleyesin. sen söyleyip duruyorsun ama görmeden anlamıyorlar dallamalar. burada dursun aleme ibret olsun.

    hala aklım hafsalam almıyor yav bir herif çocuğun kulağına nekadar asılması lazımki böyle birşey yaşansın? boydan boya yırtılmış yav çocuğun kulağı! dahada acısı bu hergele daha senelerce derslere girecek müdürlük yapacak.

  6. FST - 14 Ara 2007 - 8:17 pm

    Bülent Bey,

    Kendimizi oldugumuzdan kotu veya baskici kabullenmeye gayret etmemiz hem bosuna enerji kaybi hem diger toplumlar arasinda nerede oldugumuz hususunda yaniltici (ve belki zararli derecede yaniltici) olabiliyor.

    Burada şu da var, bizde bu baskıcılığa karşı durma diye bir gelenek pek olmadığı gibi kanuni takibat, devletin aşırı tekeli işi zorlaştırıyor. Yani ABD ne kadar kötü de olsa (sizin dediğiniz kısmı için söylüyorum) en azından nisbi bir seçme hakkı, özgürlük ortamı olduğunu tahmin ediyorum. Bizde bu okul işleri biraz serbestleşse bağırtımız azalır ama devletluların aklına gelmiyor, bunlara biraz nefes aldırsak daha iyi yolar ve yönetiriz konusu herhalde.

    Sonra biz kendimizi hiç kötü veya baskıcı görmemişiz herhalde ki, az söylesek etki etmiyor, biraz sert çıkmak gerekebiliyor. Birileri gelip “o kadar da değil” dediğinde en azından bir problem olduğu ve bunda orta yol aranması gerektiğinde hemfikir oluyoruz.

    Dede yaninda cay icip bu olmamis surasi eksik filan deme kadrosunu bekledigimi arz ederim.

    Dedelik makamını kapsam da kapmasam da yılbaşından önce dersaadette bir kulis çalışması yapayım diyorum. Bir iki de Cemevi ziyaret edeyim, şecere çalışmaları için başbakanlık arşivine uğrayayım, bakalım kısmet olursa artık.

  7. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 8:19 pm

    Fethi bey,

    Mesela bizimkinde epey sert bir hava seziliyor. İctima için toplanmış askerler gibi manga, takım, bölük şeklinde öğrenciler diziliyor, sert bakışlı subay, astsubay gibi öğretmenler filan korku salıyorlar. Öğrencilerin içeri girişi de askerlerin ictimadan çıkışı gibidir.

    Bu dogru, en azindan benim zamanimda da istenen oydu diye hatirliyorum. Yalniz o zaman cogu veli de boyle muntazam ve disipline edilmis ogrenci kalabaligi isterdi galiba. Tabii onun icin nasil bir teror havasi lazim (ozellikle ogretmen sayisi azsa) hesaba katmazlardi. Bunlarin neye etkisi vardir onu da tartmak zor, evvelki sefer buna benzer seyler konusuldugunda Orwell’den Ingiliz okullarindaki dayak hususunda birseyler ekmis olmam lazim. Simdi orada yoktur belki ama cok uzun bir zaman once de degildir kalkmasi kalkmissa. Adamlarin dusunme filan taraflarindaki ozgurlugun cok da zarar gordugu soylenemez ondan mesela.

    Bu cocuklara inen hurriyetcilik, hatta genis kesimlerin cocuklarinin bu kadar hurriyet bilmemnesinden bahsedecek vakti olmasi, bu imkanlara ulasimi filan da yeni seyler aslinda. Bunlar ne sekilde gelisecek bilemiyorum ben. (Siz de evvelki basliga boyle birsey yazmistiniz.) Dunya hep su anda bildigimiz gibiymis gibi yapiyoruz ama en azindan bu ekonomik sartlar (ve baris!) belki iki uc nesil farkla her yerde — daha dogrusu bizim gibi sansli memleketlerde — cok yeni gibime geliyor. Oyle bin sene gecmis de normlar kendiliginden olusup ‘nedir?’ diye sorunca anlatilamayacak kadar oturmus/gelenek haline gelmis degil.

  8. FST - 14 Ara 2007 - 8:23 pm

    Delidumrul,

    Bu iş artık resmi olarak gündeme gelmeli. Tabii öncelikle haber gruplarında şurda burda “öğretmeniin sorununa eğilen yok, şımarık öğrenciyi ne yapalım” diyen öğretmen takımının adam edilmesi lazım. Milli Eğitim Bakanı oraya buraya “10000 öğretmen müjdesi” vereceğine bu heriflerin icabına baksın.

    Geçenlerde bir test yaptım ama yeni bir test lazım bu “soruşturma” denen karın ağrısı iş sonunda müdür, öğretmen takımı ne ceza alıyor? Yüksek mevkilerde bir tanıdığım da yok ki bu işi gündeme getirebileyim.

  9. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 8:28 pm

    Fethi bey,

    Yani ABD ne kadar kötü de olsa (sizin dediğiniz kısmı için söylüyorum) en azından nisbi bir seçme hakkı, özgürlük ortamı olduğunu tahmin ediyorum.

    Aaa, gayet tabii, cok okuz insanlarinm arasina dusmediyseniz langir lungur konusursunuz en azindan kimse ‘vay hain’ diye dovmeye veye sikayet etmeye kalkmaz hatta dinlerler uslu uslu. Ben ABD’de yabanciyken, buranin yerlisi olarak simdi oldugumdan cok daha rahattim. Icabinda idarecilere filan da sovebiliyordum hic dusunmeden. Burada kizip tepinirken dediklerimi birakin, sakinken aklima gelenleri yazsam soyle trafikli bir yere basima bela gelir. Tamamen haklisiniz o konuda. Ama su da var, aha iste bir suru insan konustu durdu o konuda ama catir catir Irak’a da girdiler, adam ikinci kere de secildi. Iyi insanlar aman duzgununu dusunup soyleyeyim, birsey anladim galiba etrafimdakiler de anlasin filan derken manipulasyon uzmanlari ne lazimsa (korku, hirs, kin, din neyse artik) onu kullanip isi bitiriyor.

  10. FST - 14 Ara 2007 - 8:29 pm

    Bülent Bey,

    Dunya hep su anda bildigimiz gibiymis gibi yapiyoruz ama en azindan bu ekonomik sartlar (ve baris!) belki iki uc nesil farkla her yerde — daha dogrusu bizim gibi sansli memleketlerde — cok yeni gibime geliyor.

    Orası öyle ama sonuçta ülkeler, kültürler arası eşikler daha hızlı kapanıyor. Ben bunları yazıyorum ama çok ilerleme olduğunun da farkındayım. Dediğim gibi, daha ziyade bu konular hiç gündeminde olmayan, bunlar normal şeylermiş gibi düşünenlerde bir uyarı ortaya çıkabilir diye düşünüyorum.

    İlkokullarda eğitim konusunda da saldım çayıra olsun demiyorum ama eğlenceli, bilim ağırlıklı bir yola ağırlık verilebilir.

  11. Da Vinci - 14 Ara 2007 - 10:07 pm

    Pledge of Allegiance:

    “I pledge allegiance to the Flag of the United States of America, and to the Republic for which it stands, one Nation under God, indivisible, with liberty and justice for all.”

    Bu bizimkinden de beter. God mad diyo baksana. Tam sıyırmış bunlar :)

    Hatta G. Bush bir programda Pledge of Allegiance’a atıfta bulunarak ateistler ABD vatandaşı değildir çünkü “this is one Nation under God” demiş.

  12. FST - 14 Ara 2007 - 10:11 pm

    Da Vinci,

    Daha İstiklal Marşı bahsi açılmadı, haberin olsun.

  13. Da Vinci - 14 Ara 2007 - 10:44 pm

    FST,

    İstiklâl Marşı’nda zaten felaket bölümler var. O konuyu hiç açma bence :)

  14. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 10:46 pm

    Da Vinci bey,

    Hatta G. Bush bir programda Pledge of Allegiance’a atıfta bulunarak ateistler ABD vatandaşı değildir çünkü “this is one Nation under God” demiş.

    Onu bilmiyorum, artik Turkiye’deyim o kadar haberim olmuyor. Sunu soyleyebilirim belki: ateizm kac senedir varken niye son senelerde keyfi yerinde tuzu kuru ateistlerin kaleme davranip yogun sekilde kitap yazmaya basladiklarini merak edenler sebeplerden birini ABD’de organize dinin ciddi bir guc olarak politikanin icine cekilmesinde arayabilirler. O yeni bir surec degil, simdi Bush dibini cikartiyor da belli oluyor ama 90larin basinda organiza politik guc haline gelmeye baslamislardi yanlis hatirlamiyorsam. (Simdi “50lerde antlarina ve paralarina ‘God’ koymuslar iste ne 90′i” derseniz benzetmeyi iyice ilerletip bizim devletin ‘iyi, iyi, komunist olmasinlar dindar olsunlar, netekim’ demesiyle, ‘anaa her yeri sariyorlar!’ demesi arasindaki farka benzer bir fark olabilir.)

    Aman ha, zorlanirsam bunlarin arkasini dolurabilirim belki ama sakin benim lafimla ‘ora da oyleymis’ demeyin, iskembeden atma kabul edin. Oranin uzmani filan degilim.

  15. ekodok - 14 Ara 2007 - 10:52 pm

    Bizim kız ilkokula başladığı için çoook uzun yıllar sonra bu yıl ilk kez 29 Ekim törenlerine katılmıştım. Ve herşeyin aynen benim çocukluğumdaki gibi olduğunu görüp dumura da uğramıştım. Yok, o kadar saf değilim, pek birşeyin değişmediğini tahmin ediyordum elbette ama insan kendi gözleriyle görünce bir başka oluyor. Konuşma yapan bir öğretmen, hani artık alay konusu olan, “müttefiklerimiz yenilgiyi kabul ettiği için biz de yenik sayıldık” cümlesini bile kullandı, inanır mısınız. Üçüncü ya da dördüncü sınıf öğrencisi olduğunu tahmin ettiğim küçük bir kızın, yumruklarını sıka sıka ve de canhıraş bir sesle, içinde “sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım” diye bir cümlenin de geçtiği bayrakla ilgili bir şiiri okuduğunu duyduğumda kanım dondu inanın. Bu çağda çocuklarımızı hala böyle safsatalarla ve kinle besleyerek büyütüyoruz ve sonra da Yunanistan’da okullarda Türkler hakkında şöyle böyle şeyler öğretiliyormuş diye şikayet edip duruyoruz. Siz önce kendi okullarınızda nefret eğitimini durdurun da sonra başkalarından şikayetçi olun. Bizim kitaplarda da hala Küçük Asya işgalinde Yunan askerlerinin bebekleri havaya atıp süngülerine geçirdikleri anlatılıyordur herhalde. Bakalım, onu da bizim kız üst sınıflara tırmandıkça göreceğiz.

  16. Recep Yılmaz - 15 Ara 2007 - 2:23 am

    Bu and meselesine ezelden beri kafayı takmış biriyim. Bakın arşivimde ne buldum:

    ‘Andımız’ sizin için ne ifade ediyor? Onu hâlâ önemsiyor musunuz? Yoksa büyüdükçe gözünüzdeki önemini kaybeden ve artık ciddiye almadığınız iyimser bir masal gibi, duyduğunuzda çocukluğunuzu hatırlayıp gülümsüyor musunuz? Belki de ‘Andımız’ okunurken takındığınız lakayt tavrınızdan dolayı öğretmeninizden yediğiniz fırçalar gözünüzde canlanıyor. Biliyor musunuz ilköğretim öğrencilerimiz, hâlâ, her gün aynı şekilde tekrarlanan, zorunlu bir ant içme töreniyle ‘aydınlanma’ yolculuğuna çıkıyorlar!

    Beni bu yazıyı yazma konusunda cesaretlendiren, ilkokul 5. sınıf öğrencileriyle yaşadığım bir deneyimi paylaşmak istiyorum. ‘Andımız’ yazı tahtasının hemen yanında asılı; öğrencilere önce Andımız’da geçen ‘ilke’ ve ‘ülkü’ kelimelerinin anlamını soruyorum; cevap gelmiyor. “Andımız’ı her gün neden okuduğunuzu biliyor musunuz?” diye soruyorum, işaret parmaklarını her an cevap verecekmiş gibi kaldırmaya hazır bir şekilde alt dudaklarına dokundurup, gözlerini yukarıya kaldırarak düşünüyorlar. Ama buna da cevap gelmiyor.

    Sormaya devam ediyorum: “Andımız ne anlatıyor?” Sessizlik oluyor, bir parmak kalkıyor; “Bizlere Türk olduğumuzu ve doğru ve çalışkan olduğumuzu hatırlatıyor.” Soruyorum: “Hatırlatılmasa Türk olduğunuzu unutur musunuz?” Yine cevap yok. Soruyorum: “Her Türk doğru ve çalışkan mıdır?” Herkes ‘Evet evet’ diyerek parmak kaldırıyor. Soruyorum: “Andımız’ı her gün okumak gerekli mi?” Bir kişi dışında herkes ‘Evet evet’ diyor. “Neden gerekli?” diyorum, cevap yok. Gerekli olmadığını düşünen öğrenciye neden öyle düşündüğünü soruyorum: “Ne gerek var her gün aynı şeyi tekrar etmeye!” diyor, diğerleri gülüyor.

    Anlamını içselleştiremiyorlar

    İlke, ülkü gibi soyut kavramları anlamalarına en azından birkaç yıl var; çünkü soyut düşünebilme becerisi ergenlikle kazanılır. ‘Küçükleri koruyup büyükleri saymak, yurdu ve milleti özünden çok sevmek’le yetinilmiş ‘ilke’ ve “yükselip ileri gitmek’le sınırlandırılmış ‘ülkü’ konularına yer darlığı nedeniyle hiç girmeden, soru sormaya devam edelim o halde: Yaklaşık 11-12 yaşına kadar anlamını içselleştiremedikleri, ki bu zaten mümkün değil- birtakım sözleri, her gün her gün okutarak, biz büyükler çocuklara hangi mesajı veriyoruz? ‘Bazı şeyleri anlamasan da olur.’ ‘Anlama ezberle’ ‘Sorgulama söyleneni yap.’

    Sonra bu ‘Andımız’ın yazarı kimdir? Yıllarca ezberletilip, okutturulan bu metni kim yazmış ve kitaplara yerleştirmiştir? Neden bu metnin geçtiği yerlerin altında yazarının adı da olmaz? Sanki insan elinden çıkmamış da, ilahi kaynaklardan gelen ulvi bir metinmiş gibi bir etki bırakmak amaçlanır? Çocuklara ezberleyin denir, onlar da ezberlerler, ezberlemeyen kötü not alır. Peki, bu yolla verilen gizli mesajın, yıllardır şikâyet edip durduğumuz sorunlarımızla hiç akalası yok mu?

    Bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünmüyor musunuz? Bu ‘Andımız’ meselesine el atmak da yoksa suç mu? Bu konuda bilimsel bir yöntem izlenip ona göre hareket edilemez mi? Eğitimciler, üniversiteler işbirliğine gidip bir araştırma yapamazlar mı? Yoksa bu konuda çoktan bilimsel araştırmalar yapıldı da, yararı ‘test edilip onaylandı’ mı? Yoksa buna hiç gerek duyulmadan herkes bu metnin son derece bilimsel, akılcı ve ‘genel iyi’ için yararlı bir metin olduğu konusunda hemfikir mi? Yoksa bu da modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ’seküler amentüsü’ mü? Bir amentüyü başka bir amentüyle mi ikame ediyoruz yoksa? E hani bilim en büyük yol göstericiydi?

    Öğüt kadar örnek de versek

    Niyetimiz çağdaş bir devlet olmaksa, bu konuda ‘takiye’ yapmıyorsak, bu tür törensel takıntılarımızı da kafalarımızdan ayıklamamız gerekmiyor mu? Güzel öğütler veriyoruz, biraz da örnek olmayı becersek nasıl olur? Tekerleme gibi, sürekli bilimsel düşünceden, akılcılıktan bahsedip duruyoruz, uygulamalarımızın hali pürmelâli eski tas eski hamam…
    Bir önerim var: fırsatınız olduğu bir öğle vakti, yakınınızdaki bir okulda ‘Andımız’ okunurken öğrencileri gözlemleyin; gözlerinde, merak ve yaratıcılığın emaresi bir pırıltı mı göreceksiniz, yoksa monotonluğun ve sürünün parçası olmanın bezginliğini mi? Orada Türkiye’nin geleceğini de göreceksiniz.
    (Not: ‘Andımız’, eski milli eğitim bakanlarından Reşat Galip tarafından 1933′te yazılmıştı. Daha sonra değişikliklere uğramakla birlikte, 72 yıldır eskimeyen bir metindir!)

    Yazan: Talip Kurşun - Psikolojik danışman

    Şimdi ben kara kara düşünüyorum. İki tane kızım var… Onları da okulda, soğuk havada böyle tir tir titrerken “and” denen şu gerizekalı faşist manifestoyu okurken görsem herhalde okul müdürüne uçan tekmeyle dalarım… Anasını satayım para da yok ki gidip yurtdışına yerleşsem… Ha, aranızda çocuklarımın eğitimini yurtdışında yapması için para toplar da verirseniz hayır demem :) O ayrı… Aman Allah’ın!! Ne dedim ben!! İçime Fethi Bey’in ruhu girdi galiba :)

    Son bir not: Bizim İstiklal Marşı ile Amerikan Milli Marşı’nı bir karşılaştırın… Sonuca çok şaşıracaksınız :)

  17. Yayan - 15 Ara 2007 - 2:58 am

    Cocuklarin kucuk yaslarda disipline edilmesine karsi olmamak elde degil.

    Eski(mis) geleneklerimiz arasindaki seylerin hem elestirilmesi hem de derhal kaldirilmasi gerekiyor.

    Bazi dinlerde, daha blugu cagina yeni ermis veletlerin sabahin korunde ayaga dikilerek, sehir ortaminda degilse, buz gibi su ile (bir cesit temizlik sayilabilen) abdest almasi ve yine buz gibi bir odada ismi namaz olarak da bilinen aerobik benzeri egzersizleri anlamadigi dilden bir seyler tekrarlayarak yapmaya zorlanmasini sayabliriz.

    Buna ek olarak, henuz rustunu ispatlamamis couklarin butun bir ay boyunca gunduzleri ac birakilmasi da var. Bu da kabul edilir degil.

    Dahasi var: Laikci egitim sistemi yuzunden bu sevimli yavrularimiz, hem okula gitmek zorunda kaliyor hem de, sabahtan aksama kadar, okulda can sikici seyler ezberlemek veya ogrenmek zorunda kaliyor.

    Butun bunlarin sona ermesi sart.

    Oncelikle, kanunen rustunu ispatlayincaya kadar herkesin nufus cuzdanindaki din hanesi bos ya da dinsiz olmali.

    Ardindan, cocuklarin yapmak istemedikleri herhangi bir seye zorlanamayacagina, sevdikleri seylerden de alikonulamayacagina dair bir kanun cikarilmali ve, basta ebeveynleri olmak uzere, herkes buna uymaya mecbur tutulmalidir.

    Son bir not: Amentu’yu bir de Nazi yemini ile kiyaslayin. Cok sasiracaksiniz :P

  18. Recep Yılmaz - 15 Ara 2007 - 3:16 am

    Çocukların aptal devlet memurları eliyle terbiye edilmesi ayrı, ebeveyni tarafından terbiye edilmesi apayrı bir şeydir. Dindar bir aile, çocuğunu pek tabii ki dindar yetiştirmek isteyecektir. Bunda herhangi bir beis yoktur. Mesela siz de kendi çocuğunuza, adına namaz denen aerobik hareketlerini öğretmek istemeyebilirsiniz. Buna karışanın karşısına sizden önce ben dikilirim…

    Eski(mis) geleneklerimiz arasindaki seylerin hem elestirilmesi hem de derhal kaldirilmasi gerekiyor.

    Ardindan, cocuklarin yapmak istemedikleri herhangi bir seye zorlanamayacagina, sevdikleri seylerden de alikonulamayacagina dair bir kanun cikarilmali ve, basta ebeveynleri olmak uzere, herkes buna uymaya mecbur tutulmalidir.

    Çelişkiler yumağı… Eskimiş geleneklerimizdeki katı doktriner uygulamaları kaldıralım ama yerine, çocuğuna terbiye vermek isteyen aileleri cezalandırmak gibi yepyeni bir katı doktrin ikame edelim… Enteresen bir bakış açısı…

    Hem ayrıca bold alıntıladığım cümlenizden çocuk sahibi olmadığınızı anlıyorum. Bir bireyin “çocuk” olması demek, ebeveyninin o birey adına karar vermesi demektir. Şahsen çocuklarıma her istediklerini vermiyorum. Hatta size göre cezalandırılacak bir tavır içine girip, onlara kendi istediğim şeyleri yapıyor/yaptırıyor/veriyorum…

    Gerçi bunu neden ciddiye aldığımı da bilmiyorum. İztihza yapmış da olabilirsiniz…

  19. Yayan - 15 Ara 2007 - 6:59 am

    Çocukların aptal devlet memurları eliyle terbiye edilmesi ayrı, ebeveyni tarafından terbiye edilmesi apayrı bir şeydir.

    Azicik akli olan hangi cocuga sorarsaniz sorun: Terbiye eden he kim ise tercih etmeyecekelrdir. Ehven-i ser demek daha iyi bir sey demek degildir.

    Eskimiş geleneklerimizdeki katı doktriner uygulamaları kaldıralım ama yerine, çocuğuna terbiye vermek isteyen aileleri cezalandırmak gibi yepyeni bir katı doktrin ikame edelim…

    Yeteneksizlik, bilgisizlik, beceriksizlik ya da vakitsizlik yuzunden, kendi cocugunu terbiyeden aciz insanlarin toplumun ezici cogunlugunu olusturdugunu idrak ederseniz, belki de asil kendi soylediklerinizde celiski goreceksiniz..

    Hem ayrıca bold alıntıladığım cümlenizden çocuk sahibi olmadığınızı anlıyorum

    Sahibi olmak.. Yok, benim cocuklar uzerinde sahiplik/mulkiyet iddiam olmadi hic. Sizin var anlasilan.

    Mulkiyetinizi devretmek icin kac para istersiniz?

    Bir bireyin “çocuk” olması demek, ebeveyninin o birey adına karar vermesi demektir.

    Ebeveny baskiciligi ya da jakobenizminin bu denli suret-i haktan dile getirilmesi de belki eskimis geleneklerimizdendir, ne dersiniz?

    Şahsen çocuklarıma her istediklerini vermiyorum. Hatta size göre cezalandırılacak bir tavır içine girip, onlara kendi istediğim şeyleri yapıyor/yaptırıyor/veriyorum…

    Dikkatli olmanizi oneririm: Olur a, sizden daha liberal birisi cikip cocuklarinizi cezbediverir.. mulkiyetinizi bu eskimis ve yeterince liberal olmayan duzenin mahkemelerinin kapilarinda ispatlamak zorunda kalabilirsiniz.

  20. Recep Yılmaz - 15 Ara 2007 - 8:21 am

    Azicik akli olan hangi cocuga sorarsaniz sorun: Terbiye eden he kim ise tercih etmeyecekelrdir. Ehven-i ser demek daha iyi bir sey demek degildir.

    Mesele şu ki, çocuklar genelde ebeveynlerinin (ya da yetişkinlerin diyelim) hiçbir yaptığını beğenmeme, hiçbir söylediğini dinlememe eğilimindedir. Bu bağlamda söylediğiniz doğru olmakla birlikte, yine de bir çocuğun pek tabii ki anne-babası tarafından terbiye edilmesi en doğru olandır. En azından kendim için konuşayım; çocuklarımı devlet memurlarının terbiye etmesini asla ve kat’a istemem. Ne oluyoruz?

    Yeteneksizlik, bilgisizlik, beceriksizlik ya da vakitsizlik yuzunden, kendi cocugunu terbiyeden aciz insanlarin toplumun ezici cogunlugunu olusturdugunu idrak ederseniz, belki de asil kendi soylediklerinizde celiski goreceksiniz..

    Hayır, ben toplumun ezici çoğunluğunun sizin saydığınız saikler yüzünden çocuklarına terbiye vermede yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Hatta düşünmemekle kalmayıp buna dair bir emare de görmüyorum. Muhakkak saydığınız özellikleri haiz insanlar çoktur, ama o kadardır; “toplumun çoğunluğu” gibi her çorbaya limon bir sıfat tamlaması oluşturacak kemiyette değildir. Öte yandan, haydi diyelim ki haklısınız; toplumumuzun ezici çoğunluğu sizin nitelediğiniz gibi insanlardan oluşuyor. Bu, sizce o insanların kanunlarla hizaya getirilmesini meşru mu kılmaktadır? Siz çocuğunuz adına bir karar verdiğiniz zaman savcının karşısında el pençe durmak isterseniz orasını bilemem tabii. Külli; söylediklerimde hiçbir çelişki görmemekteyim.

    Sahibi olmak.. Yok, benim cocuklar uzerinde sahiplik/mulkiyet iddiam olmadi hic. Sizin var anlasilan.

    Kelime oyunları yapmayalım. Ne söylemek istediğim aşikardır. Çocuğumun olduğunu başka hangi kelimelerle ifade edebileceğimi söylerseniz tabii ki değerlendiririm. Ayrıca, evet, bana ait iki tane çocuk var. Sanırım haklıyım, siz çocuk sahibi değilsiniz… Hmm olmadı.. Nasıl ifade etmemi istersiniz?

    Mulkiyetinizi devretmek icin kac para istersiniz?

    Terbiyesizliğe gerek yok… Bu soruyu sormamış olun…

    Ebeveny baskiciligi ya da jakobenizminin bu denli suret-i haktan dile getirilmesi de belki eskimis geleneklerimizdendir, ne dersiniz?

    Haklısınız, muhtemelen eskimiş geleneklerimiz yüzünden böyle bir davranış geliştirmişimdir. Tabii şahsımı tanımadığınız için beni baskıcı, jakoben ya da başkaca kötü vasıfları olan biri gibi düşünmeniz doğal (mutlaka böyle düşünüyorsunuz demiyorum ama öyle düşünseniz de sizi suçlamam). Başkalarını bilemem ve ne yaptıklarına karışmam. Ama ben çocuklarımı kendi doğrularıma göre yetiştireceğim. Tıpkı her anne-babanın yaptığı gibi. Bu, böyle blog köşelerinde doğrultulacak bir konu değil. Çocuk yetiştirme mevzuu başlı başına bir ihtisas alanı. Bir kısım uzmanlar geleneksel yöntemleri de savunurken, bir kısmı da sizin gibi külliyen reddediyor. Bu bahsi geçelim. Siz de çocuklarınızı istediğiniz gibi yetiştirin ve benim gibi yapın; yani karışmayın kimseye…

    Dikkatli olmanizi oneririm: Olur a, sizden daha liberal birisi cikip cocuklarinizi cezbediverir..

    Önerinize teşekkür ederim. Ama açık gözlü biriyimdir, yaş tahtaya kolay basmam, şeytana pabucunu ters giydiririm…

    mulkiyetinizi bu eskimis ve yeterince liberal olmayan duzenin mahkemelerinin kapilarinda ispatlamak zorunda kalabilirsiniz.

    Kırk katır, kırk satır… Çocuklarımı kendi yöntemlerimle yetiştiriyorum diye bu yeterince liberal olmayan ahmaklar düzeninin mahkeme kapılarında mı sürüneyim, yoksa sizin dediğiniz mi? Çıkamadım işin içinden…

  21. Behçet Antinacar - 15 Ara 2007 - 9:23 am

    MALKOÇOĞLU OLMA MERAKLISI KULAK KOPARAN HADDİN BİLMEZ MÜDÜRE UYARIMDIR

    Antinacar’dır adım kimselere bel bükmem,
    Yoluma çıkan haydut gürzümü alnından yer.
    Mazlumların dostuyum, zalime minnet etmem,
    Yüreğim demirdendir, bastığım zemin titrer.

    Bir şehre girdim miydi, orda sesler kesilir,
    Gideceğim yeri bilir, kapısını kırarım,
    Hesap görülecekse baskın anda basılır,
    Kimseler durduramaz, ortalığı yıkarım.

    Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım,
    Su gibi rakı içer, heykelleri kırarım.
    Çocuklara gücü yeten korkaklara acımam,
    Öğretmen demem deşer, müdür demem oyarım.

    Behçet Antinacar

  22. Behçet Antinacar - 15 Ara 2007 - 10:08 am

    BİAT KUŞU VELETLERE HİTABIM VE UYARIMDIR

    Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,
    Her sabah hizaya geçip kimseye biat edemem,
    Biri bana yan baktı mı, hatta boğarım!..
    Boğmakla da kalmam,
    Çakımla gözlerini oyarım.
    Her sabah komut veren veletlere koroluk yapamam,
    Hele putlaştırılmış liderlere ölsem tapamam.
    Doğduğumdan beridir aşığım hürriyete,
    Aç köpek değilim ki, koşayım kokmuş ete!
    Damarlarımda lavlar akar, kim dedi uysal koyunum?
    Tuzakları hep ben kurarım, hem sonra çıkar oyunum.
    Bana “And iç!” diyenin anasını ağlatırım,
    Andını gözüne sokar, gözlerini dağlatırım!
    Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
    Topunu tefe koyar, alayını yardırırım!
    Cinkemalcilerin hasmıyım amma, severim mazlumları,
    Yalan söyleyen tarih, kaçırma, yaz bunları!

    Behçet Antinacar

  23. Yayan - 15 Ara 2007 - 10:19 am

    Mesele şu ki, çocuklar genelde ebeveynlerinin (ya da yetişkinlerin diyelim) hiçbir yaptığını beğenmeme, hiçbir söylediğini dinlememe eğilimindedir.

    Hmmm.. siz kendinizde bir ebeveyn olarak, cocuklarinizin begenmedigi, soylediginizi yapmadigi seylerde israrci olmak hakkini kendinizde goruyorsunuz ama onlarin egitiminden sorumlu olan digerlerinin boyle bir hakki olmadigini dusunuyorsunuz anlasilan..

    Bu yaklasiminizin bir yerlerinde tutarli birseyler vardir muhakkak, ama pek bariz degil gibi..

    Bu bağlamda söylediğiniz doğru olmakla birlikte, yine de bir çocuğun pek tabii ki anne-babası tarafından terbiye edilmesi en doğru olandır.

    Anne-babanin terbiyesini kim verecek? :P

    En azından kendim için konuşayım; çocuklarımı devlet memurlarının terbiye etmesini asla ve kat’a istemem. Ne oluyoruz?

    Devlet memuru umadi galiba; peki, o zaman cemaat ehli versek?:P

    Hayır, ben toplumun ezici çoğunluğunun sizin saydığınız saikler yüzünden çocuklarına terbiye vermede yetersiz olduğunu düşünmüyorum.

    Baska saiklerin olmadigini soyleyemem ben de :P

    Hatta düşünmemekle kalmayıp buna dair bir emare de görmüyorum.

    Gormediginiz herseyin ‘yok’ oldugunu dusunenlerden degilsinizdir umarim..

    Muhakkak saydığınız özellikleri haiz insanlar çoktur, ama o kadardır; “toplumun çoğunluğu” gibi her çorbaya limon bir sıfat tamlaması oluşturacak kemiyette değildir.

    Fakirlerin imkanlari, zenginlerin zamanlari yok.. Orta sinif ise yok denecek kadar azalmisken, kimden umitle bahsedebileceginizi merak etmemek elde degil..

    Öte yandan, haydi diyelim ki haklısınız; toplumumuzun ezici çoğunluğu sizin nitelediğiniz gibi insanlardan oluşuyor.

    “Ezici” kismini kabul eder gibi olmaniz bile beni sasirtti.. oyle ya, hem sivil hem de “ezici” olabilen bir seyin kabulunden bahsetmis oluyoruz :P

    Bu, sizce o insanların kanunlarla hizaya getirilmesini meşru mu kılmaktadır?

    “Mesru”yu bir tarif etseniz once.. Genel kabul goren demek midir? O durumda, toreler filan gibi yerel seyleri de mesru kabul etmek zorunda kalmaz miyiz?

    Siz çocuğunuz adına bir karar verdiğiniz zaman savcının karşısında el pençe durmak isterseniz orasını bilemem tabii. Külli; söylediklerimde hiçbir çelişki görmemekteyim.

    Su anda dahi, kendi cocugunuz uzerinde her turlu karari verebilecek durumda degilsiniz. Suc sayilacak islerde cocugunuzu kullanamazsiniz mesela. Buna, basit bir ekleme ile, terbiyede yetersiz kalmayi da eklersek, cok asiri bir degisiklik yapmis olmayiz; degil mi?

    Kelime oyunları yapmayalım. Ne söylemek istediğim aşikardır.

    Ne demek istediginizi kelimelerinizden okumak zorundayiz.

    Ve, siz, cocugunuz uzerinde bir mulkiyet iddiasinda imis intibai veren kelimeler kullaniyorsunuz..

    Çocuğumun olduğunu başka hangi kelimelerle ifade edebileceğimi söylerseniz tabii ki değerlendiririm.

    Hala daha bulamadiysaniz, simdi cok gec sayilmaz mi?

    Ayrıca, evet, bana ait iki tane çocuk var.

    Sanırım haklıyım, siz çocuk sahibi değilsiniz… Hmm olmadı.. Nasıl ifade etmemi istersiniz?

    Nufus memuru musunuz yoksa mirasci olmak arayisinda misiniz? Benim ikinci neslimin olmasi ya da olmamasi sizi nicin ilgilendiriyor bu kadar?

    Mulkiyetinizi devretmek icin kac para istersiniz?

    Terbiyesizliğe gerek yok… Bu soruyu sormamış olun…

    Terbieym konusunda gec kalmis sayilirsiniz; cunku terbiye ile ilgisi yok bunun. Mulkiyetin oldugu her yerde devri de sozkonusu degil midir? Ve, serbest piyasada da her mulkiyet devrinin bir fuyati olur..

    Haklısınız, muhtemelen eskimiş geleneklerimiz yüzünden böyle bir davranış geliştirmişimdir.

    Sorgulamak, ve degistirmek icin gec kalinmis sayilmaz…

    Tabii şahsımı tanımadığınız için beni baskıcı, jakoben ya da başkaca kötü vasıfları olan biri gibi düşünmeniz doğal (mutlaka böyle düşünüyorsunuz demiyorum ama öyle düşünseniz de sizi suçlamam). Başkalarını bilemem ve ne yaptıklarına karışmam. Ama ben çocuklarımı kendi doğrularıma göre yetiştireceğim. Tıpkı her anne-babanın yaptığı gibi. Bu, böyle blog köşelerinde doğrultulacak bir konu değil. Çocuk yetiştirme mevzuu başlı başına bir ihtisas alanı. Bir kısım uzmanlar geleneksel yöntemleri de savunurken, bir kısmı da sizin gibi külliyen reddediyor.

    Ben sadece sorguluyorum. Reddetmek gerekmeyenlerin kalmasiyla bir sorunum yok benim.

    Bu bahsi geçelim. Siz de çocuklarınızı istediğiniz gibi yetiştirin ve benim gibi yapın; yani karışmayın kimseye…

    Kimseye karismamak konusunda mutabikiz. Cocuklara da karismamak, ebeveyn olmak hasebiyle da olsa karismamak sartiyla tabii ki.

    Önerinize teşekkür ederim. Ama açık gözlü biriyimdir, yaş tahtaya kolay basmam, şeytana pabucunu ters giydiririm…

    Meshur son sozler albumunde bunlar da vardi galiba..

    mulkiyetinizi bu eskimis ve yeterince liberal olmayan duzenin mahkemelerinin kapilarinda ispatlamak zorunda kalabilirsiniz.

    Kırk katır, kırk satır… Çocuklarımı kendi yöntemlerimle yetiştiriyorum diye bu yeterince liberal olmayan ahmaklar düzeninin mahkeme kapılarında mı sürüneyim, yoksa sizin dediğiniz mi? Çıkamadım işin içinden…

    Burada yazdiklarinizdan acikca belli ki, sizin yontemleriniz de yeterince liberal degil. Eger olsaydi, cocuklariniza, istediklerini yapmak, istemediklerini de yapmamak konusunda karismazdiniz. Oyle degil mi?

  24. delidumrul - 15 Ara 2007 - 10:26 am

    millet siz bu yayan denen adama bakmayın. kendisi müzmin denen adamın takendisidir.

  25. Yayan - 15 Ara 2007 - 11:29 am

    ha ha ha!
    gece uyku tutmadi. Muziplik yapalim, bakalim aga kim takilacak dedik..
    cik cika delinin biri cikti. :)

  26. Recep Yılmaz - 15 Ara 2007 - 11:49 am

    Öff… Ben de tuttum cevap yetiştiriyorum :)

  27. FST - 15 Ara 2007 - 3:49 pm

    Recep senin telefon neydi, bir is icin acil lazim.

    (Konuyla ilgisiz mesaj denemesi)

  28. FST - 15 Ara 2007 - 3:52 pm

    Yayan,

    bakalim aga kim takilacak dedik..

    Ava giderken avlanmış olmayasınız, Müzmin Anonim bu tür yazılara bakalım daha ne kadar sabredebilecek diye sınama yapıyor olmayayım, mış, dır vs. :)

  29. knz - 15 Ara 2007 - 4:19 pm

    En azından kendim için konuşayım; çocuklarımı devlet memurlarının terbiye etmesini asla ve kat’a istemem. Ne oluyoruz?

    Bir yanlış anlaşma var. Çocuğunuzu devlet memuru terbiye edemez. Yaasalar böyledir. müdürler farklı ise siz sorumlu vatandaş olun. AMA SİZ YASALARI BİLMİYORSUNUZ ?

    oNUN İÇİN KAMUDA DİNİ SİMGELERİN KISITLANMASINI BİR TÜRLÜ ANLATAMADIM.

    oRTADA İNSANLIĞIN YÜÜZYILLARDAN SÜZGEÇTEN GEÇMİŞ BİR BİLGİ BİRİKİMİ VAR.

    bU BİLGİ BİRİKİMİ ÇOCUK TERBİYESİNİ DE KAPSIYOR.
    YANİ ÇOCUK, HENÜZ BİLİNCİ GELİŞ Mİ ? GELİŞMEMİŞ Mİ ?
    bÜÜTN BUNLAR KAYDELİlmiş bilgidir. Bilgi kadlanır. ilgili derslere bölünür. siz bunu yazarken dünyada binlerce kişi bu bilgi uğruna çalışmakta.

    Çocuğunuz bu bilgiyi alması gerekiyor. BU MİRASTIR. SİZ VELİ OLARAK ENGEL KOYAMAZSINIZ. hAKKINIZ YOKTUR. NASIL ÇOCUĞUNUZ HSTA İSE VE siz kişisel düşüncelerinizden dolayı onun tedavi olmasına siz engel olmazsınız, onun gibi.

    Devlet memuru veya özel kurum öğretmeni ararsında pek fark yok. O sanki haber spikeri gibi dışardaki bu bilgiyi kendinden katkısız, en doğru biçimde aktarmakla görevli. türban onun için yasaklanıyor. Aıhm italyada okullardan haçı bunun için indirtti. öĞRETMEN VE OKUL BU BİLGİYİ EN SORUNSUZ ŞEKİLDE ÖĞRENCİNİN İçselleştirmesi için en uygun ortamı hazırlar. sonra yetişkin birey olan kişi kendi yolunu kendi çizer.

    bana bütün bu yazdıklarımı yaşayarak öğreten kişi ,hiperaktif çocuğu için mücadele eden arkadaşımdır.

    cemmatleri biliyoruz. onların derdi kafa kol, mürüd kazanmak. özel okullar yasasından fazlasını ummasınlar.

    la havle ya.

  30. delidumrul - 15 Ara 2007 - 4:40 pm

    sen müzmin değilsen bende gorbaçovum. antinacar havanı alınca yayan gelmişin olay o.

  31. Recep Yılmaz - 15 Ara 2007 - 7:35 pm

    Fethi bey,
    telefon numaramı mail adresinize yolladım…

  32. Yayan - 16 Ara 2007 - 2:43 am

    merhaba ya mahallenin delisi

    sen müzmin değilsen bende gorbaçovum.

    way, gorbacovcum.. naber. nasi gidiyo reklam isleri. memleketi satmaga devam ha.. goley gessin.

    antinacar havanı alınca yayan gelmişin olay o.

    siktiriboktan raki muhabbeti satirlarla kafa bulan hava alandanmi bahsediyon..

    opuldunuz

  33. delidumrul - 16 Ara 2007 - 5:39 am

    ucu dokununca saldırıyon hemen dimi? öyle yaya bırakırlar işte adamı. sinirdende anca küfür eder deşarzolursun.

  34. DaYayan - 16 Ara 2007 - 8:18 am

    ne saldirmasi parlak deli. o gordugun sadeco hazir tuttugum deynegim.ucuncu ayagim. korkma acitmayacam.

    kufur de nerenden cikti. sen kufur duymamisin belli. gel bi yol adanaya sana fiili kufur gosterem.

    DaYayan..

  35. delidumrul - 16 Ara 2007 - 10:48 am

    müzminsin diyorsam müzminsin. o kadar. okuma yazmam var çok şükür, müzmin olanla olmayanı birbirinden ayırdedebiliyorum. zorda olmuyor. ama adanalılığına birşey diyemem. tamda senden beklenecek şey çünkü.

  36. Ekip Yayan - 16 Ara 2007 - 1:26 pm

    delimisin mahllenin kupelisimi herneysen
    hastalikmisin hastalik hastasimi ne illetsen iste!
    burda senden baska oltaya duscek yokmuyduda sen ciktin
    hadi ciktigin yere yaylan bakiim
    gitde mektebinde oku
    haftaya baska birisi olucam bakalim onuda bulicakmisin

  37. delidumrul - 16 Ara 2007 - 4:46 pm

    sen korkudan hangi kılığa girersen gir o saniye bulurum seni. çünkü bu kadar sivrizekalı birisi daha yok buralarda. kapana kısılınca terbiyesizleşmeni hiç saymadım bile.

  38. Abin - 16 Ara 2007 - 5:21 pm

    Deli Dumrul

    Kendinle kafa buldurmasan olmazmi?
    KImi kiminle karistirdigini bile bilmiyorsun,.
    Ha babam israr da israr…. yahu benim ben..

  39. delidumrul - 16 Ara 2007 - 7:31 pm

    beni kandırmaya çalışma boşuna. ben yemem bunları. müzminsin diyorsam müzminsin. hatta müzminoğlu müzminsin.

  40. arnavut - 16 Ara 2007 - 10:28 pm

    Bunu benden duyunuz, ben ki evet Arnavud’um
    Başka bir şey diyemem, işte perişan yurdum

    akif.

    bizim kanki bunu ondan okuyunca yarılmıştık gülmekten, bişey olmaz yahu bunlar ne kadar devam ederse o kadar iyidir bence, yani yukarıdaki modda tepkilerle bi nane olmaz, küm pat çat patadana kütedene dalacaksın mesele bu, nazik noktası burasıdır diorum başka da birşey demiorum, madem ki türksün oku da ürksün….

  41. arnavut - 16 Ara 2007 - 10:30 pm

    ya burası yine karışmış bence deli cim dumrul cum artık açıkla şu hüviyeti, vatan sana hasret hadi nolursun, önce övün, öğün, sonra çalış sonra bize güven ve gel tanış olalım ahahahhh

  42. arnavut - 17 Ara 2007 - 3:48 am

    bakın tartışmayalım yeni imparatorumuz sevtap aplamızı buldum. size onu izleyelim. hayat ne güzel kuşlar, kelebekler, iyilikler, güzellikler, sevgi, yürek…

  43. arnavut - 17 Ara 2007 - 6:41 am

    bakın şefik bile memnun herşeyden, fitne fesat çıkarmayın, şerfik abi’nin ellerinden öperek.

  44. Abin - 17 Ara 2007 - 7:33 am

    yaw arnavut sen de bizdenmissin bre

    biz de ali senin soyledigi su laflarla kopmustuk:

    eksiktir s*kim t*sagim
    ossun vre ben bosnagim

  45. Abin - 17 Ara 2007 - 7:38 am

    delicim
    terlisin belli
    olsun
    itiraz etme
    kodum ya
    ya ye
    ya sakla
    lazim olur

    way be siir oldu siir

  46. FST - 17 Ara 2007 - 10:10 am

    Pek muhterem Delidumrul, Bamsı Beyrek, Arnavut, Boşnak, Behçet, Kemal, Yayan, Amuda Kalkan ve diğer yiğitler

    Aziz dostlarım sataşma ve atışmalarınız için bir site açalım isterseniz. Emekli yorumcu manyakadam da belki gelir karışır aranıza. Maksat girişimcilik olsun, vatandaşın ihtiyacı giderilsin.

    Bu arada tüm deli yorumcuların Kurban bayramini tebrik eder, büyüklerin ellerinden öperim.

  47. denememeler - 17 Ara 2007 - 11:10 am

    Sayın FST, bence bundan sonra yorumlar onaydan geçsin. böyle olmuyor. geçen hafta çok da mizahi şekilde yazdığım bir eleştiri yazısının ardından deil dumrul hem beni “ittihatçı - ulusalcı” imişim gibi “siz 1920′lerden beri bilmemne yapıyordunuz” gibi yakıştırmış, hem de bana adi demiş. hala tepem tütüyor sinirden. ben de altına geçtim, her akp karşıtını ittihatçılıkla suçla sıyrıl, yok öyle ben liberalim dedim, “adi de senin babandır” diye ekledim. şimdi sizin dediklerinizle de kendimden utandım. neden cevap yetiştirdiysem… dediğim gibi, yorumlar artık bir süzgeçten geçebilir. deli dumrul gibi “deli AKP’li” ler oldukça burada kavga dövüş bitmez nitekim. (bak deli dumrul, nitekim dedim. demek ki ben darbeciyim. demek ki bütün binaları yakan benim. ankaradakileri ben, istanbuldakileri ben. Neyse ki AKP’li belediyeler var, söndürürler)

  48. denememeler - 17 Ara 2007 - 11:11 am

    bak gene sataşmışım. ama haklıyım. mizahi şekilde eleştiriyorsun, “sen ve senin gibi adiler” diye lafa giriyor adam ne yapacaksın? Kuzen, yorumlar süzgeçten geçsin…

  49. FST - 17 Ara 2007 - 11:25 am

    Denememeler, icabına bakacağım.

    Yorum kontrolü benim için iki problem taşıyor, birincisi zaman alıcı bir iş, ikincisi de bu iş zaman alıyor, çok problemli ise sonradan kaldırıyorum yorumu.

    Bu arada bahsettiğiniz yorum hangisi? İttihatçı olan.

  50. denememeler - 17 Ara 2007 - 11:34 am

    http://www.izlenimler.net/2007/12/08/basbakan-telefon-basina/ altındaki son iki yorum onun ve benim yorumlarım. benim yorumumu kaldırırsanız sevinirim. kızgınlıkla yazmıştım. işlerinizin arasında yorumlarla uğraşamayacağınızı tahmin ediyorum. kolay gelsin.

  51. arnavut - 17 Ara 2007 - 6:26 pm

    fst bey,

    lütfen izlenimler fanları bir yerde toplansınlar. dediğinize tüm yüreğimle katılıyorum. manyakadam niye emekli oldu ? kurbanda buluşalım mı ? raki kebab yeriz içeriz, andımızı okur, kendimizden geçeriz…

    yorumlar denetimli olursa biz intihar ederiz bunu da ekliyim dedim, ha günahı kime olur? nolur yapmayın ya…

  52. arnavut - 17 Ara 2007 - 6:37 pm

    facebook olmaz oraya iki saat kim girecek vs. ama bir google grubu veya bir free blogda kaynaşabiliriz, tüm deli yorumcular fikrini söylesin, bu işi yapalım, sonra paso buluşur zirve yaparız, andımızı okuruz nolur..

  53. arnavut - 17 Ara 2007 - 6:43 pm

    ya denemeler burası sanal ortam gerçek deiiiiiiil, o yüzden herşeyi kafana takmayacaksın, tak açıcaksın, tak yazıcaksın öyle işte. valla salla gitsin, yorumunu yaz, ciddi olanlarla muhattab ol, delilerin dediği zaten deli sözüdür, boşver ama nolur fst beye ispitleme bizi, ayıp oluyor, eğlencemizle oynama, şurdan başka gidecek yerimiz yok, nolursunuz….

  54. FST - 17 Ara 2007 - 7:03 pm

    Arnavut biberi kardeşim,

    Benim fanım, radyatörüm yok, iki gün evvel Ankara’da bir zirve yaptık benden başka katılımcı yoktu. Ama siz ayarlarsanız (ve ikramları da bana yıkmazsanız) her tür zirveye varım. Belki İstabul’daki zirveye 2-3 kişi katılır.

  55. makif - 18 Ara 2007 - 2:32 am

    Fethi hocam hakikaten güzel olurdu bir yerde zirve yapılsa pek yorum yapmasamda sıkı takipdeyim. Sizinle tanışmak iyi olurdu…selamlar

  56. arnavut - 18 Ara 2007 - 5:32 am

    istanbul olursa ben her zaman varım. kombinizim ben. ne zaman isterseniz ben varım. (tabii delidumrul gelirse varım kanbersiz düğün olmaz)ankara’daki zirveye eğer söz veripte gelmedilerse onları da kınıyorum. çok üzüldüm. ama yani onlar ankaralı yani memur, yani ezik, yani ruhsuz.. bizim ruhumuz yeter..

  57. Bu da bir şey mi - İzlenimler - 15 Nis 2008 - 5:53 pm

    […] askeri ictimada korkuyla dikilirken bir ufaklık çıkıp coşkuyla bağırıyor, topluluk bunu tekrar ediyor. 1930, 40′lı yıllara ait bir seremoni olsa gerek, varlığını Türk varlığına armağan […]

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş