Mağdurlara Destek

FST 14 Aralık 2007

sahnfiliz.jpgBirkaç gündür mağdur vatandaşlarımız dikkatimi çekiyor, pek kimse de bunları sahiplenmiyor. Ben daha ölmedim, bu arkadaşlara sahip çıkıyorum.

1. Selçuk Üniversitesinden Doç. Şahin Filiz. Bu akademisyen arkadaşımız başörtüsü ile ilgili geleneksel müslüman kesimin eskiden beri kabullenmediği şeyler söylemiş, ki bunlar yeni değil Yaşar Nuri hoca vs. eskiden beri söyler durur, yeni olan kısmı konuyu mahalle baskısıyla da genişletmiş. Bir iki TV kanalında gördüm, muhafazakar demokratlar adamı hırpalıyorlardı. Tabii er meydanına çıkan bunu göze alır.

Şahin beyin söyledikleri bir bilim adamınca söylenmesi gereken şeylerdir, kendisine bilgi ve bulgularını kamuoyuyla paylaştığı için teşekkür ederim. Şahin Filiz’e Konya İlahiyat Fakültesi yönetimi “izinsiz il dışına çıktı” diye soruşturma açmış. Hatırlarsanız Atilla Yayla olayında da Gazi Üniversitesi İİBF dekanlığı kendisi için elle tutulşur birşey bulamayınca “Panel için İzmir’e izinsiz gitti” diyerek kınama cezası vermişti.

Şahin Filiz’in söylediklerinin içeriği şu saniye itibariyle beni hiç ilgilendirmiyor, kendisine 2005 yılından beri Selçuk Üniversitesi yönetimince eziyet ediliyor anlaşılan, hele şu soruşturma üniversitelerin nasıl birer bizans oyunu kalesine dönüştüğünü alenen gösteriyor. İl dışına izinsiz çıkmış, lafa bak. Bir de resimde gördüğüm kadarıyla bilgisayarı filan da eski, kesin dekanın 19 inç incecik monitörü vardır ve asla bilgisayar kullanmıyordur. Verin Şahin hocaya adam gibi bir bilgisayar, devletin parasını kendi çıkarınız için harcamayı kesin.

Aldığım habere göre yeni YÖK başkanı Şahin Filiz’i arayarak “yanındayım” demiş. Bravo başkan, bugünleri de görecek miydik? Muhalif görüşten akademisyen, alışık olduğumuz haliyle köpek gibi susturulacağına telefonla onore ediliyor. Helal olsun, yalnız şu telefon trafiği yorucu olabilir, ülkede o kadar devlet imkanıyla mağdur edilen adam var ki lisede, ilkokulda, üniversitede, devlet dairesinde, telefon için santral ve para yetmeyebilir. Şahin hocaya da geçmiş olsun.

2. Ahmet Hakan mağdur olmuştur ama pek adamın ardında durulmuyor. Maliye bakanının hanımı kendisine dava açmış, Ahmet Hakan 3.000 YTL ödeyecekmiş. Ben yazıya baktım, ortada cezalık birşey yok. Bırakın hakareti adam olanı söylemiş. Belki de devlet sırrını açık etmekten cezalandırmışlardır. Ahmet Hakan, yazdıklarını sevip sevmemek önemli değil, FST olarak uğradığın haksızlığa isyan ediyorum. Ekonomik icraatı ve dobralığıyla takdir ettiğim Maliye bakanına da yazıklar olsun, göz önünde insanlarsınız, AKP mağduriyetini filan da söyler durursunuz, eleştiriye bu kadar mı tahammülsüz olunur? Sayın başbakan artık partiniz siyasetçilerini bu konuda biraz uyarınız, siz de karikatür davalarını filan bırakın, 301, internet yasası yakında ayağınıza dolaşacak haberiniz olsun. Geçmiş olsun Ahmet Hakan.

3. Mağdur Şahin Filiz’i arayarak ilk haftada tam puan alan yeni YÖK başkanı Yusuf Ziya bey de mağdurdur. Eski YÖK başkanlarından Kemal Gürüz alenen, uluorta yeni YÖK başkanı ve atamayı gerçekleştiren sayın Cumhurbaşkanına tehdit savurup hakaret etmiştir.

Ama yasaktan anladıkları ‘türban’ ise onu değiştirmeye bunların, Cumhurbaşkanı’nın da gücü yetmez. O haddini bilsin. Anayasa Mahkemesi kararları uygulanıyor bu ülkede. Kimse kafasına göre iş yapamaz. O çalışmaları yaptığı ülkeye, Malezya’ya gidip bunları söylesin.”

diyen Gürüz’e ceza verilmezse, dava açılmazsa, Ahmet Hakan için 3.000 YTL talep eden Türk yargısının iki elim yakasındadır. Prensip olarak hakaret dahil ifade özgürlüğüne taraftarım ama şu özel vakada Türk yargısı adaletli davranmalıdır. Ahmet Hakan birşey demeyecek ceza alacak, Kemal Gürüz sıvayacak ortalıkta dolaşacak. Mağdur YÖK başkanına ve cumhurbaşkanına geçmiş olsun.  

4. Bir de kınama yapıyorum. Aynı haberde şu lafı gördüm:

Hukuk çevreleri de “yasaklar kalkacak” açıklamasını endişeyle karşıladı. YÖK Başkanı Özcan’ın sözleri tehlikeli olarak nitelendirildi. 

Yasakların kalkacak olmasından endişe duyan hukukçunun da, onu hukukçu sıfatıyla okuldan mezun edenin de, şu lafı duyup da “yahu sen ne biçim adamsın, hukukçu yasağa taraf olur mu” demeyenin de topunu huzurunuzda kınıyorum. “Hukuk çevreleri” lafıyla tüm hukuk camiasını zan altında bırakan aptal muhabir, beyinsiz editör ve geri zekalı yayın yönetmenine de ayrıca selam ederim.

Popularity: 22% [?]

36 Yorum

  1. metin - 14 Ara 2007 - 3:46 pm

    Ben da.

  2. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 4:24 pm

    Fethi bey,

    Helal olsun, yalnız şu telefon trafiği yorucu olabilir, ülkede o kadar devlet imkanıyla mağdur edilen adam var ki lisede, ilkokulda, üniversitede, devlet dairesinde, telefon için santral ve para yetmeyebilir.

    Bu isin dibi cikmaya basladi, magdur filan olmayanlari da ariyorlar artik. Alinti yapiyorum:

    Günay, Say’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği resepsiyonlara çağrılmadığı yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine de “Bilmiyorum… Eğer öyleyse eksiklik olmuş. Kasıt olduğunu sanmıyorum” diye konuştu.

    Kültür ve Turizm Bakanı Günay, ilk fırsatta Fazıl Say’ı arayacağını da sözlerine ekledi.

    Haber: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7869337.asp

    Yarinki haber de herhalde Iste O Telefon diye cikar.

  3. FST - 14 Ara 2007 - 4:31 pm

    Yahu Bülent Bey,

    İnanın bunu yazmak üzereydim. Fazıl Say’ı mağdur sayabiliriz ama “davet mağduru”.

  4. FST - 14 Ara 2007 - 4:36 pm

    Karikatürist olsam başbakanı santral başında bir sürü çalan telefonla resmederdim.

  5. Bulent Murtezaoglu - 14 Ara 2007 - 11:13 pm

    Hmm bu izin almadan sehir disina cikan hoca hakkinda yeni YOK baskani biraz garip seyler demis:

    Biz, öğretim üyelerinin televizyon programlarına katılmak için izin almadan şehir dışına çıktıklarını biliyoruz. Bazen bu akşam vakitlerine denk geliyor, izin alamıyorlar. Bu, çok da önemli bir şey değil. Bir intihal ve zimmet suçu değil. Böyle suçları affetmeyelim ama sonuçta bir bilim adamı. Filiz Bey’in konusunda sadece izinsiz gitme yok. Birazcık kural dışı durumları olan bir öğretim üyesiymiş. Kendisi de bana ‘İşte ben Ramazanda oruç tutmam’ dedi. Onun oruç tutup tutmaması beni hiç alakadar etmez, ‘kimseyi de alakadar etmez’ diye düşünüyorum. Üniversitede böyle birkaç aykırı davranış üst üste gelirse bakışlar değişiyor, negatif enerji topluyor. Kendisini belki de az cezalandırmak istenmiş olabilir, ama durum düzeldi. İnşallah bundan sonra olmayacağını düşünüyorum. Böyle küçük şeylerden dolayı üniversitelerin ismi geçmez ve gazetelere küçük düşmeyiz.

    Benim anladigim:

    – Izin almadan sehir disina gitmek suctur ve effedilmemelidir. (Bu kagit uzerinde dogru, ama linkteki konusmanin devaminda diger kagit uzerindeki seylerin yapilmamasini soyluyor kilik-kiyafet icin?)

    – Ramazanda oruc tutmamak aykiri davranistir, boyle seyler ust uste gelirse negatif enerji birikir. Tabii kimseyi ilgilendirmez, o ayri.

    – Negatif enerjiyi az cezayla bosaltmak faydalidir.

    – Az ceza basina aksederse rezil oluruz, onemli olan kucuk dusmemek.

    Ben mi komik komik seyler gormeye basladim acaba? Neyse, haber linki su:

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7870056.asp

  6. FST - 14 Ara 2007 - 11:24 pm

    Hoca daldan dala atlamış, epey dağıtmış lafı. Öğrencilerle konuştuğu gibi medya mensubuyla da kafa bulmuş sanki. Bu şekilde gitmesini tavsiye ederim, tipik anlamsız bürokratik cümleleri arka arkaya dizmesinden iyidir, gazeteciler aptala döner, şaşarlar.

    Bu arada hafif Özalvari “boşverin bu resmi işleri” havası da sezdim ama boşvermek yetmiyor malum, il dışına bilmem ne diye kanun olmayacak ki yarın biri getirip kullanmasın. Daha ne yasaklar var, 3 sene evvel birşey yazmıştım, bulursam bakayım. Amirin masasına elini koyamaz, çayı amir ikram eder filan türü uyulmazsa ceza gerektiren şeyler vardı.

    Kafa adam olmak iyidir ama yazılı yönetmelik durdukça bu işe yaramaz.

  7. Bulent Murtezaoglu - 15 Ara 2007 - 11:21 am

    Fethi bey,

    Hoca daldan dala atlamış, epey dağıtmış lafı. Öğrencilerle konuştuğu gibi medya mensubuyla da kafa bulmuş sanki. Bu şekilde gitmesini tavsiye ederim, tipik anlamsız bürokratik cümleleri arka arkaya dizmesinden iyidir, gazeteciler aptala döner, şaşarlar.

    Alternatifler iki taneyse evet. Susmak ve durumu tarttiktan sonra ileride konusmak gibi bir yol da var. Ben bu basin gaziyla ortaya cikan telefon etme ve telefon edip basina haber verme isinden memnun degilim, ayni sekilde belki dogrudan memuru olmasa da hiyerarsi icinde altinda yer alan insanlarin kendi idarecileriyle olan problemlerini ‘telefon ettim ogrendim suymus’ diye anlatmanin mahzurlari olabilir. Benim idarecilik tecrubem cok cok kisitli ve devlette/universitede degil, ama ikincisini yaptiktan sonra by-pass edilen insanlar da problem olur diye dusunup onu goze almadiysam yapmazdim mesela (o insanlar gozden cikartildiysa ayri ama mumkun degil bu tabii). Bu isleri bilenler anlatirlar belki, ogreniriz.

    Bu arada hafif Özalvari “boşverin bu resmi işleri” havası da sezdim ama boşvermek yetmiyor malum, il dışına bilmem ne diye kanun olmayacak ki yarın biri getirip kullanmasın.

    Buna benzer birseyi Suat bey ‘cip’ diye Taraf gazatesindeki bir yaziya baglamis evvelsi gun ama tepedeki adamin elinin serbest oldugunu farzeden bir yaklasim o. Bu insanlar kurumlarin basina geldiler diye ellerine ne bos sayfa veriliyor, ne herseyi degistirme yetkisi, ne de personeli atip begendigini geri alma gucu. O kisitlamalar icinde boyle seyler soylemek zorunda kaliyor olabilirler. Ozal’in durumunda gucu yetmedigi seyler icin oyle yapmis olabilir. Bence de mahzurlu ama alternatifi neydi diye dusunmek faydali olabilir. Diger tarafi da var bunun tabii:

    Kafa adam olmak iyidir ama yazılı yönetmelik durdukça bu işe yaramaz.

    Daha onemlisi zaten memlekette yaygin bir sekilde yazili kuralla fiiliyatta olanin arasi cok acikken, bir de o tavir beslenmis oluyor sevimli gozuken insanlar tarafindan. ‘Bu suctur, ama ustune fazla gidilmesi gerekmez’ ile verilen mesajla, ‘bu suc oldugu icin ustune gidilmek istenenle boyle ugrasiliyor, halbuki suc olmasi gereken birsey degil bu, degistirelim’ ile verilen mesaj bu acidan cok farkli.

  8. Bulent Murtezaoglu - 15 Ara 2007 - 11:25 am

    Bu arada Fazil Say’in lafi derhal bir suru ise yaratilmaya baslanmis Dogan gazetelerinde. LInk vermiyorum, isteyen nerelere bakacagini biliyor.

  9. hasan fehmi - 15 Ara 2007 - 11:59 am

    memleketimizde bir mağduriyettir aldı başını gidiyor.
    neredeyse bütün ülke mağdur.
    işçi patrondan patron işçiden mağdur.
    amir memurdan memur amirden mağdur
    öğrenci hoca mağduru hoca öğrenciden mağdur
    yök başkanından başkan yökten mağdur..
    aykırı cumhur başkanından başkan aykırı cumhurdan mağdur
    alevi dedeler maaş mağduru,
    cemevleri elektrik faturası mağduru,
    camiler protokol mekanı olamama mağduru,
    kaymakam chpyi davet etme mağduru,
    telefon mağduru,davet mağduru,ödül mağduru, soruşturma mağduru
    kanaltürk reklam mağduru,
    halk tuncay özkan mağduru..
    bayram meral bakan olamama mağduru..
    sarıgül baykal mağduru,baykal sarıgül mağduru..
    sokağa düşen eski sanatçı vefa mağduru,
    dağa çıkan pkklı şefkat mağduru,iş mağduru..
    apo 5 yıldızlı otel mağduru..
    halk bürokrasi mağduru, bürokratlar maaş mağduru..
    oldu olacak mağduristan olarak değiştirelim ülkemizin adını…

  10. Bulent Murtezaoglu - 15 Ara 2007 - 4:12 pm

    Bari devam edeyim, Say’dan. Yazili aciklama yapmis, bir yeri ozellikle ilginc geldi alintilayayim:

    İktidarın, kendisine ve müzik sanatına şimdiye kadar dostça davranmadığını hatırlatan Piyanist Fazıl Say, yazılı açıklamasında, “Metin Altıok Ağıtı’ adlı oratoryom dolayısıyla, iktidarın ilk kültür bakanı çeşitli yöntemler kullanarak eserin sansür edilmesini sağladı. Bu olayı hiç unutamıyorum” diye konuştu.

    Bunun detayini bilen var mi? Merhumu cok sevenlerin aramizda oldugunu biliyorum, hatirlatim aci vermesini arzu etmem ama bu isin bilinen detayi varsa bunu biz de bilelim lutfen. (Fethi beye not: ‘Kulturun bakanligi olursa tabii boyle olur’ demeyi ben de isterim, ama aklimdaki mesele o degil, var bu yapi simdi ve neyi nereye cekistirdigi bizi ilgilendirmeli.)

    Neyse link vereyim:

    http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/7874269.asp

  11. anonim - 15 Ara 2007 - 9:00 pm

    Güneri Civaoğlu, bugün Milliyet’te yayımlanan yazısında, Fazıl Say’ın AKP hükümetine kızgınlığının “asıl nedenini” yazdı. Say’ı yakından tanıyan Civaoğlu, ünlü piyanistin AKP hükümetine karşı “dolmuş” olduğunu söylüyor. Civaoğlu’na göre herşeyin başladığı tarih de 2002. Civaoğlu’nun kaleminden 2002′de yaşanan ve kahramanı dönemin Kültür Bakanı Erkan Mumcu olan olay şöyle:

    “Aslında… Daha 2002 yılında AKP’nin henüz iktidar olduğu süreçte İstanbul/Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda, Fazıl Say’ın Sivas katliamının 10. yıl etkinlikleri çerçevesinde yitirilen 37 aydın anısına bestelediği “Metin Altıok oratoryosu” sahnelenmekte.
    Metin Altıok yakılarak ölen diğer 36 aydın içinde bir simge. Zaten eserin sonunda perdenin de 37 metronom vuruşuyla inmesi planlanmış.
    İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen gecede, müziğe Devlet Çoksesli Korosu eşlik edecektir.
    Sahne fonunda ise, barkovizyonla, Can Dündar’ın hazırladığı, Sivas katliamından görüntülerin yer alması öngörülmüştür.
    Bakanlığın isteği üzerine görüntüler Ankara’ya gönderilir.
    Sorun çıkmaz
    Sansür
    Ancak… Tam perdenin açılacağı gün Fazıl Say’a; ilk AKP hükümetinin Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun “önce ceset görüntülerine, sonra tümüyle yangın görüntülerine karşı çıktığı” bildirilir.
    Bunlar çıkarsa geriye sadece 12 saniyelik barkovizyon görüntüsü kalacaktır. Hiçbir anlam kalmayacaktır. Üstelik… Bakanlıktan “Aksi halde koroyu çekeriz” mesajı gelmiştir.
    Sonuç… Böyle bir ağıt korosuz olamayacağı için sahnenin fonu karartılır.
    Madımak katliamının görüntüleri olmaksızın perde açılır. Fazıl Say’da bu olay haklı olarak travmatik etki yapmıştır.
    Daha sonraları da devletten yeterince ilgi görmemiş olmanın kırıklığını yaşatacak vesileler birbirini izler.”

    Civaoğlu, “her dahi biraz delidir” diyerek savunduğu Fazıl Say’ın Alman gazetesine söylediği sözlerin böyle bir “duygusal birikimin” sonucu olduğunu ileri sürüyor.

    iyibilgi.com

  12. DaYayan - 16 Ara 2007 - 8:21 am

    kalkan yasaklar bir ornek http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=315255

  13. FST - 16 Ara 2007 - 9:48 am

    DaYayan,

    And okutmak yeterli olmamış anlaşılan.

  14. Bulent Murtezaoglu - 16 Ara 2007 - 9:48 am

    Anonim bey sagolun, ben de biraz bakindim. Suymus meslenin detayi Say’in dedigine gore:

    http://www.psakd.org/fazil_say_oratoryo.html

    Bir de su var kendi yazdigi:

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=230260

  15. Bulent Murtezaoglu - 16 Ara 2007 - 10:55 am

    Hah, Radikal sitesinde mansete tasimis haberi de Say’a teslim etmis. Facebookcular gidip yerinden bakabilir. Ben bir kac sayi ucundan cekistirip topmaya calisayim. Devletin memur ‘kultur’ kadrolari olmasi, devletin universitesi olmasi, devletin din kadrolari olmasi, Aleviligin ‘iyilik ediyoruz’ kisvesi altinda devletlestirilmesi vs. icin ‘kamu hizmetidir, tabii yapacak’ denirken isin kontrol boyutunu kacirmak belki mumkun ama Say bunun ters ornegini vermis:

    Konser vermek, müzik yapmak, beste yapmak, dünya kulturune ait olmak, çalışmak, yeni şeyler uretmek., dünyanin her yerinde, mücadeledir, hatta bunu MÜCADELENIN ÖN CEPHESI olarak bile yorumlarsınız, ordan bakmak isterseniz… bakın bir yazar veya ressam evinde sanatini yapabilir, ama bir senfonik eser, oratoryo, opera, koncerto, vs, kurumlar olmadan yapılamaz, kurumlar da devletinse, devlet de VERMEM, YAPTIRTMAM diyor ise, orda mucadele edecek bir sey de kalmamakta, Çünkü DÜELLO kalmamakta, bunun adı PUSU olmakta…derdim orda…ALTIOK AGITININ sansurlenmesi başıma gelen olaylardan sadece 1 tanesi-….daha nice ,, nice olay var… ve çOOOK dolayli engellemeceler var… (vurgu benden)

    Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=241775

  16. Anonim - 16 Ara 2007 - 1:57 pm

    Aktifhaber sitesi bir fazıl say araştırması yapmış özetle:
    Fazıl Say’ın eski defterleri açılıyor..
    İşte Erdoğan ve Eşini övdüğü cümleler, ABD’nin Afganistan’da öldürdüğü kızlarla ilgili yorumu ve annesinin kendisi hakkındaki sözleri.
    Ünlü piyanist Fazıl Say, geçtiğimiz günlerde Alman Süddeutsche Zeitung gazetesinden keman sanatçısı Renaud Capuçon’a verdiği röportajın ardından, iktidar aleyhindeki sözlerini sertleştirdi.

    “Türkiye’nin ortaçağ karanlığına kaymasına karşıyım. Çünkü ben, çağdaş uygarlık düzeyini amaçlayan bir kültürün insanıyım… En çok da gelecek kuşaklar için kaygılanıyoruz.

    Eğer, günün birinde karanlık güçler Cumhuriyetimize ve ulusal değerlere hayat hakkı tanımazsa, onlara teslim olacak değiliz.”
    görüşüyle AK Parti’yi hedef alan Say’ın bundan 9 ay önce, tam tersi görüşleri savunduğu anlaşıldı. Bugünlerde, 4 yıl öncesini konu ederek, ‘Metin Altıok Ağıtı’ adını verdiği oratoryosunu iktidarın kültür bakanının engellediğini iddia eden piyanist,

    23 Mart 2007 tarihli Sabah gazetesinde Balçiçek Pamir’e verdiği röportajda, ortaçağ karanlığının mimarı saydığı Başbakan’ı şöyle anlatıyor: “Başbakan’ı da, eşini de tanıyorum. Gayet makul insanlar. Emine Erdoğan, parlayan gözlere sahip. Sevgi saçan bir insan.”

    Fazıl Say’ın şikâyet ettiği konu 4 yıl öncesine aitken, Başbakan’ı ve eşini övdüğü röportajın sadece 9 ay öncesine dayanması ciddi bir tutarsızlık noktası oluşturuyor. Zeitung’a verdiği röportajda,

    “Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70. Başka yere taşınmayı düşünüyorum.”

    cümlelerini kuran Fazıl Say’ın, 10 Mart 2002′de Zaman’da Nuriye Akman’la yaptığı söyleşi, ‘vatan’ kavramına da ışık tutuyor. Akman’ın,

    “Amerika’da yaşıyorsun. Vatan özlemi çekiyor musun? Yoksa vatan, piyanonun olduğu, müziğini rahatça yapabildiğin yer mi?” sorusuna, dünyaca ünlü piyanistin verdiği cevap şöyle: “Türkiye benim vatanım, özlüyorum, burada mutlu oluyorum. Ama piyanonun benim içsel hayatımdaki vatanım olduğu da bir başka gerçek. Türkiye’de olmak, piyanosuz olmaktan daha iyi değil.”

    “ABD ÜÇ BEŞ AFGANLI KIZI ÖLDÜRDÜ AMA..”

    Say’ın geçtiğimiz yıllarda ABD’nin Afganistan işgaliyle ilgili sözleri büyük tepki toplamıştı. ABD’nin işgalini “Amerika yanlışlıkla 3-5 tane kız çocuğunu öldürdü belki. Ama milyonlarca kız çocuğunu diriltti.” şeklinde savunmuştu.

  17. Anonim - 16 Ara 2007 - 2:07 pm

    Bülent bey,
    Zaten Amerikada yaşayan beyefendinin çelişkili açıklamaları var.
    Burada esas mesele para olarak görünüyor.
    yani “ben gibi bir değeri kıymeti desteklemez bana yeterince para vermezseniz çeker giderim.” durumları
    Aynı zamandada sessizce olmaz gidişim diyererek gidişin yeni bir malezya bombardımanı eşliğinde olacağını söylüyor.
    Evet sanatçı hassasiyeti dedikleri bu olsa gerek
    eskiden de padişahların şairlere niçin bu kadar cömert davrandıklarını yavaş yavaş anlıyor insan

  18. Anonim - 16 Ara 2007 - 2:13 pm

    Birde şu var;
    http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=145707

  19. Bulent Murtezaoglu - 16 Ara 2007 - 2:35 pm

    Anonim bey, sagolun. Isin para derdi oldugundan emin degilim, cunku parasi var bu adamin ve hic de oyle maddiyat uzerine kurulu bir hayati varmis gibi gelmedi bana (Sabah’taki roportajdan o cikiyor). Para derdi olmamasi, dediginin dedigi sekilde dogru olmasini gerektirmiyor tabii — benim de hosuma gitmedi. Bana biraz kafasi karismis gibi geldi, iki lakirdi edip kendisini nasil berbat bir isin ortasinda buldugunu da tam anlayip anlamadigini bilmiyorum. Orjinal mulakati okuma imkanim yok, yeterli derecede Almanca bilmiyorum. Diger bahsedilen (Turkce) roportajlari buldum yalniz. Zaman’daki surada:

    http://arsiv.zaman.com.tr/2002/03/10/roportaj/default.htm

    Sabah’taki icinde RTE’ye ovgu oldugu soyleneni bulup bulamadigimdan emin degilim, dort parca birsey buldum ama hem tarihi tutmuyor hem ucuncu parcasi cikmiyor. Onun da bir parcasina link vereyim (diger parcalari oradan linkli):

    http://www.sabah.com.tr/2007/03/19/gun142.html

  20. Bulent Murtezaoglu - 16 Ara 2007 - 2:47 pm

    Demisim ki:

    Sabah’taki icinde RTE’ye ovgu oldugu soyleneni bulup bulamadigimdan emin degilim

    Bulduklarim yanlismis. O ifade surada:

    http://www.sabah.com.tr/2007/03/23/pamir.html

    Tam ilntiyi yapayim:

    Cumhurbaşkanlığı tartışmalarına gelince… Piyanist Fazıl Say, “Şeriat gelirse alır kızımı yurtdışına giderim” demişti.
    Say’a dışarıda en çok sorulan soru “Köşk’e kim çıkacak” sorusuymuş.
    “Cevabı bende değil” diyor gülerek. Ardından ekliyor:
    “Başbakan’ ı da eşini de tanıyorum, gayet makul insanlar. Emine Erdoğan parlayan gözlere sahip. Sevgi saçan bir insan. Ama köşkte türban midemde sancı yaratıyor. Olmasa daha iyi.”
    En dürüst cümleyi yine Fazıl Say söyledi.
    Ne dersiniz?

    Zaman’in bundan sadece “Başbakan’ ı da eşini de tanıyorum, gayet makul insanlar. Emine Erdoğan parlayan gözlere sahip. Sevgi saçan bir insan”i cimbizlayip haber yapmasini da, Zaman’i savunup pazarlayan arkadaslarimizin dikkatine sunayim. O haber de surada:

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=625560

    Kismen alinti yapiyorum:

    23 Mart 2007 tarihli Sabah gazetesinde Balçiçek Pamir’e verdiği röportajda, ortaçağ karanlığının mimarı saydığı Başbakan’ı şöyle anlatıyor: “Başbakan’ı da, eşini de tanıyorum. Gayet makul insanlar. Emine Erdoğan, parlayan gözlere sahip. Sevgi saçan bir insan.”

    Fazıl Say’ın şikâyet ettiği konu 4 yıl öncesine aitken, Başbakan’ı ve eşini övdüğü röportajın sadece 9 ay öncesine dayanması ciddi bir tutarsızlık noktası oluşturuyor.

    Allah ne Dogan’ninkilere ne Zaman’a cekisme konusu olan hususlarda malzeme etmesin insani. Say’a kiziyoruz ama bu sene kurban bayrami erken gelmis anlasilan.

  21. Bulent Murtezaoglu - 16 Ara 2007 - 2:51 pm

    Bu arada basina ‘koskte turban midemi bulandiriyor’ diyen adam, sonra nasil ‘davet etmediler’ diyor onu da anlamis degilim. Kusmasin diye olabilir mesela? (Kaynaklar yukarida.)

  22. Bulent Murtezaoglu - 16 Ara 2007 - 2:52 pm

    Hay Allah bulandiriyor dememis, “sanci yaratiyor” demis, ozur dilerim.

  23. Anonim - 16 Ara 2007 - 6:25 pm

    Bülent bey,
    öncelikle araştırıcı özelliğinize hayran olduğumu söylemeliyim.
    objektiflik hassasiyetinize de…
    ikincisi, meselenin karışık olduğu kesin..
    işin içinde sadece para meselesi yok ama bütün bütün ondan ayrıda değil..
    kanıtım ise sizin alıntınızda;

    bakın bir yazar veya ressam evinde sanatini yapabilir, ama bir senfonik eser, oratoryo, opera, koncerto, vs, kurumlar olmadan yapılamaz, kurumlar da devletinse, devlet de VERMEM, YAPTIRTMAM diyor ise, orda mucadele edecek bir sey de kalmamakta, Çünkü DÜELLO kalmamakta, bunun adı PUSU olmakta…derdim orda…
    buu cümleden ben beklenti içinde olduğunu çıkardım..
    Elbette sosyalist bir muhitte büyümüş birinin Akp gibi İslami bir gelenekten gelen bir partinin iktidarından memnun olmayacağını bilirim..
    Zira muhtelif yerlerde iktidarı eleştirenlere; “bu dediklerini çözseler, desteklermisin?” sorusuna istisnasız hep “asla” cevabı aldığım için bu konu bende kanaati katiye şeklindedir..
    Bu konuşmanın herhangi bir alman gazetesine verilmiş bir mülakat olarak gazete sayfalarında kalabilecekken bu kadar gündeme taşınmasını malezya mucidi doğan grupun icadı olduğunu,tam yerine rast geldi manzara koyduk mantığınıda görmemiz gerekir.
    aslında bundan fazla tartışmamız gereken yeni bir irtica taarruzu içinde oluşumuzdur..
    Fazıl Say belki namuslu ve dürüst bir insan olarak sakınmadan içinden geçenleri söylemiş ama bu söz bir medya grubu tarafından

    olacağı buydu,ne hale geldik,bak dün bekir abiye çek git dediler bugün faazıl beye git diyorlar bunlar hepimizi kesecekler
    tadında verildiği kanaatindeyim..
    Zamanı savunanan arkadaşlara seslenmişsiniz.
    onlardan biri benim
    Fatih Zeki..
    ancak bu çelişkiyi gösterme açısından bu sözler ön plana çıkarılmış olabilir derim

  24. delidumrul - 16 Ara 2007 - 9:02 pm

    Bu arada basina ‘koskte turban midemi bulandiriyor’ diyen adam, sonra nasil ‘davet etmediler’ diyor onu da anlamis degilim. Kusmasin diye olabilir mesela?

    çok doğru.

  25. Fatih zeki - 16 Ara 2007 - 9:17 pm

    Memlekette haber bolluğu

    Yök başkanından ve Büyükanıttan inciler

    YÖK Başkanı: Basın 1-0 öne geçti ama…

    http://www.samanyoluhaber.com/haber-83619.html

    Büyükanıt: ‘PKK kampları bizim için BBG evi!

    http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=46900

  26. Bulent Murtezaoglu - 17 Ara 2007 - 11:11 am

    Fatih bey, iltifatiniz icin tesekkur ederim. Zaman’nin elbette savunulacak taraflari vardir. Ozellikle ugrasmiyorum sadece gozume kotuluk sokulunca ilisiyorum, ama temiz ahlakli olmaya calistiklari besbelli ortada olan insanlarin aslinda medya bir tarafta biz bir taraftayken Zaman’i ayri tutmalarindan rahatsiz oluyorum. Muzmin beyin cok kullandigi bir lafi edeyim: hepimiz maglub oluruz ayagimizi denk almayinca. Iste buyurun, onlarin bulup ‘tutarsizlik’ diye haber yaptiklari roportaji biz de bulup okuduk, ‘gitmek’ de var orada ‘turban’ karsitligi da. Yani Say bir miktar kafa karisikligi icinde olmakla beraber gayet tutarliymis bu konuda. Ne Say’a ne o gazeteye itimat eden okuyucuya iyilik degil bunlari yapmak — kazayla olacak is de degil o, kasit lazim. Tabii bana hic iyilik degil: yahu adamlar haber vermek icin para aliyor ben ise burada cekistire cekistire binbir ise yarattiklari seyin duzgununu ogrenmek icin bedava mesai yaptim. Vallahi gune maglup basliyoruz basindaki bu haller yuzunden, ugrasip beraberlige getirebilirsek de birbirimize ‘cak’ yapiyoruz.

    Dogan gurubu icin o verdiginiz alintida denenler dogru bence de. Zaman’in bulup kullandigi Sabah roportajinda Almanlar’a soyledigine benzer seyleri soylemis Say, (’giderim’ de demis) ama nedense simdi hadise oldu bu. Benim sahsi tedirginligim AKP iktidarina muhalefetin bu tur soytariliklarla yapar gibi yapilip, memlekette ciddi muhalefet var havasinin oturtulmasina dayaniyor. Ne PKK isleri normal vatandas icin seffaf, ne diger isler — ama taraflardan gelen ‘aydinlatici’ yayin gani. Ilgilendigim hicbir konuda eli yuzu duzgun, sacma sapan sloganlara yok ortu yok dua gibi ‘ocu’lere dayanmayan muhalefet gormedi bu iktidar. Nasil gorecekti, duzgun bilgi aldigimizi soylemek mumkun degil ki? Hele internet sansurunu Dogan’in gazeteleri bazen sinsi bazen acik sekilde hazirladilar mesela. Memleketin en sansli, en okumus ve oturmus genis orta sinif kesimi diyebilecegimiz insanlar da bu adamlarin yarattigi havanin etkisi altinda kaliyorlar malesef. Sonra iste miting olsun sudur budur oluyor. Orada da muazzam bir beyin/mesai israfi ve akil karistirma var. Ciddi muhalif guc olup iktidari hizada tutmasi beklenen insanlar maymunu olmus bu basin melunlarinin. Bu sadece hareket ettikleri zaman degil pasif kaldiklari zaman da boye. Goruyoruz bunu ve birsey yapamiyoruz malesef.

    Ben bu Say isinin simdi aldigi sekli de hic begenmiyorum. Bakin ne tarafina vurgu yapiliyor ve kime/neye sirayet etti en azindan Can Dundar’in aciklayici yazisinda:

    http://www.milliyet.com.tr/2007/12/17/yazar/dundar.html

    Ne guzel degil mi? Simdi Say’in dedikleri ustunden Sivas’taki katliam, Sivas’taki katliam ustunden AKP’nin ‘taraf’ligi onun ustunden de Alevi acilimi hakkindaki verimli olma ihtimali hala mevcut olan tartismalar mi zehirlenecek acaba? Belki uzak ihtimal, insallah olmaz. Allah hepimize akil ve izan versin, — bu adamlar demeyeyim de — bu hallerden etkilenmekten korusun.

  27. Fatih zeki - 17 Ara 2007 - 7:16 pm

    Bülent bey,
    Fazıl Say mevzunda ilginç bir noktaya işaret etmişsiniz.
    Kimsenin pek dillendirmediği bir olay;
    olayın Alevi açılımı ile bağlantısı..
    Gerçekten bence de çok hayırlı bir girişim olacak olan bu açılımın Türkiyedeki pek çok çözülmez zannettiğimiz meseleyi çözeceği kanaatindeyim.
    Türkiyenin en ciddi bir kaç meselesinden birisidir bu.
    Kürt meselesi kadar önemlidir.
    Şimdiye kadar atılmamış adımların atılıyor olması Türkiyedeki kardeşlik ortamına en büyük katkıyı sağlayacaktır.
    Zira herkesin bildiği gibi Cumhuriyet mitingleri onların katkısı olmasa yapılamazdı.
    Bu gün bir sıradan bir iktidar muhalafet problemi yaşanmıyor bir rejim sorunu varmış algısı veriliyorsa yine meselenin temelinde bu mesele vardır.
    Bu sorunun karşılıklı rıza yoluyla çözülmesi gerekmektedir.

    Elbette bu kadar devasa bir sorun kolaylıkla çözülmeyecektir.
    buna müdahil olmak isteyecekler vardır.
    şimdiye kadar bunun rantını yiyenler vardır, onların bu girişimi baltalama istekleri olacaktır.

    Burada Akil adamların devreye girip bu meselenin çözümünde yapıcı rol üstlenmesi gerekir.

    Rejimin üç büyük handikapı vardı;Alevilik,Kürt ve İslam sorunu.
    Rejim hep bunları birbiriyle vuruşturarak gemisini yürütmeye devam etmiştir.
    Bu üç sorunda herhalde aynı anda karşılıklı rıza ile çözülecek ve bizlerde bu ülkedeki en basit meseleyi tartışırken rejim krizleri yaşamayacağız inşallah..

  28. Cüneyt - 17 Ara 2007 - 8:34 pm

    Sözüm meclisten disari, Fazil Say’a mal bulmus Magribî gibi sövenlerin hepsine:

    Benim anlayamadigim su: Fazil Say’in böyle bir laf etmesinde bu kadar hezeyanlar yaratacak olan olgu nedir? Gitmek isterse gider, kalmak isterse kalir, kime ne? Hanginize ne? Nedir Türkiye’de bu “müesses nizam”in aksi yönde görüs bildirenlerin cektikleri?

    Fazil Say’in Türkiye icin ne demek oldugunu düsünün önce bir. Hayatinda misal koncerto ile senfoni arasinda farki bilmekten gectim, canli bir piyano konseri dinlememis olanlarin mal bulmus Magribî tavriyla, gecmiste söyledigi her lafi agizlarindan tükürükler saca saca didik didik ederek Fazil Say’a -cok affedersiniz- “siktir git” demedeki sabirsizliklari nedendir? Fazil Say sizin ya da kendisine bir ana avrat sövmedigi kalanlarin neresine dokunuyor, hangi yaralarini kanatiyor da bu kadar tepki cekiyor?

    Türkiye’den gitmek icin senede green card cekilisine kac kisi katiliyor biliyor musunuz? Yeri geldiginde vatan-millet-sakarya edebiyatinda mangalda kül birakmayanlarin ilk firsatta kapagi “disari” atabilmek icin nasil cemkirdiklerini biliyor musunuz?

    Türkiye’nin Fazil Say’a, Fazil Saylar’a ihtiyaci var. “Islamcilar geldi, giderim” dedigi icin degil. Yanlis ya da dogru, kendi bilecegi is, ister gider, ister kalir. Türkiye’nin Fazil Say’a ihtiyaci var cünkü o kendinizi hapsettiginiz ve bütün dünyayi, sizin gibi düsünmeyen herkesi düsman bellediginiz ufacik dünyanizin disinda, Türkiye’nin dünyada güzel seylerle özdeslestirilmesini sagliyor. Fazil Say caldigi her nota ile, yurtdisinda verdigi her konser ile Türkiye’yi bir adim ileri tasiyan bir isim.

    O zirnik anlamadiginiz klâsik müzik konserlerini köylü cehâletinizi gizlemek icin “bati kültürü” diye yerdiginiz dünyanizin cok ötesine tasimak icin ihtiyac var Fazil Say’a.

    Dedigim gibi sözüm meclisten disari. Son günlerde böyle gazete köselerinde, haberalti yorumlarda igrenc bir siglikla adamcagizin bir sülâlesine küfretmedikleri kalanlara.

  29. Bulent Murtezaoglu - 17 Ara 2007 - 9:13 pm

    Cuneyt bey,

    Benim anlayamadigim su: Fazil Say’in böyle bir laf etmesinde bu kadar hezeyanlar yaratacak olan olgu nedir?

    Ortaya cikti ki zaten evvelce de soyluyormus bunu, yani dogru soru ‘simdi ne oldu da bu laflar mansete cikti?’ olabilir.

    Türkiye’nin Fazil Say’a ihtiyaci var cünkü o kendinizi hapsettiginiz ve bütün dünyayi, sizin gibi düsünmeyen herkesi düsman bellediginiz ufacik dünyanizin disinda, Türkiye’nin dünyada güzel seylerle özdeslestirilmesini sagliyor. Fazil Say caldigi her nota ile, yurtdisinda verdigi her konser ile Türkiye’yi bir adim ileri tasiyan bir isim.

    Ilk kismi cok uzun mesele ama orada muhtemelen anlasiriz. Ikinci kismina katilmiyorum ben. Turkiye’ye birsey olmuyor Say konser verince bence, Pamuk odul alinca da olmuyor, bu insanlar olduklari gibi olmayip isaret ettiginiz ’sadece bu kultur yerlidir’ denen kulturel arka plan neyse ondan gelselerdi de olmayacakti. Ayni sekilde Tuncay veya Nihat gol atinca, Memo smac basinca da bize birsey oldugu yok. Turkiye ayni Turkiye olarak kaliyor, yabancilarin bakisi o kadar da onemli degil (hic onemsiz de degil, ama buyuk ve devletler arasi hareketlerde isi bitiren jeo-politik veya ekonomik kaygilar oluyor, bizi nasil dusundukleri degil).

    Bu topraklarda dogmus kabiliyetli nsanlarin sirf bu toplumda buyudu diye onu kesilmemis diyebiliriz en fazla kendimize Say ve benzerlerinden pay cikartacaksak. Onu yapabiliyor muyuz kendimizi yalanci gibi hissetmeden? Bana sorarasaniz ‘egrisi dogrusuna denk gelirse belki, ama uzak ihtimal’ derim. O derse gelemedik henuz, belki o derse toplumlar dinamikler degil devlet onculugunde gelme tesebbusunun bir neticesinin faturasini odedi Say’in ait oldugunu soyledigi ortamdaki buyukleri. Simdi kimisinin fikirleri, idealleri fosil muamelesi goruyor belki ama topluca solumsu yerlere sapip gormedikleri ama bilmeden ‘gel gel’ yaptiklari silindirin altinda kalmasalardi da memleketin kremasi diyebilecegimiz insanlardan keske daha fazla istifade etseydik onlar da mutsuz olmasaydi diyorum bazen — bilmem katilir misiniz? Memlekete buyuk fayda potasiyeli oradaydi, istisnai beyinlerde degil.

    Sizin simdiki ortamla iligi oldugunu anladigim — ama elimde katilmama yetecek veri olmayan — tedirginliginiz istisnai kabiliyetteki bireylerin onunun kapanmasindan ziyade simdi topluca gidilmesi tahayyul/arzu edilen noktanin vasatin biraz ustunu dahi koreltecek bir ortami beraberinde getirmesi belki? Korkulacak seydir bu elbette, ama korkmamizi hakli cikartacak bir alamet var mi ortada? Ben emin degilim, ikna etmeye talip olan varsa sevinerek dinlerim. Fazil Say’in ikna ademedigini soyleyeyim bastan tabii.

  30. Bulent Murtezaoglu - 17 Ara 2007 - 9:53 pm

    Cuneyt beyin yazisi biraz da vesile oldu on planda kastemedigi bir acisindan tutup cekistirdim isleri biraz.

    Benim aklimda Say’in o yazilardan/roportajlardan birinde soyledigi vardi biraz da. Say’in evi aranirken, icine Nazim Hikmet’in (ve diger yasaklilarin herhalde) kitaplari saklanmis piyanosunda, arayan askerin arzusu ustune ‘mastika’ calmasi verdi ozellikle. Bu memlekette ne bicim hayatlarin da yasandigini ve simdi pompalanan ‘biz magduruz’ havasinin o insanlara nasil aci vermis olabilecegini dusundurtmustu. Turk-Islam sentezinin kafamiza civilenme surecinde oyuncu olan o askerin ‘mastika cal’ demesi de, o mastikayi calan cocugun bu fevkalade yerli tecrubesini anlattigi yaziyi ise ’sen zaten yerli degilsin’ imalarina muhatap olmasi yuzunden bulup cikartmamiz da nasil acayip bir yerde yasadigimizin gostergesi bence. Gulunebilir tabii baska memlekette olsa, ben pek gulemiyorum.

    Biraz aklim o tarafa kayinca, Kalemzede beyin su yazisini hatirladim. Belki orjinal baglami — ki zannediyorum benim de dahil oldugum ve sertlesen bir tartisma idi — su anda ulasilabilir gozukmuyor, ama tek basina da okunmaya deger bence:

    http://jazzetta.wordpress.com/2006/09/26/entelektuel-namusa-karsi-intisap-ve-icazet-gelenegi/

  31. Fatih zeki - 18 Ara 2007 - 12:36 am

    Cüneyt bey,
    Sözüm meclisten dışarı diyerek burada söylenmeyen şeyleri söylenmiş gibi kabul ederek zehir zemberek bir yorum yazmışsınız..
    Öncelikle yukarıda Fazıl saya ne bir hakaret var ne bişey..
    Başka yerlerde dolup gelerek burada enerji boşaltmnaızın ne anlmaı var.
    yukarıdaki yorumlarda olayı anlama adına titiz bir incelemeden başka bir şey yok..
    hakret vesayre ise hiç yok..

    sadece olayın neden bu şeklide didiklendiği vitrine çıkarıldığı yolunda fikir cimnastiği var..
    sizin ezbere konuşmalarınızı garipsedim..
    Bekir coşkun olayı benzeri bir durum sözkonusu.

    gideceğim diyene gidersen git denmesi buna karşıda gördünüzmü bizi istemiyor bunlar havası oluşturma hevesi var basında..

    Fazıl say olayı beni zerre kadar ilgilendirmiyor..
    Türkiyede devamlı huzursuzluk çıkarmak üzere kilitlenmiş insanların varlığı beni rahatsız ediyor…
    Meramlarını anlamakta güçlük çekiyorum…
    Biz kimsenin tavuğuna kiş demediğimiz halde, ensemizde boza pişirilmesi hoşumuza gitmiyor o kadar…

  32. tartışmaya katkı - 19 Ara 2007 - 2:39 pm

    Fazıl Say, NTV’de yayınlanan “Neden” Programına katıldı, “Türkiye’yi terk ederim” sözlerine açıklık getirdi. Milli Eğitim Bakanı, Fazıl Say’a çarpıcı cevaplar verdi.
    Bir röportajında Türkiye’den ayrılmayı düşündüğünü açıklayan piyanist Fazıl Say, serzenişte bulunduğunu ve bunların ağzından kaçtığını belirtti.
    NTV’de Can Dündar’ın sunduğu “Neden” Programına telefonla bağlanan Fazıl Say, Paris’te bir keman sanatçısı ile Alman gazetesine röportaj verdiğini ve sadece müzik konuştuklarını söyledi. “Türkiye’nin yeni konumuyla ilgili kaygılarımızdan bahsettik” diyen Say, serzenişlerini dile getirdiğini ifade ederek şöyle konuştu:

    “Benim ağzımdan çıkmış bir laf yoktur. Kemancı arkadaş sende gel İsviçre’de yaşa diye araya girdi. Malesef ağzımdan böyle serzenişler çıktı.”

    DAVA İÇİN NEDEN YOK

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisini mahkemeye vermesi için hiçbir sebebin olmadığını savunan Say, “Ben Türkiye’nin iyiliği için müzik dersleri konusunu gündeme getirdim. Bu sembolik bir açıklamadır” dedi.

    YANLIŞ TERÜCÜME VAR

    Cumhurbaşkanlığının davetiyle ilgili ise Say şunları söyledi: “O gün davet edilseydim Letonya’da konserim vardı. Riga’da çaldım. Zaten katılamayacaktım.” dedi.

    Say, politik kaygılarının devam ettiğini yinelerken, ‘Ülkeyi terk ederim’ şeklindeki sözlerinin yanlış yansıtıldığını dile getirdi. Say, “Türkiye’yi terk etmem. Yanlış tercümeler var orada. ‘İnsanın içinden gitmek geliyor’ demek ‘Hemen terk ediyorum, Türkiye kötü bir yer’ demek değildir.” ifadelerini kullandı.

    Müfredatta örnek kişi

    Müzik öğretmenlerinin üçte birinin kendi dönemlerinde atandığını söyleyen Bakan Hüseyin Çelik, “Daha önce çok fazla müzik öğretmeni vardı da, biz mi attık?” dedi. Sanatçı Fazıl Say’ın sözleriyle başlayan “müzik öğretmeni sayısının yetersizliği” tartışmalarına cevap veren Çelik, 6 binden fazla müzik öğretmeninin 2140′ının kendi dönemlerinde atamasının yapıldığını belirterek,“Daha önce cok fazla müzik öğretmeni vardı da biz onları işten mi attık? istifaya mı zorladık?” diye konuştu.

    Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı, ünlü piyanist Fazıl Say’ı ilk ve ortaöğretim ders kitaplarında örnek kişi olarak gösteriyor.

  33. Bulent Murtezaoglu - 19 Ara 2007 - 2:51 pm

    Su iktidarin mensuplarinin, kurum ve kisi olarak kac kisiyi boyle birseyler dediler diye dava ettiklerinin bir istatistigi var mi bir yerde?

  34. Bulent Murtezaoglu - 19 Ara 2007 - 4:21 pm

    Fazil Say bunlari da demis. (Eksi Sozluk’te bulup cikartmislar)

    http://www.milliyet.com.tr/2001/12/02/pazar/yazfaz.html

    Ben — 2007 senesinden baktigimi da hesaba katin — pek bir elle tutulur sey gormedim yazida, bariz acayip ifadeler disinda. Diger taraftan o siiri ve Say’in onu ne hale getirdigini biliyorum, ve ABD’li arkadaslarima (Afganistan dahil) yeni savas hikayeleri ortaya cikinca hep beraber icimiz ezilsin diye (altyazili) youtube linkini yolladigim da vakidir. Ortaya konan eserlerin onlari urtenlerin uretirkenki fikir ufkunu asan manalari olabiliyor. Neyse, o link de su:

    http://www.youtube.com/watch?v=MmD-QpyYdhk

    (Tabii o cocuga onu soyletmek ozellikle ic ezdiriyor, bu sanat midir manipulasyon mu bilmiyorum. Ben manipulatif maksatla kullandigimden suphe ediyorum.)

  35. Bulent Murtezaoglu - 19 Ara 2007 - 4:51 pm

    Link de vereyim bari:

    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=nazim+yasasaydi+amerika+ya+hak+verir+aferin+derdi

  36. Ya ne deseydi - İzlenimler - 31 Mar 2008 - 4:42 pm

    […] malzeme sağlama fonksiyonu üstlenen ve geçenlerde başına gelen bir hadise sebebiyle kendisine destek olduğum Doç. Şahin Filiz, Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak gittiği bir konferansta […]

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş