Archive for Aralık 19th, 2007

Kitaplar

FST Aralık 19th, 2007

suskun.jpgBir süre bayram, yılbaşı vesilesiyle ara vereceğim, bir iki kitap önereyim. Meraklısı İhsan Oktay Anar’ın Suskunlar adlı kitabını zaten okumuştur, ben yine de iki kelam edeyim kitapla ilgili. İşin aslı kitap güzel, tipik ama sanki Amat kalitesinde değil gibi. Biraz da konuların çok bölük pörçük ele alınması bu etkiyi yapmış olabilir bende. Bazı gereksiz itici yerler de var, biraz da aceleye gelen yerler olmuş. Amat’i çok beğenmiştim, genelde beğendiğim kitabı bir hamlede okurum, Suskunlar’ı birkaç gün unuttuğum bile oldu. Demek ki bir sıkıntı var kitapta. Uzun İhsan Efendiyi uyarmış olalım.

Bazı heyecanlı okurlar İhsan Oktay Anar’ı bu üslupta tek zannediyorlar, halbuki Evliya Çelebi Seyahatnamesini yahut Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi’nin Amak-ı Hayal’ini bilenler için İhsan Oktay Anar çok da orijinal değildir. (Hatta Orhan Pamuk’un Beyaz Kale’si de sayılabilir). Yine de özellikle Amat ve Kitab-ül Hiyel başta olmak üzere tüm kitaplarında bu üstadların izinde başarılı iş yaptığını kabul edip kendisini takdirle karşılamak gerekiyor.

Suskunlarda yine birçok gönderme var. Benim aklımda kalanlardan biri Hz. İsa’ya yapılan son yemek göndermesinde Zahir’in ekmek ve şarap yerine kavun ve rakı için “Alın! Bu kavunu yiyin’ O benim etimdir! Rakıyı da için! O benim kanımdır” demesi oldu. Sırtında bir tomrukla idama giden Zahir efendiye din gayretiyle hücum edenler için “bunları ona yapanlar, teke tek kavga emekten kaçan ama savunmasız bir adamı dövmeye bayılan insanlardı” ifadesini de aktarmak isterim. Hasılı, yine İstanbul içre semtten semte dolaşmak, Osmanlı günlük hayatına aykırı bakmak, musiki üzerine ilginç bilgiler öğrenmek ve Habil ileKabil’den, Şeytana, İsa’dan Havarilere sayısız gönderme ile zihninizi çalıştırmak isterseniz Suskunlar hoşunuza gidecektir.

Bir de Robert Ludlum, toprağı bol olsun, ölmezden evvel Jason Bourne’un son kitabını yazmıştı, ben çok eskiden yabancı dilden okuduğumu hatırlıyorum, filmi popüler olunca Türkçesini de gördüm, Son Ültimatom demişler, ilk Bourne kitabı olan Ürperti’ye göre çok basit ama okunabilir. Bu arada ehli bilir ama bilmeyen için söyleyeyim, Bourne Identity ve devam filmleri ile filmlerin ilham alındığı kitaplar arasında neredeyse hiç alaka yok, dolayısıyla kitaplar ayrı bir tat verecektir. Filmler de kötü değil, onu da belirtmek lazım.

Şöyle bakınıyorum çevrede ne var, Clive Cussler Cengiz Han’ın Hazinesi, Umberto Eco Gülün Adı ve Kadro Dergilerinin 3 cildi var. Bir de Üçdal Neşriyattan Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 10 Cilt. Evliya Çelebi mutlaka okunmalı, bu kadar mı akıcı, nükteli yazı yazılır, helal olsun. Kabalcı Yayınları yeniden basmış diye işittim, tek ciltte toplamışlar.

Evet, bayram arasını boş geçirmeyelim, acıktıkça kavurma, şiş, haşlama, külbastı, köfte atıştırılsın, aralarda da kitaplara bakılsın. Bu arada epey bir süre güncelleme yapmayabilirim, yorumlara moderasyon koyuyorum, yorumunuz bir süre görünmezse endişe etmeyin.

Solcu Ne Yer?

FST Aralık 19th, 2007

52886.jpgAlmanya’da iki komünist milletvekili ıstakoz yemek yüzünden kavga etmişler. Durum benim de ilgimi çekti, malum bu konular önemlidir, yarın da kurban bayramı ne yiyeceğimize dikkat edelim. Haberde şöyle yerler var:

Avrupa Parlamentosu’nda sol kanadın iki milletvekili arasında “ıstakoz kavgası” çıktı.

Almanya’nın önde gelen komünistlerinden Demokratik Sosyalizm Partisi mensubu Sahra Wagenknecht, milletvekili arkadaşlarıyla yemeğe çıktı. Wagenknecht, restoranda ıstakoz yemeğe başladıktan kısa süre sonra aynı partiden milletvekili olan Feleknas Uca’nın fotoğraf çektiğini gördü.

Uca, hatıra fotoğrafları çekiyordu. Ama Wagenknecht bunların basına sızması halinde ıstakoz yerken görülürse tepki çekmekten korktu. Bunun üzerine sekreterini ertesi gün Uca’nın ofisine yolladı. Sekreter acil ihtiyaçları olduğunu söyleyerek dijital fotoğraf makinesini istedi…

Bir gün sonra makineyi Uca’ya götürdüğünde içindeki ıstakoz fotoğrafları silinmişti. Uca durumu fark edince “Makinem terbiyesizce karıştırılmış” diyerek şikayetçi oldu. Hakkında soruşturma açılan Wagenknecht, hem ıstakoz yediğini hem de fotoğrafları sildirdiğini kabul etti.

38 yaşındaki milletvekili kendini “Ben Almanya’da herkes ıstakoz yiyebilsin diye savaşıyorum” sözleriyle savundu.

İlginç bir durum. Öncelikle solcu milletvekilini kınamak isterim. Istakoz yediği için değil, “Almanya’da herkes ıstakoz yiyebilsin diye savaşıyorum” dediği için. Bir komünist tüm dünyanın ıstakoz yemesi için savaşmalıdır, Almanya ne oluyor? Neyse işin diğer tarafına gelirsek, evet, solcu adam idealindeki gibi yaşamalıdır. Bakın ünlü solcular hep fakru zaruret içindedirler. Misal tahminimce ÖDP başkanı milletvekili Ufuk Uras aldığı 8.000 YTL net maaşın bir kısmını fakirlere bağışlarken ünlü solcu Fazıl Say da herhalde garibanlara ayıp olmasın diye gecekonduda yatıp kalkıyordur. (Bir de yazıda Uca soyadlı Türkten bahsediliyor, bizim solcu Metin Uca’nın ahbabı olmasın?)

Tanıdığım pek çok solcu profesör var, ayda maaş ve diğer gelirlerle 5-10 milyar alırlar. Hepsinin lüks otomobil ve evi var. İletişim yayınları filan ikide bir global yoksulluk, Ümraniye, Sultanbeyli’de sefalet diye kitap çıkarır, Boğaziçinden hocalar filan “fakirliğe son, yaşasın sosyalizm” mesajı verirler ama çoğu Bebek civarında köşkte yaşarlar. (Aslında bunların bir bildiği var, malum komünist ülkelerde de politikacılar, büyük memurlar ve akademisyenlerin tuzu kuru olur, bunlara eşşek yüküyle maaş verirlerdi. Bizimkiler de komünizm gelse de nasıl olsa bizi etkilemez, biz keyfimizi süreriz diyorlardır). Kadıköy merkez, Çankaya, Bakırköy merkezin esas oğlanı CHP’liler de solcudur. Ha, Ahmet Hakan, Ece Temelkuran gibi fakir köşe yazarları da solcu olduklarını söylüyorlar. Eski günleri de hatırlamak lazım, komünist ülkelerde üst düzey yöneticiler, bunların ahbapları derece derece lüks içinde yaşarken vatandaş eşit bir şekilde sefil ama mutlu hayatını sürüyordu.

Peki ben ne diyorum? Ben Allah ne verirse yerim, denizden ıstakoz çıksa onu da yerim. Nasıl birşey bilmiyorum ama pahalı olsa gerek. Herhalde kurbanlık keçi için verdiğim 200 YTL’ye ancak bir iki defa ıstakoz yiyebilirim. Solcu muyum, ondan da emin değilim, fakir fukaraya hayır hasenat yapmaya çalışır, devletin en alt değil tersine ihtiyacı olmayan orta sınıfı beslediği yanlış sosyal devlet uygulamasına karşı çıkarım. Genel tanıma göre solcu değilim herhalde, üretim araçlarında özel mülk ve serbest mübadelenin olabileceğini düşünüyorum. Demek ki gönül rahatlığıyla ıstakoz yiyebilirim.

Türkiye’de sosyalistler ve genel anlamda solcular neden “Halka sosyalizmin güzelliğini anlatamıyoruz, niye oy alamıyoruz” diye ağlarlar bilir misiniz? Bir görüşe göre tuzu kuru sıcak köşe tutmuş entel solcular kapitalizmin getirdiği müreffeh hayattan vazgeçmeyi göze alamadıkları için, bir görüşe göre de Istakoz sebebiyle imiş.

Son olarak, herkesin Kurban Bayramını tebrik ederim.

(Solcular siz kıyma kavurmasına talim edin, bu bayramda fukara takımı kontrfile, antrekot filan yesin. Bayram sonu rolü değişirsiniz, siz fakirler adına hem ağlar hem de bonfile yer, fakirler de çorba ve makarnaya talim ederler. Sıkın iki gün dişinizi.)

Kapat
E-posta ile paylaş