Archive for Aralık 30th, 2007

Sırada Ne Var?

FST Aralık 30th, 2007

93301.jpgMalum geçen haftaları mağdurlara açılan telefonlarla geçirdik. Sayın başbakan mağdure başörtülü genç kızı telefonla aradıktan sonra milliyetçi muhafazakar olması büyük ihtimal bir öğretmenin şiddetine maruz kalan öğrenci de hem bakan hem de başbakan tarafından aranıp teselli edildi. Kervana yeni YÖK başkanı da katıldı, başörtüsü konusunda aykırı görüş beyan eden Doç. Şahin Filiz’i telefonla arayıp “takma bunları Şahin, yanındayım” diyen YÖK başkanı böylece “il dışına izinsiz çıktığı için” soruşturulan akademisyeni teselli etmiş oldu. Tabii ben de “sayın devlet büyüklerimiz, bak yarın ipin ucu kaçar, telefon masrafına dayanamazsınız, millet laf sözeder, bunlar sattıkları Telekomu zengin etmeye çalışıyor, der” diyerek uyarıda bulunmuştum.

Zira Türkiye’de başörtüsü sebebiyle mağdur kamu çalışanı ve talebe sayısı neredeyse nüfusun dörtte biri. Alevi vatandaşlarımız da korkularından gık çıkaramıyorlar, sadece büyükleri bürokraside yer tutmuş, onların keyfi yerinde fukara kısmının işi epey zor. Kürtle ayrı hikaye tabii. Anlayacağınız, Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Rum demeden başbakandan telefon bekleme durumunda epey adam var. Yarın bunlara blogcular, başbakanla ilgili MSN’de yazışan memurlar filan da eklenecek. Tabii Hrant Dink için telefon da şu an kafi değil. Hatim indirmek için hocalara para vermek en az telefon kadar masraflıdır.

Neyse ben bu uyarıları yaptım ama kulak asan yok. Bakın ne olmuş. Aslında bir mağduriyeti olmadığı halde “giderim ha” diyerek kendini mağdur konumuna getiren Fazıl Say konusunu hepimiz hatırlarız. Devlet kesesinden kurulmuş orkestrayı tutabilmek için ekrandaki Madımak görüntülerinden vazgeçmek zorunda bırakıldığını iddia eden Fazıl Say, kendisi gibi elit bir adamın kıllı ayılarla yaşamasının artık mümkün olamayacağı mealinde bir çıkışla kültür ve sanat gündemimize bomba gibi düşmüştü. Aldığı tehditler ve uğradığı hakaretler sebebiyle gidişi bir ölçüde haklı bulunan Orhan Pamuk’un tersine Fazıl Say’a genelde “gidersen git be, tutan mı var, hayret birşey” şeklinde tepkiler gösterildi. Ancak solcu Kültür bakanımız duruma müdahil olarak kendisini bir otelde kahvaltıya davet edip gönlünü almış. Haberde birbirlerine epey pas attıkları görülüyor.

Meraklısı habere bakabilir, benim ilgimi çekmiyor, yurtdışında mecburiyetten Fazıl Say’ın bir konserine gittim acısı daha çıkmadı, benim çapım ona yetmiyor ki zevk alamadım konserinden. Orhan Pamuk’un kitaplarını Fazıl Say’ın müziğine tercih ederim. Lafı dolaştırmazsak, ben sadece şu kahvaltı davasına laf edeceğim. Sayın bakan, telefon masrafı bitti şimdi mağdur (ve mağdur hisseden) insanlara yemek mi vermeye başladık? Yarın mağdurlar kapıya dayandığında “Fazıl’a yemek vermişsiniz, bizi de doyurun” diye ağlaştığında ne yapacaksınız? Misal, yakında gelsem, ben de kendimi mağdur hissediyorum, devlet bana da baksın, Blogcuya maaş bağlansın desem ne olacak? Hapse girmeyelim diye siyaseten doğruculuk yumurtlayacağız diye kafa beyin kalmadı, çekip gideceğim bu memleketten dersem ne yapacaksınız? Gene aklı ben vereyim, dayanamadım vicdan işte, ya aşevi açın, ya da ucuz meclis lokantasında ilan asın:

“Salı günü mağdurlara bedava 3 kap yemek verilir”

Fazıl, sen de gidecek misin, konuşma da git. Gitmeyeceksen de gideceğim deme. Bak Orhan baba taktı çantasını omuzuna çekti gitti, bu iş lafla olmaz. Üstelik adam senin gibi kendinden menkul meşhur değil, kapı gibi Nobel aldı. Onun gidişi Türkiye’nin ayıbı olarak omuzumuzda kalacak ama gitmeyişin senin ciddiyetini sıfırlayacak.

Bu arada devletin kültür ve sanat bakanlığı olmasının bize masrafını biri şurada hesaplarsa müteşekkir olurum. Kahvaltı hariç, herhalde onu bakan kendi cebinden ödemiştir.  Bir de ABD gibi kapitalist ülkeleri bilen söylesin, devlete ait olmadan opera, tiyatro, müzik yapılamaz mı? Sanatçı denen adam genelde bizdeki gibi maaşlı memur mudur? Geçen gene atıp tutuyorlardı İstanbul Belediyesi açık eksiltmeyle bir kısmı ünlü bir kısmı ünsüz tiyatrocu alacakmış, sanata saygısızlık bu diye. Eh sen devletten geçinmeye teşne olursan ihaleyle yazıcı kağıdı, paspas alır gibi tiyatrocu da alırlar.

Ağlamayacaksınız.

Kapat
E-posta ile paylaş