Ocak 2008 Arşivi

Diyecek lafım kalmadı

FST 29 Ocak 2008

atlahc.JPGAtilla Yayla’ya “tenzilatlı” olarak 15 ay hapis cezası vermişler, bir de büyük kıyak geçerek kendisini hapse koymayıp gözetim altında tutacaklarmış. Bir dostum BBC’deki linki yollamış ve “utanç” demiş. Bu konuda uzun yazı yazmayacağım, zira artık söylenecek sözüm kalmadı, eski yazılarıma bakın. Atilla bey bu işten yılacak biri değil, daha önce Mustafa Erdoğan ve Fikret Başkaya gibi örneklerde olduğu gibi o da hamama girenin terleyeceğini biliyordu, aslında bu hepimiz için geçerli. Nazım Hikmet, Kemal Tahir, Necip Fazıl yoludur bu, Atilla bey hiç mahcup olmasın, alnı açık başı dik dursun. Bu insanlar kendilerini ülkenin aydınlık günleri için feda ediyorlar, isteseler bir elleri yağda devlet memuru akademisyen olarak rahat hayat sürerlerdi, zoru seçtiler, başlarına neler gelebileceğini zaten biliyorlardı. Ben kendisiyle gurur duyuyorum, zor zamanında elimden başka gelen birşey yok, inşallah kısa zamanda bu durumdan iyi sonuçlar ortaya çıkar.

Bu işlerin mesulü 2-3 senedir ipe un seren AKP zihniyetidir, utanacak bir yer varsa o da 6 yıllık iktidarları döneminde söz söyleyip yazı yazdıkları için öldürülen, memleketten kaçan, hapse atılan aydınlar ayıbını sürdüren “şiir okuma” gazisi, karikatürcü mücahiti Tayyip Erdoğan, 301 müdafii Cemil Çiçek ve şürekasıdır. Bu zihniyet Fazilet Partisi kapatıldığında sırf adalet adına Anayasa Mahkemesini eleştirip nahak yere anormal para cezasına çarptırılan Prof. Mustafa Erdoğan’a sırtını dönen zihniyetin ta kendisidir. AKP kendi düzenlediği panelde hiçbir suç unsuru içermeyen bir konuşmanın ardından kopan fırtınada Atilla Bey için “biz tanımıyorduk, bilsek çağırmazdık” şeklinde olabilecek en aşağılık, terbiyesiz tavrı takınmış mensuplara sahip bir partidir. Tepedeki zihniyet de, Abdullah Gül müstesna, bundan farklı değildir. Bunlar köylü kurnazıdır, keserleri hep kendine yontar.

Ekonomi Türk sitesinden Barış Türkiye’nin manzarasını iyi çizmiş, Ergenekon saçmalığıyla milleti uyutan AKP’nin artık nasıl raydan çıktığını göstermiş.

Bugünlerde türban ve başörtüsü konusu tartışılıyor. Sakın ha kimse sonuç alınacağını sanmasın. Tartışılacak, sonra kaynayıp gidecek. Daha önceki tecrübeler bunu gösteriyor. Oysa bu ülkenin türban ve başörtüsü sorunu yok. Özgürlük sorunu var.

Bu ülkede herkes özgürlükten korkuyor. Bu iktidar da öyle. 2005′ten bu yana ne ekonomi alanında ne özgürlükler alanında yeni hiç bir şey yapılmadı. Yapıldı diyen beri gelsin.

Daha öncekiler gibi bu iktidar da vatandaşından korkuyor. Bir yandan RTÜK vatandaşın ne izlemesi gerektiğini belirliyor, ekranlara çeki düzen veriyor. Bir yandan devlet vatandaşın hangi sitelere girip girmeyeceğine karar veriyor. Ayda bir YouTube’a yasak geliyor. Diğer yandan bir profesör konuştuğu için hapis cezasına çarptırılıyor. Temelde marketlerin ne zaman indirim yapacağına devletin karar vermesi ile türban yasağının hiç bir farkı yok. Bu hükümet vatandaşın ahlak bekçisiyim rolüne soyunuyorsa birilerinin de ben de laikliğin bekçisiyim diye ortaya çıkmasına şaşırmamalı.

CHP’den ümit yok, MHP ve AKP tribüne oynuyor, yerel seçimde ahbap çavuşa rant sağlamak için başörtüsü tiyatrosu tezgahlıyor. Ümitsiz miyim, hayır, tırmalaya tırmalaya da olsa belli bir noktaya geldik, AKP bu süreçte önemsiz bir detaydır, mehter adımıyla da olsa ilerleyeceğiz, barbarlıktan medeniliğe doğru yürüyeceğiz, sancılı olacak, nice akil adamlar arada feda olacak ama dönüş olduğunu zannetmiyorum, biz istesek dünya bırakmaz faşizm burada iyice kök salsın.

Konuyla ilgili son yazım: Suç ve Ceza

Diğerleri: Talihsiz Sözler, AB Projesi, Çelik Blek, Atilla Yayla

Popularity: 38% [?]

24 Ocak

FST 24 Ocak 2008

Bugün 24 Ocak, 28. yılında anmış olalım.

24ocak.JPG

Yok deyen beri gelsin

Uğramışken: Şuna da bakabilirsiniz.

Popularity: 36% [?]

Duyuru

FST 23 Ocak 2008

Takke-I yazısını bir gafletle sildim, şu logolu olan. Yazıyı bir şekilde indirmiş, tümünü kaydetmiş olan varsa insanlık namına bana bildirsin. Bildiren ödüllendirilecektir.Internet Explorer kullananlar geçmiş, cache biryerlerden bulabilir belki.

Popularity: 27% [?]

Takke-II: Sakıncalı Dizi

FST 23 Ocak 2008

takke11.jpgEfendim, Mersin’deki takke vakasının ardından öğreniyoruz ki, işin bir de dizi boyutu varmış. ATV için çekilen Sinekli Bakkal dizisinde, eski yardımcı komedyen, son zamanların kötü Üvey Babası Şemsi İnkaya rol icabı kafasına bir takke giyecekmiş ama bakın olaylar nasıl gelişmiş:

Önce “Bu devirde kızını okula göndermeyen baba yok” dendi, ardından ana karakterin takke takması sakıncalı bulundu. Sonuçta Halide Edip Adıvar’ın eserinden uyarlanan “Sinekli Bakkal”, atv’de 5. bölümde yayından kaldırıldı

Devamı »

Popularity: 34% [?]

Takke-I: Sağdan Sola

FST 23 Ocak 2008

logotakke.jpgDün bir link yolladılar, Nahnu’da da gördüm tuhafıma gitti. Resimsiz olan haberde bir milli eğitim müdürlüğü sitesindeki logoda takkeli bir erkeğin bir kıza okuma öğretirken yaptığı hareketler bahane edilmiş. Hürriyette logoyu da gördüm. Sonra Nahnu.org’da Takke-II olayı da duyurulmuş. Bir TV dizisinde oyunculardan birinin başında takke olması ve dahası adamın Fethullah Gülen’e benzetilmesi ATV’de krize yol açmış. Olaya geçmeden konuyu biraz inceleyelim. Bu takke denen şey genelde bazı müslüman erkeklerin namaz kılarken kullandığı, Yahudilerin kippasına benzeyen, Özbekistan taraflarında filan yaygın olan, benim logoda Örümcek Adam’ın kafasında bir örneği görülebilecek bir giysidir. Geleneksel olarak kullanılır, muhtemelen tarihin bir döneminde icat edilmiş, “namaz kılarken başa bir şey koyalım, ne olsun, hah tamam şu olabilir, hem Yahudilerde de var” arayışının tecellisi olduğunu zannederim.

Bu takke ilk bakışta önemsiz gibidir ama Türkiye’de takke Cumhuriyet tarihi boyunca rejimi yıkarak padişahlığı geri getirmesi kesin görülen ve bu sebeple sürekli kontrol altına alınıp icabında sopa zoruyla dönüştürülmesi gerektiğine inanılan standart namaz kılan müslümanın bir simgesi haline gelmiştir. Nitekim Türkiye’de azınlık ve çoğunluk mağdurlara hürriyet talep edenlere liberalden mülhem liboş denirken, bu şahıs bir de müslüman hele de dindar ise kendisine Takkeli Liboş denir. Bu grup karşıya Faşos, Milloş, Devletços, Laiş, ulusçoş gibi ifadeler kullanmasa da, günümüz Türkiye’sinde her tür ideolojiye ait adlandırma zaten küfür manasında kullanıldığı için buna gerek de yoktur. Gerçi son zamanlarda Erbakan ve ulusalcı ittifakına bakarak Takkeli ulusalcı tabirinin kulanılabileceğini de hatırlatırım. Uzun lafın kısası takke halk arasında bir erkeğin müslümanlığına zahiren şehadet eder. Velev ki o şahıs hilekar bir tacir, komşularına zarar veren bir habis olsun, kafasında takke varsa hacı amca, dini bütün şahıs konumuna çıkar.

Diğer taraftan takkenin bazı zararları da vardır. Cumhuriyetin takkeliler tarafından yıkılıp içkinin yasaklanacağı endişesi taşıyan ve kendilerine çağdaş, laik adı veren kesimler duyargaları açık radarlarıyla çevreyi kontrole başladıklarında ağa ilk takılanlar da bu takkeliler olur. Misal eskiden bir şehirde -nedense- Atatürk büstü mü boyandı, kimse gidip fötr şapkalı birini derdest etmez, çarşıda pazarda ne kadar takkeli adam varsa karakollarda sabahlar, lüzumsuz eziyet görürdü. Bugün ortalıkta takke ile dolaşma çok yaygın bir özellik değil, buna ancak Türk dizilerinde -genel olarak- kötü müslüman tipi çizen şahısların başında rastlanıyor. Bir de bazı sünni tarikatler filan takkenin çok önemli birşey olduğunu düşünüyorlar. Genelde gömlek yaka cebi yahut pantolon arka cebinde muhtemelen bir tarakla beraber takke bulunduranlar genelde ortodoks bazı nakşi tarikatlerinin mensubu olabilir. Alevilerde ise takke yerine fötr şapka dini bir simge gibi kullanılır, gerçi artık onlar da bozuldu, ortalık kravatlı, entel gözlüklü Alevi dedesiyle doldu.

Bu genel girişten sonra gelelim cumhuriyeti korumak adına sürekli duyargaları açık gezen çağdaş, laik (demokrat diyen de var) yurttaşlarımızın son iki avına. Buna göre Mersin il milli eğitim müdürlüğü web sitesinde yanda gördüğünüz logo varmış. Haberde şunlar yazıyor:

Takkeli logoya soruşturma

Ali Ekber ŞEN/MERSİN, (DHA)

MERSİN Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi internet sitesi olan ‘http://mersin.meb.gov.tr’ adresli sitenin Hizmet İçi Eğitim bölümünde yer alan hareketli logoda, kravatlı, başında takke bulunan öğretmenin, küçük kız çocuğuna okumayı öğretirken elinin Arapça kitap okur gibi sağdan sola doğru hareket ettirmesi dikkat çekince, geceyarısı kaldırıldı.

Siteye ne zaman eklendiği bilinmeyen hareketli logonun bulunduğu sol bölüme üzerinde Atatürk’ün silueti bulunan Türk bayrağı yerleştirildi. Gelen bir ihbar üzerine gece telefonla ulaşılan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gül, bunun sorumlusu olarak, Tarsus İlçe Milli Eğitim Müdürü Ethem Sarı’yı gösterdi.

Bazıları çıkıp bana “canım sen de fazla yükleniyorsun, tamam müslümanlardan hiç hoşlanmıyorlar, ama zekaları konusunda düşündüklerinde haksızsın” diyor. Ben de kendimi yokluyorum, acaba nasıl isimlendirebileceğimi bilemediğim, belki ortodoks CHP zihniyeti, kısaca çağdaş denebilecek insanlar acaba ahmak denmesini hak etmiyorlar da ben mi önyargılı davranıyorum diye ama gelin de şu örneğe bakın. Bir defa ortada bir takke yok. Gayet şirin bir (hem de başı açık) küçük çocuk ile kısa kol gömlek giymiş, mütebessim, saçı düz kesilmiş ve de mavi kravat takmış genç bir öğretmen yok mu bu resimde? Yazıda “bir ihbar üzerine” denmiş. Peki ihbarı yapan diyelim beynindeki arıza sebebiyle görme yeteneğini kaybetmiş, Milli Eğitim yetkilileri ve DHA muhabiri Ali Ekber’in amirleri neden “saçmalamayın, bu resimde takke filan yok, adı açıklanmayan muhbirinizi de adam gibi seçin, elini sağdan sola hareket ettirmek de neymiş” dememiş?

Tabii bunun cevabını hepimiz biliyoruz, Milli Eğitim yetkilileri kulak asmasa “bak AKP’li memurlar kuran okutan takkeli adamı milli eğitim sitesine koymuş, laik rejim tehlikededir” diyerek hücuma geçen kesim tarafından sıkboğaz edilirlerdi. O sebeple hemen Atatürk silüetli bayrak biryerlerden bulunmuş ve müdürlüğün namusu kurtarılmış. Artık herkes derin nefes almış “oh, İran olmayacağız” diyerek geri salmış olsa gerek. Doğan Medya açısından baktığımızda ise bu zırvayı reddedip muhabiri azarlasalar kendilerini inkar etmiş olacakları için ulusalcı cephede ciddi bir çatlak ortaya çıkmış olurdu. Zira müslümanlarla ilgili bu tür haberlerin zaten büyük kısmının yalan ya da çarpıtma olduğunu başta Doğan medya mensupları olmak üzere herkes biliyor. O sebeple bu grup için haberin doğru ya da yanlış olması değil “amaca hizmet etmesi” önemlidir. O sebeple bu logodaki insanın saçı kolaylıkla siyah bir takke olarak düşünülebilir.

Peki Arapça kitap okuma konusuna ne diyelim? Logoyu hazırlayan nasıl bir şeytan olmalı ki Arapçanın sağdan başlanarak yazılıp okunduğunu bilmiş olsun? Bu yorumu yapmak da ancak DHA, Hürriyet ve Milliyet gibi çağdaşlık dostlarına mahsus bir yetenek olsa gerek. Madem Arapça kitap (herhalde Kuran kastediyorlar) okunuyor, bakın kızın başı açık, erkek de ayakta duruyor. Sağdan solayı akıl eden logo tasarımcısı kızın başına bir şey örtüp adamı da yan tarafa oturtamaz mı?

İlginç değil mi, 80 senedir çiğnenen bu sakıza rağmen vatandaş da geri adım atmıyor, tersi yönde gidiyor. Din duygusunun ne kadar güçlü olduğunu, din ile gelenek, töre vesilesiyle sokuşturulan abuk subuk hurafelerin farklı olduğunu dünyada tek anlayamayan Türkiye’deki “çağdaş” kafa kaldı herhalde. Atesitliğin de bir usul ve adabı vardır, bunlar tam hödük. Bir milim kafasına birşey girmeyen okumuş cahil sürüsünün, sabah programlarındaki bağırıp çağıran mahalle karılarından daha akılsız olması şayanı hayret bir durum. AKP türü partiler de “kah kah, bu budalalar sayesinde kılımızı kıpırdatmadan yüzde 70 alacağız, yaşa Hürriyet, durmak yola devam” diye prim yaparak rehavetle ekonomik politikalardan sapıyor, azınlık ve çoğunluk özgürlüklerini umursamıyorlar.

Neyse, daha takke işi bitmedi, bir dizi ayağı var konunun, o halde “Takke-II: Dizideki Sakınca” az Sonra…

Popularity: 30% [?]

Yaratık-II

FST 23 Ocak 2008

yatara.jpgSami Selçuk’un yaratığının ardından ilginç bir yaratık da Mars’ta görülmüş. Haberde şöyle deniyor:

Uzay aracının Mars’tan geçtiği şaşırtıcı fotoğrafta, sanki öylesine dolaşan “çıplak yaratık”, bir tepeceğe tırmanmış ve oturuyormuş gibi görülüyor. Sipirit’in geçtiği fotoğrafları 4 yıldır en ince ayrıntısına kadar inceleyen uzmanlar, fotoğraflardan birisinde küçük yeşil bir “yaratık”ın olduğunu farketti. Görüntüde insan fizyonomisini de andıran “yaratık”, dağlık alanda yürüyüp, tepciklerden birisindeki kayanın üzerine  oturmuş gibi görünüyor. Gayet rahatmış gibi bir pozisyonda kameralara görüntüsü yasıyan “yaratık“ın kolu, iki ayağından birisinin üzerindeymiş gibi algılanıyor.

Peki buradan ne sonuç çıkar, son birkaç günün ardından sadece şunu söyleyebilirim: Bu yaratık evrende serbestçe dolaşabilir ve başörtü takmadıkça Türk üniversite kampüs alanlarına serbestçe girebilir.

Bu arada yeşil yaratığın kolu biz Türklere birşeyler anlatmaya çalışıyor gibi.

Popularity: 29% [?]

Devlet ve Baskın

FST 20 Ocak 2008

ecbah.jpgDevlet Bahçeli başörtüsü açılımına yaptıkları katkıdan çark ederek Milliyete ıkınarak bir beyanat vermiş. Daha dün MHP’yi katkısından dolayı alkışlamışken, bu dönüş benim bile feleğimi şaşırttı. Aslında şaşırmış filan değilim lafın gelişi söylüyorum, Devlet bey şöyle demiş:

Teklifin kamuda çalışanlara türban serbestiği getirdiği yorumlarına karşı çıkan MHP lideri, kamu hizmeti sunanlar, kamunun kurallarına uymak zorundadırlar. Bizim anlayışımız budur” diye konuştu.

Bahçeli, “Tesettürlü komiser, hâkim olur mu? Hanım subaylarımız, ayrı bir üniforma giyebilir mi?” dedi.

Yahu bari sen etme, “tesettürlü komiser olur mu?” demişsin, peki neden olmaz? Tesettürsüz hakim olur da tesettürlüsü neden olamazmış? Tesetürsüz tesettürlüden daha mı adil olacak? Bu sözlerin dayanağı nedir, boş boş safsatayla meşrulaştırılmış şeyler. “Efendim tesettürlü hizmet alabilir ama veremez”. Peki niye? “Ne bileyim öyle denip duruyor, herhalde ondandır”. Kamunun kuralına uymalıdır denmiş, bu kamu denen şeyin kuralını siz yapıyorsunuz be Devlet baba, adam gibi yapın milleti cendereye sokmayın.

Sonra şu söz baştan yanlış “Hanım subaylarımız ayrı bir üniforma giyebilir mi?” denmiş. Hanım subaylar ayrı üniforma giysin diyen mi var? Zaten bizim subaylarımızın üniforması fevkalade kapalıdır, sadece başlarına giydiklerinin altına haki bir tülbent koyarlar o kadar. Bir kadın bütün sınavları geçip SAT komandosu olmuşsa ve ben başımı örteceğim diyorsa “olmaz” mı denecek? Ben komutanı olsam “aman kardeşim istersen çarşafa gir, senin gibi adamı nereden bulacağım, bak Yunanlılar Egede Çupra bırakmadı” derim. Ne alakası var ayrı üniforma ile? Hakim de cübbe ile uyumlu mat gri bir örtü örter, kimsenin umurunda olmaz. Komiser hakeza.

baskin.jpgBu lafları Baskın Oran da ediyor, hizmet alırmış da veremezmiş. Hocam, sana yakışmıyor, delikanlı biri olarak “hizmet veren babasının hayrına mı veriyor, karşılığında para alınıyor, bu işe her vatandaş gibi başörtülü de aday olabilir. Bak benim dinciyi andıran çember sakalım var kamu hizmeti veriyorum, devletten şu kadar maaş alıyorum, üstelik kapı gibi siyasi adamım, kimse de karışmıyor, ne demek hizmet veren başörtüsü takamaz” demen şart iken, saçmalıyorsun. Seni tanımayan birine göstersem “hay maşşallah, mübarek hacı amca kimlerden” demez mi? Resmen tipik dinci esnaf tipindesin. Şu resme bak, dersine giren biri etkilenip hemen namaza başlamazsa ne olayım.

Haydi Devlet Bahçeli ve MHP siyasi hesap peşinde senin ne endişen var? Bak kanun “sakalla öğretim üyeliği yapılmaz” diyor, istifa et o zaman. Kamu hizmeti veren adam solcu olduğunu alenen söylerse karşıdakini etkilemez mi bu mantıkla? Bu kafaya göre kamu hizmeti veren kişilerin bir tür uzaylı yahut mutfak robotu gibi ideolojiden soyutlanmış olması lazım. Bu mümkün mü? İdeoloji göstermenin, din yahut dinsizlik göstermenin tek yolu kıyafet mi? Sonra devletin kanunlarını insanların inanç kıyafetine göre revize etmek gayet makul birşey, herkes motive olur, misal adam Alevi dedesi ve tapu dairesinde memur, şöyle koca sakalı salaraktan işe gelse güzel olmaz mı?

MHP’yi boşverin, hocam sana ayıp oluyor, titre ve kendine dön.

Popularity: 51% [?]

Bayan Memurun İsyanı

FST 20 Ocak 2008

polis.gifAz önceki yazıdan hemen sonra ne göreyim, İngiltere’de bir grup hanım polis memuru kılık kıyafet yönetmeliğine ateş püskürmüşler. Hürriyet araya laf karıştırmadıysa şöyle deniyor:

İNGİLİZ kadın polisler, giydikleri üniformalardan şikayetçi oldu. İngiltere’de görev yapan bir grup kadın polis, üniformalarının kadınsı özelliklerini ortaya çıkarmaktan çok uzak ve konforsuz olduğundan şikayetçi olarak, sesini duyurmak için ülkede yayınlanan ‘Polis Dergisi’ne şikayette bulundu.

Kadın polisler giymek zorunda oldukları pantolonların popo kısımlarından duydukları rahatsızlığı dile getirerek, özellikle kalça kıvrımlarını saklayan pantolonların bel kısmının yüksekliğinden, kumaşların kalın olmasından şikayet ettiler.

Ayrıca bazı kadın polisler de çelik yeleklerden şikayetçi oldular. Özellikle büyük göğüslere sahip olan kadınlar, çelik yelek içinde rahat hareket edemediklerini iddia etti. Kışlık üniformalarından da şikayetçi olan polisler, modaya uygun görünmesine rağmen giydikleri kazakların kendilerini sıcak tutmadığını iddia etti.

Şimdi bizim çağdaşlarımız “Her işin kuralı var, asla bundan taviz verilemez” mi diyecekler yoksa “canım kadınların bu isteğinin kimseye bir zararı yok, çağdaş bir talep” diye yan mı çizecekler. Bunlara göre Türkiye’de bir yasa varsa, bir meslek için kılık kıyafet yönetmeliği gelmişse bu Allah’ın emrinden yukarıdır asla aksi düşünülemez. Bir laf desen “iyi ama yasa var” denir. Misal kravat denen şey kanuni ya, memurların büyük bölümünün 20 yaşında bağladıkları ve 30 sene çözmedikleri, leş gibi olmuş bir kravatı olur. Bir de çoğu memur koyu renk kareli gömlek üzerine berbat kravat bağlar. Yani gülünç bir şey. Ama dokunulmaz.

Neyse, uzatmayalım, bak İngiltere’de hanım polisler kalça kıvrımımızı gösteren pantolon istiyoruz demişler, herhalde bu işe en çok İngiliz erkekleri sevinecektir. Muhtemelen yönetmeliği hazırlayanlar da erkek olduğundan bu iş hızla çözülecektir.

Hayırlısıyla Türk kadının başı bitmeden İngiliz polisinin kıçı da gündemimize girdi, sonu nasıl gelecek bakıp görelim.

Popularity: 36% [?]

Memurun Kıyafeti

FST 20 Ocak 2008

isvecolis.jpgGeçenlerde MHP Anayasa değiştirmeye gerek yok, şu cümleyi ekleyiverelim başörtüsü çözülür demişti de aklıma geldi. O öneriye göre kamu hizmeti verilirken de başörtüsü serbest olmalı deniyormuş. Hay ağzına sağlık Devlet bey. Evet, gözden kaçırılmaya çalışılan bu konuyu gündeme getirmesi iyi oldu. Sonradan çark edildiyse de fark etmez.

Devamı »

Popularity: 38% [?]

Yaratık

FST 19 Ocak 2008

alien-weaver.jpgYargıtay Onursal başkanı Sami Selçuk katıldıuğı bir toplantıda bir sürü konu yanında başörtüsü ile ilgili dekonuşmuş ve şunu demiş:

”Üniversite, evren kent demektir. Eğer evren söz konusuysa her türlü yaratık ve bu arada her türden insanın oraya girme, orada bulunma hakkı vardır. Siz bunu engelleyemezsiniz”

Evren kent nedir, Kenan Evren’le bir bağı var mı? Orasını bilemem ama Sami Selçuk gibi usta bir hukukçuya şu gaf yakışmamış. Evet, üniversiteye her yaratık girebilir ama önemli olan başı açık mı giriyor yoksa kapalı mı? Sami bey bu konuya bir açıklık getirmemiş. Sonra yaratığı engelleyemezsiniz ne demek? Türk rektörü yaratıktan korkmaz, muhtemelen yaratık rektörü görünce kaçacak delik arayacaktır.

Yaratık demişken, evvelki gün bir haber görmüştüm. “Dünyanın en önemli UFO görüntüleri Kumburgaz’da filme alındı” denen haberde kamrera görüntüleri de var. Bu vesileyle haberi veren siteyi de bir parça inceledim. Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi diye birşeymiş. Bir sürü titrek uzay gemisi görüntüsü yanında bir de ne göreyim, mor-pembe renkli bir grup uzaylının hemen altında Atatürk resmi var, hem de ünlü “İstikbal Göklerdedir” sözü alıntılanmış. UFO sitesine de bu yakışır diye düşünseler gerek. Aslında buna da şükür diyebiliriz, zira daha önceki tecrübelerimizden Sirius yetkililerinin isteseler “Ben uzaylının yeşil, çevik ve zekisini severim” yahut “Bir Türk Andromeda Galaksisine bedeldir” diye laf uydurabileceklerini de tahmin edebiliriz. Anadolu Ajansı türü örnekleri malum. yine de Sirius yetkililerni UFO ile Atatürk’ü bağdaştırma becerilerinden dolayı tebrik ederin. Gerçi bilimsel bir araştırma merkezi olduğuna göre normaldir, hatta eğitim müfredatlarına bakın, İnkılap Terihi dersi de mevcuttur.

ufo.JPG

Daha fazla sulandırmazsak, bu vesileyle uzaylı yaratıklara da bir nasihatte bulunayım. Aman kardeşim Türkiye semalarında fazla dolaşmayın. Bu ülke şeytana bile illallah dedirtmiş, canınızı seviyorsanız Andromeda içlerine geri çekilin. Malum, istikbal göklerdedir.

Popularity: 37% [?]

İleri »

Kapat
E-posta ile paylaş