Aforoz ve Aleviler

FST Ocak 10th, 2008

alvei.jpgAleviler şu ara hareketli günler yaşıyorlar. Geçen gün televizyonda gördüm, gayet güzel konuşan yarım metre sakallı bir dede, 3-4 tane de sakalsız Alevi önderi, Reha Çamuroğlu’nun AKP ile işbirliğinde vereceği yemeği tartışıyorlardı. Bir dernek dışındakiler bu yemeğe katılmanın AKP’nin dümensuyuna girmek olacağını, AKP’nin 5 yıllık iktidarında Alevilere bir hayrı olmadığını, bundan sonra da buna inanmadıklarını filan söylüyorlardı. AKP lehindeki Aleviler ise bunun bir açılım olabileceği ihtimaline işaret ediyorlardı. Bu esnada “peki davete katılanlar düşkün ilan edilecek mi” sorusu gündeme geldi. Meğer Alevilerde hristiyanlıktaki aforoza benzer bir düşkünlük mekanizması varmış. Dedeler komitesi türü bir oluşum kararlarına uymayanları dışlayarak düşkün ilan ediyormuş. Düşkünlük konusunda şu söylenmiş:

“Düşkünlük”le ilgili en ciddi uygulamalardan birisi, 1970’lerin başında yaşanmıştı. AP’ye, dönemin Alevi partisi olarak bilinen Birlik Partisi’nin 5 milletvekili “güvenoyu” vermişti. Bu vekiller, o dönemde “düşkün” ilan edildi. Alevi toplumu, bu 5 ismi dışlamıştı.

“Düşkün”, Alevi yol ve erkan kurallarına açıkça aykırı davranarak Alevilik ve Alevilere zarar veren kişilere uygulanan bir yaptırım. Alevi toplumu “düşkün” ilan edilen kişiyle inançsal, kültürel, sosyal ve insani her türlü ilişkisini tamamen kesiyor. Aleviler, “düşkün” ilan ettikleri kişinin sadece cenazesini kaldırıyor. Düşkünlük, işlenen fiilin ağırlığına göre kısa süreli dışlamadan, ömür boyu dışlamaya kadar gidebiliyor.

Adam öldürmek, başkasının eşini kaçırmak, ırza tecavüz, Aleviliğin sırlarını yabancılara açmak, Alevi karşıtlarıyla işbirliği yapmak gibi fiiller “düşkünlük” için gerekçe olabiliyor.

Bir kişinin “düşkün” olup olmayacağına, dedelerin başkanlık ettiği “Cem toplantısı”nda karar veriliyor.

Bu arada toplantıda AKP lehindeki Alevi önder, özellikle kendilerini İslam dışı gören Alevi gruplar olduğunu bunların ise Muharrem ayı ile ilgili bir toplantıya davet edilmesinin elbette söz konusu olamayacağını söyledi. Diğerleri de bu şahsın iddiasına ses etmedi. Nitekim bu şahıs İzzettin Doğan’ın izinde olduklarını da belirtti ve keşke İzzettin hoca da davete katılsa diye dilek beyan etti. Anlaşılan Aleviler içinde İslami unsurlar kadar İslam dışı unsurlar da mevcut. (Bilmezmiş gibi yapan gazeteci üslubu kullanayım, havalı oluyor). Bu kesim içinde Marksist örgütlerin ve PKK’nın Alevi kisvesiyle kolayca hareket etmeleri söz konusu. Hatırlanırsa öldürülen terörist Tikkocuların cenazesinin Gazi cemevinden kaldırılması pek de istisna bir durum sayılmazdı 2-3 sene evveline kadar. Aynı kuvvayı bilmem neci terör oluşumlarının aykırı yazarlara, azınlıklara ve misyonerlere karşı saldırılarında Atatürk’ü siper etmesi gibi birşey. Ama anlaşıldığı kadarıyla Alevilerin çoğunluğu bu tür oluşumun dışında. Özellikle ben sakalı olan dedeyi beğendim. Hakikaten düzgün, mantıklı ve anlaşılır konuşuyordu. Helal olsun. Hiç de fanatik bir görüntüsü yoktu. Bu tartışmanın genel olarak kamuoyu için yararlı olduğunu düşünüyorum, epey insan Alevilik hakkında bilgilenmiş oldu.

Öte yandan benim de aklıma bu tartışma vesilesiyle birşeyler geldi. Öncelikle Aleviler “biz AKP’nin dümen suyuna girmeyiz” demekle ilk anda haklılar ama bu zımnen ve zaten kendilerinin de inkar etmediği şekliyle “biz CHP’nin dümen suyundayız” demektir. Dolayısıyla konu birinin dümen suyuna girmemek mi yoksa AKP’nin dümen suyuna girmemek mi? Acaba AKP içine girilirse önceki dönemdeki bazı imkan, çıkar, rant vesaire el mi değiştirecektir? Aklıma bu geldi.

luther24.jpgİkincisi, Alevi önderler ikide bir Alevilerin ne kadar laik ve çağdaş olduğundan dem vurdular. Bu da bana garip göründü. Sonuçta Alevilik ile laiklik arasında ne ilişki olabilir ki? Düşkünlük gibi bir aforoz müessesesi işleten son derece kapalı kutu bir tarikat benzeri yapı nasıl laik olabilir? Hele de işin Hz. Ali, Hz. Hüseyin gibi dini ve tarihi kişiliklerle bağı varsa bu “laiklik” iddiası biraz AKP karşıtlığının yansıması gibi durmuş, hiç de akla yakın durmamış. Çağdaşlık ise anlamsız bir laf, hepimiz 21. asırda biyoteknoloji çağında yaşıyoruz. Yok bununla Batı Medeniyeti kastediliyorsa, Alevilerin bununla ne lakası var, Anadolu’da Sünni vatandaş nasıl yaşıyorsa Alevi de öyle yaşıyor. Çağdaş ile CHP’li olmayı kastediyorlarsa o ayrı. Bu da bugün pek matah bir özellik değil.

Son olarak aklıma şu geldi. Aleviler çıkıp açık şekilde bir topluluktan dışlama yapmayı, bir kurulun bunun için yetkili olduğunu filan söylüyorlar. Bakıyorum kimse tepki göstermiyor. Misal Adalet Partisine oy verdi diye birileri cezalandırılıyor kamuyounda “yahu bu çağda böyle şey olur mu” diyen çıkmıyor. Düşünüyorum da, Sünni bir oluşum böyle dini ifadeler kullanarak televizyona çıksa, hele de Alevi dedesi gibi kocaman bir sakalı olsa “çağdaş” kesim hem adamların kılık ve kıyafetine anormal laflar ederdi, hem de “bu gericiler aforoz müessesi işletiyor” filan derlerdi. Aczimendilerin ne kabahati vardı, giydikleri elbiseler dışında kimseye bir zarar vermiyorlardı.

Hele hele Muharrem ayı gibi tamamen İslam dinine ait bir kurumun Alevi kesimce kutlanması, AKP’nin de bu amaçla iftar vermesi konusundaki tepkisizliğe, “şeriat mı geliyor” gürültüsünün olmamasına şaştım. Sünnilerin Ramazan iftarı mesaiyle çakışınca, buna göre düzenlensin önerisine “ülkeyi din kuralları mı yönetiyor” diye tepki gösterenler Alevilere muharrem iftarına devlet katılımına pek ses etmiyorlar. Anlaşılan Aleviler ile Sünniler arasında Aleviler, devlet ve bürokrasi partisi CHP ve yandaşlarınca sempatik bulunuyorlar, bunların dinle yahut gelenekle ilgili uygulamaları yanlış ya da akıl dışı da olsa hoş görülüyor. Sünniler ise dinci ve gerici olarak görülüyor.

44047.jpgMesela Alevilerin kendileri ile ilgili birtakım olumsuz sözlere tepki gösterdiği malum, Güner Ümit şimdi ne olduğunu hatırlamadığım bir söz kullandığı için Star TV Aleviler tarafından basılmış, epey zarar da verilmişti. Güner Ümit de ülkeden kaçmak zorunda kalmıştı. Tipik bir protesto eylemi boyutunu aşan bu baskında ve baskıda bulunan Aleviler hakkında soruşturma açıldığını işitmedim. Sonuçta Güner Ümit “söz” söylemişti, kimseye bir saldırıda bulunmadı, hatta hemen hatasını anlayınca özür diledi ama kimse bunu dikkate almadı. Bir dizide köpeğe Hüseyin adının verilmesi de olay olmuştu. Halbuki Aleviler Yezit ve bazı sahabeler hakkında epey ağır konuşurlar. Sonuçta Yezit dönemin kralıdır ve Hz. Hüseyin de ona başkıldıran bir siyasi muhaliftir. Tarihte saltanat savaşlarında nice kelleler uçmuştur. Bir de anlamadığım, Hz. Hüseyin’in şehadeti bu kadar büyütülür ama Hz. Hasan’ın zehirlenerek öldürülmesi, Hz. Ali’nin yine suikastle şehit edilmesi hiç gündeme gelmez. Ben Alevi, Şii değilim, Sünniliğim de su götürür, bu konularda biraz bilgim var ama detayları bilmem. Bilen varsa bizi aydınlatabilir.

Sonuç olarak, Alevilerin topluma açılmasını kendim adına olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Aynısı bazı kapalı Sünni gruplar içinde olacaktır zamanla, muhtemelen bunların devletçe baskı altına alınma yahut cezalandırılma ihtimali ortadan kalkarsa su yüzüne çıkacaklar ve topluma karışacaklar, küreselleşme seli içinde normalleşeceklerdir. TV’de izlediğim dede gibi makul insanların da daha fazla ekranlarda görünmesi, Alevilik konusunda ılıman tartışmaların yapılması iyi olur. Tabii bu konuda ehil ilahiyatçıların, antropologların ve sosyologların da çalışması çok, onlardan da yararlanılabilir. Aynı şey şu an yasaklı olan Sünni tarikatlar için de geçerli. Cezalandırılma korkusu olmadan su yüzüne çıksınlar, konuşsunlar. Açık toplumdan kimseye zarar gelmez. Alevisi de canının istediği gibi ibadetini yapsın, sünnisi de istediği zikir, tören neyse onunla uğraşsın. Devlet elini vatandaşın dininden, camisinden, cemevinden, dergahından çeksin. Elektrik, su parasını, imam ve dede maaşını ödemesin. Herkes huzurla işini görsün.

Uzun lafın kısası, iyi bir yöne doğru gidiyoruz, kaçınılmaz gelişmeler bunlar.

(Alevilerin durumunu gösteren ilginç bir araştırma var, okumanızı öneririm. Aslında bunun üzerine de bir yazı yazılmalı. Bir yeri alıntılıyorum)

İşte Cafer Solgun’un yazı disinin sunuş bölümü ve ilginç görüşler:

“KONU NEYDİ?

Muharrem Dede’nin, duvarlarını 12 İmam resimleri, Atatürk büstü ve Türk bayraklarının süslediği makamında, söyleşiden önce biraz sohbet etme imkanımız oldu. Elazığlı olduğunu söyledi. Benim Dersim, Ovacık’lı olduğumu öğrendiğinde ise, “aslen ben de Ovacık’lıyım” dedi. Bunu neden baştan söylemeyişini, “çok eskiden ailesinin Elazığ’a göç etmesine” bağladı. Hemen ardından, “Dersimli olunca başka şeyler düşünüyorlar” diyerek güldü. Muharrem Dede ile görüşmemiz, aklıma geçen yıl, o zaman çalıştığım bir TV kanalı için haber yapmaya gittiğim Gazi Mahallesi’ndeki cem evinin dedesini getirdi.

İstanbul İdare Mahkemesi, bir Alevi yurttaşın başvurusu üzerine, bütün Alevi velilerine emsal teşkil edecek önemli bir karar vermiş ve “eğer istemiyorsa din dersine girmeyebilir” demişti. (Valilik sonradan bu kararı tecil etti.) Gazi Cem Evi dedesinden bu durumu değerlendirmesini istemiştim. Ben dedenin “bu kararın alınmasında geç bile kalınmıştır, hemen bu yönde gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır” şeklinde görüşler beyan edeceğini düşünürken, o, dönemin cumhurbaşkanına hiç ilgisi yokken övgüler düzmeye başladı. Sonra uzunca bir Atatürk güzellemesi yaptı. Bazı Alevilerin Atatürk’ü neredeyse “13. İmam” mertebesinde gördüklerini de biliyordum. Acıklı bir durumdu. Zorunlu din dersi uygulamasını getiren 12 Eylül askeri cuntası idi. Ama yine de “Allah devletimize, ordumuza zeval vermesin” durumu söz konusu idi.

Gazi Cem Evi’nden çıktığımda, kapıda “devrimciler” vardı. Onlar da görüşlerini söylemek istediler. Biri cebinden çıkardığı bir broşürden, içerisinde bolca “emperyalizm, neo-liberalizm” kavramları geçen cümleler okumaya çalıştı. “Devrimciler” bir telden, dede bir başka telden çalınca, çareyi sokaktan insanların görüşlerini almakta bulmuştum. Konuyla ilgili konuşanlar da sadece onlar olmuştu zaten. Alevilerin cem evlerinin “ibadethane” olarak kabul edilmesini talep etmesi ne denli doğru ve haklı ise, cem evi ve dedelerimizin mevcut durumunu neden ve sonuçlarıyla birlikte sorgulamaları da, bir o kadar Aleviler açısından ertelenemez bir ihtiyaç…”

7 Responses to “Aforoz ve Aleviler”

  1. abazagürci 10 Oca 2008 - 16:32:44

    aforoz yolları kesti o zaman ahahaha kasım dede sana köydekilerin parası yeter ihaleci ampülcülerden para bekleme kendini tehliye atma! 20 leri hatırla sivasta ağırlamanın cevabı dersim olmuştu ahahah

  2. abazagürci 10 Oca 2008 - 16:34:26

    artı bunlarda akpli olursa dinci statüsüne direk bi sıçrama yaparlar bizim medya sağolsun böyle bi değişik daha doğrusu beyinsiz. ama yine söylüyorum ampüle güven olmaz

  3. abazagürci 10 Oca 2008 - 16:39:55

    tehliye yazmışım ya tehlike diye düzeltirim özür dilemem artı 20 lirde bi bilgi yanlışım olabilir mi bi daha okuyayım mı fethi ağabey. hatta istersen sıkarız ahaha

  4. abazagürci 10 Oca 2008 - 18:53:07

    20 lirde ahahah yanlışlarım çok benim eksiklerim var ahahah nolucak kitap listesi istiyorum nolur bi yardım aman nolur noluru bilir misiniz hadi ama çok eksiklerim var bütün kalbimle yardım istiyorum

  5. Bulent Murtezaoglu 10 Oca 2008 - 21:35:48

    Fethi bey,

    Bir dernek dışındakiler bu yemeğe katılmanın AKP’nin dümensuyuna girmek olacağını, AKP’nin 5 yıllık iktidarında Alevilere bir hayrı olmadığını, bundan sonra da buna inanmadıklarını filan söylüyorlardı.

    Galiba Milliyet’te bir baska yazi cikmisti bunun istenen seklinin AKP’nin Alevileri davet etmesi degil de Alevilerin kendi yemeklerine katilma seklinde olacagi yaziyordu[1]. Yani iftardan bagimsiz, Alevi’nin yaptigi yemegi yemek filan seklinde olmasinin bir sembolik ozelligi varmis galiba. Bulursam yaziyi gecerim, ama dogrulugunu tartacak durumum yok tabii.

    [1] Bir yakinim cok yakin zamanda biraz hadiseli bir Alevi/Sunni evliliginde, Alevilerin ev sahipligi yaptigi dugune gitmis, normal ev sahipligi cok asan guzel muamele/ilgi gorduklerini anlatip duruyordu. Belki hakikaten en azindan bazi cevrelerde bir Sunni’nin normal davranmasi ek bir jest olarak algilaniyor. Bunlari bilmek kabil degil bir iki ornekle tabii.

  6. Bulent Murtezaoglu 10 Oca 2008 - 23:25:31

    Ek$iciler de bulasmis bu ise, orada ALevi oldugunui soyleyen/ima eden insanlar da var:

    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=alevi+iftari

  7. vadininbozkurdu 11 Oca 2008 - 16:12:22

    alevilikde düşkünlük diye birşey varsa (ki varmış gibi görünüyor) buyursunlar uygulasınlar , bunun uygulanması neden laikliğe aykırı olsun ki ?
    adam konusunda güvenilen bilinen sözü dinlenen biriyse (böyle biri olmasa da olur ) ” bu adam düşkündür” desin geçsin , güvenen düşkün muamelesi yapsın ( mahalle baskısı! gibi ) inanmayan muhabbete devam etsin
    hoş değilmiş , şık değilmiş , olurmuymuş , hangi çağdaymışız…..bla bla , yaw sanane ben bu dedeye güveniyorum , sözüne uyuyorum , bu da alevilikde var, uyguluyorum kardeşim , buda benim alevi yorumum
    deme hakkına herkes sahiptir

    aynısının tıpkısının biraz benzeri münafıklık-mürtedlik gibi , birisi kalkar “şu adam münafıktır” der , inanan inanır

    devir bu devir ( ha sunnilik kitabıyla sünnetiyle fıkhıyla geleneğiyle ekolüyle…..vs çok çok daha teknik ve berrak olduğu için kim nekadar kaale alınır , kim hangi yetkiyle yapar….vs ama münafıklık tanımı var diyene de bidat getirdi diyemezsin , çünkü var )

    ha bana kalırsa dibine kadar inancı siyasete alet etmek , chp ye hizmet etmekden başkaca birşey değil ama
    adam ortaya kendi karakterini koyuyorsa buyursun koysun , kendi kumarını kendi oynar kendi riskini kendi alır

    ha zamanla (birçok alevi gibi) insanlar “yaw bu dedeler baykalın kıçını kurtarmakdan başka bir halt etmiyorlar” dediğinde , görürüm ben onları

    devir bu devir , ben kendi inancımı yok 657′ye yok bilmem kaçıncı madddeye tabi memurun insafına bırakacak değilim , alevilere de tavsiyem o , yeterki samimi olsunlar , kendi inançlarını berraklaştırmaya çalışsınlar ,ondan sonra acaba hükümet bizi kandırırmı , elimize şeker verir de ensemize tokat çakar mı diye kara kara düşünmek zorunda kalmazlar…………ulen 85 tane alevilik tarifi olur mu ya ? buna nasıl isyan etmiyorlar ki ben anlamıyorum , önüne gelenin alevi tarifi yapmasına ilk önce onların karşı çıkması lazım , yol geçen hanı mı bu ? demeleri lazım…..herneyse kendini islam içinde gören alevi kardeşlerime en hayırlısını dilerim , dışında görenlere de hidayet …….

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş