Hıyar
FST Ocak 14th, 2008
Dağda bayırda Atatürk gölgesi aramak (yabancılarda Meryem Ana) kadar, meyve, sebze ve hayvanatın üstünde Allah, (yabancılarda God) yazısı aranması, yerine göre bulunması bildim bileli yaygın bir davranış türüdür. (Yapay olanları saymıyorum). Benim çocukluğumdan bu yana üstünde Allah yazan sebze meyve ile herhalde bir halde kabzımal dükkanı açılırdı. Üzerinde ayyıldız olan, Allah yazan ineklerden de çiftlik kurulurdu. Yerel bir haber sitesinde gene gördüm ama insaf, bu kadar da “hıyarlık” olmaz ki canım. Şöyle deniyor:
Karaman’da elma ve salatalığın üzerinde yazılı olarak bulunan ibretlik Allah lafzı görenleri hayrete düşürdü.
Allah’ın mucizesi olarak görülen bu durumda gördükleri olayı Larende.com’a gelerek paylaşan hemşerilerimiz bu durumdan çok etkilendiklerini belirtiler. Herkesinde bu ibret verici olayı görmesini istediklerini söyleyen Karamanlı Mehmet Ali Terlemez; “Eşim eve davet ettiği misafirlere meyve ikram etmiş. Meyve yedikleri sırada elmayı kesen komşumuzun elindeki elma dilimi dikkatini çekmiş. Baktıklarında elmada Arapça olarak yazan Allah lafzını görmüşler. Akşam eşim bana gösterdiğinde çok etkilendim ve bunları sizinle ve sizin aracılığınızla tüm dünyaya paylaşmak istedim. Allah kâinat da birçok örneklerle varlığını kudretinin nelere kadir olduğunu göstermekte.” dedi.
Diğer bir ibret verici olay ise Karaman’da bir alış veriş merkezinde yaşandı. Meyve sebze reyonunu düzenleyen işyeri çalışanı Recep Yıldırım salatalıkta bulunan Arapça harfler dikkatini çekti. Salatalığa dikkatle baktığında Allah lafzının yazılı olduğunu gördü. Bizimle yaşadığı ilginç olayı paylaşan Recep Yıldırım ise: “Allah’ü Teala her yerde biz insanların kendisinin varlığını kavramamız ve O’na itaatte yapmış olduğumuz gafilliklere karşı nedametimizi gerektiği şekilde belirtmemizi istiyor” dedi.
Yahu adamın ağzını bozduracaksınız, bu hıyarın üstündeki “yazı” mı canım? Nereden hayrete düşülüyormuş? Bildiğin bir leke. Duyan da kırk yıllık hattat celi sülüs levha yapmış zannedecek. Elmada da ince bir lif var. Bir de mesaj vermezler mi, ‘Allah kudretini gösteriyormuş’. Allah kudretini gösterecek yer bulamadı da senin hıyarında mı görünecek bre densiz. Git Hubble teleskopuna bak, belki orada bulutsu Allah yazısı bulursunuz. Allahü Teala senden hıyarla, elmayla nedamet göstermeni istemiyor, elmayı hıyarı satarken hile yapma diyor.
Karaman’daki yerel medya temsilcisi de nasıl biriyse “hasta mısınız kardeşim, gidin afiyetle yiyin hıyarı, elmayı, hem mübarekse şifa olur, gerçi siz şifayı çoktan bulmuşsunuz ya” diyeceğine almış kocaman da resmini koymuş siteye. Şu şehirde yaşayan varsa benim namıma gidip mübarek hıyarla, elma-yı şerifi bir ziyret etsin bakalım. Tövbe hey Allah..
Bazı dostlar “şu ara çok asabisin, yazıların tonu sertleşti” diyor, gelin bakalım siz şu haberlerden sonra sakin kalabilin.
(Hoop, bir dakika, monitörüm fena tozlanmış, şöyle gölgeli bir şekil var, Marks desem değil, neyse boşverin… Sileyim gitsin.)
- Toplum
- Comments(29)
.
O değilde uydu görüntüleri var, aceleden hemen googladım.
http://www.news24.com/News24/World/Tsunami_Disaster/0,,2-10-1777_1645055,00.html
allah nedense türkiye’de ve hatta tüm dünya’da sadece tek adını (allah) ve sadece arapça yazıyor. ne diyim allah’ın takdiri işte.
Kuran Arapça ya ondandır,Tanrının seçtiği son yazışma dili bu. Sankritçe yazsa nasıl anlaşılacak?
İngilizce yazanı var yalnız.
http://www.slashfood.com/tag/god%20eggplant/
Bu patlıcan satışa çıkmış, para veren de var galiba.
http://www.philly.com/inquirer/polls/9257196.html
http://www.philly.com/inquirer/gallery/20070820_GOD_eggplant_slice_hits_eBay.html
Bizim hıyarı da satabilirler.
Aslında bayraklı ineğe çok para teklif eden çıkar ya, kurbanda paçayı kurtardıysa.
Ben de benim evin hemen kosedeki “mucize”nin resmini ariyor idim ki Fethi bey’den biraz daha kizmis bir amerikanyalinin “camda beliren Hz.Meryem resmi”ni tuzla buz ettigi haberi ile karsilastim….
Walla harbiden benziyordu…
Bakin nasil yorum yapmislar : “”He took something that is irreplaceable to the community,” prosecutor Doug Ellis told Downey. “That’s like slashing the Mona Lisa.”"
Yani bence o hiyari falan yemeye kalkarsaniz bir iki kisi dava neyin acabilir… Savci cikip “Bu adam cu cemaatin geri yerine koyamayacagi birseyi yemistir… Bu icinde muhtesem Ebru calismasi yapilan suyu icmek gibidir” falan der ne diyeceginizi sasirirsiniz….
Isin garibi buna “Mucize” diyen adamlarin sadece ayda yilda bir agac yada yaprakta degil tamaminda gozuken cekirdekten kocaman taslari delip buyuyen agaclar mucizesini gormemeleridir…
Ahan da link
Fatih Bey,
Hıyarı boşverin, sizi gören cennetlik.
Bu arada cam da bir acayipmiş.
Hah, Fatih bey galiba o camdan da bahsedilen bana komik gelen bir konusma filmi linki vereyim: Why people believe strange things.
Walla Christmas isleri sonra yeni bir duzene gecis falan biraz ayri kaldim sizlerden. Ama size yuzkitapta baya birseyler gonderiyorum lutfen onlari yok saymayin :p
Bulent Bey merhabalar… Sizleri de gormek guzel…
Isyerinde bilgisayardan disari ses vermek yasak, Bluetooth’da evde kalmis. Artik aksam dinlerim ne dedigini..simdilik sadece resimlerine baktim :p
Bu arada Muzmin Bey nerelerdedir bir haberiniz var midir? (Baskina gidecegim de!
)
Fatih bey, (Allah bereket versin!) siz de Muzmin bey de, bir olcude Metin bey de ortalikta yoksunuz. Bilmiyorum Muzmin beye ne oldu diye, yalniz cok mail biriktirdim o yuzden ozelden haber verdiyse de ben henuz okumamisimdir. Siz bir ugrasin bakalim, ozluyoruz burada ortaya ciksa iyi olur.
Millet interneti boşladı herhalde. Anladılar tabii havanda su dövmenin boşa olduğunu. Muhtemelen izliyorlardır ama herhalde işleri çok.
Delidumrul, Manyakadam filan da kayıp. Gerçi arada yeni simalar da geliyor ama kalıcı olan yok pek.
Müzmin Bey’i ben soracaktım bir kaç gündür aklımdaydı , özledik kendisini.
Aksam evden guzel bir mail atayim kendisine

olmadi yuzkitabindan misket bey vasitasi ile ulasmaya calisacagiz artik
Konstantin Bey,
Sizi önce başka bir ilmekte gördüm ve hesap sordum. Haberiniz olsun. Siz yokken buraların tadı tuzu kalmadı. Fethi Bey’le Bülent Bey de olmasalar hepten bombok olacaktı blogistan.
Gelişmelerin özeti:
Muzmin Bey kaçıp kurtuldu. Ben denedim, beceremedim.
Metin bey,
Yiğitliğin onda dokuzudur. Müzmin bey de yiğit adammış. Onda biri de hiç ortalıkta görünmemek, o da Fatih beye kalmıyor.
Fethi Bey,
Ortalıkta görünmemeyi bir ay denedim, olmadı, beceremedim. 1/9 oranında mı yiğidiz şimdi?! Neyse, bu da birşeydir.
Bu arada, bu dönemde tümden kabuğuma da çekilmiş değilim, herbir satırınızdan, kelimenizden haberim var. Tansel kardeşimle aranızdaki yüksek gerilimli diyalog da gösteriyor ki, Sultan İkinci Fethi dönemi başlamış. Asabi Fethi Bey’e alışık değiliz, aklımız şaştı bu işe biraz.
Ha, bu arada, Nafta mafta deyince aklıma geldi söylemek; benim oraya buradan bir e-maganda virüsü bulaştı. Kerata kendini heba ediyor beni gıcıklandırmak için, ama bilmiyor bizim kim olduğumuzu tabii, yazık, kelebek ömründen boşa zaman harcıyor.
Metin bey,
Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla denmiştir. Avcılığınızı bilemem, gerçi ağalığınızı da göremedik. Bunlar sınamayla bilinir.
Evet, endişem Zapatistaların kapıma dayanıp “nedir bizden istediğin densiz herif” diyerek yakama sarılmaları. Arada gerilim yükselir, bu da işin tuzu biberi.
Evet, bunu beğendim. II. Fethi eydür tiz kelleler urula, yüce dağlar misali yığakonula. Bu arada asabi değilim, hıyar, Polat gibi şeylerden bahsedince öyle algılanmış olabilir. Asabi olmadığım için mazeretim de yok dolayısıyla. (Üşüdünüz mü espriden dolayı?)
Bir yardım isteği midir bu? Bizim gücümüz yetmez öylesine, ben Tansel gibi delikanlı adam isterim karşıma.
Fethi Beyciğim,
Zapatistalar kapınıza dayanırsa eski bir komünist olarak bendeniz size bi kıyak çekerim artık. Eğer Tansel Bey çekmezse o kıyağı tabii.
Gelgelelim, gençlik güzel şey. Hayaller sınırsız, yeldeğirmenleri köhne. Tansel Bey kardeşime gıpta ediyorum. ben ne yazık ki insanın özü hususunda onun kadar iyimser değilim artık, ne de olsa yaşlandık biraz. Komünist cennet naçiz kanaatimce bir hayalden öte gidemeyecek. İnsan kötü, kolla dötü misali. Zapatista romantizmi elbette çok hoş çok güzel. Lakin dışarıda bir canavar daima hazır ve nazır.
Ha, imparatorluklar yıkılmaz mı, yıkılır elbet. De, sonrası? Ya sonrası? Onu da gördük müteaddit defalar. Yok, olmuyor.
Sözü uzatmayıp şöyle bağlayalım: Hayaller babında Tansel Bey kardeşimin, acı gerçekler babında sizin tarafta gibiyim sanki. Araftayım, acılar içinde kıvranmaktayım!!! Entelleşirsek; son tahlilde AMAÇ’la YÖNTEM arasındaki diyalektik ilişki meselesi yani, bir bakıma.
Ha, virüse gelince… Ben şimdi ona bir açık mektup yazdım. Bakalım artık. Blogçuluğun kaderinde bu da varmış demek ki n’apalım.
(Yukarıdaki yorumumda bir b’nin titreyip kendine dönmesi ve majiskülleşmesi lazım.)
Bence gereksiz, moderasyon koyup eleyin. Islah olur diyorsanız siz bilirsiniz.
Metin Abicim,
))
O baska nerede gordu isen o kisi ben degilim… Iki aydan fazla oldu ilk defa burada yorum yaptim. Ha bir de yuzkitap olayi var tabikine…
Ondan gayri Muzmin Beyi de sizi de cok ozlemisim… Jazzettanin giymetini bilemedigimiz icin geldi bunlar basimiza. Sizin niye basiniza geldi onu anlayabilmis degelim.
Simdi Fethi bey tum parsayi topladi biliyorsunuz. Varsa yoksa “aman Fethi bey canim Fethi bey” gerci hos sizin e-magandayi saymazsak bazi kafasi yatarken ayazda kalmis e-hastalar da burada toplanmislar…
Ama Bulent Bey gibi bulunduklari yeri aydinlatan insanlarin olmasi o e-hastalara karsi bagisikligimizi arttiriyor. Demek ki Bulent Bey ilac, izlenimler hastane, e-hastalar ve magandalar mikrop, Fethi bey de kafasi bozukken hastalari Buyuk Besiktasimizin Carsi grubuna firca falan atmaya kalkan kafasi iyiyken en mikrop hastaya bile yardimci olmaya calisan “tonton” bashekimimiz :)))
(( tonton kismi gozel oldu bence
Metin agabeyim de yan hastanenin bashekimi uzmanlik alani Fethi Bashekimiminkinden (ufff kelimeye bak) tamamen daha farkli bir alan…
Nasil benzetmeler?
gayet iyi
ayrıca başhekimimiz Fenerbahçemizede kısmen dokundurmuştu
Sevilla maçından sonra görüşmek üzere diyelim …
Hem de bedava. Yeşil karta filan da gerek yok.
“Nasil benzetmeler?”
Benim hastalık da böyle başladı, kendimi Napolyon Bonapart’a benzetiyordum. Oluyor böyle şeyler, şifa Allahtan.
Konstantin Bey kardeşim,
Ha şöyle yaw! Nerdeydiniz bunca zaman? Oh be…
Benzetmeler güzel. Hele de Bülent Bey’in “ilaç”lığı… Yalnız “Metin agabeyim de yan hastanenin bashekimi” olmamış. Kelin merhemi olsa başına sürer. Asıl bana lazım bir başhekim.
İndigo Bey,
“Fenerbahçemize”
Olmadı! Sizinle yollarımız ayrılmıştır şu an itibariyle.
Fatih Bey, ha bi de nedir bu “yüzkitap” meselesi? Ben bilmiyorum bunu.