Manyak
FST Ocak 16th, 2008
Ben demiyorum, son seçimin popüler adamı Prof. Baskın Oran söylüyor bunu. Hocaya az gaz ve destek vermedik ama DTP kazıklayınca Anadolu yakasının oyunu toplayan Ufuk Uras meclise kapağı attı, Baskın hoca ise eli böğründe kaldı. Ufuk Uras’tan tıs yok, halbuki Baskın bey olsa meclise bir parça renk gelirdi. Şimdi AKP emrindeki parmaklardan oluşan bir kalabalık güruh totaliter rejimleri andıran bir “birlik ve beraberlik” görüntüsü sergiliyor. Herneyse, meclise girememekle birlikte arada verdiği demeçlerle dikkat çeken Baskın hoca şöyle demiş:
Hiçbir Avrupa ülkesinde de siyasi ve dini simgelerin yasaklanmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Baskın Oran, şöyle dedi:
“Üniversitelerde kimse kimseye karışmaz. Karışmayı aklından bile geçirmez ve manyaklık olarak görür. Belirgin dinsel işaretler üniversitenin altındaki okullarda yasaktır. Orada da aslında hükümet işi başından atmak için okulların yönetimine bırakmıştır bu işi. Mesela öğrenci bir haç kolye takabilir mi, kippa takabilir mi, türban takabilir mi? bunun kararını yönetimler verir. Ancak batı ülkelerinde üniversiteye karışmak, üniversitedeki bir kızın başına karışmak şeytanın bile aklına gelmez.“
Peki bu laflar neden edilmiş? Bizim şurada senelerdir sakız ettiğimiz “başörtüsü siyasi yahut dini simge olsa ne yazar, siyasi ve dini simge elbet okullara girebilmeli, herkes sinsice kimliğini gizlemek yerine delikanlıca rengini belli etmelidir” türküsünü başbakan yeni duymuş olmalı ki 10 sene evvel söyleyip rakiplerini eşşekten düşüreceği lafı dün söylemiş. Biz ne dedik, eğer siyasi simge ile okula giriş yasak ise, kır bir ata binmiş talebenin de okula sokulması yasaklanmalıdır, zira bu Kırat malum Doğru Yol Partisinin sembolüdür, bunu gören diğerleri de okula bikiniyle girmeye kalkabilir, dedik. Daha çok laflar ettim ama başbakan, artık kim dediyse, bunu gündeme getirmiş. Neyse, geç olmuş ama olmuş, deri mont giyip motora binen danışmanlara verdikleri paranın 1/100′ini bana çok görmeseydiler bugün yurtdışındaki oylarla birlikte % 120 reyle iktidarda olurlardı. Şimdiki gidişat da tepetaklaktır, onu da söyleyeyim (Özal vezninde).
Baskın hocaya gelirsek, hoca fena köpürmüş, üniversitede başörtüsü yasağı savunanlara “manyaklar, sizin yaptığınızı şeytan bile akıl edemez” türü şeyler demiş. Kah kaah, şu lafı bir başkası etse adamı madara ederlerdi, Baskın hoca coşmuş malum kesimi eşşekten düşmüşe çevirmiş. Bir dakika, Baskın bey Fethullahcı mı yoksa? Başka bir açıklaması yok bu işin.
Hakikaten şeytan Türkiye’ye bakıp “cehennemden çıktık geldiğimiz yere bak, başlarım ben böyle işe, istifa ediyorum, yarabbi bir halt ettik, Adem’e de, başka kim varsa ona da secde edeceğim, ne olur şu memleketten bir an evvel beni azat et” demeye yaklaşmış olsa gerek.
Ne güldüm be.
Walla onu bunu bilmem. Baskin Hocami okulda da severdim. Kednisinin agzi -bozuk diyorlar dusunceleri bozuk olanlar- son derece gozel laf yapardi.
Basortusu konusunda da -Mr. No bilir- bizim okulda oyle bir uygulamaya hic sahit olmadim ben… Dersine basortulu ogrenci sokmayan hoca hatirlamiyorum… Birkac okul daha duymuslugum vardi problemin olmadigi…
Danismanlik konusunda ise Fethi bey sizi bir kere daha uyariyorum… Lutfen danismanlik koltuklarini bize birakin siz gozunuzu Basbakanin yada cumhurbabanin koltuguna dikiniz…Rica edecegim….
Danışman daha çok kazanıyormuş diye kulağıma bir laf geldi, tetkik edelim, sonra düşünürüz.
Bu o. çocukları daha çoooook eşşekten düşmüşe dönerler ama ne hikmetse onlar sadece “düşmüşe dönüyorlar”, bizdeyse resmen kafa göz dağılıyor. Afferin Baskın hocama. Ben de pek severdim onu okuldayken. O zamanlar asistandı. Okulun minyatür lojmanında kalıyordu. Bi kurt köpeği vardı, onu gezdirirken pek keyiflenirdi. O zamandan belliydi adam gibi adam olduğu!
Ayrıca 12 Eylül öncesinde bizim okula faşistler giremezdi ama dindar arkadaşlarımızla aramız iyiydi -hem bizim, hem hocaların.
Fatih Bey,
“Basortusu konusunda da -Mr. No bilir- bizim okulda oyle bir uygulamaya
hic sahit olmadim ben”
Bizim okul?
Siz de mi Eskişehirde okudunuz?
Baskın Hoca Mülkiyede çalışıyordu galiba ama ben bir şey anlamadım, neyse.
Baskın Oran’ın şöyle bir yazısı var, Radikal 2 de.
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7871
Mister No Bey,
Fatih Bey de ben de Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunuyuz.
Mister No Bey,
Fatih Bey sanırım sizi Deniz (Cengiz) Bey ile karıştırmış…
Metin bey, verdiginiz yaziya baktim soyle birsey demis:
Çünkü şu anda zaten okuyamayan yoksul ve yetenekli aile çocuğu gücü olanların ödediği ile okuyabilecek. Dört yıl kızım için ödemediğim parayla kim bilir kaç yetenekli ve yoksul öğrenci okurdu.
Yani aklindaki universiteye gidenlerden gucu yetenlerin sadece kendilerine yapilan masraflari karsilamalari degil, digerlerine yapilanlari da karsilamalari. Bu belki bir ozel universite icin kacinilmaz, ama devlet universitesi icin dogru degil. Subvansyonun kaynaginin/yukunun butun millete vergi politikasiyla yayilmasi daha dogru geliyor bana, obur turlu yuk universiteye gidenlere biniyor. Bu ikisinin arasindaki farki anlatmasi lazimdi en azindan farklar oldugunu soylemesi gerekirdi.
Bülent Bey,
Yazıyı veren Mr No, parsayı Metin bey toplamış.
Bu arada Baskın bey yazıda coşmuş, iki gündür coşmasına bakılırsa bizim izlenimler sitesi elden gidecek gibi görünüyor.
Fethi bey bu basliga bir manyakadam yorumu yakisirdi.
Manyakadam Robdöşambr’ı bekliyormuş, geçen haberleştik. Benim fotoğraf makinesi gelirse Robdişambr açılacak, o zaman belki gelip birşey yazar.
Metin Bey,
“Fatih Bey sanırım sizi Deniz (Cengiz) Bey ile karıştırmış…”
Ben yok anlamak sizi.
Ankara Siyasal değil mi burası?
Güzel.
Ancak o zaman sizde biraz komunistlik vardır.
Mister No Bey,
Efenim Mülkiyeli iseniz ya kemalist ya da komünist olacaksınızdır. Bu da ezici çoğunlukla ittihatçı kapıya çıkar. Çok şükür hayatımın hiçbir döneminde ittihatçı olmadım. Komünist idim ama kızıl faşist, reel-sosyalizm yanlısı, sovyetik, ortodoks, stalinist, kemalist simbiyosu -e artık ne derseniz- cinsinden değildim; ta o zamandan özgürlükçü bir sosyalizmden yanaydım. Sonra baktım ki ı’ııh, Marx emminin de yanıldığı epey nokta var, dedim ki “Ich liebe Herr Karl, emme velakin yollarımız ayrılıyor”. Uzun bir süredir kendimi “liberal sol” bir konumlamada addediyorum.
Mülkiye, değerli bir akademik çevreydi. Ama otoriter elitist zihniyetin mayalandığı bir odaktı. Mülkiyeli olup da sağ ya da sol liberal olan vatandaş sanırım bir avuç kadardır. Yanılgı payını saklı tutuyorum tabii.
Ek: Elbette kendimden önceki ve kendi dönemimden sözediyorum. Şimdi nasıldır bilemem. Faşist cunta dünyanın her yerinde olduğu gibi önce sosyal bilimler eğitimi veren akademik bünyeyi tahrip edince Mülkiye falan kalmadı ortalıkta. Adam gibi akademisyenler, hocalar 1402′nin hışmına uğradılar, koptular. Ortalık kalitesiz magandalara kaldı.
Eh, onların da adı “ulusalcı” netekim!..
Metin bey,
SBF nin iktisat bölümünde Yahya Sezai Tezel, Aykut Kibritçioğlu gibi liberal hocalar var. İktisat bölümü olarak baskın eğilim liberal düşünce bildiğim kadarıyla. Mülkiyede de bu böyleymiş.
Mister No Bey,
Demek oluyor ki deli gömleği epriyebiliyormuş! Şunu bi de efendilerimiz anlayabilse…
Alpaslan Işıklı ve Çağrı Erhan var, duyduğum bildiğim Mülkiyeden hocalar.
Alparslan Işıklı hoca maalesef hızlı bir ulusalcı kesilmiş başımıza şimdilerde…
Önceden başka bir şey miydi?