FST Ocak 18th, 2008
Yeniden yazmaya başlayan Murat Karun sitesinde çeşitli gazetelerimizin köşe yazarlarını hicvediyor, bir yazı daha eklemiş. Okurken kenarda, sağda, soldaki ufak tefek yazılara da bakın, sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Keşke eski yazılarını da üşenmeyip koysa, zamanında akıl edip indirmedik.
Yalnız Murat bey linki verirken önüne http yazmadığı için gazeteyi indiremiyorsunuz, ben onun namına doğru linki buradan vereyim, bilgi toplumu adamına bir hizmetimiz olsun.
Doğru link
FST Ocak 18th, 2008
Yazı dizimizin bu bölümünde askere yazılmak için bölgeye gitmek yerine dilekçe yazan, karşılında da isteği “not alınan”, ancak gayreti sebebiyle tarafımdan onbaşı rütbesine terfi ettirilen Canan Arıtman’ın ailesini tanıyacağız. Efendim Canan hanımın eşi aynı zamanda bir şövalye imiş. Okuduğum haberde Tapınak Şövalyelerinin mabedinde toplanacak filan deniyor. Bu şövalyeler nedir, ben filmlerden hatırlarım üstüne sacdan soba borusu gibi demirler giyip ellerinde uzun bir demir at üzerinde birbirlerine saldıran adamlar hatırlıyorum. Bir de Don Kişot var.
Demek günümüzde hala şövalyelik kurumu varmış ve Canan hanımın eşi de bir şövalye imiş. Herhalde evlerinde bir at ve bir alay da demirden elbise de vardır. Sabah işten çıkarken “Canan, benim başlığı Fethi ustaya gönderdin mi, kaynak yapılacaktı, ha, bir de eldivenim kalaylanacaktı, unutturma” gibi diyaloglar geçiyor olabilir. Daha sonra evden çıkıp atına atlayan şövalye çalıştığı hastanenin yolunu tutuyor herhalde. Zira kendisi doktormuş. Ben anlamam ama bu şövalyelik işinin bir de masonluk yönü varmış.
Continue Reading »
FST Ocak 18th, 2008
Eskiden çocuk kitaplarının serisi olurdu, şimdi çocuklar Ayşegül Kampta, Ayşegül ve Küçük Kedisi, Ayşegül Okula Gidiyor türü kitaplar yerine Jo-Jo, Jetix türü yerlerdeki anormal serileri takip ediyorlar. Bugün Canan Arıtman ile yazı yazmıştım, baktım unuttuğumuz bir yer olmuş, hemen onu da tamamlayayım dedim. Canan hanımın namaz, başörtüsü gibi konulardaki ödünsüz tavrını bilen bilir, bilmeyen de gitsin öğrensin. Kendisinin TBMM kuaföründe başına gelenleri ibretle izleyelim, Türkiye nereye gidiyor diye dövünelim:
Continue Reading »