Bayan Memurun İsyanı
FST 20 Ocak 2008
Az önceki yazıdan hemen sonra ne göreyim, İngiltere’de bir grup hanım polis memuru kılık kıyafet yönetmeliğine ateş püskürmüşler. Hürriyet araya laf karıştırmadıysa şöyle deniyor:
İNGİLİZ kadın polisler, giydikleri üniformalardan şikayetçi oldu. İngiltere’de görev yapan bir grup kadın polis, üniformalarının kadınsı özelliklerini ortaya çıkarmaktan çok uzak ve konforsuz olduğundan şikayetçi olarak, sesini duyurmak için ülkede yayınlanan ‘Polis Dergisi’ne şikayette bulundu.
Kadın polisler giymek zorunda oldukları pantolonların popo kısımlarından duydukları rahatsızlığı dile getirerek, özellikle kalça kıvrımlarını saklayan pantolonların bel kısmının yüksekliğinden, kumaşların kalın olmasından şikayet ettiler.
Ayrıca bazı kadın polisler de çelik yeleklerden şikayetçi oldular. Özellikle büyük göğüslere sahip olan kadınlar, çelik yelek içinde rahat hareket edemediklerini iddia etti. Kışlık üniformalarından da şikayetçi olan polisler, modaya uygun görünmesine rağmen giydikleri kazakların kendilerini sıcak tutmadığını iddia etti.
Şimdi bizim çağdaşlarımız “Her işin kuralı var, asla bundan taviz verilemez” mi diyecekler yoksa “canım kadınların bu isteğinin kimseye bir zararı yok, çağdaş bir talep” diye yan mı çizecekler. Bunlara göre Türkiye’de bir yasa varsa, bir meslek için kılık kıyafet yönetmeliği gelmişse bu Allah’ın emrinden yukarıdır asla aksi düşünülemez. Bir laf desen “iyi ama yasa var” denir. Misal kravat denen şey kanuni ya, memurların büyük bölümünün 20 yaşında bağladıkları ve 30 sene çözmedikleri, leş gibi olmuş bir kravatı olur. Bir de çoğu memur koyu renk kareli gömlek üzerine berbat kravat bağlar. Yani gülünç bir şey. Ama dokunulmaz.
Neyse, uzatmayalım, bak İngiltere’de hanım polisler kalça kıvrımımızı gösteren pantolon istiyoruz demişler, herhalde bu işe en çok İngiliz erkekleri sevinecektir. Muhtemelen yönetmeliği hazırlayanlar da erkek olduğundan bu iş hızla çözülecektir.
Hayırlısıyla Türk kadının başı bitmeden İngiliz polisinin kıçı da gündemimize girdi, sonu nasıl gelecek bakıp görelim.
Popularity: 28% [?]
- Güncel , Toplum
- Yorum(34)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Tahmin; ingiliz basininda rezil bir gazeteci bu tur bir (evet bir tane, adim gibi de eminim 2 tane basvuru olmamistir, hatta bir basvuru bile olmamistir da laf arasinda bir sikayet olmustur) duyum aldi. Akabinde “Hurriyet Gazetesi” tadinda bir ingiliz gazetesine aktardi. Bu ingiliz gazetesi de haberi yaziya doktu. Sonra genis goruslu bir turk gazeteci bu haberi okudu. O da beyninde yorumladi ve Hurriyet Gazetesine aktardi. Hurriyet Gazetesi’de bir sonraki step olarak konuya essiz bir deger kildi. Bu durumda asil haber bizlere 4-5 teleskoptan sonra ulasiyor.
Sizin degindiginiz noktaya da hayran olmamak elde degil; Şimdi bizim çağdaşlarımız “Her işin kuralı var, asla bundan taviz verilemez” mi diyecekler yoksa “canım kadınların bu isteğinin kimseye bir zararı yok, çağdaş bir talep” diye yan mı çizecekler. Cevap veriyorum; bence bizim cagdaslarimiz o soruna bir karar vereceklerine seksi polis fotograflarini pembe sayfalarinda yayinlarlar, farkli bir akim baslatirlar. Ana baslikta soyle olur; Yilin Kadin Polisleri. Ara basliklar; Kavusmuyor Dugmeler, Suclular Yasadi, Turbanli Polis Basi Acik Polislere Ayar Verdi…
bu kadınları yerinde müşahade etmiş biri olarak öneriyi destekliyorum. özellikle giydikleri sarı yelek oldukça biçimsiz bir görüntü veriyor.
belki komşuda pişer bize de düşer, değil mi? teşbihte hata olmaz “netekim”.
Ben de Hurriyetciler kullanir diye bir link verdim onu vereyim bari…
http://www.brusselsjournal.com/node/1851
Kadin basortulu Musluman polisin cilesi
tabi hurriyet haberi boyle vermez ama olsun bize de malzeme cikar. Degil mi Fethi bey?
Memurlar taleplerinde haklı.Hürriyet’te vurguda haklı.
Kadınlar kadınlıklarını sergilemek ister:o sebeple Kur’anda türban yoktur.
Demek ki başörtüsü gericiliktir,özgürlük kısıtlayıcılığıdır.
mütekait kralımızın buyurduğu gibi
“Eğer kuranda türban olsaydı,
Allah kadın kullarını kel yaratırdı”
mütekait kralımızın eğer ingilterede olsaydı bu olayada tepki gösterir ve
kadınların güzelliklerini sergileyemedikleri bir dünyaya isyan ederdi.
Eğer böyle bir durum söz konusu olsaydı
bayanların göğüssüz yada kıçsız yaratılacaklarını söylerdi..
Şeffaf devlet slogan değilmiş demek ki.
Bu nasıl bir felsefedir anlayamadım. Bir de ben deneyeyim Tanrı kadının sütyen takmasını isteseydi, memesiz yaratırdı. Üstsüz gezsinler.
pazar pazar entellik yapalım dedik, felsefe filan, sansürleme abi.
“Evren Felsefesi : Bir Giriş” adlı kitap yazmayı düşünüyorum netekim.
ingilterede başörtülü polis kadınlara uygun üniforma şekli de belirlenmiş
adamlar kıyafet konuusunda sıkı değiller yani…
farklı bi görüş belirteyim dedim…
Aksam su linki iki defa yolladim ama bir turlu olmadi…
Bu da ingiltere halleri
Fatih bey, Ingiltere’den bir suru boyle haber var. Bir iki tanesi aklima geldi, ilgililerin tarifiyle bile cikiveriyor:
http://www.google.com/search?hl=en&q=muslim+cashier
http://www.google.com/search?q=muslim+medical+students
(ABD’den de varmis meger)
Tek tarafli olmasin, bir de netten toplanmis budala (baska dinden bunlar, kizmayin) yobaz komiklikleri arsivi vereyim bari:
http://www.fstdt.com/fundies/top100.aspx?archive=1
Bunlarin kimisi sanki birisi alay etmek icin yazmis gibi duruyor, bilemem ben tabii. Fatih beyin temasi olduysa bilir, hakikaten boyle laflar edecek insanlar var orada.
Fethi Bey,
Hürriyet gazetesinde tercüme bir haber okudugunuzda %90 hatali/eksik tercüme yapildigina emin olabilirsiniz.
Söz konusu haber surada:
http://www.telegraph.co.uk/news/main.jhtml?xml=/news/2008/01/18/ncops118.xml
Kadin polislere erkek pantolonu verilmis, kadin polisler de bunun haliyle hic estetik olmadigindan, suclularin pesinden kosmayi zorlastirdigindan sikayet etmisler. Olay bu kadar basit. Yani sizin demeye getirdiginiz gibi “kicimizin kivrimlarini göstermek istiyoruz” diyen yok. Ben sizden sahsen böyle bir haberi ne oldugu belli Hürriyet’ten dogrudan almak yerine arayip teyit etmenizi beklerdim, onu da belirteyim.
Türk basininda bir gerizekâliliga daha deyineyim: Bizim gazetelerin dis servislerinde calisanlar genelde Ingilizce’den baska yapanci dil bilmezler, onu da iste böyle tercümelerde oldugu gibi yarim yamalak becerirler. O yüzden bizim gazetelerin internet sayfalari Ingiltere’nin bulvar gazetelerinden alinmis „ögretmen ögrencisiyle basildi“ türü haberlerle doludur. Gören baska ülkede böyle olaylar olmuyor, Ingilizler acaip ahlâksiz bir millet sanir.
Cüneyt
Ehh, sabaha karsi bu kadar mesaji bir arada yazinca hata oluyor:
Kadin polislerin dedigi: Bizim pantolonlar berbat, erkek pantolonu istedik. Dogrusu bu olacak.
Her halükârda Hürriyet gazetesinin (ve dolayisiyla sizin) kadin pantolonlarinin suclu pesinden kosmayi zorlastirici etkisini görmezden gelmesi manidar. O o kadar iyi haber olmuyor tabii, okuyucu Ingiliz kadinlarinin kiclarini göstermek istediklerini okuyacak ki yaz tatillerinde bir Sarah-Murat (miydi?) hayali kursun.
Cüneyt bey,
Zaten ben “Hürriyet araya laf karıştırmadıysa” diye kayıt koydum. Haberin aslını Bülent bey nasıl olsa bulur demiştim, o sebeple aramadım. Kaldı ki Hürriyet’in yabancı kaynaklardan aşırdığı haberler genelde pek yanlış da çıkmıyor.
Öte yandan benim mesajım kadının kalçasından ziyade devletin koyduğu bir kanuna aykırı istekte bulunulmasının pekala mümkün olacağı yönündedir.
Hürriyete de bu mu yakışırdı derseniz, neden olmasın derim.
Şurada örnek resimler var:
http://www.derindusunce.org/2008/01/19/memurun-kiyafeti/#comment-11932
fethi bey size doğrudan eleştirim olacak. bu ironi meraknız sizi iyice batıracak.
ben defalarca açıkladım ki, din ve vicdan özgürlüğü farklıdır. yani eteğin rengi biçimi, rahatlığı tartışması başkadır. din ve vicdan özgürlüğünü zadeleyecek, namus ayrımcılığı yapacak, dinin otoriter temsiline yol açacak istekler farkılıdır.
allahaşkına bu cümleden bir sızıntı dahi olmuyor mu size.
Namus ayrımcılığı sizin muhayyilenizden türettiğiniz birşey. Bugün ne başı açık ne de kapalı kimse (her iki kesimin istisnaları hariç) konuyu namusa bağlamamaktadır. Kemalistler Sümerde fahişeler başörtüsü takardı diye akılları sıra başörtülüleri tahkir ederken, bazı din hurafecileri de başı açıklara kötü gözle bakabilir. Bunların ikisine de itibar edilemez. Devlet yasak dayatıyor mu dayatmıyor mu ona bakılır.
Birşeye siz “farklıdır” dediniz diye o şey farklı olmaz. Bunun akıl süzgecinden geçebilmesi lazım. Hamdolsun benim süzgecim hiç de fena sayılmaz, sizinki süzülmüyorsa problem söylediklerinizde olsa gerek.
Bırakınız açsınlar, bırakınız örtsünler. Bu ikisiyle ilgili zorlamalara da devlet müdahale etsin. Bilmem bu size sızıntı oluyor mu?
fethi bey, allah canımı alsın sızıntıya açık geldim.. bouns la başlayalım.
hocanm biz uzaydan gelmedik değil mi ?
herhalde böyle olmsaydı yani dediğiniz gibi olmasaydı ben bugün türbanlı oluırdum ki, bizim yaşlılarımız
bizi desteklemeseydi çok mutsuz türbanlılar ordusna ben de katılmış olurdum.
şimdi bunu kabul edin ki, kişisel özellikler mesela ekşi veya tatlı sevmek gibi, sade veya gösterişi sevmek gibi özellikler büuük ölçüde doğumdan geliyor. bunlar bizim genetik alt yapımız. 10 dakika o kıyafetle dolaşamam. siz de dolaşamazsınız.
Yani bizler boynumuzda sıkan birşeyi takarsak mutsuz oluruz. kulak denilen şeyi ben sadece duyu organı olarak alıyorum. defalarca yazdım ki kıvrım kıvrım olması ses dalgalarını toplamak için. ben bunu örtmem.
ama
benim amcamın kızı sultanlar gibi hem süslü hem örtülü olmayı seviyor. dindarlığınla da örtüştürüyor. asıl onlar benden daha çok pop konserşnde türbanlı kız görünce yadırgıyor ve hoşlanmıyor. benim ceren arkadaşımdan da izlenimim o yöndeydi.
herşeyin anlamını yitirmesi ve referansı yok etmek, din düşmanlığıdır.
neden yapıyorsun * nedeni yok. fethi bey siz konuşma yasağı getirdiğinizin farklında değil misiniz ?
kadın sitelerinin onda dokuzu hür kadın ile başörtüslü olmayı, namuslu olmayı bağdaştırıken biz onları yok sayacağız ? Bu tür argümanalra kızları motive etmek için kullanılıyor? otomobil fuarınd akadın teşhirini istismar ediyorlar ama erkek pop şarkıcı çıplak tene deri yelekle çıktığında hiç konu edilmiyor.
ben bunları tartışmak istiyorum ama o bana cevap yetiştirmeye başladığında, bu sefer namus
ayrımcılığı yapıyor olacak. ben onun kamudaki otorite temsilinden çekineceğim. ikimiz de susmak zorunda kalcağım.
Diyelim ben yetkili biriyim, ister miydiniz islam düşmanlığı yapayım ?
bu dünyada muhammed peygamberi anti chris falan görenler var.
bir görev alanında heristediğinizi yapamasınız. orada herkes uzlaşır ve dırlaşmayız. ama sonra işte bu alanlarda anlam arama çabalarımıza devam ederiz.
başörtüsü kamuda otorite olsun diye biz dinde anlam tartışmasından mı vazgeçmeliyiz ?
şimdi siz, o öyle inanır bu böyle derken ve bunu kamusal alana taşıdığınız anda konuşma özgürlüğü de kırarsınız. sizin sitede okudum, biri yazmıştı alevi çocuğu ezan sesine en beğendiğim şarkı çalıyor diyince dövmüşler. sizin sayfalardan birinde yazıyordu. öğretmen kim otorite ? iki tane yavrucak. ikisi de hassas.
din insanların farklı bir duyarlılık alanı. işte o anda başörtülü öğretmenin öğretmen yeterliliğinin olmadığı bir andır. ben alevi çocuğa bak sen de onun hassas olduğu yerde anlayışlı ol derim, buna din ve vicdan özgürlüğü yönünden zorunlu olmadığını bildiğim halde çatışmayı önlemek adına davranışlarımızı konrol için
olduğunu açıklayabilirim ama türbanlı bir öğretmen aynı cümleyi kurduğu anda infale yol açar. neden çünkü ben kendime odaklı değilim, bir otorite olarak meslek yeterliklerinden daha önemli bir hassasiyetim yok. Bunu türbanına rağman o da yapabilir diyorsanız, hiç bir zaman karşınızdaki bir çocuğun kırılgan duygularının haksızlığa uğramışlık duygusunu yok edemeyeceğni de bilin.
insanlık bugünlere kolay gelmedi.
hele hele otoritenin dini temsili olduğu noktada din ve vicdan özgürlüğünü çat diye siz kırarsınız.
Efendim siz 15-20 sene evvelki durumu bana halen cari gibi aktarıyorsunuz. Alıntıladığınız cümlenin bir altında ben namus konusunu istismara iki de örnek vermiştim. Bugün kılık kıyafet ve namus ilişkisi eskisi gibi kurulduğunda dikkate alan eskisi kadar değildir, zira insanlar daha içiçedir.
Ben de çevremi gözlüyorum, başörtülü ile başörtüsüz gayet hayatlarından memnun, istisna ve marjinaller üzerinden genele şamil yasaklar dayatılmasına izin vermeyelim.
bu almanyada , avrupada da böyleydi. ama onları bir hayli zedeledi. sonra onlarda kamu da dini simgeleri kısıtlama yoluna gitti, çünkü bu sefer istenmeyen bir şey oluyor, metroda sokakta halkaların düşmanlığına dönüşüyordu.
bu türkiyede tersine böyle.
okulda kilse açayım, çocukları teşvik edeyim, niye din kötü bişey mi ? Arkamdan bir iki müslüman çocuğu gelsin. babası
AIHM koşşsun diyecem de, o yine iyi bişey de, bizdekiler belli olmaz keser meser ?
insanlar kaldıramıyor. sen yaparsan başkası da yapar. sen kötüye kullanmasın ama başkası kullanır. ben bu vazgeçişlere fedakarlık diyorum çoğunlukla.
Yahu kardeşim, Almanya’da gidip “okulda cami açayım, iki de hristiyan çocuğu gelsin vs.” diye fantezi yapmıyorsanız, ucube konuları gündeme getirmeyin. Siz deli misiniz de Türkiye’deki bir okula kilise açıyorsunuz? Ortada hristiyan vatandaşın bir talebi mi var?
Bir işin yapılabilir olması başka yapılmasının gereksizliği başkadır. İnsan çıplak gezebilir ama gezmez.
Sonra boşverin vatandaşın çoluğunu çocuğunu, siz kendi çocuğunuzu yetiştirin, ondan sonra okul içinde kilise işletmeciliği mi yapacaksınız, gidin ona bakın.
Ucube konu değil.
sen yaparsan ben de yaparım mevzusu.
insanlık tarihi kadar eskidir.
eskiden yani 100 sene önce dn ve vicdan özgürlüğü diye kavram yoktu. Aynen sizin düşündüğünüz gibi, müslüman müslüamdır. hrsitiyan hristiyan kimse kimse kimsey karışmaz.
öyleydi gerçekten.
ama günümüzde hritiyan da, müslüam da bir günde din değiştirebilir. uzay dinlisi de olablir.
yani imma hatipte bir hoca bir günde din değiştirip, ertesi gün okula başka dinde geleblir.
insan hakkı bunlar. o okulda müslüam hoca ne yapıyorsa din değiştiren hocanın da o hakkı vardır.
öğrencileri o nasıl güdülüyorsa, etkiliyorsa otoritesini nasıl kullanıyorsa, hakkı vardır. Günümüzde kartezyen düşünme yöntemleri sosyal hayatta uymuyor. Olasılıklı düşünme
iyidir.
ben ne yaparsam , başkası da yapma hakkına sahiptir diyeceksiniz. bu kamu da soruna yol açıyorsa, bu da vaka ise, ona göre düzenleme yapılabilir. ( başörtüsü özelinden konuşmuyorum)
Güzel de, “kamu da sorun” denen şey çok muğlak. Bana göre birinin kamuda dinin belli eden kıyafet giymesinde hiç mahzur yok ama bir başkasına göre var. Burada insanın özgürce tercihini yapması mı yoksa zihnimizdeki kurguyu mu dikkate alacağız.
İnsanlar din değiştirince ne olur, bu Türkiye cumhuriyetinde yasal bir problem değildir. Ancak insanların töre, gelenek vs. sebebiyle bu işten dolayı baskı görmeleri söz konusudur ve bununla da yine kolluk gücü ve adalet uğraşır. Toplumsal baskılar çeşitli kanatlardan gelebilir, Kemalistler de kendi doğru bildiğini dayatabilir, islamcılar da dinden dönen öldürülür diyebilir. Ama bunlar dedi diye “başörtüsü kamuda yasaklansın” demek anlamlı değil.
meslek yeterliliklerini göz önüne alacağız fethi bey.
o meslek yeterliğime engel olacak kişisel tercihim olamaz.
kural basit.
ya tabi tabi. görüyoruz
ama bu yönden vurmayacağım.
Bşka şey diyeceğim: velinin de hakkı vardır. , kamuda otoirite olarak bilmediği bir dinle muhattap olmama hakkı vardır. sen işini yap.
senin dininin görünen ve görünmeyen özellikleri ile muhatap olamk istemiyorum deme hakkı vardır.
AIHM böyle bir hak tanıdı biliyorsunuz.
din ve vicdan hürriyeti kapsamında konuştuğumuzu unutmayın.
Mesela başörtüsü ile ilişkilendirirsek, meslek yeterliliği ne anlama gelir?
Buyurun söyleyin, ayıp birşey yok. Türkiye’de dinle ilgili kapalı cemaatler dışında problem kalmamıştır. Devlet zaten genel olarak dinle alakasız. Nedir problem? Türkiye’de töre cinayeti ve gelenek terörü vardır.
Tamam, ben de devlet okullarında dinle ilgili hiçbir ders, düzenleme istemiyorum. Kimse kimseye ne açık ne de örtük dini, ideolojik bir baskı yapmasın. İslamcı da yapmasın, Kemalist de.
yazacam ama bugün yorulduk. yarına kalsın fırsatımız olursa
siz beni bazı duurmlara beni ikna edebilirsiniz. ben de sizi başörtüyü savunurken daha
tutarlı argünamlara yönelmenize sebep olablirim. open mind yani.
[…] Zaten son g
[…] Zaten son g
meslek yeterliliklerini göz önüne alacağız fethi bey.
bu daha önce defalarca yazdığım. yazdıklarım biri hemşirelik örneği verdim. Diğerinde öğretmen ve okul müdür örneği verdim. Yargıçlık mesleğini de örnek vermiştim.
aklınızda ne kaldı ? öğrenmek isteseydniz aklınıda kalırdı.
tekrar örnek vereyim.
sizin bu sayfada biri alevi çocuğun ezana en sevdiğim parça dedi diye dövdüklerini yazmıştı.
ben bu örneği nasıl kullanmıştım fethi bey ?
böyle bir oratmda, başörtüsü gibi baskın simgeye sahip bir otorite ne yaparsa yapsın, ne kadar meslek yeterliğini uygulamaya çalışsırsa çalışsın alevi çocuğu itilmişlik duygusununa daha fazla itecektir.
bunlar basit düşünceler fethi bey, biraz hassasiyet anlamaya yetecektir.
siz kendiniz düşüneceksiniz, siz kendiniz hassas olacaksınız. O zaman hukuğa bile gerek kalmayacak.
defalarca farklı madeleri yazıyorum. defalarca.
imam hatiplerin din müfradatı son 500 yıldır içine bir kez kadın girmemiş icmalardan çıkan yaklaşıma göre belirlenmiş, hani örnek dediniz de.
kamuda otoirite olarak bilmediği bir dinle muhattap olmama hakkı vardır.
islam kültür olarak zaten müfradımızda olacaktır.
mehmet akifi, yunus emreyi okutacaksınız. uluğbeyi
de bileceğiz, imparatorluk merkezinde rasathane yıkanları da öğreneceğiz.
mustafa kemal de gökten zembille inmedi. kadınlar unutmaz fethi bey. kimsenin bişey yapmasına gerek yok.
temel eğitim sorgulamayı öğretsin yeter.
… O halde başörtüsü yasaklanmalıdır.
Bu düşünce doğru değil, Aleviler ve Sünniler birbirlerine hakaret etmemeyi öğrenecekler. Alevi öğrenciyi döven öğretmen cezalandırılmalı, Alevi olmayan öğrenciyi döven de cezalandırılmalı. Bu öğretmen erkek ve başörtüsü takmıyor, başını açan ama Alevilere kin besleyen bir öğretmen de olabilir. Bu daha tehlikeli, başı örtülü en azından rengi belli biri.
Bence siz beni adam etmeye çalışacağınıza çok kendinizden emin şekilde doğruyu bulduğunuz zannından vazgeçin.
Bir de yanlış adrestesiniz, ben milliyetçi, islamcı, muhafazakar filan değilim. Bu işleri bana anlatıp zamanımı almayın.
hayır efendim, hassasiyet. din ve vicdan özgürlüğüne saygı. uzlaşmak ve anlaşmaktır. senin yapmanı istemiyorsam, ben de yapmıyorum anlamında bir uzlaşmadır.
.
sıkıyönetim bildirgesi gibi oldu bu
hayır efendim aslında mecbur değil. din ve vicdan özgürlüğü budur. Ama bu laik ülkede suniler alevilere devlet otoritesi yolu ile hakaret ettiler, o başka. bunu yapamaz.
laik bir kurum olması gereken diyanet hangi ortodoksa ne hizmet verdi ? hangi başka din mensubuna hizmet verdi ?
gerçek bu. siizn sıkıyönetim bildirgesi tarzında sözleriniz değil.
.
iyi okuyun ne olur, gözünüzü seveyim.
örnek şu alevi öğrenci sınıft ezan sesi için en sevdiğim parça bu der. (yani bu pop şarkısı değerinde bişey manasında) Bu laf sunii öğrencinin ağırına gider.
arada kavga ederler. ( yahu bunun sizn sitede biri anlattı, admin yapın bari . olay bu)
kurumsal otoriteyi temsil eden öğretmen içeri girer.
başında başörtüsü olan öğretmen, baskın simgedir artık. siyasi gücü de vardır. hiç bir şekilde, ruhu nekadar ince olursa olsun bu olayda öğretmenlik vasfını kullanamaz.
alevi öğrenciye söyleyeceği her söz, artık siyasetin, çoğunluğun sesi gibi algılacaktır.
ama benim gibi biri olsaydı, alevi çocuğu eleştirsem bile inciltemezdi.
iyi okuyun fethi bey.
kimse düşüncelerinden suçlanamaz. hiç bir öğretmen alevileri sevmek zorunda değil. Siz gene sıkıyönetim gibi insanları buna zorlamayın. özel hayat kolaydır, sevmediklerimizle ilişkisiz oluruz. Ama kamuda bu zorunluğumuz varsa eğer hassasiyet gerekiyor.
Yani o öğretmen, o binada otoriteyi temsil ettiği anda davranışları da meslek hassasiyetine uygun olmak zorundadır. bu da meslek yeterliğidir.
neden ? bana ne söyediniz ki ? ben sizin hangi argümanınızı görmezden geldim. ben asla inkarcı bir insan olmadım. siz de vazgeçmeyin. insanlar arasında doğruyu bulmanın yolu budur.
ben siizn ne olduğunuzla neden ilgileneyim ki ? savunduğunuz fikirle işim var.
Ne demek bu? Yasaklansın mı yasaklanmasın mı.
Hayır efendim, Alevi sünniye sövmeyecek, köpeğine yezit demeyecek, Sünni de Aleviye sövmeyecek köpeğine Hüseyin demeyecek. Bunu anlayıp öğrenecekler.
Örnek verin. Ne gibi hakaretler yaptılar devlet otoritesi yoluyla. Bakalım boş mu dolu mu attığınız.
Diyaneti kuran Atatürk’tür ve böyle bir resmi kuruma sahip ülke laik olamaz. Bizde laiklik geleneksel müslümanlık kurumlarına düşmanlık şeklinde ortaya çıkmıştır. Atatürk’ün kafasındaki neydi bilemem ama uygulama komünist Rusya’da olduğu gibi tamamen dinin toplum hayatından kazınmasına dönüşmüştür. Diyanet Turkiye’de sünnilere bir fayda sağlamamış, rejimin korunması amacıyla sulandırılmış bir din oluşturmuştur. Başka din mensupları da zaten 1915, 1922, 1942, 1947, 1955 yıllarında Türkiye’den ayrılmıştır, merak etmeyin. Aleviler de başka bir din mensubu mu yoksa müslümanlığın bir türü mü kendi aralarında kavgayı bırakıp karar verdiklerinde devletin diyanet rantından paylarını alacaktır, merak etmeyin.
Saçmalamayın. Her başına örtü takan siyasi güce kavuşacak öyle mi? Bunları nereden aklediyorsunuz? Ne gücü varmış? Başı açık, yakasında Atatürk rozeti olan kadar gücü var diyorsanız daha çok gülerim.
Alevi sevmekle ne ilgisi var? Ben sadece öğretmenin ille de merak ediliyorsa dini görüşü öğrenilmiş olur diyorum. Ben çocuğumun aptal bir ulusalcı öğretmenden ders almasını istemiyorum ama zorla aldırıyorlar, ne halt edeceğim? Abuk subuk şiirler okuyor, akıllı bir dinci olsa benim için tercih sebebidir. Akıllı Kemalist de olur, ama her zaman çıkmıyor.
Bunlar boş totolojiler, safsata yerine açık net şeyler söylemeye çalışın. Papağan ezberiyle bir yere varılmaz.
Savunduğum fikir benim ideolojik görüşümün de yansımasıdır.
Farklı birşey diyecekseniz buyrun, eğer bundan sonra cevap alamazsanız bilin ki bu işe ayıracak zamanım olmadığındandır, size de tavsiyem meslek etiği gereği ne iş yapıyorsanız onunla uğraşın, internet köşelerinde devletin yahut patronunuzun zamanını öldürmeyin. Emekli iseniz diyecek şeyim yok, daha üretken bir işle uğraşabilirsiniz.
anladım , siz fatih bey den gerekli komutu almış gözüküyorsunuz.
sizin tercihiniz, sizin dini sınırlarınız, obürünün dini sınırları yok, geçerli olan bir tek sizin aptalık tanımız değil mi ?
hayır böyle değil.
bana karşı argüman kullanırken, atatürkün ardına sığınmayın. ben ölenleri yüceltmek ve/veya yermek adına hiç kullanmadım .
diyanetin kuruluşu başka.
laik bir ülkede diyanet laik olmalıydı. diyanet bir ülkede yaşayan insanların din ayrımı gözetmeden dini teleplerine cevap vermeliydi.
musluk aktıyorsa kabahat musluğu oraya koyanın değildir.
şu tarihe kadar dinayetin bir tek ermeni vatandaşa hizmeti ne oldu ? aleviyi geçtim ben.
hani din ayrımı yapayan bir sisteme sahiptik.
birgün tartışıyordum. ben ruhban okuluna karşı çıkmıştım.
karşımda hristiyan kardeş vardı.
iyi ama dedi, sizin ülkenin dört bir yanında eğitim yapan ilahiyat fakülteleriniz var. biizm yok.
haaaa dedim ben. haaaa
kafama zonk etti.
nasıl oldu da 80 senede ilahiyat fakültelerini el ezhere çevirdik biz., hani özgür bilim, akdemik arşatırma. neden bir tek ortodoks ilahiyatına ait bir çalışma çıkramadılar.
içinde faşlizm olanlar ,faşizme mücadale edemediler.
olan budur.
hehe
son satıra o kadar çok güldüm..
ne yazık ki, metin beyin sizi tarif ettiği kadar ben yetenekli değilim.
[…] Zaten son günlerde yazılmış yazılara pek değinmek istemiyorum… Nahnu son bombaları iyi yakalamış; hani şu Takke Operasyonlarını (1 ve 2). İzlenim abi ise olaya biraz daha ironik ve batıdaki devletlerin gözünden yaklaşmış. […]