24 Ocak

FST 24 Ocak 2008

Bugün 24 Ocak, 28. yılında anmış olalım.

24ocak.JPG

Yok deyen beri gelsin

Uğramışken: Şuna da bakabilirsiniz.

Popularity: 36% [?]

28 Yorum

  1. Rumuzyok - 24 Oca 2008 - 12:37 pm

    Demirel’in üslubu komik. Muhalefete sataşıyor. Durum da o kadar berbat ki herhalde, kendisi de bu kararların ağırlığını taşıyamıyor.

  2. HATIRLASEVGiLi - 24 Oca 2008 - 12:40 pm

    Himmetiyle yokları ol “va” eyledi
    Marksistleri cümle rüsva eyledi

  3. Murat Aygen - 24 Oca 2008 - 4:24 pm

    Sayın Rumuzyok,
    Sizin üniversiteleriniz Atlantizm’in ciddi mali kurum ve kuruluşlarında kaydadeğer bulunacak bir “Köprü Reddiyesi” yazacak adam/kadın yetiştiremiyorsa, ne yapsın İsmet İnönü, ne yapsın Süleyman Demirel..?
    Saygılarımla,
    Murat Aygen (Endüstri Yük. Müh.)

  4. Rumuzyok - 24 Oca 2008 - 5:02 pm

    Murat Bey,

    Ne demek istediğinizi anlayamadım. Açıklar mısınız?

  5. Murat Aygen - 24 Oca 2008 - 6:01 pm

    Türkiye’de Boğaz köprüsü yapılması, otomotiv sanayii kurulması, vb. “Atlantizm’in dayatmaları” değildir. Bunları IMF’nin de kabul edebileceği gerekçelerle eleştirmek varken, “önce Zapsuyu’na köprü” diye tutturdular, filimler çevirdiler. Evet IMF’nin de itibar edeceği bir Köprü reddiyesinde Zapsuyu’ndan işin içine biraz da insaniyet karıştırmak için bir paragraf söz edilebilir. Ancak diğer sayfaları ne ile dolduracaksınız? Böyle reddiyeler yazmak başbakanların değil, teknokratların, akademisyenlerin yapacakları bir iştir. Onu demek istemiştim. Sen bas bas paraları köprüye, bas bas paraları baraja, bas bas paraları fabrikaya, ondan sonra tabii tıy-i teber, şah-ı merdan kalırsın. 24 Ağustoslar, 24 Ocaklar kaçınılmaz olur.

  6. Rumuzyok - 24 Oca 2008 - 11:04 pm

    Dikkat ederseniz, Demirel’in burada sataştığı muhalefet sosyalist-marksist sol değil; meclis içi muhalefet. Çünkü onlar hükümet etmeye namzet siyasi hareketler.

  7. Deep Throat - 24 Oca 2008 - 11:18 pm

    O “meclis içi muhalefet” dediğiniz bütünü ile Abdi bey tarafından hipnotize edilmişti. Yani “Kuzuların Sessizliği” filmi vizyonda idi. Bundan birkaç sene önce üşenmedim, bütün kitapçı ve sahaflarını dolaştım Ankara’nın. Abdi bey hakkında kitap aradım. Sadece “Gazeteci” diye bir kitap vardı ve üstadın sosyo-ekonomik tahlillerinden hiç söz etmiyordu. Yaa bu kadar ulusalcı yayınevi var, niye Abdi beyin köşe yazılarından bir derleme yapıp piyasaya sürmezler, anlayamıyorum doğrusu. Yeni nesil sadece Nazım’dan değil, Abdi beyden de feyz almalıdır.

  8. Rumuzyok - 24 Oca 2008 - 11:48 pm

    Abdi Bey’in yazdıklarının elle tutulur tarafları var; ulusalcıları kesmemiştir. :-)

  9. Deep Throat - 25 Oca 2008 - 1:02 am

    Valla o “elle tutulur taraflar”ı ben pek bulamazdım. Elinizde bir gazete kupürü falan varsa okumak isterim doğrusu. O “tarafları” Doğan Holding’in ekonomi guruları bulabilselerdi, yakın tarihin güya didik-didik edildiği şu günlerde ortaya bayıla bayıla dökerlerdi.

  10. Rumuzyok - 25 Oca 2008 - 1:12 am

    Elimde gazete kupürü yok, maalesef. Bir kaç yazısını okudum. Demek istediğim, Abdi Bey’in yazdıklarının doğru olup olmamasından ziyade; yanlışlanabilir şeyler içermeseydi. Okursunuz, yanlıştır diyip geçersiniz. Oysa, ulusalcılar duygu yoğunlaştırıcı kitaplara ilgi gösterirler.

  11. Deep Throat - 25 Oca 2008 - 1:28 am

    Efendim, o “duygu yoğunlaştırma” işleri o zaman da vardı. ÖrsanÖymen “Almanya Dosyası” diye güya araştırmacı-tiyatroculuk eseri yazmıştı. Konusu Türkiye’de aradığı desteği bulamayan bir motor imalatçısının çaresizlikten Almanya yolunu tutması idi. Sahnede bir motor çalıştırdılar ki seyirci kendinden geçti. Sanki Vatan-yahut-Silistire oyunu oynanıyor. Üstad Kabaklı bunlara “oluşturmanlar, karıştırmanlar ve kızıştırmanlar” diye boşuna dememiştir. Ruhu şad olsun. O günlerin hikayesini onun anıtsal “Ecurufya”sından okumalısınız. Bazı sayfaları ezberimdedir. Hatırladıkça hala gülerim.

  12. metin - 25 Oca 2008 - 11:04 am

    Veysel Bey,

    Yanılmıyorsam Abdi İpekçi’den sözediyorsunuz. Abdi Bey, ulusalcı zırtapoz palyaçolardan bin gömlek kaliteli biriydi. Yaşıyor olsaydı bu alçaklara mesafeli dururdu en azından sanıyorum. Zaten ölümü de onların elinden olmuştur.

    (Bu arada, umarım “kamikaze savcı”nın sonu kötü olmaz. Umarım aynı film çevrilmez.)

  13. aygen - 25 Oca 2008 - 3:02 pm

    Yaşıyor olsaydı bu alçaklara mesafeli dururdu en azından sanıyorum

    Ben pek sanamıyorum doğrusu. Koç Holding’in beyin takımından Sn. Tuğrul Kutadgobilik (basın ve halkla ilişkiler müdürü idi) ve Sn. Ege Cansen (Arçelik genel müdürü idi) bile “mesafeli duramıyorlar” netekim. Bunlara “acenteci” diyen Sn. Perinçek’in kuramlarını yeniden gözden geçirmesi (yani şu meşhuuuur “revizyon” meselesi/sorunsalı) gerekiyor.

  14. mrno - 25 Oca 2008 - 5:03 pm

    24 Ocak 1980 kararları alındı da, bunun uygulaması olup olmadığı hakkında 24 Ocak-12 Eylül arasında kastediyorum,(sonraları Özal bu bu dönüşümü gerçekleştirdi) bilgim yok.
    Görünen o ki Türkiye’ye iktisadi liberalizm darbe ile yerleştirilmiş. Liberalizm ülkemizde akışında ggelişmiş
    bir akım olarak takdim edliliyor, oysa tepeden inme yöntemlerle yerleşmiş.
    (henüz yerleştiği de şüphe götürür)

  15. mrno - 25 Oca 2008 - 5:05 pm

    FST Bey,
    İzlenimlerde yorum yapmak için 2 adet vesikalık fotograf, nüfus kağıdı örneği, sabıka kaydı belgesi felan da gönderelim mi?

  16. FST - 25 Oca 2008 - 5:51 pm

    Muhtardan ikamet belgesi de lazım, eksiklik olmasın. Bir de ilaveten mülakat yapacağım.

  17. metin - 25 Oca 2008 - 6:28 pm

    Siz Tuğrul ve Ege Beylere bakmayın Veysel Bey. Onlar öyledir! Bizim zenginlerimiz burjuva olmadığı gibi onların tepe yöneticileri de hoş ve boştur.

  18. mrno - 25 Oca 2008 - 6:32 pm

    İkametim yok, belki ben evsizim ne olacak şimdi?

  19. FST - 25 Oca 2008 - 6:35 pm

    Belediyeye başvur, yalnız acele et AKP malı götürürse ortada kalabilirsin.

  20. aygen - 25 Oca 2008 - 6:53 pm

    Metin’ciğim, “burjuva olamadığı” ne demek? Bunlar haza “creme de la creme”dirler. Hala direnen Bizans’ın “creme de la creme”i yani.. O ağaların yönetimindeki çiftlikler var ya? O çiftlikler küresel ekonomi ile çok daha entegredirler. Hem de yüzyıllardır.. 24 Ocak’ı izleyen günlerde “Buğday ithal ediliyor da buzdolabı niye edilmiyor? O da dışarıda daha ucuz” diyen Reşit Kurşun ağama, sevgili FST’nin izni ile, buradan bir selam göndermekten kendimi alamıyorum.

  21. metin - 25 Oca 2008 - 7:56 pm

    Sevgili Veysel Bey,

    Balkaymak olma durumu başka, “burjuva”lık başka. İkisini birbirine karıştırmamak gerektiği kanısındayım. Vaktiyle saftirik solcularımızın sandığı gibi bir manzara yoktu ve yoktur da Türkiye’de; yani demem o ki burada “burjuva[zi] hakimiyeti” değil, “bürokrat[/si] diktası” olagelmiştir, çünkü bizim hödük zenginlerimizin çapı burjuva olmaya yetmemiştir hiçbir açıdan. Ama tabii ki sizin de dediğiniz üzere balkaymak vaziyetleri sözkonusudur.

  22. aygen - 25 Oca 2008 - 8:10 pm

    Yaa kardeşim, o senin prototip kabul ediyor olabileceğini sandığım Fransız burjuvaları (o çoook meşhur tabir ile) “miktar-ı kafiyyede” Bonapartist bulabilseler, onlar da kesilirler Fransa’nın başına bir FSİAD.. Ne laf ettim ama? Bugün formumdayım :-)

    Not: Paydos saati geldi, ofisten ayrılıyorum, benden yarın sabaha kadar cevap bekleme.

  23. metin - 25 Oca 2008 - 8:31 pm

    Veysel Bey,

    “Fransa” denince uyuz oluyorum, kaşıntı tutuyor! Aklıma şirin beldem absürdistanım geliyor. (Murat Karun Bey’in kulakları çınlasın.)

  24. aygen - 26 Oca 2008 - 1:44 pm

    Fransa örneğini bu ülkenin ne ulvi bir ülke olduğunu ihsas (=to hint) etmek maksadı ile vermedim. Bana öyle geliyor ki, Metin kardeşimiz “burjuva” dediğinde belli bir etik-kodlar manzumesine sıkı-sıkıya bağlı kişiyi kastediyor. Tıpkı Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, v.b. gibi.. Hiç bir burjuva kendisine gümüş tepsi üzerinde sunulacak bir feodal imtiyazı “ben burjuvayım, tenezzül etmem” diye geri çevirmez.

    “Absürdistan” konusunda ise kendisi ile tamamen hemfikirim. Bu konuda kendisi ile yapmış olduğum geyik cyberspace’de kendi-liginde bir hit oldu. Türlü-çeşitlemesi yapılmış olan “art has never been so” dizesi arandığında birinci sayfada görünüyor. Önbellek’ten okuyabilirsiniz.

  25. aygen - 29 Oca 2008 - 4:07 pm

    http://www.haberturk.com/haber.asp?id=53331&cat=160&dt=2008/01/29

    Afferim oğlum Devlet, öğrettiğim gibi devam et..

    Not: Sevgili FST’dan bu yorumumu 24 saat sonra silmesini istirham ediyorum. Ne olur, ne olmaz..

  26. FST - 29 Oca 2008 - 4:22 pm

    Ekonomik Sadakat, Siyasi Serkeşlik ölçüsüne göre şu an durumumuz nedir Veysel bey, ne dersiniz?

  27. aygen - 29 Oca 2008 - 4:40 pm

    Karl R. Popper’in anladığı anlamda “açık toplum” olsak hemen cevap vereceğim, ancak ekonomideki reel gelişmelerden ancak 3 ila 4 sene sonra haberdar olabiliyorum. O da kendi gayretlerimle.. Neyse bu Internet çıktı da, TÜİK ve DPT kütüphanelerine gidip-gelmekten kurtuldum. Neşriyat alanında ise ekonomik serkeşliği marifet, siyasi sadakati de bunun kaçınılmaz bedeli addeden Türk münevverlerinin imanlarını tazelemekten başka bir şey hala yapılmıyor. Yani “ekonomik serkeşlik+siyasi sadakat” resmi ideoloji tapınağının sütünlarından hala biri.

  28. Librarian - 10 Şub 2008 - 9:36 pm

    Sayın …,
    Yanılıp da Türkiye’de yatırım yapan Amerikalı’ya “kusura bakma, karını dışarı transfer edebilmen için sana döviz tahsis edemem; ancak kazandığın TL’ler ile Türkiye’de yeni yatırımlar yapabilirsin” diyen bir zihniyetin (DP-AP zihniyeti) ne kadar liberal sayılabileceğini takdirinize bırakıyorum.
    Saygılarımla,
    Veysel Aratlıoğlu (izlenimler, 25 Nisan 2006)

    ***************************************************************************

    “Kurdan yakınan ihracatçıya ‘bedel’ müjdesi
    İhracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakıldı. Karar uyarınca daha önce belli süre içinde yurtiçine sokulması gereken ihracat gelirleri için bu zorunluluk ortadan kalkıyor. İhracatçılar karardan memnun.

    NTV-MSNBC VE AJANSLAR
    Güncelleme: 14:55 TSİ 08 Şubat 2008 Cuma

    ANKARA - Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın bazı maddelerinde yapılan değişiklikle, ihracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakıldı. İhracat bedellerinin yurda getirilmesi zorunluluğunun kaldırılması, ihracatçılar tarafından devrim olarak nitelendirilirken, uygulamanın, hem bürokrasinin hem de ihracatçıların iş yükünü azaltacağı belirtiliyor.

    Kaynak:

    http://www.ntvmsnbc.com/news/434929.asp

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş