FST 13 Ocak 2008
Alevilik meselesi açıldıkça yeni konular gündeme gelecek gibi. Açıklık iyidir, Aleviler iyice bir ortaya dökülsün, kanunlar izin vermeye başladıkça Sünni gruplar da açılıp kalabalığa karışacak, her şey daha iyi olacak. Öte yandan Reha Çamuroğlu bu çerçevede Çaldıran Savaşından bahisle şunları söylemiş:
“Pek çok tarih kitabımız yalan söyler. Çaldıran (savaşı) aslında bizim bizi kırdığımız bir savaÅŸ, muzafferinin de, maÄŸlubunun da biz olduÄŸumuz bir savaÅŸtır. Demem odur ki, koskoca tarihimizi basit bir, ’biz ve onlar’ oyununa dönüştürmek mümkün deÄŸildir, dönüştüremezsiniz. Tarihimizin pek hatırlamadığımız, gizliden gizliye utandığımız sayfalarına da ’biz’ dememiz gerekmez mi.”
Peki bu sözler hatalı mı? Bilakis. Türkler (ve muhtemelen baÅŸka kavimler) iktidar uÄŸruna birbirlerini tarih boyunca yemiÅŸ durmuÅŸlardır. Timur’un ne iÅŸi vardı da kopup geldi Asyadan, Anadoluyu yerle bir etti? Fatih ile Uzun Hasan, Uzun Hasan’ın torunu Åžah İsmail ile Yavuz’un hikayeleri malum. Tabii bu süreçte atla katır tepiÅŸirken arada epey eÅŸek de harcanmıştır, onu da kabul etmek lazım. Bunların içinde haklı olan da yoktur, al birini vur ötekine. Vatandaşın umurunda mı kimin kral olacağı, arada tepelenen gene köylü, ÅŸehirli küçük insanlar.
Yalnız Åžah İsmail de delikanlı adamdı, buradan hakkını verelim, Tebriz’de tahta çıktığında 14 yaşında delikanlıydı, ataktı ama silahlı gücünün zirvesindeki Osmanlıya güç yetirmesi imkansızdı. Çaldıran savaşında meydanı terk etmek zorunda kaldı. OÄŸlu da Kanuni’yi çok meÅŸgul etmiÅŸtir. Gerçi bu tür efsaneler sayesinde ülkeler tarih oluÅŸturup tutunacak bir dal bulabiliyorlar, bugün Azerbaycan ve İran Türklerinin 3-5 kalem deÄŸerinden biri de Åžah İsmail ve “Çaldıran Döyüşüdür”. Reha bey iyi demiÅŸ, yalnız Hürriyet yorumcusunun biri dikkatimi çekti, çok bilmiÅŸ arkadaÅŸ şöyle demiÅŸ:
özer özbaşı (’karsiyakali’ tüm yorumları)    13/01/2008 - 11:05
Şah İsmail Osmanlıya Başkaldırmıştır. Kellesi Tahtıyla getirilmiştir. Tahtı hala Topkapı sarayındadır. Zamanın bölücülük vakasıdır. Bastırılmıştır.
Tahtı anladık da kelle nerede? Åžah İsmail Çaldıran’dan çok sonra ölmüştür.
Konuyla ilgili eski bir yazı var. Bir de Åžah İsmail’in resmine dikkat ettim, yahu kırk yıldır Yavuz Sultan Selim diye bize gösterdikleri meÅŸhur küpeli resme çok benzemiyor mu? Hani ÅŸimdi delikanlı oÄŸlanlar kulaklarına küpe takıyorlar da, benim gibi tutucular “çıkar ÅŸunu asabımı bozma” deyince gevrek gevrek gülüvererek “bu Yavuz Sultan Selim Han sünnetidir ve de erkek adam Osmanlı zagonunca küpe takmalıdır” deyip iÅŸi makaraya sarıyorlar ya, küpe iÅŸi Åžah İsmail’e ait olmasın? Bu konuda millet tartışıp duruyor forumlarda.
Gerçi ne fark eder, o da bir Türk Sultanı, bizim iş yine yaş. Küpe meselesi aynen devam edecek bu gidişle. Ben erkek ve kadında yüzük, küpe, külye şu, bu hoşlanmam, mana da vermem. İstemeyerek katlanırım. Hele erkeklerde küpe neyin nesidir, haydi kadınlar bu yanlışa evvel eski düşmüşler, her yanlış tekrar mı edilsin?