Ocak 2008 ArÅŸivi

Nahnu

FST 14 Ocak 2008

nahnu.JPGNahnu.org sitesini yürüten arkadaşımız RSS takibini Google Reader ile yapıyormuÅŸ, bu konuda detaylı bilgiler verirken bir de ne göreyim, kendisi benim siteyi son 30 gün içinde en çok paylaÅŸtığı 5 site içinde tepeye koymuÅŸ. Ben de Google Reader kullanıyorum ama pek sağı solu takip edemiyorum, ancak bu ilgisine karşılık Nahnu sitesini ihtiyacı olmamasına raÄŸmen buradan bir kere huzurunuzda takdir edeyim. Hakikaten görüntü, içerik ve teknoloji olarak mükemmel bir yer. Bu arada diÄŸer önerdiÄŸi sitelere de baktım, gayet güzel. Nahnu.org’daki ilgili yazı için: Google Reader

Hıyar

FST 14 Ocak 2008

hyar.JPGDaÄŸda bayırda Atatürk gölgesi aramak (yabancılarda Meryem Ana) kadar, meyve, sebze ve hayvanatın üstünde Allah, (yabancılarda God) yazısı aranması, yerine göre bulunması bildim bileli yaygın bir davranış türüdür. (Yapay olanları saymıyorum). Benim çocukluÄŸumdan bu yana üstünde Allah yazan sebze meyve ile herhalde bir halde kabzımal dükkanı açılırdı. Üzerinde ayyıldız olan, Allah yazan ineklerden de çiftlik kurulurdu. Yerel bir haber sitesinde gene gördüm ama insaf, bu kadar da “hıyarlık” olmaz ki canım. Şöyle deniyor:

 

Devamı »

Arkaya Dikkat!

FST 13 Ocak 2008

hasts.jpgBaÅŸbakan bir açılışta hastanede rehin kalma iÅŸiyle ilgili “Benim vatandaşımı hastanede rehin alacak olanın alnını karışlarım. Yok böyle ÅŸey, olamaz.” demiÅŸ. Bu iÅŸin teknik ve önemsiz tarafı, hastane açılışı yapılıyor arkaplandaki resme bak. Bu ne biçim bayrak, ayyıldız nizamsız, Atatürk olmadığını ümit ettiÄŸim biçimsiz bir resim. Resim de kanla mı yapılmış, boyalar filan bir acayip. Yahu bu ülkede hastanın bir yerde rehin kalmasının ne önemi var, bırakın alın karışlamayı, kardeÅŸim siz ÅŸu resmi bir düzelttirin, geçmiÅŸ önünde kurdela kesiyorsunuz. Hürriyet’e de ayıp, haberi basmışsınız bu konuya gram deÄŸinilmemiÅŸ.

HerÅŸeyi de ben mi göreceÄŸim…

(Meğer resmin hikayesi varmış, şu linkte) 

OsmanoÄŸlu

FST 13 Ocak 2008

sehzadeler.jpgÅžah İsmail, Yavuz Selim derken yorumlarda laf lafı açtı, bir yerlerde Osmanlı hanedanının belgeseli ile ilgili bilgiye rastladım. Fatih’in, Yavuz’un torunları ufaklıklara bakarken, şöyle düşündüm: Bunların Türk vatandaşı olması serbest mi ÅŸimdi? Neden derseniz, gelip biri Türk vatandaşı olur ve yarın ÅŸartları uyar ve baÅŸbakan, cumhurbaÅŸkanı filan olmaya kalkarsa ne olur acaba sorusu aklıma geldi. Bana muhafazakar vatandaşımız ilgili kiÅŸiye ekstradan bir muhabbet duyar gibi geliyor. Bir ara Bulgaristan’da öyle birÅŸey olmuÅŸtu, hem de yakın zamanda, kral geri gelip baÅŸbakan mı olmuÅŸtu, tam hatırlayamadım.

Fikir jimnastiği işte, adamın aklına elli türlü soru geliyor.

Düşkünler-II

FST 13 Ocak 2008

4619.jpgBaşbakanın Alevi iftarına katılmasının gürültüsü bitmeden CHP genel başkanı Deniz Baykal da Alevileri aşure yemeye davet etmiş. Haberde şöyle deniyor:

Baykal, Alevileri aşureye çağırdı

CHP İletişim Koordinatörlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Baykal, Alevi örgütlerinin yöneticileri ve önderlerine mektup göndererek, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da genel merkezde aşure kaynatılacağını belirtti.

Baykal’ın davet mektubu şöyle: ”Bir insanlık suçu olan Kerbela’nın acısını yüreÄŸinde hisseden, yasını, orucunu tutan sevgili kardeÅŸim. Kerbela bir insanlık utancıdır. Böylesine büyük acılar, bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeÅŸlik duygularını pekiÅŸtirerek, yardımlaÅŸarak, dayanışarak göğüslenir. Bu anlayışla geçen yıl olduÄŸu gibi bu yıl da genel merkezimizde aÅŸure kaynatacağız. 23 Ocak Salı günü sizi, sizleri aÅŸuremizi paylaÅŸmaya davet ediyor, sevgiler, saygılar sunuyorum.”

Demek CHP genel merkezinde aÅŸure kaynatılıyormuÅŸ. 1400 sene öncesinin dinle çok ilgili bir siyasi cinayetini aÅŸure kaynatıp anan çaÄŸdaÅŸ, laik bir parti bende çok fazla anlam bulmuyor ama gene de güzel bir davranış olduÄŸunu söylemeliyim. Bu arada AKP iftarı sürecinde epey bilgilendik, Alevilerle ilgili detay konulara girdik, bakalım CHP aÅŸuresinden neler çıkacak? Mesela buraya gelenlere “CHP Alevilere ne vermiÅŸ ki aÅŸuresini yemeye gidiyorsunuz, bu zamana kadar önde gelenlerin çıkarı için oylar verildi, karşılığında ne elde edildi, sıfır, giden düşkündür, böyle biline” denecek mi? Yahut baÅŸkaları çıkıp Tunceli bölgesinde dönemin tek partisi CHP’nin 70-80 sene evvelki icraatlarını hatırlatacak mı?

Merak bu ya.

(Bir de, eÄŸer aÅŸure resimdeki gibiyse süpermiÅŸ, tam zengin iÅŸi. Bizim oralarda kaynatırlar içinde fasulye, nohut, buÄŸday olur. Fındık, ceviz, o renkli ÅŸeyleri kim kaybetmiÅŸ de biz bulup aÅŸureye atalım. Öğrenciler, size de tavsiyem CHP’deki bu bedava ikramı kaçırmamanızdır.)

Nasıl Yani

FST 13 Ocak 2008

polat.jpgPolat Alemdar’a komedi dizisinde oynar mısınız demiÅŸler. O da bir sürü ÅŸey söylemiÅŸ. Yahu Kurtlar Vadisinde Polat’ın rolünden iyi komedi mi olur? Liseli avanak oÄŸlan görüntüsünde Türkiye’yi kurtaran kabadayı olur mu? Ben bir defa rastladım diziye, epey güldüm, çevremdekiler ters ters bakınca çenemi kapatıp oradan kayboldum. Polat komedinin kralını oynar, sormaya gerek yok, adam bu dizide iÅŸi kıvırıyor, ortalama bir dizide Kemal Sunal’ı geçer. Yahu ÅŸu resimdeki tiplere bakın, adamın gülmekten karnı yarılır, bu tavır ne tavrı bre. Türkiye gerçeÄŸi diyorlar bazıları, evet aynen Türkiye kadar gülünç bir yere tam da bu komedyenler uyar. Hele bakışlara hele, yahu siz bakışla Türkiye’yi deÄŸil Galaksiyi kurtarırsınız. Hey yarabbim. Kırmızı gömlekli de üç silahşörlerden Portos gibiymiÅŸ. Ha, bir de kravat takın, nedir o yaka bağır açık. Bu ciddi bakışmaya kravat yakışır.

Çaldıran

FST 13 Ocak 2008

sahismail.jpgAlevilik meselesi açıldıkça yeni konular gündeme gelecek gibi. Açıklık iyidir, Aleviler iyice bir ortaya dökülsün, kanunlar izin vermeye başladıkça Sünni gruplar da açılıp kalabalığa karışacak, her şey daha iyi olacak. Öte yandan Reha Çamuroğlu bu çerçevede Çaldıran Savaşından bahisle şunları söylemiş:

“Pek çok tarih kitabımız yalan söyler. Çaldıran (savaşı) aslında bizim bizi kırdığımız bir savaÅŸ, muzafferinin de, maÄŸlubunun da biz olduÄŸumuz bir savaÅŸtır. Demem odur ki, koskoca tarihimizi basit bir, ’biz ve onlar’ oyununa dönüştürmek mümkün deÄŸildir, dönüştüremezsiniz. Tarihimizin pek hatırlamadığımız, gizliden gizliye utandığımız sayfalarına da ’biz’ dememiz gerekmez mi.”

Peki bu sözler hatalı mı? Bilakis. Türkler (ve muhtemelen baÅŸka kavimler) iktidar uÄŸruna birbirlerini tarih boyunca yemiÅŸ durmuÅŸlardır. Timur’un ne iÅŸi vardı da kopup geldi Asyadan, Anadoluyu yerle bir etti? Fatih ile Uzun Hasan,  Uzun Hasan’ın torunu Åžah İsmail ile Yavuz’un hikayeleri malum. Tabii bu süreçte atla katır tepiÅŸirken arada epey eÅŸek de harcanmıştır, onu da kabul etmek lazım. Bunların içinde haklı olan da yoktur, al birini vur ötekine. Vatandaşın umurunda mı kimin kral olacağı, arada tepelenen gene köylü, ÅŸehirli küçük insanlar.

Yalnız Åžah İsmail de delikanlı adamdı, buradan hakkını verelim, Tebriz’de tahta çıktığında 14 yaşında delikanlıydı, ataktı ama silahlı gücünün zirvesindeki Osmanlıya güç yetirmesi imkansızdı. Çaldıran savaşında meydanı terk etmek zorunda kaldı. OÄŸlu da Kanuni’yi çok meÅŸgul etmiÅŸtir. Gerçi bu tür efsaneler sayesinde ülkeler tarih oluÅŸturup tutunacak bir dal bulabiliyorlar, bugün Azerbaycan ve İran Türklerinin 3-5 kalem deÄŸerinden biri de Åžah İsmail ve “Çaldıran Döyüşüdür”. Reha bey iyi demiÅŸ, yalnız Hürriyet yorumcusunun biri dikkatimi çekti, çok bilmiÅŸ arkadaÅŸ şöyle demiÅŸ:

özer özbaşı (’karsiyakali’ tüm yorumları)     13/01/2008 - 11:05
Şah İsmail Osmanlıya Başkaldırmıştır. Kellesi Tahtıyla getirilmiştir. Tahtı hala Topkapı sarayındadır. Zamanın bölücülük vakasıdır. Bastırılmıştır.

Tahtı anladık da kelle nerede? Åžah İsmail Çaldıran’dan çok sonra ölmüştür.

Konuyla ilgili eski bir yazı var. Bir de Åžah İsmail’in resmine dikkat ettim, yahu kırk yıldır Yavuz Sultan Selim diye bize gösterdikleri meÅŸhur küpeli resme çok benzemiyor mu? Hani ÅŸimdi delikanlı oÄŸlanlar kulaklarına küpe takıyorlar da, benim gibi tutucular “çıkar ÅŸunu asabımı bozma” deyince gevrek gevrek gülüvererek “bu Yavuz Sultan Selim Han sünnetidir ve de erkek adam Osmanlı zagonunca küpe takmalıdır” deyip iÅŸi makaraya sarıyorlar ya, küpe iÅŸi Åžah İsmail’e ait olmasın? Bu konuda millet tartışıp duruyor forumlarda.

Gerçi ne fark eder, o da bir Türk Sultanı, bizim iş yine yaş. Küpe meselesi aynen devam edecek bu gidişle. Ben erkek ve kadında yüzük, küpe, külye şu, bu hoşlanmam, mana da vermem. İstemeyerek katlanırım. Hele erkeklerde küpe neyin nesidir, haydi kadınlar bu yanlışa evvel eski düşmüşler, her yanlış tekrar mı edilsin?

Emeklilik Dümeni-II

FST 13 Ocak 2008

emeklil.jpgGeçen bir yazıda milletvekillerinin emeklilik haklarındaki adaletsizliÄŸi sayın baÅŸbakana iletmiÅŸ, kendisinden de rüyamda “tamam Fethi bey, lafı mı olur, yetimin hakkını yedirmeyiz” türü bir cevap almıştım. Åžimdi milletvekili dışındaki yaÄŸlı memur emeklilik maaşıyla ilgili yeni bir bilgiyi kendilerine iletiyorum. Bakalım kanunları hazırlayan memurları aşıp bu iÅŸi çözecek bir erkek çıkacak mı:

“SSK ve BaÄŸ-Kur’lular ne kadar prim yatırmışlarsa, ona baÄŸlı olarak belli bir emekli aylığı alıyorlar. Oysa memurlarda ölçü yok, emekli aylıkları, aldıkları son maaÅŸla iliÅŸkilendiriliyor. Siyasilerin de desteÄŸiyle iÅŸini ayarlayabilenler, emekliliklerine yakın bir dönemde genel müdürlük, müsteÅŸarlık, daire baÅŸkanlığı gibi makamlara atanmalarını saÄŸlayarak, bu görevde bir ay çalışmış olsalar dahi, sanki hayatları boyunca genel müdürlük, müsteÅŸarlık yapmış gibi emekli aylığına hak kazanıyorlar. Bir anlamda, bir ay çalıştığı müsteÅŸarlıktaki maaşını, emekliliÄŸi boyunca almaya devam ediyor. Kimi durumlarda sadece bir gün bu görevlerde çalışanlar dahi, bu hakkı elde edebiliyor. Adam 10 yıl, 15 yıl müsteÅŸarlık yapmışsa tabii ki, yüksek emekli aylığı alsın, ama bir gün çalışan adama da bu hakkı vermek kabul edilemez. Hesap ettim, bu ÅŸekilde emekli olan bir kiÅŸinin bile devlete yükü 700 bin YTL.”

3 bin YTL de alan var

Zekai Özcan, bu uygulamanın yarattığı adaletsizliÄŸi anlatırken ÅŸu örneÄŸi verdi: “Diyelim iki avukat arkadaÅŸ aynı tarihte devlet memuru olarak çalışmaya baÅŸladı ve 25 sene boyunca aynı görevlerde çalıştı. Bunlardan biri emekliliÄŸinden çok kısa süre önce genel müdür olarak atanmayı baÅŸarırsa, arkadaşı 900 YTL emekli aylığı alırken, o kiÅŸi yaÅŸamının geri kalan bölümünde emekli aylığı olarak 3 bin YTL alacak.”

‘Ballı emeklilik’

Kimi kamu kurumlarında belli kadrolar sadece, kamuoyunda ‘ballı emeklilik’ olarak adlandırılan bu uygulama için kullanılıyor. Anayol koalisyonu döneminde ANAP’lı bir bakan, kendisine yakın çok sayıda kiÅŸiyi kısa sürelerle bu tür genel müdürlüklere getirip yüksek aylıkla emekli olmalarını saÄŸlamasıyla günlerce kamuoyunda tartışılmıştı.

Bu uygulama bürokratların yanı sıra milletvekilleri ve belediye baÅŸkanları için de geçerli. ÖrneÄŸin, çalışma yaÅŸamı boyunca asgari ücretten prim ödemiÅŸ olan bir kiÅŸi iki yıl milletvekilliÄŸi ya da belediye baÅŸkanlığı yaptıktan sonra, ömür boyu bu görevlerde çalışmış gibi yüksek miktarlı emekli aylığına hak kazanıyor. Bu ÅŸekilde prim karşılığı olmadan yapılan emekli aylığı ödemeleri için Maliye Bakanlığı her ay Merkezi Yönetim Bütçesi’nden Sosyal Güvenlik Kurumu’na kaynak aktarıyor.

Ne balmış be, yiye yiye bitiremedi memur takımı. Ama helal olsun, aferin, iÅŸlerini biliyor keratalar. Memur lafıdır deÄŸil mi”devlete ÅŸu kadar hizmetim var”. Ne hizmeti be haybeden yaÅŸamışsın bunun adı hizmet mi oldu ÅŸimdi. Neyse, gençler, aman bir yolunu bulun, torpil, rüşvet, AKP ilçe baÅŸkanına rampalama, derhal bir devlet dairesine kapat atın. EnayiliÄŸin alemi yok. YaÅŸasın AKP, yaÅŸasın nurlu ufuklar.

Bakalım Rekoru Kim Kıracak

FST 13 Ocak 2008

kanbyrak.jpgMalum bizde bayrak demek rekor demektir. Biri bir bayrak asar, tüm kurum, kuruluÅŸ, örgüt, birey en büyük bayrağı biz yapacağız diye tatlı bir yarışa giriÅŸir. Valilikler valinin kendi cebinden olduÄŸunu zannetmediÄŸim paralarla 2 kilometrelik bayrak açarlar mesela. Bu yarışların vazgeçilmez simalarından biri de ATO baÅŸkanı Sinan Aygün. Bunu nereden hatırladım, ÅŸu ara bir kandan bayrak meselesi var gündemde, KırÅŸehir’de geleceÄŸin öğretmenleri Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencileri kanlarıyla bir bayrak yapmışlar. Bu giriÅŸimi takdir etmemek mümkün deÄŸil. Yalnız gençlerin bayrağı çok büyük deÄŸil, 20 kiÅŸiden akan kanla daha büyük bir eser ortaya çıkabilirdi. Bakalım Sinan Aygün ATO üyesi tüccarın kanından ne büyüklükte bir bayrak yapabilecek? Tüm ülke bu yarışa katılmalı, kan oluk gibi akmalı, bundan sonra okulların bayrakları kanla çizilmeli. Zaten bizim bayrağımız Kosova’da kanla çizilmiÅŸ, aslına dönmüş olur.

Bu gençlerden de ileride resim öğretmeni olur muhtemelen.

Ben demiyorum

FST 13 Ocak 2008

YÖK Başkanı bir laf etti ortalık eğitimin metalaşması, sömürü düzeni, vahşi kapitalizm türü zırvalarla doldu. Tamam, beni iplemiyorsunuz, bakın Murat Belge ne demiş, belki onu dikkate alırsınız. Yok o da dönek ilan edildiyse bilemem, sosyalizmden aforoz edilenlerin listesini yayınlarsanız öğreniriz. Yazı şu::

[…] ‘Etik’ dediÄŸim konu da bu.

Sonuç olarak, sistem böyle iÅŸliyor. Üniversiteye girmek, sınavı geçmek, yüksek puan tutturarak iyi yere girmek, ‘ucuz’ bir ÅŸey deÄŸil. Bunu karşılayabilen ailelerin çocukları o iyi yerlere de giriyor- ve sonra ‘parasız’ okuyor.

Bu koÅŸullarda ‘EÄŸitim parasız olmalıdır’ demek de muhtemelen herkesin, ama öncelikle ’sol’da olanların sloganı!

YÖK’ün yeni baÅŸkanı “Yükseköğrenim paralı olmalı” dedi ve hemen tepki çekti. Ancak, “Parası olmayan da okumayıversin, kardeÅŸim” demedi (Bunu, ÅŸu anda yürürlükte olan ‘parasız eÄŸitim’ sistemi fiilen söylüyor), “Bir burs sistemi kuralım” dedi.

Dünyada yapılan da bu. Yapılması gerekiyor, çünkü ‘beyin gücü’ -neyse ki- yalnız ‘paralı seçkinler’in sahip olduÄŸu bir ÅŸey deÄŸildir. Mümkün olduÄŸu kadar fazla yeteneÄŸi iÅŸin içine çekmek de iyi çalışan, iyi kurulmuÅŸ bir burs sistemiyle saÄŸlanır.

« Geri - İleri »

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ