Archive for Ocak, 2008

Günün Yorumu

FST Ocak 13th, 2008

ege.JPGMalum, öğretmen diye biri 5 kız çocuğunu dövüp ceza olarak bir başka okula daha rahat bir göreve nakledilmişti ya, o haberin yorumlarına baktım. Herkes “yuh, canavar, bu devirde bu barbarlık olur mu, beceremeyeceksen ne diye öğretmen oluyorsun, memurluk sistemi değişmedikçe bu iş sürer” derken bir vatandaş da şu yorumu yapmış:

Metin Turan (’dogruolan’ tüm yorumları) 10.01.2008 15:26:01
Ben okullarda cetvelden tutun,eğeye kadar her nesneyle sopa yiyerek büyüdüm.Ama ne elim eksildi,ne de öğretmenlerime sevgim.Çünkü o sopaları hak ettiğimi düşünüyorum.Bugünkü eğitimde öğretmen eğitecek gücü ne veliden,ne de devletten bulamıyor.Yeni neslimiz şımarık ve terbiyesiz yetişiyor.saygılar.

Metin Turan her nesneden sopa yemiş, eğeyle nasıl dayak yemiş onu bilmiyorum, iş teknik diye bir ders vardı, belki odur. Acaba kimya dersinde hoca yüzüne kezzap da atmış mı? Müzik dersinde kafasına mandolin geçirmiş de olabilirler. Metin Turan, sen bu kafayla asıl şimdi sopayı hak ediyorsun, istersen sevgili öğretmenini bulunduğun şehrin öğretmenevinde bir ziyaret et, kafana okey tahtasını geçirip zevk almanı sağlasın. Hocanın vurduğu yerde gül açar, kafanda saksıyla gezersin. Sonra da elini öpersin. İlle de eğe istiyorsan, alışkanlık yaptıysa bizim sanayide Celil usta var, belki bir hal çaresine bakar. Veya bana gel ingiliz anahtarıyla işini görürüz.

Yeni Bir Ümit mi?

FST Ocak 11th, 2008

95651.jpgGeçen sene, evvelki sene ne eğleniyorduk, hatırlayan çıkar. Sağda, solda oluşumlar kuruluyor, Demirel, Mesut Yılmaz, Rahşan Ecevit fısır fısır planlar yapıyor, dangalak medya kuruluşları “Sağda yeni oluşum”, “Solda yeni birliktelik”, “Sağa Ağır Abi: Mesut”, “Demirel Ne dedi, Yoğurtla Semizotu mu Yedi”, “Ulusalcı hareketten yeni oluşum: Osuruktan Teyyare” filan, hele bir de işin içine İş, Aş, HaydarBaş, Mazot, Fındık, Cem Uzan girince görülmemiş bir eğlence dünyasına düşmüştük.

Maalesef göreli istikrar ortamları eğlencenin de sonunu getiriyor. AKP Temmuz ayında oluşum esnafını eşşekten düşüren bir oy alınca ne Demirel kaldı, ne de oluşum. Sadece Mesut Yılmaz mütebessim bir edayla meclise kapağı attı, keyfine bakıyor. Demirel ne yapar, haberimiz bile yok. Rahşan hanım sağ, değil mi, Allah ömür versin. Neyse, bu tiyatro içinde iki isim daha vardı ki bunlar da ulusalcılara gülme katsayımızı arttırıyordu. Yaşar Nuri hoca ile adaşı Yaşar Okuyan. Yaşar Nuri hocayı efsane karşıtlığı konusunda öper başıma koyarım. Hocaya laf söyletmem. Ama siyasete geldi mi iş değişir. Tunç yüzlü Anadolu delikanlısı edebiyatıyla meydana çıkan hocanın burada az kulağını çekmedim. Hocam severim, işine dön, mahcup olursun dedim. Yaşar Okuyan’ı da Afyon’daki ulusalcı toplantısında “Atatürk’ün heykelinin karamsarlığı bizim şu halimizden olmasın” mealindeki sözlerinden dolayı takdir etmekle birlikte, gülünç hale geldiğini de belirtip durdum. İşte bu ikili bayrağı yeniden yükseltmek için birleşme kararı almışlar. Haber şöyle:

HÜRPARTİ Genel Başkanı Yaşar Okuyan, konuya ilişkin olarak AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki partinin birleşmesi doğrultusunda alınan karar uyarınca, partisinin 29 Aralık’ta olağanüstü kongresini yaptığını bildirdi. Bu kongrede, birleşme kararı aldıklarını ve bunun HYP’nin çatısı altında gerçekleşeceğini olacağını kaydeden Okuyan, yasal prosedürü tamamlamak üzere yarın sabah da HYP’nin olağanüstü kongresinin toplanacağını söyledi.

Okuyan, ”Yeni bir siyasi oluşum için ilk adımı atmış olacağız. Yeni bazı siyasi parti ve grupların da katılımıyla partinin ismi, amblemi ve yetkili kurullarının tümden değiştirilmesi de söz konusu. Yeni sadece iki parti ile sınırlı kalmayacak bir hareket planlıyoruz” dedi.

Hay siz çok yaşayın iki Yaşar beyler. Asabımın bozuk olduğu şu günde neşelenmemi sağladınız. Yalnız rica ederim bu işi kısa kesmeyin. Haydar Baş, Cem Uzan, Cem Yılmaz, Küçük Emrah gibi ünlüleri de aranıza alın. Demirel’e gidin akıl danışın, Yılmaz Büyükerşen’i yoklayın, Rahşan Hanım’la görüşün, ne bileyim bir sürü iş yapın.

Ben ümitliyim arkadaş, iki Yaşar bir araya gelince AKP’yi toz ederler. Bak CHP’nin süngüsü düşmüşken muhalefet bayrağını dalgalandıracak iki yiğit çıktı, biz de neşemizi bulduk. Bakalım ekibin kalan kısmı kadroya ne zaman katılacak? AKP domine etti ortalığı, Alevilere bile el attı, malzeme bitti, kuruduk kaldık.

Sayın Başbakana Açık Mektup

FST Ocak 11th, 2008

9424.jpgSosyal Güvenlik deliği filan deniyor, başbakan eylem planı hazırlamış. Güzel, inşallah “kazanılmış hak” denen garabete müdahale edilir, az çalışmayla çok hak elde eden memurların emeklilik kazanımları azaltılır, SSK ve Bağkurluya karşı devlet memuruna tanınan haklar dengelenir. Yalnız başbakan gazete okur mu bilmem, Taraf gazetesi köşe yazarı Süleyman Yaşar’ın bugünkü yazısı ilgimi çekti, belki AKP’ye yakın kesimler kendisinin kulağına fısıldayıverir. Süleyman Yaşar Emekli milletvekillerinin açığı kapatmak için ayrılan paydan önemli bir pay aldıklarını söylüyor. İnternet sayfaları yok, gazeteden şöyle bazı alıntılar yapayım:

[…] Türkiye’de milletvekilleri nedense çok az emeklilik primi ödeyerek en yüksek emekli maaşını alıyorlar. Gazetelerde yayınlanan emekli maaşı tutarına göre bir emekli öğretmen 25 yıl çalıştıktan sonra 983 lira, bir mühendis 1233 lira,  biravukat 983 lira alırken milletvekili tam 4129 lira emekli maaşı alıyor. Üstelik bunu primini ödemeden alıyor.

Milletvekilliği gönüllü yapılan bir iş. Ayrıca bir meslek değil, birmakam da değil buna rağmen yeterli prim ödemeden bu kadar yüksek emekli maaşı alması emeklilik sigortası mantığına uymuyor. […] Milletvekili emeklisi sayısı ise 5000 kişiyi buluyor. Bir de bunların dulları, yetimleriyle sayısı 10 binleri aşıyor.

Geçen yıl Ocak-Kasım döneminde sosyal güvenlik kurumlarının açığını kapatmak için bütçeden 25.2 milyar lira ödeme yapıldı. Düşünün bu tutar bütçenin yüzde 12.7’sini buluyor. […] ilave ödemelerin yaklaşık 4 milyar liralık bölümü yani 3 milyar dolarlık bölümü “emekliliği hak etmemiş eski milletvekillerine” çeşitli yasalara zaman içerisinde konulan ve prim karşılığı olmayan ekstra ödemelerden kaynaklanıyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, yeni çıkacak Sosyal Güvenlik Yasasına milletvekilleri için şimdi de ayrıcalıklı hükümler konuldu. Artık 25 yaşında milletvekili seçilip 4 yıl bu görevde kalan biri ömür boyu asgari ücretin 3 katı makam tazminatı alacak. Üstelik çalışan vatandaşın emekli maaşı kesilirken milletvekili emeklilerinin maaşı da kesilmeyecek. Böylece hazine sürekli borçlanarak milletvekili emeklisine maaş yetiştirecek.

Evet. Manzaraya bakın. Sayın hortum kesme iddiasındaki başbakan, sağa sola efelenmesiyle, “satarım be” diyerek tavizsiz duruşuyla takdirimi toplayan Maliye bakanı, kul hakkı edebiyatı yapan AKP büyükleri, lütfen şu manzaraya bakın. Derhal eski milletvekillerinin emekli maaşlarını bir öğretmen maaşına çekiniz, 2 yıl vekillik yapana emekli hakkını kaldırınız, 25 yaşındaki bir çocuğa sırf Ankara’da yanınızda vekil olarak bulundu diye fukara milletin kesesinden, tüyü bitmedik yetimin, doğmamış çocuğun nafakasından ömür boyu milyarlar ödemeyiniz. Daha bu vekillere, onların akrabalarına yapılan yıllık adam başı yaklaşık 1000-2000 dolar sağlık masrafını söylemedik.

Gün gelir sizden de bir hesap soran çıkar, burada olmazsa inandığınız Ruzı Mahşerde.

Bakın güçlüsünüz, kimse size milletvekili emekli maaşını düşürdünüz diye kızmaz, hatta oy oranınızı yüzde 70 yapmazsanız blog işini bırakırım. Alın size kaynak, haksız emekli parası alan herkesin “kazanılmış hakkını” revize edin, memur takımı neyi “hak” ediyormuş da devlet bundan geri dönemiyormuş? Akıl alacak şey mi şu? Yapın şunu, yılda 10-15 milyar dolar havadan para. Ne sosyal güvenlik açığı kalır ne de yüksek faizle borçlanma gereği. O zaman sağlığa mı yatırırsınız, eğitime mi, sosyalist uygulamalarınıza buradan alkış tutarım.

Gelin şu devrimi yapın, ben de yüzde 0.1 partisi yerine sizinle işbirliğini düşüneyim.

Derinsular.pdf

FST Ocak 11th, 2008

derinsular.jpgSerdar beyin sitesine geçen uğradığımda benim de hep hayal ettiğim ama teknik beceri ve zaman eksikliğim sebebiyle başaramadığım, yazıları bütünleştirip e-kitap yapma projesini gerçekleştirdiğini gördüm. Hepsi birer bilgi küpü olan bu yazıları vatandaş gitsin okusun, hem Türkçe hem de bedava, istifade edelim. Üstelik ücretsiz dağıtabilirsiniz de demiş, öğretmen, öğretim üyesi olanlar çocuklara ödev olarak versin, okuma parçası yapsın.

Serdar beyin yakın gelecekte çok önemli eserlere imza atacağını ve ülkemizde etkili olacağını tahmin ediyorum. İnternet sayesinde nice cevherler ortaya çıkıyor, kitap basma derdi de kalmıyor, hatta elektronik okuma cihazları yaygınlaşınca kağıt da alternatifsizlikten çıkacak. İnternet de yaşasın Serdar bey de. Yazılarım böyle bilgilendirici olsa ben de uğraşırım ama benimkiler genelde gündelik zevzeklikler, zamanla güncelliğini yitiriyor.

Darısı diğer sitelerimizin, bilgili arkadaşlarımızın başına.

Demirle Eğitim Daha Sağlam Olur

FST Ocak 11th, 2008

4750151.jpgHürriyet gazetesini tebrik ettiğim bir yazım oldu mu önceden? Olmadıysa şimdi buradan bu gazetemizi Eğitim sistemimizin içyüzünü açıklamaya verdiği destekten ötürü huzurunuzda tebrik ediyorum. Beş para etmez yazarları ve aptalca yorumlarını dahi bu sebeple affediyorum. Zira bu gazetenin internet sitesindeki Eğitim bölümü süper. Devlet eliyle verilen zorunlu eğitimin sonuçlarını şeffaf bir şekilde aktaran bu gazetemiz yine bizi aydınlatmış. İşte Türkiye’nin gazetesi, helal olsun. Olay şu:

Continue Reading »

Aforoz ve Aleviler

FST Ocak 10th, 2008

alvei.jpgAleviler şu ara hareketli günler yaşıyorlar. Geçen gün televizyonda gördüm, gayet güzel konuşan yarım metre sakallı bir dede, 3-4 tane de sakalsız Alevi önderi, Reha Çamuroğlu’nun AKP ile işbirliğinde vereceği yemeği tartışıyorlardı. Bir dernek dışındakiler bu yemeğe katılmanın AKP’nin dümensuyuna girmek olacağını, AKP’nin 5 yıllık iktidarında Alevilere bir hayrı olmadığını, bundan sonra da buna inanmadıklarını filan söylüyorlardı. AKP lehindeki Aleviler ise bunun bir açılım olabileceği ihtimaline işaret ediyorlardı. Bu esnada “peki davete katılanlar düşkün ilan edilecek mi” sorusu gündeme geldi. Meğer Alevilerde hristiyanlıktaki aforoza benzer bir düşkünlük mekanizması varmış. Dedeler komitesi türü bir oluşum kararlarına uymayanları dışlayarak düşkün ilan ediyormuş. Düşkünlük konusunda şu söylenmiş:

Continue Reading »

Süt Parası

FST Ocak 10th, 2008

buzagi.jpgHomoekonomikus sitesinde kısa bir yazı gördüm, epey güldüm. Şu anda hala da tebessüm eder vaziyetteyim. Bu hocalardan daha varsa arayıp bulmak lazım, nerede o eski kalın gözlüklü ciddiyet abideleri. Neyse, ben site sahibini çok hassas bir noktaya temas etmiş gördüm, muhtemelen kızanı çok olacaktır. Bakalım siz ne diyeceksiniz:

Kadının inek kadar değeri yok

Vatan gazetesinde 4 Aralık tarihinde yer alan bir yorumda yeni Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’nda doğum yapan sigortalı kadına ödenen süt parasının, Tarım Bakanlığı’nın doğum yapan ineğe yaptığı yardımdan daha düşük olduğu eleştiriliyor.

Kanun yapıcının gerekçesinin ne olduğunu bilmiyorum ama her ilave ineğin refaha katkı, ama her ilave çocuğun refaha ortak olduğunu düşünmüş olabilirler.

Sosyal güvenlik probleminin çözümüne ilginç bir öneri de kabul edilebilir. Daha çok inek, tavuk, balık için destek sosyal güvenliği kurtarı, ilave çocuk için ilave teşvik ekonomiyi batırır. Ben demiyorum ha, durduk yerde bana kızmayın da. Ne desem kabahat.

SAT Komandoları nerede?

FST Ocak 8th, 2008

bsrt.jpgHatırlarsınız geçen hafta “Yunan” balıkçılarının Kardak “kayalığı” civarındaki çupra avı girişimleri SAT komandolarımızın müdahalesiyle engelenmiş, Yunan’a Dumlupınar’dan sonra bir şamar da Kardak açıklarında atılmıştı. Haberin detayında avlanan kilolarca çupra, lüfer gibi balığa el konulduğunu okuyamadım ama tek balığımız alçaklarda kaldıysa hakımı helal etmiyorum. Herneyse, Yunan dedik ya, bunlar işi iyice azıtmışlar. Habere bakın:

Continue Reading »

Nasıl Okunacak Konusu

FST Ocak 7th, 2008

180px-auguste_comte.jpgBir yazıya gelen yorumda “Descartes” için Dekart yerine Deskartes diyen lise öğrencisinin zayıf aldığı söylenmişti. Aslında bu durum özel isimler için ciddi bir problem. Bir çok düşünür, bilim ve siyaset adamının adını telaffuz etmek, doğrusunu bir yerden işitmedikçe mümkün değil. Misal August Comte “Ogüst Kont” okunuyor ama gel de bunu işitmediysen bil bakalım. Michel Foucault “Mişel Fuko” okunuyor ama her babayiğit bunu nasıl okusun ve yazsın? Bizim bazı ukala üniversite hocaları bilmedikleri halde “bilmiyorum” diyemedikleri için kafadan atarlar bazen, halbuki bilmiyorum, şöyle idare edin deseler ayıp olacak değil ya. Git sor, araştırbakalım, üniversite hocası oldun diye her haltı bilirmiş gibi yapmana gerek yok ki.

Bence Azerilerin özel isimleri okunduğu gibi yazma usulleri çok sağlam bir yöntem. Corç Buş, Ogüst Kont diyorlar ve yazıyorlar, problem nerede? En azından böylece literatüre doğru okunuşuyla girecek ve adamcağızın adı doğru şekilde okunabilecektir. Şehirler, ülkeler için de böyle değil mi? Tabii bazı şehir isimleri iyice yerleşmiş, Londra, Paris (hatta Kölün, Bokum) ama genel olarak bu iş başarılabilir. Turist Ömer filmlerinde olduğu gibi ingilizce isimler hep türkçe yazıldığı gibi okunuyor ve bugün çoluk çocuk bu hataları büyüyünce de atamıyor üzerinden. Dil uzmanları şu işe bir eğilse iyi olur ama devletten birşey beklenirse yol alınmaz, herkes yeni YÖK başkanı kafasında olmayabilir, en azından internet gönüllüleri böyle bir iş yapabilir.

Yabancı özel isimler okunduğu gibi yazılmalı, şimdilik de ünlülerin isimlerinin okunuşunu veren bir site, forum ile bu iş halledilebilir. Misal Feyerabend nasıl okunur, bilen var mı? Ekşisözlükte fayırabınd denmiş, doğru mu acaba?

(Not: Bir dostumuz “sanıyorum “foyerabend” diye okunuyor” demiş, ben de öyle biliyorum. Demek ki ekşi sözlük yazarı çuvallamış ve konu da önemliymiş.) 

Başkan Benim Kafadan Anlaşılan

FST Ocak 7th, 2008

52330.jpgYÖK başkanı senelerdir şurada türkü ettiğimiz üniversite paralı olsun sözünü tekrarlayarak “beleş üniversite olur mu, bu nasıl iş” demiş. Bravo başkan, ne iş yahu, dün bir bugün iki, fikirlerimiz iktidarda mı ne? Elbette başkanın sözlerine malum güruh sert tepki göstermişler. Önce başkanın sözlerine bakalım:

Continue Reading »

« Prev - Next »

Kapat
E-posta ile paylaş