Sonlardaki Kale: Hıyar ve Domates
FST 11 Şubat 2008
Türkiye’de senelerdir kale yıkılır, ama Çin seddi gibi olduğumuzdan bir türlü “son kale” denen yerler bitmez. Bugün okuduğum bir haber sonrasında gene aklıma “son kale yıkılıyor” lafı geldi. Tabii tahmin edeceğiniz üzere bu kalenin türban, laiklik ya da seçimde AKP kazanırsa Diyarbakır, Çankaya gibi yerlerle bir ilgisi yok. Ne iş yaptıklarını bilmediğim Türkiye Ziraatçılar Derneği diye bir yerin yetkilisi “özerk ve gerekli imkanlara sahip Sebze ve Meyve Piyasası Düzenleme Kurulu oluşturulması gerektiğini” söylemiş.
Ne güzel iş. Okul açamazsın, Milli Eğitim üst kurulu denetler, sağlık kuruluşlarında fiyatlar Sağlık Bakanlığı üst kuruluna bağlı, Bankacılık denetlenir ve düzenlenir, Enerji piyasası hakeza, berbere gitsen duvarda bir kağıt asılı adama istesen de ucuza kafanı kırktıramazsın, simitçiysen fırıncılar odası fiyatını belirler, denetler, ekmeği istediğin fiyata satamazsın, ucuza taksicilik yapamazsın vs. Güya serbest piyasa, yahu serbest piyasa denen yerin tek özelliği fiyatların serbestçe oluşması, fiyat sinyalini takip edenlerin özgür eylemleriyle hareket etmesi değil mi? Komünist ülkelerde öyledir, fiyatları devlet belirler, planlama yapar. Ha, bizde yok mu? Olmaz mı, kalıp gibi Devlet Planlama Teşkilatı. Yahu Stalin bile devrildi, bizde hala Devlet Planlama Teşkilatı denen bir yer var. Neyi planlar, ne iş yapar, bilen beri gelsin.
Ben de “Herşeyi devlet fiyatlandırıyor ama Allahtan pazara gelen sebze-meyveyi Cenabı Hakkın görünmez eli fiyatlandırıyor, kimi zaman mal bol ve ucuz olunca şaşırıyor, kimi zaman soğuk vurup da azalınca fiyatlar yükseliyor ona da hayret ediyoruz, bak şu işe” diyordum, artık bu kale de düşecek demek. Ziraatçılar derneğindeki adamın dediklerinden birşey anlamadım, mesela şunlar ne demek:
Üretici ve tüketici temsilcilerinin, kamu temsilcileri ile birlikte ağırlıkta olacağı, özerk ve gerekli imkanlara sahip bir Sebze ve Meyve Piyasası Düzenleme Kurulu oluşturulmalı. Bu kurul, ürünlerin tarladan markete kadar olan tüm dolaşım aşaması üzerinde denetim yetkisine sahip olmalı ve tüketiciyi koruma ve haksız rekabeti önleme açılarından gerekli yasal yetkiyle donatılmalı. Bunun yanı sıra pazar yerleri düzenlenmeli ve marketler karşısında alternatif hale getirilerek sektörde tekelleşme önlenmeli, kayıt dışı satışların önlenmesi için denetim örgütlenmesine gidilmeli, sebze ve meyve ambalajı konusunda standartlar belirlenmeli.
Bırakın dağınık kalsın efendim, kafasına esen hale filan da girme şartı olmadan getirip büyük markete yığsın domatesi, hıyarı, yahut götürsün serbestçe semt pazarına, seyyar satıcıya dağıtsın, vatandaş o zaman ucuz ve helalinden karnını doyurur. Kamu temsilcisi dediğin adam ne anlayacak bu işten, BDDK’ya özeneceğiz derken elimizdeki domates hıyarda da olacağız.
Allahın işine burnunuzu sokmayın, bu sizin altından kalkabileceğiniz iş değil. Piyasaya kafa tutanlar kadar acınacak kimse yoktur, iki akılsız memurla dernek üyesi mi bu işi becerek, rant yiyeceksiniz anladık ama bari anlaşılmaz laflarla kafamızı ütülemeyin. Hıyarlığın alemi yok.
Vatandaş, sen de pazarın namusuna sahip çık, yakında sadece ayva yiyeceğiz bu gidişle.
Popularity: 24% [?]
- Ekonomi
- Yorum(23)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Fethi Bey,
İyi demişsiniz iktisat ilmi tahsil ettiniz mi, merak ettim.
Benim bildiğim kadarıyla (atıyorum), düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar lisans gerektiren,
tekelleşme ve/veya kartelleşme potansiyeli barındıran piyasalarda bulunur. Bankacılık, Tütn, Alkol,
Telekomünikasyon piyasaları bu tiplere örnektir. Meyve sebze piyasası ise yapısı itibatriyle daha rekabetçidir. Burada çiftçilerin biraraya gelip kartelleşmesi çok zayıf bir ihtimaldi4rr.
Meyve ve sebze piyasası bu şekilde bir düzenlemeye ihtiyaç duymaz. Herkes lisans ve izne ihtiyaç duymadan meyve ve sebze yetiştirebilir. Lakin bankacılık, alkol piyasaları böyle değil.
Düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar IMF tarafından Türkiye’ye önerilen bir uygulamadır.
Neoliberal ajandanın bir parçasıdırlar. Memleketimizde bunların çoğu 2001 yılından sonra kurulmuştur.
Misal:
Telekomünikasyon Kurumu
Sermaye Piyasası Kurumu (SPK)
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu (TAPDK)
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
Enerji Piyasası Denetleme ve Düzenleme Kurumu (EPDK)
Bunların amacı kartelleşme veya tekelleşme yoluyla olabilecek fiyat artışlarından tükleticiyi korumaktır.
Ancak nihayetinde bu kurumların başındakiler de insan, kendi çıkarları doğrultusundda hareket etmeyceklerinin bir garantisi yok.
MrNo,
İktisat tahsili kim ben kim. Televizyonda konuşan ciddi görüntülü iktisat profesörlerinin dediklerinden de tek kelime anlamıyorum.
Öte yandan domates, hıyar ile para, telefon iletişimi, tütün, alkol, mazot elektrik filan arasında ne fark var? “Kurarım jeneratörü yahut barajı satarım elektriğimi”, “Benim paramı kullanın daha makbul, yanında bonus puan da vereceğim, filan, filan marketler benim parayı kabul ediyor”, “döşerim fiberoptik kabloyu, veririm iletişim hizmetini, uydu işine de gireceğim”, “Tütünden puro yapıp satacağım, kime ne” diyen adamlarla marul yetiştirip ziraatçilik yapan adamın farkı nedir? Bana göre pek fark görünmüyor.
Allahtan iktisat okumamışım, okusam herhalde basit görünümlü soru soramaz, “kitapta yazan zahir doğrudur, ben kim oluyorum” derdim. Devlet bu işlere burnunu sokmasa en azından “şimdikinden daha iyi” bir düzen oluşur gibime geliyor.
IMF vs. de anlamam, bu tür müdahaleleri babam savunsa umursamam. Ben bilek hakkıyla oluşmuş tekele de saygı duyarım. Devlet ucundan kenarından bulaşmasa sürgit tekel de olmaz ortalıkta.
Neyse, bilmediğim konulara girmeyeyim, dediğim gibi cahilim, ehli kitap iktisatçılar beni aforoz edebilirler.
FST
Fethi Bey,
Est. İlmi İktisadiyeyi tahsil etmiş olanların sizden öğrenecekleri şeyler olduğu kanaatindeyim.
Yukarıdaki piyasalarda bir tekelleşme olmuşsa(Türk Telekom, ve Tekel Sigara hala tekel) hepsinde devlet eli var. Belki de telgraf direğini dikip, tellerini bağlamayı akıl edemeyen, sigara fabrikası kurmayan özel müteşebbislerin yokluğundan bu işler devlet tarafından başlatılmıştır.
***
Fethi bey,
Şu birlikte aldığımız iktisada giriş kitabını ne yaptınız? Baktınız mı? Okuyacaksanız mikro kısmını boşverin, makro iktisat kısmından başlayın.
Bliyaal,
Kitabın ilk 3-4 bölümünü trende okudum, say ki akıcı bir roman. Dediğin gibi makro kısmına da bakayım, bakalım benim gibi bu işlerden anlamayan biri iktisattan anlar hale gelecek mi?
Bir de şu dikkatimi çekti, gavur ders kitabı yazdı mı en aptal adam bile anlayacak tarzda yazıyor, bizde adam ders kitabı yazmış, okusa kendi bile anlamaz. Tercümeler ise felaket. En iyisi ingilizce aslından okumak, iktisatçı olmak isteyenlere tavsiye ederim.
Fethi Bey,
“Bir de şu dikkatimi çekti, gavur ders kitabı yazdı mı en aptal adam bile anlayacak tarzda yazıyor, bizde adam ders kitabı yazmış, okusa kendi bile anlamaz. Tercümeler ise felaket. En iyisi ingilizce aslından okumak, iktisatçı olmak isteyenlere tavsiye ederim.”
Bingo diyorum.Türkçe yazanlar da ecnebi kitapları çevirip, biraz ondan, biraz şundan copy-paste vari bir şekilde yazıyorlar.
İktisada Giriş te Mankiw ve Parkin’in kitaplarını iyidir. Türkçe kitaplar köpek öldüren türden.
Bliyaal bana kendisinden önce görüp raftan kaptığım 1998 basımı Baumol ve Blinder’in kitabı konusunda onay verdi, komşusunda varmış. Ben de beğendim, 20 YTL verdim ama Türkçeleri bu fiyata zaten. İçi de renkli resimli, karikatür bile var.
MrNo,
Bu arada biz uyurken Azeriler Greg’in kitabını Azeri Türkçesine çevirmişler, ikinci baskıyı yapmışlar bile. Biz aval aval bakınırken Azeriler bize nal toplatacak.
Şu da kitabın linki:
http://www.ekonomiks.az/
Ne diyeyim, helal olsun dost ve kardeş Azeriler. Bir de bizde bazı denyolar Azerileri küçümsemez mi, alın işte.
Alt sağdaki linkten birinci bölüm indirilebiliyor. Süper, renkli, resimli basılmış. Üstelik dil de anlaşılıyor. Ne yapsam İngilizce yerine Azeri Türkçesinden mi okusam?
“Tegdimatlar” yzan linkte de ppt sunumlar var. Yakında Türkiye’ye iktisat öğretmek için Azeri hoca getirirsek şaşmayın.
20 YTL mi? Neresi orası?
Şiir gibi.
İstanbul Alkım kitapçısındaki ikinci el kitap rafı. Tamamen tesadüf eseri görülmüştür.
Türkiyedeki hocalar kendi yazdıkları dandik kitapları okutmayı tercih ediyorlar. İyileri de vardır belki,ama kötü mallar iyi malları kovuyor.
Giriş üstü seviyede Ataturk Uni den Muammer Yayla’nın Mikro İktisat kitabı var. İyi.
Çıkmayan karakterler Krill alfabesindeki e harfi mi. Euronun tersi
Ben hiçbir şey göremiyorum, o bahsediğiniz irex de mi, ekonomiks de mi.
Ekonomiks de siyah sayfada yeşil bir banda ekonomiks yazıyor, başka bir şey yok.
http://www.ekonomiks.az/
Önce dil seçmen lazım. “az” yazana tıkla.
Sonraki sayfada yeşil bandın altında “Nümune Fasıl” “Tegdimatlar” filan yazıyor.
Çok yahşi olmuş.
fethi muellim,
axırda Türkiyede de Azerbaycanın qıymetini takdir eden birileri çıxdı.
sağolun deyirem size ..
elecene başlamışken hacı dayımızın latifelerinden de danışsanız yahşi olar
diqqatinize göre sağolun..
Sizin sitenizin sloganı memleket manzaralerı olduğuna göre baxın
azeriler türkiyede ne cür tecrübeler yaşayıb..
http://www.azeri.net/ftopic608.html
ve dahi letifeler.
http://www.azeri.net/Letife/index.html.
Fatih bey,
Yahu siz Azeri olup çıkmışsınız. Ben de Bakü’de epey kaldım ama konuşmayı öğrenmek mümkün olmadı. Yazmak çok daha zor. Neyse okuyup anlamak da yeter şimdilik.
Bu arada hatıralar süper:
Fethi ağabey,
Türkiyede genellikle Reha muhtar tipi habercilerin “aman konuşmaları ne komik” türü haber ve yazılar dışında Azerbaycan hakkında bir yazı yada haber çıkmaz.
Sizin takdirkarane yazınız o yüzden çok hoşuma gitti..
Türkiyeyi karşılıksız seven azerilere karşı bizim tvlerimiz maalesef dizilerinde onları ya kapıcı ya bakıcı olarak oynattılar..
Baküde uzun süre kaldığınıza göre oraları iyi tanıyorsunuzdur.
Ben rayonda (Ağdaş) 3 yıl yaşadım. Türk kollecinde müellim kimi işlemiştim.
Biz pek rayondan çıkmadığımız için bakünün ehvalatını yahşi bilmirdik.
Ama oradaki gençlerin Türkçe konuşmaya çalışmalarına hayret ederdik.
Neyse hatıraları yad ettik.
sağolun..