Archive for Şubat 12th, 2008

Doktora Töreni

FST Şubat 12th, 2008

carsaf.jpgİTÜ ünlü bir üniversitemizdir diye duyarım, herneyse, orada bir doktora merasimi yapılmış. Ben haberi görünce, “aferin, koca İTÜ nice doktoralı ilim ve fen erbabını ülke hizmetine vermiş, tez zamanda varıp rektörün elini öpeyim” derken törende yapılan bir etkinliğin Hürriyet gazetesince vurgulandığına dikkat ettim. Habere göre doktora töreninde bir konser ve dansçı kız gösterisi de varmış. Haber şöyle:

İTÜ’de ‘kara çarşaflı’ mesaj

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 2007- 2008 yılı akademik yılı doktora törenine ‘kara çarşaflı’ tiyatro gösterisi damgasını vurdu.

İŞTE KARA ÇARŞAFIN ATILDIĞI AN

Tören sırasında ‘aydınlığa örtü’ adıyla bir konser düzenlendi. Sözleri şair Ceyhun Atuf Kansu’ya ait olan ‘Dünyanın bütün çiçekleri’ şiirinden uyarlanan şarkı eşliğinde kara çarşaf giyen genç bir kadın dansçı sahnede yer aldı. Eray Altınbüke’nin müziğini yaptığı ‘Dünyanın bütün çiçekleri’ şarkısı söylenirken, kara çarşaf giymiş dansçı, sırt üstü yere uzanarak ayağa kalkmaya çalışan genç bir kızı canlandırdı.

Şarkının sonunda Şebnem Ertekin adlı dansçının canlandındığı genç kız ayağa kalkmayı başarıp üzerinedki çarşafı attı. Hemen ardından fonda Atatürk’ün gençliğe hitabesi duyuldu. Daha sonra ise Faik Canselen’in ‘ileri’ marşı seslendirildi. Gösteri salonda bulunanlar tarafından uzun süre alkışlandı.

Doğrusu İTÜ yönetimini tebrik etmek lazım. Sen hem teknoloji, mühendislik işiyle uğraş, bir yandan da dans, şarkı, türkü ile günlük siyasi mesajlar ver, az şey mi? İşte çağdaş bir dünya üniversitesi. Zannedersem ABD’deki M.I.T de bundan ders alıp doktora törenlerine renk katacaktır. Peki törenden ilgi çekici notlara ne diyelim? Öncelikli gazetenin “Kara Çarşaflı Mesaj” başlığı çok isabetli olmuş. Zira bugün hepimizin gözlediği üzere ülke sathında insanlar kitleler halinde çarşafa bürünmektedir. Mesela ben yaşadığım şehirde son yılda tam bir kişi gördüm. İstanbul’a gittiğimde de 4-5 tane görmüştüm. Dolayısıyla “Kara Çarşaflı Tiyatro” ile böyle bir mesajın verilmesi çok anlamlı olmuş.

Hikayeden anladığımız kadarıyla çağdaş dansçı kız uzun süre yerde debelenmiş ve sonra ayağa kalkabilmiş ve üzerinden çarşafı atmış. Bana göre burada senaryoyu yazanlar biraz gaflete düşmüş. Ben olsam “kadın üstünde çarşaf olduğu için yerde debeleniyor, çarşaf olmasa zıp diye kalkardı” diye düşünüp dansçı yerdeyken çarşafı attırır ve “işte çarşafın kara ağırlığı üstünden kalkınca tüy gibi oldu, yay gibi fırladı” mesajı verirdim. Sonra “ileri” marşı da nedir? 10. Yıl Marşı ne güne duruyor? Malum bazılarına göre Cumhuriyet kurulalı 100 yıla yaklaşmış değil, hala 1933 dönemi  yaşanmaktadır ve ilelebet de 1933 dönemi yaşanmalıdır. Havayolu, fiberoptik kablo yerine ille de demiryolu ağı döşenmelidir. Aslında çağdaş kesim “Türkiye’de takvimler, saatler iptal edilmeli, herşey 19.05.1933 tarihinde sabitlenmeli, herkes birer tren vagonunda yaşamalıdır” dese epey destekleyen olur. Hasılı “ileri” marşı herneyse olmamış. 10. Yıl daha coşturucu olur, salondakiler de iştirak ederdi.

Aslında salondan bir iştirak olmuş, dansçı kızın çarşafı atması alkış almış ama benim aklıma başka birşey geldi. Acaba bu alkışları daha da arttırmak ve “daha açık daha çağdaştır” kuralına dikkat çekmek için dansçı hanım üzerindeki tişörtü de çıkarsa İTÜ doktora töreni daha anlamlı olmaz mıydı? Üstelik gericilere çarşaf üzerinden atılan şamar daha da okkalanmış olurdu. Böyle olsa, muhtemelen alkışlar yeri göğü inletir, özellikle törene katılan beyler ıslık da çalabilirdi. Çağdaş bir insan nasıl kara çarşafa karşı çıkıyorsa, kara tişörte de karşı durmalıdır.

Yakında benzer törenleri tüm yurt sathında görmeyi umuyorum. Tabii tişörtlü versiyonu olursa daha güzel olur. En yakın mezuniyet törenini sevabına bildiriverirseniz müteşekkir olurum. Sırf sanat ve ilericilik uğruna, yanlış anlamayın.

Tek adam ve Topyekün Kucaklaşma

FST Şubat 12th, 2008

abdulatifsenr.jpgSabah asabım bozulmuştu, akşam bir haber okudum neşelendim. Birileri AKP’yi nasıl durduralım diye 4-5 senedir sağda, solda, çapraz vaziyette oluşumlar planlar ya, meğer hala bu girişim devam ediyormuş. Yenen tokatlar yetmedi anlaşılan, aman yetmesin, başka türlü eğlence çıkacağı yok. Haberde şöyle deniyor, biraz uzunca ama gülmekten öleceksiniz, sonuna kadar okuyun:

Erdoğan’ı durduracak tek isim

AK Parti’nin 22 Temmuz zaferi sonucu siyaset arenasında ‘alternatifsiz’ kalması, AK Parti’ye karşı yeni bir alternatif arayışlarını hızlandırdı. Erdoğan’ı durduracak isim bulundu

MHP’den ve CHP’den ümidini kesenler, AK Parti gibi merkezde duran ve muhafazakar seçmenin de oyunu verebileceği yeni bir parti arayışları hızlanıyor. Ancak yeni parti oluşumu için hareket edenlerin en çok zorlandıkları konuların başında ‘lider kim olacak’ sorusu geliyor.

AK Parti’ye alternatif arayışı içinde olan siyasetin eski yüzleri, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın liderliğinde yeni bir siyasi parti formülünü tartışmışlardı.

[…] Yeni Çağ yazarı Sebahattin Önkibar, AK Parti’ye alternatif arayışları konusunda ilginç bir kulis haberini yazdı bugünkü köşe yazısında. Önkibar’ın kulislerden edindiği bilgiye göre, bir kaç gün önce, başta Hüsamettin Cindoruk olmak üzere, Orhan Keçeli, Ali Kemal Aksoy, Mustafa Keskin, Rıdvan Özer ve Rauf Güler İstanbul’da bir balıkçıda toplandı ve AK Parti’ye alternatif olabilecek parti ve lider konusunda fikir alışverişinde bulundular. Cindoruk’un liderlik için önerdiği isim ise 22 Temmuz’da aday olmayarak büyük bir süpriz yapan ve AK Parti’nin kurucu üyelerinden biri olan Abdüllatif Şener.

İşte Önkibar’ın özel gündemli toplantı ile ilgili verdiği ayrıntılar:

Cindoruk’lu, Yılmaz’lı, Hikmet Çetin’li Abdüllatif Şener modeli!

[…] DYP’nin milliyetçi kökenli DYP Fatih ilçe eski başkanı işadamı Ali Kemal Aksoy yine de itiraz ediyor:
- “Hüsamettin Bey Abdüllatif Bey’i ben tanımam. Ancak diğerlerinden ne farkı var? Onun liderliği ile topluma nasıl mesaj verilebilir?”
Cindoruk:
- “Çok farkı var. Birincisi, Abdüllatif Bey samimi muhafazakar. Lay lay lom türü magazinel türbancılardan değil. İkincisi, Abdüllatif Bey siyasal İslamcı hiç değil. Üçüncüsü, Sayın Şener Mülkiyeli. Öğretim üyeliğinden geliyor, başarılı bir Maliye Bakanlığı geçmişi var, devlet nedir biliyor ve onun üstünde titriyor. Dördüncüsü, dürüst mü dürüst. Ali Kemalciğim, Abdüllatif Bey bu dönem onca ısrara rağmen niye aday olmadı biliyor musun?”

Rıdvan Özer araya girer:
- “Partinin kulvarı ya da çizgisi.”
Cindoruk:
-Merkez parti.. Türkiye’yi bütünleştiren, topyekün kucaklayan milli parti.
-Ali Kemal Aksoy: Sosyal demokratlar da olacak mı? O kesim Sayın Şener’i onaylar mı?
Cindoruk: “Elbette olacaklar. Hikmet Çetin de olacak, Onur Kumbaracı da, Hüsamettin Özkan da olacak belki Mustafa Sarıgül de.. Keza Sayın Mesut Yılmaz da olacak Ufuk Söylemez de, milliyetçi kanattan Hasan Ünal da olacak, Sadi Somuncuoğlu da. Herkes kucaklanacak.. Yeni bir ortak ruh inşa edilecek. Bu bir fantezi değil, uzun araştırmaların sonucudur. Böyle bir yapı ile ancak AKP alaşağı edilebilir. Benim DP projemi bu şekilde revize ederek yeni ve milli bir model inşa ediyoruz.”

Yahu insanda biraz akıl izan olur. Bu Sebahattin Önkibar’ı ben 20 sene evvel talebeyken Türkiye Gazetesinden tanırım, hayatta bunun kadar gülünç adam görmedim. O zaman da abuk subuk şeyler yazardı. Bu adamı kim niye balık yemeye davet etmiş anlamadım, ben olsam götürmezdim, hesap bir kişi eksik olurdu. Konuya gelirsek;

Yahu bula bula Abdüllatif Şener’i mi buldunuz, Mehmet Haberal (her kimse artık) bile ondan iyi lider olur. Dikkat edin, bu sitede Abdüllatif Şener’in leh ve aleyhinde yazı görmüş değilsinizdir, zira adamın bir özelliği yok. Niye bakanlık yaptığını filan da anlamam. Vasat, sıradan bir adam. Kötü müdür, ne bileyim, herhalde iyidir ama “Alternatif lider, AKP’yi alaşağı edecek” filan dediniz mi o zaman bozuşuruz. Benim bu kadar gülmeye dayanmam mümkün değil. Ha, Tayyip Erdoğan da bana göre tipten kaybeder ama adam işi götürüyor.

Bu arada bu Haberal kimdir, bir televizyonu olan, zamanında Ecevit’i hastanesinde maskara ettikten sonra Demirel’e rampalayan, şimdilerde Kanaltürk’e taş çıkartan Başkent TV sahibi doktor mu? Yahu bunlardan lider mi olur? Cindoruk da koca kurt milleti toplamış başına eğleniyor. Bir de, bu proje “uzun araştırmanın” sonucuymuş. Herhalde birileri tez filan yazdı. Sonuç: AKP’yi alaşağı etmek için nerede çaptan düşmüş ikinci sınıf politikacı varsa ulusalcı bir doktor ve eski bir maliyeci akademisyenin çevresinde toplanmalıdır.

AKP bu projeyle alaşağı edilebilir mi, belki proje kamuoyunun gündemine geldiğinde insanlar gülmekten gözleri yaşarıp sandıkta yanlışlıkla ampül yerine “oluşum” hareketinin üzerine mühür basarsa neden olmasın.

Peki yeni Abdüllatif Şener karizması önderliğindeki partinin amblemi ne olmalıdır? Bence 8-10 tane şişman adamın “kucaklaştığı” bir simge olabilir. Yazıda zırt pırt kucaklaşma lafı ediliyor. Bir de yeni ve milli model deniyor. Ortada milli model yazısı, etrafta kucaklaşanlardan oluşan bir simge. Ha, kucaklaşma demişken, TEMA da herkesi kucaklamaya kalkıyordu malum, oluşuma Hayrettin Karaca da katılabilir. Bu arada Demirel, Yılmaz Büyükerşen, Rahşan Ecevit neden anılmamış anlamadım, ayıp olmuş, nankörler.

Haydi Türkiye, Abdüllatif Şener etrafında kucaklaşalım, Mili Model, Mili Ekonomi…

(Haydar Baş çık aradan).

Adamın ağzını bozduracaklar

FST Şubat 12th, 2008

konya.jpgŞurada kitap risalesi ebatında Atatürk istismarı yapmayın diye emek harcıyorum, ondan sonra gram ilerleme olmadığını görünce “yahu bu işlerle ne uğraşıyorum, gidip marul yetiştireyim” diyorum. Biri haber yollamış, bak ne güzel çevreci etkinlik diye, habere baktım, TEMA vakfı Konya il temsilcisi açıklamalar yapmış. Şöyle deniyor:

TEMA Vakfı İl Temsilcisi Namık Ceyhan, yönetim kurulu adına yaptığı açıklamada TEMA Vakfının temel değerlerinin; bilimsellik, şeffaflık, güvenirlik, gönüllülük, tarafsızlık, herkesi kucaklama, hoşgörü ve sevgi ile doğa dostu olmak olduğunu hatırlattı. Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu ilkelerine gönülden bağlı olduklarını kaydeden Ceyhan, “Son günlerde Konya’da oluşturulan “Cumhuriyet Platformu” çalışmaları ve beraberinde gelişen tartışmalara açıklık getirmek ve kamuoyunda TEMA Vakfı Konya İl Temsilciliğimizin misyonun yanlış anlaşılmamasına meydan vermemek için bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur. Bundan sonra hiçbir şekilde bu tür tartışmamalara taraf olmak istemiyoruz. TEMA adının toprakla, ağaçlandırmayla ve doğal varlıkların korunmasıyla anılmasını bekliyoruz” dedi.

Be kardeşim hem adımız toprakla doğayla anılsın diyorsun hem de alakasız laflar ediyorsun. Sana anayasa maddesi oku diyen mi var, demokratik, laik ve hukuk devleti filan, boş laflar geveliyorsun. Git ağaç dik, erozyon önle, küresel ısınmayla feleği şaşan ayıları rehabilite et, ama git yeter ki. “Herkesi kucaklama” diye bir de “değeriniz” varmış, aman beni kucaklamayın efendim. Hasta mıdır nedir millet. Bakkalı, çakkalı, esnaf odası, veremle savaş derneği, ıvırı zıvırı kendi işine bakacağına “Cumhuriyet Platformu”, Atatürk milliyetçiliği, laik, sosyal bilmem ne diye saçmalamasa olmaz. Konya’nın derdi bitti de Cumhuriyet platformuna girmek mi kaldı?

Allahın çöl gibi ovası Konya, zamanında geçmiş, duble etliekmek ve ayran götürmüşlüğüm vardır. Hatta Robdöşambr için tirit yeyip resim bile çekmiştim. Öyle bir ova ki, İsrail, Japon, Hollandalı gibi bir kavmin elinde olsa herhalde tüm dünyayı beslerdi. TEMA olarak Konya’yı ihya edecekseniz edin, Cumhuriyetin icabına başkası bakar. Sonra TEMA anasayfasında, misyonunda, vizyonunda vs. ne Atatürk milliyetçiliği, ne de laikilikten bahsediliyor. (Sadece herkesi kucaklama denen şey var). Sen ne diye araya laf karıştırıyorsun? İşin içinden çıkamadık, sıkışınca “Atatürk” diyelim belki yiyen çıkar diyorsun ama ben uyanığım hamdolsun.

Bu arada merak edip “bakalım onlar ne demiş” diye Yeşilay cemiyetine baktım, tek yerde Atatürk ifadesi geçmiyor. Tamam tutarlı olun dedik ama o kadar da değil. Bir iki vecize bari bulamadıysanız Anadolu Ajansı gibi uyduruvereydiniz. Bu arada ilerici ve çağdaş dernekler Yaşilay ile savaşmıyor mu? Malum Yeşilay derneği alenen alkollü içkilere savaş açmış durumda. Üstelik AKP’den epey önce kurulduğunu ve faaliyet gösterdiğini biliyorum. Meraktan sordum sadece. Mesela il ve ilçelerdeki CHP teşkilatları Yeşilay cemiyetlerine karşı bir kampanya başlatabilir, malum öğretmenevinde içki içilmesin denince epey gürültü olmuştu.

Neyse, TEMA mıdır, ne karın ağrısıdır, üstünüze vazife olmayan işleri bırakın, rantınızı yiyin.

(Not: Yorumlar açıktır, duyurulur)

Kapat
E-posta ile paylaş