Doktora Töreni

FST 12 Şubat 2008

carsaf.jpgİTÜ ünlü bir üniversitemizdir diye duyarım, herneyse, orada bir doktora merasimi yapılmış. Ben haberi görünce, “aferin, koca İTÜ nice doktoralı ilim ve fen erbabını ülke hizmetine vermiş, tez zamanda varıp rektörün elini öpeyim” derken törende yapılan bir etkinliğin Hürriyet gazetesince vurgulandığına dikkat ettim. Habere göre doktora töreninde bir konser ve dansçı kız gösterisi de varmış. Haber şöyle:

İTÜ’de ‘kara çarşaflı’ mesaj

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 2007- 2008 yılı akademik yılı doktora törenine ‘kara çarşaflı’ tiyatro gösterisi damgasını vurdu.

İŞTE KARA ÇARŞAFIN ATILDIĞI AN

Tören sırasında ‘aydınlığa örtü’ adıyla bir konser düzenlendi. Sözleri şair Ceyhun Atuf Kansu’ya ait olan ‘Dünyanın bütün çiçekleri’ şiirinden uyarlanan şarkı eşliğinde kara çarşaf giyen genç bir kadın dansçı sahnede yer aldı. Eray Altınbüke’nin müziğini yaptığı ‘Dünyanın bütün çiçekleri’ şarkısı söylenirken, kara çarşaf giymiş dansçı, sırt üstü yere uzanarak ayağa kalkmaya çalışan genç bir kızı canlandırdı.

Şarkının sonunda Şebnem Ertekin adlı dansçının canlandındığı genç kız ayağa kalkmayı başarıp üzerinedki çarşafı attı. Hemen ardından fonda Atatürk’ün gençliğe hitabesi duyuldu. Daha sonra ise Faik Canselen’in ‘ileri’ marşı seslendirildi. Gösteri salonda bulunanlar tarafından uzun süre alkışlandı.

Doğrusu İTÜ yönetimini tebrik etmek lazım. Sen hem teknoloji, mühendislik işiyle uğraş, bir yandan da dans, şarkı, türkü ile günlük siyasi mesajlar ver, az şey mi? İşte çağdaş bir dünya üniversitesi. Zannedersem ABD’deki M.I.T de bundan ders alıp doktora törenlerine renk katacaktır. Peki törenden ilgi çekici notlara ne diyelim? Öncelikli gazetenin “Kara Çarşaflı Mesaj” başlığı çok isabetli olmuş. Zira bugün hepimizin gözlediği üzere ülke sathında insanlar kitleler halinde çarşafa bürünmektedir. Mesela ben yaşadığım şehirde son yılda tam bir kişi gördüm. İstanbul’a gittiğimde de 4-5 tane görmüştüm. Dolayısıyla “Kara Çarşaflı Tiyatro” ile böyle bir mesajın verilmesi çok anlamlı olmuş.

Hikayeden anladığımız kadarıyla çağdaş dansçı kız uzun süre yerde debelenmiş ve sonra ayağa kalkabilmiş ve üzerinden çarşafı atmış. Bana göre burada senaryoyu yazanlar biraz gaflete düşmüş. Ben olsam “kadın üstünde çarşaf olduğu için yerde debeleniyor, çarşaf olmasa zıp diye kalkardı” diye düşünüp dansçı yerdeyken çarşafı attırır ve “işte çarşafın kara ağırlığı üstünden kalkınca tüy gibi oldu, yay gibi fırladı” mesajı verirdim. Sonra “ileri” marşı da nedir? 10. Yıl Marşı ne güne duruyor? Malum bazılarına göre Cumhuriyet kurulalı 100 yıla yaklaşmış değil, hala 1933 dönemi  yaşanmaktadır ve ilelebet de 1933 dönemi yaşanmalıdır. Havayolu, fiberoptik kablo yerine ille de demiryolu ağı döşenmelidir. Aslında çağdaş kesim “Türkiye’de takvimler, saatler iptal edilmeli, herşey 19.05.1933 tarihinde sabitlenmeli, herkes birer tren vagonunda yaşamalıdır” dese epey destekleyen olur. Hasılı “ileri” marşı herneyse olmamış. 10. Yıl daha coşturucu olur, salondakiler de iştirak ederdi.

Aslında salondan bir iştirak olmuş, dansçı kızın çarşafı atması alkış almış ama benim aklıma başka birşey geldi. Acaba bu alkışları daha da arttırmak ve “daha açık daha çağdaştır” kuralına dikkat çekmek için dansçı hanım üzerindeki tişörtü de çıkarsa İTÜ doktora töreni daha anlamlı olmaz mıydı? Üstelik gericilere çarşaf üzerinden atılan şamar daha da okkalanmış olurdu. Böyle olsa, muhtemelen alkışlar yeri göğü inletir, özellikle törene katılan beyler ıslık da çalabilirdi. Çağdaş bir insan nasıl kara çarşafa karşı çıkıyorsa, kara tişörte de karşı durmalıdır.

Yakında benzer törenleri tüm yurt sathında görmeyi umuyorum. Tabii tişörtlü versiyonu olursa daha güzel olur. En yakın mezuniyet törenini sevabına bildiriverirseniz müteşekkir olurum. Sırf sanat ve ilericilik uğruna, yanlış anlamayın.

Popularity: 49% [?]

81 Yorum

  1. Baris - 13 Şub 2008 - 2:27 pm

    Fethi Bey, gerci ben kisaca degindim ama Sutcu Imam toreninden size iyi malzeme cikar. Doktora toreni ile ust uste tadindan yenmez.

    Selamlar

  2. Bulent Murtezaoglu - 13 Şub 2008 - 6:48 pm

    Bu carsaf hususunda ilginc bir sozluk girdisi buldum:

    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12566457

  3. Bulent Murtezaoglu - 13 Şub 2008 - 6:52 pm

    Yukarki havada kalmasin, yukarida kadinlarin ‘modern’ kilik meraki konusunda soylenenleri kismen teyid eden 1924 tarihli bir gazete alintisi linki veriyorum (daha eskiler de vardir ama bunu not etmisim usendim simdi). Kilik kiyafete bakarken ortada erkek olmamasina da dikkat edin tabii:

    http://www.ottomanlanguage.com/dedikodu.htm

  4. knz - 13 Şub 2008 - 7:42 pm

    valla fethi bey, meraklıysanız siz çarşaf giyin. erkelere yasak değil.
    siz ne diyorsunuz fethi bey, ruban kadına görmek için tek gözü yeter demişti.
    kadınlar o çarşafı üzerlerinden 1000 senede zor atıllar.
    bakın yıl 2008, afgan kadınına yapıştı hala çıkmıyor.

    tama o taraf bişeyi görmüyorsa siz de birşey görmezden gelmeyin.

    o çarşaf ne türkan saylana tehdit, ne de nuray merte tehdittir. ne de fethi beye tehdittir.

    o çarşaf itü de bu gösteriyi hazırlayanlara da tehdit değil.

    sadece yüzü açık başörtülü, türbanlı kızlara tehdittir.
    hiçbiri de bunu istemezler. ben biliyorum.

  5. MrNo - 13 Şub 2008 - 9:35 pm

    Knz Hanım,

    valla fethi bey, meraklıysanız siz çarşaf giyin. erkelkere yasak değil.

    Kitapta yazmasa da erkekler için de giyim kuralları var. Giyimde esas kafirlere benzememektir.

    Erkek kıyafetleri için de yasaklar var. Sarık, cübbe ve fes kanunla yasaklanmış erkek giyisleri.

    Erkekler bunları giymek yerine, kravat, şapka, şort giymeyi tercih ediyor, aynı erkeklerin eşşleri tesettür içindeyken. ben daha uç örnekler biliyorum. Hayat tarzı olarak İslamla ilgisi olmayan içki içken, dışarıda çapkınlık yapan bazı erkeklerin eşleri örtülü.

    Bence kadınların ne giyip giymeyeceği erkeklerin meselesi. Kimi zaman direkt

    kadının ne giyeceğine karar verilir, kimin zaman neyi giymeyi isteyip istemediklerine de ererkeler karar verir. İkincisi daha etkilidir. Kadın örtünmek istemesi veya çarşafı atmak istemesi
    erkeğin yorumladığı dine, veya erkeğin getirdiği laikliğe bağlıdır. Kadın kendi isteiği olduğunu zanneder ama kuralları biz koyarız.

  6. MrNo - 13 Şub 2008 - 9:40 pm

    Knz Hanım,
    Cumhuriyet döneminde kadınların durumlarında yapılan değişikliklerde (seçme seçilme hakkı, örtüyü terketme gibi) kadınların hiçbir etkisi yoktur. Aynı şekilde İslam ulemasının karar süreçlerinde de kadınlara yer yoktur. Aslında diğer dinlerde de bu durum böyledir.
    Kadın hukuk yaratamaz, varolanı uygular.

  7. fizikci - 14 Şub 2008 - 3:14 am

    Mr No,

    Kitapta yazmasa da erkekler için de giyim kuralları var. Giyimde esas kafirlere benzememektir.

    Bundan bir kaç asır öncesine kadar bir milletin başka millete (bu millet milliyetçilikteki millet değil) benzemeye çalışması pek hayırlı bir şey değildi. Çünkü bu durum aşağılık kompleksi veya özenmeye karşılık gelir. Ama artık köprünün altından çok sular aktı, bütün dünya yaklaşık aynı kıyafetleri giyiyor. Pantolon giyince kafire benzemiyorum. Çünkü müslümanların da çoğu pantolon giyiyor.

    “Giyimde esas kafirlere benzememektir” çok yüzeysel olmuş. Esas dediğiniz şey niyettir. Kafirin kıyafeti özentiden giyiliyorsa bu gene hoş karşılanmaz. Böyle bir niyetiniz yoksa ne giydiğiniz o kadar önemli değil. Ayrıca Efendimiz (s) zamanında Medine’de birarada yaşayan kafirler, müslümanlar ve yahudiler çok farklı giyinmiyorlardı.

    Erkek kıyafetleri için de yasaklar var. Sarık, cübbe ve fes kanunla yasaklanmış erkek giyisleri. Erkekler bunları giymek yerine, kravat, şapka, şort giymeyi tercih ediyor, aynı erkeklerin eşşleri tesettür içindeyken.

    Kadınlara farz olanla erkeklere sünnet olanı karşılaştırma hatasına düşüyorsunuz. Hz. Aişe pardesü+türban giymiyordu. Bugün kadınların tercih ettiği tesettür kıyafeti de eskisinden farklı yani. Önemli olan tesettüre uymak. Müslüman kadının elleri ve yüzleri dışında kalan yerlerini örtmesi farzken, erkeğin diz kapağı ile göbeğinin arasını örtmesi farz.

    ben daha uç örnekler biliyorum. Hayat tarzı olarak İslamla ilgisi olmayan içki içken, dışarıda çapkınlık yapan bazı erkeklerin eşleri örtülü.

    Erkeklerin eşlerini tesettüre zorladığından emin misiniz? Benim elimde böyle bir veri yok. Şöyle bişey var: Babam dinle pek ilgisi olmayan bir adamken, annem dindar bir müslümandı. Babam annemin örtünmesinden pek hoşnut değildi ama annem inancı gereği örtünürdü.

    Bence kadınların ne giyip giymeyeceği erkeklerin meselesi. Kimi zaman direkt kadının ne giyeceğine karar verilir, kimin zaman neyi giymeyi isteyip istemediklerine de ererkeler karar verir. İkincisi daha etkilidir. Kadın örtünmek istemesi veya çarşafı atmak istemesi erkeğin yorumladığı dine, veya erkeğin getirdiği laikliğe bağlıdır. Kadın kendi isteiği olduğunu zanneder ama kuralları biz koyarız.

    Siz de öyle mi bilmiyorum ama benim bildiğim çoğu örnekte erkeğin ne giyeceğine kadın karar veriyor. Kadınlar giyim konusunda erkeklerden daha hassas. Kıskançlıktan dolayı erkeğin etek boyuna kafayı takmasını kast ediyorsanız evet öyle bi durum var. Ama tesettür ayrı bir konu. O konuda erkeklerin baskısı olduğunu zannetmiyorum. Kadınların dini inançlarını görmezden geliyorsunuz sanki.

  8. FST - 14 Şub 2008 - 11:23 am

    MrNo,

    Kitapta yazmasa da erkekler için de giyim kuralları var. Giyimde esas kafirlere benzememektir.

    Giyimde esas diye birşey yok, Hz. Muhammed ile bölgede yaşayan ve müslüman olmayan diğer insanlar aynı şeyi giyerdi. Ama haç takma, yahudiler tarzında saç kestirme gibi spesifik konularda evet, bunlara benzenilmemesi önerilir.

    Erkek kıyafetleri için de yasaklar var. Sarık, cübbe ve fes kanunla yasaklanmış erkek giyisleri.

    Erkekler bunları giymek yerine, kravat, şapka, şort giymeyi tercih ediyor, aynı erkeklerin eşşleri tesettür içindeyken.

    Bunun sebebi çok açık, kadınlar Kurandaki bir ayet sebebiyle bunun farz olduğunu düşünüyorlar, erkek kıyafetiyle ilgili Kuranda geçen bu tür bir bağlayıcı ifade yok. Kuranda bu tür bir ifade olmasa kadınlar da başını örtmez, bu son derece normal.

    Erkekler için bağlayıcı bi,r ifade olsa erkekler de ona uymak zorunda kalırdı. Bana göre sakal bağlayıcı olmalıdır, misal Hz. Muhammed ve daha sonraki dönemlerde müslüman erkeklerin sakal kestiği görülmüş değildir, hatta bu konularda kesin hadisler de var ama “Ayet” olmadığı için okula alınmayan şeriatçı oğlan hemen sakalı kesip sünneti hiçe sayabiliyor.

    Bana göre ise kılık kıyafetle dinin bir alakası yoktur, coğrafya ve yöresel özellikler, genel kabuller kıyafeti belirler.

    Öte yandan bir kimse isterse farz olduğu, isterse maddi çıkar, isterse İran simgesi olduğu için başını örtebilir, üçüncü şahıslara halt yemek dışında birşey düşmez. “Sana ne, Bana ne” evrensel ilkesi gereğince.

    Bilmem farkı anladın mı? Anlamadıysan bir daha izah edeyim.

  9. FST - 14 Şub 2008 - 11:28 am

    Ek:

    Mesela kadınlara kravat takma mecburiyeti gelse kadınlar kravat takar. Şapka giyme mecburiyeti gelse onu da takar. Başlarını örttükten sonra bunun tarzı da önemli değildir.

    Mesela rektörler tavşan kulağına izin verecek mi zannediyorsun? Başlarına şapka giyenleri, atkı saranları da, eğer normalde başörtülü olduğunu bilirlerse de almıyorlar okula.

    Anlayacağın ortada dinden kaynaklanan bir sorun yok, çağdaş barbar yobazların öküzlüğünden kaynaklanan bir yasakçılık var. Bunlar islam dini ile dolaylı yahut doğrudan ilişkili herşeye kin besleyen ucube bir taife.

    Bunları senin bilmen lazım ama demek ki iktisata fazla dalınca gözünden kaçıvermiş. Annene söylerim ona göre.

  10. knz - 14 Şub 2008 - 12:48 pm

    Bunun sebebi çok açık, kadınlar Kurandaki bir ayet sebebiyle bunun farz olduğunu düşünüyorlar

    ,

    allah allh benim hiç haberim yoktu valla :) islam icma tarihinde kadınlar ne zaman bişey düşündüler ?
    100 yıldır beton gibi gaspedilmiş dindarlığın 15 yaşlında kızların önüne beton gibi dökükmesinden başka birşey yok.

    Ya bu işte bir tutarsızlık var f diyen biçareye, 30 cilt kitap okuması söyleniyor.

    ikna odası olarak 6 tane bakanlığın bütçesini ankaraya dikmişLER, SİZ BUNU GÖRMEYİN daha.

    üSTELİK BAŞÖRTÜSÜ FARZI İDDA EDEMİLMEK İÇİN BİR YIĞIN BAŞKA AYETİ İNKAR ETMEK ZORUNDA BIRAKLIYORUZ.

    erkek kıyafetiyle ilgili Kuranda geçen bu tür bir bağlayıcı ifade yok. Kuranda bu tür bir ifade olmasa kadınlar da başını örtmez, bu son derece normal.

    Firavun işçisi gibi inansaydık herşey çok kolay olurdu.

    neden yokmuş erkekler için bağlayıcı ifade ? bu çok saçma değil mi ? üstelik aynı kitap kadınların erkeklerden
    nasıl tahrik olduğunu yazan tarihin ilk yazılı belgesi belki.

    çünkü eskiden kadınları insan yerine koyan olmadığı için, erkek çekiciliğine karşı duyguları olabileceği hep inkar edilmiştir. Kuran’da insan tabiatına dair böyle bir inkar yok.

    o zaman neden yok o bağlayıcı ifade.

    1000 yıldır soru soran kadın görmediniz tabi :)

    Erkekler için bağlayıcı bi,r ifade olsa erkekler de ona uymak zorunda kalırdı. Bana göre sakal bağlayıcı olmalıdır, misal Hz. Muhammed ve daha sonraki dönemlerde müslüman erkeklerin sakal kestiği görülmüş değildir,

    siz ebu lehebin falan sakalsız olduğunu mu düşünüyorsunuz ?

    sizin düşünce yapınızla, peygamber midye yemedi diye midye ağzına koymayan bir yığın insan var.

    hatta bu konularda kesin hadisler de var ama “Ayet” olmadığı için okula alınmayan şeriatçı oğlan hemen sakalı kesip sünneti hiçe sayabiliyor

    .

    yok erkek milleti eziyeti sevmez. Bu binlerce yıldır üst kimlik olmanın verdiği bir güven.

    kırmızı tişört giyerler. ilaki yaz olunca bir düğmesi açık olur.
    saçını uzatır. saçına jöle sürerler.

    Bana göre ise kılık kıyafetle dinin bir alakası yoktur, coğrafya ve yöresel özellikler, genel kabuller kıyafeti belirler.

    iyi bir dinde bu olmaz. dinle kılık kıyafeti birleştirdiğiniz anda evrensilliği kaybeder o din.

    Öte yandan bir kimse isterse farz olduğu, isterse maddi çıkar, isterse İran simgesi olduğu için başını örtebilir, üçüncü şahıslara halt yemek dışında birşey düşmez. “Sana ne, Bana ne” evrensel ilkesi gereğince.

    zaten türkiyede şu anda öyledir. sorun kamuda çıkacak problemlerin çözümüne yöneliktir. ve günümüzde din ve vicdan hürriyetinin herkese tanıdığı sınırsız vicdani haklar
    sebebidir. Bundan sonra siyahtan başka renk giymemek konusunda akşam vahiy alsam, siz buna saçma deme hakınız yok. Ama hemşire siyah giymiyor. O mesleğin olmuş kurallarını bozamazsın. Yöneticiye öteki arkadaş dini inacını istediği gibi yaşıyor, ben niye yaşayamıyorum dediği zaman o bir tek insanı dışalayacak hukuki cümleniz yok. ( yeni toplum hassasiyet gerektiriyor)

    Bilmem farkı anladın mı? Anlamadıysan bir daha izah edeyim.

    ben de, bende :)

  11. FST - 14 Şub 2008 - 3:08 pm

    Knz,

    Benim yazdıklarımı hiç anlamamış, daha da kötüsü yanlış anlamışsınız.

    Kamuda da problem çıkacağı sizin ve sizin zihniyetinizdekilerin hüsnü kuruntusu, çıkacağı filan yok ya, diyelim öyle kamuda problem çıkacak diye insanların kılık kıyafeti yasaklanmaz. Kamuda çıkacak probleme bakan elli tür merci var.

    Mesleğin kuralı denen şeyin istisnası dini kisvedir, isterse adam gece vahiy aldım desin, bunları da serbest bırakacaksın, ne kafaymış, marjinal örnek bulunca beni köşeye sıkıştırdım mı zannediyorsun? Kemalist kisve nasıl serbestse İslam, Yahudi, Hristiyan, Sintolojist, fareye tapan kisvesi, çıplak öğrenci, çuvalla gezen adam da serbest olacak.

    Takmayın kafananıza bunları, varsa eğer bir işiniz, ona bakın. Kadınlar ve kızları kurtarma misyonunu da bırakın, herkes kendini kurtarsın.

    Safsatayı bırakın, paranoyadan kurtulun. Kendi kendinizi terapiye alın.

  12. Mister No - 14 Şub 2008 - 4:20 pm

    Fizikçi Bey,
    İskilipli Atıf hoca gibi inkılap kurbanları neden kıyafet inkılaplarına karşı canlarını ortaya koydular, onlar yanlış mı biliyordu?

    Kadınlara farz olanla erkeklere sünnet olanı karşılaştırma hatasına düşüyorsunuz.

    Bunu karıştırmıyorum. Sünnetler de uygulanmalı.

    Benim elimde böyle bir veri yok.

    Benim elimde birinci derece ve ikinci derece hısımlarıma ait veriler var.

    Kadınların dini inançlarını görmezden geliyorsunuz sanki.

    Kadınların inançlarına göre nasıl davranacağını erkek dini ulema belirlemiyor mu?

    O konuda erkeklerin baskısı olduğunu zannetmiyorum

    Tahminim sırça köşklerde yaşıyorsunuz, ya da yurtdışında.

  13. Mister No - 14 Şub 2008 - 4:37 pm

    FST Bey,

    Erkekler için bağlayıcı bi,r ifade olsa erkekler de ona uymak zorunda kalırdı. Bana göre sakal bağlayıcı olmalıdır, misal Hz. Muhammed ve daha sonraki dönemlerde müslüman erkeklerin sakal kestiği görülmüş değildir, hatta bu konularda kesin hadisler de var ama “Ayet” olmadığı için okula alınmayan şeriatçı oğlan hemen sakalı kesip sünneti hiçe sayabiliyor.

    Tatlısu Müslümanı modeli :)

    Aklıma gelmişken söyleyeyim, dini kuralların zamana veya mekana göre değişebileceği ifadesi ile Kur’anın evrenselliği ifadesi çelişmiyor mu? Bir de bazı hükümler değişebiliyorsa hangi hükümlerin değişebileceği neye göre belirleniyor. İşimize geldiği gibi mesela. Konjonktürel din hükümleri varsa, bunlar zamanla terk edilebilir mi?

    Şahsi görüşüm şu ki Kur’an daki çok eşlilik, kısasa kısas,mirasta kadının payı, kadınının şahitliğinin 1/2 ile çarpılması, zina yapanlara değnek cezası gibi uygulamalar zamana ve mekana göre değişemez. Bunun aksini iddia eden tatlı su Müslümanları var. Örtünmede vardır. Kur’an da tesettür olduğu gibi , kadınların mirasta yarım pay alması, şahitliğinin yarım sayılması da var. İkinci , üçüncü, dördüncü eş olmak da var. Niye hükümler için gürültü kopmuyor. Kadınlar niçin bizim şahitliğimiz sayılmasın diye nümayiş, miting yapmıyor? Neden gel ikinci eşim ol teklifini ahlaksızlık olarak görüyorlar? Adamcağız, dinin kendisine verdiği “izin”i kullanarak ikinci eşim ol diyor. Bu kural benim işime geliyor, poligami özgürlüğü istiyorum acaba kaç akademisyen bu özgürlüğe destek olur?

  14. Mister No - 14 Şub 2008 - 4:42 pm

    Fethi Bey,

    Öte yandan bir kimse isterse farz olduğu, isterse maddi çıkar, isterse İran simgesi olduğu için başını örtebilir, üçüncü şahıslara halt yemek dışında birşey düşmez. “Sana ne, Bana ne” evrensel ilkesi gereğince.

    Kim isterse doktora töreninde çarşafı atar. Üçüncü şahıs principle geçerli :)

  15. knz - 14 Şub 2008 - 5:18 pm

    Mesleğin kuralı denen şeyin istisnası dini kisvedir, isterse adam gece vahiy aldım desin, bunları da serbest bırakacaksın, ne kafaymış, marjinal örnek bulunca beni köşeye sıkıştırdım mı zannediyorsun? Kemalist kisve nasıl serbestse İslam, Yahudi, Hristiyan, Sintolojist, fareye tapan kisvesi, çıplak öğrenci, çuvalla gezen adam da serbest olacak.

    dünyada var mı bir tek ülke.
    demokrasi gelişmiş hiç bir ülke bunu yapamaz.

    mutlaka bir sorun yaşar( avrupada olduğu gibi) bir sorun yaşayan da AIHM gibi karar almak zorunda.
    ha, çıkıntılık yapanı dan dan vuruluyorsa sorun çıkmaz gibi. o zaman eee dersiniz, sorun çıkaran mı var ki, konuşuyorsun.

    sorun çıktığı gün, AIHM GİBİ KARAR ZORUNLU DİYORUM.
    bi anlasan güzel kardeşim ya.

    üstelik artık bu dünyada 3 büyük din, 4 mezhep diye bişey yok. herkes insan, herkes inanç sahibi.

    siyah renkli hemşire kıyafeti giyebilir mi ? bi de vatandaşın hakkı diye bişey var ? iyi din ve kötü din ayırmayan hukuk ne yapsın ? sen türbana izin verince, o da kıyas isteyeck. ne diyecek amiri ? sen meczupsun mu diyecek ?

    o mesleğin bir psikolojisi var. insanlığın elde ettiği kazanımlar böyle bozuk para gibi harcanmaz ki ?

    yani dine bu tür tutkun kişilerin kamu hizmeti yapması mecburiyeti yok.

    gaspedilmiş dindarlık bir demokrasi sorunudur.
    devlet 4 bakanlık bütçesinde başörtüsü farzı dayatmaları, yapamaz üstelik.

  16. knz - 14 Şub 2008 - 5:21 pm

    Kadınlar niçin bizim şahitliğimiz sayılmasın diye nümayiş, miting yapmıyor? Neden gel ikinci eşim ol teklifini ahlaksızlık olarak görüyorlar? Adamcağız, dinin kendisine verdiği “izin”i kullanarak ikinci eşim ol diyor. Bu kural benim işime geliyor, poligami özgürlüğü istiyorum acaba kaç akademisyen bu özgürlüğe destek olur?

    haklı. yerden göğe kadar haklı. inkarcı olunmasın.

    ben konuşurum da sizi görelim biraz da.

  17. FST - 14 Şub 2008 - 5:35 pm

    MrNo,

    Kim isterse doktora töreninde çarşafı atar. Üçüncü şahıs principle geçerli

    Tabii burada devletin resmi ideolojisinin bu çarşaf atma işine bulaştığını, birilerini baskı altına aldığını, yasak dayattığını unutma. Devlet baskısı en gerçek ve ağır baskıdır.

    Yoksa isterse striptiz yapsın, kim hayır diyebilir.

  18. FST - 14 Şub 2008 - 6:01 pm

    Mr NO,

    dini kuralların zamana veya mekana göre değişebileceği ifadesi ile Kur’anın evrenselliği ifadesi çelişmiyor mu?

    Asıl evrensellikle çelişen bu mesajın sadece ilk hitap ettiği zaman ve mekana hapsedilmesidir. Tabii ki zaman ve mekana göre değişmelidir. Değişebilir bile denemez, Çin’deki müslümanlıkla Norveç’teki müslümanlık hem coğrafyadan hem de yöredeki yerel kültürden etkilenir.

    Bir de bazı hükümler değişebiliyorsa hangi hükümlerin değişebileceği neye göre belirleniyor.

    Muhkem, kesin hükümler değişmez, mesela domuz eti yemek, içki içmek, zina yapmak zaman değişse de helal olmaz. Öte yandan bunlardan ceza önerilen (misal zina) varsa o güncel bir cezaya dönüştürülebilir. Mesela o dönem tüm dünyada Bizans, İran, Çin vs. sopa cezası var ki 100 sopa zikredilmiş. Bugün herhalde 100 sopa çok hafif kalır, çünkü bunun uygulamasında sert vurulmaması esastır. Öyle ya adama “3 yıl 6 ay hapis mi istersin 100 sopa mı” desen herhalde 100 sopayı seçer. İslamda kasten adam öldürme haricinde ölüm cezası ve belirgin cezalar yoktur, bunların tamamı idarecilerce tayin edilmiş dönemsel şeyler. El kesme cezası zaman zaman uygulanmamıştır.

    İşimize geldiği gibi mesela.

    İşine geldiği gibi değiştir, seni tutan yok. Peygamberimizin güzel bir sözü var, bu tür işler için “vicdanına danış, içine siniyorsa yap” diyor. İçki içmek helal diyemezsin ama risotto yerim, içindeki alkol az birşey diyebilirsin. Sonuçta bu iş devletin, hele hele bir başkasının üzerine vazife değil. Başkasına zarar vermiyorsan ne yaparsan yap.

    Konjonktürel din hükümleri varsa, bunlar zamanla terk edilebilir mi?

    Elbette. Adı üstünde konjontürel demişsin ya.

    Şahsi görüşüm şu ki Kur’an daki çok eşlilik, kısasa kısas,mirasta kadının payı, kadınının şahitliğinin 1/2 ile çarpılması, zina yapanlara değnek cezası gibi uygulamalar zamana ve mekana göre değişemez.

    Kuranda çok eşli olun diye bir emir yok. Taraflar isterlerse birden fazla kadınla bir erkek evlenebilir. Hatta 4 kadın filan diye sınır olduğunu da zannetmiyorum. Burada bir emir, zorlama filan yok. Kadınlar yahut erkekler zorla evlendirilemez İslama göre.

    Kısasa kısas da gayet iyi bir kuraldır. Miras konusu da hakkaniyet açısından ele alınabilir, bunlar rasgele oluşan kurallar değil, çevrene bak, kadınlar genelde kaygısızdır, ev geçindirme yükü geleneksel olarak, en modern toplumda bile erkeğin sırtında yüktür, kadın maaşını alır süsüne harcar. Gerçekçi olmak lazım. Ha, kadın için zor bir durum söz konusu olacaksa onun da hal çareleri var. Dar düşünmemek lazım.

    Zina yapana deynek cezası değişebilir, o ceza o döneme ait bir yöntem. Kuranda at, deve besleyin diyor, şimdi savaş için at mı besleyeceksin. Mesela sana bir ceza önereyim, gıybet içkiden de, zinadan da ağır bir suç ama ceza yazılmamış, bana göre dedikodu yapana 200 sopa lazım.

    Niye hükümler için gürültü kopmuyor. Kadınlar niçin bizim şahitliğimiz sayılmasın diye nümayiş, miting yapmıyor? Neden gel ikinci eşim ol teklifini ahlaksızlık olarak görüyorlar? Adamcağız, dinin kendisine verdiği “izin”i kullanarak ikinci eşim ol diyor. Bu kural benim işime geliyor, poligami özgürlüğü istiyorum acaba kaç akademisyen bu özgürlüğe destek olur?

    Poligami özgürlüğü olmalıdır. Hatta bana göre bir kadın çok erkekle de evlenebilir. Bize ne bundan. Bunlar insanların arasında sözleşmeyle, rızayla olduktan sonra problem var mı? Kadınların şahitliği konusunda da yanlış düşünüyorsun, etrafına bak, kadınlar genelde ağlar dururlar, olayları büyütürler, iki laf edemezsin, herşeyi yanlış anlarlar. Bunlardan birini şahit tutmak akıl karı mı?

    Gerçekçi ol Mr No, feministlerin oltasına gelme. Kadından iyi idareci, hakim, ürolog, genel cerrah, elektrik mühendisi ve şoför olmaz. Varsa da istisnadır. Bana göre Kuran’da iki şahit derken iyimser davranılmış, kadınların kaç kişi olursa olsun şahitliği mutlaka bir erkekle desteklenmeli demek lazım.

    Kadınların başına gelenin İslam diniyle ilgisi yok, kadınlar maço kültürünün egemenliği sebebiyle problem yaşıyor.

    Akademisyenler birşeye destek filan olmazlar, onlar paraya bakar. Ama sen evli olmadığından bir kadını idare etmenin zorluğunu bilmeyen bir saf olarak poligami lafı ediyorsun. Ben senin özgürlüğünü desteklerim ama aptallık etme de derim.

    Bak burada kadın yorumcu da yok, bir Knz var o da istisna ve kızmasın ama 3-5 kelimelik lafı dırdıra çeviriyor. Tanıdığım bir iki istisna kadın var ama o kadar. Kadınları genelde takı yapma, incik boncuk, yemek, pasta tarifi, sabah kalktım kedim Pufi çok mutsuzdu, ayy canım geçmiş olsun, türü bloglarda bulursun daha ziyade.

    Hayattan ders al. Kadınlara iyi davran, ince ol ama onları iyi tanı, kadınlar garip varlıklardır.

  19. Mister No - 14 Şub 2008 - 6:25 pm

    Fethi Bey,

    Gerçekçi ol Mr No, feministlerin oltasına gelme.

    Gelmiyorum zaten, yukarıda hukuk yaratamadıklarını, varolan hukuku uyguladıklarını ifade etmiştim. Tepki bekliyordum ama gelmedi. Kadınlar statüko bekçisidir (bu statüko 1400 yıllık da olabilir, 80 yıllık da). Geleneklerin taşıyıcısı ve mahalle baskısının en önemli unsurlarıdır.Kafaları birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışır. Kadınlar esaslı devrim yapamaz. Filozof ve peygamber olanları da yoktur.(Simone de Beauvar müstesna) İktisadi düşünceye damgasını vuranlarda çıkmaz.(Joan Robinson müstesna oalbilir) Ancak varolan şeyleri gelecek nesillere aktarabilirler.Başlarında patron olarak hemcinsini görmektense bir erkek idareci görmeyi tercih ederler.

    Tanıdığım bir iki istisna kadın var ama o kadar. Kadınları genelde takı yapma, incik boncuk, yemek, pasta tarifi, sabah kalktım kedim Pufi çok mutsuzdu, ayy canım geçmiş olsun, türü bloglarda bulursun daha ziyade.

    Hadi Galileoluk bana kalsın: Kadının saçı uzun aklı kısadır :)

    İyi de konumuz kadınlar değil ki?

    Başka bir soru sorayım: Kur’an da faiz mutlak olarak yasak değil mi? Neden türban konusundaki “duyarlılık” faiz konusunda yok?

  20. Mister No - 14 Şub 2008 - 6:42 pm

    Subjektif olarak söyleyeyim , bayanların örtünmesi erkek kıskançlığından dolayı bu kadar ön plana çıkıyor.Faiz konusu geri planda kalıyor. Ulema faiz konusunda esnek fetvalara verirken, örtünme konusunda tavizsiz bir duruş sergiliyor. Şahsen-ceteris paribus- örtünen bir eşi örtünmeyen bir eşe tercih ederim. Ama ceteris paribus önemli.

  21. FST - 14 Şub 2008 - 6:53 pm

    İyi de konumuz kadınlar değil ki?

    Tersine, konu kadınlar. Mağdur olan onlar.

    Başka bir soru sorayım: Kur’an da faiz mutlak olarak yasak değil mi? Neden türban konusundaki “duyarlılık” faiz konusunda yok?

    Türbanla ilgili bir engelleme var. Devlet başı örtmeyle ilgili maddi kısıtlamalar koymuş. Mücadele bununla ilgili. Bunlar serbest olsa problem yok.

    Faiz üzerine de çok laf söylenebilir ama “konumuz o değil”.

  22. bliyaal - 14 Şub 2008 - 6:54 pm

    Bugün tez hakkında okuma yaparken Hayek’in “Socialism and Science” adlı makalesinde şöyle bir pasaja denk geldim:

    However much we dislike it, we are again and again forced to recognise that there are no truly absolute values whatever. Not even human life itself. This again and again we are prepared to sacrifice, and must sacrifice, for some other higher values.

    Bir tane daha:

    There is no limit to the wishes of the people which an unlimited democratic goverment is obliged to try to satify.

    Ne yalan söyleyeyim, ben bu Hayek’i giderek sevmeye başladım. Tam benim kafamda. Hele şu anda tam da bir darbeye ihtiyaç duyduğumuz şu koşullarda Hayek gibi adamlara ne kadar da ihtiyacımız var.

    Nur içinde yatsın yaşlı vampir.

  23. Bulent Murtezaoglu - 14 Şub 2008 - 6:58 pm

    Fethi bey,

    Kadınların şahitliği konusunda da yanlış düşünüyorsun, etrafına bak, kadınlar genelde ağlar dururlar, olayları büyütürler, iki laf edemezsin, herşeyi yanlış anlarlar. Bunlardan birini şahit tutmak akıl karı mı?

    Hayrola? Cumhurbaskanligindan vaz gecip diyanette kitapta yazan icin dunyevi sebep uydurma kadrosu kovalamaya basladiniz galiba?

    Bir suru isine gelince aglayan, envai turlu dansozluk eden adam da var. Isine gelinceden kastim sadece cikar degil, toplumun kabul ettigi durumlarda yani aglaninca ‘rezil’ olunmayan durumlarda umum icinde agliyor erkekler de. Toplum insanlara hangi durumda hangi yolu acarsa insanlar da oyle davranislara meyledebiliyorlar. Mumkun olsa da kendi tanidigim bir suru ‘erkek’ ozelligine de sahip kadini zaman makinesine bindirip baska sartlarda buyurlerse ne olur diye gosterebilsem/bakabilsem. Kadin erkek aynidir demek ne kadar abesse, farkliliklari boyle soylemek de o kadar abes olabilir.

    Gerçekçi ol Mr No, feministlerin oltasına gelme. Kadından iyi idareci, hakim, ürolog, genel cerrah, elektrik mühendisi ve şoför olmaz. Varsa da istisnadır.

    Bunu bilmiyoruz, bu tur isler de kadinlarin devamli cocuk dogurup bakmayi birakip bu islere girebilir hale gelmeleri de cok yeni. O istisnalardan olarak idareci, muhendis ve iyi sofor tanidiklarim var, hatta ablam benim isimi benden cok daha iyi yapabilir mesela. Benim gordugum bu oldugu ve calismayan rahmetli annem de makul/akilli bir kadin oldugu icin ben bunun aksini de tecrubeye dayanarak iddia edebilirim. Bunlari bilmiyoruz bence, net degil isler. Belki erkekleri agresif yapan (ve yerine gore eseklestiren) hormon bilmemne eksikligi usluplarini etkiliyordur ama is gormeye gelince buyuk bir fark yok ortada gorebildigim kadariyla. Butun toplumlar bir gecis donemi yasadigi icin bunlari ortaya cikartacak tecrubemiz yeterli degil.

    Daha komigini soyleyeyim eskiden bazi islerde calisan nadir kadinlar islerinde ozellikle daha iyi olurlardi cunku sivrilip/siyrilip gelmeleri gerekirdi. Teknik isler boyledir kismen, yasli hocalar “kadinlar cok daha zekiydi eskiden bu yeni kizlar aptallasti erkekler gibi oldular” filan derler bazen bu yuzden. Benzer birsey ogretmenlik icin de bu sefer baska yollarin kapali olmasindan dolayi gecerli, kadinlar ogretmenden baska pek birsey olamazken kadin ogretmenler cok iyiydi. Simdi dusunuyorum da benim 70+ cocukla cok iyi basa cikip bir suru sey ogreten ilkokul ogrenmenimin cap ve kapasitesindeki insanlar simdi belki bir suru buyuk insani idare edip baska birseyler yapiyorlar — o yollar kismen acik onlara ve parasi daha iyi cunku. Rahmetli hafiz halam da 1900lerin basi yerine 2000lerde dogsaydi hafiz ve anne olmanin disinda o hafiza ve azmin ise yarayacagi baska birseyler de olabilirdi.

    Kitabin neyi niye yazdigini ben bilemem, yalniz bunu cikartmaya calisirken ek goruslere de iman edilmesi sonucunu doguracak bir tarz icine girmek gibi bir tehlike var. Herhangi bir konuda, ne bileyim para, is, risk gibi seylerde kadin lafiyla is yapilmaz diyemiyorsak sahitlik isi icin de durum bu bence. Emir olarak algilayip yapmayana birsey diyecek halim yok tabii (daha iyi, hatta herkes oyle olsun, kadinlarin zekalari bana kalsin). Ha belirli insanlar bazinda X kadinin lafiyla is yapilmaz demek, Y adamin lafiyla is yapilmaz demek gibi tabii — o ayri birsey.

  24. FST - 14 Şub 2008 - 6:58 pm

    bayanların örtünmesi erkek kıskançlığından dolayı bu kadar ön plana çıkıyor.

    Zannetmiyorum, açık olan eşini kıskanan da çoktur. Dediğim gibi eğer iki yerdeki ayette “başınızdaki örtüyü göğsünüzün üstüne örtün” ifadesi olmasa bu konu büyümez. Ama işte kadını erkeği o ayetleri geçmiş 30 yılın konjonktüründe başı örtmek farzdır olarak yorumlamış. Bunda 12 Eylül darbecilerinin ve Kemalist kesimin anormal davranışları da etkili olmuştur.

    Ulema faiz konusunda esnek fetvalara verirken, örtünme konusunda tavizsiz bir duruş sergiliyor.

    Yok, Yaşar Nuri Öztürk başta bu konuda farklı şey söyleyen var. Bir de faizde esneyen kim, ben işitmedim. Faize helal diyen çıkmaz. Olsa olsa bazı ticari işlemler faiz midir değil midir diye tartışılabilir. Domuz eti, zina ve içkide de esneyemez kimse.

  25. Mister No - 14 Şub 2008 - 7:05 pm

    Bir de faizde esneyen kim, ben işitmedim.

    Şurada bazıları var:

    http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00144.htm

  26. FST - 14 Şub 2008 - 7:07 pm

    Bülent bey,

    Hayrola? Cumhurbaskanligindan vaz gecip diyanette kitapta yazan icin dunyevi sebep uydurma kadrosu kovalamaya basladiniz galiba?

    Hayır, yorumlar iyice yavanlaşmıştı, bir yem atayım dedim.

    Genel olarak ben de “zaman makinesi” görüşüne tabiyim, yani şartlar kadın ve erkeği böyle davranmaya sevkediyor olabilir. Bizim hanım da iyi şofördür mesela. İşinde de çok başarılı, zaten ben “kadınlar başarısızdır”dan farklı birşey söylüyorum. Ve zannedersem bu söylediklerim ilk benim tarafımdan ve sadece dinciler, maçolarca söylenen şeyler değil. Üstelik ben ortalama bir feministten daha ezilen kadının yanında durmaya çalışan bir adamım. Burada yazdığım ayrı, fiili davranışım ayrıdır. Sadece genel gözlemimi söylüyorum. Bana göre ekonomik bağımsızlığın revaçta olduğu şu dönemde kadının miras payı eşitlenebilir, yahut duruma göre esnek davranılabilir. Şahitlikte de kim neyi görmüşse söyler, sonuçta kararı hakim verecek, olayı tek bir kadın görmüşse bunu dikkate almayın denemez zaten.

    Öte yandan, hormonal (hatta fiziksel) durumu küçümsemeyelim derim.

  27. FST - 14 Şub 2008 - 7:11 pm

    Mr No,

    Dediğim gibi orada ne faiz ne değil üzerinde durmuşlar daha ziyade. İslamda faiz haram değildir diyemezler.

    Hayrettin Karaman’ın “bir bir çürüteceğim” dediği şeyler için yazdıkları da çok çürük, kusura bakmasın.

  28. Bulent Murtezaoglu - 14 Şub 2008 - 7:13 pm

    Bu faizde esneme isi konusulurken kagit para ve simdiki bankacilik sisteminin getirdigi para arzi ve enflasyonla ilgili konular da goz onune alinmali bence. Aliniyor mu bilmiyorum ama ne bileyim sabit veya sabite yakin miktarda olan bir ‘para’ oldugu zamanlarda sartlarin cok farkli olabilecegi bence acik. Bizim devlet %70 faiz verirken, bana on donum tarla borc ver onumuzdeki sene onyedi donum geri vereyim manasina gelecek sekilde konusmuyordu insanlar mesela.

  29. FST - 14 Şub 2008 - 7:17 pm

    İlveten;

    Bir de “adam faiz yiyor yattığı yerden” deniyor ama 8-10 apartman dairesini kiraya verip yattığı yerden bunu yiyene laf edilmiyor.

  30. MrNo - 14 Şub 2008 - 7:19 pm

    Günün ekonomik şartlarını kapitalizm belirliyor. Kapitalizmin dini ve ahlakı yoktur; bu sistem başkalarının eti, canı, kanı, emeği, mağduriyeti, sömürülmesi pahasına para kazanmaya, büyümeye, kapital sahiplerinin zenginleşmesine ayarlıdır. İslam günün şartları ne olursa ona uymak ve dindarları afyonlayarak soydurmak, sömürtmek, zalimlerin işlerini kolaylaştırmak için gelmemiştir; mazlumun yanında yer alıp zalimi yola getirmek için gelmiştir.

    Vay be manifesto gibi, solcular bile yazmaz böyle bir şey.

  31. FST - 14 Şub 2008 - 7:28 pm

    Vay be manifesto gibi, solcular bile yazmaz böyle bir şey.

    Sen islamcıları ne zannediyordun, bunlara boşuna yeşil komünist denmemiştir. İslamcılar hep sosyalizm, devletçilik özlemcisi olmuş ama maalesef İslam’ın düpedüz kapitalist özü sebebiyle hüsrana uğramışlardır.

  32. Mister No - 14 Şub 2008 - 7:33 pm

    Fethi Bey,
    Teşekkür ederim, “o zamanın şartları vs” şeklinde cevaplar almadığım için memnumum. Müslümanın kendisini kitaba uydurması lazım, kitabı kendisine değil.

    İslamın kapitalist özü

    tartışmaya açık gibi.

    No pasaran Allah’ın izniyle.

  33. FST - 14 Şub 2008 - 7:42 pm

    “o zamanın şartları vs” şeklinde cevaplar almadığım için memnumum. Müslümanın kendisini kitaba uydurması lazım, kitabı kendisine değil.

    Yok arada o zamanın şartı öyle gerektiriyordu demişimdir, zira bazen gerçekten öyledir. Hz. Muhammed’in “zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” sözü şiarım. İsteyen buradan laçkalaşma anlamı çıkrsın, kendi bileceği iş, benim inandığım din günlük hayatımı kolaylaştıran bir yapıya sahiptir. Kimse bana bir yorum dayatamaz, ben de kimseye zorbalık yapamam.

    Müslümanlık “hür, akıllı” adama hitap eder.

    Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, kime ne.

  34. fizikci - 14 Şub 2008 - 7:42 pm

    Mr No,

    İskilipli Atıf hoca gibi inkılap kurbanları neden kıyafet inkılaplarına karşı canlarını ortaya koydular, onlar yanlış mı biliyordu?

    İskilipli Atıf Hoca doğru biliyor, siz yanlış biliyorsunuz. O bir Osmanlı alimiydi zaten öyle giyiniyordu. Yeni kurulan devlet ona bir çağdaşlaşma politikasıyla şapka dayatması yapmıştı. Müslüman kıyafeti olarak gördüğü kıyafetinden dolayı kendisine yobaz muamelesi yapılıyordu. Bütün değerleri ayaklar altına alınmıştı. O da onuruyla ölmeyi tercih etti.

    Şimdi siz zaten öyle giyinmeyen insanlara “niye öyle giyinmiyorsunuz” diyorsunuz. Adam pek çok sünneti uygulamadığı gibi giyinmekle ilgili olanları da uygulamıyor. Ama farzlara özen gösteriyor. Kimsenin bu adama bişey deme hakkı yok.

    Bunu karıştırmıyorum. Sünnetler de uygulanmalı.

    Ne kadar rahat konuşuyorsunuz böyle. Başka bir arzunuz var mı? Söyleyelim müslüman erkekler onlara da uysunlar. Mesela geceleri teheccüde kalksınlar. Kuşluk namazını da ihmal etmesinler! Bunlar tercih meselesidir. Dayatmaya hakkınız yok.

    Kadınların inançlarına göre nasıl davranacağını erkek dini ulema belirlemiyor mu?

    Hayır Kuran ve asrı saadet pratiği belirliyor. Namaz için de aynı şey geçerli.

    Tahminim sırça köşklerde yaşıyorsunuz, ya da yurtdışında.

    Siz hayal dünyanızda yaşıyor olabilir misiniz? Üniversite öğrencilerine kocası veya babası tarafından türban baskısı uygulandığını söylemek için hayal dünyası gerekiyor. Bu öğrenciler özgürlük istiyor, kendileri hakkında uydurulan saçma sapan yorumları ve yasakları değil.

    Ne malum belki siz de birilerinden baskı gördüğünüz için böyle konuşuyorsunuz. O yüzden özgürce konuşmanız engellenmeli. Baskı var ne de olsa. Bakın ben sizin özgürlüğünüzden yanayım. Lütfen size uygulanan baskıya direnin ve böyle saçma yorumlar yapmayın. (Nasıl hoşunuza gitti mi?)

  35. Suat - 14 Şub 2008 - 8:13 pm

    Hatta 4 kadın filan diye sınır olduğunu da zannetmiyorum.

    Doğru. Orada geçen “birer, ikişer, üçeri dörder” ifadesi bir sınır değil, çoğulu belirtmek için kullanılmıştır. Savaş sonrası durumda ortada kalan kadınlar için.

    D. Cündioğlu “Philo Sophia Loren” de bunu açıklıyordu ayrıntıları ile.

    Fethi bey ile İslam konusunda [da] çok büyük oranda aynı düşünüyoruz.

  36. Rumuzyok - 14 Şub 2008 - 8:54 pm

    islamın kapitalist özü tartışmaya açık gibi.

    No pasaran Allah’ın izniyle.

    Mr No,

    Maxime Rodinson’un Kapitalizm ve İslam kitabını okumanı tavsiye ederim. Rodinson der ki, İslam kapitalizme açık bir dindir.
    Bu tartışmaya ufak bir katkım olsun: Bence de İslam kapitalizme açıktır. Bilebildiğim kadarıyla, asıl tartışılan mesele mülkiyet değil, fiyat mekanizmasının kurulmasına ilişkindir. Faizin adilane bir fiyat oluşmasına engel teşkil ettiği düşünülüyormuş tarım toplumlarında. Temek kaygı bu.
    Ortaçağ Hristiyanlığında da faiz/fiyat mekanizması üzerine kalem oynatanlar vardır (Thomas Aquinas gibi)

  37. knz - 14 Şub 2008 - 9:04 pm

    Tabii burada devletin resmi ideolojisinin bu çarşaf atma işine bulaştığını, birilerini baskı altına aldığını, yasak dayattığını unutma. Devlet baskısı en gerçek ve ağır baskıdır.

    Yoksa isterse striptiz yapsın, kim hayır diyebilir

    fethi bey devletin resmi ideolojisinin ergenlik yaşına geldi diye 9 yaşındaki kızın kıyafetine din despotluğu yolu ile hükmetmesine bişey demediniz. bir ülke başkanın bu despotluğun sözcülüğünü yapmasına bişey demediniz.
    bana 6 bakanlık bütçesi (diyanet vs kasediyorum) verin , bir tek başörtülü genç kız kalmaz. hem de hepsi kendi gönül rızası ile takmazlardı.

    ama iki nesilde kimse takmayacak. biz sadece arada haşat olmuş garibanlar olacağız.

    üstelik yukardaki yazınızı gördüm. ilahiyat bilginizin cüppeli ahmet hocadan hallice olmasına da üzülmedim desem yalan olur.

    biraz daha okuyum. vakit bulursam yazarım.
    Bülent beye bir notum var. bana güvenin ki ben tutarlığımı bozmadan burdan çıkardım.

    ama değer mi düşünüyor insan.

    bu syfayı okuyan sessiz kızlara soruyorum. siz sayıları tek başınıza aklınızda tutamaz mısınız ?

  38. knz - 14 Şub 2008 - 9:09 pm

    ayrıca suat beye. çinde erkek nüfüsü fazla.
    kaçar kaçar çözeceksiniz.
    hep kadınlar hasta, sakat, hiç bu haller erkeklere olmuyor. bunlar zaten sayıları da aklında tutamaz vesselam.

    ya benden başka kadın yok mu ?

  39. knz - 14 Şub 2008 - 9:11 pm

    neden yazmıyorum biliyor muusnuz.

    30 kere yazdım. arayan bulurdu, anlardı.
    açıkça ayet inkar ediliyor. insan tabiatına iftira ediliyor.

    yazınca da güya tenezül etmiyorlar.

  40. MrNo - 14 Şub 2008 - 9:17 pm

    Fizikçi Bey,

    Dayatmaya hakkınız yok.

    Est, ne dayatması sünnetler de uygulanmak için var. Öncelikli olan farzlar orası ayrı.
    Teheccüd önemli bir ibadettir. Gece uykusunu bölüp kalktığınız için kıymetlidir.
    Asrı saadet pratiğini de erkekler şekillendiriyordu. Şimdiki tesettür asrı saadet pratiğinden uzak. Asrı saadet pratiği bugün Arabistanda uygulanan çarşaftır. Bugüne kadar değişmeden geldiğini tahmin ediyorum.
    Hayal dünyasında yaşamıyorum da bazen şizofrenik nöbetler geliyor.Nash dengesi gibi bir buluşa imza atabiliyorum. Şizofrenik dünyamda ortaokula geldiğinde, veya lisede tesettüre girmeye zorlanan kızlar var. Üniversite geldiklerinde bunun kendi seçimleri olduğuna kendilerini de inanmaya başlıyorlar. Olayın diğer yönü de şu, örtünmeyenler de bu örtünmemenin kendi seçimleri olduğuna inanıyorlar. Din de böyle bir şey, bize din o şekilde öğretiliyor ki, sanki başka dinleri de tam bilsek yine İslam’ı seçeriz gibi bir duygu yerleşiyor.
    En doğru dini yaşayan insanların arasında doğuyoruz ve bunun için Elhamdillah diyoruz. Sonra bunun kendi seçimimiz olduğuna inanıyoruz. Benim saçmalıklarım bu kadar saçma değil kusura bakmayın.
    Baskı değil de, İslami bir beyin yıkamadan geçtik.İyi de oldu, yoksa kolay ikna edilirdim.

    Bu arada Suat Abi geldiğine göre ben arazi olayım. Bu konularda beni zorlayacak yegane insan :)

  41. knz - 14 Şub 2008 - 9:18 pm

    üstelik o yetim kızlar ne oluyor ? siz kafayı mı yediniz ?
    kulağınız duysun.

    bu din sizin dinizi. oturun araştırın. 1000 senelik kitapları ezberleyip durmayın. o devlet görevlilileri de oturduğu yerden maaş almasınlar. iş yapsınlar iş.

    bu toplumun dine yaptığı fedakarlığı uzay harcamasına yapsaydı, uzayda olurduk ya.

    kaç üniversitenin bütçesi gidiyor. vatandaşı uyutun kadroya doymasınlar. insaf mı bu.

    cennette tapu satışı yapılmasın.

  42. knz - 14 Şub 2008 - 9:20 pm

    4 tane yazı yazmışım :)

    mr no kaçmam ben. ama bence siz kaçın. adına da tenezül etmiyoruz falan diyin.

    knz anlaşılmıyor diyin. biiz yanlış anlıyo diyin.

  43. knz - 14 Şub 2008 - 9:22 pm

    5. seri yazımı da yazıyayım. mr no kaçmam diye suat beye dedim ben :) yanlış anlama.

    2 gün sonra buraya yeniden geleceğim. bakalım adam gibi cevap yazan olmuş mu ?

  44. MrNo - 14 Şub 2008 - 9:27 pm

    Knz hanım,

    mr no kaçmam ben. ama bence siz kaçın. adına da tenezül etmiyoruz falan diyin

    Bütçeler konusunda haklısınız. Cübbeli Ahmet Hoca benzetmesi güzeldi.
    Kaçmak değil, gerilere doğru ilerlemek diyelim :)

  45. Fatih zeki - 15 Şub 2008 - 12:21 am

    mr no;

    Başka bir soru sorayım: Kur’an da faiz mutlak olarak yasak değil mi? Neden türban konusundaki “duyarlılık” faiz konusunda yok?

    Bu soruyu ilk soran ilhan selçuktur..
    yani laikçi takımın teknik direktörü..
    Ak Parti hükümeti Kur’an-ı Kerim’de varolan faiz yasağıyla ilgili âyetleri devlet hayatına taşıyacak olsa “Lâiklik elden gidiyor” diye ilk bağıracaklardan biri olmayacak mıdır bu tezin sahipleri?
    Yada normal bankaların faizsiz bankacılık yapmasına imkan tanıyan bir yasa çıksa,
    örneğin iş bankası islami bankacılıkta yapsa,
    yine “cumhuriyet ve laiklik alıp başını gidiyor” diye bas bas bağıracaklardır eminim..
    öyleyse maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmek..

    yani bence biz bu başörtüsü işinde fena halde çuvalladık,
    insanlara zulmediyoruz,
    kamuoyu bizi onaylamıyor,

    ama eğer bu faiz meselesini tartışmaya başlarsak herhalde bir şeyler kaparız düşüncesindedirler.
    “ah o eski merkez sağ
    masonu ve fasonu bol merkez sağ sen nerelere gittin..
    ne güzel paravandın sen,
    şimdi islamcılarla, türk-islamcıların eline kaldık” feryadı bir nevi..

  46. MrNo - 15 Şub 2008 - 12:24 am

    Konularla hiç alakasız link vereyim,şimdi izliyorum da.

    http://www.zeitgeistmovie.com/

    http://video.google.com/videoplay?docid=-7229401566658942356

  47. fizikci - 15 Şub 2008 - 1:16 am

    Zeitgeistmovie’yi başından biraz seyrettim de, o mesaj kaygısının içine din yerine evrim teorisini koyunca ne kadar komik duruyor. Ne var? İnsanlar diyalektik bi şekilde savaşa dövüşe gelişiyor işte. Teoriye uygun. :)

  48. Fatih zeki - 15 Şub 2008 - 1:29 am

    Benimde şu haber hoşuma gitti;
    İhsan Kalkavan CHP il başkanlığına aday oldu

  49. MrNo - 15 Şub 2008 - 1:31 am

    Fizikçi bey,Zeitgeist part 2 ve part 3 e bakınız. Part 3 çok ilginç.

  50. fizikci - 15 Şub 2008 - 1:37 am

    Mr No,

    Ben asrı saadet pratiği deyince siz ashab kafasına göre takılıyordu zannettiniz galiba. Öyle değil. Kuran şunu yapın diyordu ama ayrıntısına girmiyordu. Peygamber Efendimiz (s) ayrıntısını öğretiyordu. Mesela Kur’an namaz kılın, zekat verin diyordu. Bunların nasıl yapılacağını Efendimiz anlatıyordu. Erkeği de kadını da onu dinliyordu. Erkekler kafasına göre karar vermiyordu yani.

    En doğru dini yaşayan insanların arasında doğuyoruz ve bunun için Elhamdillah diyoruz. Sonra bunun kendi seçimimiz olduğuna inanıyoruz.

    Biz buna taklidî iman diyoruz ve pek makbul olduğuna inanmıyoruz. Bir de iman-ı tahkiki var ki bütün müslümanların bunu elde etmek için uğraşması gerekiyor.

    Bununla birlikte Allah’a inanan bir insanın Hristiyanlığı ve Yahudiliği vakti geçmiş hak dinler olarak, Hz. Muhammed’i de gönderilmiş son peygamber olarak ilan eden bir dine inanması zor değil, çok çaba gerektirmiyor. Herşey açık gibi: Dünya çapında inkilaba neden olmuş, medeniyetler kurmuş kaç din var ki? En sonuncusu hangisi?

  51. bliyaal - 15 Şub 2008 - 1:38 am

    Mr. No,

    Niye bu kadar bu işlere kafa yoruyorsun? Hep söylüyorum, tüm sorunların çözümü adam gibi yapılacak bir darbede. Bak, bugün Mill’i okurken tam da benim düşündüklerimi ifade ettiğini gördüm. Üşenmeyip Türkçeye çevirdim dediklerini:

    Kendiliğinden gelişmenin önündeki ilk dönem engeller o kadar büyüktü ki, bunların üstesinden gelmek için aralarından seçim yapılabilecek araçların sayısı çok azdı. Buna ilaveten, ilerleme ruhu ile dolu bir hükümdar belirli bir amaca ulaşmaya yarayan her türlü aracı kullanmakta yetki sahibidir; aksi durumda bu amaca ulaşılamayabilir. Despotizm, amacın onların ıslah edilmesi olmak koşuluyla, barbarlar ile başa çıkmak için meşru bir yönetim biçimidir ve bu amacın fiilen gerçekleştirilmesi kullanılan araçları haklı kılar. İlke olarak özgürlük, insanlığın özgür ve eşit tartışmalar vasıtasıyla ilerleyebileceği duruma ulaşmasından önceki koşullarda hiçbir biçimde uygulanma imkânına sahip değildir. O zamana değin, bulabilecek kadar talihli olmaları durumunda, insanlık için bir Ekber’e ya da Şarlman’a kesin bir itaatten başka bir yol yoktur. (s. 14-15)

    Kitabın künyesini dahi veriyorum:

    John Stuart Mill, “On Liberty and Other Essays”, Yayına hazırlayan: John Gray, Berkshire: Oxford University Press, 1998.

    Bizim memlekette işte o barbarlık aşamasını yaşıyor. Aklın yolu bir. Taa o zamanlardan Mill bile bu zorunluluğu görmüş.

    “Yine de şahlanıyor aman,
    “Kolbaşının yandım da kır atı.”

  52. Fatih zeki - 15 Şub 2008 - 2:01 am

    Despotizm, amacın onların ıslah edilmesi olmak koşuluyla, barbarlar ile başa çıkmak için meşru bir yönetim biçimidir ve bu amacın fiilen gerçekleştirilmesi kullanılan araçları haklı kılar.

    bu fikir bana Amerikanın Irakı özgürleştime idealine ne kadarda çok benziyor..
    Bizim laiklerimizde bizi ıslah için bu yolu tercih ediyorlar,
    hemde Amerikan emperyalizmine küfrederek..
    ne kadar trajik değil mi?

  53. Fatih zeki - 15 Şub 2008 - 2:02 am

    bana amerikanın bahanelerini hatırlattı diyecektim..

  54. knz - 15 Şub 2008 - 11:54 am

    fethi bey, haka bakıyorum buraya.

    siz biliyor muusnuz ? şeritaın tehditi altında olanlar kim ?

    bugün türbanlı diye gördüğünüz o türbanlı kızlar.
    kimse bana dokunamaz. kimse nuray merte dokunmaz. kimse türkan sayalana dokunmaz. kimse mehmet altana dokunmaz. kimse metin beye dokunmaz. ailesi tehdit altında olmaz. kimse size dokunmaz.

    ama türbanlı kıza çıkar sorarlar. derle ki sen sayıları aklında mı tutamıyorsun ? senin dudakların tahrik etmiyor mu ? magnum reklamında kadınlar nesne olmuyor mu ?
    sen ayakkabı fetişlerine teşhir etmek için mi rugan ayakkabı giyiyorsun ?

    tehdit altında olanalr onlar.
    sor bakalım hangisi çarşafı eserat kabul etmiyor .

    sorun bakalım 1000 kadınlar açısından nasıl geçti.
    çarşaf size bir kez bulaştı mı atmak kolay oldu mu ?

    erkekler sizler yine türbanlılara destek vermiyorsunuz.
    yine onları yalnız bıraktınız. çünkü kimse size sayıları aklında tutabiliyor musun diye sormuyor değil mi ?
    sizlerin keyfiniz rahatça tişört giyibiliyormuşcasına iyi tabi.

    ama ben onların bu zor durumunda yine yanlarında olacağım. Derdim sevilmek değil benim. bu soruların önünde kale gibi dururum.
    insanların öğrenmesinin önüne engel koyamayacklar bu ülkede. birgün gelir çarşafında , türbanın da özgürce takıldığı bir ortam olur , o zaman da kimse şikayet etmez zaten.

    vallahi yazık.

    neyseki bugün diyentin kadın işlerinden elli yüzü biraz düzgün bir metin geldi. bogaziçi üniversitesinin metni de
    gayet iyi.

    Ahım açıklamasını daha kimse konuşmuyordu, sadece ben diyordum . Müthiş bir öngörü ile size, şikayet eden olmadıkça ahım karar almıyor dedim. italyada müslüman birliği şikayet etmeseydi, okul duvarlarından haç indirilmezdi. Orada müslüman birliğinin hissiyatı da din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi altında olmak zorunda.

    sizler meslek ilkeleri ile çıkan yaşam problemlerini din düşmanlığı gibi algılayarak büyük hata yaptınız. madem laikçileri sevmiyordunuz neden onlara buna sahip çıkma avantajını verdiniz ?

  55. FST - 15 Şub 2008 - 12:50 pm

    Knz hanım,

    fethi bey, haka bakıyorum buraya.

    Bakın, bakmakla ekran eskimez.

    Yalnız dönüp dönüp aynı şeyleri yazıyoruz o sebeple ben artık orijinal birşey söylemedikçe size cevap yazmayı düşünmüyorum, zamanım yok.

    Sadece şunu söyleyeyim, türbanlı baskı altında, çarşaflı esareti kbul etmiyor filan demişsiniz. Başkaları adına düşünmeye, karar vermeye, kendininz için doğru olanın tüm kadınlar için doğru olduğunu düşünmeye alışmışsınız. Bunu bırakın.

    Şu anda şeriat değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin alenen bir zor kullanarak özgürlük engellemesi söz konusudur. Bu ortadan kalksın, şeriat her ne ise onun da icabına bakarız. Siz boşverin başkası için dertlenmeyi, ahkam kesmeyi, onlar başının çaresine bakar. İnsanlara böyle çok bilmiş pederşahi, ben bilirimci tavırlarla yaklaşmayın, herkesin kendi aklı var. Sizinki fazlaysa bunu mümkünse aklı kıt çağdaş ve ilerici geçinenlere verin. Tabii siz de onlardan biriyseniz yapacak birşeyim yok.

    ama ben onların bu zor durumunda yine yanlarında olacağım

    Kimsenin yanında filan da olmayın aman, herkes başının çaresine baksın, siz merhamet abidesi misiniz? Bakın bir söz hatırlatayım: Teorideki hümanizm pratikte terörizme dönüşür. Aman kimseye insancıllık yapayım diye zorbalık etmeyin, iyiliğiniz yanınızda kalsın.

    Üzülecekseniz de (açık konuşalım) müslüman olduğunu alenen gösterdiği için okutulmayan, çalıştırılmayana üzülün. Şu anda bubnlar dışında baskı altında olan bir grup yoktur.

  56. FST - 15 Şub 2008 - 12:56 pm

    Bu arada Mustafa Erdoğan’ın mülakatını neden okumadınız, alın size ev ödevi.

    http://www.izlenimler.net/2008/02/14/yanilgi/

    Serbestliğin üniversitelerle sınırlı kalmayıp zamanla başka alanlara da yayılacağı iddiasına gelince, böyle bir ihtimal var mı bilmiyorum,

    ama eğer varsa bile bu mevcut yasağı sürdürmenin bir gerekçesi olamaz.

    Kaldı ki, bana göre, bu öyle büyütülecek bir mesele de değildir. Reşit olmayan çocukların bu konudaki durumunu esas olarak ebeveynlerinin din yorumları belirleyeceğinden, ilk ve orta dereceli okullarda başı örtülü olan da açık olan da olacaktır. Başın açık olması okulların “kamu düzeni”ni bozmadığına göre, başın örtülü olması da bozmaz. Meselâ Amerika’da bozmuyor. Burada benim çocuklarımın okuduğu ilköğretim okulunda başı örtülü öğrenciler de var ve kimsenin bunu dert ettiği de yok.

    “….Kamu görevlileri ise zaten reşit ve mümeyyiz kimseler olduklarına ve yine başın açık veya örtülü olmasının kamu düzenine hiçbir zararı olmayacağına göre, herkes bu konudaki kararını kendisi vermeye ehil ve yetkilidir. Bu, devletin tarafsızlığına da halel getirmez; çünkü tarafsızlığa asıl uygun olan tek-tip kıyafet değil, kıyafet çeşitliliğidir.

    Herkese –dinî inançlarını bile gözetmeksizin- tek tip kıyafet zorunluluğu getirmek hem zorbalıktır, hem de devletin belli bir dünya görüşünün tarafı olması demektir. Oysa, bir insanı dinî veya vicdanî kanaatine aykırı davranmaya zorlamaktan daha büyük bir zulüm az bulunur. Ben bu kanaatteyim ama yine de üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasının belirtilen diğer alanlara da sirayet etmesini Türkiye şartlarında ihtimal dahilinde görmüyorum.”

    Belki beni anlamıyorsunuz ama koca Anayasa profesörünü ciddiye alırsınız.

  57. Mister No - 15 Şub 2008 - 1:57 pm

    Bliyaal Bey,
    Mill’in İngiltere’si kendi vatandaşlarını ıslah etmeye çalışmadı. Mill’in sözleri koloniler için geçerli.

    Fizikçi Bey,

    Erkekler kafasına göre karar vermiyordu yani.

    Evet, peygamber zamanında kadınlar mescitlere gidip vakit namazlarına katılıyorlarmış. Bayram ve cuma namazlarına da katıldıkları yönünde rivayetler de var. Zamanla kadınlar mescid-camilerden uzaklaştıtılmış olmalı.

  58. Mister No - 15 Şub 2008 - 3:53 pm

    Zeitgeist Movie

    Part1
    Part 2
    Part 3

    Ben altyazılı tercih ediyorum.

  59. Mister No - 15 Şub 2008 - 4:16 pm

    Fizikçi Bey,

    Biz buna taklidî iman diyoruz ve pek makbul olduğuna inanmıyoruz.

    Ben de makbul bulmuyorum. Din seçmek de kolay iş değil. Mesela Hıristiyan olsanız aileniz sizi dışlar, devlet fişler bir sürü problem. Müslümanlıktan çıkanı öldürmek de caizmiş. Biz veri dini alarak, ve ona inanmış olarak kendimizi rahat ve güven içinde hissediyoruz.

    Dünya çapında inkilaba neden olmuş, medeniyetler kurmuş kaç din var ki? En sonuncusu hangisi?

    Din değil ama ben bu soruya Protestanlık cevabı vermek istiyorum. Protestanlık sayesinde Dünyanın önü açılmış, kapitalizm gelişmiş, liberalizm de ortaya çıkmıştır.

    ProtestanlıK ın gelişmeyi hızlandırdığını söylesem de ,ben Cizvitlere yakınlık duyuyorum.

  60. bliyaal - 15 Şub 2008 - 5:11 pm

    mr no,

    Maalesef Mill’in senin dediğin tarzda bir iddası yok. Dedikleri koloniler için geçerli değil, tüm insanlık için geçerli.

  61. knz - 15 Şub 2008 - 5:35 pm

    Sadece şunu söyleyeyim, türbanlı baskı altında, çarşaflı esareti kbul etmiyor filan demişsiniz. Başkaları adına düşünmeye, karar vermeye, kendininz için doğru olanın tüm kadınlar için doğru olduğunu düşünmeye alışmışsınız. Bunu bırakın

    .

    tABİ TABİ SİZE SAYILARI AKLINDA TUTABİLİR MİİSN DİYE SORAN YOK TABİ.

    iyi keyifler.

    Şu anda şeriat değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin alenen bir zor kullanarak özgürlük engellemesi söz konusudur. Bu ortadan kalksın, şeriat her ne ise onun da icabına bakarız.

    niye şeriat bekliyorsunuz. topuklu ayakkabı giyen kadına ayakkabı fetişerine mi gösteri yapıyor diye size soran yok tabi.

    Siz boşverin başkası için dertlenmeyi, ahkam kesmeyi, onlar başının çaresine bakar

    .

    soru varsa cevabı da olmalıdır. soru vardır ama siz de cevabı yoktur. varsa bir ilahiyat doktoranız, cevabını verin.

    İnsanlara böyle çok bilmiş pederşahi, ben bilirimci tavırlarla yaklaşmayın, herkesin kendi aklı var. Sizinki fazlaysa bunu mümkünse aklı kıt çağdaş ve ilerici geçinenlere verin. Tabii siz de onlardan biriyseniz yapacak birşeyim yok.

    ben mumla insan arayan biriyim. insanın etiketlisini de hiç aramadım. sorulara tutarlı cevabınız varsa bu kadar lafa ne gerek var ? Sizi bilirim.

    kadınlara şiddet ile ilgili kaç yıl mumla insan aradım.
    ben ucuz teselliye kanmam. bulana kadar yıllar geçti. ben o acıyı hidayet hanımın yüzünde bile gördüm. biz anlarız.
    kaçamak cevap vermenin izi yüzde öyle belli oluyor ki.

    neden dinde anlam arama çabalarının üstünü örtmeye çalışıyorsunuz ?

    ama ben onların bu zor durumunda yine yanlarında olacağım

    Kimsenin yanında filan da olmayın aman, herkes başının çaresine baksın, siz merhamet abidesi misiniz? Bakın bir söz hatırlatayım: Teorideki hümanizm pratikte terörizme dönüşür. Aman kimseye insancıllık yapayım diye zorbalık etmeyin, iyiliğiniz yanınızda kalsın.

    size dayatılan yaşama razı olun diyorsanız, her zaman bir knz çıkacaktır. Ben sorumu sorarım. ya inkarcı olursunuz veya bir cevabınız vardır.

    Üzülecekseniz de (açık konuşalım) müslüman olduğunu alenen gösterdiği için okutulmayan, çalıştırılmayana üzülün. Şu anda bubnlar dışında baskı altında olan bir grup yoktur.

    fethi bey, müslüman birliğinin şikayeti olmasaydı italyadan haç indirilmezdi. Ben daha o zaman yazmıştım kazan her zaman doğurmaz diye. Seneler önce ben yazdım bunu.

    karemet baştadır taçta değil.
    ben hala buraya bakıyorum.

    sayıları aklında tutamayan kadınlar için sözünüz nedir ?
    80 senedir o kermati başta olan müslüman insanların din hizmetlerine ödediği para, kaç bakanlık bütçesini aşıyor.

    ben hala bu soruyu soruyu soruyorsam, bırakın ben de kendi hakkımı arayım burada.

    hızlı yazdım. hayretler içinde kalmak istemiyorum daha fazla. insanlık dışı davranmayın, ben hak arayan insanım.

  62. FST - 15 Şub 2008 - 6:08 pm

    sayıları aklında tutamayan kadınlar için sözünüz nedir ?

    Bunu anlamadım.

    80 senedir o kermati başta olan müslüman insanların din hizmetlerine ödediği para, kaç bakanlık bütçesini aşıyor.

    Ben de kaldırılsın diyorum ama malum bu kurum sahte laik rejimin direği, bir sol parti Diyanet işleri kaldırılsın dediği için de kapatılmıştı hatırlarsanız. Tamamen ortadan kalkmalıdır.

    ben hala bu soruyu soruyu soruyorsam, bırakın ben de kendi hakkımı arayım burada.

    Soruyu soruyorsunuz da cevap mercii ben değilim ki. Bana göre insanlar istediğini giyer, bunun ötesi teferruattır. Hakkı yenen insanlar için bir sürü başvuru yöntemi var, yasak kalksın, ondan sonra problem çıkarsa kolluk güçleri, hakimler, savcılar görevini yapsın.

    hayretler içinde kalmak istemiyorum daha fazla. insanlık dışı davranmayın, ben hak arayan insanım.

    Hak arıyorsunuz ama birilerinin özgürlüğünün kısılmasını isteyerek hak arıyorsunuz. Yasak sürsün diyorsunuz. Asıl ben hayretler içindeyim.

  63. knz - 15 Şub 2008 - 7:45 pm

    Ben de kaldırılsın diyorum ama malum bu kurum sahte laik rejimin direği, bir sol parti Diyanet işleri kaldırılsın dediği için de kapatılmıştı hatırlarsanız. Tamamen ortadan kalkmalıdır

    milatarist bir tavır bu. ben kaldırılsın demiyorum. hizmet etsin diyorum. iş bekliyoruz, bak soru var burada.
    devlette iş yapamak kapılanmak değildir.

    anlamadığınız şey şu.
    olabilecek her din mensubunun, buna meczuplar da dahildir diğerine göre aynı hakları din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi altındadır.

    Eskiden 3 büyük dinin kurumsallaşmış vicdani baskısı vardır. artık bu olamaz.

    Fakaaaat öte yandan toplumun dini taleplerinin karşılanması da vardır. Devlet bu hizmeti yapmak zorundadır. işte burada talep yoğunluğu öncelik taşır.

    diyanetin suni mezhebine daha fazla hizmet etmesi
    olağandır. Ancak diyanet seküler olmalıdır. Diyanet bütün dinlere eşit uzaklıkta, gelen dini talepleri karşılmaya yönelik bir hizmet kurumu olmalıdır. Diyanet suni
    mezhebinin popaganda örgütü olamaz. Ama bugün türkiye cumhuriyeti vatandaşları haç organizasyonu için hizmet talep ettiğinde, o kurayı diyanet çeker. Hacıların gittikleri yerde itilip kakılmaması için vatandaşın sorunlarını çözer.

    ALMANYA GİBİ CAMİLERDE CİNAYET Mİ İŞLENSEYDİ.
    Halkın din duyguları devletin tarafsızlığı ile nasıl güvence altına alınacak ?

    Fethi bey, siz daha sayıları aklında tutamayan kadınlardan bahsedilince ne dendiğini anlamıyorsunuz. nasıl ilahiyat doktorası kadar bilginiz oluyor ? Hayır, siz kadınların çektiği acıları anlamıyorsunuz. Üst kimlik gibi davranıyorsunuz?

    Hak arıyorsunuz ama birilerinin özgürlüğünün kısılmasını isteyerek hak arıyorsunuz. Yasak sürsün diyorsunuz. Asıl ben hayretler içindeyim.

    boğaziçi ünv bildirgesini okudum. şu anda en iyi durumu ifade eden ifadeyi orada buluyorum. siyasiler yaptıkları işlerde güvenilir olmaya çaba harcayacakken, sizler köstek olmayın .

  64. FST - 15 Şub 2008 - 9:46 pm

    Fakaaaat öte yandan toplumun dini taleplerinin karşılanması da vardır. Devlet bu hizmeti yapmak zorundadır.

    Benim de sizinle anlaşamadığım yer bu. Devletin böyle bir vazifesi yoktur. Devlet dinle ilgili işlere karışmaz.

    Sayıları akılda tutmayı ben anlıyorum da siz açın istedim, buradaki herkes şifre çözme uzmanı olamayabilir.

    Boğaziçi bildirgesini okumadım ama başörtüsü veya başka bir özgürlük konusunda kısıtlama kabul edilemez, isterse Harvard bildirge yayınlasın.

  65. fizikci - 16 Şub 2008 - 3:14 am

    Mr No,

    Din seçmek de kolay iş değil. Mesela Hıristiyan olsanız aileniz sizi dışlar, devlet fişler bir sürü problem.

    Bir sürü hristiyanın müslüman olduğunu hep duyarız da hristiyanlığı seçmiş müslümanlar yok denecek kadar azdır. Adam niye hristiyan olsun ki? Peygamber olduğuna inandığı Hz. İsa’ya (as) ilahlık payesi vermek için mi?

    Biz veri dini alarak, ve ona inanmış olarak kendimizi rahat ve güven içinde hissediyoruz.

    Taklidi iman sahipleri için doğrudur bu. Ama hakiki iman pek rahat bırakmaz adamı. Şu “kendini rahat ve güvende hissetmek” üzerine tasavvuf erbabı neler söyledi bir bilseniz. Küfre denk sayanlar bile oldu. Korku ile ümit arasında yaşamaktır aslolan. Tabi moleküllerin çarpışmasıyla tesadüfen varlık sahnesine çıktığını zanneden insanlara pek anlamlı gelmez bu. Varsın gelmesin..

    Din değil ama ben bu soruya Protestanlık cevabı vermek istiyorum. Protestanlık sayesinde Dünyanın önü açılmış, kapitalizm gelişmiş, liberalizm de ortaya çıkmıştır.

    Dinde reform ve rönensans hareketlerine İslam’ın etkisini bi araştırın bence. Protestanlık, bozulmuş (hatta çığırından çıkmış) hristiyanlık üzerinde İslam’ın etkisiyle gerçekleşen bir kaba temizlikti. Bunun bir adım sonrası İslam’a yöneliş olacak, ömrümüz vefa ederse biz de göreceğiz. Bunun için fütürist olmaya gerek yok, biraz anlamaya çalışmak gerekiyor sadece.

    Knz Hanım,

    İki yanlış bir doğru etmez, siz de biliyorsunuz eminim. Ama galiba aynı yanlışı elli defa yorum şeklinde yazınca bir doğru edip etmeyeceğini test ediyorsunuz. Etmez, benden söylemesi. :)

  66. knz - 16 Şub 2008 - 2:27 pm

    ancak tarafsız ve seküler bir devlet din hizmeti verebilir.
    dinin teminatı da budur. benim babanın ölüsü üzerinden kimsenin
    rant sağlamasına izin vermem. kim ölüm hizmeti isterse devlet bunu organize eder.

    Biz sizle sulatan ahmet camisin mülkiyeti üzerinden mi kapışacağız.
    bazılarının ağzının suyu alabilir.

    siz burada yanlış tespit eden biri değilsiniz.
    doğrunun kaynağı siz değilsiniz.

    BEN DEFALARCA YAZIYORUM,

  67. knz - 16 Şub 2008 - 4:57 pm

    Bir sürü hristiyanın müslüman olduğunu hep duyarız da hristiyanlığı seçmiş müslümanlar yok denecek kadar azdır. Adam niye hristiyan olsun ki? Peygamber olduğuna inandığı Hz. İsa’ya (as) ilahlık payesi vermek için mi?

    fizikçi saf ve temiz birisin. saflık mazaret olmuyor ne yazıkki.

    bir hristiyan muhammedin peygamberliğini tanımak zorunda değildir. zaten mevcur kiliseler hiç biirnin böyle kabulü yoktur.

    o adam, muhammed’in anti-christ olduğunu kabul ettiği için bile din değiştirir. Din ve vicdan özgürlüğüdür.
    o zaman yapacağınız şey. tuzlu suyla, tatlı suyun karışmanası gibidir. Yani başka deyişle, Senin dinin sana benim dinim banadır. Aksi yeryüzünde bozgunculuktur.

    Fethi bey inat etti diye, aıhm kararlarının gerekçelerini görmezden gelmeyin. akp senelrini boşa harcadı.

    ben otuzbin kez yazdım( abartıyorum tabi:)
    hukuk başına bant bağlamış dindarla, türbanı ayırt edecek
    hakka sahip değil.

    eğer bunu kıyafet olarak yapılandırsalardı zaten şikayet alanına girmeyeceklerdi. Tıpış tıpış o alana kendileri girdiler.

    Bir din şikayet gerekçesi oluşturmaycak bir şekilde varomayı kabul etmek zorunda,

    ister türban giysin, ister çarşaf her kadın güzeldir. candır.
    ben iş yaparken türbanı falan görmem. Fakat toplumda elit olamaya namzet kişiler mesleki çatıları deformasyona sebebp olacak inatlşmalara girmeden kendilerini sakınmak sorumluğu var.

    müslümanların bilmem ama ? müslüman bahşiş almayan memurun da bu sorunu olduğunu eminim. bahşiş almayan memur bahşiş alanların yanında eziliyor, dışlanıyor.

    üstelik fuzuliden beri böyle.

    mr no ya, protestanlar din falan değiller. toplum mühendisliği dini. ben islamiyetin reform edilmesi kelimesini duyunca dinsiz olmayı tercih ederim. islamiyet zaten iyi dinse orada kalırız.

    ha bi de, kadınlara sayıları unutur musun diye soru sorulmasını insanlar anlamazmış. Kadın sorunlarına ne kadar uzak toplum olduğumuzun göstergesi. Dedim ya, fethi bey tipik üst kimlik gibi davranıyorsunuz yine.

  68. FST - 16 Şub 2008 - 5:19 pm

    ancak tarafsız ve seküler bir devlet din hizmeti verebilir.

    Neden? Devletin bu işle ne ilgisi var? Fransa’da, ABD’de işler nasıl yürüyor?

    dinin teminatı da budur.

    Devlet neden dinin teminatı oluyormuş.

    benim babanın ölüsü üzerinden kimsenin
    rant sağlamasına izin vermem

    Kim rant sağlıyor? İmam namazını kıldırıyor o kadar, ilave para mı veriyorsunuz? Özel cenaze şirketleri var, onlara kaldırtın. Devletin işi ne rahmetli babanızın cenazesiyle?

    kim ölüm hizmeti isterse devlet bunu organize eder.

    Niye etsin? İşte mezarlık, işte levazımatçı, devletin işi bitti de cenaze levazımatçılığın mı başlayacak? Parası olmayana para versin derseniz o ayrı. Yoksa devlet cenazeyle ne yapacak.

    Biz sizle sulatan ahmet camisin mülkiyeti üzerinden mi kapışacağız.

    Anlayamadım. Açıklarsanız ne demek istediğinizi belki birşeyler söylerim.

    siz burada yanlış tespit eden biri değilsiniz.
    doğrunun kaynağı siz değilsiniz.

    Ben kaynaklık iddiasında değilim. Sadece devlet din işlerine karışmasın diyorum. Siz de devlet vatandaşın diniyle uğraşsın, düzenlesin, cenazesine varana kadar kaldırsın diyorsunuz. Bunu demenizde hiçbir mahzur yok. Zaten bizim konumuz da bu değil.

    Üstelik “kamu düzeni şöyledir, şunlar giyilmez, meslek etiği” gibi kerameti kendinden menkul sözleri sanki kesin doğrularmış gibi tekrarlayıp duran sizsiniz. O halde doğrunun kaynağı sizin temelsiz sözleriniz oluyor galiba.

    Konu islami simge olduğu iddia edilen bir kıyafetin yasaklanıp yasaklanmaması. Ben devlet bu işlere karışamaz diyorum. Öte yandan devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan, vergi veren, yükümlülük yerine getiren bir hanım dini sebeple (doğru veya yanlış) kıyafetinden dolayı çalışma ve okuma hakkından mahrum bırakılıyorsa orada kamu düzeni bizzat devlet otoritesince bozuluyor demektir. Mustafa Erdoğan’ın mülakatını ikinci defa hatırlatıyorum.

    BEN DEFALARCA YAZIYORUM

    O malum. Ama nedense benim söylediklerim üzerinde bir parça düşünmüyorsunuz. Önce şu mülakatı bir okuyun, isterseniz onun üzerinden ve hayatın gerçekleri ile ilgili konuşalım. Hep şöyle olursa böyle olur diye ihtimallerden söz ediyorsunuz.

  69. MrNo - 16 Şub 2008 - 7:08 pm

    Fizikçi Bey,
    Bir sürü Hıristiyanın Müslüman olması bizim kamuoyunda sevinçle karşılanan bir durum. Bir propaganda. Propagandalara katılmak istemiyorum. Ferdi örnekler var, ancak bunların ne kadar çok olduğunu bilmiyorum. Müslüman nüfus artıyor, bu artışın ekseriyeti Müslümanların doğumla çoğalma hızının yüksekliği. Batıdaki artışın nedeni ise göç. Bize Fransa konusunda propaganda yapılırdı. Fransada Müslümanlar çoğalıyor diye. Bize açıkça söylenmeyen şey ise şuydu Fransa da Müslümanlar Kuzey Afrikadan göç sayesinde artıyor. Hıristiyanlığa geçişler ise pek onaylanmadığı için, varsa da çok açıkça yapılmıyor.
    İsa’nın ilah olması konusunda ise Müslüman gözüyle bakıyorsunuz. Bir Hıristiyan da neden Muhammed’e peygamberlik payesi verelim ki diyebilir. Bunlar tartışılmaz şeyler. İsa’nın ilahlaşması bize garip geliyor da, Hz Muhammed’in Medine-Mescid_i Aksa- Miraç şeklindeki yolculuğuna mantıklı geliyor. Hz İsa ilah olamaz mantıksızdır deyip kesip atıyoruz. Vaftizi saçma buluyoruz, ama şeytan taşlamak doğal geliyor. Bence mantık aramamak lazım.

    Tabi moleküllerin çarpışmasıyla tesadüfen varlık sahnesine çıktığını zanneden insanlara pek anlamlı gelmez bu.

    Bunun bir adım sonrası İslam’a yöneliş olacak, ömrümüz vefa ederse biz de göreceğiz

    İyi bir nokta.

    Protestanlığın ortaya çıkışında Yahudilik in etkisini öne sürenler de var. (Musevilik mi demeliydim, karıştırıyorum). Katoliklerin Yahudilere karşı tutumu daha sertti. Faiz , tefecilik, para kazanma hırsı gibi şeylerden hazzetmezler. Protestanlık öyle değil. Katolikliğin deforme edilmesi Yahudilerin işine gelir. Yahudilerin İslam’a da bir müdahale girişimi var, Mutezile akımı gibi, ama başarılı olmamış. Bunlar subjektif düşüncelerim. anti semitik ilan edilmek istemiyorum, burada keseyim. Anti-semitik diyen varsa da beri gelsin, Kur’an yahudiler hakkında ne diyor ona baksın.

    Bunun bir adım sonrası İslam’a yöneliş olacak, ömrümüz vefa ederse biz de göreceğiz

    İnşallah. Biz de durumdan vazife çıkarıp Batıya batıya yönelik tesettür, helal gıda, faiz(siz) bankacılık işine girmeye bakalım.

  70. MrNo - 16 Şub 2008 - 7:09 pm

    İyi bir nokta dediğim şuydu:

    Tabi moleküllerin çarpışmasıyla tesadüfen varlık sahnesine çıktığını zanneden insanlara pek anlamlı gelmez bu.

  71. FST - 16 Şub 2008 - 7:11 pm

    Mr No ve Fizikçi,

    Bence çok manasız bir konu tartışıyorsunuz. Dinler arası serbest piyasada bu iş çözülür, bu işi misyonerlere bırakın.

  72. MrNo - 16 Şub 2008 - 7:27 pm

    Fethi Bey,

    Dinler arası serbest piyasada bu iş çözülür, bu işi misyonerlere bırakın.

    Hıristiyanlığın önündeki engeller kalkarsa , misyonerler ayda kişi başı 100 dolarla ve öğrenci burslarıyla iyi cemaat toplarlar.

    Bu arada gerçek Mister No’dan bir alıntı yapayım.

    Ne mutlu bana ki, çektiğim bunca sıkıntıya rağmen hala “hayatta paradan daha önemli şeyler de vardır” diyebiliyorum!

    Mister No, Kara Büyü adlı macera.

  73. knz - 17 Şub 2008 - 3:20 pm

    ancak tarafsız ve seküler bir devlet din hizmeti verebilir.

    Neden? Devletin bu işle ne ilgisi var? Fransa’da, ABD’de işler nasıl yürüyor?

    çünkü biz sap bir nijarya ülkesi değiliz. Ailemin oturduğu eski osmanlı semtinde cumhuriyete geçince aldığımız din hizmetlerinde hiç bir değişme olmadı. Doğum tarihi osmanlı yıllarına denk düşen bir baş imamın yanında büyüdüm. çacukken odasına girer çıkar, burnunu falan sıkardık. Bizim sadece değişen yaşamın yeni şartlarında bilgilenmeye ihtiyacımız vardı. Ama el ezher bilgiçlerinden başka yaratıcı fikir gelmedi. geçenlerde kutsal emanetlerin ziyaretinde emanetlere karşı geri geri yürüyen insanlar türemişti. Bu görgüsüzlük dinin siyasete alet edilmesinden ortaya çıktı. Böyle bişey asla olmamıştır. Görgüsüzlük ve cahalete bir de ticari cinleri ekleyerek firvun işçilerin dndarlığına mı geri döneceğiz ?

    bana zaman zaman, hanım hanım müslüman mahalesinde salyongoz satırmayız diyen kişler burayı okuyor biliyorum. Bakalım sizin önerdiğiniz salyongozlara bir sözleri olacak mı ? Ben burada susukunlukları sayıyorum.

    dinin teminatı da budur.

    Devlet neden dinin teminatı oluyormuş.

    kula kul, cemate mi kul olacağız. Din hizmet organizsyondur. Ben vatandaş olarak nerde bu devlet diye bağırma hakkına sahibim. ne fetallah hizmetine, ne çağdaş imma hizmetinden birine başvurmadan dik kafalı durma hakkımdır benimdir.

    benim babanın ölüsü üzerinden kimsenin
    rant sağlamasına izin vermem

    Kim rant sağlıyor?

    şu anda evet. çünkü bu bir vatandaşlık hizmeti. Ben bu ülkede doğdum diye sırtımdan imaj elde etmeden bu hizmetin bana verilemesini isteme hakkım var.

    İmam namazını kıldırıyor o kadar, ilave para mı veriyorsunuz? Özel cenaze şirketleri var, onlara kaldırtın. Devletin işi ne rahmetli babanızın cenazesiyle ?

    fethi bey zaten biz bunu kouşuyorduk. diyanet gerekli derken ben diyanete her yerden vurmuyorum.
    sadece bu hizmeti tarafsız olarak diğer dinlere de vermek zorunda diyorum.

    kim ölüm hizmeti isterse devlet bunu organize eder.

    Niye etsin? İşte mezarlık, işte levazımatçı, devletin işi bitti de cenaze levazımatçılığın mı başlayacak? Parası olmayana para versin derseniz o ayrı. Yoksa devlet cenazeyle ne yapacak.

    Asla fetualalhın şirketine başvurmam. karşısına çıkacak çağdaş din hizmetleri a.ş ye de başvurmam.
    Devlet beni allah ile aramda aracı koymamakla teminat altına almak zorunda. Babamın canzesi çok güzel oldu. her aşamada ben vardım. hepimiz insandık orada. din satıcılarının canımı sıkmasına o anda hiç tahammül edemezdim. ( nerdeyse ağlayacam şuanda )

    Bizleri ordan oraya sürükleyecek işlerin yolunu açmayın. biz , vatandaşlar kümese girecek civcivler değiliz. denizyolu feneri gibi girişimlerin müslümanlığın özüne aykırı nasıl işler yaptığını sonra anlatayım. Müslümanın en fakiri bile kendi üzerinden ranta izin vermedi şimdiye kadar. Bizler misyonerliğin özünden karşıydık. Hristiyanlar yapıyor diye değil.

    Biz sizle sulatan ahmet camisin mülkiyeti üzerinden mi kapışacağız.

    Anlayamadım. Açıklarsanız ne demek istediğinizi belki birşeyler söylerim.

    camiler kamu malı. biz onları gönlümüzle geleneğe teslim ettik. Bizler iyi vatandaştık. Başörtüsünü çıkarıp, kadın erkek eşittir diye en safa geçip arkamıza da bilmem ne cemaati almamızı mı istersiniz.
    caminin kuralarını kim beliryecek ?
    Asla böyle şey olmayacak. Tabi insanları daha fazla germeyin ve deformasyona sebep olunmasın.

    Üstelik “kamu düzeni şöyledir, şunlar giyilmez, meslek etiği” gibi kerameti kendinden menkul sözleri sanki kesin doğrularmış gibi tekrarlayıp duran sizsiniz. O halde doğrunun kaynağı sizin temelsiz sözleriniz oluyor galiba.

    meslek etiği keramati kendinden menkul değildir. Verdiklerime karşı örnek getirmediğiniz gibi, insanların alnına bant yapıştırmasına karşı çıkan sizdiniz. Tutarlı olmak üzerinden her türlü tartışmaya hazırım ben. Doğru ne siz de, ne ben de. Fakat bizler tutarlık uğruna bir yaşam harcarız değil mi ?

    Konu islami simge olduğu iddia edilen bir kıyafetin yasaklanıp yasaklanmaması. Ben devlet bu işlere karışamaz diyorum. Öte yandan devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan, vergi veren, yükümlülük yerine getiren bir hanım dini sebeple (doğru veya yanlış) kıyafetinden dolayı çalışma ve okuma hakkından mahrum bırakılıyorsa orada kamu düzeni bizzat devlet otoritesince bozuluyor demektir. Mustafa Erdoğan’ın mülakatını ikinci defa hatırlatıyorum

    .

    yoo , kıyafetin islami simge olmaması gerektiğini belki 3-4 sene önce yazdım. Sırp kadını ile başnak köyde aynı giyinirler diyen bendim. Bu kıyafetin ayırt edici olması siyasilerin hoşuna gitti. onlar kazan hep doğursun isterler. Fakat o iddia sahipleri sonra da bunu taşımak zorunda kalınca, tutarsızlığa düştüler. beni küçümsemeyin. Neden oluyor, nasıl olmuş diye sorulara çaba harcayan kişi oldum. Aıhm KARARLARINDAKİ ORTAK NOKTAYI YAKALADIM. Ve din ayrımı yapmadıklarını da gördüm. Keşke siyasetin tepesindeki danışmalar böyle yapsaydı.

    BEN DEFALARCA YAZIYORUM

    O malum. Ama nedense benim söylediklerim üzerinde bir parça düşünmüyorsunuz. Önce şu mülakatı bir okuyun, isterseniz onun üzerinden ve hayatın gerçekleri ile ilgili konuşalım. Hep şöyle olursa böyle olur diye ihtimallerden söz ediyorsunuz

    Düşünüyorum. yılmıyorum. mülakatı okuyup yazacağım. Ama Lütfen siz de düşünün.

  74. knz - 18 Şub 2008 - 4:15 pm

    fethi bey, şu mülakatı okuyun dediğiniz mülakatı bulamadım.

    onun dışında yazım yukarda.

  75. FST - 18 Şub 2008 - 5:37 pm

    http://www.izlenimler.net/2008/02/14/yanilgi/

    Başörtüsü Yasağı Devletin Tarafsızlığına Aykırıdır

    “…Ben toplumun genelinde böyle bir uzlaşmazlık görmüyorum, aksine yasağın kaldırılması yönünde toplumda yaygın bir beklenti var. Ama tabii, yasağın devamından yana olanlar bu konuda uzlaşma olmadığını söylemeye devam edeceklerdir.”

    Soru: Meclis’te cumartesi günü yapılacak çalışmadan, ardından da YÖK ek 17. maddesindeki yapılacak değişiklikten sonra üniversitelerde başörtüsü yasağı kalkıyor. Bundan sonra ne olur?

    - Cevap: Ben bu düzenlemelerden sonra başörtüsü yasağının tamamen kalkacağından emin değilim. Bu yasak hukukî değil ki, sadece hukuk yoluyla kaldırılabilsin. Ama yine de bu tahminimde yanılmayı çok isterim.

    Soru: CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne götüreceği kesin, mahkeme iptal ederse nasıl bir süreç öngörüyorsunuz?

    - Cevap: Anayasada yapılan değişiklikleri Anayasa Mahkemesi sadece şekil yönünden inceleyebilir. Bu inceleme de teklif ve oylama çoğunluğu ile ivedilikle görüşme yasağına uyulup uyulmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Bu cevapları kaleme aldığım saat itibariyle süreç henüz sonuçlanmadığından, anayasa değişikliğinde şekil hatası yapılıp yapılmadığı belli değildir. Ama şekil noksanı olmazsa, Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişikliklerini iptal etmesi mümkün değildir. Buna karşılık, Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 17. maddesinde nasıl bir değişiklik yapılacağı konusunda kesin bir bilgim yok, ama eğer bir şeyi iptal edecekse Anayasa Mahkemesi bunu iptal edebilir. Bunu maalesef güçlü bir ihtimal olarak görüyorum; özellikle de kanunda baş örtme tanımı yapılırsa buna kesin gözüyle bakılabilir. Eğer böyle olursa, “başörtüsü yasağı” meselesi daha da içinden çıkılmaz hale gelir ve ondan sonra da yakın vadede bir daha çözülemez. Tabiî bu durumda da sorumluluk sadece Anayasa Mahkemesi’nde olmaz.

    Soru: Başörtü yasağının kaldırılmasına karşı çıkanların temel eleştirilerden biri “uzlaşmanın” sağlanmaması. Ayrıca serbestliğin üniversitelerle sınırlı kalmayacağı, zamanla aynı serbestliğin liseler, kamuda da serbest kalacağı söyleniyor. Bunların olmayacağına dair güvence verilmesinden bahsediliyor. Bunlara ne diyorsunuz?

    - Cevap: Ben toplumun genelinde böyle bir uzlaşmazlık görmüyorum, aksine yasağın kaldırılması yönünde toplumda yaygın bir beklenti var. Ama tabii, yasağın devamından yana olanlar bu konuda uzlaşma olmadığını söylemeye devam edeceklerdir. Yani gerilim sona ermeyecek, belki de daha da artacaktır.

    Serbestliğin üniversitelerle sınırlı kalmayıp zamanla başka alanlara da yayılacağı iddiasına gelince, böyle bir ihtimal var mı bilmiyorum, ama eğer varsa bile bu mevcut yasağı sürdürmenin bir gerekçesi olamaz. Kaldı ki, bana göre, bu öyle büyütülecek bir mesele de değildir. Reşit olmayan çocukların bu konudaki durumunu esas olarak ebeveynlerinin din yorumları belirleyeceğinden, ilk ve orta dereceli okullarda başı örtülü olan da açık olan da olacaktır. Başın açık olması okulların “kamu düzeni”ni bozmadığına göre, başın örtülü olması da bozmaz. Meselâ Amerika’da bozmuyor. Burada benim çocuklarımın okuduğu ilköğretim okulunda başı örtülü öğrenciler de var ve kimsenin bunu dert ettiği de yok.

    Kamu görevlileri ise zaten reşit ve mümeyyiz kimseler olduklarına ve yine başın açık veya örtülü olmasının kamu düzenine hiçbir zararı olmayacağına göre, herkes bu konudaki kararını kendisi vermeye ehil ve yetkilidir. Bu, devletin tarafsızlığına da halel getirmez; çünkü tarafsızlığa asıl uygun olan tek-tip kıyafet değil, kıyafet çeşitliliğidir. Herkese –dinî inançlarını bile gözetmeksizin- tek tip kıyafet zorunluluğu getirmek hem zorbalıktır, hem de devletin belli bir dünya görüşünün tarafı olması demektir. Oysa, bir insanı dinî veya vicdanî kanaatine aykırı davranmaya zorlamaktan daha büyük bir zulüm az bulunur. Ben bu kanaatteyim ama yine de üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasının belirtilen diğer alanlara da sirayet etmesini Türkiye şartlarında ihtimal dahilinde görmüyorum.

    Soru: Serbestlikten sonra üniversitelerin durumu ne olur? İddia edildiği taşralarda başı açık öğrencilere yönelik bir baskı olabilir mi?

    - Cevap: Gerçekçi olmak gerekirse, bazı yerlerde bu yönde bir toplumsal baskının olması ihtimali vardır. Ama böyle bir ihtimali bahane ederek bir özgürlüğü tanımazlık edemezsiniz. Çünkü, bu türden toplumsal baskılar sadece baş örtme meselesinde değil, her zaman her konuda vardır. Bugün kimi ortamlarda da dindarları rahatsız eden “çevre” veya “mahalle” baskılarına tanık oluyoruz. Ama bu türden baskıları “zora başvurma”yla karıştırmamak gerekir. Fiilî zora dönüşmeyen psikolojik baskıları bahane ederek insanların doğal haklarını ellerinden almak eğer geçerli bir yol olsaydı, o zaman dünyada hiçbir medenî toplum olmazdı. Medenî toplumlarda hukuka aykırı baskıyı ve zorlamayı engellemenin veya duruma göre onlara müeyyide uygulamanın hukukî yolları vardır.

    Soru: YÖK’ün bundan sonraki durumu ne olur? YÖK; hükümet ve üniversite rektörleri arasındaki ilişkileri de dikkate alarak cevaplarsanız seviniriz. Ayrıca bu üç mekanizma arasındaki ilişkiler üniversiteleri nasıl etkiler?

    - Cevap: YÖK’ün özgürleştirici düzenlemelere karşı çıkmaya devam edeceği kanaatindeyim. Üye kompozisyonu böyle kaldığı sürece, yeni Başkanının YÖK’ü özgürlük ve demokrasiden yana bir çizgiye çekmesi imkânsız gibidir. Onun için, hükümetle YÖK arasındaki çekişme önümüzdeki dönemde dozu biraz azalmış olarak da olsa devam edecektir. Hatta, zamanla üniversitelere yeni atanan ve daha özgürlük yanlısı olacakları umulan rektörlerin sayısının artması yükseköğretim sisteminin kendi içinde de bölünmelere ve gerilimlere yol açabilir. Yapılması gereken YÖK’ü ilga etmektir. Yükseköğretime ilişkin yeni bir kurumsal düzenleme yapılacaksa bile, önce YÖK’ü ilga etmek gerekir, aksi halde bu sistemde hiç bir reform ve iyileştirme yapılamaz.

    Soru: Bir dönem tek talep 12 Eylül darbesinin ürünü olması nedeniyle YÖK’ün kapatılması istemi vardı. Buna karşı çıkanlar da bugün ‘ulusalcı’ dediğimiz kesimdi. Şimdi YÖK’ün İslamcıların eline geçmesinden şikâyetçiler. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

    - Cevap: YÖK İslamcıların eline geçmiş filan değil, böyle bir ihtimal zaten yok. Dediğim gibi, YÖK’ün her halûkârda kaldırılması gerekiyor. Sadece Kemalistlerin değil, böyle bir kuruma hakim olacak hiç kimsenin –ne İslamcıların ne de hatta liberallerin- “iyi niyeti”ne güvenemeyiz.

    Soru: Bilim adamları arasında da başörtüsü konusunda da bir bölünme yaşandı imza kampanyaları bakımından. Tamamen karşı çıkanları saymayarak söylüyorum bunu. Sizin de içinde yer aldığınız bilim adamları ve akademisyenler değişikliği destek verdiniz. Öbür taraftan Mehmet Altan ve Ahmet İnsel gibi isimler ise başörtüsünün anayasal değişiklikle çözülmesine, diğer özgürlük sorunlarının ertelenmesi nedeniyle imza atmadı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

    - Cevap: Önce şunu belirteyim: Ben o bildiriyi şu anda yapılmaya çalışılan anayasa değişikliğini desteklemek için değil; hem üniversitelerin özgürleşmesi için yüksek sesle bir çağrı yapmak için, hem de bu arada başörtüsü yasağının kaldırılması yönündeki niyete ve iradeye destek olmak için imzaladım. Yukarıda belirttiğim gibi, bu işin yöntemi konusunda ben de hükümetle aynı düşünmüyorum, ama onların bu meseleyi özgürleştirici yönde çözmek istemelerini onaylıyorum. Öte yandan, bu bildiriye “diğer özgürlük sorunlarının ertelenmesi nedeniyle” imza atmayanlar varsa, gerekçelerinin ikna edici olmadığını belirtmeliyim. Çünkü, bildiriye imza atarak da diğer özgürlük sorunlarının takipçisi olabilirsiniz, nitekim ben öyle yapacağım. Bugüne kadar yaptığım gibi… Öte yandan, bildiriye imza atmamak başörtüsü sorununun “anayasal değişiklikle çözülmesi” girişimini de önlemez. Ben de bu yöntemin doğru olmadığını belirttim, ama bu, prensip olarak doğru olan bir girişimi desteklemeyi de ima eden üniversitelerde özgürlük talebine katılmamamı gerektirmiyor.

    9 Şubat 2008
    Prof. Dr. Mustafa Erdoğan
    Hacettepe Üniversitesi

  76. knz - 19 Şub 2008 - 11:47 am

    Başörtüsü Yasağı Devletin Tarafsızlığına Aykırıdır

    “…Ben toplumun genelinde böyle bir uzlaşmazlık görmüyorum, aksine yasağın kaldırılması yönünde toplumda yaygın bir beklenti var. Ama tabii, yasağın devamından yana olanlar bu konuda uzlaşma olmadığını söylemeye devam edeceklerdir.”

    tek tek başlıyalım. Yukardaki cümlede yasak derken hangi yasaktan bahsedildiği muğlak. İnsanlar en dış halkada , kamuda otoritenin temsilinde ciddi endişe duyuyorlar. BU KONUDA BİR SAMİMİYET VE güvence alamadıkları için tepki duyuluyor. Yani başötrüsün bir inaç temsili olmasına karşı oluşan tepkinin hepsi birbirne benzer değil.

    Her tarafta akıl yoksunu itirazlar veya karşı duruşların olması doğal. Biz tutarlı durum ne diye bakmalıyız.

    yukarda söylendiği gibi uzlaşma yoktur. Daha nasıl ayan beyan olunsun ki ? anayasal sorunlar toplumsal uzlaşma ile çözülmez üstelik.

    alına “allah “yazılı bant takan kişiye de yasak getiriyorsunuz. yüzü peçeli olan kadına da., adını sayamayacğım kadar çok yasağınız var zaten.

    BEN Anayasa hukukçusıun böyle muğlak konuşmasını yadırgadım Ama bu sadece topluma bir mesaj. Mesleki bir sunum değil anladığım kadarıyla. Kapılar kapandığı anda bu sorulara net cevap vermek zorunda kalacak. EN AZ bu bir kişi bu soruları soracaktır.

    Benim ailemdeki çarşaflının canım ciğerim olması, yukardaki sorulara muğlak olmayan cevaplar verdirtmiyor.

    devam edecem.

  77. knz - 21 Şub 2008 - 11:17 am

    devam.

    Yazdıklarımın sonuncunda hukukn stajlarda dini simgelerin kısıtlanması yönünde güvence aradığına
    dair argümanları yazdım. Bu güvence hukuğun anladığı dilde verilemeden günümüz hukuki normlarına uygun bir karar elde etmek zor. Benim görmediğim birşeyi sizler yazsaydınız bunu anlayacaktık, ama yok. tartışmaya böyle bir anlam katılmadı.

    Soru: Serbestlikten sonra üniversitelerin durumu ne olur? İddia edildiği taşralarda başı açık öğrencilere yönelik bir baskı olabilir mi?

    -

    Cevap: Gerçekçi olmak gerekirse, bazı yerlerde bu yönde bir toplumsal baskının olması ihtimali vardır. Ama böyle bir ihtimali bahane ederek bir özgürlüğü tanımazlık edemezsiniz. Çünkü, bu türden toplumsal baskılar sadece baş örtme meselesinde değil, her zaman her konuda vardır. Bugün kimi ortamlarda da dindarları rahatsız eden “çevre” veya “mahalle” baskılarına tanık oluyoruz. Ama bu türden baskıları “zora başvurma”yla karıştırmamak gerekir. Fiilî zora dönüşmeyen psikolojik baskıları bahane ederek insanların doğal haklarını ellerinden almak eğer geçerli bir yol olsaydı, o zaman dünyada hiçbir medenî toplum olmazdı. Medenî toplumlarda hukuka aykırı baskıyı ve zorlamayı engellemenin veya duruma göre onlara müeyyide uygulamanın hukukî yolları vardır.

    soru muğlak olunca cevabın muğlaklığını eleştirmek zor oluyor.

    1-Din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bu soruyu sormak ve cevabı o yönde almak gerkiyor.

    2- sınırlar hala belirsiz. neden kendilerinin çarşafı engellediğini anlatmıyor. alına allah bandı yazanı enegelldiğini anlatmıyor. bir gün siyah hemşire kıyafeti giyecek bir kadının var olabileceği olasılıklı düşünmedir ve hukuk bunun cevabını vermeden bir adım ataaz.
    din ve vicdan özgürlüğne çoğunluğun istediği gerçekleşir diye bir madde koyamaz.

    3- Mahale baskısının bazen toplumu koruyan bir yapısı da vardır. keşke yerlere türkürmenin mahalle baskısıyla engellendiği bir toplum olsaydık. Burada söz konusu olan mahalle baskısı değildir. O zaman vardır, ama kadınların pantolon giymek konusunda verdikleri mücadele sonuncu aşılmıştır. Bazen de baş eğilir, ama 20 yıl sonraya ertelemekten başka bir şeye yaramaz..hukuk italyada haç yasaklama kararında olduğu gibi, kişinin bir dini inanca tepksi mutlaka fiili zorlama olması gerekmiyor. Kişi bilmediği bir dinle otorite ilişkisine girmeye zorlanamaz. ne başkasından bunu bekleyin, ne kendinizden bunu bekleyin. BU HASSASİYET VE BAŞKA İNANÇLARA SAYGILI OLMAKTIR.

    Fethi bey daha nasıl anltayım. Artık anladığınızdan sorumlusunuz.

  78. FST - 21 Şub 2008 - 12:25 pm

    Knz,

    sınırlar hala belirsiz. neden kendilerinin çarşafı engellediğini anlatmıyor. alına allah bandı yazanı enegelldiğini anlatmıyor.

    Bunların engellenmesi gerektiğini düşünmüyor Mustafa Erdoğan. Tabii ben de. Siyasi ve dini simge serbest olmalıdır.

    Kişi bilmediği bir dinle otorite ilişkisine girmeye zorlanamaz. ne başkasından bunu bekleyin, ne kendinizden bunu bekleyin. BU HASSASİYET VE BAŞKA İNANÇLARA SAYGILI OLMAKTIR.

    Türkiye’de böyle bir talep mi seslendiriliyor? Tersine devlet dinden bağımsız olsun deniyor. Kim kimi dinle otorite ilişkisine girmeye zorluyor? Rejim gereği beslenen Diyanet var ama kaldırmaya kalksan başta devletin kurumları ayaklanıyor.

    Artık anladığınızdan sorumlusunuz.

    Ben birşeyden sorumlu değilim, merak filan da etmiyorum, bana göre bu işlerin çözümü çok kolay ve düz.

  79. knz - 21 Şub 2008 - 8:10 pm

    Fethi Bey , gerçek yaşam lineer ve düz olamıyor malesef. eğer merak etmezseniz, ne istediğinizi savunmanız imkansız. Marjinal kalırsınız. Ben size savunma tatktiğinizi geliştirmenin için saha açıyorum aslında.

    ben şunu demiştim:
    Kişi bilmediği bir dinle otorite ilişkisine girmeye zorlanamaz. ne başkasından bunu bekleyin, ne kendinizden bunu bekleyin. BU HASSASİYET VE BAŞKA İNANÇLARA SAYGILI OLMAKTIR.

    Türkiye’de böyle bir talep mi seslendiriliyor? Tersine devlet dinden bağımsız olsun deniyor. Kim kimi dinle otorite ilişkisine girmeye zorluyor? Rejim gereği beslenen Diyanet var ama kaldırmaya kalksan başta devletin kurumları ayaklanıyor.

    başörtüsü, çarşaf veya alına yazılı bant takmak böyle bir taleptir.

    Benim yazdığımın diyanetle hiç ilgisi yok,
    diyanet laik bir kurum olursa, isterse şafi mezhebine hizmet etsin.

  80. FST - 21 Şub 2008 - 9:34 pm

    başörtüsü, çarşaf veya alına yazılı bant takmak böyle bir taleptir.

    Ama bunlar da talep edilebilir şeyler. Devlet eliyle “dayatılmadıkça” talep edilmesinde, bireysel, cemaat halinde takılmasında mahzur da yok.

    diyanet laik bir kurum olursa, isterse şafi mezhebine hizmet etsin.

    Maalesef şu anki haliyle diyanetin laik olması mümkün değil, zira kuruluş amacı devletin dini kontrolü olduğu için bu imkansız. Düzelmesi de zor, en iyisi böyle bir kurumun hiç olmaması.

    Yorgan gitti kavga bitti diyelim.

  81. knz - 22 Şub 2008 - 11:43 am

    başörtüsü, çarşaf veya alına yazılı bant takmak böyle bir taleptir.

    Ama bunlar da talep edilebilir şeyler. Devlet eliyle “dayatılmadıkça” talep edilmesinde, bireysel, cemaat halinde takılmasında mahzur da yok.

    biraz daha netleştirelim. bunlar zaten talep edilmesine gerek kalmadan yaşa