Kardan Adamın Beyazlığı
FST 19 Şubat 2008
Fatih Çekirge bugün Anadolu Ajansınca gönderilen bir resmi görünce dostane tavsiyelerde bulunmuş. Ben de baktım, artık Türkiye’de birilerinin duruma müdahil olması gerekiyor. Yeter artık, dün mini etekliye kezzap at, bugün Akmerkez’de namaza dur, yarın kardan adama sakal yap, öbürgün sıra başı açık birini motorlu testereyle doğranmasına gelmeyecek mi? Ayıptır yahu. Bunu Fatih bey de söylüyor. Başka şeyler de demiş:
Bu fotoğrafa iyi bakalım… Çocukluğumuzun uzak hafızasına yerleşmiş bir kardan adam…
Okul yollarında kartopu oynamaktan kızarmış yanaklarımız, pantolonomuzdan dışarı taşmış gömleklerimizle çığlık çığlıga yaşadığımız kartopu ve kardan adam hatıraları…
Bütün bunları düşündükten sonra bu fotoğrafa iyi bakalım… Bakın o kardan adamı ne hale getirdik.
Sivas’ta birileri kardan adama takke takıp, sakal kondurmuş… Hemen yanındakine de türban takmış. Eline de Türk bayrağı vermiş…
Kim yapar bunu ? Çocukluğumuzdaki o kardan adam beyazlığını böylesine bir tahrikle kim eritir.
Belli ki birileri bu milleti “türban” diyerek “Türk-Kürt” diyerek, bir çarpışmanın, bir firtınanın, bir uçurumun eşiğine getirmek istiyor…
Şu son olaylara bir bakın…
Adam Akmerkez’in ortasında namaz kılıyor…
Diğeri mini etekli kızların bacaklarına asit atıyor…
Bir İmam Hatip Lisesi müdürü okulda boş bira şişesi buldu diye öğrencileri sürgün ediyor…
Bazı mahallelerde başı açık kızlara karşı tepki gösterildiği haberleri yayılıyor…
Ve son olarak sıra kardan adama geliyor…
Bu açık bir tahriktir…
[…] Bari bırakın çocukluğumuz, çocuklarımız ve onların kardan adamları özgür kalsın.
“Kardan adamın beyazlığı tahrikle eriyor”muş, yahu bilir bilmez önüne gelen edebiyat parçalamaz mı ona yanarım. Adam sanki ilkokul kompozisyonu yazıyor. Kardanadam nasıl olacak, elli tür kardanadam olur, hiç de öyle Fatih Çekirge’nin saçmaladığı gibi değildir kardanadamlar, yaratıcılık eseridir, sağda solda ne bulursanız ağız, burun, şapka icat edersiniz. Çocukluğunun beyazlığıymış. Bak ne kardan adamlar var, onları görse ne yumurtlayacak Allah bilir.
Lafı uzatmazsak, ben Fatih Çekirge’ye katılıyorum, tabii gülmekten. Kardan adam ve hanımı da süper olmuş, ikisi de hayatlarından pek memnun. Belki de Fatih Çekirge’yi çıldırtan da bu, nasıl olur da sakallı bir adamla başı örtülü biri hayatından memnun olabilir, bunların hayatı cehenneme dönmeli değil mi? Konuyu Hürriyetten bir iki okur yorumuyla bitirelim:
fikret durak (’vaaaaaav’ tüm yorumları) 18.02.2008 17:22:45
EN ÖNEMLİSİ DE BAYRAĞI, ULU ORTA HER VESİLEYLE BİRİLERİNİN BİR YERLERE TUTUŞTURMASI.bAYRAK KUTSAL BİR SİMGEDİR. NE ZAMAN VE NERELERE ASILACAĞI BAYRAK KANUNUYLA GÖSTERİLMİŞTİR.ARABALARIN PLAKALARINA, ARKA CAMLARINA , BALKONDA ÇAMAŞIRLARIN YANINA ,KARDAN ADAMA BAYRAK ASILMAZ!zeynep sevindik (’zeynep_25′ tüm yorumları) 18.02.2008 18:09:52
lütfen dinle devleti birbirine karıştırmayalım , laik bir türkiyede ve atatürkün izinde yaşamak istiyoruz.o tertemiz saf kardan adama leke getirenleri kınıyorum.MEHMET ALİ KILINÇ (’yazabildiklerim’ tüm yorumları) 18.02.2008 18:48:50
ANLADIK. BİRİLERİ TÜRKİYEYİ ARAPLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR, HATTA KARDAN ADAMLARIMIZIBİLE. AMA BİLMEDEİKLERİ BİR ŞEY VAR. BAŞARILI OLAMAYACAKLAR. ARAP ÇÖLLERİNE KAR YAĞMAZ Kİ.YILMAZ AYLANC (’ykaylanc’ tüm yorumları) 18.02.2008 17:02:33
Nerde baskı var diyen başbakana ithaf olunur.Bu cesaret nereden alınıyor.Kardan adam bile bu konuya alet edilebiliyor,kızların bacaklarına kezzap,akmerkezde namaz, imam hatip lisesi boş bira sürgünü gibi şimdilik olanlar. Yarın neler olacak bilmiyoruz,ancak dinle oynandığında olacaklar tarihte yazar
Popularity: 74% [?]
- Güncel , Medya
- Yorum(85)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
valla yorumlar haberden daha komik

bide şeyi sorucaktım
kardan adamdan siyasi simge olur mu ???
ya ben bunu bugün düşünmüştüm gerçekten.
sonra saçmalama o kadar da değildir dedim. ama o kadarmış.
gerçek olamaz tüm bunlar.bence bir gün “şakkaaa “yaptık diycekler.
gerçekse çok komik, şakaysa hiç komik değil.
Fethi Bey,
Alintiladiginiz kardanadam resmini gorunce yazmadan edemedim.
Bakin gecen gun ne diyordunuz:
http://www.derinsular.com/sondakika/2008/02/guvenlik-kontrolu.php#comment-2277
Halbuki ben onceden Son Dakika yazilarini Robdosambr ile karsilastiriyordum, ama simdi goruyorum ki Izlenimler sitesi Fethi’nin Robdosambrini da gecmis. Derin Sular’da hic olmazsa grafik olaylara girilmiyor, oyle degil mi?
celal bayar merhumun sık sık “bu kış komünizm gelecek” uyarısı yaptığı rivayet edilir. bu köktendinci kardan adam ve kardan kadın da nisan’a kalmaz erir. hasılı kelam, “İrtica bu yaz eriyecek, mirim”.
Serdar Bey,
O yorumumun arkasındayım. Bu yazı ile tenakuz mu gördünüz? Dikkat ederseniz burada da “Kardan adam ve Türkiye’de laiklik” gibi ciddi bir konuyu ele alıyoruz.
Öte yandan “resim iyidir”. Tavsiyem siz de bol resimli bir site açın. Eski bir dostun tavsiyesi bu.
Indigo,
Hürriyet gazetesinin eline geçerse siyasi simge olamayacak nesne, obje, cisim, sicim yoktur. Buna kardan adam, pamuk şekeri, bir ilkokul öğrencisinin çizdiği resim de dahildir.
Serdar Bey,
Bu arada sitenizde yeni gördüm, Kardan Adam konusuna da el atmışsınız. Robdöşambrın ardından İzlenimlere karşı bir rekabet söz konusu galiba. Olsun, rekabet iyidir, zinde tutar.
Yalnız yazılarınızın “tatil yazısı” olarak algılanması da ilginç olmuş. Gerçi düzeltmeye çalışmışsınız ama rekabette daha dikkatli olmanız gerektiğini buradan dostane hatırlatırım. (Türkçe dublajlı film ağzıyla konuşayım) Daha iyisini yapabilirsiniz.
Fethi Bey,
Kardanadam konusuna sizden birkaç saat evvel el attığımı zannediyorum. Ama tabii mühim değil.
Bir de okuyucular önemli ölçüde kesişirken rekabet çok da anlamlı olmasa gerek. Kaldı ki, İzlenimler ve Derin Sular birbirini ikame eden iki ürün değil. Yani bu akşam sinemaya mı gidelim tiyatroya mı gibi bir durum söz konusu olmadığından, birinin kullanımı diğerini gereksiz kılmıyor. Tersine, çoğu zaman birini okuyan diğerini de merak ediyor. (Tabii siz bu konuları benden çok daha iyi bilirsiniz ama ben yine de belirtmiş oldum.)
Son olarak, “Resim iyidir” şeklindeki tavsiyenize katılsam da, Derin Sular aynı zamanda bir aile sitesi olduğundan bu tür ‘havuçlu’ resimlere yer vermek şu aşamada mümkün olmayabilir. Ama tabii yarın neler getirir kimse bilemez. Hiç umulmadık şeyler olabilir!
Bu tür haber ve yazılara ben de sinir olurum. Türban meselesine de özgürlükler çerçevesinde yaklaştığımı belirteyim. Fakat dün başıma gelen bir olaydan sonra böyle haber ve yazıları her zaman yabana atmamak gerektiğini düşünmeye başladım. Herhalde hatırlarsınız, geçen yıldı galiba, türbanlı görevli erkek hastanın testisinin röntgenini çekmedi mealinde bir haber çıkmıştı. Başıma gelen olay buna benziyor. Gidip Hürriyet’e anlatsam kesin manşete çıkardı. Malum, bugünlerde bu tür haberleri mumla arıyorlar.
Neyse, sadede geleyim. Geçen haftadan beri bir bel ağrısından muzdaribim. Hafta sonunda bu ağrı kasığıma ve bacağıma da sirayet edince biraz endişelenip doktora gitmeye karar verdim. Oturduğum yere yakın küçük bir özel sağlık kurumuna gittim. Sorunumun dahiliye uzmanının alanına girdiği söylendi. Şansıma da karşıma türbanlı bir bayan doktor çıktı. Ben şikayetimi anlatınca bu bayan doktor bana genital muayene gerektiğini ve bunu yapamayacağını söyledi. Bir erkek cerrahımız var size o baksın dedi. İyi peki öyle olsun cerraha gideyim dedim. Bu seferde cerrahın saat 5 ile 7 arasında görev yaptığını söylediler. Bu olay öğlen 12 civarında oluyor. Ben de 5 saat orada beklemektense çekip gittim tabii. Bugün tanınmış büyük bir özel sağlık kurumuna gittim. Sütten ağzım yandığı için önceden doktorun erkek olup olmadığını kontrol ettim. Doktor eliyle kasık bölgemi ve bacağımı muayene ettikten sonra sorunumun basit bir kas ağrısı olduğunu söyledi ve ilaç verdi. Ne genital muayene gerekti ne de birşey.
Şimdi benim kafamı kurcalayan birkaç nokta var. Belirli bir hayat görüşünü benimseyen türbanlı bayan doktorun beni muayene etmek istememesini bir yere kadar anlayabiliyorum. Sözünü ettiğim sağlık kurumunda tüm personel türbanlı olduğu için (yanlış olmasın, başı açık sadece bir bayan diş doktoru var) yönetici ve sahiplerinin de bu hayat görüşünü benimsediğini tahmin ediyorum. Peki o zaman her uzmanlık alanında bir bayan doktor yanında bir de erkek doktor istihdam etmeleri gerekmez mi? Hadi benim durumumun bir aciliyeti yoktu, acil bir hasta geldiğinde onu ölüme mi terk edeceklerdi? Böyle bir durumda herhalde mecburen muayene ederlerdi ama mecburen yapılan işlerle severek yapılan işler arasındaki farkı hepimiz biliriz, öyle değil mi? Bu olaya bir yere kadar serbest piyasa ekonomisi cephesinden de bakayım diyorum ama orada da sorun var. Buradan kastım şu. Mesela ben benzer bir sorunum olduğunda artık o sağlık kurumuna gitmeyeceğim. Böylece isteyen gider istemeyen gitmez mantığıyla serbest piyasanın buna bir çözüm bulabileceği söylenebilir. Fakat sözünü ettiğim sağlık kurumu oturduğum bölgedeki iki sağlık kurumundan biri. İstanbul’daki dünkü kar, tipi vb. kaynaklı ulaşım sorunu da malum. Böyle şartlar altında o sağlık kurumuna ve o doktora işi düşecek erkek hastalar her zaman çıkabilir. Velhasıl burada bir yanlışlık var. Kabul, isteyen istediği hayat görüşünü benimseyebilir ama bu hayat görüşü nedeniyle işinin gereklerini savsaklayamaz. Erkek hastayı muayene etmekten çekineceklerse, türbanlı bayanların tıp yerine başka bir alanda kendilerine iş aramaları doğru olur gibime geliyor.
Bu yaşadığım olay elbette türban sorununa özgürlükler çerçevesinde yaklaşmama engel olmayacak. Fakat sorunun çok boyutlu olduğunu, her iki tarafta da yanlış yapanlar olduğunu göstermesi açısından anlatayım dedim.
Ekodok bey, once gecmis olsun.
Haklisiniz. Hatta daha ileri gideyim, o muayeneyi yapmayi bilirken yapmayan[1] doktorun ruhsatinin iptal edilmesi bile bence makul olabilir. Bu insanlar devletin verdigi ruhsatlarla o piyasalarda var olabiliyorlar. Acik olmayan piyasada bildigi isi yapmayi reddeden insanin o imtiyaza sahip olmasi dogru olmayabilir. Ugrasip kadinin basina bir is getirin demiyorum tabii (bana yapilirsa bilmem de, bir yakinima yapilsa ben kufur kiyamet gidecegimi benzer tecrubelerden biliyorum ama dogru bir hal degil o).
Ses etme sebebim bu degil aslinda, o davranis tarzini kadinin basindaki ortuye baglamis gibi yazmissiniz onun icin iliseyim dedim. Yani kastiniz o olmasa da ifadeler onu gosteriyor. Mesela:
Erkek hastayı muayene etmekten çekineceklerse, türbanlı bayanların tıp yerine başka bir alanda kendilerine iş aramaları doğru olur gibime geliyor.
Burada ‘turbanli’ olmasi bizi ilgilendiren birsey olmamali. ‘Turbanli’ olup da boyle davranmayacak doktorlar da vardir. Yahut olmalarina baslarini ortmeleri engel degil. Diger taraftan boyle davranacak herhangi bir insan o meslege girmemeli, haklisiniz.
[1] Bu onemli, ‘benim konum degil, anlamam’ dememis, ‘ben yapmam cunku sen erkeksin’ demis.
Ekodok bey,
Bu noktada aklıma gelen şöyle birşey var. Aslında başı örtülü olmayan bir hanım dahiliye doktoru da aynı çekinceyi gösterebilirdi. Yani, nasıl olsa hastanede aynı işi yapabilecek bir doktor var, ona gidin diyebilir. Bence kadın doktorların ürolog olmamaları da bununla ilgili birşey. Kadın doktor türbansız olsa erkeğe bu tür bir müdahaleyi (radyolog değilse) zannedersem kolayca yapmazdı.
Kadın hastalar da (başı açık ya da örtülü) çok mecbur değillerse bir kadın jinekoloğu tercih edebilirler. Bunlar doğal şeyler gibime geliyor.
Bu konuda hepimiz az çok konuşuyoruz aslında, ama dediğiniz gibi bunlar çok genellenecek, yasağa imkan verecek şeyler değil. O kadın doktorun başı açılsa sanki muayeneyi yapacak mı? Muhtemelen gene erkek doktora yollayacak.
Selamlar.
Bülent Bey,
Herhalde eşzamanlı olarak benzer bir çekinceye işaret ettik.
Alternatifsiz bir konumda iken bunu söylemiş olsa ben de öyle düşünürüm. Aslında bu örnekte saat 5′te gel filan demekle bir tür alternatifsizlik durumu var, o hanımın yaptığı doğru değil.
Diğer taraftan konunun türbanla bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum. Olsa da birşey değişmez tabii, mümkündür, doktorun böyle birşeye hakkı yok.
Ben de icimden Fethi bey bunu kacirmaz demistim de yuku alayim dedim.
Burada aslinda manasiz cekismelerin ustunu kapattigi bir problemimiz var. Bu memlekette bu din emri algisi ve boyle hareket etmek isteyen insanlar var. Kirsal alandan bahsetmiyorum, biraz daha ‘ileri’ sayilan sehirlerde de var. Bu tartismalarin yapilmasi, kacinilmazsa bir miktar gerginligin yasanmasi lazim. Bunlardan memnun olmasak da elimizdeki durum bu olduguna gore, olacak olan da bunlar. Kzilarin basina ne orttukleri userine odaklanmis cekisme butun bunlarin acikca konusulmalarina engel oluyor — o bakimdan da zararli. Su isi ilkeli veya pragmatik neyse bir cozumle arkaya atsak da diger isler on plana ciksa diyorum.
Serdar Bey,
Müşteri kapma meselesini gözardı etmeyelim. Aynı kulvardaki iki site de rekabet edebilir. Benim maddi bir çıkarım yok ama sizin reklam açısından ihtiyacınız olabilir, o sebeple kulvarıma girmenizi anlayışla karşılıyorum.
Aile yeriniz olması güzel ama benim sitemde de çocuklar için bugs bunny resimleri olduğunu gözardı etmeyin. Spiderman filan da var. Dolayısıyla -havucun sıhhate faydasını da dikkate alırsak- ben de en az sizin kadar aile ve çocuk dostu bir site sayılabilirim.
Bülent Bey,
Bunun tek yolu şu garip yasağın kalkması. Maalesef “karşı taraf” bu işi fazla benimsemiş gibi görünüyor. Yasak kayıtsız ve şartsız kalktığında islamcı, muhfazakar, her ne ise bu kesim kendi içinde konuyu tartışmaya başlayacak ve inanıyorum ki umulmadık sonuçlar ortaya çıkacaktır.
Dün gece izlediğim bir TV programında tam düşündüğüm şeyler bir ilahiyat profesörünce söylendi ama dediğim gibi yasak yerinde durdukça şu an için fiilen mağdur kesime bir söz söylemenin imkanı yok. Buna gerek de yok. Sular durulmalı. Aynı PKK, Kürt meselesinde olduğu gibi.
Fethi bey,
Dün gece izlediğim bir TV programında tam düşündüğüm şeyler bir ilahiyat profesörünce söylendi ama dediğim gibi yasak yerinde durdukça şu an için fiilen mağdur kesime bir söz söylemenin imkanı yok.
Sadece o degil, bakin “devlet zaten mudahil bu ise, ne demekmis erkege bakmamak, mueyyidesi olmali bunun” pozisyonunu cok rahat alacak benim gibi insanlar da ortada bir manasiz magduriyet oldugu icin o pozisyonu rahat alamiyorlar. Yani devletin ‘Islami’ kesim denebilecek kesime mensup olanlara karsi belki ceberrutluk olarak algilanabilececek bazi seyleri yapmasinda bir beis gormeyenler de, mevcut durumda pek ses edemiyorlar. Yoksa Ekodok beyin durumunda cok fazla dusunulecek birsey yok, ’serbest’ olarak meslegini icra eden yogaci, akupunkturcu, ufurukcu filan degil o kadin. Aha bu hastahanedir, aha bu da doktordur demis zaten devlet, oyle davranilan yere ve oyle davranan insanlara o etiketleri yapistirtmasin denebilir cok rahat. Yapistiracaksa basla etiket yapistirsin da denebilir.
Bülent Bey ve Fethi Bey,
Belki de haklısınız. Türbansız bir bayan doktor da aynı şeyi yapabilirdi. 40 yaşındayım, bugüne kadar diş doktorundan başka doktorla işim olmamıştı. İlk tecrübemde böyle bir şeyle karşılaşınca otomatikman bu durumu doktorun başındaki türbana bağladım. Öte yandan hastalığımın kadının uzmanlık alanı içinde olduğu konusunda bir şüphe yok. Çünkü bugün gittiğim doktor da dahiliye uzmanıydı. Ayrıca bu olayla karşılaşınca dün akşam eşimin yine dahiliye uzmanı olan bir bayan doktor arkadaşıyla görüşmüş ve konunun dahiliye alanına girdiğini öğrenmiştik.
Kardanadam’dan rejim krizi çıkarmaya çalışması Hürriyet Gazetesi’nin iyice zıvanadan çıktığını gösteriyor.
Aslında bu sevindirici bir durum.Çünkü bu kadar sefil bir kafa yapısının kaos çıkarmaya gücü yetmez…
Bülent bey,
Ben de aslında onu kastettim. Aklı başında birçok insan eleştiri yapabileceği halde “neyse şu iş bir geçsin bakalım” diye yutkunuyorlar.
Öte yandan elbette bir kadın doktor erkek hastaya bakmak zorundadır, bunu istemiyorsa kadın doğumcu yahut çocuk doktoru olur veya bu işe girmez. Ancak, “kadın doktor erkek hastaya bakmadı” konusu bence türban tartışmaları dışında meslek ahlakı, edilen yeminler, profesyonellik ile ilgili şeyler.
İnsanların bu konularda utanç duymalarının da dinle değil yetişme, gelenekler, ayıp anlayışı ile ilgili olduğuna inanıyorum. Dinde, hele hele hastalık konusunda utanma, ayıp, günah söz konusu değildir. Tersine kadın doktorun dinen de görevi orada hastaya hızla müdahale etmektir. Bunun aksini kimse ileri süremez.
Ekodok beyin kastı zaten belli ama herhangi imtiyazlı bir meslekte müşteri seçimi konusunda yaşanacak sıkıntıların genel özgürlükleri kısıtlamaya vesile edilmesi doğru olmaz. Pusuda yatan kesim iyi niyetli olsa denecek birşey yok ama Ekodok bu olayı yerel DHA muhabirine bildirse herhalde biz şimdi Kardan adamın havucu, mini eteğe kezzap, Akmerkezde namaz yerine (daha doğrusu onlarla birlikte) erkek hastaya bakmayan başörtülü doktoru konuşuyor olurduk.
Ekodok bey,
Su dediginizi vesile edip biraz acmak istiyorum konuyu.
Türbansız bir bayan doktor da aynı şeyi yapabilirdi.
Asil onemlisi su: basi kapali bir kadin doktor bunu yapMAyabilirdi. Daha dogrusu, kadin dahiliyeci veya erkek dahiliyeci degil, dahiliyeci vardir ve ‘tercih’ soz konusuysa bunu hasta belki yapar doktor yapamaz diye dusunuyorum. Haklisiniz, belki basi acik bir kadin doktor da ‘yapmam’ diyebilirdi tabii, o zaman da ayni hal olurdu.
Unieversitede kizlar da okusun, basortulu kizlar da okusun filan denmesi o kizlarin o mesleklere sahip erkeklerin yapacagi herseyi yapabilecekleri ve bunu istedikleri kabulune dayaniyor aslinda. Inanc, utanganclik veya neyse herhangi bir sebeple alaninda doktorlugu duzgun yapamayacak olan doktor olmasin demek bu kabule ters degil. (En azindan devlet universitesinde okumus, devletin ruhsatina sahip doktor olmasin demek diyelim.)
Bunu acikca ortaya koymak laiklik tarifinin ne oldugu acisindan da onemli, cunku tek yol o yol degil. Butun diger cekinceler icinde dine ayri bir kategori acilip, sadece dini sebepten isinin bir kismini yapmayacak olanlar da ayni devlet egitimini ve ruhsatini alsin ama bir takim seylerden muaf olsun demek de kabil[1]. Bu iki pozisyon da kizlar basini orterlerse okula alinmamali mi sorusundan bagimsiz. Ne bileyim sac stili mankeni degilseniz basin ortulu olmasi isinizi engellemiyor.
[1] Burada yorumcu Cuneyt bey de link vermisti. Mesela Ingiltere’de tam da bu konuda hir cikiyor. Iste alkolle ilgili seyleri ogrenmeyecegiz dini sebepten ama doktor da olacagiz veya steril ortamda kiyafet ve el kol yikama kullaraini dini sebepten tanimiyoruz istisna yapilsin diyenler var.
Sayin ekodok bey,
Öncelikle gecmis olsun. Yasadiginiz duruma cidden uzuldum. Hasta olmak zaten bir derttir, uzerine böyle ekstra problemlerin yasanmasi da cabasi.
Bu konu hakkindaki kimi yasal prosedurleri yazmak istiyorum. Umarim yanlis anlasilma, kirilma durumu falan olmaz.
Simdi efendim, Dunya Saglik Orgutu´nun belirlemis oldugu normlara göre doktora ve hastaya kimi haklar veriliyor. Bu haklar icerisinde hastanin kimi nedenlerden dolayi doktoru kabul etmeme hakkinin yaninda, doktorun da herhangi bir sebepten dolayi hastayi kabul etmemesi hakki sakli tutuluyor.
Toplumda sanirim, “eger doktorsan onune gelen hastaya bakacaksin”, gibi bir intiba var. Ama bu ne doktor icin ne de hasta icin boyle degil. Yani doktor istemedigi hastaya bakmayabilir. Ancak acil durumlar bunun istisnasi. Ortada eger ilk yardimi gerektirecek veya acil mudahele etmeyi gerektirecek bir vaka varsa mutlaka mudahele edilmesi lazim. Tabi bir de olayin pratikteki durumu var. Özel kurumlar icin daha serbest bir durum soz konusu iken, devlet kurumlarinda ne doktor ne de hasta oyle kolay kolay “ben bu doktoru istemiyorum veya ben bu hastayi istemiyorum” diyemiyor. Yani bu kuralin pratikteki uygulamasi devlet hatanelerinde biraz zayif olsa da, teori de boyle bir hak mevcuttur.
Bir de yukarida yorumcularin su yondeki yorumlarina katiliyorum: erkegi genital bolgeden muayene etmek bir kadin doktor icin, her ne kadar bunun egitimini almis olsa da istisna bir durum. Bas ortulu olsun veya olmasin bir cok kadin doktor bunu yapmak istemez. Kadinlarin genelde üroloji branjini secmemeleri de bundan. Ben sanirim su ana kadar hic kadin urolog gormedim. (ama nedense erkek jinekolog sayisi nerede ise kadinlardan daha fazla). Neyse, konuyu dagitmadan size tekrar gecmis olsun diliyor, diger site sakinlerine de saglikli gunler diliyorum.
ekodok;
Sen o hastanenin ve doktorun adini ver, ben onlarla birebir gorusmeye gideyim zamanim oldugunda. Ellerinden opeyim “yillardir basinda sizlerden bahsediliyor, bu kadar saniniza ragmen tanisma firsatim bir turlu olmadi. lutfen su elimde ki gazeteyi imzalar ve benimle bir fotograf cektirir misiniz?” diyeyim.
Eger olay “hurriyet, milliyet, cumhuriyet, vatan…” degilse, hakikaten dogruysa dediklerin, ben de tez elden laikci mitinglere katilmazsam tuncay ozkan olayim! Gerci katilirsam da onun gibi olacagim! Dedigim gibi, ulkemizin hangi absurd hastanesiymis o, bilelim. Cocuklugumdan beri bu tur olaylar nicin benim cevremde olmaz diye dusunur dururdum. En azindan olay mahalinde tecrube etme sansina erismis oluruz.
Lisans öğrencisiyken yurdun kampusunde kardan kadın yapmıştık. Giydirmeyi hiç düşünmemiştik. O günlerden bir fotograf kalsaydı Fatih Altaylı’ya gönderirdim nü şaheserimizi. Tamamen apolitikti.
Herkes istediği gibi kardan adam/kadın yapar. Üstteki fotografta bayrakların kullanılması kekoluk olmuş.
“Dolayısıyla -havucun sıhhate faydasını da dikkate alırsak- ben de en az sizin kadar aile ve çocuk dostu bir site sayılabilirim.”
Özür dilerim Fethi Bey ama sizin sitenin havucu da Bedri’nin gazozu gibi bir şey olmuş.
Fethi Bey,
İkinci foto için puxa vida diyorum, siz anlarsanız.
Secedo,
Valla ben bu türban meselesinde laikçi kesimde yer almadığım için durduk yerde mağdur yaratmamak maksadıyla isim ve adres vermeden olayı anlatmayı tercih etmiştim. Fakat madem bir şüphe belirttiniz söyleyeyim. Olay İstanbul Başakşehir’de Başakşehir Tıp Merkezi adlı yerde geçti. Kahramanımız doktorun ilk ismi Nuray idi ama soyadını hatırlamıyorum. Fakat zaten orada başka dahiliyeci olmadığı için kendisini rahatça bulursunuz. Giderseniz benden de selam söyleyin. Lakin hangi gazeteyi imzalatacağınızı anlayamadım. Olay bir gazeteye falan intikal etmiş değil. Hürriyet Gazetesi bu olayın geçtiği yere 10 km kadar mesafededir. Üstelik benim de bu gazetede çalışan arkadaşlarım var. İsteseydim bu olayı rahatça büyütürdüm. Fakat ben bu işlerin gazetede haber yapılarak falan çözüleceğine inanmadığım için öyle birşey yapmadım. Bunlar kökeni derinde yatan toplumsal sorunlar. Çözümü de zor. Tartışa tartışa ancak birkaç kuşakta çözülebilecek sorunlar bunlar. Onlar çözüldüğünde de yerini başka sorunlar alacak. Yani öyle sorunsuz bir toplum diye birşey mümkün değil. Önemli olan bu sorunları demokratik bir ortamda tartışmasını bilmek. Maalesef basın bu konuda hiç yardımcı olmuyor. İşleri güçleri ortamı germek. Haberleri kendi pozisyonlarına göre eğip bükmek. Fakat bunu yapan sadece Hürriyet mi? Diğer kampın gazeteleri de aynı şeyi yapmıyor mu? Mesela ben şu olayı tutup da Zaman Gazetesi’ne iletsem sizce nasıl bir tepki alırdım? Bunu bir düşünün isterseniz…
2. resmin böyle bir patlak vereceği kaçınılmazdı zaten…

yanlış hatırlamıyorsam daha evvelde “manyakadam” buna benzer birşeyden dolayı serzenişte bulunmuştu
ayrıca havuç siyasi simge mi ?
ekodok, keske bu bilgileri ozel bir e-posta ile yollasaydin..
Secedo,
Bence çok erken ve dikkatsiz hareket etmişsiniz.
Ekodok sadece bir olayı aktarıyor ve bir ihtimale işaret ediyor. Kaldı ki mesajında
demiş. Dolayısıyla sizin kendisine laf anlamaz bir Hürriyet okuru muamelesi yapmanız uygun düşmemiş. Kaldı ki; bu olayın türbandan bağımsız birşey olma ihtimaline işaret ettik.
Öte yandan bu tür olaylar neden olmasın? Bir arkadaş yukarıda hastanın ve doktorun seçim hakkından bahsetti, bu çerçevede mümkündür.
Ahmet,
Bence iyi oldu, en azından bu tür muamelelerin mevcut olduğunu bizzat yaşayan birinden öğrenmiş olduk. Kendisi ne yaptığını iyi bilen akil bir insandır, bu katkısı için teşekkür etmek lazım.
Aslında aklıma şu da geliyor. İlerici, çağdaş vs. bir erkek doktor da başörtülü hastaya bakmak istemeyebilir. Hatta bakarsa önyargı sebebiyle belki eksik, yanlış bir tedavi uygulama ihtimali de olabilir. Tersten bakarsak, dindar bir doktor da yakasında CHP rozetiyle gelen bir hastaya bakmak istemeyebilir. Sanki “acil durumlar ve alternatifsizlik” dışında bu normal gibi geliyor bana. Ekodok’un örneğinde bir alternatifsizlik var ama anlaşıldığı kadarıyla orada kendisi erkek, doktor kadın olduğu için bir problem yaşanmış. Bir dahiliye uzmanı doktorun bu davranışı pek akla yakın değil.
Üroloji ile ilgili de bir şey aklıma geldi. 2004 yılında şu denirken:
2006 yılında tarihe geçme işi gerçekleşmişti: http://www.medimagazin.com.tr/haber_41218.html
Kısaca, hasta-doktor ilişkilerinde hipokrat yemini, etik, profesyonellik dışında başka faktörler de hem doktor hem hasta açısından önemli galiba.
Ahmet Bey,
Gerçi Fethi Bey benim yerime güzelce cevap vermiş ama ben de düşündüklerimi söyleyeyim. Ne fark eder? İki kişinin bildiği sır değildir diye bir laf var. Bu bilgileri Secedo’ya özel postayla göndersem gizli kalacağı ne malum? Hem belki de Secedo bizzat Hürriye muhabiri falandır, olamaz mı?
(Bana yalancı imasında bulunarak daha fazla açıklama yapmaya sevk ederken gazetecilerin “zarf atmak” dediği tekniği uyguladıysa helal olsun). Burada birbirimizin samimiyetine güvenerek fikir alış verişi yapıyoruz. Başıma gelen olayı anlatmamın nedeni bu tartışmayı soyuttan biraz somuta indirgemek. Buralarda cevval bir muhabir var ise ve bu bilgileri kullanarak araştırma yapmaya girişirse de birşey olmaz merak etmeyin. Nasıl olsa Hürriyet yine konuyu abartarak haberleştirir, Zaman da bu abartılı noktaları tesbit edip haberi çürütür. Gözümüzü bir tarafta olanlara açıp öbür tarafta olanlara kapattıkça böyle tartışmalar için de boğulup gitmeye devam ederiz.
Bu arada tartışma bu noktaya gelince geçen ay yaşadığım bir başka olay aklıma geldi. Belki yine birisi yer ve zaman ister, vereyim. Olay 27 Ocak Pazar günü Zonguldak’tan İstanbul’a gelen Varan otobüsünde, İstanbul içinde, Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçerken yaşandı. Arka sağ çarprazımda türbanlı, iki çocuklu, halinden ev kadını olduğu izlenimini edindiğim bir bayanın cep telefonu çaldı. Otobüsteki görevli daha duruma müdahale edemeden tam arkamda oturan bir başka bayan bu türbanlı bayana verip veriştirmeye başladı. Tabii işin içine türbanı, cehaleti falan katmayı da ihmal etmeyerek. Daha arkama bakmadan bu ikinci bayanın nasıl bir tip olabileceğini tahmin etmiştim. Yanılmamışım. Platin sarısı boyalı saçlı, 50 yaş civarında, emekli memur izlenimini veren bir bayandı. Benim ters ters bakmamın bir etkisi oldu mu bilmem ama ben arkama döndükten sonra tartışma kesildi. Kesilmeseydi müdahale etmeye kararlıydım.
Bunlar çevremizde yaşanan sıradan olaylar. Bunların yaşanmış olduğuna inanmayanlara da ben şaşıyorum. Bu tür olaylara şahit olmayanlar ya evlerinden hiç çıkmıyor ya da önlerinde cereyan eden bazı olaylara gözlerini kapayıp bazılarına açıyor olmalı. Ben başka izah tarzı bulamıyorum.
Ekodok bey,
Bu olayı Zaman’a sızdırsak iş çıkar, malum kendisi Hürriyet’in farklı bir versiyonudur. Gerçi köşe yazarı olarak kıyaslanmaz ama haber saptırmada mahirdir.
Bir de bu otobüsteki cep telefonu meselesine kızarım. Hangi çağda yaşıyoruz, cep telefonu otobüse ne zarar verecekmiş, külliyen yalan. Benim bindiğim tüm otobüslerde şoförün telefonu açık olur. (Tabii benimki de). Bu saçmalığa birinin çıkıp dur demesi lazım. Bir ara Mercedes açıklamıştı galiba öyle birşey yok diye. Hatta bizim memleketteki bir otobüs firması “otobüslerimizde cep telefonunuzla rahatça konuşabilirsiniz” diye kampanya yapıyordu.
Ekodok Bey sağlam tespitler yapmış.
Davamız zarar görmesin, mücadelemiz zayıflamasın zihniyetinin bir sounucu bu gözümüzü bir tarafa kapatmak.
Gözleri ve kalpleri mühürlenmiştir. Allah gözümüzü görür, kulağımızı duyar eylemeye devam etsin.
Fethi Bey,
Haklısınız. Buradaki uyarı cep telefonlarınızı kapatın değil, sessiz konuma getirin şeklinde olmalı.
ekodok: olayi en basta anlattiginizda dogrulugundan suphe etmemistim. Iyi de oldu anlattiginiz. Ama hanim doktorun davranisini da garipsemedigimden isim-yer bilgilerinin yarasiz olacagini dusundum. Nihayetinde sizin karariniz, ben fazla paranoyak davrandim.
FST: zaman gazetesi internetten takip ettigim iki gazeteden birisi. Genel olarak memnundum. Ama gazeteye gecen gun Hz Muhammet’in wikipedia bilgileri ile ilgili habere yazdigim yoruma saniyorum sirf islerine gelmedigi icin yer vermediklerinden kirginim. Ayrica habire aralara serpistirilen alakasiz Fethullah Efendi yazilari da bence gazetenin ciddiyetine zarar veriyor. Hurriyeti pencere silmek icin bile almazdim tabi, o ayri.
Ben soba tutuşturmak için pazarları alırdım eskiden, kalın oluyordu.
Zaman potansiyel avantajını manasız hareketlerle çoktan kaybetti, Muhafazakar kesimin Hürriyetimsi gazetesi haline geldi. Şu an Taraf iyi görünüyor, onun da web sitesi yok.
Zaman potansiyel avantajını manasız hareketlerle çoktan kaybetti, Muhafazakar kesimin Hürriyetimsi gazetesi haline geldi.
Fethi Bey,
Muhafazakar kesimin Pravdası var zaten, Yeni Şafak. Zaman da o yolda. Ben bu gazeteyi internetten takip ediyorum. 90′larda abonesiydim. O zamanlar delikanlı bir İslamcı çizgideydi. Bosna Savaşı sırasındaki hassasiyetleri unutulmaz. MFG ABD’ye hicret eyleyince çizgi ABD’ye kaydı.
Gerçek Hayat ve 8sutun’u tercih ederim.
Taraf da Kürtçülük vurgusu çok yapılıyor. Neredeyse her manşeti Kürtlerle dolaylı ya da dolaysız ilgili.
Bir de bu gazete kampuste öğrenci indirimi yapmıyor.(Cumhuriyet, Radikal, Birgün, Milliyet yapıyor da)
Zaman demişken linkini vermeden geçemeyeceğim:
Alev Alatlı’ya sansür
MFG ABD’ye hicret eyleyince çizgi ABD’ye kaydı.

konuya gönderme yapanlardan sevgilerle …
İşte tehlikenin geldiği nokta
altınada sakalsız kardan adam idama mahkumdur diye belirtilmiş sitede…
aslında iyi malzeme
aslı varsa ekrem dumanlı bu olayı gazetelere servis eden profesör doçente şöyle bir mail atmış,
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=129034
halbuki bir kaç gün önce şöyle bir şeyden müşteki idi;
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=651254
Aslı olmadığı besbelli de, benim anlamadığım Metin Boşnak isimli akademisyenin bu gülünç mesajı nasıl ciddiye alıp da cevap yazdığı.
Heh, bu islerde kendi aramizda kullandigimiz kesinlikle guvenli olmayan e-mail filani nicin guvenli olmadigini, guvenlisinin nail olacagini anlatmak icin cok buyuk bir gayret gostermeden normal ahali icin de kullanilir hale getiren bilgisayarcilarin hatasi var. (Hayir devlet her seyi kaydetsin, emniyet baksin degil bunun caresi, ‘imza’ kullanmak mumkun bu islerde, ‘imza’ olmayan mesaji okumamak/gormemek de). Kac kisiye e-mail hesabi verirken ‘bu kesinlikle guvenli degildir’ diyerek veriyoruz?
Boşnakların çoğu Sırp asıllı Müslüman zaten.
Bülent bey, ilk cümleniz baskı kurmak yolunu açıyor. Neden birinin türban takması başkasını ilgilendiren birşey olmasın ? bir kadının erkeği ellemesi de bir inanç netice de, siz o halde neden o innaçla ilgileniyorsunuz ? hizmeti aksatacağı için değil mi ?
aynı şekilde bir doktorunun türbanlı olmasında hizmeti aksatacağı yönünde 50 tane neden sayabilirim. zaten avrupa birliği kararı bu hassas noktada düğümleniyor.
ben defalarca yazdım ama birkez daha yazarım. Kimsenin zorla kendi dini anlayışı ile başkasının alanına girmeye hakkı yok.üseteli bu sadece türban bağlamında değil.
İlk cümlenizle hangi dini yaklaşımın hizmetin aksatacağına dair hüküm veren tek uzman oluyorsunuz ? Bı referans noktasını kapmak olur, o zaman neden siz ? neden sizin referans noktanız ?
ikinci cümleden sonraki tüm cümlerinize katıyorum ancak bu ilk cümleye geri dönmek zorunluğumuzu ortadan kaldırmıyor.
türbanla ilgili senin hiç bi sorunun olamaz birader kabullenilmiş bişeye sen ithiraz edemesin?
ve yasak kalktı:
YÖK: Rektörler başörtülüyü alacak
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=302196
yök başkanı genelgeyi yayınlamış ve yasakçıları uyarmış;
kanunları eğip bükmeden uygulayın,yasak kalktı diye..
yeni başkanı özgürlükten yana koyduğu net tavır ve cesaretinden dolayı kutluyorum,
yasakçıların her türlü çamura yatmasına karşı merdoğlu mert olduğunu gösterdi..
helal olsun..
bu haber son darbenin (28 şubat) akla zarar kalıntısını kaldırması açısından önemli,
darısı bir önceki darbenin 12 eyülün akla zarar anayasasını başına diyelim..
yasakların destekçileri bir kere daha neyi desteklediklerini düşünsünler..
Sadece benim gorduklerimle, son 4-5 ay icersinde 100′e yakin ayni cumle ve manalardan olusan yazilar yazdiniz KNZ hanim. Inanin merak icindeyim; sayet yarin obur gun toplum saf laik olsa, kamusal alanda herkes tek tip giyinse ve aksi hali icin hicbir basvuru olmasa siz ne yapacaksiniz.
Secedo,
Bakalım Bülent bey bayrağı alacak mı yoksa akıllılık edip kaçak mı güreşecek. Biz şimdilik rahatız, biraz dinlenebiliriz:
Hmm. Fethi bey, pekiyi.
Knz hanim,
Bülent bey, ilk cümleniz baskı kurmak yolunu açıyor. Neden birinin türban takması başkasını ilgilendiren birşey olmasın?
Doktor olarak nicin ilgilendirsin? Kaldi ki, hastanin ‘bu doktoru begenmedim’ demesi o doktorun hasta secmesinden kolay olabilir/olmali. Burada olan o degil tabii, doktor seciyor. Hangi baskidan bahsettiginizi tahmin etmeye calisayim. Acaba, mesela, doktorunun basinin acik olmasini arzu eden bir hastanin, her doktorun basi kapali oldugu bir yerde ‘ilgilenmeyiver sen de, baska doktor yok sana’ lafini isitmesini mi dusunuyorsunuz? (Bunun tersi de mumkun tabii.) Baski algisi olabilir oyle durumlarda, ama cok da ustune gidilecek birsey gormuyorum ben. Yani Ekodok beyin anlattigi durumda hir cikartsa hak verirken veya arkasinda dururken, bu tahayyul ettigim ‘baski’ durumunda, ‘bana ne? sacma biraz’ derim gibime geliyor. Doktorluk acisindan bir kusur, hastaya kotu davranma filan olmadigi surece bu boyle. Mesela ben erkeklerin kupe takmalarindan da hazzetmem pek, ama ‘burada herkes kupeli yahu’ diye kendisini baski altinda hisseden hastaya da iyi senin gibi cok varsa belki biri kupesiz adam calistiran hastahane acar demekten ileriye gitmem.
Diger taraftan iki memlekette de ozel sirkette kendi idarem altidaki personeli kupeyle musteri karsisina cikartmadim hic. Bu bizim musterinin karsisina cikilacak kilik degil deyip cikarttirmisimdir. Ben devlet degilim tabii.
Diger taraftan buranin nasil bir yer oldugunu biliyorum, yani is basortusu degil de erkekte kupe olsa soyledigim mantik orgusunun aynen uygulanabilir olmasina ragmen devletin cikarttirmasina pek ses eden olmaz. Ara sira konusulan tam serbesti fikrini anlamama ragmen, bu acidan uygulanabilir bulmuyorum ve cok konusmaya deger bulmuyorum. Yani aldigim pozisyonu ‘baslarin ortulebilmesi cok fenadir, felakettir’ diyenlere karsi alinmis bir pozisyon olarak dusunebilrisiniz, ‘tam kiyafet serbestisi olsun’ taraftarligi degil.
Sunu da ekleyeyim, bizim bu aksakliklari kurallar icinde halledip icabinda hizmet etmeyen personeli ve onlari oraya sokani isten cikartacak bir duzenimiz ve personelimiz oldugundan emin degilim. O farkli bir konu ama aslinda kurallar konusunda konusulanlar havada kalmayacaksa eninde sonunda kurallari iyi uygular hale gelmemiz gerektigini dusunuyorum. Korkuldugunu sandigim dini/cemaat aidiyetinden dolayi kayirma, acik/bagimsiz personele baski, dolayisiyla devleti ‘ele gecirme’ islerini ancak bu duzeni isleterek engeller ve korkulmaz hale getirebiliriz diye dusunuyorum. (Bu arada maksadi kotu olanla, sadece sahsi aidiyeti olani da ayirmis oluruz tabii.)
bir kadının erkeği ellemesi de bir inanç netice de, siz o halde neden o innaçla ilgileniyorsunuz ? hizmeti aksatacağı için değil mi ?
Ellememek demek istediniz herhalde. Inancla dini inanci kastediyorsaniz, ateist veya agnostik (ve basi acik) doktorlar da ellemek istemiyor olabilirler. Inanca atifta bulunmadan, sizin de soylediginiz gibi, sadece hizmetin aksayip aksamadigina bakarak bu kararlari vermek mumkun.
Bir insan X isini yaparken A hareketinde bulunacaksa, ve o A’yi yapmiyorsa o X isinde calismamali, calisiyorsa da isini kaybedebilmeli. Niye A’yi yapmiyor diye her sebep icin ayri kategoriler acmak gerekmiyor bunu soylemek icin.
aynı şekilde bir doktorunun türbanlı olmasında hizmeti aksatacağı yönünde 50 tane neden sayabilirim.
Nedir bu sebepler? Doktorluk yapmak icin sac gozukmesi gerekmiyor ki? Ortuyorsa Y sekilde davranir diye, elli tane davranis sekli sayabilirsiniz belki. Ama o cumleden ‘ortuyorsa’yi kaldirip o Y sebeplerden dolayi o iste barindirmamak da mumkun olmali. Degil mi?
İlk cümlenizle hangi dini yaklaşımın hizmetin aksatacağına dair hüküm veren tek uzman oluyorsunuz ?
Dinden bahsetmedim ki? Bir insan isinin geregini yapmiyorsa, o iste isdihdam edilmez. Bu zor degil. Ha yapmayacagini bile bile ‘yaparim’ diyerek girdiyse, o zaman cikartildigi zaman da ‘benim esas yapmama sebebim dokunulmaz inanca dayali bir sebepti, cikartamazsiniz’ demesinin faydasi olmamali. Sigir mezbahasinda kasapligi sigir kesmeyecek insan yapamaz, sebebinin Hinduluk olmasi birseyi degistirmiyor.
zaten avrupa birliği kararı bu hassas noktada düğümleniyor.
ben defalarca yazdım ama birkez daha yazarım.
Ben o karari zamaninda okumustum, boyle birsey hatirlamiyorum. Yani isi duzgun yapma noktasindan gitmiyordu.
Bı referans noktasını kapmak olur, o zaman neden siz ? neden sizin referans noktanız ?
Referans noktasi is tarifi, ben degilim. Is tarifi basi acik doktorluk veya ne bileyim basa tuy takarak doktorluk olsa idi (ki boyle ozel hastahaneler olabilir) sokamayiz basi kapalilari buraya diyene birsey demezdim. Devlet de fesmekan bu ise alinir ama keyfinden degil inanci yuzunden su ve bu kisimlarini yapmayabilir derse ona da genelde karsi cikarim. (Hamileligi onleyici ilac vermeyi reddeden Katolik eczacinin devlette eczacilik yapmasina isini eksik yapmasinin sebebi inanc oldu diye musamaha edilmesine taraftar degilim mesela. Ozelde durum daha degisik, ama yine de bir ruhsat meselesi var.)
Kimsenin zorla kendi dini anlayışı ile başkasının alanına girmeye hakkı yok.üseteli bu sadece türban bağlamında değil.
Bu ne demek anlamadim. Zorlama nerede?
bülent bey, ben sanki saçma sapan yazarmışım, allah size sabır versin havaların da bir nevi psikolojik püskürtme olduğunu biliyorum( bilinç dışı olsa da)
ben çok savaşlardan geldim, beni zırnık etkilmez. Burada yazacağım cevabın alt yapısını büyük oranda AIHM kararlarının yorumlanması oluşturuyor. kafadan konuşan yarı meczup olarakalgılanmak hoşuma gitmez. ittihatçı özgürlükçü bir yaklaşımdan ziyede, akılcı ve yorumlayıcı olmaya çabalıyorum.
vakit bulur bulmaz cevabımı yazacağım. teşekkür ederim
Knz hanim beni ikna icin AIHM kararina bakacaksaniz, onun dayandigi belgeyi (Avrupa Konvansyonu + ek protokoller) herseyin dogrusu olarak gormedigimi de pesinen soyleyeyim. Gayet tabii gecerli hukuk acisindan onemlidir onu konusmak, ama ‘dogrusu budur’ diye yaklasmak, tekrar soyleyeyim beni ikna etmek istiyorsaniz calisacak bir yaklasim degil.
bülent bey, ben sadece fethi beyin yaklaşımına bir tepki verdim. sanıırm tepki içerek ifademi anlamıştır.
merak etmeyin AHIM den medet umacak değilim. Hiç kimseyi ikna etmeye çalışmam, kendi fikirlerimi olgunlaştırmaya çalışıyorum. bunun için çaba gerekiyor.
cümlenize neden diye itirazım olmuştu. sizin itirazınız üzerinden devam edeceğim.
Sorun hastanın bir doktoru beğenmedim demesi kadar kolay değil. Hastayı tek başına mükkememl olarak da tanımlamayın. Hastanın doktoru doğru algılması söz konusu.
Doktoru takıntıları, sevdikleri , sevmedikleri ile kompleks bir şeklide algılması meslek
duyarlığına terstir.
Haber spikerlerinin düz ve sade olması gibi birşey bu. Micahengo tablosu güzel olabilir ama hastahane duvarlarına asılmaz., bir doktorun türban takması kötü bir meslek yeterliğine sahip olmaktan öte bir anlam taşımaz. Kendine hassas bir insandır.
İşini kafasını mesleğine verip, sadeliği seçmemiştir.
Siz burada nasıl erkek hasta ellemeyen bir kadın doktoru meslek yeterliğinin yoksunluğu ile eleşitrebildiniz. Bunu nasıl yapabildiniz.
Hastalar genellikle bir doktora negatif duygu ile yaklaşmaz. Türbanlı bir doktorun Pozitif duyguyu din ekseninde oluşturması ise, mesleğin ona sağladığı insana yaklaşma yetisini kötüye kullanmaktan başka birşey değil. Bir doktor din satıcısı olmayı kendine yedirmemeli. Türban doğrudan dine bağlantı yapıyor. Bir dinin eski bir mezhebinin yorumunu temsil ediyor. Bu temsilin dışarda grupları vs var.
Hassasiyet odağı kendi üzerinde çöreklendirmez. sabredin devam ediyorum.
erkeklerin küpe takması din ve vicdan özgürlüğü altında tartışacağımız bir konu değil.
Üstelik küpe takan yargıç varsa bunu davaya girerken çıkartıyor. öğretmenler de aynı duurm söz konusu. akşam tiyatroya giderken takıyor. Fakat sadece din( bana göre kötü yorumları) insanlarada takıntılı baskılar oluşturuyor. Bu gerçek.
Devlet olmamanız sizi üstün ve hak sahibi kılmaz ki. Günümüz sistemi kölelik sistemini aştı. siz anayasada olan bişeyi uygulamış oluyorsunuz, toplum düzeni ve uzlaşma gibi bazı gerekçeler kullanıyorsunuz. fakat yine yazacağım, bu dediğiniz örnek te din ve vicdan özgürlüğüne girmiyor.
ben felakete inanmıyorum. çünkü bu kazanım başörtüsü kızların başını göğe erdirmeyecek. bunu erkek tarafı biliyorlar ve korkudan alev alatlıya zaman gazetesi sansür uyguladı., naçizane ben bu durumu daha önce yaşamıştım.
ben sadece doğru olamayn bişeyi anlatmaya çalışıyorum. İsterse bir tek türbanlı doktor olsun, mesleği yaparken sadeliği seçmeli.
diyasi açıdan doğru dedikleriniz. doğru yani. bu meslek kurallarını hatırlatmama engel olmaz değil mi ?
bir kadının erkeği elleme-me-si de bir inanç netice de, siz o halde neden o innaçla ilgileniyorsunuz ? hizmeti aksatacağı için değil mi ?
ateistin dini referansı yok ama. işte din ve vicdan özgürlüğü burada sizi bağlıyor.
çünkü bir eylem yapan kişi bunu vicdani ve ilahi bir nedenle böyle yaptığını söylerse sizin eliniz kolunuz bağlıdır. Küpeliye küpesini çıkartmasını söylersiniz ama başörtülünün geçiş üstünlüğü olur. çünkü innaç der. inanç toplumda geçiş üstünlüğü gibi kullanılmaya başlandığı anda; ki türbanla böyle olmuştur ondan sonra akıl yürütmenin mümkün değil. Hukukta kıyas diye bişey var. biz başörtülünün innacını tanıyoruz ama senin innacını tanımıyoruz diyemezsiniz. O zaman başörtülüye selam durulacak bir ortamı hazırlamış olursunuz.
cevabım yukarda söylediğim gibi kıyastır. türban ve hasta ellememek şeklinde iki
ayrı inanç varsa, siz neden diğerine değer verip öbüürne vermiyorsunuz ?
günümğz hukuğunun böyle bir yetkisi yok üstelik. yani ulemaya gidip sormazlar onlar.
Başbakanın danışmanlarının çok kötü olduğunu söylebilirim sadece, ulemaya sorsunlar sözü bizi küçük düşürdü.
aynı şekilde bir doktorunun türbanlı olmasında hizmeti aksatacağı yönünde 50 tane neden sayabilirim.
o yapıyorsa başkası yapacaktır. doktorluk sadelik gerektiriyor. yalın olmak, ve hasta ile
hiç bir şekilde innaç bağlamında ilişkiye girmemeyi gerktiriyor.
doktor hasta taleplerini karşılar. hasta hastanaye imma istiyorsa çağırır, veya satanist
grup lideri istiyorsa onu da çağırır ama asla kendisi dini anlamada ilişkiye girmez.
yani başörtüsü ile işin gereğini yapamıyor diyorum.
hassasiyettir bu. bülent bey, ben sadece daha önce düşünmeye başladım. yoksa aynen sizin gibi düşünüyordum.
şimdilik neolacak devam ederiz gerekirse. anlamak ve anlaşılmak çaba gerektiriyor.
Knz hanim,
Doktoru takıntıları, sevdikleri , sevmedikleri ile kompleks bir şeklide algılması meslek duyarlığına terstir.
Burada varmak istediginiz yeri anliyorum galiba. Dinden uzak bir ornek verelim, temiz ama eski yipranmis seyler giymis bir doktorun hastanin karsina ciktiginda ayni kiligin yenisini giyenin yarattigi izlenimden farkli bir izlenim yaratmasi gibi birsey mi demek istediginiz? Bu iyi bir soru aslinda. Yani benim ozel sirkette isle alakasi olmamasina ragmen kupeye karismamin sebebi musterinin kupeli adamdan rahatsiz olmasi. Ayni sey basortulu doktor icin niye gecerli degil mi demek istiyorsunuz? Temiz, ilkeli cevabini ben bilmiyorum bunun. Boyle bir rahatsizlik olup olmadigini bilmiyorum yalniz.
Haber spikerlerinin düz ve sade olması gibi birşey bu. Micahengo tablosu güzel olabilir ama hastahane duvarlarına asılmaz., bir doktorun türban takması kötü bir meslek yeterliğine sahip olmaktan öte bir anlam taşımaz.
Nicin? Birinci sinif bir doktor yarin basina birsey koyunca meslegini mi unutacak? ‘Meslek yeterliligi’nin anlami ayni degil ikimiz icin, o ortaya cikti.
Siz burada nasıl erkek hasta ellemeyen bir kadın doktoru meslek yeterliğinin yoksunluğu ile eleşitrebildiniz. Bunu nasıl yapabildiniz.
Niye yapamayayim? Yahut niye yapmamaliydim? Isi bu ama yapmiyor diye dusundum. Yatersiz oldugunu da bilmiyoruz, yapmiyor sadece. (Bunu basortusunden degil, ‘yapmam’ dmesinden anladik.)
erkeklerin küpe takması din ve vicdan özgürlüğü altında tartışacağımız bir konu değil.
Birsey mi degisecekti o kupe bir dine dayali olsa? Asil ayrildigimiz nokta bu bence, asagida daha iyi ornegi var.
Devlet olmamanız sizi üstün ve hak sahibi kılmaz ki.
Bu devletin ne yetkisi oldugu sorusune dayali birsey. Ben kucuk bir ozel isveren konumundayken (yani tekel filan da degilim) personelimin kiligina devletten fazla karisabilirim diye dusunuyorum. Nasil ki evime aldigim insana sokaktaki insandan fazla karisabiliyorsam, bu da oyle.
Günümüz sistemi kölelik sistemini aştı. siz anayasada olan bişeyi uygulamış oluyorsunuz, toplum düzeni ve uzlaşma gibi bazı gerekçeler kullanıyorsunuz.
Bunu anlamadim.
fakat yine yazacağım, bu dediğiniz örnek te din ve vicdan özgürlüğüne girmiyor.
Yukarida da farkettim bunu. Ayriliyoruz burada. O adam o kupeyi dini sebeple takiyor da olsa onemli degil. Yani ‘din’ olan birseye ozel ek ayricalik yok benim aklimda, bu durumda konustugumuz konu icin gerek de yok. Bu onemli bir fark. Benim simdi aldigim pozisyonu almak sart degil, ‘din’i ozellikle koruyan bir ilkeden de gidilebilir (ki gidenler var, dunyada ornekleri de var) o zaman sonuclar farkli cikar (ama dolandirici da yaptigi dolandiriciliga din deyip vergi avantajindan ek ihtimama kadar herseye kavusuyor o zaman mesela, bkz. Scientology).
ben felakete inanmıyorum. çünkü bu kazanım başörtüsü kızların başını göğe erdirmeyecek.
Bana da oyle geliyor. Mesele basin goge ermesi degil tabii.
ateistin dini referansı yok ama. işte din ve vicdan özgürlüğü burada sizi bağlıyor.
Nicin baglasin? Dini sebebin diger sebeplerin uzerinde ek bir imtiyazi oldugu ilkesinden gitmiyorum ki?
çünkü bir eylem yapan kişi bunu vicdani ve ilahi bir nedenle böyle yaptığını söylerse sizin eliniz kolunuz bağlıdır.
Heh, hayir. (Bkz. yukarida dediklerim).
Küpeliye küpesini çıkartmasını söylersiniz ama başörtülünün geçiş üstünlüğü olur. çünkü innaç der.
Ben de ‘bana ne? o zaman bu isi yaptirtmam sana’ derim. (Ozel sektor durumunda. Ekodok beyin tecrubesinin vesile oldugu giyim kusamla alakasiz durumda ‘inanc’ demesi birsey farketmez, ‘gule gule’ densin diyorum zaten.)
inanç toplumda geçiş üstünlüğü gibi kullanılmaya başlandığı anda; ki türbanla böyle olmuştur ondan sonra akıl yürütmenin mümkün değil.
Ben de diyorum ki, bu ‘gecis ustunlugu’ isini ‘turban’ isinden ayri konusmak mumkun.
Hukukta kıyas diye bişey var. biz başörtülünün innacını tanıyoruz ama senin innacını tanımıyoruz diyemezsiniz. O zaman başörtülüye selam durulacak bir ortamı hazırlamış olursunuz.
Evet belki. O yuzden o kapiyi hic acmamak daha makul. Bu durumda acilmasi icin de bir sebep yok ortada.
türban ve hasta ellememek şeklinde iki ayrı inanç varsa, siz neden diğerine değer verip öbüürne vermiyorsunuz ?
Ben boyle birsey demedim. Yahut ne dediysem kastim bu degildi. Hasta ellememek ‘inanc’ degil, dogrudan yapilan (veya yapilmayan) isle ilgili birsey. Ben ek bir deger vermiyorum, isin tarifi o.
o yapıyorsa başkası yapacaktır. doktorluk sadelik gerektiriyor. yalın olmak, ve hasta ile hiç bir şekilde innaç bağlamında ilişkiye girmemeyi gerktiriyor.
Hah. Bu konuda sinifta kaldim o zaman. Bir defasinda Bangladesli Nasreddin (baska turlu yazilmis ama anladim ben) isminde bir agiz cerrahina yolladiydi benim discim beni. Adami agzima elletmeden besmele cektirtmistim. Ben yari korktugumdan, yari muziplik olsun diye yaptirtmistim adama onu, bir yandan da ‘lan adama bunu yaptirttin da ateist filansa agzina bicak sokacak adama eziyet ettin durup duruken’ demistim sonra. O hatira bir tarafa, dogru diyorsunuz, devlet memuru teblig, dini telkin filan yapamaz laik memlekette. Yine soyluyorum, bunlar kanunun pekala da karisacagi ve boyle seylere karisan peroneli pisman etmeye/uzaklastirmaya yarayacagi isler ama ortuyle ugrasmaktan bunlara sira gelmiyor.
şimdilik neolacak devam ederiz gerekirse. anlamak ve anlaşılmak çaba gerektiriyor.
Bizim konusmamizin veya anlasmamizin cok buyuk bir faydasi yok. Bakalim memlekette ne olacak.
yok tam tersi. ben büyük denizlerde yazmıyorum sırf bu yüzden. burayı zorla da olsa kullanıyorum, fethi bey bana iki farklı zamanda psikolojik baskı uyguladı ama özel sektör de olsa ringonun ahırı değil işte, söylemlerimiz biiz bağlar
neyse bıktırmamak için düşük viteste cevaplarımı verecğim. UMARIM İYİ BİR ÖRNEK OLURUZ.
teşekkür ederim
bugünün en keyifli haberi galiba bu.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=302485
yorumlar haberden de güzel
Doktoru takıntıları, sevdikleri , sevmedikleri ile kompleks bir şeklide algılması meslek duyarlığına terstir.
Burada varmak istediginiz yeri anliyorum galiba. Dinden uzak bir ornek verelim, temiz ama eski yipranmis seyler giymis bir doktorun hastanin karsina ciktiginda ayni kiligin yenisini giyenin yarattigi izlenimden farkli bir izlenim yaratmasi gibi birsey mi demek istediginiz? Bu iyi bir soru aslinda. Yani benim ozel sirkette isle alakasi olmamasina ragmen kupeye karismamin sebebi musterinin kupeli adamdan rahatsiz olmasi. Ayni sey basortulu doktor icin niye gecerli degil mi demek istiyorsunuz? Temiz, ilkeli cevabini ben bilmiyorum bunun. Boyle bir rahatsizlik olup olmadigini bilmiyorum yalniz.
hristiyanlığın kökeninde din adamları sınıfı olduğu için, bu sınıfın vicdanlara baskı kurmak yolu ile girdiği alanlardan bir tıp hizmetleridir. buna biz misyonerlik diyoruz.
Batı demokrasisi insan vicdanlarında tarafsız bir hizmet için rahibeliği ve din adamlığını tıp hizmetlerinden ayırmak için çok uğraştı. Bazı mesleki üniforma dediğimiz özel giyisiler aslında hasta ile sınırlarınızı belirler. onun özeline damadan düşer gibi, onun hasta durumundan yararlanarak girmeye hak tanımaz size. yani içeri girerken siz kendi özelinizle girme hakkınız yoktur.
yani ilke olarak, bu mesleği seçmiş kişi ile hasta arasında böyle bir mutabakat zaten demkrasinin geldiği bir nokta olarak insanlara sağlanmıştır. Bir rahibenin doktor veya hemşire olması bir din sınıfını temsil ettiği için önlenmştir. aynı şeklide uzun turuncu giysili dazlak bir budist rahibin acilde çalışan bir doktor olması benim özelime izinsiz girmesi anlamı taşır. Kişi hasta olduğunda mükkemel olmak zorunda değil, önyargısız olamk zorunda da değil. Burada fethi bey ilahiyat doktorası kadar bilgisinden bahsetmişti. Ona senin dinin sana, benim dinim bana sözünü hayata geçirebilmemiz için günümüz hukukun geldiği noktayı algılmasını bekliyorum.
Bu söz kesişmemyi ifade eder ve günümüz hukuk normlarının geldiği nokta budur.
müslümanı hristiyan misyonerlikten ayıran fark budur.
Bülent bey, benim adı mustafa olan anne babadan imam hatipli bir tanıdığım,din değiştirdi ve krisna’cılardan oldu. Birgün yemek yerken nasıl et yiyebiliyorsun bu vahşet
dedi. Biz lokantada onunla din ve vahşet hakkında uzun uzun sohbet yapabiliriz ama
benim ilköğretimdeki çocuğum okuldaki öğretmeninden etkilenip et yememeye başlarsa
veli gider şikayet eder. AIHM şikayeti bir insan hakkı olarak algılıyor. Veliye neden şiakayet ediyorsun, hoşgörülü olsana demeiyor. ( islami terminoloji aynı ifadeyi yazayım, veli senin dinin sana, benim dinim bana hakkını kullanmak istiyor)Belki o öğretmen bundan hiç bahsetmedi. bahsetmesi gerekmiyor. Çünkü yaptığınız iş gereği siz sınıfta özel bir etki alanı yaratıyorsunuz. Duruşunuzla yaratıyorsunuz. Bu etkiyi kötüye kullanmak hakkınız yok. iyi niyet yeterli değil.
vakıf gurebada türbanlı bir doktorun hırs ve öfke dolu bir fotoğrafını gördüm. insan olarak anlayamadığı için öfke yansıması vardı. çünkü bu toplumun ne aydınları, ne siyasileri anlayamıyor ve anlatamıyor. İçimizde taşıdığımız faşizmden dolayı bizler böyle toplumuz. Ben bu faşizmin izlerini fizikçi nikli arkadaşın derin düşüncelerde, akp liberllerini kaybetmemli başlığı yazısında gördüm. Birbimize ayna olursak kendimizdeki
eksiklikleri fark ederiz. Fizikçi kardeş bukadar yazdığım yazının içeriğini mikimause dini
diye alaya alıyor. Bu en azından statükocu, eski, demode düşüncelerin ürünü. Bu
insanların fark etmesi lazım. adım ayşe fatma olur, 20 yıl türban takarım ama bir anda din değişitrmem de mümkün. Artık dinden döneni öldürün, dövün komutları eski kitaplarda kaldı. Eski tarz gettolaşma artık ingilter şatolarını bile yıkmak üzere.
italyada azınlığız( yani oraya göre mikimause), türkiyede değil ama aynı hukuki süreçe tabiyiz. aynı insanız ve aynı insan haklarına tabiyiz.
bülnet bey, benim yazdıklarım sizin verdiğiniz küpe takan erkek örneğinden çok farklı.
valla İŞ hukuku evime aldığım insan gibi dedirtmez size
allahtan küpeliler makul kişilermiş.
o bir moda. onu başka bağlamda konuşmak zorundayız. bu pragrafı bir öneceki pragrafla hiç karıştırmadan okuyun. Eğer küpeli kişi sizle takışsa, sizi iş hukukuna aykırı davranmaktan şikayet etse, sizin işveren olarak kendinizi savunma alanınız farklı.
sizin durumunuz daha zor olurdu
Şaka bir yana, erkeklerin küpe takması din ve vicdan özgürlüğü altında tartışacağımız bir konu değil. küpe dine dayalı olsa bişey mi değişecekti diyorsunuz ya, bizim algımız değişecekti ve o küpeli insan jaopnyadaki küpeliden farklı olacaktı. şu anda küpe insanları ayırt edici bir özellik olmadığı için din ve vicdan alanına girmiyor. Kişi o küpeyi takmazsa ceheneme gidecek değil., dediğim gibi burası başka bir alan. Bunu keyifli başka bir zaman da konuşuruz.. ama bişey anlatmadan edemeyecğim. ben almanyada sadece kısa bir süre bulundum. o toplumu bilmiyorum. bir gece yarısı almanyada metroda beklerken oraya bir grup dazlak geldi. şimdi biliyorsunuz erkeklerin saçı dökülebilir, erol mütercimler gibi alman olamyan dazlaklar vardır vs. o anda onları ırkçı olarak algıladım. tek başına erol mütercimleri görsem hiç farketmezdim. veya danny Davito çok sevimli bir dazlaktır.
bunlar akssesuarları olmayan dazlak, belki beynimiz ordan ayırt ediyor.
hayatımda çok dazlak gördüm ama bir grup halinde onları gece ve almanyada , akssesuraları ile birlikte görünce ile kez hayatımda peron çizgilerin yamulduğunu gördüm, arkadaşım yüzümün bembeyaz olduğunu söyledi. Kişinin neyi nasıl algıladığı sorgulanamaz. ben önyarılı olablirim ama bu beni bayılacak noktaya getiren bir etki olduğunu ortadan kaldırmaz. benim algılmamın o insanlar bana zarar vermedikleri sürece, o insanların peronda keyfince eğlenmesine engeli olmaz. Kaba saba sesler çıkarabilier,akssuarları vardır. Ama ben bu bütün bu algının kapının önündeki poliste yansımasını istemem. dediğim gibi bu konu çok farklı başka bir ortak yaşam problemi.
gene şunu ayırmak lazım, fethi beyin yaptığı gibi din ve vicdan alanına george wasinthton, atatürk vs, koyamıyorsunuz. HİÇBİR DEMOKRATİK ÜLKEDE İDN MİLLİ BİRLİĞİ TEMSİL ETMEZ. Ama bayrak, lider vs eder . yani son iki paragraf diğer yazdıklarımdan farklı.
Haber spikerlerinin düz ve sade olması gibi birşey bu. Micahengo tablosu güzel olabilir ama hastahane duvarlarına asılmaz., bir doktorun türban takması kötü bir meslek yeterliğine sahip olmaktan öte bir anlam taşımaz.
yukarda yazdığımın ışığında yeniden yazacağım. Meslek insan ilişkisi olunca, bir oto tamircisi gibi olamıyor. sizin o kişiyi nasıl algılandığınız da önemli ve meslek sizi o algı alanında zorlamaya girme diyor. polis veya hukukçu, öğretmen veya tıp hizmetleri böyle mesleklerdir. yani şikayet konusu alana hiç girme demek bu.
onun için bu insanlar üniforma giyer.
gelelim sizin dişçi koltığu hikayesine,
Bengaldeşli doktora besmele çektirmeniz ona eziyet olmamalı. siz hastasınız. bir doktor hastayla aşık atacak değil. hasta olgun olmak zorunda değil ama doktor olgun olmak zorunda. Eğer belçikalı karkatürist hasta olsaydı,siz doktor olsaydınız, muhammed peygambere söver miydiniz ? en azından bunu sorun etmeyecek bir kafa yapısında olmanız gerekiyor. çünkü siz o anda siz değilsiniz, işinizi yapıyorsunuz. İşiniz de o insanla aşık atmamayı gerektiriyor
Bir o fotoğraftaki öfkeli kadın doktora anlatsa bunları..
keşke… bu boyutta tartışılmıyor. tahamül edemediğim için tv kapattım ben.
bülent bey en azından sizlerin bir sorumluğu var.
Knz hanim,
hristiyanlığın kökeninde din adamları sınıfı olduğu için, bu sınıfın vicdanlara baskı kurmak yolu ile girdiği alanlardan bir tıp hizmetleridir. buna biz misyonerlik diyoruz.
Bundan emin degilim, belki tek olmasa da baskin orgutlu guc oldugu icin bulasmis da olabilir. Yoksa herkesin ister istemez Hristiyan oldugu yerde niye misyonerlik yapsin ki? Baska sey olmayi hayal dahi edemeyecek bir nufusa baski yapmaya luzum yoktur herhalde.
Batı demokrasisi insan vicdanlarında tarafsız bir hizmet için rahibeliği ve din adamlığını tıp hizmetlerinden ayırmak için çok uğraştı.
Bunun tarihini bilmiyordum ben.
Bazı mesleki üniforma dediğimiz özel giyisiler aslında hasta ile sınırlarınızı belirler. onun özeline damadan düşer gibi, onun hasta durumundan yararlanarak girmeye hak tanımaz size.
Iste bu kismi anlamiyorum. Yani, ‘bu doktor da basini bagliyormus iste’ deyip gecilebilir birsey oldugunu dusunuyorum. Olmuyorsa, cok daha kapsamli problemler vardir onlarin hal yolu da baskadir diye dusunuyorum. Bati icin bahsettiginizi tartacak bir bilgim yok, ama din-toplum iliskilerinin tamami yeniden (ve sancili bir sekilde) duzenlenirken olmus olmasin o isler? Bakin biz milyar dolar butceli bir devlet kurumunun personeline tam gaz “bu Allah’in emridir” dedirtirken “ama burada olmaz” demeye kalkiyoruz.
yani ilke olarak, bu mesleği seçmiş kişi ile hasta arasında böyle bir mutabakat zaten demkrasinin geldiği bir nokta olarak insanlara sağlanmıştır.
Tamamen farkli dusunuyorum. Buyuk olcude devletlerden (dolayisiyla devlet duzeninden) bagimsiz calismis biri oldugum icin, insanlarin mal/hizmet alisverislerinde veya mesleklerini icra etmelerinde demokrasi filan demek aklima dahi gelmiyor. Nedir iste, bir tarafiniz bozulur, anlayan insana gidip tamir ettirirsiniz gibime geliyor. Isin ticari tarafini asan bir insani tarafi oldugunun farkindayim da o da tamamen insanlar arasinda gibime geliyor.
aynı şeklide uzun turuncu giysili dazlak bir budist rahibin acilde çalışan bir doktor olması benim özelime izinsiz girmesi anlamı taşır.
Bana oyle gelmiyor. Iyi doktor ve dahasi iyi insan mi ondan haber verin derim yururum. Diger taraftan dini aidiyetini belli edecek bir kilik kiyafet icinde degilken dini telkin ve hatta evrakimi yana cekip beni dinlemeye mecbur ederek nutuk atan devlet memurlarina denk geldim (Turk bunlar), ‘cahil insanlar canim, hos gormek lazim’ filan demeyi bilmeme hatta bunu demenin hirslanmaktan cok daha makul oldugunu dusunmeme ragmen pek hirslanmadigim soylenemez. Ama bakin farkli birseyden bahsediyorum, adam birsey yapiyor ustelik yetkisini ve asimetrik gucunu kullanarak birsey yapiyor — hirslanma ona.
Ona senin dinin sana, benim dinim bana sözünü hayata geçirebilmemiz için günümüz hukukun geldiği noktayı algılmasını bekliyorum.
Fethi bey ne der bilmem, ama sirf kilik kiyafette o ayetin gecerli oldugunu bir duruma gelinecegini dusunmuyorum. Yuzugun takildigi el, yuzugun rengi, biyik, sakal vs. de o zaman o kapsama girer. Yanlis diyorsunuz demiyorum, pekala da tutarli bir mantik orgusu dediginiz minval uzre kurulabilir herhalde. Sadece bana makul gelmiyor.
Biz lokantada onunla din ve vahşet hakkında uzun uzun sohbet yapabiliriz ama benim ilköğretimdeki çocuğum okuldaki öğretmeninden etkilenip et yememeye başlarsa veli gider şikayet eder.
Etmeyemeyenler kadrosu tarafindan, etyemezlerden oldugu icin o isi aldiysa o ogretmen, sikayet edilen makam sizi sikayet ettiginize pisman dahi edebilir. Turkiye’de devlet kadrolarinin xxx-der ve xxx-bir diye bolusuldugu zamanlarda problemlerin biri de oydu. Diger taraftan bu tur sebeplerle et yemeyenler oldugunun cocuklara anlatilmasi isinin, oldukca notr davranan bir ogretmenden biraz antropoloji/sosyoloji filan alanindaymis gibi verilen ‘din kulturu’ dersinde de olabilecegini dusunuyorum. Insanlar aldiklari bilgilerden dayatma olmadan da etkilenebiliyorlar. Kitap yasaklamak filan gibi islerin arkasinda kitleleri sadece ufuk genislemesinden ‘korumak’ degil, ‘yanlis’ kabul edilen fikirlerden hic haberdar olmamalarini saglamak arzusu da var herhalde.
vakıf gurebada türbanlı bir doktorun hırs ve öfke dolu bir fotoğrafını gördüm. insan olarak anlayamadığı için öfke yansıması vardı.
O olayi bilmesem de o ofkeyi farkediyorum ben de. Iki kutupda da var. Bir de ‘karsi’ tarafin ne kadar berbat oldugunu hem kendisine hem baskalarina ispat etmek istiyor insanlar galiba. Bu son YOK bilmemne islerinde ‘iste bunlarin hepsi boyledir’ mealinde bir suru yazi gordum. (Hurriyet’in haberleri de dahil buna.)
çünkü bu toplumun ne aydınları, ne siyasileri anlayamıyor ve anlatamıyor. İçimizde taşıdığımız faşizmden dolayı bizler böyle toplumuz.
Bu iki cumle birbiriyle alakali bence. O bahsettiginiz daha iyisini bilmesi beklenen guruplar da ayni tarlanin mahsulu. Sadece fazist egilim degil, fikir ahlaksizligi, dansozluk ve bilumum sinsilik/samimiyetsizlik de soz konusu. Kutuplarda sivrilmis bazi insanlara bu iste ‘taraf’ olmadan biraz bakarsaniz, kifayetsizligin yaninda gayet mide bulandirici ozellikler de gorebiliyorsunuz cogunlukla. En azindan bana oyle geliyor. Kitlelerin destegi ile yapilan siyasi cekismede taraf kitlelerin tolere decegi kulvar ne kadar genisse, o kulvarin icindeki onde gelen insanlar da o kadar sacmalayabiliyor herhalde. Gerginlik olmasa o kulvarin akil ahlak ve izan bakimindan biraz daha daralacagini dusunuyorum.
Fizikci beyle ne oldu bilmiyorum, simdi ne ogreneyim ne gireyim ona.
bülnet bey, benim yazdıklarım sizin verdiğiniz küpe takan erkek örneğinden çok farklı.
Farkli baktigimiz icin farkli.
o bir moda. onu başka bağlamda konuşmak zorundayız.
Muhatap olanlar benim aklima geldigi baglamda 60+ yasinda, kulturel ecidan oldukca muhafazkar musteri. Oyle ‘moda’ diye dusunmuyorlar, essek yukuyle para veriyroruz bir de karsimiza zipir herifler cikiyor diye dusunuyorlar. Orada fark benim devlet olmamda tabii. En nihayet adamla tamamen ozel sektor icinde bir ticari munasebetimiz var.
valla İŞ hukuku evime aldığım insan gibi dedirtmez size
Hah, evet. Baska bir baglamda tanistik kendileriyle. Yaptirtmiyorlar bir suru seyi, calisan insan bunlari kendisi teklif etmis olsa da. (Bizim durumumuzda bir anneanne erken gelip, calisirken ogle yemegi yiyip, torununa bakmak icin erken cikiyordu. Olmazmis, masasinda ve calisarak yemek yiyemezmis. Mezar suratli bir mendebur devlet yetkisiyle gelip kadinin ve bizim duzenimizi bozmakla kalmadi, kadincagizi aglatti bir de. Bizim memlekette de olmuyor bu. Bu kanunlar meclislerde goze hos gozukuyor ama kucuk isletmeler icin devlet teroru demek olabiliyor.)
küpe dine dayalı olsa bişey mi değişecekti diyorsunuz ya, bizim algımız değişecekti ve o küpeli insan jaopnyadaki küpeliden farklı olacaktı.
Ben de diyorum ki, degisiyorsa (ki sizinkinin degisigi belli) orada kupeyi yasaklamakla cozulmeyecek baska ve daha derin bir problem vardir.
şu anda küpe insanları ayırt edici bir özellik olmadığı için din ve vicdan alanına girmiyor. Kişi o küpeyi takmazsa ceheneme gidecek değil., dediğim gibi burası başka bir alan.
Anlasamadik, ama niye anlasamadigimizi anladik galiba. Bizim dine dokunan seyleri bir tarafa birakalim. Diyelim kupe dinindeki inanc gencken kupeli dolasmayanlari 80 yasindan sonra sadece onlara gozuken mor zebralarin kovalayacagi seklinde tarif ediliyor. Bu da biliniyor diyelim. Ne degisti? Mor zebra dinine katilmis insandan cekinir miyim ben doktorluk yaparken? Cekinirsem niye cekinirim? Bana birsey telkin eder diye mi? Mor zebra dini gibi birseye inanan acaba tibbi nasil uygular diye mi? Bunlarin ikisini de dayandigi inanctan bagimsiz olarak hareketlerden olcmek/bakmak mumkun diyorum ben. Siz ise, mor zebra dinine inandigini belli eden doktor sadece inancini belli etmesi yuzunden hastaya baski yapmis olur diyorsunuz. Dogru anladim mi?
hayatımda çok dazlak gördüm ama bir grup halinde onları gece ve almanyada , akssesuraları ile birlikte görünce ile kez hayatımda peron çizgilerin yamulduğunu gördüm, arkadaşım yüzümün bembeyaz olduğunu söyledi.
Orada sizi koruyacaginden hic suphe etmediginiz (kafasi dazlak veya degil) yeterli sayida polis olsaydi da yuzunuz beyaz olur muydu?
Kişinin neyi nasıl algıladığı sorgulanamaz. ben önyarılı olablirim ama bu beni bayılacak noktaya getiren bir etki olduğunu ortadan kaldırmaz.
Evet. Yalniz o zaman o etkinin ortaya cikma sebebini izale etmek belki daha dogru olur.
Ama ben bu bütün bu algının kapının önündeki poliste yansımasını istemem. dediğim gibi bu konu çok farklı başka bir ortak yaşam problemi.
Evet, isin puf noktasi da orasi belki. Yani durum cok farkli olsa da, gerek gerginligin gerek korkularin dayandigi yer orasi.
polis veya hukukçu, öğretmen veya tıp hizmetleri böyle mesleklerdir. yani şikayet konusu alana hiç girme demek bu.
Anladim, buna katilmiyorum ama (belki bazi kesimlerde) ne denli rahatsizlik yaratacagini iyi anlatmissiniz bence. Bunu bu memlekette ortunme baglaminda cok buyuk bedel vermeden yapmak kabil degil su anda, yapmaya kalkilinca iste bugunku garip gale geliniyor.
en azından bunu sorun etmeyecek bir kafa yapısında olmanız gerekiyor. çünkü siz o anda siz değilsiniz, işinizi yapıyorsunuz. İşiniz de o insanla aşık atmamayı gerektiriyor
Bunlari sorun etmeyecek kafa yapisinda olan insanlar bu bostanda yetismiyor pek. Ne kadar cok seyi sorun ederseniz o kadar makbul seklinde bir dusunceyle yetisiyoruz (sadece din de degil soz konusu olan).
bülent bey en azından sizlerin bir sorumluğu var.
Benim yapacagim nedir? Gayet gucsuz ve belki bazi bakimlardan marjinal bir insanim, ne kimse lafimi dinler ne devlete sozum gecer.
Bazı mesleki üniforma dediğimiz özel giyisiler aslında hasta ile sınırlarınızı belirler. onun özeline damadan düşer gibi, onun hasta durumundan yararlanarak girmeye hak tanımaz size.
.
olmuyor ve başka yolu yok. hiç kimseden daha kağsamlı hal yolu için bir öneri de gelmedi. Ne duygu sömürüsü geçerli, ne de bağırıp çağırmak bir işe yarar. Ama bunlar daha kolay ve siyasi rantta dönük olduğu için tercih ediliyor. ben gerçekten başörtülü kızı düşünen kimsenin olmadığını biliyorum.
Bati için özel bilgi gerekmiyor. bak ve gör tarzında bir sonuçtur. en son italyada okul duvarlarından haçı müslümanlar inditti. hastalanerden çoktan tasfiye olmuştu. kızılhaç ise günümüzde sadece isim olarak kaldı. içindeki anlam teknik bilgiye dözüştü.
insanlara yapılan yardımın din satıcılığı menfaatine dönüşmesi hiç güzel değil.
Olması gereken buydu. Bu, insanlığın ve dinin evrimleşme sürecinde bir adımdır.
yani ilke olarak, bu mesleği seçmiş kişi ile hasta arasında böyle bir mutabakat zaten demkrasinin geldiği bir nokta olarak insanlara sağlanmıştır.
.
insanlar arasında sorunlar çıkması kaçınılmaz olandır. o meslekler bundan korunuyor.
iyi örnekler verdiğimi kabul ettiniz
aynı şeklide uzun turuncu giysili dazlak bir budist rahibin acilde çalışan bir doktor olması benim özelime izinsiz girmesi anlamı taşır.
.
Bülent bey farkında mısnız siz hep kendinizi övüyorsunuz:) budistler başka dinler üzerinde müslümanlardan daha iyi etki bıraktığı kesin . tübanlı bir doktor sizi ellerken onun rahatsız olacağını düşünüp, sizin de farklı bir rahatsızlık hissini daha fazla duyacağınıza adım gibi eminim. Bir sergi açılışında kadın eli sıkmayan bir grup erkekle aynı masaya oturduğum zman hayatımda hiç olmadığım kadar gerildim. sandalyenin ucuna oturdum o insanlarabakmamak için boynum tutuldu. Onların cinsiyet vurgusu ve ayrımcılığı beni acaip rahatsız etti.
.
hiçbir hizmet sahibinin insanlara bunu yapmaya hakkı yok. siz sanki onlar kendilerini düzeltmek hiç bir çaba harcamasın, siz kendinizi düzeltin diyorsunuz.
hocam evliya olmanıza az kaldı
gümüş takıyı satansitler de kullanıyor
Eğer bişey dikkati çekmeye başlarsa, ve mesleği zedelemeye başlarsa ona kısıtlama koyabilrsiniz. herkes biraz fedakarlık yapıyor. Ama türbana izin verdiğiniz anda o kapıdan herkes girer.
ha işte bunu diyordum. nötr öğretmen verdiği bilgiyi aktarırı. gerekirse budist tapığına gezi düzenleyip, antropoloji bilmin, anlamın ilklerini orada antabilirler. Bu dinlerin yasklanması değil, insanlara iyi bir öğrenme ortamı sunmak içindir. Ama götürdüğünüz tapınalta çocuklara ibadet ettirseniz onları güdüleyen çoban olursunuz.
Meselk sahibi olanlar bilir ama onları dikkate alan yok.
çünkü bu toplumun ne aydınları, ne siyasileri anlayamıyor ve anlatamıyor. İçimizde taşıdığımız faşizmden dolayı bizler böyle toplumuz.
küçük bir yerde bile oluyor bunlar. biz mahkemelerden bahsediyoruz bülent bey.
biz hastahanelerden bahsediyoruz. vakıf grubadan bahsediyoruz.
türbanlıya iizn verilen yerde küpeliyi engellemek zulüm olur.
küpe dine dayalı olsa bişey mi değişecekti diyorsunuz ya, bizim algımız değişecekti ve o küpeli insan jaopnyadaki küpeliden farklı olacaktı.
şu anda küpe insanları ayırt edici bir özellik olmadığı için din ve vicdan alanına girmiyor. Kişi o küpeyi takmazsa ceheneme gidecek değil., dediğim gibi burası başka bir alan.
burdan sonra devam ederim. dinin farklı bir vicdanı alan olduğunu anlatmanın bir yolunu bulmalıyım.
Knz hanim,
Bana oyle gelmiyor. Iyi doktor ve dahasi iyi insan mi ondan haber verin derim yururum
Bülent bey farkında mısnız siz hep kendinizi övüyorsunuz:) budistler başka dinler üzerinde müslümanlardan daha iyi etki bıraktığı kesin .
Yok degil. Yani benimle ilgili ama karakterim degil tecrubemle ilgili. Kurumlarin oldukca duzgun isledigi, bir hastahane binasinda karsinize doktor diye cikartilanin isinin ehli olduguna guvenebileceginiz bir memlekette edindigim icin tecrubelerimi ne kilikta karsima cikarsa adam guvenirim nasil olsa diyorum. Eger bu tespitim dogruysa, problemin de ortu filan olmadigi aslinda bizim kurumlara ve duzene guvenemedigimiz de ortaya cikmiyor mu?
tübanlı bir doktor sizi ellerken onun rahatsız olacağını düşünüp, sizin de farklı bir rahatsızlık hissini daha fazla duyacağınıza adım gibi eminim.
Nasil davrandigina bagli. Bir ara verdigim sigorta paralari bana batti bari adamlara zarar vereyim diye gidip ABD’de ‘complete physical’ denen seyden yaptirdim. Her tarafiniza bakiliyor. Tahmin etmediginiz taraflariniza da bakiliyor testis kanseri muayenesi, prostat muayenesi filan gibi. Benim doktorum kadindi. Ustelik ‘eh artik senin yasinda da bakiyoruz prostata’ deyip eldivene davraninca ‘bir kadininin bana o isi yapmasi dinime aykiri’ filan diye yari saka kivirtmaya kalkmistim, kadin da ‘testis muayenesi sirasinda niye aklina gelmedi bu?’ demisti. Gulmustuk ikimiz de (onun dedigi oldu, yutmadi yani). Simdi, sizin akliniz aliyor mu bu kadin bana boyle davrandigi surece, basinda ortu olsa idi birseyin degisecegini? Dahiliyeci oldugu icin belki zaten hastayla boyle bir munasebeti olmasi da lazim isini iyi yapmasi icin. Bunlari duzgun yapacak olduktan sonra basindakinden bana ne? Isterse asci dinine katilip tencere koysun. Bunlari yapamiyorsa, basi acik olsa dahi benim o doktorum kadar rahat eder miydim kendisiyle?
Knz,
Ne alakası var. Tükiye’de küpeli engelleniyor mu? Türbanlı engeleniyor kardeşim, bunu anlamıyor musun? Küpeli engellenirse bakarız hal çaresine, boş ya da dolu ihtimaller sebebiyle saçmalamaktan bıkmadınız.
Duyan da başı açığa, küpeliye, uzun saçlıya şuna buna devlet eliyle bir yasak konmuş türban serbest zannedecek. “Küpeliyi engellemek zulüm olurmuş”.
Bırak kardeşim isteyen ne halt giyerse giysin, uydurmuşsun bir meslek lafı, nereden duyduğun da belli değil, özel hastanede doktor da acil bir durum yoksa istediğine bakar istediğine bakmaz, keyfinin kahyası değilsin ya, git başka hastaneye muayene ol. Atatürkçü doktorun türbanlıdan tiksindiği kadar başı örtülü doktor senden tiksinmez merak etme.
Aynı lafı çevirmekten yalama oldu ortalık.
Özel sektör de kafasına göre hareket eder, bunun etiği metiği de olmaz. Ben başı açıkları, başı örtülüleri, Fenerbahçelileri, kulağı küpeli erkekleri çalıştırmak istemezsem çalıştırmam, o kadar. İş hukuku, çiş hukuku filan da beni bağlamaz. Beğenmeyen gitsin kendi gibi birinin yanında çalışsın. Kimse buna laf edemez. Laf etse dahi müdahale ettiremez, devleti fiştekleyip yasa çıkarttıramaz.
Devlet ise türbanlı, küpeli, homoseksüel, azınlık vs. herkesin malıdır, herkes peynir alırken vergi ödüyor, hiçbir ayrım yapmadan herkesin hem devlette istediği kıyafetle, siyasi simgeyle çalışma ve hem de devletin sunduğu hizmeti bu kıyafet ve simgeyle alma hakkı vardır. Devlet bu işe karışacaksa normal hayatta da karışacak o zaman, mesela Bülent beyin evinin içine de girecek kıravat takıyor mu diye bakacak. Yahut kadınları evinin içinde de tayyör etek giymeye zorlayacak. Yellenmene bile karışacak.
Devlet orta malıdır, herkesin orada bulunma hakkı var, bunun da kısıtı filan yoktur.
allah alah, siz yazıları okumuyor musunuz ?
ya fethi bey bu yazı dizinin başı var, sonu var.
kendi sitenize saygınız yok mu sizin ?
bülent bey yazdı ya engellediğini.
siz uzaylı mıısnız ?
TABİKİ küpeli ÖĞRETMEN DE OLMUYOR, SAVCI OLACAM DİYE DE GÖSTERİ YAPMIYORLAR.
ona böyle bir uyarı yapıldığı zaman HAAA diyor gidiyor çıkartıyor.
la havle !
eğer siyasiler güven verseydi üniversitede türban sorun olmazdı.
Evet sizi görünce uzaylı olduğumu anladım. Ayrı alemlerden gelmişiz. Bakın hala anlamıyorsunuz.
Küpeliyi Bülent bey engelleyebilir, ben de engellerim. Başörtülüyü de engelleriz, başı açığı da.
Devlet engelliyor mu kanunla onu söyleyin. Başörtülüyü devlet kanunla engelliyor, küpeliyi engellemiyor.
Bunu anlamaktan aciz misiniz?
böyle bir ülke mi var ? Bir insana dini sorma hakınız yok sizin. yaş bile sormanın iş hukukuna aykırı olduğu
ben neden bu siteden atamıyorsunuz ?
buyrun atın.
ne demek biz etik tanımayız ?
ringonun ahırı mı ?
amaerika jeffry wellsi sadece yaşı küçük kızlarla evlendiği için hapse attı ? adamın dini anlayışı izin veriyor ? size ne ? amerikaya ne ?
Bir koca karısına şiddet uygulasın adamı karışının şikayetine gerek kalmadan hapse atıyorlar ? size ne ?
ne demek etik tanımayız.
bülent bey lütfen böyle bir dünya arzuluyorsanız tuğları siz de döşeyin.
her insan önemlidir.
not: ayrıca yazımda yazdım küpeli stajer savcı daha kendisine söylenmeden küpesini çıkarıyor. insanlar anlıyor.
yeter artık başörtüleri dolduruşa getirmeyin.
Knz,
İş hukuku insanlar işe girdikten sonrası ile ilgilenir. İşe kimi alacağımı babam dahil kimse söyleyemez. Devlet hiç burnunu sokamaz.
Etik de piyasaya göre şekillenir, arz, talep konuşur. Etik lafıyla insanların işine müdahale edilmeye çalışılıyor, buna da prim veremem.
Eğer bir işveren işçisinin sözleşmelerden, insanlığından kaynaklanan haklarına müdahale ediyorsa polis, savcı, asker devreye girer.
İki de bir de marjinal şeyleri matah bilgilermiş gibi önüme getirip durmayın. Yok Jeffrey bilmem ne küçük çocuk evlendirmiş, savcı küpe çıkarmış, falan filan. Bana ne bunlardan?
Her insan önemliymiş, iki kere iki de dört eder. Laf mı şunlar.
Hayret birşey.
Yani sizin özelde yapamadığınız devlette yapılacak.
ne yani devletten hizmet alan vatandaş insan değil mi ?
sizin hizmet alnızın şikayete hakkı var, ama ötekinin yok.
ettiğiniz lafa bakın.
siz özelde yaparsınız, ondan 20 yıl sonra falan develete sıra gelir., çünkü şikayet edecek ortamı ordan kaldırmak sizin işiniz.
neyseki sizin yazdıkların hiçbir hukuk çerçevesi yok.
türkiye gibi az gelişmiş ülkede ancak firavun patronluğu yaşarsınız. köle almıyorsunuz, insan çalıştırıyorsunuz.
azınlıkların yaşadığı yerlerde insan hakkı ne olacak ?
var mı böylebişey.
amaerikada jeffry wels tutuklandığına göre herhalde bir anayasa maddesi vardı demi.
ama hiç düşünmeyin ? siz sıcaklık iki derece artsa yaka düğmesini iliklemezsiniz zaten.
şu faşitçe zihniyet burnuzdan gelecek. yok miki mause muş falan, insanlar inadına yapacak. müneccim olamaya gerek yok. insanların kendiliklerinden anlayışları oldukları ortamları bozmanın sorumluğu vardır.
suç siaysilerin,. rant kapacağız diye başörtlü kızlara zarar vermiş oldular.
Aynen. Zira devlet budur. Herkesin malıdır, herkesin vergisiyle iş görür. Adam seçemez, kılığına, inancına karışamaz. Bülent Murtezaoğlu ise vergilerden beslenmez, o sebeple de kafasına göre takılabilir.
Ben sözleşme olmadan çalışılsın demiyorum, köle lafı nereden çıktı? Sadece kafama eseni alır, sevmediğim kılıktaki adamı almam diyorum. İşçi de beğenmediği adamın yanında çalışmayabilir, çağdaş bir adam sakallı bir patron görmek istemiyorsa çalışmaz yanında. Kölelik neymiş.
Bu solcu ağızlarını bırakmak lazım.
Hah haay. Ben mi faşistim. Saldım çayıra olsun, devlet kimseye baskı yapmasın diyorum, faşit oluyorum öyle mi.
Timsah gözyaşı ha, aman ne acıklı.
Fethi bey,
Dediginize katiliyorum buyuk olcude ama insanlarin itiraz noktasi surada, onu da goz onune almak lazim anlmak icin:
İşçi de beğenmediği adamın yanında çalışmayabilir, çağdaş bir adam sakallı bir patron görmek istemiyorsa çalışmaz yanında.
Yuksek issizlik olan bir ortamda bu su demek: isci ne patron bulursa ona calisiyor, hatta patronunun keyfi veya degil isteklerine boyun egiyor. Sozlesmenin olup olmamasi da o kadar farketmeyebiliyor, alt tarafi guclu olan ve dayanma gucu olan isci degil, sozlesme hukumlerine uyulmasini saglayacak olan caydirici guc de ‘taraf’ olabiliyor. Ortada muazzam bir asimetri var, ozellikle yuksek oranli issizlik olan yerlerde.
Bunun temiz cozumu var mi bilmiyorum, Avrupa usulu sosyal demokrasi cok zengin ulkelerde dusuk veya negatif nufus artisi, isgucu ithalati, ve issizligin yikici etkisini korelten transfer programlari ile isi goturuyor anlayabildigim kadariyla. Biz o zenginlikte olmadigimiz ve vasifsiz veya vasifsiza yakin isgucunde muazzam arz fazlasi oldugu icin bizde onu yapmak da zor tabii. Bizde de Tuzla’da olanlar oluyor iste. Vicdanlarin bundan rahatsiz olmamasi mumkun degil.
Bülent Bey,
Benim söylediğim esasa ilişkin birşey. Asimetri, arz fazlalığı vs. malum. Diğer taraftan devletin işadamına yaptırımları zannedildiği gibi sorunları çözmüyor, yeraltı ekonomisi oluşturuyor, keşke öyle kanunla, kitapla fakirlik ortadan kalksaydı.
Öte yandan iş hukukunun, sendikaların işsizlerle ilgili bir problemi olduğunu da zannetmiyorum. Bunlar bir işe girebilmiş adamı hedef alırlar