Archive for Şubat 29th, 2008

Bu haber sadece İzlenimlerde

FST Şubat 29th, 2008

yalnizlik.jpgHürriyette dün akşam bir haber gördüm, tuhaf şey alt tarafta koca bir yazıyla Haberin izinsiz kullanılması halinde yasal işlem yapılacaktır filan deniyor. Baktım cenaze töreninden canlı yayınmış. İyi, aferin dedim ama dakika dakika ilerleyen haberlerde bir gariplik dikkatimi çekti. Metehan Demir diye bir muhabir cenaze töreninde YÖK başkanı ile ilgili ilginç şeyler söylemeye başlamış, ben de baktım ama onun gördüğünü göremedim. Bu habere göre YÖK başkanı cenaze töreninde yalnız bırakılmış, kimse onunla konuşmamış falan. Yalnız haberde öyle bir resim ve 3-4 cümle var ki Hürriyetin çivisinin artık geri girmeyecek şekilde çıktığını gösteriyor. Güya flaş haber. Her ihtimale karşı diye sayfayı bilgisayarıma kaydettim, hakikaten bugün baktım sayfanın yerinde yeller esiyor, Hürriyet haberi izinsiz kullanmayın demiş ama kendisi siteden kaldırmış, önemine binaen ben koyuyorum, Hürriyete bir hizmetim olsun. Siz yine de Hürriyetten izinsiz kullanmayın. Bugün aynı haberin yerinde boş bir iki resim var o kadar. Ben vatandaşa hizmet için haberi olduğu gibi koydum, eğer Hürriyetteki yerini bulursanız buradan kaldırayım, haber flaş, hak geçmesin, izinsiz kullanılmış olmasın.

Continue Reading »

Şereflice

FST Şubat 29th, 2008

Rektörler toplanıp YÖK başkanına “istifa et” demişler. YÖK başkanı epey gülmüştür. Bu arada bazı rektör beyanatları var, bu lafı etmek için ancak rektör olmak gerekir dedirtecek düzeyde şeyler. Misal şöyle denmiş:

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran: YÖK Başkanı çok acun ve hızlı davrandı. Kişisel fikirlerini içeren metinleri ‘Emirname’ olarak kabul edemeyiz. Mektupta, ‘Kapıları açın, bu kadar değişiklik yeter’ denmekte. Bu yetmez. Biz suç işlemişsek, şereflice gider yatarız. Hapishaneler de bu ülkenin hapishanesidir.

Acun nedir, Acun firarda diye bir dizi vardı, o mu yoksa acul mu demek istemiş? Suç işlemişsek şereflice girer yatarız ne oluyor? İstersen şerefsizce yat, ne fark eder ki. Suç işlenmişse bunun şerefi mi olur? Adam öldürdüm, gidip şereflice yatarım gibi bir şey mi kastediliyor? Sonra, “Hapishaneler bu ülkenin hapishanesi” ne oluyor? Burada suç işleyince Fransa hapishanesinde mi yatacaksın? Sana hapishanede bir sopa çeksinler de bakalım “işkenceci gardiyan, polis de bu ülkenin memuru” mu diyeceksin o zaman görürüz.

Çocuk ve gençlere dayağa karşıyım ama Ziya Paşa’yı da rahmetle andığımı buradan ifade etmek isterim.

Fransa’ya verilen ders

FST Şubat 29th, 2008

dumont.jpgBiz laiklik, cumhuriyet vs. işleri Fransa’dan aldık diye bilirim, ancak şu haber Fransa’nın din konusunda gericilere çok ciddi tavizler verdiğini gösteriyor. Malum Galatasaray Üniversitemiz var, benim de bazı yazılarıma konu olmuş, “en çok okunan köşe yazarı” kategorisinde Emin Çölaşan’ı seçmeleriyle aferin almışlardı. Bu üniversite için devletin Fransa ile özel anlaşması varmış, yanlış bilmiyorsam Fransa destekli bir Türk devlet üniversitesi olmalı. Bilen varsa doğrusunu söylesin, araştıracak vaktim yok. Neyse işte, Fransa’daki bazı üniversite öğrencileri hem ayrı bir kültür görürüz, hem de tedrisat Fransız lisanında diye bizim Galatasaray Üniversitesinde okumak ister, bu amaçla da Türkiye’ye gezi düzenlerlermiş. Fransız bir Türkolog profesör de peşine bir grup öğrenci takmış, atlamış Türkiye’ye gelmiş İstanbul’da bir iki üniversite ziyaret edeyim demiş ama bakın olaylar nasıl gelişmiş:

[…] Türkiye ile Fransa arasında uluslararası bir antlaşmayla kurulan Galatasaray Üniversitesi, eğitim dilinin Fransızca olması sebebiyle Türkiye’de okumak isteyen ya da Türkiye üzerine çalışan Fransız öğrencilerin ilgisini çekiyor. Bir dönem İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün direktörlüğünü de yapan Türkiye uzmanı Prof. Dr. Paul Dumont, Strasbourg’daki öğrencileriyle geldiği İstanbul’da üniversitelere gezi düzenlemek istedi. Gruptaki öğrencilerden biri başörtülü idi.Boğaziçi Üniversitesi’ni gezen Dumont ve öğrencileri, hiçbir sorunla karşılaşmadı. Galatasaray Üniversitesi’ne geldiklerinde ise Türk kökenli Fransız öğrencinin üniversiteye başı kapalı giremeyeceği bildirildi. Üniversite Genel Sekreteri Ayşe Dilek Anadol, Prof. Dumont ile görüşüp başörtülü öğrenciden başını açmasını istedi. E.İ. (23) isimli öğrenci üniversiteyi gezmek için başını açmayacağı cevabını vererek, arkadaşları çıkana kadar kapıda bekleyeceğini söyledi.

Gruptaki bazı öğrenciler de, “Biz de girmiyoruz.” diyerek geziyi protesto etti. Dumont, gruptan okulu gezmelerini isteyerek, kendisinin başörtülü öğrenci ile dışarıda bekleyeceğini belirtti. Bu tepki üzerine öğrencilerin birlikte üniversiteye girmesine izin verildi.

Öğrenciler, okul içinde idarecilerin ve bir grup öğrencinin sataşmalarına da maruz kalmış. ‘Okulda, kendisini başörtülü olarak gören hocaların tuhaf tuhaf baktığını‘ ifade eden E.İ., bir idarecinin kendilerini gezdirmekle görevlendirilen rehberi ‘Gel buraya!’ diye azarladığını kaydetti.

Gruptaki Fransız öğrencilerin yaşananlara şaşırdığını ifade eden E.İ., önümüzdeki yıllarda Galatasaray’a gelmeyi düşünen bir Fransız öğrencinin olaydan sonra fikrinden vazgeçtiğini anlattı. Zaman’ın görüşlerine başvurduğu Genel Sekreter Anadol ise ‘öğrencilerin kendilerine göre yorumları bulunduğunu’ söylemekle yetindi. Thomas isimli Fransız öğrenci, Galatasaray’da çok kötü bir şekilde karşılandıklarını aktardı.

Özellikle ‘kapıda kendileriyle görüşmeye gelen bayan görevlinin’ konuşma tarzının kendisini şoke ettiğini vurgulayan Thomas, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Başörtüsü konusunda bir yasa olduğunu duymuştum. Farklı yorumlar olabilir. Fakat bunu nazik bir şekilde anlatabilirlerdi. ‘Buraya ne yapmaya geldiniz?’ şeklindeki terslemeyi anlayamadık.”

Prof. Dr. Dumont ise tavrıyla ‘Türk üniversitesine ders veren bir imaj ortaya koymayı’ düşünmediğini belirtti. Türkiye’deki başörtüsü konusundaki polemiklere karıştırılmayı istemediklerini ifade etti.

Sondan başlayalım. Yahu Dupont, senin ki de laf mı? Polemiğe karışmam demişsin ama başörtülü öğrenci içeri alınmadı diye tepki koymakla polemiğin tam içine düşmüşsün be adam? Saf mıyız biz? Akıl mı öğretiyorsun koca Galatasaray Üniversitesine? Haddini bil. Bir de Tomas var ki şeytanın ta kendisi. Kendileriyle kapıda şeriat karşıtı cihada gelen kadın görevlinin terslemesine bozulmuş. Senin amacını anlamış kadın “buraya niye geldiniz” demiş. “Okul gezmeye” cevabınızı yutar mı hiç çağdaş Türk kadını? Okulu internetten de gezersin, bal gibi provokeye geldiniz. Ağzınızın payını verivermiş, oh olsun.

Sonra içeridekendilerine tuhaf tuhaf baktıklarından söz edilmiş. Canım lafı ne çeviriyorsunuz, “mal mal” yahut “öküz gibi” diyememişsiniz, ben sizin adınıza söyleyivereyim. Düşünün Türk üniversitesinde başı örtülü bir öğrenci. Uzaylı görsen bu kadar şaşırmazsın herhalde.

Uzun lafın kısası, kıssadan hisse şudur: Boğaziçi Üniversitesi Amerikan uşağı olduğunu göstermiş ve başı örtülü öğrenciye kapıda köpek muamelesi yapmamış, içeride mal mal bakmamış, arkasından homurdanmamıştır. Galatasaray Üniversitesi ise gerçek bir devlet tavrı göstermiş, Fransızlara da “özünüze dönün, özgürlük ayağıyla dinciler Fransa’yı ele geçirip kafanıza başörtüsü taktığında ağlamayın” mesajı vermiştir.

Prof. Dumont, sen de dersini almışsındır herhalde, adam ol biraz. “Laik olmayan adam değildir, A. N. Sezer” sözünü kafana iyi kazı. Tabii adam lafı burada 15 ay hapis de getirebilir, sen paçayı sıyırdığına dua et. Thomas, senden de şüphelendim, Fethullah hocanın Fransa şubesi olmayasın? Ayağını denk al.

Kapat
E-posta ile paylaş