Şereflice

FST 29 Şubat 2008

Rektörler toplanıp YÖK başkanına “istifa et” demişler. YÖK başkanı epey gülmüştür. Bu arada bazı rektör beyanatları var, bu lafı etmek için ancak rektör olmak gerekir dedirtecek düzeyde şeyler. Misal şöyle denmiş:

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran: YÖK Başkanı çok acun ve hızlı davrandı. Kişisel fikirlerini içeren metinleri ‘Emirname’ olarak kabul edemeyiz. Mektupta, ‘Kapıları açın, bu kadar değişiklik yeter’ denmekte. Bu yetmez. Biz suç işlemişsek, şereflice gider yatarız. Hapishaneler de bu ülkenin hapishanesidir.

Acun nedir, Acun firarda diye bir dizi vardı, o mu yoksa acul mu demek istemiş? Suç işlemişsek şereflice girer yatarız ne oluyor? İstersen şerefsizce yat, ne fark eder ki. Suç işlenmişse bunun şerefi mi olur? Adam öldürdüm, gidip şereflice yatarım gibi bir şey mi kastediliyor? Sonra, “Hapishaneler bu ülkenin hapishanesi” ne oluyor? Burada suç işleyince Fransa hapishanesinde mi yatacaksın? Sana hapishanede bir sopa çeksinler de bakalım “işkenceci gardiyan, polis de bu ülkenin memuru” mu diyeceksin o zaman görürüz.

Çocuk ve gençlere dayağa karşıyım ama Ziya Paşa’yı da rahmetle andığımı buradan ifade etmek isterim.

Popularity: 32% [?]

17 Yorum

  1. Bulent Murtezaoglu - 29 Şub 2008 - 12:32 pm

    Sana hapishanede bir sopa çeksinler de bakalım “işkenceci gardiyan, polis de bu ülkenin memuru” mu diyeceksin o zaman görürüz.

    Bu devlet icin doven de dovulen de sereflidir elbette.

  2. FST - 29 Şub 2008 - 12:33 pm

    Kah kaah.. Evet tam da bu söylenmeliydi.

  3. Mister No - 29 Şub 2008 - 1:30 pm

    Helal be omurgalı Kemalistler kalmış demek ki.

  4. knz - 29 Şub 2008 - 2:57 pm

    inönü üniversitesi fakülte sekretirini öldürdüler ya.

    demek insanların gözü korkmuyormuş öle, ders 1.

  5. FST - 29 Şub 2008 - 3:09 pm

    MrNo,

    omurgalı Kemalistler

    Yani omurgasızı da mı oluyor bunların? Yoksa oksimoron örneği mi diyorsun?

  6. FST - 29 Şub 2008 - 3:10 pm

    inönü üniversitesi fakülte sekretirini öldürdüler ya.

    Ne zaman öldürülmüş, kim öldürmüş, konuyla ilgisi nedir?

  7. Mister No - 29 Şub 2008 - 6:57 pm

    Bazı rektörler Yusuf Ziya Özcan dan önce Atatürkçülük adına yasakçıydı, şimdi baş
    değiştiler geliştiler. Aatürkçülük mü demode oldu, yoksa önce yaptıkları Atatürkçülük değil miydi?

  8. knz - 29 Şub 2008 - 8:03 pm

    haydaaa meşhur olaydı.

    inönü ünv rektörünü çete kurmaktan tutukladılar.
    sekkreterini de tutukladılar.

    adam yurtdışınan bu kara rağmen dönmesine rağmen,
    sanki rektör kaçacakmış gibi hapse attılar.

    güyya tarihi eserler varmış evinde falan.

    adamı tutuksuz hapse attılar.

    sekreter çok onurlu bir insanmış. Bu yapılanlara ve baskıya dayanamadı. ve intihar etti.

    sonra haklarında hiçbir suç delili bulamadılar.

    nedir bu ülkenin hali ya :(

    maksat göz korkutmaksa o zaman, pek korkutamamış anlaşalıan.

  9. FST - 01 Mar 2008 - 2:19 am

    inönü ünv rektörünü çete kurmaktan tutukladılar.

    Yahu kardeşim şuna Yüzüncü Yıl de ki kafamız karışmasın.

  10. knz - 01 Mar 2008 - 11:14 am

    saflığma ver abi, konun militanı olmadığım burdan belli .

    fakat bu olayların fena halde güven sarsıcı olduğunu söylemem gerek var mı ?

  11. FST - 01 Mar 2008 - 11:29 am

    fakat bu olayların fena halde güven sarsıcı olduğunu söylemem gerek var mı ?

    Bu işleri bilemeyiz, sekreter onurundan mı intihar etti, başka bir bit yeniği mi var, rektör gerçekten suçlu mu değil mi kim bilecek. Hukuk normal seyrinde değil. Türkiye’de nice masum adam haksız yere hapse atılıyor, soruşturma geçiriyor, üstüne tuhaf ithamlar yapışıyor. Savcılar iddianame açtıkları için görevden alınıyor, meslekten atılıyor.

    Bu örnekte benim yazdığım yazıyla ilgili birşey yok. Uludağ üniversitesi rektörü saçmalamış, fazlası yok.

  12. secedo - 01 Mar 2008 - 11:29 am

    sekreter çok onurlu bir insanmış. Bu yapılanlara ve baskıya dayanamadı. ve intihar etti.

    Olaylari her seferinde kendi gorus acindan degerlendirmene ve bu fikrini hicbir sekilde degistirmemene ve inatciligina ve ortalikta cirpinmalarina hayranim.

    saflığma ver abi

    Bu da var tabii.

  13. BetüL - 01 Mar 2008 - 4:31 pm

    saflığma ver abi

    Bi dakka.. Kim kimin abisi, kim kimin ablasi bi acikliga kavusturalim. Herhalde Fethi bey knz den abi olcak kadar buyuk degildir diye tahmin ediyorum. Kendinden kucuklere veya akranina abi demek yakisiyo mu? Mini mini bir kus donmustu pencerene de konmus muydu?
    Siteden atilmamak icin abi falan yapiyosun ama Fethi bey kul yutmaz.

    Yasasin burda da konuyu kilitledim.

  14. fatih zeki - 02 Mar 2008 - 1:07 am

    benim hatırladığıma göre rektör tarih eser kaçakçılığından içeri alındı,
    rektörü korumak cumhuriyeti korumaktır diye korundu, beraat etti(rildi)
    yardımcısıda rektörün suçları üstüne yıklımak istendiğinden intihar etti.
    şurada biraz bilgi var;

  15. secedo - 02 Mar 2008 - 10:59 am

    Aslinda hepiniz yanlis biliyorsunuz. Olayin asli soyle; Simdi bu rektor efendi, izlenimler guzelininde bahsettigi uzere gayet cagdas ve ataturkcu oldugundan, bu sisteme ters gelen irticai ve gerici hareketlere karsi birseyler yapilmasi gerektigini savunuyordu. Ancak gel gor ki dogulu, saf ve geri kafali vatandaslarimiza bu durumu izah etmek pek mumkun olmuyordu.

    Her gun yaptigi uzere o gun yine vatandasin arasina karisti ve onlarin dertlerini dinlemek uzere sahaya indi. Yine ayni gun, Inonu caddesinde ki Gazi bulvari uzerinde bulunan, Allahsiz ve Donsuzlar Dernegi binasindan ayrilirken aklina, cevrede bulunan yesil panjurlu evleri ziyaret etme fikri geldi. Ancak ortada bir yanlislik vardi. Bu sekilde birinin kapisini calarsa “Tanri Misafiri” durumuna dusebilirdi. Bu durumda gayet tabi laiklige aykiriydi.Sirti kasinmaya, kalbine igneler batmaya basladi. Hemen ofisine geri dondu. YOK’e durumu izah etti. Bir cozum onermelerini rica etti. YOK yaklasik 5 dakika icinde toplandi. Boylesine ciddi bir konu ertelemeye gelemezdi. 2 saat suren gorusmenin ardindan, rektore sunlar iletildi; Bre cahil, oranin Tanrisi zaten sensin!

    Bu cozum yolu kulaga mantikli gelmisti. Hemen ceketini ilikledi, sapkasini kafasina gecirdi ve tekrar yola koyuldu. O yesil panjurlu evler laiklige aykiriydi ve cocuklarin kamusal alani olan oyun bahcelerinde kaosa yol acmaktaydi. Daha az once iki cocuk bisiklete ben binecegim yapiyordu. Ortam oldukca gerilmekteydi. Yarin obur gun adamin biri cingene pembesi boyali bir evde oturmak istese ne diyeceklerdi? Peki ya camlarini da siyaha boyamaya kalkarlarsa? Niye canim, ozgurlukse herkese ozgurluk. Bu yesil ev talebide cok fasist canim. Evin icini neye boyarsan boya karisan mi var? Ama disi kamusal alan…

    Kapiyi caldi, iceri buyur ettiler. Tanri eve girdi. Evin girisinde ki “bismillahirahmanirrahim” tabelasi hemen gozune ilisti. Kafasinda bunu not etti. Odaya girdiginde asil sorunu cozmek uzere oldugunu henuz bilmiyordu. Cam dolabin icersinde beliren goruntuye dikkat kesildi. Neydi o oyle boncuklu boncuklu, hemen ev sahibine sordu. Ev sahibi onun bir tesbih oldugunu, dedesinin dedesinden kaldigini anlatti. Bu insanlar atalarina ne de cok deger veriyorlardi. Parmaginda 4 nesildir tasinan altin bir yuzuk, 50 yillik su testisi ve 100 yillik bir tepsi…yine dededen kalma, Kurtulus Savasinda kullanmis oldugu eski bir tufek. Sonra gozu tekrar “bismillahirahmanirrahim” yazisina gitti ve son 80 yilin en buyuk bulusuna imza atti; bu insanlar tarihlerine sahip cikarak gericilige ozeniyorlar. Evet, bunun baska turlu bir aciklamasi olamazdi. Bu tarihi eserler ellerinden alinmali, yok edilmeliydi (satilmaliydi!). Evden ayrilirken, o esyalari ellerinden nasil alabilecegi konusunu dusunmekteydi. Ilk once para teklifi etti, kabul etmediler. Yenilerini almayi teklif etti, yine kabul etmediler. Tanri elinden geleni yapmisti. Artik geriye tek care kaliyordu; Tufan!

    Babasinin malina geri dondu. Kucuk-buyuk ogrenci sorunlariyla ugrasmasina zamani yoktu. Zaten Tanrilarin ogrencilerle isi sadece “ikna odalarinda” olurdu.

    Esyalarin hepsi ofisine tasindi. Amacina ulasmisti. Ilk once hepsini yere serdi. Sekreterini yanina cagirdi. Butun gorduklerini listelemesini ve paketlemesini emretti. Sekreterin gozune tufek takilmisti. Elini uzattigi gibi Tanrinin tokatini yedi. Tufek sakaya gelmez, tehlikeli bir isti. Hazir sekreteri bu kadar cagdaslastirmislardi, onu kaybederlerse yeni malzemenin yapimi en az 2 yil alirdi. Sekreterin gozu hala tufekteydi, hic okadar buyugunu gormemisti. Hayatinda ki en buyuk zevk olan orumcek kafalilari ezme aktivitesini, tavanda ki orumcek aglarini uzun bir sopayla temizleyerek canlandirabilirdi.

    Bir sure sonra o yobaz, gerici, seriatci, cahil aile polise basvurdu. Uzun arastirmalar ve izlemeler sonucunda da Tanrinin izine ulasildi. Tanri hakkinda tutuklama emri cikarildi. Hapse atildi. Tanrinin yoklugunu firsat bilen gerizekali cagdas sekreter, orumcek aglarini temizlerken kendini vurdu. Evet, cag ici sekreterimiz o cag disi orumcek kafali insanlar yuzunden hayatini kaybetti. Allah onlarin cezalarini versin! (Allah mi dedim ben, iyyyy!!!)

    Neyse, kamuoyunu yanlis yonlendirmekten laik duzene siginirim. Atladigim birseyler varsa izlenimlerin gulu devreye girsin.

  16. knz - 03 Mar 2008 - 9:43 am

    konu : 100 yıl ünv tutuklama

    fakat bu olayların fena halde güven sarsıcı olduğunu söylemem gerek var mı ?

    Bu işleri bilemeyiz, sekreter onurundan mı intihar etti, başka bir bit yeniği mi var, rektör gerçekten suçlu mu değil mi kim bilecek. Hukuk normal seyrinde değil. Türkiye’de nice masum adam haksız yere hapse atılıyor, soruşturma geçiriyor, üstüne tuhaf ithamlar yapışıyor. Savcılar iddianame açtıkları için görevden alınıyor, meslekten atılıyor.

    bimemek, anlamamak başka açıkça gözükeni inkar etmek başka fethi bey. görünenden kaçamamız imkansız.

    insan yurtdışındayken akkında tutuklama kararı çıktı. bu insan bunun üzerine yurtdışından döndü.

    hala neyi bilmiyorsunuz ?

    bir kişi ancak ve ancak yurt dışına kaçma ihtimali varsa tutuksuz yargılanır.
    yurtdışından gelen insana böyle iddiada bulnma ihtimali var mı ?

    evet veye hayır cevabını kaçamak yapmadan verdiğimizde artık çok şeyi biliyoruz demektir.

    biliyorsunuz ki, yurtdışına kaçma işi şimdiye kadar bu ülkede hep tersine işledi. engin civanlar veya diğerleri gibi.

    ilk kez bir yurtdışındayken insan ülkesine döndü.

    bunu biliyorsunuz.

    bu iki insan için tutuksuz yargılnma hakkı kullanılmadı.
    yani açıkça görülen o ki, bezdirme amaçlı bir yargılma idi.

    inkar edilecek birşey var mı ?

    çete suçlaması, tarihi kaçakçılık derken bir çete üyesi çıkmadı.

    ve bir üniversitenin rektörü bir sene hakkında ispatlanamayan suçlardan hapiste tutuldu. Bunlardan biri intihar ettiğinde sorumluğunu kim üstlendi ?
    kim istifa etti. o zaman bunu görmeyince nasıl liberal özgürlükçü olunuyor ?

    bulanık olan ne ki ? sanki gizli bişeyler ver da bilinmiyormuş diye bir ölüme hoyrat bir şekilde duyarsıızlık edelim ? her ektörün mutlaka bir yolsuzluğu vardır nasılsa buluruz hasabı bile tutmamış anlaşılan. acaba bir yıl boyunca yurt dışında ödenmiş yengeç parası mı aradılar ?

    Bu örnekte benim yazdığım yazıyla ilgili birşey yok. Uludağ üniversitesi rektörü saçmalamış, fazlası yok.

    100.yıl ünvdeki olayda o insanlar hapse atılmadan yargılanmalıydılar. hangi çete üyesi yurtdışından türkiyeye beni hapse atın diye geldi ? eğer tutuklama hapse sokulmadan yapılsa idi, o yukardaki cümle öyle kurulmayacaktı ? bu ülkenin muhalafeti, iktidarı nerde ?

    ve de konu ile ilgi şu : insanlar bunu gördü. herkes kendine göre yorumladı.e insanları tırstıracakları sandıkları birşey insanları tırstırmamış demek ki. insanlar kendine yapacağı haksızlıkları bile bile, mevkini de aldırmadan hapse girmeyi göze alıyorsa, bu benim gibi basit insanların gözünde kahramanlık olur. uludağ ünv rektörü de bunu bildiği için biizm gibi insanlara damardan gönderme yapıyor.
    ya işte böyle.

  17. FST - 03 Mar 2008 - 12:09 pm

    Knz,

    Bu konuyu bn evvelce işlemişim, oralara bakabilirsiniz:
    http://www.izlenimler.net/2005/12/31/onemli-not/
    http://www.izlenimler.net/2005/12/30/tahliye-saskinligi/

    Biryerde şunu demişim:

    Bir önceki yazıda Yücel Aşkın’ın tahliyesine kendisi adına sevindiğimi belirttiğimde şaka yapmıyordum. “Söylediklerini” eleştiririm, “onun üzerinden siyaset ve hesap yapanlarla” ilgili yazarım ama sağlık gibi önemli konularda dalga geçmem. Kendisinin hastaneye kaldırılmasının arkasında başka hesaplar olsa bile bunu bilecek durumda değiliz. Yargı tüm ifadeleri almış, delilleri toplamış. Suçlu olup olmadığı zaman içinde belli olacak. Tahliye edilmesi hukuk ve insanlığın gereğidir. Burada “asın, hastaneden çıkarıp cezaevine koyun” diye bir tür kelle isteme ve linç psikolojisine girmenin sağlıksız bir ruh haline işaret edeceğini belirtmeme gerek yok. En azından bu sitede buna müsaade etmem mümkün değil, yorum yazan bir arkadaşımız vesilesiyle bu açıklamayı yapıyorum, bu konularda biraz daha dikkatli ve hassas olmak şart.

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş