Archive for Mart 3rd, 2008

Ümit Verici Gelişme

FST Mart 3rd, 2008

ayyas.jpgBir dostumuz uyararak “Eskişehir’de neler oluyor, sen bu işe meraklısın” dediğinde sevindirici bir gelişme ile karşılaştım. Malum daha önce de konuya el atmış, Eskişehir gibi İzmir’den sonra çağdaşlığın ikinci kalesindeki gelişmelerden üzüntülerimi beyan etmiştim. Ancak şu haber çağdaşlık adına ümit verici bir gelişme sayılabilir:

 Atatürkçü Düşünce, Çağdaş Yaşamı Destekleme ve Türk Gençleri Birliği’nin organizasyonunda türban karşıtı eylem yapıldı. Valilik Atatürk anıtı önünde gerçekleştirilen eyleme ilgi olmadı. Maç olduğu gerekçesiyle ilgiyi artırmak için 17:00 sularında gerçekleştirilmesi planlanan eylem, yeterli ilgi olmayınca 45 dakika geç başlatıldı. Yaklaşık 600 kişinin katıldığı eylemde ilginç görüntüler yaşandı.

Eylem öncesi Atatürk ve Kuzey Irak’ta şehit olanlar ile Devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı okundu. İlköğretim ve lise öğrencilerine hükümet karşıtı pankartların taşıttırıldığı eyleme ilgi olmayınca, bir organisazyoncu eline aldığı megafonla caddeden geçen vatandaşları mitinge davet etti. “Lütfen eyleme katılın”, “Cumhuriyetimizi koruyalım”, ” Sesimizi duyaralım” şeklindeki ifadelerle yapılan davete vatandaşlar iştirak etmeyip cadde kenarından biraz seyredip evinin yolunu tutarken, iki sarhoş vatandaş eyleme alanına geldi.

Ellerine Türk bayrağı alan iki sarhoş vatandaş, eylem alanında oynayıp, attıkları ilginç sloganlarla şarkı söyledi. Adeta miting alanında ayılan iki sarhoş şahsın attığı “Muza bu devletin adamıdır”, “Bayrak inmez ezan susmaz”, “Herkez kendi muhitinde konuşsun” şeklindeki sloganlar ile “evlerinde lamba yanıyor” adlı şarkıyı okuması eyleme katılanları kahkahaya boğdu. İki sarhoş kafadar daha sonra oynayarak eylem alınından ayrıldı.

Eylemde başörtüsü karşıtı yerine AK Parti Hükümeti aleyhine slogan atılıp pankart açılması dikkat çekti. Özellikle ilköğretim ve lise öğrencilerine, “Üniversiteler değil AKP yıkılacak”, “İşçi gençlik el ele tam bağımsız Türkiye”, “Haçlı irtica üniversiteye giremez ” ve “Cumhuriyet devrimi kazanacak” yazılı pankartlar taşıtıldığı görüldü.

Samanyolu haberin “görüldü, dikkat çekti” türü lüzumsuzlukları bir yana, rakama dikkatinizi çekerim. Geçen sefer çağdaş kadınların gerçekleştirdiği eylemde 50-60 kişinin toplanabildiği düşünülürse 600 rakamı 10 katlık bir gelişmeyi göstermektedir. Ve en önemlisi, nihayet çağdaş denen kesim adam gibi bir eylem yapmış. Oynamış, gülmüşler. Eyleme katılanlar kahkaha attı deniyor, şu az bir gelişme midir? Öte yandan bazıları “canım, çağdaş mitingine de iki sarhoş yakışırdı, tam isabet olmuş” diyebilir, ben öyle düşünmüyorum. Ortalama bir çağdaş Türk vatandaşı sarhoşken dahi “ezan susmaz” türü laflar edemez. İmam Baykal şeriatı gereğince bu ikiliye kahkahayla gülünmesi ilerici AKP karşıtı hareket açısından bir gerileme sayılabilir.

Geçen yazımda Eskişehir’de ilerici kesim uyurken Kemal Unakıtan ve AKP malı götürecek, Eskişehirpor’u birinci lige dahi çıkarır bunlar demiştim, şimdi şüpheliyim. Eskişehir ayaklanmış arkadaş, kitleler sel olmuş AKP’ye karşı akıyor. Eskişehir’de dün 50 kişi, bugün 600 kişi yarın yüzbinler meydanları dolduracaktır. Bu arada maçın miting üzreindeki etkisi de unutulmasın. Herhalde stadı dolduran onbinler pazar günü evde TV önünde pinekleme ya da pikniğe gitme yerine AKP karşıtı miting alanına hücum ederlerdi. Seçimlerde de öyle olmadı mı? “Bir gün mayosuz gezin” çağrılarına karşın çağdaş yurttaşlarımız deniz kenarındayken gericiler gizlice sandığa gelip oy attılar. Buna dikkat etmek lazım.

Bu arada Muza kim yahu, Eskişehir’li bir Türk büyüğü filan mı? Muza bu devletin adamıdır demiş sarhoşlar. Bir de Evlerinde lamba yanıyor türküsü herhalde AKP karşıtı mitinglerin yeni müziği olacaktır, bu fikri de duyuruvereyim.

İki sarhoşu da tebrik ederim, Deniz Som ve arkadaşlarının Üsküdar eyleminden sonra AKP’ye çok güzel bir mesaj vermişler, bir elde içki diğerinde bayrak, işte çağdaş Türkiye bu hesabı.

Hoop

FST Mart 3rd, 2008

YÖK karşıtı gürültü içinde bir haber dikkatimi çekti. Geçenlerde bir rektörün oğlunun usulsüz olarak Yıldız Üniversitesine alındığı söyleniyordu, olabilir dedim ama şimdi okuduğum haberde yanlış olan nedir onu anlamak zor. Şöyle denmiş:

YÖK üyesinin kızına ‘kılıfına uygun’ kıyak

Eski YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Aybar Ertepınar’ın kızı Pınar Ertepınar Kaymakçı önce Muğla Üniversitesi’ne araştırma görevlisi olarak alındı.

Ardından da doktora çalışması için babasının ve kocasının görev yaptığı ODTÜ’ye görevlendirildi.

ÖSS’yi kazanamadığı halde oğlunu Yıldız Teknik Üniversitesi’ne yerleştiren Muğla Üniversitesi Rektörü Şener Oktik’in eski YÖK Başkan Vekili Aybar Ertepınar’ın kızına da ‘kıyak’ bir atama yaptığı ortaya çıktı. Ertepınar’ın kızı Pınar Ertepınar Kaymakçı’yı mülakatla araştırma görevlisi yapan Oktik’in, doktora için babası ve kocasının görev yaptığı ODTÜ’ye görevlendirdiği belirlendi. Aynı mülakatta öğretim görevlisi yapılan Nesrin Tüfekçi ise Hollanda’da bir üniversiteye gönderildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün YÖK başkanlığına Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ı atamasına tepki amacıyla YÖK başkan vekilliğinden istifa eden Prof. Dr. Aybar Ertepınar’ın kızı Pınar Ertepınar Kaymakçı, Şener Oktik’in ‘kıyak’ atamasıyla ODTÜ’de doktora yapmaya başladı. Muğla Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü’ne 18 Kasım 2005′te araştırma görevlisi olarak alınan Kaymakçı, bu üniversitede hiç çalışmadan Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki jeoloji bölümüne doktora yapması için görevlendirildi. Muğla Üniversitesi’nden maaşını alan Kaymakçı, 2 yıldır Muğla Üniversitesi’ne hiç uğramadı.

Gazetelerde gördüğü ilan üzerine Muğla Üniversitesi’ne araştırma görevlisi olmak üzere başvurduğunu belirten Pınar Ertepınar Kaymakçı, mülakatı kazanıp göreve başladığını savundu. Doktorasını tamamladıktan sonra Muğla’da çalışmayı arzuladığını ifade eden Kaymakçı, şunları söyledi: “Sınava 3 kişi başvurdu. 2 kişi alınacaktı. Mülakata dekanla birlikte 2 profesör katıldı. Benim dil puanım diğerlerinden yüksekti, bu yüzden başarılı oldum.” Ertepınar ‘Neden kocasının çalıştığı bölüme doktora için görevlendirildiği’ sorusuna ise şu cevabı verdi: “Üniversite yeni açılan bölüme öğretim elemanı yetiştirmek için bizi aldı. Doktora programı olmadığı için üniversite en iyi üniversitelerde öğretim üyesi yetiştirmek ve açığını kapatmak istiyordu.” Torpil iddialarını reddeden Kaymakçı, devletin üst kademelerinde görev yapan insanlar için bu tür karalamaların hep olduğunu ileri sürdü.

Muğla Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. İbrahim Yokaş ise Jeoloji Mühendisliği’nin yüksek lisans ve doktora programı henüz faaliyete geçmediğinden Kaymakçı’nın lisansüstü eğitim için YÖK Kanunu’na uygun olarak ODTÜ’de görevlendirildiğini ifade etti. Yokaş, işlemin kanunlara uygun olduğunu savundu.

Akademisyen tanıdıklara sordum,  bir üniversitede araştırma görevlisi olan kişi başka üniversitede doktora yapmaya gidebilir ve gittiği yerde YÖK’ün ilgili maddesi gereğince kalabilir, doktorası bitince de esas okuluna dönebilirmiş. Yani şu uygulamada problemli bir taraf görünmüyor. İlgili şahsın YÖK üyesinin kızı olması vs. ayrı konu ve üniversitelerimizin zaten büyük bir aile şirketi olduğunu daha önce de belirttim ama şu olayın konuyla ilgisi var mı? Eleştiri sırası geldiğinde acımadığım malumdur ama doğru gördüğümü söylemekten de çekinmem. Daha önceki örnekleri hatırlarsınız.

Samanyolu haberin Hürriyete nazire yapma denemesi olmuş, Zaman’ın artık akıllanmayacağı da belli oldu. Tabii insafsız da olmayalım, Hürriyetin seviyesine inebilmek kolay değil, Zaman henüz doğrudan yalanlar yerine “ileri sürdü, dikkatçekti, savundu” gibi laf yuvarlamalarla saldırıyor. Acaba savaşın kuralı bu mu, düşmana silahıyla mukabele edilmeli diye mi düşünüyorlar? Burası beni ilgilendirmez “ben gördüğümü çalarım”, doğru olup olmadığına kamuoyu karar versin.

Kapat
E-posta ile paylaş