Bir o hırsızlar mı
FST 13 Mart 2008
Yazar Murat Bardakçı bilim, etik vs. konulu bir panelde akademisyenlerin hırsızlıklarından bahsederken bunlar hırsızlıklarını gizlemek için Atatürk’ün arkasına saklanır mealinde konuşmuş. Şöyle deniyor:
İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi’nde gerçekleştirilen ‘Bilim ve Etik’ panelinde, akademik yolsuzluklar, akademide teknolojinin kötüye kullanımı ve bilişim suçları ile ilgili sunumlar yapıldı. Akademisyenler ve araştırmacılar, üniversitelerde intihal olaylarının yoğun bir şekilde devam ettiğini örneklerle ortaya koydu. İntihal konusunda çok sayıda yazı kaleme alan gazeteci-yazar Murat Bardakçı, üniversite yönetimlerinin bu suçu işleyen akademisyenleri koruduğunu öne sürdü. Bardakçı, intihal yapan kişilerin kendilerini savunma yöntemlerini şöyle anlattı: “Bir intihal olayını yazdığımızda ilk olarak bir telefon gelir, ‘Çok haklısınız ama ben dipnot yazmıştım, giderken yolda düşmüş’ derler. 60-70 sayfayı makaslamıştır. Bu kadar sayfaya dipnot konulmayacağının, bunun bir alıntı olamayacağının bilincinde ya değildir ya da sahtekârlık yapmaktadır. İkincisi mantıksız açıklamalardır. Yazının çıktığından haberdar olmadıklarını iddia ederler. Bir de intihali ortaya çıkaranı suçlarlar. Bu kişinin hırsız, intihalci, makasçı olduğu ile ilgili yapılan yayının, Atatürkçülüğe, laikliğe ve devrimlere set çekmek için, o kişinin Atatürkçü mücadelesini önlemek için yapılmış bir mesele olduğudur. Yani hırsızlıkla Atatürkçülüğün ne alakası var bilmiyorum. ‘Ben devrimciyim, yobazların önünü kesmeye çalışıyordum. Onun için bu yazıldı’ denir. Ama ‘iftira’ diyemiyor.”
Murat Bardakçı ayrıca, intihal konusunda 15 senedir çok sayıda yayın yaptığına; fakat hiçbir sonuç alamadığına dikkat çekti. “Rektörler, hırsızlara her zaman sahip çıktı.” diyen Bardakçı, “Rektörler beni arayıp, ‘ilgileniyoruz’ dedi. Ama hiçbir şey çıkmadı. Hatta bazı olaylarda ben suçlu ilan edildim.” şeklinde konuştu.
Öncelikle intihal işiyle ilgili fazla söze hacet yok, Türkiye’de bilim filan yoktur, bu ciddiye alınacak bir konu da değildir. Falanca profesör, doçent, ne karın ağrısıysa uyduruk bir makaleyi, kitabı birinden çalarak yazmış vs. Kimin umurunda. Bu adamlar ayda 15-20 Milyar götürüyor, siz ona bakın. Ha, çalmadan makale yazsa ne olacak, akademik tatmin, kimin derdine deva olacak. Falanca endekste çıkmış, atıf almış, yani ne diyorsun? Güldürmeyin adamı. Neyse uzatmayalım.
Konunun asıl önemli noktasına gelirsek; Bardakçı iyi söylemiş de, sadece akademik hırsızlar mı Atatürk’ü siper ediyorlar suçlarına? Rahmetli Selçuk Parsadan bir telefonla “Atatürkçü dernekten arıyorum” diyerek Tansu Çiller’den tereyağından kıl çeker gibi yüklü bir örtülü ödenek “parsa”sı toparlamadı mı? Geçen yıl da bir hırsız girdiği kitapçı dükkanında yakalandığında polislere “ben Atatürk kitabı almak için girdim” dememiş miydi? Arazi çalan hırsızlar gecekondu diktiklerinde önüne bir Atatürk büstü kondurmaz mı? Denizli’de bir camiyi kaçak arsaya yapan hırsız cami yaptırma derneği ve hırsız cemaat duvara koca bir Atatürk resmini hem de minnacık fayanslarla işleyivermemiş miydi?
Uzun lafın kısası Türkiye’de Atatürk istismarı her görüşten ve her sınıftan hırsızın derdinin en pratik devasıdır. Akıllı olmak lazım. Bakın ben de siteye yarın lazım olur diye bir gencin kafasına kazınmış da olsa Atatürk resmi koydum. Sıkı mı biri gelip kapatmaya kalksın. Atatürk’e hakaretten içeri attırırım. Nasıl olsa delil filan gerekmiyor.
Oh be, aspirin gibi, her şeyin ilacı.
Popularity: 60% [?]
- Bürokrasi , Eğitim , Siyaset
- Yorum(141)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Hah, ben bir ara ITU’de elektrik dersi alanlara ozel ders vermistim. Kendi ders kitaplarini okurdum hazirlanmak icin. Transformator veya elektrik makineleri gibi bir kitabin onsozunde, o konudaki baska bir Turkce kitap icin nereden tercume/apartma oldugunu da soyleyerek intihal imasi/iddiasi yapildigini okudugumu hatirliyorum hayal meyal. O zaman o kitabi yazan hocanin sikayetini aktaracak calisan kanal bulamayip kendi kitabinin onsozune koydugunu dusunmustum. Normal mekanizmalar hala calismadigi icin ‘intihal semineri’ ‘etik paneli’ filan yapiliyor galiba. Bu seminerlerde sunulan bildiriler de atif endekslerine girip CV sisiriyor mudur acaba?
hadi bakalım bi de ilahaiyat doktoralarına bir eleşitiri alalım.
Bildiğiniz birşey mi var? Sonuçta YÖK sisteminde tıp da olsa, arkeoloji yahut ilahiyat da olsa fark etmiyor.
Bülent Bey,
Evet. Bildiğim kadarıyla intihal yapılan kişi şikayetçi olmadıkça çalan kişiye karşı dava açılmıyor. Üniversitelerde de it iti ısırmaz prensibi yahut günahı olmayan ilk taşı atsın ilkesi geçerli olduğundan özel durumlar hariç intihale bakılmıyor. Bugün bir çok rektör, dekan, yönetici tescilli hırsızdır ama yerlerinde duruyorlar. İstisna olarak AKP’ye yakın olan Ömer Dinçer’in başına kabak patlamıştı, tabii bunu anlamak mümkün.
Bir de intihalle prof olup ceza almayanlar varmış:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=301581
Şu linkte de 22 kişiden bahsediliyor ama verilen cezadan emin değilim, meslekten çıkarılmışlar mı gerçekten bakmak lazım.
http://www.tumgazeteler.com/?a=2412836
Elbette.
Akademisyenler dışında da yaygın galiba bu durum. Tabii onlar pek dikkat çekmeyebiliyor
http://www.tumgazeteler.com/?a=2578583
Bunlar da buzdağından yansıyanlar. http://www.tumgazeteler.com/?a=2414829
http://www.tumgazeteler.com/?a=1156207
http://www.tumgazeteler.com/?a=2445170
http://www.tumgazeteler.com/?a=1345122
http://www.tumgazeteler.com/?a=1864827
http://www.tumgazeteler.com/?a=2443329
http://www.tumgazeteler.com/?a=2159199
http://www.tumgazeteler.com/?a=2234230
Bende yasadigim ulkede ki hocamdan, artik kitap vs. yazmanin baska yerlerden araklama yapmadan yapilamayacagini, profosorlerin bile teknolojik gelismelere cok yakindan tanik olamayacagini soylemisti. Kutuphanelerde ve derste okutulan kitaplarin cogu ilk baskilarini 90′li yillarda yapmislar. Dogruluk payi var mi tam olarak emin degilim.
Dünyanın ilk 500 üniversitesi, Avrupanın ilk 200 üniversitesi arasında neden birtek bile Türk üniversitesi yok bu yazıyla biraz daha anlaşılır oldu.
Yunus Emre’nin şu sözünü de söylemeden geçemeyeceğim.
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır.
iyi günler
Anahtar,
İlk 500′e 5-10 üniversite soksak da durum pek farklı olmazdı herhalde. Sonuçta bunlar, yayın sayısı vs. bireysel akademisyen performansıyla da olabilecek şeyler.
Bizim akademisyenlerin birçoğunun zamanını, bilimsel araştırmalara ya da makale yazmak yerine cebimi nasıl daha kolay doldururumum peşinde harcadıkları ortada…
ilginç bir haber
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=15.03.2008&Newsid=167216&Categoryid=1
intihal gibi bir konuyu gündeme getirmenizi tebrik ediyorum.
günümüz elektronik ortamın olumlu yanlarından biri de bu. haberleri okurken aklıma amtör astronomların uzayda zeki canlı arraken bilimadamları ile işbirliği aklıma geldi.
fakat intihali araştırmak için yöntemleri de bilmek lazım. nasıl yapılıyor? fakat diğer bir sakınca da şu çamur at izi kalsın, sevmediğim siyasiyi devirme yolu olsun diye yaklaşmamak lazım. gerçeğe sadakat olarak bakmamız lazım.
diğer dokunacağım şey; şu arılar projesi. aynı derecede gerçeği sapıtıran bir yönü var. üstelik bu kişi milli eğitim müdürü. arılarla deneme yaptım diyor, bu proje parasını bir yerden aldı mı ? zihni siniri aratan bir zihniyetle innovasyon kelimesi acip derecede saptırıyor. istanbul da bütün velilerin ayaklanması lazım, ve bu siyasi bir tavır olamdan yapmaları lazım.
Incildeki ve Tevrattaki hikayeleri masalları apardığı yetmiyormuş gibi bir de onlar sahte bu sahi diyen şeyi kaynak almalarından başlamak gerekir ama vakit harcamaya değmez.
incil ve tevrat bozulduğu için islam gelmiştir zaten.
islamın özelliği kimi nevzuhurların istediği gibi reformlara kapalı olmasıdır.
islam akıl ve mantık dinidir söz safsatadır
islam vahiy dinidir
insan aklıyla hareket ettiğinde bu günün bilminin kabul etmediğini inkar eder.
örnek peygamberimiz ahir zaman hadislerinde şöyle şeyler olacak dediğinde o gününü kafirleri bunu akıllarına sığıştıramadıklarından aynen bu günün kafirleri gibi inkar ve alay ediyorlardı…
kuranı kerim ve islam tarihi bunun örnekleriyle doldur.
ama bilme tapmakta bir seçenektir
bu günün pozitivistleri bu dine tapmakatadırlar
onlarıda hoşgörürüz
Allah hidayet etsin…
mevlana huyluyuz ne de olsa…
blockquote>incil ve tevrat bozulduğu için islam gelmiştir zaten.
bu doğru değil, din adamları sınıfı dini bozduğu için son din gelmiştir. Kuran ‘da da aynı sınavdan müslümanların da geçeceğine dair çıkarım yapılmıştır.
bugün müslümanlar kuranın din adamlarınca yapılan yorumlarına inanmaktadır ve
gelindiği son noktada bu anlamda bir fark yoktur.
Bu daha çok şuna benziyor, bir aleti bozarsanız tamire ihtiyaç duyar hale getirsiniz.
eğer bozulmasaydı reforma ihtiyaç olmazdı. öte yanda reformdan ortaya çıkan sonuç başka dindir., yani bu çaresiz döngü.
vahiy akıla çelişmeyebilir. herkes vahiy alablir ( iddia edebilir)
Bir vahiyi ancak akıl süzgeçinden geçirerek değerli kılabilirsiniz. yoksa insanlar kola kapağına bile tapabilirler.
kuran’da bir sorumluluk sahibin diğerine karşı savaşı yok. Bir insan köleliğie karşı savaş açmış olsun da, kuran onu inkarcı saysın diye bir şey yok. Bence siz bunu kendinize söylenmiş olarak algılayın ve apaçık görülen gerçekleri gizleme yolunda savşamayın. İnkarcılığa karşı müslüman diye kendinden menkul ayrıcalıklı bir sınıf yok.
Bir de baktınız akla karşı, açıkça görünene karşı karşı siz de inkarcı olmuşsunuz.
i
İnsanlar bugünkü bilgi birikimine gelebilmek için geceli gündüzlü nesiller boyunca çalıştılar. Bir müslüman sizin şimdi yaptığınız gibi emeğe karşı küstahlik etmemeli. Belki farkında değilsiniz ama yaptığınız nankörlük. Çocuğunuzu köpek ısırdığında koşa koşa kuduz açışı yaptırmayı biliyorsunuz.
bunlara hiç gerek yok. burası bir fikir platformu. anlam için çabalıyoruz hepimiz.
.
bu insanlar arsında önemli bir yeri müslüman bilim adamlarının oluşturduğunu hatırlatırım..
siz sizi yaratan Allaha karşı nankörlük edip,
verdiği akla,bedene,göze,tad alma duyusuna nankörlük ediyor, onu tanımıyor, onu inkar ediyorsunuz bu nankörlük olmuyorda ben
Allahın koyduğu kanunları keşfeden bilim adamlarının
“henüz herşeyi bulamadılar,
bilime tapmamak lazım,
bu gün doğru dediklerine yarın yanlış derler”
dediğimde mi nankör oluyorum
asıl siz nankörlük yapmayın….
İslamda reform meraklıları zaten onla başı hoş olmayanlar,
yani islamın kaide ve kuralları işlerine gelmeyenler,
onun için reform çabasındalar..
işte islam buna kapalı..
temel kurallarından ödün vermez..
o yüzden reformda olmaz başka dinde çıkmaz.
yaptığını iddia edenler zaten terketmiş olanlardır,müşteri bulamazlar..
dalaletleriyle başbaşa kalırlar..,
Namazı devrin istibdasının baskısıyla türkçe kıldıran imamın selam verdiğinde arkasında cemaat bulamaması örneğini burada verebiliriz…
Bunu kim diyor?
Muhammed bin Abdullah isminde okuyup yazması olmayan birisi
Böyle demekte çıkarı var mı? Hem de ne kadar! .. Öyle demese kim dinlerdi onu?
Yahudiler hiristiyanlar bu iddiayı kabul ediyor mu? Hayır .
Muhammed bin Abdullah’ın takipçilerinden başka kimsenin umurunda değil bu iddia . Nasıl olmuşsa Allah bu gerçeği başkalarına bildirmeyi unutmuş
Doğru . Aklını ve mantığını kullanabilen herkes Allah’ın vahiy için bir kuluna ihtiyacı olmayacağını bilir .
Dün de öyleydi . bundan sonrada böyle gidecek .
Bügün kimse alay etmiyor . Ciddiye almadıklarından .
Onca zaman hep alay edilmiş
Bir bildikleri vardı .
Ya göktaşına, ya ineğe ya puta .
Mutlaka tapmak mı gerekir?
Tapmasak olmaz mı?
Onlarda sizi hoşgörürler .
Kime?
Özel hayatınızda Şems isminde birine aşıksanız yatak odanız size kalmış .
Kainatın sahibi var. Endişe etmeyin.
Uzun zaman oldu.muhtar öldü. “ben son muhtarım” demişti rahmetli. Bizde üzülmesin diye “he he öylesin” demiştik.
Arkasında bıraktığı 9-10 karısı ondan boşanıp nafaka almak istemişlerdi de o parası olmadığını iddia ederek zırnık koklatmamıştı. Hemen bunun üzerine bir iltimas daha ayeti gelmeseydi işler iyica karışacaktı. Ama, vahiy bu. Böyle zamanlarda gelmese olur mu hiç?
Okuma yazması olmayan eski karısından kalan servetide har vurup harcamış bir muhtar..
Sanatkardı tabiiki. Ama ne sanatkarı?
knz
bunları kendi isminle yazacak cesareti gösteremiyorsun değil mi?
daha öncede böyle bir meselede tartışmıştık ta
o zamanda hasbi bir küfürbaz olmuştun..
senin gerçek yüzün,
fikir tartışma hikayelerinin temelinde ne yazık ki içinde beslediğin bu canavar yatıyor…
bunu bildiğim için, herkes görsün diye kasten böyle yazmıştım…
hristiyanın misyoneri var , müslüman’ın tebliğ vazifesi var da
benim anlayamadığım ateist neden böyle şeylerle vakit kaybeder
yaw sen yaşamana baksana , ölünce yokolacağım diyorsan eğer burda lafebeliği yapmanın sana ne yararı var ki ?
saniyeler geçiyor , tik tak tik tak…….
ye iç keyfine bak , benim yokolacağıma inanmamın sana yararı ne ?
birkere sempatik değilsin , meseleye böyle öküz gibi dalarak pek birşey elde edemezsin ,
inandırıcı da değilsin , bu hızla ömrün boyunca kaç kişiyi aydınlatabilirsin!
üstelik çapsızsın ,tarih boyunca senden bin kere daha zeki adamlar fitnebazlık yaptılar noldu ? islam kalktı mı yeryüzünden , yada diğer dinler…. sen mi başaracan ?
sen eğer ölümden sonrasına dair meseleni bu şekilde çözdüysen ve eminsen , arabaya bin , gaza bas ve arkana bile bakma , çünkü yararsız….erdem deme bana , mezar taşında iyi durur o kelime ama altında çürüyen cesedine bir faydası olmaz….
tek bir mantıklı açıklaman olabilir , o da şu , “evet zamanım sınırlı , yemek,içmek,sevişmek…yaşamak ,dolu dolu yaşamak istiyorum , bu dindarlar beni engelleyebilir, en iyisi onları da dinsizleştireyim , belki partner bulma ihtimalim de artar ”
bunların dışında , etikmiş ,bilimmiş ,felsefeymiş , insanlıkmış …..maval okuma sakın bana,çürümekte olan bir cesetsin , bunların sana faydası olmaz , bizim yada başkalarının takdirleri de ancak psikolojik tatmin sağlar sana ki çok yazık ve komik ,
dindarların olası engellerine gelince bundan kurtulmanın en güzel yolu , mücadele etmek değil ki, kaçmak , at kendini bir mülteci gemisine ………doğru hollanda… belki birkaç tuvalet temizlersen bir fahişe bulabilirsin ( erkeksen tabi )
yani akıl bunu gerektirir , madem inanmıyorsun , neden vakit kaybediyorsun ?
bizim de sana inanmamızın senin naçiz bedenine bir faydası olmaz ki , sıkıyorsa olur de !!
ben haşa inanmasaydım , ne okur ne çalışırdım , banka soymak daha mantıklı , evrende toplu iğne kadar olan şu güneş sistemimizin miniminnacık bir gezegeninin miniminnacık bir köşesindeki daha da mikroskobik canlılarının bir kaç mikroskobik kağıt paracıklarını almak da bir beis görmezdim…..,erdem satarak psikolojik tatmin yapmanın , kendini kandırmanın alemi yok , yaşaman gerek , çünkü saat işliyor…..tik tak tik tak tik tak…..birazcık beynin varsa yaşamaya bak ………..
Arkadaşlar, provokasyona gelmeyin, o Knz değil.
Üsluba dikkat edin. Bu kişi buralarda çok gezinirdi bir zaman, herşeye maydanoz olur, zekice cevaplarla/sorularla detaylarla girerek konuyu odağından çıkartır, uzattıkça uzatır, laf ebeliği yapardı. Ama epeyce bir süredir yok.
Aynı şeyleri her zaman kullandığı rumuzu ismi ile yazmaya cesaret olmadığı için böyle atraksiyonlar yapıyor.
benim hislerim onun knz olduğunu söylüyor,
eğer ben değilim derse itibar edilebilir ama yinede fethi beyin kayıtlarına bakmak lazım…
her kim olduğu o kadarda önemli değil aslında böyle bir zihniyet var maalesef..
sevginin mutlaka cinsel olduğuna inandığı için üstadları freud gibi
mevlananın şems sevgisini yatak odasında tasvir eden zavallı bir zihniyet..
gerçi onlar anne-çocuk sevgisinide cinsel olarak diüşündükleri için onları anlamak lazım,galiba onlar annelerini yada babalarınıda aynı cinsel hazla seviyor..
insanlığın bu kadar alçalamasına pes demekten
başka bir şey diyemeyeceğim,
yada bediüzzaman gibi
yaşasın zalimler için cehennem….
peygamberimizin çok kadınla evlenmesinden başka kusurunu bulamayanlar bu devirde hep bu alçak sözlere başvuruyorlar..
düşmanlarına bile el emin dedirtecek kadar dürüst,
onu görenlerin bu simada yalan yok dedirtecek kadar temiz,
güzelliği bütün mekkeli kadınları etrafında pervane ettiği halde başını kaldırıp bir tanesine bile bakmayacak kadar edep abidesi bir insana yapılan bu büyük edepsizlik yine bu asrın herşeyi cinsellik olarak tasvir eden zavallı düşüncesinin eseri..
kendi döneminde bu konuda hiç eleştirilmemişti..
zira evliliklerinin gençlik çağında değil 53 yaşından sonra olması bu konuda fikir verir sanırım..
25 yaşında evlendi kendinden 15 yaş büyük bir hanımefendiyle bizim annemizdir hatice validemiz…
çok evliliğin makbul ve güç göstergesi sayılan dönemde vefatına kadar onunla evli kaldı,
diğer evlilikleri ise kadınlık alemine islamı,aile hayatını öğretmek için olmuştu..
kimi evlilikleri ise o dönemin krallarının hediye olarak gönderdiği hanımları cariye değil eşi yaparak onurlandırması,
eşi vefat ettiği için sahip çıkmak amacıyla yapılan bir evlilik,
evlatlığının hanımını boşamasından sonra evlatlık hukukunu tanzim için kuranın emrettiği bir evlilik,-ki eğer kurandan bir ayeti gizleseydi bunu saklardı dedikleri bir evlilik-
kabilecilik anlayışının yaygın olduğu araplarda peygamber bizim akrabamızdır diye islama dahil olmaları için yapılmış evliliklerdi..
peygamberi senin anlamanı beklemiyorum ama cevapsız kalmasın iğrenç sözlerin diye yazdım….
Quo Vadi,
Siz lütfen, Allah rızası için inanın, inanmaya devam edin.
Burada ne oluyor bir şey anladıysam faşist olayım.
Knz ile Quo Vadi düzgün yazın, insanın okuyası gelmiyor. Virgüller bir yerde, noktalar başka yerde, düzen yok. İlkokul terk misiniz siz?
Nasi yani…??
Fatih Zeki bey,
Efendim Knz hanım olmadığı besbelli, anlamsız yazışmalara girmeye gerek yok.
knznin tarzına hiç benzemiyor o yazı. ama suat doğru yere işaret etmiş. şair behçetin hesabını gördüğü adam olmalı o.
öncelikle şunu belirteyim, edebsizlik edeni tekdir etmek dışında böyle konularda kimsenin kalbini kırmak istemem , bu münazaradan bir puan toplucam diye yukardaki çapsız ile aynı derekede oyalanmanın alemi yok,
maalesef aradaki nüansı anlayamamışsın Mr.NO
bu bir istek yada tercih olgusu değil , sonuç
banka soygunu basit bir örnek ,belki yakalanma riski galib gelir başka birşey yapardım , ama ne yaparsam kendim için yapardım…….
ben o cümlelerle ne anlatmaya çalışıyorum , kendimden mi bahsediyorum ?
haşa Allah yoksa herşey mübahtır anlayışı kaçınılmaz son , ama korku,kültür ,bilinçaltı ,vicdan…vs engelleyebilir o ayrı mesele, ne demiş Akif , ” o rüku olmasa dünyada eğilmez başlar”…….
dünyada dindarlar her anın kıymetini tam bilip herbiri bir veli gibi ibadet etmedikleri gibi
ateistlerin de çoğu inançlarının gereğini yerine getirmiyorlar, tam bir ateist inanmış için başka bir çare yok ,ha vicdanı tatmini dert ediyorsa inancına ihanet ediyor ,sen biolojik bir makinesin niye dert ediyorsun ki başkalarının acılarını ? yoksa küçücük bir biolojik varlık iken annenin sana gösterdiği şefkatin geri ödemesi mi ? ne ? niçin ?….acınacak hale geleceğin günler yaklaşıyor…. çünkü zaman işliyor tik tak…..
anne ,baba, eş, dost, yaşanan güzel anlar….bilumum insani duygular ,sana acı vermekten öteye geçemez ,akibeti hatırlatır, tek çare insani yönünü bastırmak ve hayvani yönünü öne çıkarmak…en iyi unutma yöntemidir
ya intihar, ya delilik yada hayvanlık , başka seçenek yok ,bir çok ateist buna cesaret edemiyor diye teoriyi de onlara göre şekillendirecek miyiz yoksa ?
ne yapalım , biolojik makineden , sosyal hayvan’a mı çekelim …….
bir flash patlaması kadar ömründe , sonunda eğer yok olcaksan ahlak,erdem,iyilik….niçin?değer mi ?ne kazandırır ? buyur sen izah et………merakla bekliyorum
Quo Vadi,
Edepsizlik diye bir şey yok, siz burada bunları söylüyorsanız, gelecek cevapları da göze almalısınız. Hamama giren terler.
İşte olay bu.Bir fiilin getirilerini götürülerini düşünüyorsunuz. Getirileri zararlarından fazla ise bu işi yaparsınız. Hırsızlık gibi fiillerin toplumda cezasının caydırıcı olması , dindar olsun olmasın insanların ahlaksızlığı eğilimli olduğunun bir göstergesidir. Dindarların çekindiği şey sizin ima ettiğiniz gibi Allah korkusu olsaydı, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma gibi haksızlıklar yapmazlardı. İnsanlar birşeylerden çekiniyorlarsa çoğunlukla çekindikleri şey bu dünyadaki sonuçlarıdır.
Öbür Dünyanın olması demenin şu yönü de var: Affedilebilirsiniz. Bu dünyada yaptılarınız umulur ki affedilir. Bir ateistin cezalandırılma korkusu olmadığı gibi, affedilme umudu da yoktur.
İyilik yaparken , karşımdakinin durumunda kendimin olacağını düşünürüm(bazen de Allah rızasını) . Erdem, kendi seçtiğim bir yol. Ancak erdem ideal bir şey, erdemli olunmaz, olunmaya çalışılır. Ahlak derken de hırsızlık yapmamak, başkalarının haklarını gaspetmemek, yalan söylememek gibi şeyler anlıyorum. Bunlardan kaçınmak gerçek insanların gözünde size itibar sağlar. Ahlakın diğer yüzü, genel ahlaka aykırı bir çok eylemim olmuştur. Bu soruya ateistler gibi cevap veremem ,çünkü ateist değilim.
İnanmasaydım da banka soymazdım
Affedime ihtimalinin olması benim günahlar konusunda daha açılmamı sağlıyor, ekleyeyim.
eğer bir knz taklidim varsa, ben onunla ilgilenmiyorum.
bizler sözün kendisi ile ilgilenirsek bir sorun olmaz.
Benim bir özelliğim vardır. ben peygamberin yaşamı hakkında hiç bir eleştiri yapmam.
benle konuşan kişiye de yaptırmam. Mesela fethi zeki bey gibi peygamberin çok evliliğini de kusur görmüyorum.
fakat sizler yok mevlana , yok şemse cinsel bakıyorsnuz, yok hayatınıza seks açısından bakıyorsanız diye başkalarına sataşırsanız, onlar da sizin peygemberinize sataşır. Benim için bunlar aşağı türden didişmelerdir.
Benim aradığım düşüncenin üst sarmalıdır. Bir din ne kadar evrimleşirle ilgileniyorum. tabi ateiszmin de evrimleşmesi sarmala katılır.
Diğer bir husus ben olayların perde arkası ile de hiç ilgilenmem. kişilerin kendileri ilede,
nikleri ile de ilgilenmem. bir de yazmak için özenim yoktur, hızlı yazarım., eğer farkı söylemim olmasaydı hiç yazmaya devem etmezdim. Ama isteyen arar bulur, kendisi de öğrenir diyorum.
şimdi nerde kalmıştım.
Fethi zeki bey herkesi kendiniz gibi inanmaya zorlayamazsınız. zeusa inanan biri de aynı sözleri söyler. allah sizin algılayacağınız birşey olmak zorunda değil.
Kuran ‘da da aynı sınavdan müslümanların da geçeceğine dair çıkarım yapılmıştır.
katılmıyorum. eğer dediğinz gibi olsaydı bugün tek bir islam olurdu. Böyle birşey mümkün değildi, daha peygember öldüğü zaman sahabe diye adlandırdığınız yakın akrabalar ararsında derin görüş ayrılıkları oldu. sünnet nedir ? beyaz uuzn elbise giyip, başınıza beyaz örtü mü takıyorsunuz ?
hem siz hangi icamadan bahsediyrrsunuz?
o icamalara kaç kadın girdi ?
üstelik yaşam değişmektedir. o icmalar ilahi karar alamaz. aldıkları kararlar sadece kendilerini bağlar. biz onların günah veya seveına ortak olamayız.
fethi ziya bey siz bize kutsal mı uyduruyorsunuz.
korunanın ne olduğu hakkında aramızda ciddi bir fikir ayrılığı var.
kuran müslümanlığın insan tabiatı ile paralel olduğuna işaret eder.
konunan insan tabiatıdır. fakat toplum onu bozar.
o zaman eskiyi korumak adına değil, kendimizi korumak adına mücadele vermeliyiz.
namaz, oruç veya zekat yozlaşabilen ibadetlerdir. gösterişe dönüşebilirler, bu konuda kimseden bir garanti almadınız.
korunan ne ? rüşvet mi ? gösteriş mi ? siz neye bakıp kimi beğeniyorsunuz ?
ortalık tutarsızlıktan geçilmiyor.
kızlara maliyet muhasebesi fakültesi önünde gösteri yaptırtanlar onların
şahitlik ile ilgili sorularına cevap bile vermiyorlar.
ne yapalım yani, görmezden mi gelelim ? araştıralım, aklın süzgecine güvenelim diyorum ben.
Knz hanım,
Bu taklit yukarıda iyi gürültü kopartmış ne dediyse ben bulamadım.
Hangi olaydan bahsediyorsunuz bilimiyorum ama İslam dini ala carte değil. Yani istediğiniz kabul edip, istemediğinizi reddedemezsiniz. Hayatı dine uydurmak lazım, dini hayata değil. Müslüman deme örtünmeyi gerektirir, örtünme şahitlik hükmünü kabul etmeyi.
Yanılıyor muyum Fethi Bey?
öyleyse knz özür dilerim.
ötekinide Allah ıslah etsin..
incil ve tevrat bozulduğu için islam gelmiştir zaten .
Bunu kim diyor?
Muhammed bin Abdullah isminde okuyup yazması olmayan birisi
Böyle demekte çıkarı var mı? Hem de ne kadar! .. Öyle demese kim dinlerdi onu?
Yahudiler hiristiyanlar bu iddiayı kabul ediyor mu? Hayır .
Yari-aydinin biri boyle bir iddiada bulunmus. Sahip oldugu bilgi birikimini ideolojisini yonlendirmek icin kullanacagina, ideolojisini bilgi birikimini yonlendirmek icin kullanmis olmasinin getirdigi bir sonuc olarak cahilce bir laf etmis. Tabi umuyorum ki cahilce bir laftan ibarettir sadece, zira kasitli bir yalan olmasi zamanimizi bosa harcadigimizi gosterir. Birinci secenegi dogru varsayip, isin dogrusunun bu olmadigini belirtmek isterim. Hristiyanlarin hepsi kabul ederler kitaplarinin “kendilerine gore” gunumuze uyarlanarak, degistirildigini. Ve bunu dogru da bulurlar. Zaten kitaplarinin degistirilmedigini dusunmus olsalardi, 4 mezhepinde farkli kitaplara sahip olmasini nasil aciklayabilirlerdi?
Obur taraftan kuyuya bir tas atmanin dayanilmaz cekiciligide var.
Evet.
knz,
mevlana-şems bağlamını ben başlatmadım ki,
her kimse o şahıs mevlanın şemse gösterdiği saygı ve sevgiyi yatak odasında tasvir etti..
bende kendisine sen zaten freudçusun anne çocuk sevgisinide cinselliğe bağlıyorsunuz bunu yadırgamam dedim,
sence ne söyleseydim?
bende diyorum ki İslam kamil olarak gelmiş,evrim devrim islamda olmaz..
İslamda tecdid vardır,reform yoktur..
84
Tecdîd, İslâm’ı bozmadan, ebedî prensiplerini değiştirmeden korumak, yeni nesillerin anlayacağı kalıplarda sunmak, yaşamak ve yaşatmaktır… Ancak bu mefhumu ifâde etmek için kullanılan kelimeler farklı olmuş, ortaya teceddüd, dinî ıslâhat, reform, İslâmlaşmak gibi kelimeler çıkmış, bu da mefhum karmaşasına sebep olmuştur
Mehmet akifin ifadesiyle asrın anlayışına islamı anlatmak…
önce kısa bir açıklama yapayım. Ben de Mr No gibi ne olduğunu anlayamadım önce . Biri nik taklidi yaptı zannettim. yazı da kaldırılınca görmediğim bişey var zannettim.
Ben emin zeki beyin önceki nikini de tahmin edemiyorum.
Sorun değil fethi zeki bey.,
önce hatırlayalım, nasıl gündeme geldi.
siz onlarıda hoşgörürüz
Allah hidayet etsin…
mevlana huyluyuz ne de olsa…
ben :bunlara hiç gerek yok.
burası bir fikir platformu.
anlam için çabalıyoruz hepimiz.
siz :yoksa benim hidayet dilememde laikliğe aykırı mı?
yargıtay başsavcısı burayıda laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğundan kapatırmı?
bu da latife….
latife o değildi işte. sizin insanlara tepeden bakmak için mevlanayı kullandığınızı düşündüm. bu tepki yaratır. bunlara gerek yok derken bunu kastediyordum.
bu noktada şu ada ne desem konu odaktan sapacak. en iyisi susmak ve konuya dönmek.
Benim aradığım düşüncenin üst sarmalıdır. Bir din ne kadar evrimleşirle ilgileniyorum. tabi ateiszmin de evrimleşmesi sarmala katılır.
benim yukarda alıntı yapmadığımız cümlem de farklı bişey söylemiyor. fakat daha anlaşılır halde yazayım.
kuran yazılmış cümlerdir. hiçbir yazılmış cümle gerçeğin kendisi olamaz. o yazılmış cümleleri biz beynimiz vasıtası ile alırız. beynimiz o cümlerlere etkileşir ve bizim ifade ettiğimiz şey ne kuranın ne dediğidir, ne de gerçeğin kendisidir. Size allahtan başkasına kulluk etmeyin dendiği zaman, buna kuran ‘da dahildir. insan çabası iyi anlamladırmaktır. o da elbette insan algısının evrimleşmesi ile mümkündür.
siz kamil insan diyorsunzu, ben de bu kelimeyi kullanacağım. fakat unutmayın geçmişte hep kamil insanlar taşlanmıştı. o kamil insan aranıza davul zurna ile gönderilecek değil. gökten nur gibi de inecek değil. muhtemelen hani o sıyrık dediğimiz
birilerine benzer.,
onun için işlerin çözümünü mutlu bir geleceğe bırkamyın. evet reform geçirmiş bir din, artık yeni bir dindir. ne kadar ihtiyaca yönelik olsa da eskisinden daha kötü bir din olacağına da şüphem yok.
o halde ne olacak ?
ben de onu diyordum zaten bu konuda, bu başlık altında.
ilahiyat fakülteleri ve din hizmetlerine harcadığımız para ile kaç tane kuş enstitütüsü açar, uzaya uydu bile gönderirdik. malesef bunca yatırıma rağman, onların dini anlamlandırma çabamıza pek bir katkısı olmadı. cumhuriyetin en başarısız olduğu alan bence din eğitimidir.
mr no’ya cevep verecğim, o zaman daha iyi anlaşılacak.
http://www.fikritakip.com/news.asp?pg=1&yazi=2376
http://www.drsoroush.com/English/Interviews/E-INT-Islam,%20Revelation%20and%20Prophethood.html
Soru 1: (Bu soru okudugunu anlamayanlaradir) Kuran bir mahluk mudur degil midir?
Soru 2: (Bu soru Fitnullah Nalan’in her dedigini hadis kendisini de peygamber bilenleredir). Sadece “eshedu en la ilahe illallah” demek yeterli midir degil midir?
Soru 3: (Bu soru beyaz entarili firdonduleri matah sayanlaradir) Sems’in kellesini, babasinin hayatinda beklenmedik yer edindigini dusunen Rumi’nin oglu Alaeddin’in (Sultan Welet II) almadigina emin misiniz?
http://en.wikipedia.org/wiki/Rumi
Ben yazı kaldırmadım.
Yazi kaldirmadin ama icinde tek kelime yanlis olmayan yazilari da yayinlayamiyorsun.
Yanlis olsa yayinlar ve dalga gecmeyi denerdin ama yok.
O yuzden yemedi degil mi?
knz hanım,
Eğitimle direkt ilgili olmasa da Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından birisi de Kuranın Türkçe mealleridir. Hafife alınmamalı.
Fethi Bey,
Eyvallah.
mr no hafife almıyorum aslında. Atatürk ne 8. henry, ne de yavuz sulatan selim gibi bir dini yıkıp kendisi yerine başka şey inşaa etmedi. Bu çok büyük bir olgunluk. Bunun ne kadar bilincinde olduklarını bilmiyorum.
kaynaklar türkçeye çevrildi. eğer elmalı hamdi gibi kaynaklardan iyibişey çıksaydı mesele yoktu ama
orda binlerce yılldır erkek icamlarından çıkan kararlarla oluşturulmuş bir başka din vardı.
cumhuriyet kadrolarının imkanları ile okuyan din uzmanlarının bunu farke tmesi gerekiyordu, tutarsızlıkları onlar not etmeliydiler.
ama onlar garip birşekilde görmezden gelmeyi yeğlediler.
hep beraber kadınlar ve erkekler görmezden gelmeye başladık.
ve şu tuhaf durum ortaya çıktı.
mailye muhasebesi fakültesi önünde biz burada okuyacağız diye bağıran kızlar şahitlik hakları söz konusu olduğunda susmayı tercih ettiler.
hidayet tuksalın, azmin sonu sayfasında yayınlanan röportajı bütün çelişkiyi göz önüne seriyor.
feminst diye adlandırılan yazar, 13 yaşında evlenen kıza şiddeti normal görüyor. ve bu dehşet verici bişey.
o zaman insanlar nasıl bu hale sokuldu diye soruyorum tabi. dindar olamak uğruna bir insanın kabuleneceği şey mi bunlar ?
bir diğer şey aramıyorlar, sormuyorlar ve dokunmuyorlar.
çünkü dokunursak iman gider sanıyoruz? neden ? çünkü kendimize güvenimiz yok.
benim size cevabım fethi beyin yaptığı gibi gibi tek kelime olmayacak. ilaki dokunacağım.
Telgraf başında değilim ya kardeşim, sabahtan beri oto tamircisindeyim, şimdi gördüm, ne onaylamayacağım.
Öyle diyorsanız öyle olsun.
Is that it? Was that so simple?
Wow… What a great answer… How come we couldn’t think about that!!!
I’ll be damned…
When i was a kid at elementary school there was this kid… When teacher ask class definition of “virtue”, he raise his hand and told the teacher that “virtue is being virtue”… I remember like it was yesterday. Teacher gave him an one simple lesson “dont use the same word which u r defining for its definition”…
So that is that and let me tell u this : Examine the words use by Arabs, explain stories from reign, explain beliefs belong the other cultures and in the end when it comes to final act… When whole world staring at your final act… and tell us “it was a true dream”
And your answers :
1- Yes it is a “creature of God”… like anything else in this universe… What kind of question is that?
2- Enough? Enough for what? Enough for whom? Don’t ask questions like people can read your mind… Think before type!
3- First u claim that they were homosexuals and now you’re bringing up jealousy, hate, murder… What is next? Incest? And even if they were gays.. Even if they did kill each other because of jealousy… Even if they were murderers what good it will come from that? What is it going to proof? What is the point? Or do u have personal reasons hate from Rumi’s lovers? What did they do too u? Did they cut your balls? (Don’t get offended i meant to balls like the one you play with on the streets, the one u can buy it from market for 1ytl) Or maybe u have a motion sickness and you work at the place they dance all day long and u r truly sick about them and u cant take it anymore… U want them to stop so u can work better
Dear dear dear… U should come up something more original than this… i mean this ..this is just phony…
Our limit in izlenimler is more higher than this… So push it harder… let see what is gonna happen…
Fethi Bey,
Ingi-lazca yazmakta bir problem yok degil mi?
Ingilizce ornekler alinca o tip yazayim dedim. Isterseniz Turkceye de cevireyim… Ama bazi espirilerin tadi kacar o zaman :p
Hocam ne oluyor, ingilizce filan. Bu arada ingilizce demişken (Fatih Demir>Fatih Terim) Fatih Terim’e devlet nişanı verilmiş. Tabii İngiltere değil İtalya tarafından:
http://www.sabah.com.tr/haber,8B4AD1797D204659B9ADF3AD44D6F405.html
Zaman olsa şu konuyu ele almak lazım.
Sonra
“Our limit in izlenimler is more higher than this…”
aman beni karıştırmayın kardeşim, benim limitim düşük. Bir de alıntılar dışında (ve lastikli espriler dışında) Türkçe yazalım, Türkçe konuşalım. (İzlenimlerden toplumsal mesaj, sosyal sorumlu site adayı)
Fethi Bey,
Bunu boyle gosterince pek anlamli olmuyor
Araya birkac degisken daha atsak da ben de yerimi alsam diyorum…
Mesela Fatih Terim<FST<Mr No<Fatih Demir<Bulent Murtezaoglu gibi…
Yada Suat Demren < Fatih Terim<Fatih Demir<FST gibi
Ben bu unvani sevdim wallahi… O Fatih ben Fatih… Bundan gayri ben de Commendatore’yim… Ona gore biline…
(Fatih Zeki beye de bi isim bulmak lazim sart oldu… Iyice karisacak isimler…)
Knz hnm,
sürekli bu iddiayı gündeme getiriyorsunuz
ama azıcık araştırınca bunun hiçte doğru olmadığı ortaya çıkıyor;
işte haberi radikalden,
Kadın âlim çokmuş
İslam’da kadın, kanunları yapan değil de, onlara kayıtsız şartsız tabi olan kişiler olarak görülüyor ancak tarihi kayıtlar böyle söylemiyor.
FOTOĞRAF: REUTERS
Bir İslam bilgini, tek ciltlik bir kadın âlimler sözlüğü tasarladı, 8 bin isme, dolayısıyla 40 cilde ulaştı. Kadınlar hadis ve fıkıh öğretip fetva veriyormuş
27/02/2007 (1329 kişi okudu)
NEW YORK - Müslüman olsun ya da olmasın, bir İslam âliminin kafalardaki imajı ‘gri sakallı bir adam’dır. Kadınlar İslam’da kanunları yapan değil, onlara tabi kişiler olarak görülür. Kadınların dini eğitim alması için bazı fırsatlar bulunsa da, kültürel bariyerler çoğunun çalışmalarını önler.
Oysa Britanya, Oxford Üniversitesi İslam Çalışmaları merkezinden bir akademisyen, İslam toplumlarında kadının rolüyle ilgili yaygın inanışları yıkan bir araştırma yaptı. 43 yaşındaki Sünni âlim Muhammed Ekrem Nadwi, Müslüman kadınların Kur’an’ı öğrettiği, hadis naklettiği, hukukçu olarak İslam kanunları yaptığı unutulan bir geleneği tekrar keşfetti.
Ekrem, sekiz yıl önce kadın hadis âlimleriyle ilgili tek ciltlik biyografik bir sözlük oluşturmak üzere yola çıktı. Projesi için çok sayıda biyografik sözlük, klasik metin, medrese kaydı ve mektup inceledi. “Belki 20-30 kadın bulurum sanıyordum” diyen Ekrem, 1400 yıl öncesine dayanan kayıtlarda 8 bin kadın âlimle karşılaştı, ‘tek cilt’ planlanan sözlük 40 cildi dolduruyor.
Sözlüktekiler arasında 10. yüzyılda Bağdat’ta doğup Suriye ve Mısır’da kadınlara eğitim vererek dolaşan bir hukukçu, 12. yüzyılda Mısır’da erkek öğrencileri bilgisiyle şaşırtan kadın muhaddis, 15. yüzyılda Medine’de hadis öğreten kadınlar var. 7. yüzyılda Medine’de yaşamış bir kadın hukukçu da hac ritüelleri ve ticaret üzerine önemli fetvalar verdi. Halep’te Ortaçağ’da yaşayan bir diğer kadın hukukçuysa bununla kalmayıp kendisinden çok daha ünlü kocasına nasıl fetva çıkarılacağı hakkında tavsiyeler verdi.
Bu kadın âlimlerin bir kısmı önceden de biliniyordu. Birçok Müslüman, İslam’ın özellikle hadis alanında bilgili kadınlara sahip olduğunu kabul ediyor. 50 yıl önce, Macar doğubilimci İgnaz Goldziher, Ortaçağ hadis bilginlerinin yüzde 15′inin kadın olduğunu tahmin etmişti. Fakat Ekrem’in sözlüğü kapsamıyla çığır açıyor.
7. yüzyılda erkeklerin hocası
Kadınların ders vermek bir yana, erkeklerle namaz kılmadığı bir çağda, Ekrem’in 7. yüzyılda Şam’ın önde gelen hukukçularından Umm el-Darda hakkında verdiği bilgiler şaşırtıcı. Genç bir kadınken camide erkek bilginlerle oturup tartışan el-Darda, “Allah’a her şekilde ibadet etmeye çalıştım ama oturup diğer bilginlerle tartışmaktan iyi yol bulamadım” diyor.
Camide hadis ve fıkıh öğreten, erkekler bölümünde de ders veren el-Darda’nın öğrencileri arasında Şam halifesi bile varmış. Erkeklerle omuz omuza namaz kılan el-Darda, hâlâ referans gösterilen, kadınların da erkeklerle aynı pozisyonda namaz kılmasına izin veren fetvasıyla da şaşırtıyor.
Daha önce Batılı akademisyenler de İslam hukuku ve tarihinde kadının rolü üzerine yazmıştı ancak Ekrem gibi cami ve üniversitelerde hocalık yapan, miras ve boşanma gibi konularda fetva veren bir âlimin çalışmasının daha etkili olması bekleniyor. Ekrem de eski hadis âlimleri hakkında elde edilen bilgilerin bugünkü İslam kültürünü geliştirmeye yardımcı olacağını umuyor. (New York Times)
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=214179
Fatih demir beye,
öneriniz üzere bende sade zeki olarak yazacağım,
‘Commendatore’ mi? İmparatore değil miydi bu adam? İtalyancada hödük demek olabilir bu kelime, dikkat edilsin.
Neyse gitsin alsın ödülü, bakarsın italyanca, ingilizce filan konuşur, şu ara malzeme lazım.
emil,
bu konu iki semavi dinin arasındaki bir konu,
sanırım -kendisinden ve menfaatinden başka -tanrı tanımazları ilgilendirmiyor…
bahsettiğin kişi tahmin ettiğim ise senin gibi nadanların hakkından o gelecek…
Fethi Bey,
Yok yok oyle degilmis… Aha da linki…
Kumandan demekmis ve digerlerinin hepsinden de yuksekmis… Zaten imparatora da boyle unvan yakisirdi…
Sade(!) Zeki Bey,
Isterseniz size de “Cavalier” unvanini verelim? Boyle sade olmadi
Bunu “don” da yaparlar orada. Donparatore.
ben de fatih terim’e gıcık olanlardanım ,FST ve fatih demir’e ünvan konusunda yardımcı olmak isterim ,
http://www.imdb.com/title/tt0043379/
bu filmi seyreden varsa bilecektir
El Supremo
ingiliz kaptandan 21 pare top atışı isteyen asilerin lideri karakteri , (kaptan da bu sadece kral ve kraliçe için yapılır demişti )
Aklın yolu.
Fethi Bey,

Insanlara kapatma davasi acilabilir mi?
Mesela Terim’e boyle bir dava acsalar, Terim’i kapatamiyorlarsa bile en azindan kacip aciklama yapamayacagi, odul alip milleti uyuz edemeyecegi bir yere “kapatsalar”…
Yada bu mum heykellerin oldugu muzeler var ya biz direk canlisini oraya bagislasak falan
Insanin elinde Terim gibi bir guc varken yanlis kullanmadan maksimum fayda elde etmeli diye dusunuyorum… Belki bir yerlere ingilizce ogretmeni olarak falan tayin edilebilir… Ne biliyim koruma altina alinip dag basindaki bir parka salinabilir…
fatih demir bey,
çok mu sade olmuş,
mahçup oldum şimdi..
ayrıca sitenizdeki ropörtajda çok hoşmuş….
Fatih Zeki Bey,
Yok mudur yaptiginiz bir kahramanlik falan Fethi Beyi Dede Korkut ilan eder isim bulmasini isteriz
Sizofreni baslangici oluyor galiba
Ama tesekkur ederim…
Fatih Beyler,
Matematikte daha başarılı olanınız Fatih Kemal olsun
Mr No,
Testi nasil yapacagiz?
zeki bey, biz en az 1000 yıl öncesinden bahsediyoruz.
7. yy da verdiğiniz örneklere bir itirazım olmaz da, 15 yy da hadis öğreten kadın herhalde emine şenlikoğlu gibi olablir. geçen gün ait nursi anmma töreni olmuş, kadınlar salonun bir köşesinde büzülmüş oturuyorlardı, 21 yy da bile icma için bir araya gelemdiklerini düşünürseniz, verdiğim örnek için araştırmaya yapmaya gerek kalmazdı.
dediğim gibi , nihani olarak icma, her ne olursa olsun ilahi bir kurum değildir .
daha önce söylediğim gibi bugün tek bir islam yorumu yok.
zaten artık 1000 yıldır oluşmuş dinin altından kadınlar ordusu gelse kalkamaz.
öteki sayfada dediğim gibi bunlardan biri de hidayet hanım.
hidayet hanımın 13 yaşında evlendirilen kızlara aile içi şiddet uygulnmasını makul gösteren açıklamasını okudunuz mu ?
neticede bizim kucağımıza düşen nedir, birkaç somut örnek vereceğim.
başbakan almanyada, kendisine erkeğin çok eşliliği ile ilgili sorulan bir soruya bu hüküm ,karısı hastalanan adam içindir bu dedi. ybu görüşün islamla ilgisi ne ? söyler misniz ? o hasta kelimesi nerde geçiyor ? imma hatip dini okuyanların var olduğunu zannettiği o ayette bile “hasta” kelimesi geçmez. bu tamamen uydurma dindir ve derste çocuklara okutuyor.
halbuki ben araştırdım. o ayette hasta kadın ifadesi yoktur. yetim kızlar idfadesi ise evlendirin olarak geçiyormuş. siz de araştırın. kimseye bağlı olmadan araştırın.
“evlen”dirin” yorumunda bulunanların açıklamalarını inceleyin. benim burada kaynak vermem gerekmiyor, isterseniz bulursunuz.
imam hatipte okuyanlar kendilerine sunulanı islam zannederek dini tebliğ ediyoruz zannediyorlar.zeki bey sizin müslüman hassasiyetiniz varsa, nasıl daha fazla suskun kalabilirsiniz ? müslümanlık çoktan reforme edilmiş zaten,görmezden gelmeye devam edeceksiniz ?
biz de şimdi saf saf hangi icmada bu oldu diye konuşuyoruz ?kadınların şahitliği ile ilgisiz bir susukunluk daha kaç sene örtü ardına gizlenecek ki ? o dediğiniz klasik eserleri biliyorum. kadın tabiatına inaılmaz çarpıtma ve haksızlıklarla dolu.
kadın kıskançtır başka kadınları kıskanır o yüzden şahitlik yapamz diyen kişlerin ardında mı gideceksiniz ? asıl burada insan doğasına çarpıtma var.
mr no, dini kendine yontmak iki uçlu bıçaktır.
asıl bugünkü inkar noktasında kadın ve erkeğin doğasına yapılan çarpıtma var.
Bu 1000 yıllık bir önyargı .
valla ben kaçmam.,
doğrusu şu 13 yaşında kıza şiddeti makul görmesi ile ilgili hidayet hanımla konuşmayı isterdim. er veye geç, belki 50 yıl sonra onlar veye çocukları elbet gerçeği bulacaklarıdr.
Soru soralım o zaman :
5 tane korsan 1000 altini paylasacaklarmis. Birinci korsan bir teklif yapacak, teklif oylanacak, kabul edilirse, altin yapilan teklife gore pay edilecek. Eger oylamada teklif reddedilirse teklifi yapan korsan gemiden kopekbaliklarina atilacak ve sira ikinci korsana gelecek. Ikinci korsanin yaptigi teklif de ayni sekilde geride kalan 4 korsan tarafindan oylanacak, vs. vs.
Korsanlarin hepsi inanilmaz zeki insanlar, gozlerini kan burumus, ve ayni zamanda acgozluler. Demokratik dengeleri de dikkate alın.
Siz birinci korsan olsaydiniz altinlari paylasmak icin ne tur bir teklifte bulunurdunuz?
Cevabı ilk bilen yorumcumuz Kemal olsun.
Kaynak : Ekonomiturk sitesi
Ya da geometri sorusu olsun.
Knz,
.
Sahsen bunların 18 inden büyük olanlarına temiz bir şiddet makul diye düşünüyorum.
e orda cevabi var
Knz Hanım,
Sözüm meclisten dışarı olsun, bir de üst limit koyalım: 18-27 arası olsun, şiddeti hakedenler.
Korsan sorusunu iptal etsek iyi olur
İnsan kendi çözmüş gibi gösterir.
Bir de cevabı direk tırnak içinde alıntılamışsınız
Tüh muhabbeti kaçırmışım,
erken davranan fatih demir bey olmuş,
o halde fatih kemal olmayı hak etti..
benim işim iyice zorlaştı,
boğaç hanlık yapmam gerekecek herhalde..
Fatih Zeki Bey,
Soru iptal oldu zaten… Sansinizi yitirmis degilsiniz… Geometri sorusu da beni asar…
Bogac hanlik yapmaniz konusunda ise ben birsey diyemeyecegim… Sonucta can sizin caniniz
knz hanım,
bu nasıl bilime imandır ki adamın kırk cilt yazdığı kitabı reddediyorsunuz..
önyargılarınızdan sıyrılın bence….
bir şia ile tartışmıştım bizim kitaplarımızdaki herşey sahih sizin kitaplarınızın hepsi yanlış diyordu..
bende o zaman sizle nasıl anlaşacağız demiştim..
size kırk ciltlik kitabı delil gösteriyorum siz peh diyorsunuz,
emine şenlikoğlu diyorsunuz..
bu ne perhiz ne lahana turşusu…
unutmayın ki bilimin altın çağı islamın gelişiyle yaşanmıştır..
bildiğiniz bütün bilimlerin temeli islam bilginleri tarafından atılmıştır.
batıyı batı yapan,rönesansın reformun temeli islam bilginleridir.
eminim bunada peh dersiniz..
bu altın çağda niçin kadın bilginlerin olabileceğini kabullenmiyorsunuz?
sizdeki bence bağnazlık..
bize verdiğiniz akıldan bende azıcık size vereyim.
önyrgı putunuzu kırın..
fatih zeki , sayın hocam siz neden somut örneklerime bir cevap vermiyorsunuz ki ?
bakın hidayet hanım için üzüldüm az önce, çünkü o insan yine de çırpınıyor.
mr no ise pek güzel dalgasını geçiyor.
hidayet hanımın sayfasından:
Kur’an’ın, şiddetin bu kadar yaygın ve yerleşik bir davranış kalıbı olduğu bir toplumda aslında onu devre dışı bıraktığı bile söylenebilir. Yani Kur’an o dönemin erkeklerini bir nevi terbiye ediyor, en son çarede dayağa olur veriyor ama bu bugün bizim kabul edemeyeceğimiz bir öneri.
Erkekler dayakla kadınları terbiye ettiklerini sanıyorlar.
• Onlara “kadınlarınızı terbiye edin” mantığını verdiği doğru. Ama kızların 13-14 yaşındayken hayatı çoktan kavramış erkeklerle evlendiği durumlarda bu bir bakıma anlaşılabilir. Ama bugün aynı eğitimi almış çiftlerin birbirini dayakla terbiyesi diye bir şey söz konusu olamaz.
bir bakıma 13-14 yaşındayken anlaşılır diyor ya; anlaşılmaz işte. tarihin hiçbir devrinde, mağralarada yaşarken bile anlaşılmaz. erkekle kadın arasındaki bağ böyle bir bağ değildir. bu da insan tabiatına bir çarpıtma işte.
hidayet hanım kendi başına mücadele veriyor bir çıkmazdan kurtulamya çalışıyor. fakat eski tutarsız yorumlara anlam katmak o kadar zor ki..siz burada geometri sorusu çözmeye çalışıyorsunuz. tipik üst kimlik işte.
geometri sorusuna baktım;
uzaktan orası 25-27 derece arası görünüyor tahminen gözkararı..
cevabı kabul ederseniz kemal olayım,
buda tahminen f kemal olur,
ama o da zor iş,
bandırma vapuruna binicen,
samsun senin amasya benim gezecen zor iş..
hele birde bu devirde ulusal-mulusal davası varki,
tuncay ordan höykürecek,fındıkkabuğu beri taraftan,
bizi bozar kemallik..
ben gene kıytırıktan f zeki olarak kalayım derim..
knz hanım;
DAYAKÇI KOCA Alemdaroğlu mu?
Duygu Asena’nın isim vermeden “25 yıldır eşini vahşice döven rektör ” olarak sunduğu kişinin Alemdaroğlu olduğu konuşuluyor
buyurun buradan yakın..
bu kişiler hem çok çağdaş,hemde çok atatürkçüler..
bu çağda bu kafa..
knz hnm,
o kadar emek ver okut,
üniveristeleri bir tek onlara aç,
ama sonuç maalesef ortada;
Yanlış İnanış:”Şiddet sadece yoksul ve eğitimsiz ailelerde yaygındır.”
bunları neyle izah edeceksiniz..
birde şuraya bakınız
“Sizin en hayırlınız, ehline karşı hayırlı olandır. Ehline karşı en hayırlınız benim…”
Aman Fatih (Zeki) bey o link verdiginiz wikipediatr.com sitesi ne oyle? Nicin Wikipedia’nin ismini kullanarak yapmislar? Ayip.
(Isin kanuni tarafi da olabilir, veya en azindan Google’dan reklam alamayabilirler. Google’in memleketinde o isim museccel marka, diger yerlerde de korunuyor olabilir. Detaylar surada.)
Hmmmm ne demisti Ulu Onder’in annesi : “Erkeğin okumuşu kadı, kadının okumuşu cadı olur”…
You haven’t read the article and it shows.
Okumus olsaydiniz, MbA’nin (that’s ‘Muhammed bin Abdullah’ for the uninitiated) kendisine ‘ikra!’ (ing: ‘recite’ /yani, ‘ezberinden oku’, ‘aklinda kalan sekliyle soyle’) denildigini duydugunu soyledigi, ama duyduklarini tekrarlamasina bile izin verilmedigi, kisacasi icinden ne gelmisse aklinda ne kalmissa onu aktardigini gorecektiniz.
Allah’i gormus degil. Oyle bir iddiasi yok. Cebrail ile muserref olmus.
Ama, Cebrail’in Cebrail oldugunu teyid etmek imkani da yok tabii ki.
Cebrail oldugunu dusundugu ’sey’in MbA’ya hangi dilden konustugunu bilmiyoruz.
Konusmus mu, yoksa sozkonusu monolog MbA’nin icine mi dogmus?
Biraz karisik.
Cebrail, Arapca konusmus ise, Allah’in tercumanligini Cebrail yapmistir demek durumundayiz.
Yok, Cebrail, belli bir dilden degil de, MbA’nin icine dogacak sekilde mevzuyu aktarmissa, o zaman da siradan ahaliye tercumanligi MbA’nin yaptigini soylemek durumundayiz.
Her halukarda, hic bir tercumenin asli ile birebir ayni olamayacagindan yola cikarsak, daha isin basinda tercumede kayiplar olacagini gormek durumunda oluruz.
Yani, ya Cebrail, ya da MbA, eksik tercume etmek durumunda kalmis..
Tercume (esittir Kuran metni) isi boyle.
Diger yandan, ‘icine dogmak’ dedigimiz /ki, bazilari buna vahiy filan da diyorlar (ki, ‘ilham gelmek’le pek de farkli olmasa gerek, cunku ilhamin kaynaginin da Allah oldugunu iddia etmek mumkundur)/ bu tur seylerin de sadece peygamber oldugunu iddia edenlere degil, hemen herkese olan seyler oldugunu biliyoruz: A man with a problem wakes up with a solution in his hand.
O magaraya da ilk gidisi degildi tabii ki. Daha once de sikca oralarda tefekkur ettigi biliniyor. Yani, bir seyler olusturmak icin hayli zamani olmus olsa gerek.
Ozellikle de, hayli zengin olan karisinin servetinin bagisladigi refah sayesinde artan bos zamanini da dikkate alirsak, bu gelismenin olmasi bizi sasirtmamali.
Okuma yazmasi olmadigi iddiasina sarlanlar oldugu malum. Ama, bu ozru kabahatinden daha buyuk kiliyor. Keske bu iddiayi surdurmeseler de, hic olmasa, ne ‘duymus’ ise onu kagida gecirmis oldugunu iddia etmek mumkun olsa. Ama, oyle olmamis. Tersine, ‘recite’ etmek zorunda kalmis. Yani, hic tekrarlamak imkani olmadigi halde ‘ezberinden okumak’ ya da ‘aklinda kaldigi kadarini soylemek’ durumunda kalmis..
Eh.. hepimiz faniyiz. O da oyleydi. ‘Duydugu’nun ne kadarini aktarabildigini oturup dusunmek lazim…
“Allah’in kelami” oldugu iddia edilen ’sozler’ daha ilk aktaricisinda eksikli/ayipli olmakla malul oluyor..
Bunu, zaten, “Kuran bir mahluk mudur degil midir?” soruma verdiginiz cevapla da teyid ediyorsunuz. Soyle buyurmussunuz:
It is THE kind of question that helps separate thinkers from talkers!
O soruya sizin verdiginiz cevabi veren her ‘mahi’ye bir bayat istavrit hediye ederler.. ama ben o kadar bonkor olamayacagim.
Eger Kuran da (sizin Ingilizce dediginiz uzere) /kainattaki herhangi bir sey gibi/ bir ‘mahluk’ ise, her mahluk gibi o da eksikli/ayiplidir.
Yani, Kuran’in eksikli ve ayipli oldugunu siz kendiniz soyluyorsunuz.
Ben buna sasirmiyorum, cunku, ‘recite’ (ikra) etmek yoluyla olan da zaten odur. Bkz yukarisi.
You already have /by your own words.
Perch among the talkers for you’re no thinker.
Is that the story of your life? That is, do you really never think before you talk.. Sad.
Gelelim turkce sorulara verdiginiz Ingilizce cevaplarin geri kalanina:
Bilindigi uzere, Fitnullah Nalan, hayli zamandir ikamet ettigi kultur dairesinden buralara peygamber atandi /kendisi de olanca hungur hungur tevazuu icinde bunu pek de inkar etmedi. Bu ahir zaman peygamberini hayli sayida takipcisi oldugu da biliniyor. Dolayisi ile, ‘yeterli midir?’ sorusu bu takim fanatiklerine yonelik bir sorudur.
Ama, o kadarla kalmiyor, daha genis bir halkada, kendileri dogrudan dogruya Fitnullah Nalan’in takipcisi olmamakla beraber kendilerini musluman addedenler acaba ne dusunuyor? Onlar, acaba, Fitnullah Nalan icin ‘bizdendir’ diyorlar mi?
Diyorlarsa benim icin sorun yok.
Ingilizceye hakimiyetinize hayran olmamak zor ama benim icin degil malesef.
“And even if they were gays..” diyorsunuz..
Benim acimdan bu sorun degil, cunku ben Allah’in kendisinin yarattigi homoseksuellere karsi bir emir filan gondermeyecegini dusunenlerdenim.
Amma.. Celaleddin’in ait oldugunu iddia ettigi Islam oyle demiyor. Homoseksuellere, homoseksuel icraatte bulunanlara Islamin bakisi belli.
Zeki Muren’e de ’sanat gunesi’ acaba ayni sebepten mi denilmisti bilmiyorum; ama, ‘Tebriz Gunesi’ ile bu denli halvet olmus olan ‘Anadolu cocugu Celaleddin’in Islam dunyasinda bu derece makbul (hatta kutsal) olmasi biraz olsun celiskili gibi gorunuyor..
Yoksa, vahdet-i vucut (bodily unison) bizim anladigimiz anlamdan baska anlamlara mi geliyor(du)?
Her neyse.
You might wonder, who gave head to who, in that mystical friendship.. If so, you’d be referring to a methaphorical head. Of course.
Now. Go back to sleep /you will not feel lonely; millions upon millions have been doing just that for so many millenia.
fethi zeki bey,
everensel bir dinin temsilcisi olarak en son geldiğiniz noktada siyasi rakipleriniz
açıklarına mı sığınacaksınız ?
biz hırsızlığı tartışıyor olsaydık, yoksul da çalıyor , zengin de çalıyor diye kendmize meşruriyet mi arayacaktık ?
fethi bey gelin şer,ta tartışalım.
şu anda türkiye cumhuriyati kanunları bir erkeğin eşine şiddet uygulmasını suç sayar.
yani erkeğe bunun haklı olabilecek nedenini sormaz.
ben bunun değişmemesini istiyorum.
bunun ötesinde amerika birleşik devletlerinde bu fiil aile mahremiyetine girmez. yani kadın şikayet etmes bile komşu vs şikayet ettiğinde bu fiili işleyen tutuklanır.
ve burada kadın erkek ayrımı yapılmaz. yani felçli kocasına aynı şeyi kadın da tutuklanır.
günümüz bilgi birikimi ve çocuk pedogojisi aynı şekilde çocuklara okullarda ve ailelerde şiddeti terbiye yöntemi olarak çıkardı. Bizim de kafalarımızdan çıkartmamız gerekiyor.
bu noktadan geriye dönecek olursak, acaba kuranda hidayet hanım dediği gibi o dönme özgü geçici bir onay mı vardır ,yoksa atalarımız kuranı yanlış mı yorumladılar ?
bu soru dikkate değer bir sorudur. öğrenmenin sonu yoktur.
ben hidayet hanıma katılmıyorum. çünkü insan DNA sı o kadar yılda değişmedi.
Bu arada kuranı yeniden yorumlayan yorumcular, eski kabullerden daha tutarlı açıklmaları gündeme getirmeye başladılar.
eğer eski yorumların üzerine daha az çelişkili olanı biz görmezden gelirseniz inkar etmiş olursunuz. neden yeni yorumcuları inakr ettiğinizi açıklamanız gerekir.
ama bunun için bunların ne olduğunu bilmeniz gerekir.
darb kelimesinin kelime anlamları arasında uzaklaştırmak anlamı üzerinde duruyorlar.
siz kendi imanınızda, bir fiil işlememiş kadına şiddet uygulamayı kabulleniyorsunuz.
kadının birşeyi yapmasından korkup, onu bundan vazgeçirmek üzere yapılan bir fiil
bu. ayette korkmak fiilinin geçtiğini fark ediyorsuz değil mi ?
hiç bir açıklamnız yok.,
ama yeni yorumcuların açıklmaları sizin gibi tutarsız değil.
bence orada anlatılan feodal bir kafa yapısıyla anlaşılacak birşey değil.
evli bir kadın başkasına gönlü kaydığında, içinde bir his uyandığında,
erkek önce kadına bunu dile getirmesi ceseret veriri.
nasıl erkek aynı anda iki kadına meyli olursa, kadının da olabildiği durum olabilir.
kadın erkekten farklı yapısı nedeniyle böyle bir durumda fazlasıyla bocalar.
işte koca bu durumda tercihi kendine çevirmek için ne duygu sömürüsü yapmalı, ne intikam duygusu taşımalı ne de şiddetle kadının yola getirmeye çalışmalıdır.
bu durumda yapacağı kadını rahat bırakmaktır. ( yatak ayırma bir din kitabında yola getirmek için uygulanan ceza olarak geçemez, bu insanlık onuruna aykırıdır.)
çünkü iyi bir erkek kendi avantajlı durumunu bilir. muhtemelen kadın tabiatı gereği
evini tercih edecektir ama bunu kadının kendi yapması için ona fırsat tanır. kadın hala
gitmek istiyorsa zeyd’in yaptığı gibi eşinin gitmesine izin verir.
orata zina yoktur. zinaya giden yolun önlenmesidir. siz anna karanina’yı okumadınız mı ?
hani kadın erkek tabiatı farklı diyordunuz ya, evet bunu ben de söylüyorum,hangi kadın hele hele böyle bir durumda üzerinde kilit taşır ? kadınların bu yolla yola geleceğini sanacak kadar safmısınız ? bu hidayet hanımın dediği gibi erkeğin öfkesini törpülemek için bir baraj ise, bu barajın felçli kocaya uygulanmasını aranızda kim mazur görür ? en azından din kitabında böyle bir onayın hiç bir anlamı olamaz.
ben bu tartışmada konu açılınca, hep al yazmalım filmini örnek veririm. eğer oradaki koca öyle davranmasaydı eşini çoktan kaybedecekti.. kadın erkek ilişkisinde erkek asla üst kimlik olmamalıdır. Bu böyledir. tabiat böyledir. kitabın tabiatla uyumlu olmayan yorumlarını boş geçin.
bne bunları müslümanlık propagandası için yazmıyorum. çok fazla insansı etkileyen bir dinin olabilecek en iyi yorumunu bulmak herkesin sorunu olmalıdır.
knz hnm,
öncelikle şunu söyleyeyim,
tartıştığımız konu islam düşüncesine kadının katkı yapıp yapmadığı idi,
size 40 ciltlik bir katabın varlığından bahsediyorum siz hiç oralı olmuyorsunuz,
kafayı bir hidayete takmışsınız,
illede hidayet diyorsunuz..
kim bu hidayet fakih mi, muhaddis mi,ilahiyet profesörü mü,
hiç biri değil,
sıradan bir vatandaş,
bizim tvlerin ve medyanın yaptığıda o değil mi zaten,
laik profesörlerin karşısına lise terk insanları çıkarıp karşılaştırma yaparlar,
bu hiç adil değil..
sizde aynı yönteme başvuruyorsunuz…
hidayet beni bağlamaz,
ama bu sorunun sosyal bir sorun olduğunu göstermek için kaskoca rektörlerin,
anlı şanlı okumuş insanların evinde bu sorunun yaşandığını ama ne hikmetse suçlu olarak zavallı hidayetin gösterildiğini söylemek istemiştim,
yani soruna geniş çerçeveden bakın ve suçluyu hep komşu olarak görmeyin..
siz anladığım kadarıyda aile içi şiddet konusunu araştırıyorsunuz,
o zamna şu dediklerimi dinleyin,
islamla hristiyanlık arasındaki önemli farklardan birde savaş hukuku meselesi olarak gösterilir,
hristiyanlık “bir yüzün tokat vurana öbür yüzünü çevir” sözünü delil göstererek ne kadar barışçıl bir diniz biz bakın,
ama islam öylemi siz savaşın hukukunu bile yazmışsınız,
savaşa izin veriyorsunuz
derler.
ama pratikte nasıl olur,
bir savaş olduğunda hristiyanlık dininin salikleri ellerinde bir kanun olmadığından, katliam yaparlar,taş üstünde taş gövde üstünde baş bırakmazlar
o sırada komutanın keyfi savaş hukuku olur,
ama islam hukuku gereği sadece kendisiyl savaşanla savaşır,
kadına,çocuğa,din adamına,yaşlıya dokunmaz,
vesayre hukukuna göre davranır..
Avrupa tarihe baktığımızda yaşanan kanlı olayların temelinde bu boşluk yatar.
ama islam tarihinde buna benzer katliamlar acı olaylar yoktur,savaş hukuna göre davranılır.
o yüzden osmanlı,selçuklu,abbasi toplumları hep çok uluslu,çok dinli toplumlar olmuştur ama avrupa ulus devlet dediğimiz modele yakın yaşamıştır,
ispanyada emevi devleti yıkılırken yapılna katliamlar vb ile arap-müslüman nüfus yok edilmiştir.
gelelim konumuza..
bu konuda benim verdiğim linke bir daha göz gezdirirseniz bu olayın yaşanmasının önüne engellerin aslına islam tarafından konduğunu görürsünüz..
evrensel bir dinin saliki olarak bunu söylemeliyim.
olayı olabilecek en aza indirir islam.
bu gün aile içi şiddetin kaynakları ne irse bu kapıların hepsi kapatılmıştır.
haberlere bakarsanız eğer bu olayların daha çok mütedeyyin ailelerde değil,konu ile ilgisi az olan ailelerde daha çok yaşandığı görülür.
alkol,
kıskançlık,
karı-koca denkliği olmaması,
boşanmanın zorlaştırlması,
sosyo-ekonomik problemler,
cehalet..
bunların hepsinin kuralı konulmuştur islamda
olay olabilecek en düşük seviyeye indirilmiştir zaten.
islamın karılarınızı dövün diye bir emri mi vardır?
neden bunları görmezden gelipte
bir hidayet üzerinden olayı götürüyorsunuz..
Knz,
Benim konuyla ilgim yok.
FST
fatih zeki bey sizi ” darb ” kelimesinin farklı anlamları üzerinde körleştiren ne ?
neden tek satır yapzamadınız ?
araya 40 çilt kitap koymaya gerek yok. burda siz ve ben varım.
kitaplardan ne anladığımızı kendi cümlelerimizle yazalım.
( bakın hatta fetih bey dahi yok, hidayet hanımlar da bir kadının vasiyetini yerine getirmek için evde gizli namaz kılmakla meşgul, nasıl bir korku olduğunu anlayın artık , liberallerimiz bu baskıya kör nedense
neden ? yönetici jargonu gibi yazıyorsunuz.
BEN bir yorum yazdım. Ben knz olarak yazdım. siz de kendiniz olarak yazın.
hidayet tuksalın erkeğe şiddet rusatı verilemsi hakkında savunmasına katılmadığımı yazdım. bu savunmayı çok cılız buluyorum. üstelik aynı zamanda bugün için bu kullanılamaz diyerek yeni bir görüş ileri sürüyor.
şimdi fatih zeki bey, şunu sorun kendinize. hepiniz sorun.
bir kadını bir fiiili gerçekleştirmesinden korktuğunuz için eşi tarafından dövülmesine yönelik bir yorumun geçerli olmasını benimkine neden tercih ettiniz ?
ben bir lafı gevelemem ki,
böyle bişey var mı ? yok mu ?
ha işte var ama zaten batılarda yapıyor şeklinde bir her sözü nasıl hala bana söylersiniz ?
Amerikan yasalarına göre böyle bir fiile kadın bile rıza gösteremez.
şimdi benim yaptığım yorumu sizin kitaplardan okuduğunuz yoruma göre tercih etmenizin nedeni ne ?
kendi cümlerinizle yazın. Burada kendiniz olarak cümle yazmaktan çekineceğiniz ne var ? şunun şurasında 10 kişinin olduğu bir meclis burası.
nasıl oluyor da korkmuyorsunuz ? insan tabiatına sürekli iftira ediliyor ve siz taşıyıcı oluyorsunuz. Daha önce yusuf suresi örnek veridm diye insanlar hiddetlenmişti.
not : fatih zeki bey, hidayet tuksal hanımın sözlerini alıntı yaptım. emin galibin diğer sayfada verdiği link üzerine yazıyorum. hidayet kelime anlamı özel isimdir yani. buraya da o linki koplayacağım daha sonra.
emin galip link vermişti.
İkra!
Hidayet Şefkatli Tuksal ile söyleşi
http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=126&dyid=31
emin bey, 18 martta ingilizce yazıya verdiğiniz cevabı satır satır okudum. hani insan bazen ben niye emek harcıyorum falan der ya, boşa emek değildir.
ben sadece burada daha tutarlı bir yorumun neden gözardı edildiğini merak ediyrum.
evet kuran’da bulanık ifade var. bu çok karşımıza çıkıyor.
fatih zeki beyin yorumu da mümkün ama benim yorumum için de hiç bir engel yok.
o zaman biz daha tutarlı olanı tercih etmek durumunda değil miyiz ? fatih zeki bey yazım yukarda.