Zorbalar için

FST 13 Mart 2008

Bir dostumun gönderdiği yazıdan haberdar etmek istedim, Türkiye’deki vicdan ve ahlaktan yoksun kıyafet zorbalığı konusunda okuduğum en iyi yazılardan biri diyebilirim. Arkadaşımın yazıda ismi geçenlerin bazılarını da tanıyormuş, doğrudur dedi. O demese de Nihan hanımın yazısı son derece ikna edici zaten bir şüphem olmayacaktı. Bu arada yazının içinde özgürlük anlayışından nasipsizliğimiz kadar “ye kürküm ye” mantığıyla insanlara kıyafetine göre davranma gibi ucuzluklarımız da dikkatten kaçmıyor. Yazıyı yazan hanım gayet modern görünümlü, evet “ye kürküm ye” esnafı ve çağdaşlık ucubesi budalalar için açıklıyorum, kafasında şapka bile var. Liberal midir, hain midir onu da bilmem. Yazısı çok uzun ama tümünü buraya alıyorum, yarın öbürgün burada bulunması bir işe yarar belki. Sadece son paragrafını yeniden aktarıp bir iki laf edeyim:

Sene 2008. Arkadaşım J.H. ile telefonda konuşuyoruz. J.H. Amerika’da oldukça prestijli bir üniversitede öğretim üyesi. Kendisi 77 yaşında ve ömrünün çoğunu üniversitelerde geçirmiş; akademisyenliği hiç bırakmamış.
- Türk üniversitelerindeki şu örtü sorununu gazetelerden okuyorum, diyor bana. Ülkenizin tartıştığı şeyler çok saçma. İlim insanı oldukları varsayılan bazı öğretim üyelerinin öğrencilerin saçını başını mesele etmesi, bunlarla uğraşılması akıl alacak gibi değil. Milletçe tuhaf bir hezeyanın içindesiniz. Bu hale nasıl geldiniz siz?

Utanıyorum, hem de çok uzun zamandır, utanmaktan artık yorularak utanıyorum; ama yukarıda suçlular gibi isimlerinin sadece baş harflerini yazdığım insanlardan değil.

Nihan hanım, evet, hepimiz utanıyoruz, insanlık namına yerin dibindeyiz. Okul kapılarında güvenlik penceresini ayna olarak kullanıp başını açan veya örten kızlar, başörtüsünün üzerine iğrenç bir peruk koyarak psikolojik baskıyı azaltmaya çalışanlar, başını açmış olduğu giydiği pardesüden belli ve yüzü gülmeyen öğrenciler de cabası. Okul kapısından çıkınca başı örtülü olarak gezip tozan bu çocuklara 10 senedir insanlık tarihinde eşi az görülen bir zorbalık devlet eliyle yapılıyor ve bir sürü insanlık özürlü, vahşileşmiş çoğu da okumuş cahil bu törene şakşakçılık ediyor. Bahsettiğiniz akademisyen az bile söylemiş, hezeyan içinde olmayı bile geçtik, bu kesim toplu cinnet geçiriyor. Yarın saldırganlıkları fiiliyata da dökülürse hiç şaşırmayın.

Hoca “bu hale nasıl geldiniz” de demiş, biz zaten evvel eski böyleydik. Hep ötekilerden nefret etmeye alıştırıldık. Sürekli kendimizin çok matah bir kumaş olduğumuz, üstün doğduğumuz saçmalığıyla avutulduk. Sürekli gerileme, yenilme, ezilme sonunda aşağılık duygusuyla gücümüzün yettiği zayıflara saldırmayı alışkanlık haline getirdik. Solcumuz, milliyetçimiz, muhafazakarımız, dincimiz tahammülsüz ve saldırgandır. Bugün başörtüsü etrafındaki bu zırva hezeyan da; kendisini birşey zanneden ama mahza süzme cahil olan bir akılsızlar sürüsünün, ellerinde olduğunu zannettikleri ve sorulduğunda “içki içme” ve “açık giyinme”dışında hiçbir şey olmadığı anlaşılan bazı “kazanımları” koruma amacıyla gürültü yapmalarından ibarettir.

Neyse asabımı ve ağzımı bozmayayım, siz Nihan Kaya’nın yazısını okuyun daha iyi.

Memleketimden İnsan Manzaraları

nihan_kaya.jpg1. Sene 1999. Boğaziçi Üniversitesi’nde E.Ç. isminde başarılı bir kız öğrenci vardı. Psikoloji bölümünde okuyan E.Ç. bu bölümdeki başarısının da etkisiyle aynı zamanda okulun Sosyoloji bölümünde de okumaya hak kazanmıştı. Başka bir deyişle çift ana dal programını götüren E.Ç., hem Psikoloji, hem de Sosyoloji bölümlerini birincilikle bitirdi. Ne var ki 1999, Boğaziçi’nde örtü yasağının uygulanmaya başladığı bir yıldı. Her iki bölümden de üstün başarı ödülü alması gereken E.Ç.’nin, mezuniyet töreninin yapıldığı sahaya girmesine müsaade edilmedi. (Söylemeyi mi unuttum? Evet, E.Ç. örtülü bir öğrenci idi ve törenin yapıldığı alanın kapısından alınmayışının gerekçesi buydu.)

E.Ç. LES’e (Lisansüstü Eğitim Sınavı) örtülü girdiği için sınavı geçersiz sayıldı, bu yüzden, Boğaziçi Üniversitesi’nde istediği yüksek lisans programına başvuramadı. Ne var ki dünyanın başka köşelerinde, Türkiye’nin en parlak öğrencilerinden birini kaçırmayacak kadar basiret sahibi pek çok üniversite vardı. Biz burada öğrencilerimizin giysilerini ölçüp biçerken, onlar E.Ç.’ye tüm masraflarını karşılayacak burslar önermekte vakit kaybetmediler. E.Ç. Michigan State University’de burslu olarak yüksek lisans, arkasından University of Missouri-Columbia’da doktora yaptı. Şu anda da Amerika Birleşik Devletleri’nde, University of Rochester Medical Center’da çalışıyor.

2. Sene 2000. İngiliz bir arkadaşım vardı. Bu İngiliz arkadaşım E.U. Londra Üniversitesi’nde okurken Müslüman olmuş ve başını örtmeye başlamış. E.U. halen Londra Üniversitesi’nde öğrenciyken okul tarafından bir sene için Boğaziçi Üniversitesi’ne gönderilmişti. Boğaziçi’nde Türkçe öğreniyordu. Boğaziçi’ndeki öğretmenlerinden biri, E.U.’nun başındaki örtüden rahatsız olmuş. E.U. o hep vakur, sözünü sakınmayan, hatta biraz sert ve dik konuşmasıyla,

- Ben İngiliz’im, diyordu. Ona da söyledim, ‘Ben İngiliz’im. Siz benim örtüme karışamazsınız’ dedim. O kim oluyor ki bana nasıl giyineceğimi öğretmeye kalkıyor? Bu nasıl bir terbiyesizlik? Baktım laftan anlamıyor, ‘Haddinizi bilin. Yoksa haddinizi size vatandaşı olduğum ülkenin kanunları hatırlatacak’ dedim ona.

E.U. kendisinden, arkasındaki Büyük Britanya devletinden o kadar emindi ki E.U.’nun örtüsünü kendine dert edinen öğretmen kısa zamanda pes etti. E.U.’nun, kimsenin onun kılık kıyafetiyle uğraşmaya cesaret edemeyeceğinden zaten şüphesi yoktu, hiçbir zaman olmamıştı. Zira E.U., vatandaşını koruyan, kollayan, insan yerine koyan, onun haklarını gözeten bir ülkeden geliyordu. Devletin, ilk önce vatandaşı için var olduğu sisteme alışıktı. E.U.’nun yaşadığı yerde vatandaşlar arasında cinsiyet, ırk, din, dil ayrımı yapılmıyor, insan haklarından bahsederken hiç kimse ‘Başörtülüler de insandır’ deme gereği duymuyordu.

3. Sene 2001. Aylardan henüz Haziran bile olmamasına rağmen İstanbul’u ani bir sıcak bastırmıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nin kampüsü havlularını almış, ayaklarında terlikleriyle okulun yüzme havuzuna koşan öğrencilerin görüntüleriyle doluydu. Arkadaşım T.A. da o gün derse bikinisinin üzerine giydiği file elbisesiyle geldi. Dersten sonra havuza girmek niyetindeydi. Hocamız ‘Hava çok güzel. Neden dersi çimlerde yapmıyoruz?’ deyince hep beraber dışarı çıktık. Güzel havalarda yaptığımız gibi, Güney Kampüs’ün ortasındaki alanda kendimize boş bir yer seçip daire şeklinde çimlerin üstüne oturduk. Boğaziçi’ni gören herkes bilir; okulun merkezi sayılabilecek bu çim alan özellikle güneşli günlerde hep kalabalıktır. Kampüs, gelip geçen başkalarının yanında her zamanki gibi eğlenen, şakalaşan, frizbi oynayan, gitar çalıp şarkı söyleyen pek çok öğrenciyle o gün de hayli kalabalıktı ki bu kalabalığa o gün çimlerde mayolarıyla güneşlenen birkaç kimse de dahildi. T.A. da çimlere çıktığımızda üzerindeki file elbiseyi çıkarıp dersi dinlerken bir yandan da bikinisiyle güneşlenmeye karar verdi. Bu, kampüste daha önce rastlamadığım bir görüntü değildi. Üniversitenin kütüphanesinde çalışırken sıkılıp tişörtünü çıkartan, yurt penceresinde üstsüz sigara içen kızları ve benzeri örnekleri burada geçirdiğim dört sene boyunca görmüştüm. T.A.’nın çimlerdeki dersimizde bikiniyle oturmasını da o gün hiçbirimiz yadırgamadık. Çok değil, bundan sadece iki yıl önce, örtülü arkadaşlarımız da T.A. gibi yarı çıplak arkadaşlarımızın yanında çimlerde oturuyorlar, T.A.’nın tenini yakan güneşin altında farklı şekillerde de olsa birlikte terliyorlardı ve kimse birbirinin kıyafetini yadırgamayı aklından geçirmiyordu.

T.A. çocukluğunun ve yetişme döneminin önemli bir kısmını yurt dışında geçirmişti. Okulda kendisini nispeten rahat hissetse de dışarıda üzerine dikilen bakışlardan şikayetçiydi.
- Ben … şehrinde de aklıma esince uç şeyler yapıyordum, diyordu. Ama orada herkesten farklı giyinince, farklı davranınca kimse dönüp bakmıyordu bana. Burada ise sürekli izleniyorum.

4. Sene 2003. İngiliz arkadaşım E.U.’nun kardeşi S.U. çok merak ettiği Türkiye’ye geldi. S.U. önceki yıl ablasından etkilenerek Müslüman olmuş ve o da ablası gibi başını örtmeye başlamış. S.U. Cambridge Üniversitesi’nin, monoteistik dinleri inceleyen Dinler Bilimi bölümünde okumaktaydı ve başını örtmesi 11 Eylül’den sadece bir hafta öncesine rastlamasına rağmen etraftan olumsuz hiçbir tepki almamış olmasını sevinçle anlatıyordu. Ablası E.U. da şimdi İngiltere’de bir devlet lisesinde öğretmenlik yapmaktaydı ve giyimi okuldaki kimseyi rahatsız etmiyordu.

Ne var ki 11 Eylül sonrasını İngiltere’de sorunsuz yaşayan S.U. Türkiye’de sokağa daha çıkar çıkmaz, yargılayan bakışlarla karşılaştı. Gittiğimiz yerlerde de kınayıcı bakışlar devam edebiliyor, hatta bazen sözlere dökülüyorlardı. S.U.’nun üstüne başına eleştirici gözlerle bakan bu insanlardan bizimle konuşanlar onun İngiliz olduğunu öğrenince birden değişiyorlar, S.U.’yu küçümsemek yerine bu sefer şaşkın, bazen de hayran bakışlarla süzüyorlardı.

S.U. daha önce hiç, üzerindeki kıyafetle yargılandığı bir ortamda bulunmamıştı. Türkiye’de onu bazen yeren, bazen alkışlayan, ama nereye gitse hep giyimiyle değerlendiren, hep kıyafetini konuşan şekilci zihniyetten kısa zamanda bunaldı. S.U. Türkiye’ye geldiğinde ablası gibi Türkçe’yi sökmeye hevesliydi. İngiltere’ye döndükten sonra da Türkçe çalışmaya devam etmeyi planlıyordu. Ama Türkiye ve Türkçe’ye ilgisini S.U. ülkemize geldikten bir süre sonra kaybetti. Bilmediği kelimeleri, gramer kurallarını, Türkçe’ye dair öğrendiği her şeyi kaydettiği defterini İngiltere’ye dönerken evimde bıraktı. (Bu defteri hâlâ saklıyorum.)

5. Sene 2005. Kanadalı arkadaşım P.M. Türkiye’ye beni ziyarete geldi. İlk kez geldiği bu ülkeyi, insanlarını merak ediyor, bu yüzden İstanbul’u toplu taşıma araçlarıyla gezmek, burada geçireceği süre boyunca Türklerle mümkün olduğunca yakın olmak istiyordu.

Bir akşam durakta otobüs beklediğimiz sırada hava serinleyip sertçe bir rüzgar esmeye başlayınca P.M. çantasını açıp, o gün satın aldığı oyalı Türk yemenisini çıkardı, bunu üçgen şeklinde katlayarak başına örttükten sonra, Rusya, Kanada gibi soğuk yerlerde birçok kadının yaptığı gibi, çenesinin altından bağladı. Beklediğimiz otobüs hayli dolu gelmişti. P.M. ile otobüsün ön tarafındaki boş yerlere sıkıştık. Başka yer bulamayan P.M. otobüsün akbil kutusuna sıkı sıkı tutundu. Ben ondan biraz daha geride, koltukların arasında duruyordum. Otobüse binenler P.M.’yi öyle itip kakıyorlardı ki aramıza birkaç yolcunun girmesine mani olamamıştım.

İrlanda kökenli P.M.’nin yüzü otobüsteki yolculara görünmüyordu. P.M. arkası dönük olduğu için bu yolculara görünen sadece, şimdi P.M.’nin başına kulaklarını soğuktan korumak için bağladığı dallı güllü yemeniydi. Otobüs artık hareket etmiş olsa da, P.M. işlevini henüz tam çözemediği akbil kutusunun önünü fark etmeden kapatmaktaydı. P.M.’nin arkasında dikilen genç bir kız P.M.’ye - Çekilsene ordan teyze, akbilimi basacağım, diye bağırdı.
P.M.’ye adıyla seslensem de o gürültüde beni duymadı, çünkü genç kızla birlikte etraftan bir iki kişi daha ona yüksek sesle bağırıyorlardı.
- Çekil diyorum sana be!
- Çekil be kadın! Duymadın mı kızı?!
- Babanın yeri sandın herhalde burayı.

P.M. Türkçe anlamadığı için bu bağırışlara anlam verememişti. Zaten sesler bir anda, ne onun anlamasına, ne de benim müdahaleme veya P.M.’ye sert çıkanlara bir açıklama yapmama hiç ama hiç fırsat vermeden yükselmişlerdi. Genç kızın sesinin çıktığı ilk anda yolcuların arasından sıyrılıp, iki adım ötemdeki P.M.’ye doğru davransam da, ben daha yetişemeden onu omzundan tutup itmişler, azarlayarak diğer yolcuların arasına göndermişlerdi. Bunların hepsi ancak altı yedi saniye içinde olmuştu.

P.M.’ye akbil kutusunun önünde durduğunu söylediğimde anlayışla başını sallayarak özür diledi. Başımda şapka olduğu ve İngilizce konuştuğum için etraftakiler yabancı olanın ben olduğuma vehmettiler. Hemen önümü açmaya, bana yer vermeye yeltendiler. P.M.’ye karşı ters, küçümseyici bakışları ise değişmiyordu. Onu hiç de nazik sayılamayacak tavırlarla kolundan çekiştirmeye, bir yandan da Türkçe laflar atmaya birkaç durumda daha devam ettiler. P.M.’nin yüzü, Kanada aksanlı İngilizce’si, hareket ve mimikleri yabancı olduğunu bana kalırsa apaçık ortaya koysa da, P.M.’nin başındaki yemeniye odaklanmışlardı bir kere. Yemeni imgesi gözlerini çoktan kalıplaşmış çağrışımlarla öyle kaplıyordu ki onun içindeki zarif, hassas, her an özür dilemeye hazır, üç yabancı dili ana dili gibi konuşan, piyano çalmayı çok iyi bilen, Kanada’daki bir üniversite rektörünün kızı olan, kendisi de akademisyen kadını bir türlü göremiyorlardı.

P.M. kendisine neden böyle muamele edilmiş olduğunu muhtemelen anlamamış ve zannederim biraz incinmiş olsa da, her zamanki nezaketiyle gülümsemekle yetindi, konu hakkında hiçbir şey sormadı, söylemedi. Otobüsten indiğimiz Ortaköy’de ona sergiden kendi başımdakine benzer bir şapka aldım. P.M. aynı P.M. idi, ama onu yemeni ve şapkayla gören insanlarımız bunu zannederim anlayamıyorlardı.

6. Sene 2002, 2004, 2006. Avrupa’nın, Amerika’nın değişik yerlerinde çok sayıda üniversite gördüm, bu üniversitelerin bir kısmında kendim de öğrenci olarak bulundum. Bu kampüslerin hepsinde de öğrenciler başlarında Sih dinine mensup olduklarını belli eden türbanlarıyla, o veya bu gruba ait kıyafetleri, bazen de simge niteliğindeki aksesuarlarıyla; başörtüleriyle özgürce dolaşıyorlardı. Birinin kılığını kıyafetini sorun etmek kimsenin aklına bile gelmiyordu. Türkiye’de özgürlükler konusu açıldığında bu insanlar hemen bana dönüyorlar, çoğu zaman Merve Kavakçı olayını örnek veriyor, hatta Merve Kavakçı’nın ismini bile doğru telaffuz ediyorlardı.
- Türkiye’de bir kadını başında örtü olduğu için Meclis’e almadılar, değil mi, diye soruyorlardı. Ülkenizde devlet dairelerinde, üniversitelerde de böyle bir sorun olduğu gerçekten doğru mu? Türkiye’de kapalı bir kadın hakikaten de öğretmenlik yapamıyor, okula gidemiyor mu?

Soruları böyle devam ediyordu. Şaşırıyorlar, Türkiye’de süregelen yasakların gerekçelerini anlamaya çalışıyorlardı.
- Ama neden, diyorlardı ısrarla. Sebebi ne bu yasakların? Nasıl oluyor da bir insanın giyiniş biçimi, hem de bu derece ciddiyetle, sorun olabiliyor?

Onlara istedikleri gibi açık, kısa bir cevap veremiyordum.

7. Sene 2008. Arkadaşım J.H. ile telefonda konuşuyoruz. J.H. Amerika’da oldukça prestijli bir üniversitede öğretim üyesi. Kendisi 77 yaşında ve ömrünün çoğunu üniversitelerde geçirmiş; akademisyenliği hiç bırakmamış.
- Türk üniversitelerindeki şu örtü sorununu gazetelerden okuyorum, diyor bana. Ülkenizin tartıştığı şeyler çok saçma. İlim insanı oldukları varsayılan bazı öğretim üyelerinin öğrencilerin saçını başını mesele etmesi, bunlarla uğraşılması akıl alacak gibi değil. Milletçe tuhaf bir hezeyanın içindesiniz. Bu hale nasıl geldiniz siz?

Utanıyorum, hem de çok uzun zamandır, utanmaktan artık yorularak utanıyorum; ama yukarıda suçlular gibi isimlerinin sadece baş harflerini yazdığım insanlardan değil.

Popularity: 51% [?]

132 Yorum

  1. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 1:20 pm

    Offf. Yazilan bana da pek uydurma gibi gozukmedi.

    Sadece o her konustugum yabanci Kavakci’yi bildi kismi acayip geldi bana ama ben kultursuz/bilgisiz teknik meslek mensubu ayilarin icinde yasamis olabilirim orada. Bana kimse birsey sormadi o konuda. Soran olsa bir iki ay icinde iki ayri memlekete isine oyle geldigi icin sadakat yemini edecek tiynetteki birine Musluman diye sahip cikan bir ‘dindar’ siyasi hareketin oldugu yerde karsi taraf da iste boyle acayip ve cirkin davraniyor derdim[1]. Bilgi alisverisi bence oyle olur. Karsindakini pesinen ustun kabul edip kendi yapmadigi acayip ve cirkin islerden utanmak, mekanizmayi cozmeye calismak yerine diger kulturu dogru kabul edip oyle/oradan bakmak saglikli degil bence. Bu yazar ise tam yeni nesil Turk agziyla konusuyor. Iste itilen kakilan kizin piyano calan dil bilen rektor kizi olmasina vurgu, ona buna prestijli demesi, alt metinde hissedilen bir Anglo-Saxon hayranligi vs. Bir Turk, bir Ingilizin Ingiliz kanunlarinin ve devletinin burada dedigini yaptirmasi beklentisiyle neredeyse ovunecek yahu! Rahatsiz olmuyor musunuz bundan?

    Benim rahmetli annem de normalde acik olmasina ragmen havaya gore basini baglardi, bir problem olmazdi. Yalniz 1991′den sonra fazla sokakta dolastigini zannetmiyorum. Benzer sekilde, bu metni 90larda bu memlekette insanlara olan neyse o kendisine olmamis bir Turk olarak okudugumdan baska seyler de batti bana gordugunuz gibi. Topluca kafaniza cekicle filan mi vurdunuz ben yokken, n’aptiniz?

    [1] Bu aile yasadiklari yerde de cesitli cekismelerde taraf oluyor. Bir birlink vereyim de Ingilizce konusulan yerler cennettir propagandasina inananlar belki oradaki cekismelerin cirkinligi konusunda birseyler anlarlar.

  2. FST - 13 Mar 2008 - 2:04 pm

    Bülent Bey,

    Bana kimse birsey sormadi o konuda. Soran olsa bir iki ay icinde iki ayri memlekete isine oyle geldigi icin sadakat yemini edecek tiynetteki birine Musluman diye sahip cikan bir ‘dindar’ siyasi hareketin oldugu yerde karsi taraf da iste boyle acayip ve cirkin davraniyor derdim

    Bu konuda sizinle ayrılıyoruz. Bu tür yeminler usulen yapılan şeyler. Göstermelik diyebiliriz. Sonuçta ABD vatandaşı olmanın eğer kanunlar uygun görüyorsa Türkiye’de vekil olmayı engellemesi söz konusu değil. Yasaksa mesele değil ama Merve Kavakçı meselesinde kadının vatandaşlığından ziyade başındaki örtü problem olmuştur. Müslüman olmasıyla da konunun bir alakası yok.

    Karsindakini pesinen ustun kabul edip kendi yapmadigi acayip ve cirkin islerden utanmak, mekanizmayi cozmeye calismak yerine diger kulturu dogru kabul edip oyle/oradan bakmak saglikli degil bence.

    Yazının üslubuna dikkat etmedim ve bunu gerekli de görmüyorum. Aktardığı örnekler bana göre yerinde. Diğer taraftan İngiliz kızın “ben İngilizim, bana birşey yapamazsınız” türü lafları da boş ve gereksiz tabii. Detaylara bakılırsa başka şeyler de bulunabilir ama dediğim gibi, bu konuda bizim başörtüsü yasağında ısrarlı olanlara malzeme çıkaracak şeyler değil bunlar.

    Benim rahmetli annem de normalde acik olmasina ragmen havaya gore basini baglardi, bir problem olmazdi.

    1991 yılında üniversitelere başörtüyle de giriliyordu zaten. Başörtüsü konusunda 1998 sonrası gelişmeler tam anlamıyla bir saçmalamaya dönüşmüştür. Maalesef bu saçmalama da insanlara zarar veriyor, vermese umurumda değil, saçmalık bir değil beş değil sonuçta.

    Benzer sekilde, bu metni 90larda bu memlekette insanlara olan neyse o kendisine olmamis bir Turk olarak okudugumdan baska seyler de batti bana gordugunuz gibi. Topluca kafaniza cekicle filan mi vurdunuz ben yokken, n’aptiniz?

    Siz yokken toplum kafayı yedi diyebilirim. Belki de Özal reformlarıyla başlayan açılmayı hazmedemedik, saçmalamaya başladık ve iyice dağıtınca kafaya bir çekiç yedik de diyebilirim. Ama şimdi dozun iyice artması dengesizliğin bir dengeye doğru gideceği ümidini veriyor bana. Çekici yedik ama şimdi aklımız başımıza geliyor. Marjinal tipleri saymazsak genel olarak tahammül düzeyi yükseliyor.

    Bu tür yazıları yer yer kışkırtıcı yorumlarımla arada aktarıyorum, ara sıra lazım bence.

  3. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 2:19 pm

    Fethi bey,

    Bu konuda sizinle ayrılıyoruz. Bu tür yeminler usulen yapılan şeyler. Göstermelik diyebiliriz. Sonuçta ABD vatandaşı olmanın eğer kanunlar uygun görüyorsa Türkiye’de vekil olmayı engellemesi söz konusu değil. Yasaksa mesele değil ama Merve Kavakçı meselesinde kadının vatandaşlığından ziyade başındaki örtü problem olmuştur. Müslüman olmasıyla da konunun bir alakası yok.

    Var, benim baktigim yerden var. Sahsi ayiralim, basortusu problemi isin disinda kalsin, kisa zaman icinde bir orada bir burada yemin etmenin na kadar acayip birsey oldugunu, ‘yemin gostermeliktir’ diye inanmakla kalmayip oyle de hareket eden insanlarin sonra donup kutsal seylerden dem vurmalarinin nasil bir tenakuz gosterdigini — en azindan benim acimdan — gorebiliyor musunuz? Ben cok tutucu kalmis olabilirim bu konuda, ama bunlar olabiliyorsa birseyleri kaybettik gibime geliyor. Isteyerek olmamistir tabii, toren bilmemne fasli kafalardaki degisimin gerisinde kalmis ve ortaya mecburiyetler cikmis olabilir. Bu tip soz vermek, yemin etmek ve sonra bugunku dunyada bozmaya ‘mecbur olmak’ isi bana tekinsiz geliyor biraz — bosanmalarda da bunu goruyoruz, ‘mecbur olup’ odeyemeyecegi borclari almakta da. Tabii ortu bilmemne ile ugrasmaktan o derslere gelemiyroruz demek kabil.

    Detaylara bakılırsa başka şeyler de bulunabilir ama dediğim gibi, bu konuda bizim başörtüsü yasağında ısrarlı olanlara malzeme çıkaracak şeyler değil bunlar.

    Elbette degil. O konuda hemfikirim ama o detaylar kimseye batmadi mi hakikaten?

    Bu tür yazıları yer yer kışkırtıcı yorumlarımla arada aktarıyorum, ara sıra lazım bence.

    Iyi yapiyorsunuz.

  4. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 2:23 pm

    Linksiz yorum nicin moderasyona takildi?

  5. FST - 13 Mar 2008 - 3:08 pm

    Linksiz yorum nicin moderasyona takildi?

    Tesadüf olsa gerek.

  6. FST - 13 Mar 2008 - 3:17 pm

    Bülent Bey,

    kisa zaman icinde bir orada bir burada yemin etmenin na kadar acayip birsey oldugunu, ‘yemin gostermeliktir’ diye inanmakla kalmayip oyle de hareket eden insanlarin sonra donup kutsal seylerden dem vurmalarinin nasil bir tenakuz gosterdigini — en azindan benim acimdan — gorebiliyor musunuz? Ben cok tutucu kalmis olabilirim bu konuda, ama bunlar olabiliyorsa birseyleri kaybettik gibime geliyor.

    Şöyle diyelim, bu konu özelinde önemsiz gördüğümü kastettim. Mesela kendim asla bu tür bir iş yapacağımı zannetmiyorum. Öte yandan bu örnekte yasalar böyle bir şeye izin veriyorsa bence mahzuru yok. Etik olarak konunun tartışılması başka birşey.

    Diğer taraftan kendileri -yasaya uygun da olsa- ikili oynayan, yahut mesela bir ilave vatandaşlığını gizleyen insanların başkalarına ahlak dersi vermesi tabii ki tutarsızlıktır ve merak etmeyin ben de o konuda tutucu bir adamımdır.

    Dediğim gibi bu yazıdaki Merve Kavakçı kısmını ben dikkate bile almamıştım, diğer bazı örnekler yanında önemsiz bir ayrıntı gibi göründü. İngiliz kız ise dikkatimi çekti ama sadece gülümsemekle yetindim. Belki de kız bir gerçeğe de işaret etmiştir: Biz İngiltere’yiz, siz Türkler de kim oluyorsunuz, siz gidip Araplara, Ermenilere efelenin.

    Bizim hoca da aman başım belaya girmesin, başörtüsü diye efelenelim derken koca İngiltere’yi karşıma almayayım demiştir. Yoksa ben profesör olacağım, biri bana bu tür birşey söyleyecek derhal onu sınıftan atar ve ülkesine geri gitmesi için elimden geleni ardıma koymazdım. Tabii kafasına örttüğü şeyden dolayı ona zorluk çıkarmayacağım için bu tür bir diyalog herhalde gelişmezdi.

  7. Mr No - 13 Mar 2008 - 4:08 pm

    Fethi Bey,

    Milletçe tuhaf bir hezeyanın içindesiniz. Bu hale nasıl geldiniz siz?

    Anlamlı bir soru. Yazının anafikri ile hemfiklir olmakla birlikte , ben İngiliz’im sizin yasalarınızı tanımam havasına gıcık oldum. Galatasaray Üniversitesi Vakasında da böyle bir durumu dile getirmiştim.

  8. Mr No - 13 Mar 2008 - 4:16 pm

    Galatasaray Üniversitesi Vak’ası şuydu :

  9. Mr No - 13 Mar 2008 - 4:17 pm

    Galatasaray Üniversitesi Vak’ası şuydu :

  10. Mr No - 13 Mar 2008 - 4:18 pm

    Link niye çıkmıyor. Galatasaray Üniversitesi Vak’ası için.
    Bknz: Fransaya Verilen Ders.
    İzlenimler Şubat Arşivinde.

  11. FST - 13 Mar 2008 - 4:37 pm

    ben İngiliz’im sizin yasalarınızı tanımam havasına gıcık oldum.

    Yalnız öncelikle Türk hocaya gıcık olmak lazım. Bir de zannedersem orada verilen mesaj şu:”İngiltere vatandaşının hakkını arar.”

    Biz Türkler ise yabancı bir ülkede başımız belaya girse arkamızda konsolosluk, elçilik filan bulmakta güçlük çekeriz.

  12. FST - 13 Mar 2008 - 4:41 pm

    Link niye çıkmıyor. Galatasaray Üniversitesi Vak’ası için.

    Bir de ben deneyeyim:

    http://www.izlenimler.net/2008/02/29/fransaya-verilen-ders/

  13. FST - 13 Mar 2008 - 4:42 pm

    İşte kapı gibi link.

  14. edi - 13 Mar 2008 - 6:32 pm

    benim bildigim kadarıyla türkiye çifte vatandaşlığı teşvik ediyor resmi bir şekilde. yani bu durumda bazı insanlara niye başka ülkede vatandaşlık yemini ettin demek yanlış olur, yani hem teşvik edeceksin sonra niye yaptın diyceksin. bu olmaz. o zaman ya baştan teşvik etmemen yada sonradan bişey dememen lazım.

  15. FST - 13 Mar 2008 - 7:00 pm

    Edi, sana katılıyorum.

  16. delidumrul - 13 Mar 2008 - 7:12 pm

    şahane yazı olmuş. keşke daha önceden görseydim, çok sağol fethi sipahi tan. nihan hanımefendi şapkalı ve başıaçık gezsede insaf sahibi birisiymiş. zaten milletçe eksiğimizde insaf noktasında çok fazla. ben yazının her kelimesine katılıyorum. başörtülü ingiliz kızımızı eleştirenleride çok hatalı buluyorum. ne yani sen kıza çıkar başındaki örtüyü diyeceksin ama o da çıkarmam deyip hakkını arayınca suçlu olacak öylemi? yemezler. hukukun üstünlüğüne inanan bir kızımızmışki ülkesinin arkasında olduğunu söylemiş. bizim gariban türk müslüman ne yapsın? devleti onu kollamayınca sizi Allah’a havale ettim diyor dünyevi hukuktan umduğunu bulamayınca ilahi mahkemeye havale ediyor olayı. hepsi orada günlerini görecekler. bende bizzat suratına tüküreceğim mahkemei kübrada o aşşalık rektörlerin.

    not: Bu arada fethi efendi, sende demişsinki profesör olsamda bana böyle kafa tutsa atardım sınıftan kızı. yani hem kıza başını aç diyeceksin açmam diyincede sınıftan atıcaksın? iyiki profesör değilmişin ne diyeyim? çünkü o kız öyle zındık bir profesöre ne kadar kafa tutsa hatta ne söylese haklıdır. profesörse profesörlüğünü bilsin, padişahmı bu be?

  17. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 7:13 pm

    Herkes hakli. Hakli da devletin tesviki ile ahlaki mesele ayni degil. Devletin tesvik ettigi dogru, ben de askerde duydum bunu. Dedikleri de su: oranin vatandasi olursaniz memleketinize daha iyi hizmet edersiniz, vatandas olun, lobi yapin, bizim cikarlarimizi en iyi boyle korursunuz . Pek hos birsey sayilmaz ne manaya gelebilecegini dusunurseniz. Buranin vatandasligini almis bir yabancinin karsiniza gecip ‘kendi memleketimie daha iyi hizmet etmek icin buranin vatandasi oldum kih kih kih’ dedigini dusununun.

  18. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 7:20 pm

    Delidumrul bey,

    Camiye basi kapali girilir burada dedigimiz turist ‘benim devletimin gucu buraya da yeter, kapatmam boyle girecegim’ dese ‘aferin hem ona hem devletine’ mi diyecegiz yani? “Seni de, devletini de …” derim ben. Kendi aramizdaki acayip veya degil kurallari usulleri yabanci devletin gucune dayanip zorlayana alkis da ne demek oluyor? Bu konuda ‘ABD Turkiye’ye de demokrasi getirsin’ diyen yazi dahi gordum ben, yazanin elinden kacmistir diye dusunmustum ama galiba yanlis dusunmusum. Masallahimiz var bakiyorum isimize yarayan guc kimin olursa olsun hemen ‘aferin’i basiyoruz.

    Ha derseniz ki bu kadin buraya geldigi zaman bu kural yokmus, bilse gelmezmis o ayri. Hakli olursunuz.

  19. FST - 13 Mar 2008 - 7:27 pm

    Delidumrul,

    Bu arada fethi efendi, sende demişsinki profesör olsamda bana böyle kafa tutsa atardım sınıftan kızı. yani hem kıza başını aç diyeceksin açmam diyincede sınıftan atıcaksın?

    Lafın sonunu okumamışsın Dumrul kardeş. Bak ne diyorum: “Tabii kafasına örttüğü şeyden dolayı ona zorluk çıkarmayacağım için bu tür bir diyalog herhalde gelişmezdi.”

    Misal kız bana alakasız bir konuda “Biz İngiliziz siz pis Türkler ne anlarsınız” mealinde konuşsa kızı sepetlemesem ayıp olmaz mı?

  20. delidumrul - 13 Mar 2008 - 7:36 pm

    Bülent beyefendi: hiç camiye yapılacak 10 dakkalık turistik geziyle üniversiteye gelmiş geldikten sonrada yasağa tutulmuş bir insanın kendini savunması aynı şeymi? yani hakkını aramayıpta bir senesini kayıpmı etseydi? madem türk vatandaşı değil onu ozaman elbette kendi ülkesinin verdiği haklara sığınacaktır. keşke benim ülkemde öyle sahip çıksa bana daha ne isterim? ama kendi ülkemizde sömürge halkı gibi yaşıyoruz yazıklar olsun!

    fethi beyefendi: ben sonunu okumuştum zaten konu o değil. ben benimle böyle konuşanı atarım diyrosun ama sana neden öyle konuşmuş onu da düşünmen lazım. sen öyle söylemeyeceksen baştan zaten o da sana öyle konuşmayacaktır. benim televizyonda falan gördüğüm kadarıyla ingilizler efendiliğini bozmayana karşı çok saygılılar. haa ingilizin biri sana biz ingiliziz siz pis türksünüz derse haklı olursun ama bu örnekte öyle bir durum yokki. yani zalimliği gaddarlığı yapan bizim taraf. hatta “biz laik türkler laik olmayan pis türklerdende laik olmayan pis ingilizlerden de daha üstünüz sizin ne giyceğinize de biz karar veririz” diye haydutluk zorbalık ve küstahlık yapan adilerde bizim tarafta. o zaman bir daha düşün derim. ille de profesör olup birini dışarılara atmak istiyorsan aha bu adileri at gücün yetiyorsa.

  21. FST - 13 Mar 2008 - 7:40 pm

    o zaman bir daha düşün derim.

    Neyi düşüneyim farklı şey söylemiyoruz ki. Knz’ye döndün, aynı şeyi bir daha mı yazayım? Öyle olsaydı böyle olurdu diyorum.

    Öte yandan profesör olsam ilk yapacağım şey maaş artışı için medyaya ağlamak olurdu, onu da söyleyeyim. Başka bir haltlarını görmedik. Ha, bir de onun bunun kitabından çalıp kendime kitap yapar öğrenciye zorla satar, parasıyla dubleks villa yaptırırdım.

    Profesörlük kim ben kim.

  22. Cem - 13 Mar 2008 - 7:47 pm

    Bülent Bey,

    Yazıyı ben de okudum. Yazılanlardan çıkan fikri ve yazarın bakış açısını sizin gibi algılamamış olduğumu söylemeliyim. Nihan Kaya’nın, mezunu olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nden gurur duyduğu ve genel olarak Batı’daki ya da belki dünyadaki üniversitelerin ortamını Türkiye’de öğrencileri arasında kılık kıyafete göre ayrım yapan üniversitelerin yönetimine üstün tuttuğu gibi bir izlenim veriyor yazı; ancak, İngiliz kızın, babası rektör olan akademisyenin, vs gibi örneklerin bir hayranlık ya da ‘bakın işte ne prestijli’, ‘biz ne sefiliz, onlar ne üstün’ gibi bir anlayışla verildiğini sanmıyorum, yazının geneline ve işaret ettiklerine bakınca. Bunlarla, insanları kıyafetlerine göre yargılamanın ne kadar yanlış sonuçlara vardığını söylemeye çalıştığını kendisi de ifade ediyor yazıda.

    İngiliz kızın hocasını İngiltere’yle korkutabilmesi konusunda da Fethi Sipahi beyle hemfikirim; kızın bunu yapması değil, yapabilmesi dikkat çekilen mesele. Bunu yapmak iyi midir kötü müdür, böyle bir yoruma rastlamadım yazıda. Bizim aklımıza bile gelmez yurt dışında zor durumda kaldığımızda bunları söylemek; birey olarak, desteğini arkamızda hissettiğimiz bir devlet yoktur çünkü. Sadece kendisinden korktuğumuz, kendi varlığımızı baltalayan hususlarda aklımıza düşer devletin varlığı.

    Herhalde yazının adı boşuna ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ değildir. Sadece baş harfleri verilen kimselerin nerdeyse hiçbiri Türk değil, yabancı. Nazım Hikmet’in aynı başlıklı eserine bir referansı var mıdır bu başlığın bilmem; ama yazıda kastedilen ‘memleketimden insan manzaraları’ sanıyorum zaten baş örtüsüne takılarak o veya bu, ama ille de tuhaf şekillerde tepki veren, yani ‘utanılan’ Türk insanlarını hedef alıyor. Kaya, evet, dışarıdaki insanların gözünden bakınca nasıl göründüğümüzü anlatan örnekler vermiş. Ama kendisinin herhangi bir yorumunu okumadım ben. Türklerle ilgili altını çizdiğini sandığım tek yorum, belki, ‘bakın ne şekilciyiz’. E, yaşadıklarımıza bakınca ‘değiliz Nihan hanım, hiç şekilci olur muyuz biz; aşkolsun’ da diyemiyorum ben açıkçası.

    Merve Kavakçı’nın ismine gelince; bence de bu bir detay. Değinilen noktayla sizin yorumunuz yine ilişkisiz. Ama yurt dışında tahmininizden fazla sayıda insanın bu ismi ezbere bildiklerine emin olabilirsiniz. En azından benim rastladığım insanlardan haber izleyenler bu ismi biliyorlar. Kaya Merve Kavakçı’nın ismini baş harfleriyle yazmamış. Bilmem yanlış anlaşılmasından korktuğu için mi..

    ‘Parmağa değil de işaret ettiği yere bakmasını bilmek’ lafını çok seviyorum.

  23. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 7:47 pm

    Delidumrul bey,

    Yazida ululanan seyin ne oldugunu hatirlatayim:

    E.U. kendisinden, arkasındaki Büyük Britanya devletinden o kadar emindi ki E.U.’nun örtüsünü kendine dert edinen öğretmen kısa zamanda pes etti. E.U.’nun, kimsenin onun kılık kıyafetiyle uğraşmaya cesaret edemeyeceğinden zaten şüphesi yoktu, hiçbir zaman olmamıştı. Zira E.U., vatandaşını koruyan, kollayan, insan yerine koyan, onun haklarını gözeten bir ülkeden geliyordu.

    Burada durumun hakli/haksiz olmasindan ote bir guce (o da bireysel omurgaya degil devlete) ululama ve gipta var. Isin icine basortusu meselesi girdi diye bundan hoslanmak sizin bileceginiz is, ben oyle okumuyorum, Ingilizin gucu her yerde (ve burada da) gecer deyip bundan rahatsiz olmak bir tarafa memnun/hayran olmak gibi okuyorum. Hosuma gitmeyen budur. Ha bizim devlet icin disarida boyle bahsedilse belki biz oldugumuz icin hoslanirdim ama bunu diyen yabanciyi kendi karsimda ezik bulup pek iyi gozle bakmazdim herhalde.

    Milli gurur bilmemne diye tutturup gucumuz yeten yabanciya eziyet edelim demiyorum, ama yukaridaki satir aralarinda gorduklerim hos seyler degil. Basortusu isi eninde sonunda biter, icimize isleyen bu halleri ne yapacagiz?

  24. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 7:54 pm

    [Yine benim yazdigimi ham yapti bu sistem. Neyse bir tarafa daha elleyeyim.]

    Delidumrul bey,

    madem türk vatandaşı değil onu ozaman elbette kendi ülkesinin verdiği haklara sığınacaktır.

    Bunu ciddi mu soyluyorsunuz? Yani Turkiye’de yabancilar kendi memleketlerinin kanunlarina tabi olsunlar mi diyorsunuz? Bunun nesi ‘elbette’? Neyi yanlis anliyorum?

  25. fizikci - 13 Mar 2008 - 7:58 pm

    Bülent Bey,

    Sadece o her konustugum yabanci Kavakci’yi bildi kismi acayip geldi bana ama ben kultursuz/bilgisiz teknik meslek mensubu ayilarin icinde yasamis olabilirim orada.

    Bildiğim kadarıyla Merve Kavakçı mağduriyetini tüm dünyaya duyurmak için ciddi çaba sarfediyor. Sergiler düzenliyor, konferanslar veriyor vs. Bkz: http://www.mervekavakci.net/icsayfa/foto.asp

    Türkiye’nin kötü bir reklamı oluyor. Bundan dolayı tüm Türkiye mi utanmalı, yoksa kemalist dinazorlarımız mı? Ben şahsen utanmıyorum. Niye utanayım? :) Ayrıca reklamın iyisi, kötüsü olmaz.

  26. FST - 13 Mar 2008 - 8:00 pm

    [Yine benim yazdigimi ham yapti bu sistem. Neyse bir tarafa daha elleyeyim.]

    Belki yazıda bende yasaklı olan kelimeler geçiyordur diyeceğim ama pek öyle bir şey de yok gibi.

  27. delidumrul - 13 Mar 2008 - 8:04 pm

    yazar anglosaksonlugu seviyorsa seviyordur yani ne yapalim sevemezmi? ama bence siz konuyu kaciriyorsunuz. yukarda cem guzel aciklamis asil mevzuyu.

    diger konuda yine oyle. begenmesekte bu boyle.yani bir insan gittigi bir ulkede o ulkenin kanunlarina tabidir. yani o memlekette park cezasi 50 ytl ise o kadar odersin bizim memlekette bu 30 ytl dersen olmaz. ama hak hukuk farkli. yani sizin vatandaslik haklariniz nereye giderseniz gidin vatandasi oldugunuz ulkenin verdigi haklardir. yani birisi gasp edicek olursa siginicaginiz yer orasi diyorum. yani begensekte bu boyle.

  28. fizikci - 13 Mar 2008 - 8:08 pm

    Yazım noldu? Link vardı ondan mı görünmüyor? Hay bu spamcilerin var ya..

  29. fatih demir - 13 Mar 2008 - 8:10 pm

    Bulent Bey’in soylediklerinin bircogu anlamli.
    Bu yazida anlatilanlarin bircogu basortusuz insanlarin da basina geliyor. Sacimi joleledigim icin dayak yedigimi de bilirim. Kafamda bere oldugu icin hoca tarafindan uyarildigimi da. Akbil’in onunde durdugum icin cekilsene birader dendigini de…
    Alev Alatli Kabus’ta Turkiyenin icine girdigi hezeyandan bahsederken cok dogru seyler soyluyor. Bunun farkina varamadik diyor, is isten gecene kadar. Kendisinin blogunun ilk yillarinda safsatalar hakkinda bir calisma yapmistik blog-gurup olarak.
    Mesela bu safsatalardan biri onemli olmayan bilgiler ile konuyu genisletme. Kadinin yazisindan alintilayacak olursak “piyano calan, 3 dil bilen, modern, cagdas” gibi kelimeler magdurun durumunu benim gozumde degistirmiyor. Haseki hastanesi onunde mide kanamasi gecirirken sadece ve sadece basi ortulu oldugu icin iceri alinmayarak olume terkedilen ev hanimi teyzenin piyano calamamasi yada keman calmasini bilmesi konu uzerinde etkisiz eleman… Taliban zihniyetinde bir kiz da girmeyince ozgurluk karsiti birsey yapilmis oluyor…

    Merve Kavakci meselesi ise tamamen cirkeflik ve ikiyuzluluk ile alakali birsey… “Burasi Turkiye Cumhuriyeti Devletine meydan okuyacak yer degildir” ve “Bu kadina haddini bildirin” ile ozetlenebilecek kadar ortadadir… Amerikan vatandasliginin “belgelerinin” bulundugu koca bir yalandir… Mesele hicbir zaman vatandaslik meselesi de olmamisti zaten…

    Yine bu manada vatandaslik ile ilgili bir olay anlatayim… Amerikada yasayan cifte pasaportlu bir Turk arkadas Ankara’da bir arkadasina yardimci olmak icin birlikte konsolosluga gidiyor.. Disarda iki sira var biri Amerikan vatandaslari icin, biri Turkiye Cumhuriyeti.. O da arkadasi ile birlikte T.C. sirasina giriyor.. Biraz sonra bir polis geliyor ve sert ifadelerle “siraya adam gibi gecin” gibi seyler soyluyor ve cevap verenleri gondermekle falan tehdit ediyor. Bizim arkadas da dogru konus falan diyor. Arkadasa “hadi sen vize mize alamazsin artik, hemen cik siradan” deyince bizim arkadas amerikan pasaportunu cikarip “sen isim ve sicil numarasini” istiyor… Polis hemen geri adam atarak ozur diliyor ve kabalik yapmak istemedigini falan soyluyor… Bunun gibi onlarca ornek biliyorum ozellikle havaalani ve benzeri yerlerde yasanan… Cunku Turk polisi de biliyor ki eger bir Avrupa yada Amerika vatandasina birsey olursa vatandasi oldugu devlet bunu gelir hesabini sorar onlardan… Biliyor ki Amerikan vatandasinin hayati ucuz degildir…. Sorguda alinamaz o hayat… Yanlislikla dusup olmezler… Elektrik testlerine falan dayanikli degillerdir… Ana-avrat duz kufur edemezsin… “Cikar ulan kimligini” degil de “kimliginizi gorebilir miyim”dir kimlik sorma hakki…

  30. fatih demir - 13 Mar 2008 - 8:12 pm

    Bulent beyin kullandigi “ululanan” kelimesinde “ulan” gectigi icin herhalde :)

  31. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 8:12 pm

    Cem bey,

    Yazılanlardan çıkan fikri ve yazarın bakış açısını sizin gibi algılamamış olduğumu söylemeliyim. Nihan Kaya’nın, mezunu olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nden gurur duyduğu ve genel olarak Batı’daki ya da belki dünyadaki üniversitelerin ortamını Türkiye’de öğrencileri arasında kılık kıyafete göre ayrım yapan üniversitelerin yönetimine üstün tuttuğu gibi bir izlenim veriyor yazı; ancak, İngiliz kızın, babası rektör olan akademisyenin, vs gibi örneklerin bir hayranlık ya da ‘bakın işte ne prestijli’, ‘biz ne sefiliz, onlar ne üstün’ gibi bir anlayışla verildiğini sanmıyorum, yazının geneline ve işaret ettiklerine bakınca.

    Bunu sizin dogru okuyor olma ihtimaliniz az sayilmaz. Hem o okulla hem batiyi bilen Turker (ve burada gordukleri manasiz itibar) ile yakindan alakam oldugu icin baskalarinda farkedip kizdigim seyleri bu yazarin uzerine atmis da olabilirim.

    Merve Kavakçı’nın ismine gelince; bence de bu bir detay. Değinilen noktayla sizin yorumunuz yine ilişkisiz. Ama yurt dışında tahmininizden fazla sayıda insanın bu ismi ezbere bildiklerine emin olabilirsiniz.

    Benim ABD’deki cevrem dedigim gibi ozellikle kultursuz olabilir, benim tanidiklardan bilen cikacagini zannetmiyorum.

  32. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 8:13 pm

    Fethi bey vallahi gidip baska yere yazdigim cikmadi yazacagim simdi. Fizikci bey de gelir herhalde. Siz de akabinde gelip dua yazarsiniz artik. (Yine yuttu)

  33. fatih demir - 13 Mar 2008 - 8:16 pm

    Benimkini de yuttu :) Bulent bey bekleyin ben de geliyorum….
    Birkac da slogan hazirlayayim hemen :

    Sansurcu Fethi, yaptiklarin yetti!!!
    Danismanim baksana, kac kisiyiz saysana!
    Hoopp, ssssshhhhhh, Fe-Se-Te
    saaann suuurrr lemesene …

  34. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 8:25 pm

    Delidumrul bey,

    yazar anglosaksonlugu seviyorsa seviyordur yani ne yapalim sevemezmi?

    Sevsin, birsey yok onda tabii. Ben de bazi bakimlardan sevmez degilim. Bunu bu baglamda farkedip duruyorum bir suredir. Bir sene filan daha bu tip seyleri yerli yersiz koklamaya devam edersem belki makul bir sebepten dolayi mi bana batiyor diye cikartirim, o zaman bol bol satarim her yerde.

    ama bence siz konuyu kaciriyorsunuz. yukarda cem guzel aciklamis asil mevzuyu.

    Asil konunun konusulacak bir tarafini gormuyorum da ondandir. Acayip birsey, bunun icin elli ornege gerek yok. Bu acayip yasagin ustunu orttugu muazzam zaaflar/eksiklikler var, kalksin da onlara sira gelsin diye bekliyorum.

  35. delidumrul - 13 Mar 2008 - 8:34 pm

    hah simdi oldu bülent beyefendi. az kalsın bu konu hırsızın hiçmi kabahati yok noktasına gidiyor diyecektim biraz daha böyle gitseydi.

  36. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 8:55 pm

    Hay Allah Delidumrul bey anladim, o kadar dansoz var ki ortada siz herhalde bu yasak devam etsin demek istiyorum ama onu acik demek yerine baska seylere bulasiyorum sandiniz. Yok, oyle degil, devam etsin filan istemiyorum.

  37. delidumrul - 13 Mar 2008 - 9:01 pm

    yok sizin onlar gibi olmadığınızı zaten tahmin ediyorum ama yazıdaki onca inanılmaz vaka karşısında tutupta tekbir şeyi cımbızlayınca ben bir yanlışlık var bu işte başka şeyleri konuşmak lazım asıl demeye başlıyordum. çünkü mesela bakın yukarıdaki yazıdaki en önemli madde otobüsteki rektör kızı akademisyene otobüste yapılan hayvanca muameledir. bunu konuşmamız daha önemli olur. yani hani türk misafirperverliği hoşgörüsü falan? hani babannelerin örtüsüne saygı? hepsinin dümen olduğu ortaya çıkıyor. çünkü bunlar eskidenmiş. şimdiki nesli öyle mahfettilerki hiçbiri kalmadı. şimdi bir kadını sırf geleneksel diye hor görme aşağılık görme modası var. yani gün imansızın uğursuzun günüdür. utanmazın arlanmazın günüdür.

  38. fatih demir - 13 Mar 2008 - 9:05 pm

    Yukarda yazdim bu konuda ama bakalim ne zaman kurtulacak…

    yine de bir daha alintilayayim belki cikar…. Fethi Bey’in onaylayacagi yok :p :

    Bulent Bey’in soylediklerinin bircogu anlamli.
    Bu yazida anlatilanlarin bircogu basortusuz insanlarin da basina geliyor. Sacimi joleledigim icin dayak yedigimi de bilirim. Kafamda bere oldugu icin hoca tarafindan uyarildigimi da. Akbil’in onunde durdugum icin cekilsene birader dendigini de…
    Alev Alatli Kabus’ta Turkiyenin icine girdigi hezeyandan bahsederken cok dogru seyler soyluyor. Bunun farkina varamadik diyor, is isten gecene kadar. Kendisinin blogunun ilk yillarinda safsatalar hakkinda bir calisma yapmistik blog-gurup olarak.
    Mesela bu safsatalardan biri onemli olmayan bilgiler ile konuyu genisletme. Kadinin yazisindan alintilayacak olursak “piyano calan, 3 dil bilen, modern, cagdas” gibi kelimeler magdurun durumunu benim gozumde degistirmiyor. Haseki hastanesi onunde mide kanamasi gecirirken sadece ve sadece basi ortulu oldugu icin iceri alinmayarak olume terkedilen ev hanimi teyzenin piyano calamamasi yada keman calmasini bilmesi konu uzerinde etkisiz eleman… Taliban zihniyetinde bir kiz da girmeyince ozgurluk karsiti birsey yapilmis oluyor…

    Merve Kavakci meselesi ise tamamen cirkeflik ve ikiyuzluluk ile alakali birsey… “Burasi Turkiye Cumhuriyeti Devletine meydan okuyacak yer degildir” ve “Bu kadina haddini bildirin” ile ozetlenebilecek kadar ortadadir… Amerikan vatandasliginin “belgelerinin” bulundugu koca bir yalandir… Mesele hicbir zaman vatandaslik meselesi de olmamisti zaten…

    Yine bu manada vatandaslik ile ilgili bir olay anlatayim… Amerikada yasayan cifte pasaportlu bir Turk arkadas Ankara’da bir arkadasina yardimci olmak icin birlikte konsolosluga gidiyor.. Disarda iki sira var biri Amerikan vatandaslari icin, biri Turkiye Cumhuriyeti.. O da arkadasi ile birlikte T.C. sirasina giriyor.. Biraz sonra bir polis geliyor ve sert ifadelerle “siraya adam gibi gecin” gibi seyler soyluyor ve cevap verenleri gondermekle falan tehdit ediyor. Bizim arkadas da dogru konus falan diyor. Arkadasa “hadi sen vize mize alamazsin artik, hemen cik siradan” deyince bizim arkadas amerikan pasaportunu cikarip “sen isim ve sicil numarasini” istiyor… Polis hemen geri adam atarak ozur diliyor ve kabalik yapmak istemedigini falan soyluyor… Bunun gibi onlarca ornek biliyorum ozellikle havaalani ve benzeri yerlerde yasanan… Cunku Turk polisi de biliyor ki eger bir Avrupa yada Amerika vatandasina birsey olursa vatandasi oldugu devlet bunu gelir hesabini sorar onlardan… Biliyor ki Amerikan vatandasinin hayati ucuz degildir…. Sorguda alinamaz o hayat… Yanlislikla dusup olmezler… Elektrik testlerine falan dayanikli degillerdir… Ana-avrat duz kufur edemezsin… “Cikar ulan kimligini” degil de “kimliginizi gorebilir miyim”dir kimlik sorma hakki…

  39. fatih demir - 13 Mar 2008 - 9:06 pm

    bi daha dneyeyim :

    “Yukarda yazdim bu konuda ama bakalim ne zaman kurtulacak…

    yine de bir daha alintilayayim belki cikar…. Fethi Bey’in onaylayacagi yok :p :

    Bulent Bey’in soylediklerinin bircogu anlamli.
    Bu yazida anlatilanlarin bircogu basortusuz insanlarin da basina geliyor. Sacimi joleledigim icin dayak yedigimi de bilirim. Kafamda bere oldugu icin hoca tarafindan uyarildigimi da. Akbil’in onunde durdugum icin cekilsene birader dendigini de…
    Alev Alatli Kabus’ta Turkiyenin icine girdigi hezeyandan bahsederken cok dogru seyler soyluyor. Bunun farkina varamadik diyor, is isten gecene kadar. Kendisinin blogunun ilk yillarinda safsatalar hakkinda bir calisma yapmistik blog-gurup olarak.
    Mesela bu safsatalardan biri onemli olmayan bilgiler ile konuyu genisletme. Kadinin yazisindan alintilayacak olursak “piyano calan, 3 dil bilen, modern, cagdas” gibi kelimeler magdurun durumunu benim gozumde degistirmiyor. Haseki hastanesi onunde mide kanamasi gecirirken sadece ve sadece basi ortulu oldugu icin iceri alinmayarak olume terkedilen ev hanimi teyzenin piyano calamamasi yada keman calmasini bilmesi konu uzerinde etkisiz eleman… Taliban zihniyetinde bir kiz da girmeyince ozgurluk karsiti birsey yapilmis oluyor…

    Merve Kavakci meselesi ise tamamen cirkeflik ve ikiyuzluluk ile alakali birsey… “Burasi Turkiye Cumhuriyeti Devletine meydan okuyacak yer degildir” ve “Bu kadina haddini bildirin” ile ozetlenebilecek kadar ortadadir… Amerikan vatandasliginin “belgelerinin” bulundugu koca bir yalandir… Mesele hicbir zaman vatandaslik meselesi de olmamisti zaten…

    Yine bu manada vatandaslik ile ilgili bir olay anlatayim… Amerikada yasayan cifte pasaportlu bir Turk arkadas Ankara’da bir arkadasina yardimci olmak icin birlikte konsolosluga gidiyor.. Disarda iki sira var biri Amerikan vatandaslari icin, biri Turkiye Cumhuriyeti.. O da arkadasi ile birlikte T.C. sirasina giriyor.. Biraz sonra bir polis geliyor ve sert ifadelerle “siraya adam gibi gecin” gibi seyler soyluyor ve cevap verenleri gondermekle falan tehdit ediyor. Bizim arkadas da dogru konus falan diyor. Arkadasa “hadi sen vize mize alamazsin artik, hemen cik siradan” deyince bizim arkadas amerikan pasaportunu cikarip “sen isim ve sicil numarasini” istiyor… Polis hemen geri adam atarak ozur diliyor ve kabalik yapmak istemedigini falan soyluyor… Bunun gibi onlarca ornek biliyorum ozellikle havaalani ve benzeri yerlerde yasanan… Cunku Turk polisi de biliyor ki eger bir Avrupa yada Amerika vatandasina birsey olursa vatandasi oldugu devlet bunu gelir hesabini sorar onlardan… Biliyor ki Amerikan vatandasinin hayati ucuz degildir…. Sorguda alinamaz o hayat… Yanlislikla dusup olmezler… Elektrik testlerine falan dayanikli degillerdir… Limitsiz duz kufur edemezsin… “Cikar u-l-a-n kimligini” degil de “kimliginizi gorebilir miyim”dir kimlik sorma hakki…

  40. fatih demir - 13 Mar 2008 - 9:06 pm

    Yazimda hangi kelime geciyorsa artik 4 denemede atlatamadim :)

  41. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 9:17 pm

    Delidumrul bey,

    çünkü mesela bakın yukarıdaki yazıdaki en önemli madde otobüsteki rektör kızı akademisyene otobüste yapılan hayvanca muameledir. bunu konuşmamız daha önemli olur. yani hani türk misafirperverliği hoşgörüsü falan? hani babannelerin örtüsüne saygı?

    Hakikaten basi bagli diye sokakta boyle seyler yapiliyor mu insanlara acaba? Yoksa istisnai bir hal mi olmus orada? Evvelsi gun ablamla Istanbul metro ve hizli tramvayi bir uctan bir uca gittik, ozellikle buralarda duydugum seylere dikkat ettik (bakalim diye binmedik oyle denk geldi). Hic oyle bir hal yoktu millette. Baglisi acigi binip iniyordu, bir hikaye olmuyordu. Daha evvelce de otobuslerde dikkat ettim goremedim birsey (bu arada soforler hala gazete okuyorlar yolda trafigin icinde yavas giderken! Insan dikkat edince farkediyor.)

    Diger taraftan Suat beye (yine Istanbul’da) bir vapurda miting kalabaligi cok mutecaviz davranmis, anlatiyordu.

    Daha denk gelmedim sokakta oluyor diye anlatilan seylere yani. Ha yalniz bana bir kere ‘firavun dolu’ bir kere de ‘cok icmissin’ diye laf atildi Sisli’de. Niye oldugunu da cozdum. Gece elektrik kesilince isimi yapamayip (ben gece calisiyorum isim ABD vaktiyle olunca) sinirlenip kendimi sokaklar atip yavas yavas yuruyup vakit gecirme huyum var. Ev kiligiyla, herhalde gomlegin yarisi pantolunun icinde yarisi disinda gecenin bir vakti sokakta agir agir dolastigimi goren berdus zannediyor zahir diye dusundum. Hatta ‘firavun dolu’ diyen adamin bir de yakinina gidip duyamadim demistim. (Ne bileyim adamin kufrettigini, sokakta oyle bagiran adam yoktu ben burada yasarken, yol soruyor da anlayamadim sandim).

    Baska hadiseye denk gelen var mi?

  42. Mr No - 13 Mar 2008 - 9:19 pm

    Sevgili İzlenimler,

    Masallahimiz var bakiyorum isimize yarayan guc kimin olursa olsun hemen ‘aferin’i basiyoruz.

    Bülent Bey doğru söylüyor. Kural yanlış veya saçma bu ülkenin yasası. O İngilizlerin Kraliçesi veya Galler prensesi veya Hillary Clinton gitsin bakalım Tahran’a , havaalanı dışına başık açık çıkabiliyor mu? İran İslam Cumhuriyeti Muz Cumhuriyeti değil. İran bize ters o işin başka yönü.
    Tabii bu üst düzey Anglo sakson kadınları Tahran’a gidip karizmayı çizdirmez.

  43. delidumrul - 13 Mar 2008 - 9:25 pm

    bulent bey senin çıkınca sokakta görmen için ya sakallı takkeli gezmen yada yanında başörtülü bir hanımla falan dolaşman lazım. tabii her çıktığında bişey olucak demek çok zor. çok şükür millet toptan yemedi daha kafayı şimdilik. ama unutmamak lazımki bu müslüman insanlar hergün öyle gezior sokakta ve bir hafta bir yerde üç hafta sonra başka yerde böyle saldırganlıklarla karşılaşıyorlar. birde tabi ayda bir bile olsa bu şu anlama gelir: her aklına saldırganlık yapmak gelen cesaret edemiyceğine göre kimisi içinden küfür edip birşey yapmıcaktır. yani ayda bir bile karşılaşsa bu kişi bunlarla hergün insanların düşmanca bakışlarına falanda maruz demektir. yani ortam yıllardır olduğu gibi böyle hazırlanmaya devam ederse bu sessiz düşmanlarda seslerini çıkarmaya başlayabilirler. mesela burda bir knz var. başörtülülere saldırıyormu bilmiyorum ama saldırmıyorsa bile kesin içinden kötü şeyler geçiriyordur. sözlerine bakın anlarsınız. heryerde var bunlardan. laiklik diyorlar atatürk diyorlar başkada bişey demiyorlar.

  44. Mr No - 13 Mar 2008 - 9:27 pm

    Fethi Bey,
    Hoca devlet memuru sonuçta. Devletin kuralı neyse ona göre davranır.

    Şu kısım da dikkatimi çekti:

    Ne var ki 11 Eylül sonrasını İngiltere’de sorunsuz yaşayan S.U. Türkiye’de sokağa daha çıkar çıkmaz, yargılayan bakışlarla karşılaştı. Gittiğimiz yerlerde de kınayıcı bakışlar devam edebiliyor, hatta bazen sözlere dökülüyorlardı. S.U.’nun üstüne başına eleştirici gözlerle bakan bu insanlardan bizimle konuşanlar onun İngiliz olduğunu öğrenince birden değişiyorlar, S.U.’yu küçümsemek yerine bu sefer şaşkın, bazen de hayran bakışlarla süzüyorlardı.

  45. FST - 13 Mar 2008 - 9:31 pm

    MrNo,

    Ben ingiliz kızın vaziyetinden ziyade Türkiye’deki başörtüsü konusuyla ilgili örneklere bakalım derim. Bu örnekler Türkiye’deki başörtüsü budalalığının birer nümunesidir. Efendim kız gelmiş burada kostaklanmış, dayılanmış filan bunlar anlamsız detaylar. Biz Türklere özgü saçma gülünçlükler. Ha, anlamsız abartmalar da yaparız, kendimizi küçük de görürüz manasız yere ama sonuçta ikisi aynı kapıya çıkar.

    İran İslam Cumhuriyeti Muz Cumhuriyeti değil.

    Bana göre muz cumhuriyetinden pek farkı yok, gerçi bizim kadar olamaz ya. Youtube yasağımız yeniden başlamış da ondan dedim.

    Bu arada İran, miran boşvermek lazım, ulusalcılara fazla takılırsak ayarımız bozulur. Ahmedinecat ile Ahmedinecdet arasındaki fark pek ince.

  46. delidumrul - 13 Mar 2008 - 9:32 pm

    dikkat çekicek ne var? tipik türk insanı işte. kendi geleneksel insanını aşağılar. avrupalıyı ise çok büyük görür. ama ikisini bir arada görüncede afallıyor şaşırıyor ne yapsın?

  47. FST - 13 Mar 2008 - 9:32 pm

    Hoca devlet memuru sonuçta. Devletin kuralı neyse ona göre davranır.

    O zaman sokakta şapka niye takmıyor?

  48. delidumrul - 13 Mar 2008 - 9:34 pm

    mrno: safmısın nesin kardeşim? adam görevini yapıyorda ne demek? cellatlarda görevlerini yapıyor o zaman lafmı yani? hocanın görevi ders anlatmak başörtüsü avcılığı yapmak değil. erkek adam gerekirse zalimliklere karşı durmasınıda bilmeli. emir büyük yerden deyip it gibi selam çakmamalı her lafa.

  49. FST - 13 Mar 2008 - 9:37 pm

    Hazirun,

    Benim sitede hiçbir kelimeye sansür yok ama neden moderasyona takılıyorsunuz bilemiyorum, kısmetinize küsün. Belki konunun saçmalığı bilgisayara da kafayı yediriyordur. Rastladıkça toparlıyorum yazdıklarınızı.

  50. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 9:38 pm

    Deldumrul bey,

    bulent bey senin çıkınca sokakta görmen için ya sakallı takkeli gezmen yada yanında başörtülü bir hanımla falan dolaşman lazım.

    Valla sakali biraz koyverip kel kafaya takke koyunca ’selamin aleykum’ diyen cogaliyor bana da. Ama plastik mont giyiyorum, daha perdesu ve salvar gibi birsey giymiyorum. Onun icin o turlusunu denemem mumkun degil. Buralarda basi bagli ve dukkan idare eden insanlar var alisveris ettigim ama oyle bir samimiyet kespedip soru sormam mumkun degil tabii — yanlis anlasilir kadinlara rahatsizlik vermis olurum.

    birde tabi ayda bir bile olsa bu şu anlama gelir: her aklına saldırganlık yapmak gelen cesaret edemiyceğine göre kimisi içinden küfür edip birşey yapmıcaktır.

    Iste bunun aynisini ’simdi cesaret edemiyorlar ama sonra gorursunuz’ diyenler yapiyor obur taraftan da. Oyle bir hal ki hep hayaller uzerinden yuruyoruz ama ‘oyle degildir’ demek de kolay degil.

    mesela burda bir knz var. başörtülülere saldırıyormu bilmiyorum ama saldırmıyorsa bile kesin içinden kötü şeyler geçiriyordur. sözlerine bakın anlarsınız. heryerde var bunlardan. laiklik diyorlar atatürk diyorlar başkada bişey demiyorlar.

    Knz hanimda boyle bir hal gormedim ben. Burada o tur isleri Bliyaal bey yapar genelde, onun dediginin de ne kismi sakadir bilmiyorum. Buranin okuyucu/yorumcu kitlesi de sokaktan degisik, burada daha ziyade acik kadinlara zina/ahlaksizlik imasi olur. Uc bes kere hir cikti o yuzden. Bunlarin ne kismi sokaga yansir, ne kismi anonim net edepsizligidir bilmek zor tabii.

  51. Mr No - 13 Mar 2008 - 9:40 pm

    Delidumrul Bey,
    Sokakta dolaşmak derken aklıma geldi, söylemesi ayıp sarışın boylu poslu bir İslav hanımla bu çağdaşlığın kalesi şehirde dolaşmak da bir dert. Kızcağız korkudan koluma girdi, o halde bile millet mal gibi bakıyor. Sevgilim filan olsaydı,heralde seri katil olurdum, şimdi de olabilirim.

  52. Mr No - 13 Mar 2008 - 9:50 pm

    Fethi Bey,

    Ben ingiliz kızın vaziyetinden ziyade Türkiye’deki başörtüsü konusuyla ilgili örneklere bakalım derim. Bu örnekler Türkiye’deki başörtüsü budalalığının birer nümunesidir

    Evet konunun aslı o. Bu konuda örnekler bitmedi. Halihazırda Danıştay felan işler iyice karıştı. Daha Anayasa Mahkemesi var bu işin. Mehmet Bey’in dualarına göre affedilmeye muhtaç kafir halimle bile üzülüyorum bu duruma. Nelson Mandela gibi adam lazım bize. Bir sezonluğuna transfer etsek. Sahi devlet adamı transferi mümkün olsa, mesela kabineye 8+2 koşulu olsun.
    Latife bir yana, az buçuk laikliğimize en büyük zararı bu başörtüsü yasağı veriyor. İnsanları geriyorlar ve rövanşist duygulara sevk ediyorlar.

    O zaman sokakta şapka niye takmıyor?

    O yasa geçerli mi hala?

  53. edi - 13 Mar 2008 - 9:57 pm

    onlar sarısın kadın koluna gırınce okuz gıbı bakınca ayı oluyorlarda sen bakayın lan benım karıya dıye kafagoz gırınce cagdasmı oluyorsun?

  54. delidumrul - 13 Mar 2008 - 9:59 pm

    mrno: bak işin o kısmını doğru söyledin. türkiyeye hakkatende kendisine verilen atatürk ödülünü reddeden mandela gibi haysiyetli adamlar lazım.

  55. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 10:11 pm

    No bey,

    Bu Slav kadinlarina yapilandan acik renk sacli acik renk gozlu biraz ince olan ve basi filan acik dolasan Turk kadinlari da cok sikayetci. Onlara da ‘o’ muamelesi yapan cikiyormus. Ben Turk’um deyince ozur diliyorlarmis. Buna inanirim cunku Taksim civarinda turist olma ihtimali olan herkese ‘hello my friend’ diye gidip birseyler diyen insanlarla ayni isler benim aramda geciyor, ‘kusura bakma abi’ diyorlar ‘Turkum’u duyunca. Tabii kadinlar icin bakmaktan ziyade laf etmek filandan bahsediyoruz. Okuz gibi bakma isine Turk kadinlar hem alisik, hem nerede ne saatte ne kilikta dolasilir biliyorlar (bunu ‘bilmek’ durumunda olmak iyi birsey degil, ama yasadigimiz memleket boyle malesef).

  56. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:14 pm

    Edi bey,
    Ben çağdaş olduğumu iddia etmedim. Yukarıdan aşağıya İnsanım, İslam Dünyasına aitim, Ortadoğuluyum, Akdenizliyim, Türkiyeliyim, Karamanoğullarındanım, asabiyim, ekşi sözlük yazarıyım, İzlenimler yorumcusuyum.
    bu arada düzgün bir üslupla konuşursanız iyi olur. Önyargılarınız görünüyor.

  57. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 10:17 pm

    Ya merak ettim, bu gazete lafi disinda ‘ben cagdasim’ diye konusan insan var mi? Ben hic denk gelmedim. Nerede dolasir bunlar?

  58. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:19 pm

    Bülent Bey,

    Onlara da ‘o’ muamelesi yapan cikiyormus. Ben Turk’um deyince ozur diliyorlarmis.

    Yabancılara Türk yargısı ‘o’ muamelesi yapıyor.

    “yabancı uyruklu kadınların Türkiye’ye ne amaçla geldikleri bilinen bir gerçek”
    Link

  59. fatih demir - 13 Mar 2008 - 10:27 pm

    Bulent Bey,
    Yukardaki akismete yakalanan yorumlarda da yazdim birseyler… Bu tur seyler dunyanin her tarafinda iki turlu de oluyor… Burda da Araplar’in basina cok isler geliyor. Ben biliyorum. Mesela bugun ise gec kaldigim icin sakalli geldim, yapilan ilk espiri “ne o terorist mi olucan!” oldu…
    Basortulu bir Amerikan bayanin yerini degistirip gozlerden uzak bir yere aldiklarini biliyorum… Ne biliyim bir suru daha olay…
    Turkiye’de de kultur geregi birinin yanindaki kiza “haywan” gibi bakilmaz ama bakilirsa onunda cevabi “oda oyle giydirmesi”n” ” olur…(Erkegin giydirmesi ayri bir konu)
    Mesela Mr.No gibi kafa-goz dalsa “gururlu delikanli” da olabilir “cagdisi maganda” da… Sessiz kalirsa “cagdas yada k..at” da denilebilir… Bunlar kisiden kisiye degisir…
    Amerikada’da cok kimse cok seyden rahatsiz oluyor… Onlar da bazilarini yasaklama yoluna gittiler… Dusuk bel meselesinde bayagi bir degisim var…

  60. fatih demir - 13 Mar 2008 - 10:32 pm

    Ben bu “Cagdas” Turk medya ve dunyasindaki cifte standarda da uyuz oluyorum… Mahkeme istemedigi bir karar verirse Bakanlar niye mudahalede bulunmuyor oluyor… Bakanlar birsey derse de “bagimsiz adalet” zedeleniyor…
    Tam asagi sakal-yukari biyik durumu…
    Aslinda bunlarin topunu falakaya yatirmak isi cozer ama “siddet” cozum degil deyip duruyorlar… Walla bal gibi de cozum… Ben kendimden biliyorum annem bana vazoyu elleme kirarsin dediydi, elledim kirdim, sonra dayak edim ve bi daha ellemedim :) Demek ise yariyor…

  61. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 10:34 pm

    Heh Fatih bey, anliyorsunuz neden rahatsiz oldugumu besbelli ki, eksik olmayin. Ben cok memnundum orada, bir fenalik gormedim, donersem de yine memnun olurum herhalde. Derdim orayi veya o insanlari kotulemek degil burada islerin abartilmasi. Bu yazida cok belirgin degil ama var boyle bir hal.

  62. fatih demir - 13 Mar 2008 - 10:34 pm

    Bulent Bey,
    Ben cok gordum wallahi. Turk kadinlarindan dernekte falan karsilastiklarim ” ay biz cagdas bir aileyiz, isim olmaz oyle seylerle” tarzi cumlelerle konusuyorlar… Genelde bunu disardan bildiklerinin yanlarinda yapmiyorlar ama. Demek beni de cagdas gormusler sizi ise cagdisi :p

  63. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:35 pm

    Fatih Bey,

    Turkiye’de de kultur geregi birinin yanindaki kiza “haywan” gibi bakilmaz ama bakilirsa onunda cevabi “oda oyle giydirmesi”n” ” olur…(Erkegin giydirmesi ayri bir konu)

    Bu cevap benim anlattığım vakada geçerli değil. Kışlık kalın giysiler içinde , hatta başı bere ile kapalıydı.(tamamen değil). Türkiyedeki kültür savunmasız kadın buldu mu atlar. Dulların hayatları zordur mesela.

  64. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 10:36 pm

    Fatih bey,

    Olabilir, ‘bu ne bicim lakirdi, boyel mi konusuluyor artik’ filan deme huylarim da vardir oyle konusan tanidigim varsa da bana soylemiyor olabilir.

  65. FST - 13 Mar 2008 - 10:42 pm

    Bülent Bey,

    huylarim da vardir oyle konusan tanidigim varsa da bana soylemiyor olabilir.

    Bizim birader de nadiren biraz eli yüzü düzgün giyinsem “seni çok çağdaş buldum”, “entel kazak giymişsin”, “Mersi boku” türü laflar eder. Zannedersem çağdaş lafını ciddi anlamda kullanan sadece ortodoks kemalistler kalmıştır. Gerisi dalga geçmek için konuşuyordur.

    Zaten kelime de bir tuhaf, herkes aynı çağda yaşamıyor mu, “hepimiz çağdaşız” diyeyim.

  66. FST - 13 Mar 2008 - 10:45 pm

    MrNo,

    O yasa geçerli mi hala?

    Geçerli ne demek, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen devrim yasası diye birşey duymadın mı? Eskiden kelle götürürmüş buna muhalefet şimdi savcının kafasına eserse kendisi dahil memurlara 6 ay-1 yıl arası hapois cezası kesebilir. Aslında göreve çağırdığım halde gelmemekle savcılar suç işliyor, belki kafama fötr şapka geçirip sokağa çıkarsam uyanıp mesajı alırlar. Tabii “kim bu herfi dellenmiş mi” diye tımarhaneye tıkmazlarsa.

  67. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:46 pm

    Memleketimizde erkeği kadına sataşmaktan engelleyen şey çoğunlukla ahlak değil maalesef.(tabi iffetli olanlar da baya var özellikle dindarlardan,onlara saygılıyım ayrı.) Korku onları bundan alıkoyuyor. Yerli kadına sarkıntılık yaptığınında biliyorlar ki onun abisi, eşi, babası gibi koruyucları var. Bundan kaçınıyorlar. İş yabancıya gelince “sahipsiz” olduklarını düşünerek daha cesur davranıyorlar. Başka şehire üniversite okumaya giden kızlar babası yaşındaki adamlardan laf yiyor. Onlar da biliyorlar ki bu kızlar o şehirde “korumasız”. Kız başörtülü olursa, o örtü ona iyi koruma sağlıyor. Başörtülü kızların koruyucularından duyulan korku daha güçlü.
    Ahval ve şerait “çağdaş” olmayı zorlaştırıyor. Caydırıcı olacaksınız.

  68. fatih demir - 13 Mar 2008 - 10:47 pm

    Bulent Bey,
    Ben bir ara burada Turk markette calisiyordum. Musterilerin benim kim oldugumu nelere inandigimi kokenimin ne oldugunu bilmedigi icin ne kufurler ettiklerini, ne gizli dusuncelerini soylediklerini bir bilseniz…
    Diyarbakiri haritadan silmek gerekir diyeninden, butun dincileri asmak lazimcilara kadar… Yeter ki sizi kendilerinden bilsinler… Bulbulum de bulbulum diyerek sakimaya basliyorlar…

  69. fatih demir - 13 Mar 2008 - 10:50 pm

    Mr No,
    Sizin olayinizla alakali soylemedim ben. Oyle genel olarak konusuyordum. 75 yasindaki nineye tecavuz edenlerde var, hareket eden her canliyi seks objesi olarak gorenlerde… Bunlar her yerde var tabi. Sonucta Amerikada oyle bir kultur olmamasina ragmen tecavuz ve sarkintilik davalari cok yuksek… Bu biraz da insanin dogasi ile alakali herhalde. Gudulerle hareket edenlerin cogunlukta oldugu ulkelerde bu artiyor…

  70. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:54 pm

    Fatih Bey numune çok.
    Geçen yıl şahit oldum, iki muhafazakar milliyetçi arkadaş gazetede Cumhuriyet mitingi resimlerine bakıyorlar.
    Birisi: Bunlar din düşmanı, küfürler. Kokona karı lafları falan.
    Diğeri: Polis bunların üstüne benzin döküp yaksa.
    Ben: ???!!!

    Başka örnek:
    Birisi, gazetedeki Hrant Dink cenaze törenine bakarak:
    Burada hepimiz Ermeniyiz yazmış o. çocukları.
    Diğeri: Bunların kafasına sıkıcan.

  71. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:55 pm

    Fatih Bey numune çok.
    Geçen yıl şahit oldum, iki muhafazakar milliyetçi arkadaş gazetede Cumhuriyet mitingi resimlerine bakıyorlar.
    Birisi: Bunlar din düşmanı, küfürler. Kokona karı lafları falan.
    Diğeri: Polis bunların üstüne benzin döküp yaksa.
    Ben: ???!!!

    Başka örnek:
    Birisi, gazetedeki Hrant Dink cenaze törenine bakarak:
    Burada hepimiz Ermeniyiz yazmış o. çocukları.
    Diğeri: Bunların kafasına sıkıcan.
    Ben: Bu gazetenin iddia eki yok mu? (şok ve dehşet)

  72. fatih demir - 13 Mar 2008 - 10:55 pm

    Bulent Bey,

    “Heh Fatih bey, anliyorsunuz neden rahatsiz oldugumu besbelli ki, eksik olmayin. Ben cok memnundum orada, bir fenalik gormedim, donersem de yine memnun olurum herhalde. Derdim orayi veya o insanlari kotulemek degil burada islerin abartilmasi. Bu yazida cok belirgin degil ama var boyle bir hal.”

    Yanliz bazi seyler varki bizi unique yapiyor. Mesela su dekan vardi ya hani “ben basortululere girseler bile az not veririm” diyen, boyle bir adamin ayrimciliga karsi yasalari olan bir ulkede hala hakkinda dava acilmamis, halen gorevden alinmamis olmasi normal mi?
    Gazete kupuru ile davalar falan…. Adamlar yapiyorlarsa bile en azindan kilifina uyduruyorlar.. Bizde ona bile luzum gormuyorlar…

  73. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:57 pm

    Yorum ilkinde hata verdi, çift yollamış oldum yine de. Bunu ve aynı olanlardan birisini makaslayın.

  74. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 10:57 pm

    Fatih bey,

    Bu “butun XXXleri asacaksin” “uc tane XXXi sallandiracaksin Taksim’de hallocak is” laflari hep vardi ama asil korkulacak olan haritadan silme isi. Farkindayim oraya varacak laflarin gittikce daha fazla dolasmaya basladiginin, ‘cagdas’ isi gibi degil bu, ben de duyuyorum.

  75. Mr No - 13 Mar 2008 - 10:59 pm

    Fatih Bey,
    Araya girdim ama.

    Yanliz bazi seyler varki bizi unique yapiyor. Mesela su dekan vardi ya hani “ben basortululere girseler bile az not veririm” diyen, boyle bir adamin ayrimciliga karsi yasalari olan bir ulkede hala hakkinda dava acilmamis, halen gorevden alinmamis olmasi normal mi?

    Anormal.

  76. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 11:03 pm

    Fatih bey,

    Mesela su dekan vardi ya hani “ben basortululere girseler bile az not veririm” diyen, boyle bir adamin ayrimciliga karsi yasalari olan bir ulkede hala hakkinda dava acilmamis, halen gorevden alinmamis olmasi normal mi?

    Ayrimcilik yasasina ne hacet, ‘isimi duzgun yapmam’ diyor iste. Tam ifade o degildi gerci, ‘vermeyebiliriz istemeden’ demisti ama olsun. Elbette normal degil, samimi filan da degiliz biz bu iste. Kurumlari duzgun calistiramadigimizi, nasil insanlar isdihdam ettigimizi, buranin aslinda yetismis/duzgun insan kaynagi acisindan ne kadar fakir oldugunu acik acik soyleyemiyoruz. Soyleyen de yakin tarih icin evvelce duzgundu XXX devrinde bozuldu ah o herifler havasinda soyluyor (o heriflerin hangi herifler oldugu ve XXX’in ne zaman bozuldugu siyasi goruse gore degisiyor).

  77. fatih demir - 13 Mar 2008 - 11:03 pm

    Mr No
    Milliyetci gecinen irkcilarin sadece sozde kalmayan eylemlerine cok yakindan sahit olmus bir insanim. Hayati tehlikeye girecek kadar yakin. O yuzden bunlari anlatmaniza gerek yok. Kendilerini biliyor ve nefret ediyorum. Cunku bu kitle soylediklerini etrafta kendilerini engelleyecek bir guc olmadigi an hayata gecirecek iki kitleden biri. Biri o basortulu kizi indirenler digeri de uzun sacli diye adam dovmeye kalkanlar…
    Ben iki tarafa da olan nefretimden buralara kadar geldim. Halen tasasi sikintisi beni birakmadi bu da kader denen sey olsa gerek…

  78. Bulent Murtezaoglu - 13 Mar 2008 - 11:16 pm

    Fatih bey,

    Bilmem Necdet Sen’in uslubunu sever misiniz, ama aklima su yazisi geldi: Geberteceksin hepsini!

  79. fatih demir - 13 Mar 2008 - 11:18 pm

    Bulent Bey,
    Ben bu yuzden bazen sok tedavinin iyi olabilecegini dusunuyorum. Hani Amerika’da gecmis bu olaylardan ozellikle zenci-beyaz ayriminin bitirilmesi meselesi… Daha sonra her kim boyle sey yapmis siddetli sekillerde cezalandirilmis. Ceza ile belki duzenlenebilir boyle seyler. Uzun sacli doveni sirf dovdugu icin degil ayni zamanda “hate crime” yaptigi icin 30 yil tiksalar iceri, ne biliyim bu cumleyi kuran dekani gorevden almakla kalmayip 5 yil iceri tiksalar, basortusu olmayanlara gaylere saldiranlara bunun yaninda bir de hatecrime cezasi verseler bence cozume adim adim yaklasiriz diyecegim ama o kurallari uygulayacak hakim de “sen basortusu Kuranda yok demissin, 10 yil” yada “demek alkole karsisin 10 yil da sana” demesinden korkarim… Nasil cozulecek bu isler anlamadim gitti….

  80. Mr No - 13 Mar 2008 - 11:41 pm

    Fatih Bey,

    Milliyetci gecinen irkcilarin sadece sozde kalmayan eylemlerine cok yakindan sahit olmus bir insanim. Hayati tehlikeye girecek kadar yakin.

    Ben de aynı. Dindarlardan beklentim bu Milliyetçi-Muhafazakarlarla aralarına mesafe koymaları. Muhafazakar basın(Zaman mesela) hala iyi olan ülkücüler,kötü olan solcular edebiyatı yapıyor. Ben bu ikisi arasında taraf değilim. Milliyetçileri kötülemesinler de övmesinler de. İslam bu değildir desinler, kavmiyetçilik günahtır filan desinler(ki öyle).

  81. Mr No - 13 Mar 2008 - 11:48 pm

    Fatih Bey,

    Bunlar her yerde var tabi.

    Benim savunmam da aynı şekilde oldu.
    Ama bu kızın geldiği ülkede de erkekler var. Bu konuları çok konuştuk, burada bu tip şeylerin çok yaygın olduğunu söylüyor.

  82. fatih demir - 13 Mar 2008 - 11:48 pm

    Bulent Bey, cok guzel bir uslupla anlatilmis. Aynen oyle oluyor iste. Benzer hikayeler benzer sozcukler ve benzer kimseler.

  83. fatih demir - 14 Mar 2008 - 12:03 am

    Mr No,

    Ben de aynı. Dindarlardan beklentim bu Milliyetçi-Muhafazakarlarla aralarına mesafe koymaları. Muhafazakar basın(Zaman mesela) hala iyi olan ülkücüler,kötü olan solcular edebiyatı yapıyor. Ben bu ikisi arasında taraf değilim. Milliyetçileri kötülemesinler de övmesinler de. İslam bu değildir desinler, kavmiyetçilik günahtır filan desinler(ki öyle).

    Sessiz sakin anlatinca aslinda milliyetcilik ile muhafazakarlik arasi giden kesim anliyor anlatilanlari. Benim cok kullandigim bir ornektir. Yunanistandaki Turkler Turkce konussun, okullari olsun, turkce gazetesi televizyonu olsun falan hemen evet diyorlar, sonra diyorum ee bu hak mi? tabi ki diyorlar… e o zaman bizde aynisini Kurtlere bunca yil niye vermedik… Yazik gunah degil mi? ilk basta haklisin diyorlar… Sonra donup ama onlar azarlar, kendi ulkelerini isterlerle geri donuyorlar…

    Bugunlerde kullandigim arguman ise tamamen Kur’an’dan… “Sizi bir erkek ve bir dişiden
    yarattık ve (birbirinizden nefret edesiniz diye değil) birbirinizi bilip tanıyasınız diye kavimlere
    ayırdık’” diyen ayete karsi geliyorsunuz Kurtlere yada herhangi bir kavme dil ozgurlugunu vermediginiz zaman… Allah bilmiyordu insanlarin hepsini Turkce konusur vaziyette yaratmayi da Tanriliga oynuyorsunuz…” diyorum… Bundan daha cok korkuyor gibiler… Sesleri soluklari kesiliyor… Tavsiye ederim…

  84. Mr No - 14 Mar 2008 - 12:16 am

    Fatih Bey,

    zaman bizde aynisini Kurtlere bunca yil niye vermedik…

    Burada şöyle bir cevap geliyor:
    Ama Yunanistandaki veya Bulgaristandaki Türkler ayrılıkçılık, terör yapmıyor ki?

  85. fatih demir - 14 Mar 2008 - 12:31 am

    Mr No,

    Burada şöyle bir cevap geliyor:
    Ama Yunanistandaki veya Bulgaristandaki Türkler ayrılıkçılık, terör yapmıyor ki?

    Ben de bu soru karsisinda neden Bosna’nin Kuzey Kibrisin Kosovanin Cecenistanin ayriligini savunuyorsunuz? diye soruyorum. Sizin ulkeniz ulke de onlarinki patlican mi ? diyorum… O zaman da genelde susuyorlar ve benlen bi daha konusmuyorlar… Hatta bir yerde bana PKK’li falan bile demisler… Milletin agzi torba degil tabiki…

  86. fatih demir - 14 Mar 2008 - 12:42 am

    Bakin yaw adamlar neler diyorlar aciktan : ”
    Abacıoğlu,

    “Üniversiteye tekno park mı kurulmuş bilmem ne park kurulmuş bir öğretim üyesi olarak bunlarla ilgili değilim. Benim en önemli derdim memleketin çivisinin çıkmasıdır. Çıkan çivileri ve vidaları nasıl monte edeceğiz buna bakmamız lazım. Üniversitenin çatısının akıp akmadığına o noktadan sonra bakacağız.”"

    daha neler neler…

  87. knz - 14 Mar 2008 - 11:19 am

    kusura bakmayın çok detay okuymadım. BAĞLANTISIZ BİR ŞEY YAZDIĞIMI SANMIYORUM.

    bu ülkede dinin farklı yorumları devlet tarafından engellnemeye devam ettikçe ve güvence altına alınmadıkça; Bu isterse 10 kişi yanyana geldiğinde olsun-
    isterse devlet eliyle olsun, ben hran dink ile aynı azınlığımlığım ( can güvencesi olarak)

    Bu güvence olmadıkça türkiye kendine özgü bir özgürlük mücadelesini önümüzdeki nesilde de yaşamak zorunda kalacaktır.

    biz çamurlu su içiyoruz siz diyorsunuz toz tanesi.

  88. dj - 14 Mar 2008 - 12:06 pm

    bogazici universitesi bas ortusu konusunda her zaman musamahali olmustur. arada giciklik yapan hoca cikar muhakkak. ama ingiliz kizin dayilandigi donemde, turk kizlari da bogazici universitesinde derslere turbanla giriyorlardi zaten.

    ayrica kampuste rahat bir ortam vardi. ama yuzme havuzu disinda bikiniyle guneslenen, yurt penceresine ustsuz cikan kiza da maalesef denk gelmedim. sunu rahatlikla ifade edebilirim, guney meydan’da basi ortulu kiz gorme ihtimali bikinili kiz gorme ihtimalinden daha fazladir. ne yazik ki:(

    5. madde bir enteresan. istanbul’daki bir otobuste basi yemenili bir kadin sirf bu yuzden negatif ayrimciliga tabi tutuluyor. normalde bir delikanli basi ortulu diye kiza yer verirdi. sukur ki, 3. maddedeki kiz o dolu otobuse binmemis. mazallah.

    bogazici universitesi ayri bir alemdir; turkiye’deki diger universitelere pek benzemez. ayrica iceridekiler disaridaki turkiye’yi, disaridakiler de icerisini pek bilmezler. alinti yapilan yorumlara biraz da bu gozle bakmak lazim.

  89. FST - 14 Mar 2008 - 1:11 pm

    Dj,

    madde bir enteresan. istanbul’daki bir otobuste basi yemenili bir kadin sirf bu yuzden negatif ayrimciliga tabi tutuluyor.

    Burada muhtemelen yemenili kadının rahatça azarlanıp itilebileceğine bir atıf var. Nitekim bir kadın babannemizin başörtüsü gibi başını bağlayıp bir yerlere gittiğinde pek itibar görmez. Daha cahil ama açık bir kadın sırf açık olduğu için adam hesabına alınır. Ye kürküm ye kafası.

    Bikini konusuna da herhalde “yarın bikinili de okula girerse ne olur” gerzekliği sebebiyle referans verilmiş.

    Dışarıdakiler bilmese de içeride durum hiç iç açıcı değil, biz dışarıyı bilmesek de bu böyle.

  90. Mr No - 14 Mar 2008 - 3:35 pm

    Fatih Bey,

    O zaman da genelde susuyorlar ve benlen bi daha konusmuyorlar.

    Bu türden insanlarla tartışmam ve düşüncelerimi onlara açmam. Bloglarda bu iş daha kolay oluyor. gerçek hayatta daha suskun bir roldeyim. Malum menfaatler var, dengeler, korkular vs.

  91. Mr No - 14 Mar 2008 - 3:43 pm

    Dün fazla muhalefet olmasın diye sesimi çıkarmadım, şehiriçi otobusu yolcuları biraz asabidir. Akbil in önüne duran ister örtülü , ister örtüsüz olsun o fırçayı yer. Bunun yemeniyle örtüyle alakası yok. Elmalarla armutları karıştırmayın derler.

  92. Mr No - 14 Mar 2008 - 3:45 pm

    Kürtler ve başörtülüler öyle alıngan oldu ki son zamanlarda sokağa çöp atmayın, sigara içmeyin deseniz bile bunu ayrımcılığa bağlıyorlar.

  93. Rumuzyok - 14 Mar 2008 - 4:50 pm

    Başörtüsü kısmını bilmem de, Kürt taifesine niye öyle diyorsun Mister No? :-)

  94. knz - 14 Mar 2008 - 5:32 pm

    acaba mazlumluğu neden çok severiz ?

    aslında gerçek mazlumlar mazlumluğa oynamaz hiçbir zaman.
    ancak düştüğünde ayakkabısında bir delik gözükür, yoksa hiçç anlmazsın bir mazlum yaşadığını.

    benim en tanıdığım en mazlum başörtülü goca kuriştir. ama adı bile anılmaz., duymazdan gelinirler. yok sayılırlar.

  95. Mr No - 14 Mar 2008 - 5:37 pm

    Rumuz yok,
    Onların bir işe alınmadıklarında veya bir sınavda başarılı olamadıklarında sığınabilecekleri bir mazeret oluyor. (Alevilerin de) . Mesela ben Hava Harp Okulu sınavına girip kazanamadım. Askeriyenin sınavından elenenlerden şöyle mazeretler duyarız: Annem başörtülü olduğu için almadılar, biz Kürdüz ondan olmadı, benim adım Bektaş tı ondan elediler vb.
    Benim ise böyle sığınacak bir şeyim yok :) Yapamadım olmadı. Türk- sünni olduğum için elendim diyemem. Askeriye için “ateş olamayan yerden duman çıkmaz” diyelim. AB programlarıyla öğrenci gönderme, sınavdan düşük not alma gibi konularda bile böyle.

  96. Cem - 14 Mar 2008 - 5:45 pm

    Mr No et al,

    ‘Akbilin önünde duran yolcular, örtülü veya örtüsüz, o fırçayı yerler’ demişsiniz. Tamam. Peki, söz konusu örnekteki yemenili kadına, kadın kusursuz İngilizce konuşmaya başladığı, arkasını dönüp İrlandalı yüzünü gösterdiği halde Türkçe konuşmaya devam etmelerini, ondan akbilin önünde durmasının nasıl bir sakınca teşkil ettiğini anlamasını beklemelerini, yani yabancı olduğunu bir türlü anlayamamalarını nasıl yorumluyorsunuz? 5. maddedeki asıl mesele nedir?

  97. Bulent Murtezaoglu - 14 Mar 2008 - 5:45 pm

    Goca kuris nedir?

  98. Mr No - 14 Mar 2008 - 5:51 pm

    Knz Hanım,

    benim en tanıdığım en mazlum başörtülü goca kuriştir.

    Konca Kuriş-ilginç bir isim- başörtülü olduğu için değil, başının içi ile dışı uyuşmadığı için öldürüldü kanımca. O zamanlar işler çok karışık. Hizbullah neydi, nasıl oluştu, kim kullandı hala çözemedim gitti.

    Müslümanlar adam/kadın öldürdü mı demek istiyorsunuz yoksa siz?

    Allah sizi ıslah etsin! Cehenemnemde yanarsınız mazaallah.
    Hem benden söylemesi. Oturun oturduğunuz yerde.

    Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, bir Kurban veya Ramazan Bayramında mescide girerken kadınların yanından geçer ve onlara;

    *** Ey kadınlar topluluğu! Sadaka verin, istiğfarı da çok yapın. Çünkü bana cehennem ehli gösterildi, ekseriyeti sizler idiniz. der. Bunun üzerine aklı başında ve fasih konuşan bir kadın,

    *** Ya Resulallah! Neden biz cehennem ehlinin çoğunluğunu teşkil ediyoruz? diye sorar. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz,

    *** Çünkü siz çok lanet eder, kocalarınıza karşı nankörlükte bulunursunuz. Akıl ve dini noksan olanlardan hiç birinin, akıllı bir kimseye sizin kadar galebe çaldığını görmedim cevabını verir. Bu defa kadın, Ya Resulallah! Akıl ve dinimizde eksiklik nedir? diye sorar. Efendimiz (s.a.v.) Akıl noksanlığına gelince; iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denktir. İşte aklın noksanlığı budur. Kadın hayız gününde namaz kılmaz, oruç tutmaz, bu da dinin noksanlığıdır. buyurur

    .

    1 Buhari, Hayız 6; Müslim, İman 132

    ( Fethi Bey tek kelime yorum yapmıyorum, dine saygısızlık olmasın diye)

  99. FST - 14 Mar 2008 - 5:53 pm

    MrNo,

    ( Fethi Bey tek kelime yorum yapmıyorum, dine saygısızlık olmasın diye)

    Yapabilirsin, burada yazılanlar eksik bile. Sen kadınları tanımıyorsun anlaşılan. Öte yandan erkeklerle ilgili daha fazlasını buluvereyim. Boş işlerle uğraşıyorsun, daha doğrusu yanlış adama yanlış şeyleri söylüyorsun.

  100. Bulent Murtezaoglu - 14 Mar 2008 - 5:54 pm

    Anladim, su kadinmis: http://en.wikipedia.org/wiki/Konca_Kuris

  101. Mr No - 14 Mar 2008 - 5:59 pm

    Fethi Bey,
    knz hanım’a söyledim.

    Sen kadınları tanımıyorsun anlaşılan.

    Demek istediğiniz şey dişi köpek mevzuları felansa biliyorum ama bu erkeği masum yapmaz. Akıl noksanlığı ise bunlardan erkeklerde de çok.

  102. FST - 14 Mar 2008 - 6:00 pm

    Konca Kuriş-ilginç bir isim- başörtülü olduğu için değil, başının içi ile dışı uyuşmadığı için öldürüldü kanımca.

    Hizbullahı dinci bir örgüt ve Konca Kuriş’i de fikirleri sebebiyle öldürülmüş olarak lanse etmeniz ancak gülünç olmanıza sebep olur. O zaman Uğur Mumcu da PKK-Derin Devlet bağını incelediği için değil ilerici olduğu için dinciler tarafından öldürülmüştür. Tabii Türkiye’de artık kimse bu adam öldüren dinciler ortada insan bırakmamış olması lazım.

    Ha, unutmadan, Danıştay saldırısını yapan da Veli Küçük değil Fethullah hocanın elemanıdır.

    Uyan Mr. No, Knz’nin dolmasını yutacaksan işimiz var.

  103. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:01 pm

    Feth Bey,

    Boş işlerle uğraşıyorsun

    ,
    Fethi Bey, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?

  104. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:03 pm

    Ben bilmiyorum bu işleri.
    Ama bu işi devlet yapmış olsa bile bunu yapanlar şintoist değil, buralardan birileri.

  105. FST - 14 Mar 2008 - 6:03 pm

    Akıl noksanlığı ise bunlardan erkeklerde de çok.

    Günün birinde bilim beni doğrulayacak. Bak bakalım en kıral kadın en lüzumsuz şeye ağlamaya başlamıyor mu. Erkekle kadın ayrı yaratıklardır. Buişin yetişme ve sosyalleşme ile ilgisi çok az, erkek gücünde (ruh ve fizik) kadın istisnadır. Biri Bülent beyin ablasıymış, bizim hanım da şofördür. Ama kadın kadındır.

  106. FST - 14 Mar 2008 - 6:04 pm

    Ama bu işi devlet yapmış olsa bile bunu yapanlar şintoist değil

    Bilemem. Kemalist yahut müslümandırlar herhalde. Şintoist olsa ne olacak, sonuç?

  107. Bulent Murtezaoglu - 14 Mar 2008 - 6:04 pm

    Fethi bey,

    O zaman Uğur Mumcu da PKK-Derin Devlet bağını incelediği için değil ilerici olduğu için dinciler tarafından öldürülmüştür.

    Bu dediginizin ilk kismini da bildigimizden emin degilim ben. Cehaletimden de olabilir tabii, saglam bilgi var mi bu konuda?

  108. Bulent Murtezaoglu - 14 Mar 2008 - 6:07 pm

    Yok Fethi bey, ablamin veya diger tanidigim kadinlarin — neyse onlar — erkek ozellikleri gosterdiklerini soylemedim ben, ‘erkek isi’ diye bilinen pek cok isi gayet iyi (benden iyi olmasi olcu degil, iyi yapiyor denilenden iyi) yapabildiklerini soyledim. Yahut kastim oydu.

  109. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:08 pm

    Şintoist olsa ne olacak, sonuç?

    Bana Müslümanlar adam öldürüyor dedirtemezdiniz.

  110. FST - 14 Mar 2008 - 6:15 pm

    Mr No,

    Dikkatimi çeken birşey var, son zamanlarda yalpalıyorsun, müslüman ol veya müslümanların hurafelerini eleştirme demiyorum, bunlar umurumda değil ama lüzumsuz şeyler söylüyorsun. Çoğu da yalan yanlış.

    Gözümde 10 puanlık biriyken geri sarmaya başladın, bunu dinle ilgili görüşlerinden dolayı söylemiyorum. Eğer solcu, CHP’li arkadaşların sebebiyle ise bunlarla fazla düşüp kalkma. Sonra tipik Turan Dursun kırıntılarıyla oraları çoktan aşmış müslümanları rencide etmeye çalışmak da sana birşey kazandırmaz. Bu işler biteli 10-15 sene oldu.

    Kemalist gericiliği bırak, liberal ilericiliğe sarıl. Bak Eskişehir de düşecek, Kemal abi fena yükleniyor, Yılmaz Büyükerşen Demirel’in kanatları altında oluşumcu liderliğe oynama dışında şans da bulamayacak. Yol yakınken titre ve kendine dön.

    Bu tavsiyeyi ilk ve son olarak sana yapıyorum, kıymetini bil.

  111. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:15 pm

    Fethi Bey,
    Bizim tartıştığımız kadınların şu işi ya da bu işi nasıl yaptıkları değil,onların cehennemi hak etme frekansı. Gıybet yaptıkları için çoğunluğu oluşturuyor olabilirler. Bunun dışında erkeklerin günaha bulaşma olasılığı daha fazla gibi görünüyor. Kumar,mali günahlar, içki içme vb. Zina yı çıkaralım, çünkü o erkeğin tek başına işleyecebileceği bir günah değil.

  112. FST - 14 Mar 2008 - 6:19 pm

    Bülent Bey,

    saglam bilgi var mi bu konuda?

    Bu işlerin sağlamlığı su götürmekle birlikte ayyuka çıktığı ve artık ortodoks kemalistlerin bile Uğur Mumcu’yu gericiler öldürdü iddiasından vazgeçtiğini biliyorum.

    Bir iki link vereyim:

    http://www.tesbitler.com/iktibaslar-2-/ugur%20m%C3%BCmc%C3%BC.htm
    http://www.medyafaresi.com/?hid=8861&cid=5
    http://www.halkcephesi.net/Yazarlarold/Erdogan%20Ahmet/mumcu.htm
    http://seninhikayen.cokh.net/tag/ugur-mumcu/

  113. Rumuzyok - 14 Mar 2008 - 6:20 pm

    Rumuz yok,
    Onların bir işe alınmadıklarında veya bir sınavda başarılı olamadıklarında sığınabilecekleri bir mazeret oluyor. (Alevilerin de) . Mesela ben Hava Harp Okulu sınavına girip kazanamadım. Askeriyenin sınavından elenenlerden şöyle mazeretler duyarız: Annem başörtülü olduğu için almadılar, biz Kürdüz ondan olmadı, benim adım Bektaş tı ondan elediler vb.
    Benim ise böyle sığınacak bir şeyim yok Yapamadım olmadı. Türk- sünni olduğum için elendim diyemem. Askeriye için “ateş olamayan yerden duman çıkmaz” diyelim. AB programlarıyla öğrenci gönderme, sınavdan düşük not alma gibi konularda bile böyle.

    Valla, ne diyim :-) En iyisi, devlet kadrolarının etnik-dini-cemaatsel aidiyetlere göre dağıtılması. %15 Kürt, %13 Alevi, %20 Laik Sünni Türk, %49 İslamcı Türk, %3 Laz, Çerkez Gayri Müslim.
    Herkes mutlu olur böylece :-)

  114. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:23 pm

    Fethi Bey,

    Çoğu da yalan yanlış.

    Bunu söylemeyin bari.Turan Dursun değil, Muhammed Esed, Karen Armstrong, Ahmad Akbar okurum. yorumlarım farklı.

    çoktan aşmış müslümanları rencide etmeye çalışmak da sana birşey kazandırmaz.

    Bana bir şey kazandırmayacağı kısmı doğru, ancak birisi gelir hoşgörüden, toleranstan bahsederse inanmam o kadar.
    Müslümanlar kendi tarihi gerçeklerinden ve dini kaynaklarında geçenlerden rencide oluyorlarsa bu benim sorunum değil. Yanlış yapıyorsam o da belli bir tarihsel gerçeği alışılandan farklı yorumlamaktır.

  115. FST - 14 Mar 2008 - 6:26 pm

    Mr No,

    onların cehennemi hak etme frekansı. Gıybet yaptıkları için çoğunluğu oluşturuyor olabilirler. Bunun dışında erkeklerin günaha bulaşma olasılığı daha fazla gibi görünüyor. Kumar,mali günahlar, içki içme vb. Zina yı çıkaralım, çünkü o erkeğin tek başına işleyecebileceği bir günah değil.

    Peki. Kimin nereye gideceğine Hz. Muhammet dahil kimse karar veremez. Bir insanın günah işlemesi onu cehenneme sokmaz. Bunlar Allahın bileceği işler.

    Kadınlar aleyhindeki (Buhari Müslim dahil) hadislerin çoğu safsatadır. Kadınlarla ilgili Hz. Ayşe, Hz. Fatma ne demiş ona bakmak lazım. Sonuçta erkek egemen bir toplumda devrim niteliğinde değişmeler olan bir dönemden söz ediyoruz.

    Öte yandan kadınların cehennemlik olması bir yana, o hadis mahalle karılarına bir uyarı olarak da yorumlanabilir. Mahalledeki serseri erkeklere de bir sürü uyarı yapılmıştır, endişeye gerek yok. Adalet ber kemal.

    Din konusunda cımbızlama, bir söz niye ve nerede denmiş bilmeden yorum yapma yanlış sonuçlara ulaştırabilir.

    Yol İmam Fethi El-Sipahi yoludur, cenneti garanti edemem ama kafana göre takılabilirsin benim mezhepte.

  116. FST - 14 Mar 2008 - 6:31 pm

    Mr No,

    Yanlış yapıyorsam o da belli bir tarihsel gerçeği alışılandan farklı yorumlamaktır.

    Yanlış yapmıyorsan dahi “esselamü aleyküm kör kadı” yöntemi ile doğru sözleriyin dikkate alınmayacağını kastediyorum. Yoksa eleştirdiğin şey İslam tarihi içinde cereyan etmemiştir demiyorum. Bunlar inkar edilemez, bunu savunmaya kalkmak da yanlış.

  117. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:33 pm

    Fethi Bey,

    Kadınlar aleyhindeki (Buhari Müslim dahil) hadislerin çoğu safsatadır

    Bu benimkileri de aşan bir yorum gibi geldi.

  118. FST - 14 Mar 2008 - 6:35 pm

    Bu benimkileri de aşan bir yorum gibi geldi.

    Ama ben kadıya kör olduğunu uluorta söylemiyorum ;)

  119. Mr No - 14 Mar 2008 - 6:46 pm

    Ama ben kadıya kör olduğunu uluorta öylemiyorum

    Ben de öyle yapmıyorum, bloglar hariç. Gerçi bloglarda da bu işleri bilen, inandıramayacakları kişilere tahammül edemiyorlar. Onlara bilgisiz Kemalistler gibi muhalifler lazım.
    Dine saygının ve saygısızlığın sınırları belli değil ve hiç olmayacak da. Türkiyeyi DerinDüşünce ciler yönetse Atatürk’ü koruma kanununun yerini, Dini Değerleri Koruma Kanunu alacak. Sınırlar belli olmadığı için Atilla Yayla’nın başına gelenler DD Cumhuriyetinde de ba