İstek Üzerine: Kapatma Davası
FST 18 Mart 2008
Bir yorumcumuz kapatma davası konusunda yazı yaz demiş, aslında şu ara hastayım, gribim, başım ağrıyor, bir sürü işim yanında midemde gaz da var, limonlu soda içeceğime şuraya iki satır yazayım, sağa sola çatarsam belki iyi gelir.
Efendim geçen cumartesi günü çarşıda biraz dolaşayım dedim, zamanım vardı büyükçe bir ticarethanesi olan ve sıkça “aman Fethi bey arada uğra sohbet ederiz” diyen yaşça büyük bir ahbabımın dükkanına uğradım. İçeride yaşadığım küçük şehrin üst bürokrasisinden birkaç kişi de oturmuş hararetle “gündemi” tartışıyorlardı. Hemen selam verip kaçayım dedim, zira bu tür ortamlardan pek hoşlanmam, talihsizliğe bakın ki daha beni görür görmez “hah, işte aradığımız adam” diyerek Nasreddin Hoca mevkiine beni oturttular, selam verip çıkmak mümkün olmadı. Hemen “savcı dava açmış ne olur” türünden beni meseleye sokmaya kalktılar ama ben bir süre kaçak güreştim “hayırlısı olsun”, “elbette yasal bir süreç işleyecektir, ülkemizi laik ve demokrattır” türü laf çevirdim, “abi burada bir pideci vardı taşındı mı”, “Çanakkale zaferini nerede kutluyoruz”, “Fener Konya’yı dörtler mi” diyerek konu değiştirmeye çalıştım ama ekip pes etmedi. O sırada dükkandaki geniş bir masaya serilen gazete kağıtlarından öğle yemeğinde peynirli pide olma ihtimalini de düşünerek kaçma planımı erteledim ve ben de konuya dahil oldum ister istemez. Üst düzey bir bürokratla konuşmamı mealen veriyorum:
(Sahne-AKP kapanırsa ülke bir felakete gidecek düşüncesindeki yüksek bürokrat şahıs ve dükkan sahibi dizlerini döverek eyvah çekerler, bir gözü peynirli böreğin geleceği masada olan FST şaşkındır)
FST- Yahu durun, şu ağlamayı bir kesin, ne felaketiymiş biz de bilelim.
Yüksek Bürokrat-Fethi bey sen bilirsin hani derin yerler var ya, bu onların işi.
FST- Ne derin yeri, bilmiyorum, Ergenekon çetecileri mi? Onlarsa mesele yok, derdest edildiler, üzülme
YB: Ohoo, Fethi bey, sen de bunu bilmezsen, (göz kırpar gibi yaparak) hani var ya…
FST- Ne var? İnan bilmiyorum. Emekli paşalar mı? Şener Eruygur, Hüseyin Kıvrıkoğlu mu? Olsa ne olacak, bu iş böyle sökmez, korkma.
YB: Ne emekli paşası, var ya, hani, canım anla işte, sen de bilmezsen…
FST- Yok kardeşim ben kimseyi filan bilmiyorum, bir halt olacağı da yok.
YB-Nasıl yok, ohoo, partiyi kapatacaklar.
FST-İyi ya işte, yenisini açarsınız. Daha önce elli sefer kapatmışlardı.
YB- Yahu Fethi bey ne iyimsersin, işler felaket olacak.
FST- Canım ne alakası var, adam dava açmış, kapanır mı, elbette kapanır, Türkiye burası, sizin elemanlar da gidip yenisini açar, haybeden oy da toplarsınız. Bak, dün akşam tescilli AKP düşmanı bizim peder bile haberi işittiğinde “zorla şunlara oy verdirecekler, hasbinallah” dedi, endişe etme, adam mı bitti, yeniden kurarsınız.
YB- Ohoo Fethi bey sen bu işlerden hiç anlamıyorsun, bu işin sonu fena olacak.Tansu Çiller’e Demirel’in attığı kazığı unutma, bunlar yeni bir başbakan atayacaklar.
FST- Bunlar kim?
YB- Yahu anla işte.
FST- Ne bileyim neyi kastettiğini kardeşim, Demirel şimdi Cumhurbaşkanı değil ki, durduk yerde Güniz sokaktan atama mı yapacak? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, adama kimse dokunamaz. Kanunlar uygun değil. Asker darbe yapar diyorsan o da problem değil, bunlar denendi, iyi kötü ABD ve AB onayı olmadan asker bodoslama birşey yapmaz, merak etme. Sonra arkası sağlam derin devlet filan böyle uyduruk iddianame mi hazırlar, bak yedi düvel gülüyor, bu iş derin filan değil, nerde öyle derin işler, keşke öyle bir kurum olsa, boşa tırsıyorsunuz. Ulusalcılar son hamlelerini deniyorlar, olan odur, askerden ümit kalmadı, gömlek uyduramadık, pantolon verelim hesabı.
YB- Sen hiçbirşey bilmiyormuşsun Fethi bey, eyvah eyvah.
FST- Eh, söyle de bileyim o zaman. Olan bana göre budur. Hem AKP, 301 ve parti kapatma davalarında işine gelmeyince bunları görmüyor ama kendi başına gelince ağlayıp zırlıyor, şiir filan okumaya başlıyor millet. Sahtekar bunlar, zamanında DEP kapatılırken rey verdiklerinde düşüneceklerdi. Bak 301′i kaldırmadılar, başörtüsü ayağıyla top çevirdiler, onu da beceremediler, şimdi savcı bunlara 301′den bir de vatan hainliği davası açsın da şurada köpüklü bir kahve söyleyip keyfolayım. Oh olsun.
YB- Sen zevzeklik ediyorsun ama bu işin sonu kötü, müthiş bir ekonomik kriz çıkacak. Pazartesiyi bekle gör.
FST- Ne ilgisi var, Pazartesi döviz şöyle bir oynar, yerine geri oturur, savcı AKP’yi kapatacak diye dövize birşey mi olurmuş? Bu iş arz ve talebe bakar.
YB- Yahu sen ekonomiden de anlamıyormuşsun.
FST- Anlamam, doğru, sen anlat bakalım, döviz çıksa ne olacakmış? Bak ihracatçı ağlıyor, millet de ithalattan şikayet ediyor, döviz yükselirse herkes mutlu olur, sana ne oluyor da dolar çıkar diye ağlıyorsun? İthalatçı ağlayacaksa ağlasın, onlar da voleyi vurmuştu, kardan zarar ederler.
YB- Devletin dış borcu var, ona ne diyeceksin?
FST- Sen dövize bakacağına başında oturduğun devletin lüzumsuz harcamasına bak. Parayı saçıp savurdunuz, Kemal Derviş yolundan saptınız, kömürdü, makarnaydı, ahbap çavuşa ihaleydi derken suçu şimdi dövize mi atacaksın? Kaldı ki bana göre doların çıkacağı da yok.
YB- Nasıl çıkmaz, ohoo, senin hiçbirşeyden haberin yok. Pazartesi kriz var kriz.
FST- İyi ya, hemen git döviz al, bak karşıda döviz büfesi var. Paran yoksa borç vereyim, madem döviz fırlayacak sen de sayemde 3 kuruş kazanırsın.
YB- Kem küm. Ama fırlayacak. Ne iddiasına istersen girelim.
FST- Ben iddiaya girmem ama sana şunu söyleyeyim, 1-2 gün piyasa duruma bakar, hafif bir yoklama çekilir, bir grup korkak ve enayinin elindeki döviz ve borsa kağıdı ütülür, sonra herşey sütliman olur. Önümüzdeki hafta burada yeni bir pide toplantısında bakarız kim haklı diye.
YB- Yahu ben de seni birşey zannederdim, şu basit şeyi bile anlayamıyormuşsun.
FST- Dövizin ne olacağını bilen olsa karun gibi olurdu, sen bir memursun, otur alacağın maaşın hesabını yap, sana ne AKP’den, dövizden. Hayret bir şey. Neyse, bak pide geldi, ooo, hem de ıspanaklıymış, helal, boşver vatan, millet edebiyatını.
Evet, işte yaşadığım küçük şehirdeki büyük bir bürokrat epey endişeli. Bir de anlamadığım devletin memuru fanatik AKP mensubu gibi hareket ediyor. Şimdi ben bu şahısların devlet işlerinde partizanlık yapmayacağını nereden bileyim? Devlet rantını ahbap çavuşa peşkeş çekerlerse hiç şaşmam. Neyse, konuya kısaca değinirsek;
Bu davanın içeriği elbette gülünçtür, ama Türkiye’de bildik anlamda bir hukuk sistemi olmadığından, zaten savcı ciddi gerekçeler kullansa asıl o zaman şaşırıp “ne oluyoruz, bu ciddiyet Türk insanına yakışmaz” dememiz gerekirdi.
Öte yandan savcıya kızanları, “ülke milyarlarca dolar kaybediyor, zaman yitiriyor” diyenleri de anlamak mümkün değil. AKP 6 senedir ne parti kapatma, ne 301 ne de diğer özgürlük konularında adım atmayacak, başka partiler için kapatma davaları açılırken “hukuğa saygılıyız”, Hrant Dink vurulurken, Orhan Pamuk kaçarken “301 başka ülkelerde de var, biraz düzenleme lazım” diye laf çevirecek, hatta Cemil Çiçek eliyle buna şakşakçılık da yapacak sonra kabak göstere göstere kendi kafasına patlayınca nutuk atıp şiir okuyacak, ne ala memleket.
Kısaca, evet, olay yanlıştır, savcı siyasi davranıyor, gerekçelerin çoğu sanki izlenimler sitesinden özenle seçilmiş komikliklerdir, bu Türkiye için bir ayıptır, bunun aklı başında kimse tarafından makul görülmesi, dış dünyaca anlaşılması mümkün değildir.
İyi de bunların bilinmeyen tarafı mı var? Ulusalcılar, Ergenekon, Susurluk, Sarıkız, Keloğlan, Hamam Çetesi, Sauna Beşlisi, filan ortalıkta cirit atarken, 367 örneği, Atilla Yayla’ya mesnetsiz ceza gibi hukuk dışılıklar aleni iken nasıl olur da sen hızla bu garabetleri temizlemezsin? Anayasa değişikliği yapıyoruz diye aptallıkla 1 yıl geçti, güya değişen Anayasa taslağına bakın, bir adım ilerleme yok, 5 profesör eski anayasa ile aynı lafları sakız gibi çevirip ortaya daha kötü ve uzun anlamsız bir metin çıkardılar. AKP kimbilir bunlara ne paralar verdi. Başörtüsü konusunda MHP ile uyduruk iki madde değişikliği yapıldı, aynı laf kulak ters çevirilip söylendi, fıs, bir sürü başörtülü öğrenci ekstra hayal kırıklığına uğradı. Asıl mağdurlar olan özel ve kamu işlerinde çalışamayanların önü iyice kapandı.
Uzatmaya gerek yok, bunlar göstere göstere gelen şeyler ve AKP ekonomi alanında olduğu gibi siyasi alanda da eş, dost, yandaş politikası ile zamanı kaybetti. Bu dava ile de birşey olacağı yok, AKP kapanır yerine yeni birşey açılır, halk da Tayyip Erdoğan her şiir, ayet, destan, mani okuduğunda ağzı açık seyrederse değişen birşey olmaz. AKP titreyip derhal AB ve ABD dümen, yol, çıpasına ne ise geri dönmelidir. Mehmet Barlas geçen gün iyi demiş, kostaklanıyordu ya AKP “Gerekirse Ankara kriterini uygularız” diye, alın size Ankara kriteri görün boyunuzun ölçüsünü şeklinde yazmış. Ankara kriteri filan yok kardeşim, global dünyaya eklemleneceksin, başka çare arama. Yoksa böyle salak durumuna düşer, dünyaya gülünç olursun.
İstek sahibine arz ederim.
Popularity: 52% [?]
- Güncel
- Yorum(167)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Fazla söze gerek yok. Herşeyi özetlemişsiniz.
Katılıyorum
Fethi Bey,
AKP’nin bazi seylerin uzerine dusmedigi yada cok sallamadigi su goturmez bir gercektir… Lakin size cok basit bir soru sormadan da gecemeyecegim… AKP iktidara geldigi ilk yillarda basortusu degisikligi yapsaydi, 301′i kaldirsaydi, parti kapatmayi degistirseydi yine de basina bir is gelmezdi diyebiliyorsaniz ben artik bu konuda size hak veririm…
Lakin ben de diyorum ki AKP bunu ilk yillarinda yapsaydi ilk yillarinda kapatilmaz miydi? 301 tartismalarina devam ettigi gunlerde Erdogan’in kac suikastten son anda kurtuldugunu anlatiyordu bir gazeteci arkadasim gecen gun… Bence AKP’den yapilmasini istedigimiz degisiklikler daha once yapilmis olsa ne GUL cumhurbaskani idi ne de AKP acikti… Ilk bes yilinda ekonomiye diger alanlardan daha cok zaman ayirmalari (peskes cekmelerde buna dahildir cunku bir iktidar zengin yandaslarinin gucu kadar ayakta kalir is bu kapatma davalarina falan geldiginde… bknz kayip trilyon davasi…)
AKP’nin politikalarinin suya sabuna dokunmayayim seklinde olduguna ben inanmiyorum…
Bu arada
Cemil Cicek’in adinin iddianamede gecmemesi eski icisleri bakaninin adinin anilmamasi ilginc degil mi?
Yaw bu arada Emre Akoz iddianemeden su kismi alintilamis :
Harbiden boyle cumleler gecen bir iddianameyi anamuhalefet lideri “cok begenmis” iken AKP kapatilmaz diyenlere sasiriyorum… Bence AKP tez elden yeni parti calismalarina baslamali…
Fethi hocam acil şifalar diliyorum geçmiş olsun, ne zamandır bu konu üzerine ne diyeceksiniz diye bekliyordum çok güzel söylemişsiniz ellerinize sağlık efendim…
fethi bey,
valla doğru söylemişsiniz. bu saatten sonra aklı başında adam AKP’yi savunmaz.
şimdi AKP’yi kapatırlar, DTP de kapatılacak zaten, sonra bir de MHP’yi kapattılar mı, CHP tek başına iktidar.
Fatih bey,
Belki, bilemem. Sizin dediğiniz gibi AKP süreci bilinçli yönetmişse ne ala.
Sonra şu da var, AKP ilgili maddeleri değiştirseydi bile kapatılamaz da demiyorum. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuşsa suyun bulanması teferruattır. Ancak AKP’nin bu durumu mazlum numarasıyla ranta dönüştürme sürecinde oynadığı komediden hoşlanmıyorum.
Bir de benim partim değil ya, işin aslı düşene iki de ben yapıştırayım diyor olabilirim, Türk örflerine uygun olarak.
Fethi Bey,
Benim de partim degil ama gurbette Turk gelenek ve goreneklerini unutuveriyor insan :p
Hatirlattiginiz icin tesekkur ederim
Fethi Bey,
Doğru dersiniz. Asıl yazıda da yazdıklarınıza katılmak durumundayım. Mister No nun “no” diyeceği bir şey yok.
Bliyaal Bey,
MHP kapatılırsa savaş çıkar. Malum MHP liler kuzucuk değil.
Her sistem kendini korur, ABD’de de bile zamanında , McCarthy döneminde herkes fişlenmiş, hayatı zehir etmişler. Kanımca Kemalistler baya geç kaldı.
Fethi Bey,
İstek deyince aklıma geldi.
Ben de Yıldız Tilbe’nin şu şarkısını AKP politbürosuna armağan etmek istiyorum. youtube kapalı olduğu için armağan edemiyorum ama sözlerinden biraz aktarayım.
fethi bey,
malum şahıslar ak parti binasınıda işgal etmişler galiba,
resimler herşeyi söylüyor..
http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=845&no=1
“Ancak AKP’nin bu durumu mazlum numarasıyla ranta dönüştürme sürecinde oynadığı komediden hoşlanmıyorum. “
ben de en çok bundan hoşlanıyorum …… hadi erken seçime gidelim , BKP yi kuralım…….
düne kadar 2 anahtara oy verenler bugün bunun için oy veriyorlarsa ne ala ne güzel ……
gerçekçi olalım Tayyip amcanın halka bişey izah etmesi de pek gerekmiyor ,
yaw sanki statükonun bir kuralı bir kitabı bir sistemi varmış gibi , dahası statüko diye birşey varmış gibi , statüko diye bişey de yok , yiyiciler-keneler var, bunların ne yapacakları belirsiz olduğu gibi AKP şöyle yaparsa şöyle-şöyle gider se diye çok fazla akıl vermenin alemi de yok ,
ondan habersiz bir bakarsınız bir uçak kazara erbil’e bir bomba düşürmüş , uğraş AKP , bir bakarsın bir ihaleyi danıştay iptal etmiş uğraş akp , bir bakarsın bilmemne …….
ekonomideki her iyileşmenin birinci menfaatdarları paralılar olduğu gibi siyasetteki her iyileşmenin (dahası her gelişmenin ) AKP tarafından siyasi menfaatine kullanılmasından doğal bişey olamaz ,
liberaller için söylüyorum ,başbakan başörtüsü derse destek vereceksin ki sonra birşey isteyebilesin (tıpkı eski zamanda merkezi otoriteye asker göndermek gibi )
milletin tikinde bile değil 301 bunu abartmanın alemi yok , bu zaten millete izah edilemesi zor birşey olduğu halde bu sabırsızlık gereksiz , AKP zaten mevcut tek muhatap , onu da fazla zorlamanın alemi yok
ankara kriterleri başbakanın ağzından çıkmış cici bir laf, içeriğin elbette boş olduğunu biliyorum , ama gerçek şu ki
AB ile ,ABD ile , uluslararası destek bir yere kadar , sonrası allerji yapar bünyede , dozunu iyi ayarlamak lazım
acıtmıyorsa , bedelini ödemiyorsan şüpheleneceksin , iktidar yıllardır ötelediği bir karşılaşmaya şimdi kısmen muhatap oluyor, evet acıtacaksa , hazır olsunlar…..
yaw ben 27 nisan’a kadar AKP yi ençok eleştiren biriydim , ama gerçek şu alternatif yok , alternatif diye ortada duran mallarla kıyaslayınca , Tayyip Amca gökten zembille inmiş gibi ,ve kendilerine devlet içinde karşılaştıkları öküzlükler dolayısıyla sabırlar diliyorum……..duacıyım
polyanna gibi davranırsan sana tecavüz ederler bu vadide , şakası yok …….ne yapılacaksa Tayyip amca istediği -uygun gördüğü zaman yapılacak……resim bundan ibaret……
Madem milletin “tikinde” değil, niye AKP 301 değiştirmiyor bu maddeyi? Pyiffff, iki dakikalık iş. Meclise bir el kaldırıp indircekler.
Yok madem diyorsanız ki, devlet izin vermiyor, direniyorlar…. Eee, hani AKP cengaverdi? Devletten keneleri söküp temizliyordu; bütün bu kene ayıklama işini kolayca yapan AKP 301′i de geçirtir.. Tere yağından kıl çeker gibi yapar üstelik. Yok eğer AKP bunu yapamazsa, o zaman AKP AKP, reformist, demokratik, özgürlükçü falan filan diye niye konuşuyoruz. Böyle yüklerin altında ezilecekse.. Karşı çıkamayacaksa, bi zahmet o koltukları boşaltsınlar. Yapabilenler gelsin. Kıymetli vaktimizi hem internette hem de mecliste heba etmesinler
oyverirken o koltukların yüzde kaçına sen doldurduysan , o kadarını boşaltmakta serbestsin @rumuzyok kafana göre takıl …….
Fethi beyin AKP li bürokrat görmeye neden şaşırdığını da anlamadım , espri için bile fazla gevşek bir yorum olmuş
dost meclisinde adam fikrini beyan etmesin mi ?
yıllarca CHP li öğretmenlerle yetişmiş bir nesiliz , müsadenizle biraz değişiklik olsun……
ben eleştirilerin fazla acımasızlaştığı kanısındayım
Quo Vadi’nin şu “yıllarca CHP’li öğretmenlerle yetişmiş bir nesiliz” lafı beni kopardı. Valla son fanatik CHP’liler 70’lerde kalmış olsa gerek. Zira 80’lerden itibaren ANAP’ın köşe dönme siyaseti ile adam gibi öğretmen falan kalmadı. Bu durumda Quo Vadi’nin 40 yaşın altında olmaması gerekiyor.
Mr. No,
MHP’ye dava açılsa bir şeycik olmaz. Bunlar önce DTP’nin elini sıktılar, sonra başörtülerini taktılar. Kurttan köpeğe, ardından da kuzuya intikal ettiler. Zaten gelecek seçimlerde büyük ihtimalle yine meclis dışı kalacaklar. O yüzden MHP olsa da olur, olmasa da olur, ama olmasa daha iyi olur.
Quo Vadi,
Bunlar anlamsız sözler, AKP eline geçen fırsatı çok daha iyi değerlendirebilir. Şu anda benim gördüğüm AKP’nin “gün bu gündür keseyi dolduralım” mantığıyla hareket ettiğidir. Dediğiniz gibi ne milletin ne AKP’nin özgürlüklerle filan ilgisi yok, AKP tabanı ile MHP tabanı birbirinin aynıdır, hatta CHP tabanı da ayrıntılar hariç farklı değildir. O zaman lafını da etmeyin, ilahi, şiir dinlemekten kafamız şişti.
Ben CHP’li öğretmenden bıkmış adamım üstüne AKP yalakası bürokrat, MHP yandaşı, Alevi memur fazla gelir. Dost meclisinde fikir beyan tarzı benim hiç hoşuma gitmedi bana göre maaşlı memur siyasi görüşü ne olursa olsun adil olmalıdır. Ama böyle değil, CHP nasıl Moğultay vs. eliyle başa bela bir kadrolaşma yaptıysa AKP de kendince bunu değiştirmeye çalışıyor. Tabii eldeki malzeme çok zayıf, bazı üst bürokratlar dışında aşağıdakiler tamamen ayaktakımı ve menfaatçi tipler.
Bir de siz aklı başında adamlarsınız, zamanında CHP şöyleydi varsın AKP böyle olsun mantığını kullanmak yakışmıyor.
Quo Vadi
AKP’nin reformizmi ve demokratlığı iktidarı tamamıyla elde edene kadar devam edecek.. Biz şimdiden taleplerimizi sıralayalım ki, AKP partiden sonra gelecek reformist partinin üzerinde siyaset yapabileceği bir alan oluşsun.. Meselemiz budur
Bliyaal Bey,
MHP Brezilya dizilerindeki kadınlar gibi,fakir sevgili ile zengin sevgili arasında kararsız kalmış. Bir onda kalıyor, bir bunda. Bir CHP gibi oluyor, bir AKP gibi. DTP’nin elini sıkmalarında bir sakınca yok. Türban konusunda da “ürkekçe değil, erkekçe gideceğiz” demişlerdi,99 seçimlerinden önceydi. Testesteron konusunda iyice dibe vurdular.
Ben savcı olsam, DTP,İP. MHP, BBP gibi milliyetçi partileri kapatmaya çalışır, CHP yi de dostça uyarırdım.
Bu ülke ne kadar özgür yahu, Nasyonel Sosyalist Partisi bile kurabilirsin.
Bir liberal, bir muhafazakar, bir de sol parti kalsın temiz olsun. Demokrasinin kötü tarafı iktidara gelenin her istediğini yapacağı yanılgısına düşmesidir. Bu yanılgıyla kayaya tosluyorlar.
Quo Vadi,
AKP li yiyicilerden artan kalan yerlerde onlar yayılıyorlar, besleniyorlar. Bu geriye kalan yerler ise giderek azalıyor. Statükocular da bu ülkenin vatandaşı değil mi? Tehcir mi edelim bunları?
Başörtüsü özgürlüğü talep edenler, 301in kaldırılmasını talep edenlerden daha çok ve AKP öncelikle başörtülülerin partisi. önce 301 sonra başörtüsü taktik olarak daha doğru ama Erdoğan partisini kapattırmak istiyor, ya da popularite toplamak için bu tip riskleri göze alıyor. Başörtüsü konusunda RTE nin yaptığı üzüm yemek değil, bağcıyı kendisine saldırtmak. Herkes biliyor ki başörtüsüne serbestlik getirmeye çalışan parti kapatma davasına maruz kalıyor. Ne varsa bu başörtüsünde, Kemalistler en ufak bir tolerans bile göstermiyor.
Burası kahveye döndü,erkek erkek iyi gidiyoruz.
Fethi bey,
Ben iddiaya girmem ama sana şunu söyleyeyim, 1-2 gün piyasa duruma bakar, hafif bir yoklama çekilir, bir grup korkak ve enayinin elindeki döviz ve borsa kağıdı ütülür, sonra herşey sütliman olur. Önümüzdeki hafta burada yeni bir pide toplantısında bakarız kim haklı diye.
Eh bugun dolar cuma gunku fiyatindan hatta belki biraz altindan satiliyor. Insanlar boyle konusuyorlar cunku itibar ettikleri basin boyle yaziyor ve ‘oteki basin cahil/ahlaksizdir’ demeyi bilenler da ‘bizim basin cahil/ahlaksizdir’ demeyi bilmiyorlar. Bu islerin karakteri bu biraz ama baska seylerin ustunu ortuyor bu derece kamuoyu manipulasyonu cabasi. Mesela bu arada pazar gunu ve dun ABD’de birseyler oldu, oralarin borsalari oynadi, FED birseyler kotardi ve bunlarin buraya direkt etkisi oldu. Ne oldugunu ve burada hissedilende FED’in rolunu hem muhafazakar hem her turden ’sol’cu hem liberal sorgulayabilir. Onun yerine milli olcumuz dolar kuru olmus, o cetvelle birbirimizi dovmeye calisiyoruz.
Bu MHP’nin kapatılması işi geçen benim de aklıma gelmişti. Okuduğuma göre malum iddianamedeki suçlamalardan biri de başörtösü yasağının kaldırılmasıyla ilgili düzenlemeymiş. Eee, bu yasayı AKP ile birlikte çıkaran MHP değil miydi? O halde neden kapatılmasın? Birisi şunu Abdurrahman Bey’e hatırlatıversin de CHP’ye tek başına iktidar yolu açılsın.:)
Bu arada karikatür güzelmiş Fethi Bey. Kaynak neresi? Bende son zamanlarda karikatüre acayip bir ilgi başladı. Kaynağı neresiyse ben de indireyim de bizim siteye ekleyivereyim.
Evet, karikatürler sayfalarca yazıdan daha etkili olabilir. Kaynak internethaber:
http://galeri.internethaber.com/images/gallery/143/4.jpg
Bence insanlar çok uzak olmayan geçmişte siyasetin ekonomiyi nasıl etkileyebildiğini gördüğünden paranoyaklaşmış da olabilir :).
Sabahta Emre AKOZ 55 kelimelik hikaye yarismasi yapmis… Ben de 3 oykuyle katildim… Benim oraya biraz da musteri calmis olayim… Bakalim begenecek misiniz?
Oyku 1 : Yuz altmis iki sayfa kagit ziyan oldu dedi… Aklinda otuz yil once yasadigi o utanc verici sahne canlandi… Anayasa Hukuku Profosoru sinavda onundeki arkadasindan kopye cekerken hizini alamayip arkadasinin isim ve soyismini de kagidina yazan ogrenci ile dalga geciyordu tum fakultenin onunde. Yuzu gerildi… Sinirle dosyayi cope firlatti ve bilgisayara dikkatlice ismini yazmaya basladi : Abdurrahman…
Oyku 2 : Kendi evinde duzenledigi partiye kimse katilmayinca cilgina dondu Mister Kal. Bangir bangir muzik calmasi, birlikte calistigi guvenlik sirketi, partiye insan getirmesi icin girdigi illegal baglantilarin hicbiri ise yaramamisti. Hemen polisi aradi ve komsusunun duzenledigi partiyi sikayet etti. Elleri kelepceli komsusu ile gozgoze geldiler bir sure sonra… “Parti kapatilmasina bende karsiyim ama” dedi, “cok gurultu yapiyordunuz”…
Oyku 3 : Koyun yaslisi genc delikanliyi dizinin dibine oturtmus anlatiyordu… Bizim koyun ilk muhtari gitti gideli su gelmez… “Deniz” koyun yaninda durur… Lakin ne kadar icsende susuzlugunu gidermez… “Devlet” bazen gelir yardima bazen gelmez… Eski Coban bilir yerini ama kimselere soylemez… Is sana dustu yigidim, su erisilmez denen dagin ardinda… Bil yeter : Er dogan’a yalcin kaya islemez…
Fethi Bey,
Bu arada “Er dogan’a yalcin kaya islemez” cumlesine copyright falan koysakta birileri kullanirsa dava acip yolumuzu bulsak hos olmaz mi?
Bu AKP’ciler cumleyi calacaklarmis gibi bir his var icimde de o yuzden soyluyorum…
Sevsinler AKP’yi de bu yotube ne zaman açılacak?
Ftaih Bey , sizin orada youtube açılıyor değil mi?
Mr No,
Bizim burada aciliyor da sizin orada acilmiyor mu?
Proxy ayarlari gibi seylerle girilebiliyor diye duymustum…
Mister No,
tor programı yardımcı olucaktır youtube ve diğer yasaklı siteler konusunda
işte program,
http://www.gezginler.net/modules/mydownloads/visit.php?lid=5005
işte anlatım,
www.seyhan.biz/yonlendir-yazilarim.asp?site_no=48
abi pozitif dünya cumaya gidecez,işten atılacaz kimsede ses yok .burası laik bir ülke kandil simiti dağıtıyor mürtecinin birisi en önde bizim laik ilerici kardeşler.yani kardeşim yemenin faydanın, beleşin, lüp midenin yeri ve cazibesi her daim müstesnadır.şimdi akp kapatılırken sesi çıkmayanlar ya da Türk geleneklerine göre davrananlar biraz rant dağıtılsa sizce yo ben almayacam ayıptır bu olmaz yemem valla mı diyecek…ki dağıtanın kim olduğu pek önemli de değil bence… çünkü sonuçta dağıtan değil dağıtılan önemli , benim vergim olması bakımından…..
yine de aman savcı bey duymasın n’olur n’olmaz cuma muma,kandil simiti falan……
19.03.2007
Ben demokrat değilim!
Eğer “Türk demokrasisi” denilen olgu AKP’nin sergilediği tutum ve şimdiye kadar ki uygulama anlayışı ise ben demokrat olamam.
Demokrasinin d’sini bilmeyen bir zihniyetin:
— Özgürlük, eğitim ve inanç kisvesi altında Demokrasinin temel öğelerinden biri olan hukuk düzenini sorgulamaktan öte, yıpratmaya hatta yıkmaya çalışıyorsa…
— Laikliğin ilkesi olan din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını hiçbir yaptırım ile karşılaşmadan sarsabiliyorsa…
— Kanun önünde eşitlik kaidesini AKP’ye özgü bir anlayış ile yorumluyor ve hiç çekinmeden uyguluyorsa…
— Gerçekdışı beyanlar ile demokrasi ve özgürlük - özgürlük ve demokrasi diye, diye bitmez, tükenmez kısır bir döngüye girdiyse…
AKP yöneticilerinin demokrasi anlayışlarından kuşku duymak benim en doğal hakkımdır.
Demokratik tahammüller işinize geldi mi “demokrasiye” toz kondurmayın, işinize gelemedi mi yaygarayı koparıp, mazlum ve mağdur edebiyatına sığının. İyi be…
Sormazlar mı, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye.
Sizi gidi çeyrek demokratlar, sizi…
RTE, devlet böyle yönetilemez!
Bilirsiniz, özdeyiştir: Lafla peynir gemisi yürümez!
Lafla, şairlik ile “peynir gemisini” yürütmeye çalışıyorlar, ama yürümüyor.
RTE kıyaslamıştı, hatırlarsınız:
Devlet yönetimini, kabile yönetimi diye.
- Yüzeysel düzenlemeler ile seçim öncesi zamsız, seçim sonrası zam furyasını patlatarak!!!
- “Reform paketi” denilen ve hangi amaçlara hizmet ettiği belirsiz düzenlemelerin Türk kamuoyundan önce AB(D) kamuoyuna sunulması ile…
- Kâğıt üzerinde kişi başına düşen milli geliri yükselterek!?
- Hayali ekonomik atılımlar ile Refah düzeyinin artması!?
- AB üyeliği!?
- Borsa, balon…
Gerçekten bu anlayış ile değil devlet, kabile dahi yönetilemez. AKP, iktidar süreci tam bir “arınamamışlık” ve iflas göstergesidir.
Daha yeni geldim Türkiye’den. HAYAT, ATEŞ PAHASI…
Türkiye Cumhuriyeti seçmeni AKP’nin “çağdaş” ve buna rağmen dininde, kitabında bir parti olduğu kanısına varmıştı. Şüphesiz AKP’nin söylemleri ve “göstermelik” eylemleri de ilk anda bu intiba’yı yaratıyordu. Tüm partiler teker, teker sınanmış ve süreç içerisinde şu ya da bu gerekçeyle seçmen tarafından onay alamamıştır. Diğer partiler vaat ettikleri hedefleri tutturamamışlardı. AKP, söylemi ile inandırıcı geldi. Ama AKP’de göstermelik hedeften şaştı ve gerçek yüzü ortaya çıktı. Seçmen eninde sonunda bunun bilincine varacaktır.
Milli Nizam Partisi = Milli Selamet Partisi = Refah Partisi = Fazilet Partisi = Saadet Partisi = Adalet ve Kalkınma Partisi = ???
Ne değişti?
Hedef şüphesiz aynı, demokrasiyi kullanarak din ekseninde bir devlet yönetimi. İşte size demokrasinin zaaflarından biri.
Kuşkusuz toplum yaşamını düzenleyen yeni bir kurallar manzumesi bulunana kadar, demokrasi kötünün iyisidir ve demokrasinin kendini savunma araçları vardır. Ama AKP bu savunma araçlarını bir, bir iptal etme gayesindedir.
Sorumluluk sahibi devlet görevlileri, görevlerinin gereğini yerine getirdikleri zaman hedef gösterilmeleri hiç de hoş olmayan bir davranış. Söylemleriniz neyin peşinde olduğunuzu açıkça ortaya koymaktadır. Seviyesiz bir şekilde kendinizi savunmaya, halkın gözü önünde ben mağdur oldum iste laikler demokrasiyi istemiyor oyunlarından derhal vazgeçin. Ayıptır!
Devam edecek.
www.gurbuz.net
Önder Bey,
Muhalifler daha fazla demokrasi talep ederse demokrasi gelişir, ancak muhalifler otoriterizm talep ederse mesafe alınamaz düşüncesindeyim. Demokrasi bir gün laisistlere de lazım olur.
Bu arada çok ezberlenen bir şeye dikkat çekmek lazım, bir parti çok oy alıyor diye kapatılmaktan muaf tutulamaz. Parti kapatmak bizim gibi geri ülkelere has bir şey değil. Belçika’da Vlaams Blok diye bir parti ırkçılık yaptığı için kapatılmış. Avusturyada Jörg Haider’in faşist partisi kapatılmasa da seçim kazandığına pişman edildi, Jörg Haider başbakan yapılmadı.
AKP faşist bir parti değil, radikal dinci olduğu da delillerle sabit değil. Hukuk bilmem ama AKP kapatılmayı haketmiyor gibi görünüyor.
Laiklik yanlıları Tayyipten şüpheleniyorlarsa sokaklara dökülmeliler, Haider gibi uzaklaşmasını sağlamalılar. Laiklerde bu potansiyel var.
Döküldüler sokağa zati Mr. No.
Bence laik tarafın eksiği, doğru düzgün ekonomik-siyasi programının olmaması ve daha kötüsü günümüz dünyasını idrak edebilecek bir zihniyetten yoksun oluşları. Bunlardan dolayı korkup otoriteryanizme meylediyorlar.
Rumuz yok,
Bu eylemler istikrarlı ve daha sivil olabilirdi.
Günümüz dünyasını idrak edememe sorunu sadece laiklere özgü değil. Öte yandan bugünün Kemalistleri Kopenhagen Kriterlerine karşı çıkarak, AB ve ABD muhalifi olarak, İsviçre medeni kanunu gibi batılı kriterleri getiren 1920lerin Kemal’inin gerisinde kalıyorlar. Anti emperyalizm gibi aslında Kemalizmde olmayan kavramlarla yapıyorlar bunu. Bugünün Kemalistleri o zaman yaşasalar Harf devrimine de karşı çıkarlardı, niye Anadolu da İngilizce İşletme bölümü var ,ODTÜ niye İngilizce eğitim veriyor diye karşı çıktıkları gibi.
Mr. No,
Bence, bu Kopenhag Kriterleri gibi metinlerin dönüştürücü etkilerini pek de abartmamak lazım. AKP göya bu Kopenhag Kriterlerine erişebilmek için reform yapıyor; lakin bir de işçiler sokağa çıkımayı görsün, Tayyip Erdoğan esip gürlüyor. İktidar bu kriterleri içselleştirmedikçe ne anladık ki bu işten. Kağıt üzerinde kalacak demektir, onca reform.
Doğrudur, kimsede bugünün dünyasına ilişkin iki kelam edecek zihniyet donanımı yok. Lakin, Tayyip Erdoğan’a bak “kazan-kazan” diyip kitleleri peşinden sürüklüyor. Neoliberal kapitalizme yoksul insanları kaynak ediyor. Yani demek ki, toplumda umut vaad eden bir siyasi hareketin taban bulması olası.
Eğer, kemalistler de azcık feraset olsaydı, ortaya bi siyasi program koyar, toplumun değişik katmanlarını bunun etrafında toplayabilirlerdi. Bu olmayınca, ortaya çıkan şey askere sırtını dayamış ürkek orta sınıfın alanlardaki histerik bayrak gösterisiydi.
Kemalistler dinci hareketi engellemek istiyorlarsa, yapacakları şey belli: Neo-liberal politikalara hayır diyecekler, sosyal güvenlik sistemini sağlam tutacaklar ki, devletin yükümlülüklerini yerine getirmediği yoksul nüfusu kendisine stepne yapacak İslamcı hareketler taban bulamasın. Ve tabii bir de türbanın üniversitelere girmesine izin verecekler, bu sayede mahalle baskısı neyim olmaz. Kısaca, türban serbestisi + sağlam bir sosyal güvenlik sistemi.
(Ve tabii Kürtlerle de uzlaşmaya varacaklar, unutmadan)
Rumuz Yok,
Bu zamanın ruhunu ıskalamak olur.
Kapatma davasından sonra mazlum oldu alemin kıralı. Ho ho. Kendini alemin kıralı zannedenler düşünce komik oluyor.
Dayanamam gözyaşlarına
Yaşasın Faşizm!
Tayyip Erdoğan iyi hatip. Hakkını yememek lazım.
İyi bir yazı.
bu da iyi bir yazı
yazının başlığı:
Taş ağırlaşınca elini çekenler
bir de elini taşın altına hiç koymamış olup akıl verenler var
@FST
çok dostane bir değerlendirme olmuş ‘eldeki malzeme’-'ayak takımı’ zaten CHP de öteden beri bu ‘eldeki malzeme’nin ne kadar mal olduğunu anlatıp duruyor , ikna oldunuz yani ?
AB’ye eklemlenince ithalatla o problemi de aşarız , kurtuluruz şu kro!’lardan ….millet neyse eldeki malzeme de o , farklı bişey mi bekliyordunuz ? ….ortalama türk ne kadar uyanıksa AKP li de o kadar uyanık ………toplumun genel karakter zaaflarını AKP’ye özgüleme zaafından kurtulun artık……..
kadrolaşma , yolsuzluk , AB reformları ve son olarak bulgur-kömür denkleminden populizm
bu 4 sakız , kolay eleştiri toolbox(meraklısına eng.)
ha birde kendine demokratlığı ekleyelim 5 olsun ,
memleketin anasının ağlatıldığı bir hengamede adeta sıfırdan bir siyasi güç doğurmuş (tayyip-gül-arınç…3-5 bilemedin 10 isim ) bir grup insan var, …çok kolaycıyız çok…..nalına mıhına derken göz çıkartmayalım….
AB’den yana olmayan yok gibi bişey zaten …
Ertuğrul Özkök ruhunun vahyinden bir ayeti yazmış geçengün “AB’nin ipine sarılın”
kadim üyelerinden biri olduğumuz ve veto hakkımızın da olduğu NATO bizi nekadar koruduysa AB de o kadar koruyabilir , kendi kanatlarını çırpamayan kuşa sürünün faydası olmaz ,
bu sakızlara tek tek yazacak değilim elbette hepsi var ve hepsi vahim denemeyecek sınırlarda,memleket ortalamasında normal,aciliyeti bu nalına mıhına işgüzarlığından
herneyse sıkıldım uzatmıcam….isteyen sakız çiğnesin isteyen hasbi tefekküre dalsın …………..
http://www.vidivodo.com/122115/evin-ana-siyaset-meydani
muthiş. muhteşem ve şimdilik yorumsuz.
yazacağım daha sonra halk neymiş. ( fethi bey ben hrant dink davasını yazmaktan da korkmam; bu aralar onlar da dile geliyor ya.)
Tersini ileri sürmedim. Buyrun yazın.
Quo Vadi
Ben kimsenin anlattığına bakmıyorum. Gidin en yakın okul, nüfus dairesi, belediye, üniversite, maliye türü yerlerde küçük memurların halini seyredin. Malzeme budur, CHP de olsa aynı, MHP de. Ha, hangisi daha merhametsiz, kötünün iyisi hangisi derseniz CHP>MHP>AKP diyebilirim ama hepsi küçük adamdır, vicdansızdır, kamu kaynaklarını fırsatı bulunca istismar, talan ederler. Benim kriterim budur, AKP’ye yahut başka bir yere gönül bağım da yok.
Ortanın üstündeki bürokratlar, özellikle de üst bürokratlar içinde iyileri vardır ama sonuca bakmak lazım.
Ortadanal ve mıh durumu yok. Savcı şu bu konusunda bilinmeyen ne var, adam “görevini” yapıyor. Yani gerçek anlamda değil, ondan isteneni yapıyor. Bunu bile bile “bu kadar da olmaz, demokrasi katlediliyor” diye şiir okumak, sanki yeni birşeymiş, beklenmeyen bir durummuş gibi davranmak neden? AKP budalaca hareket ediyor. 301 konusunda top çevirmeyecek, anayasa konusunu içinden çıkılmaz saçmalığa çevirmeyeceksin. Beceriksize beceriksiz olduğunu söylemek şart. Ben AKP yalakası değilim.
Ali Bayramoğlu da saçmalamış, dediklerinde elle tutulacak yer yok. Muhatap alıp eleştirdiği kişilerzaten eskiden beri kaypak, bir de şu lafa bakın:
Sol pozisyon üretin bakalım son gelişmelerden görelim. Yarın sözde Sol-liberallerin ekonomik planlamacı ve dayatmacı konularda aniden nasıl devletçi bir faşizme gideceğinin sinsi ipuçları bunlar.
Kimler bunlar? Şu son olaylarda liberal ve demokrat olan kim savcıdan yana yer almış yahut imada bulunmuş? Boşa atıp tutuyor. FST mi taşın altından elini çekmiş? LDT mensupları vs. savcı için “hukuk zedelenmesin dava sonucunu bekleyelim” mi demiş?
Budala budala konuşuyor. AKP’nin hata yaptığını düşünen kimse konuşamayacak öyle mi. Ne ala memleket. Hele de kabak gibi DTP konusunda AKP’nin çirkin tavrı, 301 konusundaki “millet umursamıyor” zevzekliği ortadayken. Millet “herşeyi devlet bedava versin” diyerek doğrudan sosyalizm istiyor, haydi o zaman sosyalist olalım desinler hepimiz ıkınmaktan kurtulalım.
Sevgili dostum, AKP’nin yanında veya karşısında olma diye bir durum yok, aklımız başımızda ve bu zıtlaşmanın son merhalesini izliyoruz hepimiz. Bu lafları başka yerde söylemeniz anlamlı olabilir ama İzlenimler sitesinde düşündüğünüz türden bir nal-mıh yaklaşımı yoktur.
AKP’yi de abartmayın, Türkiye ne yüzde 40′lar, 50′ler gördü. Bunun altını doldurmaya bakmak lazım.
Küçük adamlar konusunu da ciddiye alın.
videoyu seyretiniz de mi ? qua vadi halk bu işte.
laf geldi mş, askerine maskerine ve ilahiyatçısına söylemekten çekinmez.
http://www.vidivodo.com/122115/evin-ana-siyaset-meydani
ama halkın bir piskoza sürüklenmesi de söz konusu olablir ve bir parti yanlış açı yaparak bunu körükleyebilir ( sadece akp bağlamında demiyorum). özellikle kadınlar teslim oluyor. çünkü bu namus kuşatması seni, beni ve halkı aşar.
yani ben sadece kapatma davası için demiyorum şu internet ortamında duyduğum don lafından fenalık geldi. donu giy, donu çıkart. şu ayıba bakın. hani biz vatandıştık ta, neden tuzla belediyesin 9 yaşına kız evlebilir tarzında bir broşürüne kendimiz engel koyamadık. dinin bu şekilde kötüye kullanılmasından rahasızım. 179 sayfa içinde basına yansıyan iki şey akılmda kaldı . don sözü ve tuzla. ikisinden de rahatsızdım zaten.
birde partiler para yardımını kendine yontuyor. avrupanın en gösterişli parti
bina-la-rının bizde olmasından utanıyorum.
ben birşeyin fazlasını derinini bilmem. aramızdan biri, hrant dink , üsetlik güvercin yazısı yazmış biri, çok güzel eşi ve ailesi olan biri , kendine has görüşleri olan türkiyeli biri, sarı gelin türküsünü seven biri , yaşadığımız bu toplumda korunamadı. insanlar anlar. ben yaşadığım toplumun bir hukuk toplumu olmasını ve ister çoğunluk, ister azınlık olsun, hukuğun işlmediği bir yer kalmasın istiyorum.
davada bir gelişme olsun, adalet yerini bulsun istiyorum., Bu işler zor yine de, bir davanın kapanmamış olmasına, unuturulmamsına teselli buldum tabi.
Knz
Evin ana politikacı olmuş, Süleyman Demirel gibi bir sürü laf söylemiş, bomboş.
Dediğiniz gibi halk bu, boş.
Fethi Bey,
Evin ana apolitikliğin politikasını yapıyor. Öte yandan da histerik bir politika, iktidar kavgası sürüp gidiyor. Bilmem hangisi daha kötü.
Hah, simdi gazetelere bakabildim, gozuken o ki yeri yurdu belli insanlarin evine gecenin ortasinda polis yollayip gozaltina alma gelenegimiz devam ediyor. Muhafazkarlik boyle olur, helal olsun, degerlerimiz korunuyor.
Vatandaş için dediğiniz doğru ama bilgisayar, evrak vs. imha edilmemesi gibi sebeplerle böyle bir yol izlenmiş olamaz mı? Yoksa durduk yerde niye sabah vakti adamı tutuklasınlar.
yani bende şimdi izledim vidyoyu. başkası dese o lafları git öğrende gel derler. ama o deyince alkışlıyolar. niye? herhalde anadolu kadını olduğu için duyulan saygı var. iyide anadolu kadını diye ne dese doğrumu olucak. saçmalamış durmuş. birde ben hassas insanım. yani afedersin eşşek gibi yırtına yırtına konuşunca ben rahatsız oldum gerildim.
FST,
Vatandaş için dediğiniz doğru ama bilgisayar, evrak vs. imha edilmemesi gibi sebeplerle böyle bir yol izlenmiş olamaz mı? Yoksa durduk yerde niye sabah vakti adamı tutuklasınlar.
Bu islerin geleneksel usulu o benim anladigim (belki benzer gecmisi olan her memlekette). Oyle islere bulasan ve o yuzden bulasilanlarin kapilari gece calinir. Kilifi muhakkak vardir dediginiz gibi, hatta kismen makuldur belki ama agizda hos bir tat birakmadigi da kesin. Insanin aklina ’su testisi su yolunda’ filan demek de geliyor tabii ama o laflarin edilir olmasinin mesru kabul edilen guclerin bir takim davranislarina cevaz vermek gibi tehlikeleri var. Bosuna konusuyoruz tabii, memleketin hali malum, boyle seyleri buyutmek manasiz buyuk ihtimalle.
A a? Ben de FST diye hitap etmeye baslamisim! Simdi yan tarafta gordum, ‘ben mi yazdim bunu?’ diye baktim. Ne FST’si? “Fethi bey” olacak.
Bülent bey,
Memleket bir türlü “normal şartlar” altına giremeyince bunlar oluyor. Kasımpaşa, Dolapdere bölgesindeki esrar vs. baskınlarını da polis sabaha karşı aniden yapıyor. Su testisi işi de öyle, testiye yapılan muamele yarın alakasız, masum sürahiye de uygulanıveriyor.
Öte yandan hitap meselesini önemsemeyin.
1-gece ile gündü vakti bilgisayar temziliği ne iş ya.
yani tutklama için
kim tutuklanmış gece vakti ?
2-evin ana neyi boş konuşmuş, ben boş bişey görmüyorum.
keşke 40 cilt kitap okuyanlar ve bizden akıllı olanlar sorularımıza cevap verebilseydi.,
fakat aydın olmak için atatürke kafa atmak lazımdı değil mi ? ama fethi bey, yeni yetme bir şablon o ya., şablona uymak zorunluğu yok ki onun, o fasulye ekip bizi beslemiş. milletin efendisi
yeni moda şeylerden anlamamak gibisi yok .
Fethi bey,
Memleket bir türlü “normal şartlar” altına giremeyince bunlar oluyor.
Buranin normali bu belki, yani tirnak isaretleri dogru. Hatta “belki”si fazla olabilir. Neyse, bakalim bugun piyasalar kapandiktan sonra bir normallik alameti daha gozukecek mi.
:)))
”
‘Evin Ana’ya baba laneti
Tarihi eser kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle Hatay’da suçüstü yakalanan televizyon reklamlarının ‘Evin Ana’sı Gönül Çil’e babası Remzi Şen lanet etti. Şen, ‘Yıllardır yalan dolanla yaşıyor. Allah belasını verdi’ diye konuştu. Remzi Şen, kızıyla ilişkilerinin iyi olmadığını ve uzun senelerdir konuşmadıklarını söyledi. Kızının dikbaşlılığından da yakınan Şen, ‘Verdiğim nasihatları dinlemediği için başına bu işler geldi’ dedi.
Gönül Çil’e komşuları da tepki gösterdi. Çil’in yasadışı işlere bulaştıklarını öne süren komşuları, ‘Ettiğini buldu’ diye tepki gösterdi. Komşuları, ‘Devleti dolandırmak olur mu? Yakalanan şebeke elemanlarının Çil’in evine gelip gittiğini görüyorduk. Fakat ne olduğunu bilmiyorduk’ diye konuştu.
Bu arada ‘Evin Ana’ Gönül Çil’in Mersin’in Kuyuluk beldesinde bulunan evinde büyük bir sessizlik hakim. Çocukları eve gelmezken eşi Hüseyin Çil ise gazetecilerle karşılaşmamak için kaçtı. “
Bu da Perihan Magden’den (14 Ocak 2001)
Ah bizim tatlı köylü bilge teyzemiz!
Geçenlerde bahtiyar yurdumuz minik bir şoka daha maruz kaldı: ‘Evin Ana’ lakabıyla ünlenen, hayallerimizdeki bilgiç köylü teyzemiz Gönül Çil, kıskıvrak yakalanmıştı!
Ne mi yaparken?
Roma dönemine ait 4 bin 317 sikkeyi almak üzre, diğer elemanlarla birlikte
yol alırken.
Evet! bizim şirinella, uluğ bildimcik önder, şahsiyet fazlalığından mustarip kırsal teyzemiz, meğer işi tarihi eser kaçakçılığı yapma tutkusuna kadar, geliştirmiş.
Öyle bir durumda yakalandı ki Gönülşen Çil (bu arada adının sonunda bir ŞEN varmış: onu da bizden gizlemişti, daha kolay hafızalarımıza yer etsin diye herhalde) tarihi eser kaçakçılığına sıvanıyor ve üstelik sahte dolarlarla!
Yani ‘malları’ aldığı adamları da dolandıracak, o ve ekip arkadaşları.
Kat kat kat. sahtecilik.
Olacak iş değil! Bizim en şekerrr köylü teyzemiz.
Sahte dolarlar, tam sahte de değil.
Fotokopiler! Evet fotokopiyle hazırlanmış sahte dolarlar, para destelerinin başına ve sonuna konulmuşlar. Dolandırmayı planladıkları tarihi eser tüccarlarına, şöyle ağız tadıyla sağda solda bozdurmaya çalışacakları sahte sahte yüz dolarlıklardan oluşuveren desteleri dahi çok görmüşler.
Başlarında bizim biricik medya bağımlığı teyzemiz Siyaset Meydanı’ndaki o haksızlığa uğramayadoyamayan/ama ağzınebiçimlafyapan sosyal demokrat canhıraşlığıyla, bas bas bağırıyor: “Osmaniye Karakolu’na bağlıyım.
Ben devlete yardımcı olmak için bu işe soyundum. Amacım tarihi eser kaçakçılarını yakalatmaktı. Vatanını seven biri olarak bunların peşine düştüm.”
O bunları haykırırken, diğer elemanlar ağızları beşşş karış açık: “Amma yalan atıyor kendini kurtarmak için,” diyorlar hayretle. Öyle, su katılmamış bir
hayretle. Televizyonda, izliyoruz.
İki ucu şeyli, margarinli, değnek:
Bu işi yaparken yakalanmış olmasına mı yanalım, Osmaniye Karakolu’nun gönüllü muhbiri olduğunu haykırmaktan hiç utanıp sıkılmamasına mı?
Böyle düğümlendik kaldık işte.
Siyaset Meydanı’nın Siyasetin Krallığı olduğu o en mühim günlerinde,
en nihayet ‘kırsaldan bir köylü kadın’ olarak nasıl da keşfedilmişti! Adeta o meydanın kadrolu elemanı olarak, her hafta carala carala konuşuyor; kendi yazdığı on beş-yirmi dakika kadar süren tahammülfersa şiirleri okuyor da okuyor, dikkatleri üstüne toplayabilmek için esasında hiçbir şey ‘demeden’
yalnızca bir konuşma maratoncusunun insanı bitap düşüren kondisyonuyla
ha bire ortaya atılıyordu.
Bana bir zamanlar ’süper en zeki çocuk’ olarak ortaya çıkarılan, sabahları kahvaltıda portakal suyu içip bildimcik boku yiyen, içimize fenalık getirmiş
bütün politikacıların hülasası ağzıyla her konuda laf yetiştiren Kulak Dolmacı Felaket Çocuğu, hatırlatıyordu.
CHP’den milletvekili seçilemeyince bir adet halkın sesi köylü teyze olaraktan, acayip bozulmuş; buruk buruk seçilememesini anlatırken, beni hayret kuyularına itip durmuştu.
Bir gün süperstarlı bir programa kocasıyla ilk sıra seyircisi olarak
katılmış, ikide birde süper sitaremizin ellerine yapışarak onunla dans etme gayreti, kararlılığı, giderek yapışkan inadı; beni ekran başında utançtan halıların dibine geçirtmişti.
Öyle bir adet şirin, bildimcik, kırsal, iddialı teyzemizdi. Reklam sektörü, onun
o eşsiz benzersz personasından bir rant yaratma kaygısıyla, üstüne bir kampanyacık inşa etmekte gecikmedi.
Çocukların Evin Ana’sı (sözümona) böyle oldu. Hem top sektiriyor, hem baklava açıyor, hem tarhana çorbası kaynatıp, o en bildimcik haliyle bize hangi margarini tercih etmemiz gerektiğini bildiriyordu. Onun reklamı çıktığı anda, başka kanallara sıçrıyordum.
Bu, Pastoral Dişi Bilge Kaan‘dan kurtulmanın, onu görüp de utanmamaya çalışmanın, imkânı yoktu.
Ha bire ona utan, buna utan maymun poposu gibi kızarmış yanaklarla dolaşmaya pek çok alıştığımız bu ülkede, tam onu unutmuş, başka utançlara gark olmuştuk ki, o karakol sahnesinde ‘ASLINDA POLİS’ olduğunu haykırarak, bizi utandırma kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu kanıtladı.
Evet, bu topraklarda hakiki insanlar galiba bulunmuyordu.
Buralarda, yalnız bazılarımızın yaşadığı utançlar hakiki gibiydi. Bir de acılar…
knz, bende atatürkü çok seviyorum ama atatürkü sdevmeyenlere atama kafa attılar demiyorum, aydın olmak için atatürke sövdüler demiyorum. yani ben nasıl atatürkçüysem bazılarıda olmayabilir ne yapalım yani asalımmı bu insanları???
ayrıca atatürkülük evinana gibi cahil köylü karılarına kaldıysa ben istemiyorum öyle atatürkçülüğü. öyle bi atatürkçülük bizi geri götürür. saygılı olmak lazım.
Ergenekon operasyonu bana El Kaide’yi çağrıştırıyor. Dünyanın bazı yerlerinde meydana gelen patlamalar El Kaide gibi hayali bir örgüte yüklenir. Türkiyede olan bazı bombalar da bu Ergenekon’a yükleniyor gibi. Bu tip olayları üstlenen çıkmaması işleri kolaylaştırıyor.
Senaryoya göre Cumhuriyet Gazetesinin sahibi İlhan Selçuk, kendi gazetesine bomba atan örgütle ilişkili birisi. Selçuk gibilerden her şey beklenir diyorsanız, AK demokrat savcılardan, emniyetten herşeyi beklerim diyenler de var.
Kurgu olabilirlikleri gözetmek zorundadır, gerçeğin ise böyle bir kaygısı yoktur. Gerçek kurgudan daha çılgın olabilir. İlhan Selçuk’un kendi gazetesine bomba atan oluşumla ilişkisi olabilir. (Eğer bu bombalar Ergenekoncuların ise ki o da soru işareti)
Yargı süreci devam ediyor bekleyelim
Bu süreç bitse de aktarılan bilgilerin fabrikasyon olup olmadığı süphesi bendenizde olacak.
Şahsen ulusalcılara ve Milliyetçilere zıt bir ferdim ama bu onlara haksızlık edeceğim anlamında değil.
Ali Bayramoğlu’nun yazısı @Mr.No’nun Engin Ardıç yazısına verdiği “iyi bir yazı” linkine atfen “bu da iyi bir yazı” şeklinde ortaya bir servis idi ,doğrudan sizi muhatab almak için değil ,size yazdığım kısım @FST ile başlıyor.
benim söylediğimden farklı bişey mi var burda ? eldeki malzeme bu , genel karakter zaafı , bunu AKP bağlamında ele almanın anlamı ne ?
Milletin uçkur düşüklüğünü de 3-5 tane 2./3. eş edinmiş bürokrat örneği bularak AKP’ye mi fatura edelim …
en ciddi dezenformasyon,en tehlikeli demagoji doğrularla yapılandır . Çerçevesi-illiyeti-bağlamı koparılmış doğrular ve ajite edici bir üslup ile …
size demagoji yapıyorsunuz demiyorum , benim kanaatim bu, benim vicdanım bu kadrolaşma ve yolsuzluk sakızını çiğnemeye elvermiyor , ha 10 akp’li belediye başkanından 3 ü içerde olsaydı ben de bahsederdim.
tevafuk ki şu mesajı yazarken de 6 aylık memur arkadaşımın isyanlarını dinliyorum MSN’den , ha bundan önce bilmiyormuydum ? memurların(ve devlet işçilerinin) mahallede kral gibi dolaştıkları sırada ekmeğini taştan çıkaran , hamal olarak başlayıp vardiye ustası olmuş bir babanın evladıyım,bende memurin allerjisi kadimdir ….
cumhuriyet mitingleriyle , rakam abartmalarıyla dalga geçtiğim için CHP’li bir memur arkadaş benimle 2 ay konuşmamıştı , bundan bir takım sonuçlar mı çıkarmalıyım ? hayır ,chp’nin memleketi ne hale getirdiği ortada ben bundan sonuç çıkarırım , yoksa bir sıradan CHP’li den değil……
Ben Hükümetin sorumluluğunu da reddetmiyorum ki , vicdanım elvermez ,şöyle basit bir örnek vereyim ; geçen sene bir esnaf arkadaşla beraber müşteri polis memuruyla ayaküstü konuşuyoruz , noldu dedik bu caddedeki kapkaç birden kesildi , elcevap :” at sahibine göre kişner ” , bir tane müdür yerine göre bu kadar farkediyor , maalesef kopyalayıp her ilçeye birtane gönderemiyorsun…kıdemi gelen,sicili ve işini bilen uyanıklar da var…….
AKP’yi MHP’ye , MHP’yi de CHP’ye tercih ettiğinizi düşünüyorum , ama cümlenin tashih edilmesi gerek,yanlış anlamaya müsait
ha bana kalırsa AKP>CHP yanlış bir karşılaştırma ,CHP negatif ,AKP küçük bir rakam da olsa pozitif derim, CHP’nin ilk önce sıfıra ulaşması lazım ……..
benim böyle bir iddiam yok ,düşmanlıkla da itham etmiyorum , bu sakızları sizin kadar ciddiye almıyorum o kadar ,
Ali Bayramoğlu’nun yazısını dediğim gibi ortaya servis , iyi bir yazı diye koydum , size yanıt olarak değil.
fikrimi sorarsanız , yazılması gereken bir yazıymış derim ,muhattaplar kimdir diye düşünmedim bile, en azından DMG uşaklarının karşı propogandasına ve yıkamalı yağlamalı ‘AKP’nin meşruiyet kaynağı liberaller’ mavalına iyi bir cevap olmuş,safları sıklaştırır, bu kapatma olayındaki tavırlar bir yana , şöyle liberalim katalizörüm ,taraf olmam ,taraflara sözüm var , onlar kapışır ben akıl veririm tarzında bu yazıyı hakeden , en azından özkütlesini olduğundan ağır göstermeye çalışan kim varsa ona güzel bir yazı olmuş.
keza kürşat bümin de liberallerin küsmesi meselesine dair bir kaç cümle etmişti ,küsen bir isim vermemişti
muhataba gerek yok , teorik bazda güzel bir uyarı
ben ne demişim :
iktidar yıllardır ötelediği bir karşılaşmaya şimdi kısmen muhatap oluyor, evet acıtacaksa , hazır olsunlar…..
çok mu farklı ?
ben bu nal-mıh deyimini , güncel kapatma davası için kullanmadım , sakızlara dair kullandım , genel AKP eleştirisinin bir parçası anlamında kullandım ,
yanlız bu ‘izlenimler sitesi’ ifadesini nasıl anlamalıyım , şahsi fikriniz/site camiası/yöneticilik hasebiyle mi ?
şu memleket ne fatihler , ne yavuzlar ,ne kanuniler gördü……manzara-i umumiye tarih penceresinden bakamayacağım , bu zamanda şu mekanda elimizdeki bu….
bunun altını doldurmak , eğer kastınız batıdaki 50 yıllık 100 yıllık partiler gibi otokontrol mekanizması gelişmiş, seçici düzeni hem seçmen hem de yönetim bakımından oturmuş , refleksleri , karakterleri olan partilerse bu bir nesilden fazla zaman alır, kaç yıllık parti bu ?
bu konu herzaman ciddi her zaman var , benim için erozyonu önlemek kadar uzun soluklu bir süreç , elbette ampül sinekleri de çeker , ampüle yaklaşan sinekler görünür oluyor hepsi bu…………….
saygılar………
Quo Vadi,
Genel olarak farklı şeyler söylemiyoruz, problem yok.
1-ya demek gönül çil tarihi eser kaçakçılığına bulaşmış., ama ben kimsenin hayat hikayesini araştırmam ki., öyle kötü huylarım yoktur. ortada bir suç varsa cezası haktır o da yargıdır. ,varsa da suçu amerikaya kaçmamış yurdum insanı…
edi atatürke kafa atmayanı adamdan saymıyorlar ya..hani ondan mı dedim..
gece yarısı tutuklanma, 83 yaşında düşünce suçundan defalarca tutuklanmış bir başyazar… enfaktüs geçirmiş. yuh demeyecem çünkü allah korusun.
Düşünce suçundan mı? Sol askeri darbe şakşakçılığı yanında bizzat bu işlere önderlik diyecektiniz herhalde. Cümleyi okuyanın ağlayası gelir, düşünce kahramanı filan zanneder.
Öte yandan 83 yaşında darbeci kafayı bırakmaması istikrarlılık açısından takdire şayan sayılabilir.
Gönül Çil : Tarihi eser kacakcisi…
Gönül Çil : CHP’den milletvekili adayi….
Bulasmamis tarihi eser kacakciligi yaparken yakalanmis hem de sahte dolarlarla.. Bunun icin cete kurmus…Polisler de kiskivrak yakalamis…
:))))
Ilhan Selcuk haric tabi…
Kac-a-mamis?
sen yine yanlış konuşuyosun. bir kere ifade çok çirkin. ataya kafa atmak nedemekki? bir kere zaten artık aramızda olmadığı için insanın aklına heykelleri büstleri geliyor kafa atmak deyince. sonuçta kimse anıtkabire inip kafa atıcak değil. ama büste heykele kafa atanda ataya bişey yapamaz kendi kafasını parçalar. bence düzgün konuşmakta fayda var. ataya saldırmak desen daha dogru.
Fethi Bey,
İlhan Selçuk’un darbeci olduğu ortada ,ama bizzat önderlik ettiği ispatlanmış bir şey değil. Size o yönde bir bilgi gelmişse de ben bilmiyorum. Veli Küçük mü ötmüş?
Önderliği 1960′lardan kalma. Büyük abi olarak kabul et. Fikir önderi filan.
İlhan Selçuk silahlı bir örgütle ilişkisi zannıyla orada. Fikir Önderi olarak silahlı eylemi desteklemişse bir o zaman ihtiyara diyecek bir şey yok. Bu yönde bir kanıt bilmiyoruz. Fikir olarak darbeyi savunmuşsa bu suç değil. Velev ki silahlı örgütün bir üyesiyle pazarlık veya görüşme yapmış olsun, bu mantıkla ortada DTP li vekil, DTP il ve ilçe başkanı bırakmamak, hepsini içeri tıkmak lazım.
valla ben bişey yarışına girecek değilim. dedim ya ben yargı değilim. ben insanların sözleri hakkında konuşurum. hafiyeliği de hiç sevmem.
ilhan selçuk içinse cadı kazanına girmeyin. o bir gazeteci.
ben de yeni öğreniyorum., askeri darbe dönemlerinde hep hapse girmiş. siz bunu bilmiyor muusnuz ?
az önce tv de bir tepki geldi o da şuydu. birçok tepki geliyordu ya. aklımda o kaldı.
dediki, hrant dinkin katili türk bayrkaları ile özel pozlar veririken ilhan selçuk gece yarısı
götürülüyor. bir rahip öldürülüyor bir sene soruşturma bile açılmıyor., ben dramatik yazı yazarım . insanların hayatına, yaşamına duyarsız her eylem beni etkiler.
adam kaçacak değil. yine aynı hikaye. allam ya.
Olabilir. Ben mevcut duruma bakıyorum. Sonuçta Knz bilmediğimiz bir adammış gibi dikta yanlısı bir darbe fiştekçisi diyeceğine “düşünce suçundan defalarca tutuklanmış bir başyazar” deyince dayanamayıp müdahale ettim. Yoksa bana göre silahlı çetelerle ciddi bir bağlantısı yoksa anlamsızdır olan durum. Ama bir parça da aranmışlardı, bir halt olacağı yok da işte, atraksiyon olsun.
Bu da olacaktır herhalde. DTP’nin durumu İspanya’daki parti kapatmaya çok benziyor, silahlı terör örgütünü övüp duruyorlar, büyük ihtimalle başları belaya girecek.
Knz Hanım,
Darbelerin ne kadar iyi olduğunu görmüş ki darbeleri destekliyor
Ben darbede hapse girmediğim için bilmiyorum. Belki iyi bir şeydir.
Öte yandan ihtiyarın sabaha karşı gözaltına alınması bir psikolojik harekat,aşağılama, bunu yapanların siyasi bir amaçla yaptığını düşündürtüyor.
Knz,
Devlet ve polisi seven sabah baskınına katlanır. Bu işi yapan savcı talimatıyla devletin polisi.
ben darbe sabahları seninen biri hiç olmayacağım fethi bey.
sizin darbenize de sevinemem. siz de normale dönseniz keşke…
Knz Hanım,
Geçen cuma 14 Martta zilleri İlhan takmıştı, şimdi zil takma sırası AKPli ve Gülencilerde.
Bu işler böyle.
Mikrofonu karşı tarafa uzatayım:
Tehlikenin Farkında mısınız demiştik?
Bir kısım Ulusalcılar içeride, bir kısmı da şunu yapıyor. Zaman anti faşizm yapıyor gibi yapıyor.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=667809
İşte halk bu
Günün karikatürü.
Bu arada sitede kimse yok mu?
Çok yalnızım be atam.
Mr. No
O karikatürde eksik var. Aslanın etrafında fethullahçı aslan terbiyecileri var. Aslanın sağını solunu dürtüyorlar.
Rumuz yok,
Heh. Evet.
Bu resimde ABD nerede ben onu merak ediyorum.
ABD sirkin girişinde bilet satıyor
mr no , bu resimde ölçü sahibi insanlar nerede ben onu erak ediyorum.
sizin verdiğiniz şu kıyasta ölçü yok.
14 martta yani parti kapatma davası açıldığında insanlar gece yarısı evlerinden alınıp zincir bozana götürülmediler.
28 şubatta dahi götürülmemişlerdi. Trilyonluk mercümek davası adı altında
gazeteciler sebepsiz ve iddiası oluşmadan evlerinden götürülmemişti.
bu son olay şekli ve özü itibariyle doğrudan 12 mart ve 12 eylül tarzıdır.
DYP nin kapatma davası tarzı bile değildir.
Yani demek istediğim şu; 14 mart parti kapatma davası daha çok DYP nin adalet partisi devamı nedeniyle kapatılmasına benzeyen davaya benziyor. ( cindoruk o davayı anlatmıştı tv de, şimdi haksızlığa uğradık diye faşizme sarılanlar bu davayı incelediler mi ? yok . hem faşizan eğilim hem de tembellik olunca daha kötü oluyor) bunun dışında erbakan zamnında DTP nin o zamnki partisi kaptılmış, yav onlar dahi meclisten alınmıştı. gündüz alınmışardı.
yani bu son intikam olayı kafalardaki faşizmi ortya döktü.
bence maske ortaya çıktı. mr no burada yüzleşmesi gereken sen , ben vatndaş değiliz.
Aramızda faşizme karşı çıkarken, nasıl faşistleştikleri ile yüzleşmesi gerekenler var. ( bu sayfadakilere de sözüm)
ilhan selçuk evine dönmüş. eminim ki aşkın olayı gibi bir suçta olmayack.
ee nasıl oluyor o zaman delilsiz insan evi basmak ?
siz dediniz zaten maksat gözdağı diye.
ben de ölçüsüz diyorum buna.
Sonuçta çetin altanın bugünkü yazısında olduğu gibi, ziverbey anıları canlanmış oldu.
ilhan selçuk ve çetin altana haftalarca işkence sesleri dinletirilmiş. okuyun bugünkü yazıyı. ( ama vakit gazetesi yazarları bunları hiç yaşamdılar, sivas öncesi sorumsuz yayın yaptıkları halde )
bunları yaşamış 83 yaşındaki gazetciye, bir tek fikrini beğenmesek bile duayen derler fethi bey. Ama bütün bunlar olurken marmariste bir paşa, paşa paşa keyfini sürmekte.
bir şu var. şu anda şu feadal kafa değişmemiş gözüküyor.
fikrini beğenmedikleri insana bir çeşit bulaşmak davranışı var.
geçmişte taksim kültür merkezi yaktılar diye içeriye alınan gazatecileri hatırlayın.
adam gece yerısı bir tekme ile evine geliyor; sen kültür sarayını yaktın diyor falan.
bunlar iyi işler değildir. ben burda nihat gençin tavrını seviyorum. nerde tepişirlerse tepişsinler. Ben de onun gibi, tepişmenin içinde olmadan ama ölçüyü koruyarak yaşayacağım.
bir sözü olan varsa söylrsin.
Gerçek resimise şu;
http://gazete.netgazete.com/Gazete/star.jpg
Knz,
83 yaşındaki “duayen” önceden de fişteklediği darbelerin sonrasındaki muamelelerden akıllanmamış ki gene darbe yaptırmakiçin ortalıkta fink atıyor.
Siz de bu darbeci yandaş ve şakşakçılığını bırakın, el altından demokrat görüntüyle zorbalara destek verdikçe sizi ciddiye almam, cevap da beklemeyin, işler ayan beyan ortada.
MrNo da doğru söylemiş, geçen hafta AKP’ye dava açılınca göbek atanlar bir anda zırlamaya başladılar. Herkes kendine demokrat. Oh olsun, hem AKP’ye hem darbeci çeteci yandaşlarına.
Kamuoyunda büyük yankı bulan operasyon için neden şafak vakti seçildi? İşte cevabı…
Operasyonun erken saatlerde yapılması bazı çevrelerin tepki ve eleştirisine sebep olmuştu.
Emniyet yetkilileri, Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu’nun önceki sabah erken saatlerde uçakla yurtdışına çıkacak olmaları sebebiyle operasyonun sabah saat 04.00′te başladığı bilgisini verdi.
http://www.samanyoluhaber.com/haber-95624.html
Eminim Cumhuriyet gazetesi okurlarıda Türkiyenin Gladyosunun tasfiyesinden memnuniyet duyarlar.
önce şu satırları bir okuyalım..
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye, Batı bloğunda yer aldı. En büyük korku Sovyetler Birliği’nin ülkeyi işgal etmesiydi.
ABD’nin yönlendirmesiyle alternatif bir güvenlik yapısı oluşturuldu. Özel Harp Dairesi ya da Kontrgerilla denilen bu örgütlenme; Meclis’in bilgisi, Yargı’nın denetimi dışındaydı.
Bu örgüt NATO üyesi tüm Avrupa ülkelerinde kurulmuştu. Mesela İtalya’daki adı Gladio idi.
Sovyetler dağılınca gizli örgütlerin ” amacı, hedefi, mantığı ” kalmadı. Avrupa bunları tasfiye etmeye başladı.
Ama tasfiye bazen kolay olmadı. Çünkü ‘yarı-özerk’ hale gelmiş; toplum içinde dal budak salmış olan örgütler direniyor; maddi ve manevi çıkarlarından vazgeçmek istemiyordu.
Türkiye’de ise köklü bir tasfiye yapılmadı. Eski yapı, yeni şartlara göre düzenlendi, sadece başıbozuklar tasfiye edildi.
Yeni şartları şöyleydi:
Yükselen Kürt hareketi… Kent nüfusunun ağırlık kazanması… Dünya ekonomisi ile bütünleşme… Avrupa Birliği süreciyle gelen şeffaflaşma, demokratikleşme, insan hakları … Kendini İslami kavramlarla ifade eden yeni orta sınıfların yönetime talip olması…
İşte ‘ Ergenekon’ denilen gizli örgütlenme, bu şartlar altında Türkiye’ye yeni bir yön vermek için çalışıyor.
Sert ulusalcı, militarist, demokrasi karşıtı, otoriter bir ideolojiye sahip olan ‘Ergenekon’, iki bombacı, üç maceracıdan ibaret değil.
Zirve yönetiminde bazı emekli generaller olduğu tahmin ediliyor. Aşağıya doğru kadro zenginleşiyor: Akademisyenler, gazeteciler, eski subaylar, işadamları, dernekvakıf yöneticileri, avukatlar, siyasetçiler, mafya …
‘Ergenekon ideolojisi’ normal şartlarda aynı masaya oturup çay içmeyecek simaları bir araya getiriyor.
Kimi Ergenekon’a para sağlıyor… Kimi fikri katkıda bulunuyor… Kimi eylem düzenleyip, tetikçilik yapıyor… Kimi dernek ve vakıf kurarak yeni elemanlar buluyor…
http://arsiv.sabah.com.tr/2008/03/22/haber,0CA9EB1F148C4416A93E6F1BA413DF69.html
Burada problem bu kesimin bu resmi tam olarak algılayamamalrı bence..
Bu resmi okuyup karşısında olan sol aydınlarıi ise liboş, dönek diye adlandırıyorlar.
Aslında bence bu kirli yapının çökertilmesine herkes sevinmeli..
Bizi AKP iktidarından kurtaracak kahramanlar diye bakmamalı..
Çünkü bu yapı 70 öncesinde de bu operasyonları Ecevite karşı yapıyorlardı.
Sağ-sol çatışmasını alevlendiriyor,Alevi-Sünni çatışması için köyler yakıyorlardı.
Yani eğer bu yapı tasfiye edilecekse onun bedeli olarak varsın bir AKP değil ikisi kapansın..
ama Türkiye bunlardan kurtulsun..
oku bakalim oyle miymis;
http://www.haber5.com/haber.php?haber_id=311339
Fatih Zeki Bey,
Hürriyet gazetesine ne kadar itibar ediyorsam Star, Zaman, Yeni Şafak gibi gazetelere o kadar itibar ediyorum. Hepsi dezenformasyon araçları. Uzak durmak lazım. Birgün gibi gazeteler taraf olma kaygısında olmadığı için (bu ikisi arasında) daha net gösterebiliyorlar.
Knz Hanım,
Bizim cepheye biraz malzeme sağlayayım:
Bülent Arınç-Erbakan hapse gireceği zamanlar demiş.
Fatih Zeki Bey,
Star gazetesi itibar ettiğim yayınlardan değildir.
Fethi Bey,
Size mi bir şey oldu, bana mı ?
Aklı başında bir yazı bulabildim.
Gökhan Özgün şöyleyazmış:
1.
2.
3.
4.
5.
Fethi bey de dahil 367 ile başlayan süreçten beri olan bitenler için AKP’yi suçlar tarzda konuşanları anlayamıyorum. Oynanan tiyatro ortada, insaf, vicdan nereye gitti arkadaşlar?
AKP’nin pekçok eksiği/yanlışı var ama bu parti kapatma konusunda birşey yapmadı söylemine de katılmıyorum. Sivil Anayasa taslağı tartışmaları sırasında siyasi partiler kanunu da gündeme gelecekti. Ama malum güruh başörtüsü yasağına takıldı, sonra sınır ötesi geldi, gündemden düştü. Parti kapatmaktan çok çekmiş bir geleneğin bunu zorlaştıracak adımları atmaması gibi birşey düşünülemez. TBMM’den kanun çıkartmak hele anayasa değiştirmek boyacı küpü değil, daldır çıkar olmuyor öyle hemen. DTP’ye dava açıldığı sırada da Erdoğan parti kapatmaya karşı olduğunu açıkça söylemişti. O kadar çok şey var ki değişmesi gereken, sivil anayasa olmadan ne yapılırsa yapılsın eksik kalacak. Malum güruh ise sivil anayasaya da karşı çıkıyor bilindiği gibi. Bizim beğenmeyip ucundan tuttuğumuz sivil anayasa taslağı bile nasıl mukavemetle karşılaştı, nerede kaldı daha özgür bir anayasa hazırlamak? Gerçekçi olmak egerek, zaten yapılması çok mümkün olmayan şeyler için AKP bunu yapmadı, oh olsun demek yakışık almıyor.
Bir tarafta demokratik yollarla iktidara gelmiş bir partiyi alaşağı etmek için; çete eylemleri ile darbe için zemin hazırlayan, devlet içine sızmış, nerede başlayıp bittiği belli olmayan darbeci çete; bir tarafta yine aynı sebeplerle komik ötesi bir iddianameyle bizi dünyaya da rezil eden bir yargı kuşatması.
Neyin tarafında olacağım? yahu 367 hokkabazlığını görmedik mi? 367, 27 nisan, ergenekon çetesinin amaçları ve kapatma davasıyla istenen sonuç. Koyun bakalım yanyana, bunların hepsi aynı kaba pislemiyor mu? Hukuk mu var ülkede? Yargı bağımsızlığı falanmış boş iş bunlar, boş..
Nerede ehli insaf, nerede? Tahta devrilmiş siz hala oyunun muhasebesini yapıyorsunuz..
Hakan Albayrak dün iyi bir yazı yazmıştı. Olan biteni gayet net özetliyor:
Mr No bey,
Bana itibar ettiğiniz kaynakları söyleyin,
Bende size kim olduğunuzu söyleyim…
Basında cepheleşmenin olduğu doğrusdur.
Kısaca özetlersek
5 büyük gazete Doğan grubunun:Hürriyet,Milliyet,Vatan,Posta,Radikal..
Akşam grubunun gazeteleri:Akşam,Tercüman,Cumhuriyet(%40),Güneş,Sözcü..
Mehmet Emin Karamehmet sahibi..Ulusalcılığın beşiği..
Sabah gazetesi Çalık grubuna satıldı,henüz devir teslim yapılmadı.
Star; çok ortaklı; bir ortağı İhsan Arslan Akp mv.
Bugün var; Koza davetiyeleri satın aldı.
Zaman malum.
Yeni Şafak Albayrak grubunun başbakanın dünürleri..
hangilerine itibar edersiniz?
Bana itibar ettiğiniz kaynakları söyleyin,
Bende size kim olduğunuzu söyleyim…
derken gülen yüz olacaktı..
Bu arada müjde Taraf gazetesinin sitesi açılmış..
http://www.taraf.com.tr/
Bu arada müjde Taraf gazetesinin sitesi açılmış..
http://www.taraf.com.tr/
Bu arada müjde Taraf gazetesinin sitesi kurulmuş.
http://www.taraf.com.tr/
Suat bey, pek katilmiyorum. Sizinle ayni veya benzer arzulara sahip olmadigimiz icin degil katilmamam, o yorumda soylemi oturttugunuz zemini kasitli veya bilmeden gonullu olan propagandistlerin hazirladigini dusundugum icin katilmiyorum. Alinti yaptiginiz yazi da buna bir ornek bence. Bu zemin kaydirmanin benzeri daha icerigi bilinmeden taraftar olunan ve ’sivil anayasaya karsisin demek’ gibi lakirdilarla evet/hayir tipi bir turnusol kagidi imis gibi yapilan yeni anayasa icin de yapildi. Ornekleyeyim:
“Gelinen bu noktada AK Parti ve Başbakan Erdoğan’ın hiç mi suçu yok?” demek, oligarşik düzenin ekmeğine yağ sürmektir.
Hadi bakalim, bu ikindi vakti de ekmek yaglamis olayim: “Gelinen bu noktada AKP ve Başbakan Erdoğan’ın hiç mi suçu yok?”
Hadiseye ‘Madem statüko kıldan nem kapıyor ve madem bu ülkede milli iradeye karşı askeri/bürokratik darbe geleneği var, öyleyse AK Parti ve Başbakan Erdoğan statükoyu tedirgin edecek her türlü davranıştan ısrarla kaçınmalıdır’ diye bakamayız.
Oyle bakmak gerekmiyor, zaten AB ile son buyuk merhale asildiktan sonra AKP’nin pili bitti/tarzi degisti diyenlerin aklinda olan bu da degil. Hep bir ‘ocu’ gosterilip, ‘ocunun karsisindakini elestirme sakin’ demek egilimi oluyor insanlarda. Bunun tutmasi icin de ‘ortada olum kalim meselesi bir harp vardir’i islemek gerekiyor tabii. Bundan kacis yok belki ama bu dusunce zeminini kabul etmek durumunda da degiliz.
AK Parti’ye ne kadar kızarsak kızalım, onu yargılama ve iktidardan alaşağı etme hakkının millete ait bir hak olduğunu kabul ediyor muyuz, etmiyor muyuz?
AKP’yi ve baglami cikartin buradan ve ne dendigine bakin. Yazili kuralla kisitli ve ona bagli kaldigi surece hizmet edebilen secilmislerden mi bahsediliyor? Hayir. Secilmis yargilanamaz ancak secime muhatapdir deniyor. Boyle laflari edecek olan icin elbette “buna karsi cikan ‘ocunun yardimcisidir’” demek cekici olur — o sindirme olmadan herhalde laf diye edilemez bunlar cunku.
Bu ‘milletin hakki’ soylemi kulaga hos geliyor ama devletin odununu kim kapacak kavgasinda kullanildigi sekliyle kullanilmak yerine odunun kendisinin ebadi ve karakteri hakkinda da kullanilsa diyorum. Bu hesaptan internet sansurunu de ‘millet hakkini kullanarak yapti’ — yani yapilanin da millete yapildigi gozden kaciyor. Telekom tekelini de ‘millet’ devam ettiriyor mesela ve kimin zararina? Milletin. Mesele yok oyleyse, degil mi?
Normatif mefhumlara atifla aktualite hakkinda konusacaksak, ayni zamanda neyi normatif gordugumuzun farkinda olmamiz gerekir bence. Ben o yazidaki alt metinde ’sonra soyle olursun’ ’sonra boyle olursun’ korkutmasiyla okuyucuya iyidir diye dayatilan saikleri begenmiyorum.
Ediyorsak, böyle laflar etmeyeceğiz!
Ben ne zemini bu adamlara kurdururum ne konusmayi bu adamlardan ogrenirim.
Bülent bey,
Tek bir şey sorayım, Telekom, internet sansürü ve başka eleştirdiğimiz noktalar bizim destekleyebileceğimiz gibi gerçekleşseydi AKP’nin başına bunlar gelmeyecek miydi?
Burada bir zemine gönülü bir oturtturma yok Bülent Bey, oturmuş bir zemin üzerine konuşma var. Ortada bir ölüm kalım meselesi işlenmek isteniyor da değil, ortada zaten bir ölüm kalım meselesi var. Böyle düşünmüyorsanız bakışlarımız farklı o zaman. Normal bir demokraside normal bir iktidar-muhalefet mücadelesi değil ki bu taraf olmayıp düşünsel bazda bakabilelim? Bir tarafta darbe planları bir tarafta bununla aynı amaçlı yargı kuşatması. Nasıl aman biz karışmayalım zaten AKP’de şöyle yapmıştı diyebiliriz?
Öyle demiyor, “iktidardan alaşağı etme hakkından” sözediyor. Çok farklı şeyler ikisi. Yapılan iktidar eleştirisi falan değil, seçilmiş bir iktidarı antidemokratik yollarla iktidardan alaşağı etme çabası. Diğer konularda AKP’yi eleştirmek, yerin dibine sokmak ayrı ‘şu mevcut halden dolayı’ AKP eleştirisi yapmak çok ayrı.
Bakın orada “Gelinen bu noktada” diyor, AKP’nin genel kabahatlerinden değil bu kutuplaşma-zıtlaşma vs adı her ne ise o süreçten sözediyor.
Olaylar gözümün önünde Albayrak’ın yazısının ilk kısmında dediği gibi gerçekleşip dururken vicdanım kayıtsız kalamaz.
Ben böyle düşünüyorum.
Suat bey, tam bulmussunuz:
Burada bir zemine gönülü bir oturtturma yok Bülent Bey, oturmuş bir zemin üzerine konuşma var. Ortada bir ölüm kalım meselesi işlenmek isteniyor da değil, ortada zaten bir ölüm kalım meselesi var. Böyle düşünmüyorsanız bakışlarımız farklı o zaman.
Dusunmuyorum. Ustelik bu ‘olum/kalim meselesi var’ denmesini tehlikeli ve dusunce zeminini bozucu buluyorum. Farkimiz bu. Cok iyi tespit.
Suat bey, suna de elleyeyim ama asil noktayi bulmussunuz zaten.
Tek bir şey sorayım, Telekom, internet sansürü ve başka eleştirdiğimiz noktalar bizim destekleyebileceğimiz gibi gerçekleşseydi AKP’nin başına bunlar gelmeyecek miydi?
Neyi elestirdigimize bagli, Fethi beyin 2005′ten sonra sapma olarak elestirdigi bir suru sey de var. Benim elestirdiklerim milletin zimnen icazet verse de cok farkinda oldugu veya umurunda olan seyler degil tabii. Icinde kaynak transferi olanlar ise ‘buyuklerin’ umurunda olanlar. Onlar o kapi acildi mi milletin karsisina alkis alacak taseronlarini cikartmayi iyi bilirler — sevinerek soyulmak zor degil, buraya ozgu de degil.
Fatih Bey,
Kendi gözlerime.
Ergenekon nedir bilen var mı? Senaryo olmayan kanıtlar, bir iddianame var mı ortada?
Bir de Atabeyler vardı, unutuldu.
Ergenekon’a üye olmak ve ilişkili olmakla suçlananlar seslerini niye çıkarmıyor?
Senaryolarla hareket edip taraf olacaksak, vay halimize.
Bazı kesimlerin senaryo üretme kapasitesi fazla, mesela odru ne zaman sınır ötesi bir hareket yapacak olsa buna başka kılıflar bulunuyor. TSK ilkbaharda harekat yaptı bu AKP’ye karşıydı, TSK seçimlerden sonra haraket yaptı bu başka bir şeye karşı. TSK yazın yaptı, kışta yaptı, baharda yaptı herşeye bir senaryo yazıldı. Dört mevsim var elimizde , TSK ne zaman harekat yapacak?
Yargının AKP ye karşı iddianamesi bambaşka bir senaryo.
Bu halde bir taraf tutmak lazımsa şahsen kesinlikle AKP tarafı olmayacak.
fethi bey.
yazdığım şudur( yeniden mecburen)
Kıyasta ölçü yok dedim ben.
yani anayasa mahkemesin açtığı dava ile bir yazarın gece yarısı tutuklanışı arasındaki kıyasta ölçü yok. kıyaslarsanız zincir bozanla kıyaslayın.
fetullah gülen cemati falan diyorsanuz;ama o zamanlar turuncu tişörtlerle no, no diye sokakta dans edenler arasında sanırım onlar da vardı. Ben herzaman aynı ilkeyi savunurum.
onun için benim gözümü, haha bak darbeciyi savunuyorsun, haa bak sana cevap vermem diye korkutmaya çalışmayın ( boşuna)
insanları delilsiz olarak gece yarısı evinden almak faşit yöntemdir. 12 mart ve 12 eylüldür.
çetin altanı okudunuz mu bugün ? eh olade bugün can dündarı da okuyun.
can dündar 12 mart anılarını yazıyor. meğer ilhan selçuk ziverbey de bir suçlamayı kabul ettiği ifadesini yazarken, zorla yazdığını belli etmek için cümlerindeki her ikinci kelimelerin baş harflerinin alt alta sıralamasına işkence altındayım cümlesini gizlemiş. yaa okuduk öğrendik., hala 12 mart ı telaffuz edemiyorsanız ben bir daha yazarım.
bunları yaşayan insana ve türk basının da herkesin bildiği bir insana fikirlerini hiç beğenmesek bile duayen deriz. Ben ilhan selçuk okuru değilim. olmam da gerekmiyor.
eğer bu başlkarında yapıldı diyorsanız, benim bilmediğim de varsa , iyi ya işte şimdi bu y