2004 Çanakkale İzlenimleri: Hurafe Harekatı

FST 19 Mart 2008

hurafe.jpgBir arkadaş “yahu senin eski Çanakkale yazıları vardı, ne oldu” deyince eskilere bir baktım, eski tarihli 3 Çanakkale yazısını buldum, silinip gitmemişler, 2004 yılında meğer Çanakkale konusunda farklı bir gündemimiz varmış. Mesela Atatürk’ten bahsetmeyen turist rehberlerini avlamaya çalışan muhbirler, Abide önünde çarşaflı durabilir mi sorunsalı ve bikini meselesi o zamanlar daha revaçtaymış. Aslında yargıtay savcısı bunları iddiaya alsa daha sağlam olurmuş, malzemeye bak, AKP gelince hurafe kaplamış ortalığı. Neyse ben görevimi yapayım, denize atayım, savcı görmezse halk görür. Geçmiş zaman olur ki diyerek birbirini izleyen 3 yazıyı buraya ilave ediyorum, hem de gençler 4 sene evvelki siteden bir esinti yakalamış olurlar:

Turist Rehberlerine Uyarı (11 Ağustos 2004)

Son bir kaç haftayı meşgul eden bir Çanakkale meselesi var. Meselenin bence içi boş ve Milliyet, Radikal, Hürriyet gibi gazeteler ve bazı saf vatandaşların senelerdir gündeme getirdikleri irtica karşıtı lüzumsuz endişelerinin bir devamı. Meselenin ciddi bir şeymiş gibi lanse edilmesinde konuyu ortaya atanın Deniz Kuvvetleri Komutanının oğlu olmasının ciddi rolü olduğunu sanıyorum. Aslında gazeteler ve ilgili kişiler bir ölçüde amaçlarına ulaşmış gibiler. Saçma konu ciddileşip hapis cezası ile birlikte telaffuz edilir oldu. Hürriyetteki haber şöyle:

Atatürk ve şehitleri anmadan, Çanakkale Zaferi’ni evliyaların, görünmez güçlerin kazandığını anlatan sözde rehberler, valiliği harekete geçirdi. Haklarında suç duyurusunda bulunulan sözde rehberler, 1-6 yıl arası hapisle yargılanabilecek.

[…] kaçak rehberler hakkında, hem haksız kazanç elde ettikleri gerekçesiyle, hem de 5186 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun kapsamında savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor. Atatürk hakkında, ‘Savaştan kaçtı, cephe gerisinde kaldı’ gibi sözler kullanan ya da Atatürk’ten hiç söz etmeyen bu sözde rehberlerin, 1-6 yıl hapis cezası istemiyle yargılanabileceği kaydedildi.

Bir çok işgüzarın bu durumdan vazife çıkarıp “Atatürk’ten bahsetmeyen” rehber avına çıkacağı, karalama ve iftira kampanyalarının gırla gideceğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Bu memlekette en adi şekilde çıkarlara malzeme yapılan kişi maalesef memleketin kurucusu Atatürk’ün ta kendisidir. Daha önceki bir yazımda bundan örneklerle bahsetmiştim. Ben artık Atatürk’ün bu tür deli zırvası konulara alet edilmesinden tiksinti duymaya başladım. Atatürk’ü koruma kanunun aslında bence bu tür istismarcılara karşı kullanılması şart.

Hatırlayın, Selçuk Parsadan Atatürkçü bilmem ne derneği diye uydurma bir yer adıyla açtığı telefonla Çillerden bir sürü para tokatlamıştı, örtülü ödenek hesabından. Atatürk ve Atatürkçü gibi kelime geçen bütün derneklere bence ihtiyatla yaklaşmak lazım. Muhtemelen birileri bu kurumları maske olarak kullanıp devlet ve milleti kazıklıyordur. Malum, Atatürk ismi geçince herkesin eli kolu bağlı, dernek ne isterse vereceksin, yoksa şirretlik yapar, ne gericiliğini ne de yobazlığını bırakırlar.

Bir not da, turist rehberlerine. Bence konuyu ciddiye alsınlar. Hatta mümkünse her tür tarihi yerde (Ürgüp, Göreme, Efes, Bergama, Aspendos, Sümela) mutlaka bir punduna getirip Atatürk’ten bahsetsinler. Neme lazım, biri çıkar Atatürk’ten bahsetmedin diye şikayet eder, pirincin taşını ayıklayacağım diye iflahı kesilir zavallı rehberin.
Anıtın önünde çarşaflı olur mu? (12 Ağustos 2004)

Betül’ün Seyir Defterindeki Milliyet gazetesine ait linki izlediğimde bir önceki yazımdaki tahminlerin boş olmadığını gösteren bir haberle karşılaştım. Haber şöyle:

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nı gezen gruplara büyük zaferi Atatürk’süz, Mehmetçik’siz anlatan ve “evliyalar, görünmez güçlerle hurafe turizmi yapan” sözde rehberler, Vali Süleyman Kamçı’nın talimatı üzerine başlatılan operasyonlarla suçüstü yakalandı. Kaçak rehberler, imamlar ve emekli öğretmenlerin ziyaretçileri gezdirirken yanıltıcı bilgiler verdiğinin ortaya çıkması üzerine, Kamçı’nın talimatıyla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ekipleri denetim yaptı. Eceabat İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler de milli parkta önlem aldı. Ekipler, Bursa’dan gelen bir gruba Conkbayırı’nda kokoratsız rehberlik yapan Sefer Göztepe hakkında tutanak tuttu. Grupla birlikte Bursa’dan geldiğini ve rehberlik yapmadığını iddia eden Göztepe’nin Çanakkale Merkez İlköğretim Okulu’nda öğretmen olduğu anlaşıldı.

[…] Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yetkilileri, Atatürk’ün saatinin parçalandığı Conkbayırı’nı gezen ve aralarında çarşaflıların da bulunduğu 50 kişilik bir gruba rehberlik yapan kişi hakkında da tutanak tutmak istedi. Ancak grubu gezdiren kişi ekiplere direnerek nufüs cüzdanını vermedi. Bunun üzerine bu kişi hakkında tutanak tutulamadı.

Duruma bakın: Milli Parkta pusuya yatıp “Atatürkten bahsetmeyen”, ” görünmez güçlerden bahseden” bir rehber yakalamaya çalışan ekipler filan kurulmuş. Pusu başarıya ulaşıyor ama av akıllı, ben rehber değilim kardeşim diyor. Haberin devamında modern (!) bir vatandaşların yorumlarına da yer veriliyor.

Milli Parkı gezmek için ailesiyle İzmir’den gelen Nail Kızılkaya ise, karşılaştığı tabloya tepki gösterdi. Kızılkaya, “Vatan toprakların ne şartlarda görmek için buradayız. Ancak Cumhuriyet öncesi insan manzaralarının burada olması büyük çelişki. Atatürk Anıtı önünde çarşaflı tur gezisi görmek beni üzüyor” diye konuştu.

Anıt önünde bikiniyle gezmek ne kadar serbestse çarşaf yahut çuvalla gezmek de o kadar normaldir. Cumhuriyet öncesi insan manzarası lafı da ne kadar saçma ve komik. Atatürk de Cumhuriyet öncesi yetişmiş bir insan, Osmanlı paşası. Nail Kızılkaya herhalde dünyanın 29 Ekim 1923′te kurulduğunu filan sanıyor.

Ulaşmaya çalıştığımız çağdaş uygarlık düzeyi ülkelerinden sıradan bir vatandaşa durumu izah etmenin güçlüğünü hayal edebiliyor musunuz? Yurt dışında tarihi bir yer gezerken şerif ve adamları rehberlik belgesi olmadığı halde size bir şeyler anlatan ve George Washington’dan bahsetmeyen birini derdest ediyorlar. Ne günlerde yaşıyoruz, değil mi?

Çarşaflılar İran’a, Bikinililer Nereye? (Muhtemelen Ekim 2004)

Geçenlerde, çok önce Çanakkale ile ilgili yazdığım bir yazıya gelen yorumu tesadüfen okudum. Yazıyı beni kızdırmak için muzip bir arkadaşımın yazmış olabileceğini tahmin ediyorum. Yoksa yorum son derece vasat, bildik sloganların tekrarından ibaret. “Umarım düşüncelerime saygı gösterirsiniz” dendiği için yorumu aktarıyorum. Yok eğer bu bir muziplikse, boş yere zamanımı harcamış olacağım. Her neyse, yorum şu (imla hataları metnin aslındandır):

Çanakkale Şehitler Abidesi önündeki rezalet hakkındaki düşüncelerinizden son derece rahatsızlık duydum… Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete saygı duymayan şeriatcı bir yönetim şekli getirmeye çalışan bu kişilerin işi ne orada… Niye bu Atatürk düşmanlığı… Türklüklerinden utanmaları lazım… Atatürk ki tüm dünya onu saygıyla alkışlıyor önünde diz çöküyor, bide şu bizim insanlarımızın yaptıklarına bak… Çok yanlış… Yazınızda bikiniyle çarşafı veya türbanı bir tutmuşsunuz (bunu yazarken hiç mi gülmediniz) Bi kere Türban veya Çarşaf bir simge, geri kalmışlılığın simgesi. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde böyle geri kalmışlık istemiyoruz…Eğer çok istiyorsanız gidersiniz İran’a veya diğer şeriatcı ülkelere… Burası Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik ve cumhuriyet rejiminin hakim olduğu bir Cumhuriyet devleti… İran’a falan benzemez… Umarım düşüncelerime saygı gösterirsiniz.Çünkü biz öyle yapıyoruz

Evet, yorum bu. Yorumun geneli zaten sürekli işlediğim bir konu. Yalnız, “Eğer çok istiyorsanız gidersiniz İran’a veya diğer şeriatcı ülkelere” ibaresi dikkatimi çekti. Bu laf da çok fazla kullanılan bir argüman. Aslında bizdeki çarşaflıların İran ya da Suudi Arabistan’a gitmek istediklerine ben inanıyorum. Yani fırsat olsa zaten durmazlar. Ama Türkiye’den kalk, evi, barkı, tası tarağı, torunu tosunu topla, işi gücü bırak, bilmediğin bir yerde hayata başla, pek kolay değil. Dolayısıyla bu tür laflar tamamen anlamsızdır. Ama çarşaflılardan iğrenen kesimler kendi aralarında bir dernek, vakıf filan kurarlar bu harcamaları karşılarlarsa zaten o insanlar güle oynaya giderler gibi geliyor bana. Çağdaş yaşam vs. derneklerine duyurmuş olayım.

Bir not da “çarşafla bir tutulamayacak” bikinililere. Bence bikinililer de fırsatı bulsa Bahama Adaları, Jamaika, Florida gibi yerleri “çağdaş” Türkiye’ye tercih ederler ama az önceki mantık gibi bu da bütçe meselesi. Dolayısıyla, pratiği zor olsa da, yeni slogan şöyle oluşturulabilir: “Çarşaflılar İran’a, Bikinililer Florida’ya, Atatürkçüler Çankaya ve Kadıköy’e”. Görüyorsunuz, her üç görüş de buralarda olmak ister ama pratikte hiç de kolay değil.

Popularity: 36% [?]

43 Yorum

  1. fatih demir - 19 Mar 2008 - 6:45 pm

    Fethi Bey,

    Anıt önünde bikiniyle gezmek ne kadar serbestse çarşaf yahut çuvalla gezmek de o kadar normaldir. Cumhuriyet öncesi insan manzarası lafı da ne kadar saçma ve komik. Atatürk de Cumhuriyet öncesi yetişmiş bir insan, Osmanlı paşası. Nail Kızılkaya herhalde dünyanın 29 Ekim 1923′te kurulduğunu filan sanıyor.

    Eskiden cok gericiymissiniz :) Ne bu carsafa ozgurluk laflari falan? Hic yakistiramadim, soyleyeyim…

    Bir de soyle birsey demissiniz :

    Bence bikinililer de fırsatı bulsa Bahama Adaları, Jamaika, Florida gibi yerleri “çağdaş” Türkiye’ye tercih ederler ama az önceki mantık gibi bu da bütçe meselesi. Dolayısıyla, pratiği zor olsa da, yeni slogan şöyle oluşturulabilir: “Çarşaflılar İran’a, Bikinililer Florida’ya, Atatürkçüler Çankaya ve Kadıköy’e”.

    Hay cok yasayasiniz Fethi Bey. Wallahi eli opelecek adammissiniz… Iste boyle cagdas mesajlar verin… Gonderin bikinilileri… Hatta sizinle bir sirket kuralim, siz ordan yollayin ben burda yatacak yer gostereyim, paraya para demeyelim :)

  2. MrNo - 19 Mar 2008 - 7:25 pm

    Fethi Bey,

    Çarşaflılar İran’a, Bikinililer Florida’ya, Atatürkçüler Çankaya ve Kadıköy’e

    Liberallere uyan bir tarife yok mu? Onlar da Avusturya’ya gitsin bence :)

    Mister No olarak benim yerim Manaus ,Amazonia.

  3. Mr No - 20 Mar 2008 - 12:06 am

    Çanakkalede şehitlerinin anneleri ve eşleri örtülüydü, belki çarşaflı olanlar da vardı. İttahat ve Terakkici Rumeli zabitlerinin eşleri belki örtülü değildi, ama ekseriyat öyleydi. Bu açıdan da düşünmek lazım.
    Beşeri sermayemizin kaybolduğu bu işlevsiz savaşı zafer gibi görmemek de lazım. Çanakkale ne son kaleydi, ne de Bedirdi.

  4. Indigo - 20 Mar 2008 - 12:29 am

    Çanakkale ne son kaleydi, ne de Bedirdi.

    buna ilaveten Kurtuluş Savaşının başlangıcı hiç değildi

    http://www.turksolu.org/52/feyizoglu52.htm
    İngiliz işgalci güçlerinin donanma komutanı, tuttuğu not defterine Mustafa Kemal Paşa için, “Kaderin adamı” diye yazmıştı. Çanakkale’de bir ülkenin kaderi belirleniyordu. Kurtuluş Savaşı’nın yolu burada açılmıştı. İşgalci emperyalist güçler, bütün askeri birlikleriyle saldırıyorlardı. Cephede göğüs göğüse savaşlar yapılıyordu.

    devlet, Osmanlı İmparatorluğu
    savaş, I. Dünya Savaşı
    cephe komutanı, Liman Von Sanders

    hani ulan burda Kurtuluş Savaşı ?

  5. Mr No - 20 Mar 2008 - 12:34 am

    buna ilaveten Kurtuluş Savaşının başlangıcı hiç değildi

    Moral kazandırma anlamında etkili olmuş olabilir.Bugünden o güne bakınca hiç moral verici bir tablo değil.
    Bolşevik Devrimcileri için hayırlı bir sonuç olmuş.

  6. Indigo - 20 Mar 2008 - 2:14 am

    Devrimcileri sürekli asıcak değiliz ara sırada yardımımız dokunsun :)
    benim anlamadığım bir savaşı zafer olarak nitelendirmek için getirilerine bakılır getirisine baktığımızda “Türkler savaş alanında değil masa başında yenilirler” imajının sağlamlaşmasından başka birşey yok…
    sonuçları Bolşevikler’e yaramış Bolşevikler 18 Martı saygıyla anıyorlar mıdır acaba ? :P

  7. Mr No - 20 Mar 2008 - 2:03 pm

    Türkler savaş alanında değil masa başında yenilirler

    Almanya ve Avusturya-Macaristan yenilince biz de yenik sayılmışız.

    İyi ki bu Dünya Savaşlarından İkincisine girmemişiz. Almanya’ya yine yenildi. Helal olsun İsmet Paşa’ya.

  8. edi - 20 Mar 2008 - 4:17 pm

    benim tarih hocam demiştiki bizim türkiye 2. dünya savaşına girseymiş almanların yanında giricekmiş. yani hitlerin tarafında. ben şunu anlamıyorum: niye bizim liderlerimiz hep almanyadan taraf oluyorlar?

  9. FST - 20 Mar 2008 - 4:23 pm

    Edi,

    Tarih hocan büyük adammış. Türklerin yanlış ata oynama yeteneğini iyi çözümlemiş. Halbuki Sovyetlerle birlik olup savaş sonrası komünist olsak, şimdi post Sovyet bir ülke olarak çoktan AB kapısını kırıp içeri girmiştik.

    Hocan bunları bilmez, Fethi hocaya bak sen.

    Bu arada alakasız ama senin yazıları görünce aklıma Sünger Bob geliyor.

  10. Mister No - 20 Mar 2008 - 5:21 pm

    Edi Bey,
    Bugünden o güne bakınca Almanya’nın yanlış seçim olduğu açık ama 1939 da Almanya doğru at olarak görülüyordu. İkinci Emperyalist Savaşın denkleminde ABD yoktu başlarda. Almanya ilk zamanlarda iyi gidiyordu. İsmet Paşa’nın taktiği savaşın kesin kazananını bekleyip, sonra onun yanında olmaktı galiba. Netekim öyle oldu.
    Soğuk Savaşta ABD doğru taraftı. 20. yüzyıldaki tek doğru atımız Yankee. Yanlış şurada yapıldı, Sovyetler çökene kadar biz AB’ye kapak atmalıydık. Bundan sonra Türkiye’nin AB’ye girişi çok zor.
    ABD demokratiktir, cebre başvurmadan önce başka yollar dener. ABD’nin muhtemel rakipleri Çin ve Rusya öyle değil. Düşünün şu an Dünya’nın tek süper gücü Rusya olsaydı, kanımızda polonyum elementi taşıma korkusu altında yaşardık.

  11. dr. hayvan - 20 Mar 2008 - 6:57 pm

    Mister no bey, soğuk savaş yıllarında AB yoktu ki girelim.

    II. Dünya Savaşı’na gelince: Bu konuda asıl sorulan soru, neden hep demokratik ülkelerin karşısında antidemokratik olanlarla saf tuttuğumuzdur.

  12. Mister No - 20 Mar 2008 - 7:07 pm

    Dr Havyan,
    AB, AKÇT ve AT den sonra geldi. Kastettiğim AT. AB diyerek yanlış söyledim.

  13. edi - 20 Mar 2008 - 7:08 pm

    yani savaşa girsek o zaman biz soykırımcılarla ittifakta olucaktık. hatta belkide onlar soykırım yaptığı için bizde soykırım yapmış sayılıcaktık!

  14. Mr No - 20 Mar 2008 - 7:09 pm

    Dr Bey,

    Bu konuda asıl sorulan soru, neden hep demokratik ülkelerin karşısında antidemokratik olanlarla saf tuttuğumuzdur.

    Demokrasinin savunucusu NATO üyesiyiz yarım asırdır.

  15. Mr No - 20 Mar 2008 - 7:11 pm

    Edi,

    yani savaşa girsek o zaman biz soykırımcılarla ittifakta olucaktık. hatta belkide onlar soykırım yaptığı için bizde soykırım yapmış sayılıcaktık!

    1915 de Doğu da olanlar için 20. yüzyılın ilk soykırımı diyorlar.

  16. fatih demir - 20 Mar 2008 - 7:34 pm

    Mr No,

    1915 de Doğu da olanlar için 20. yüzyılın ilk soykırımı diyorlar.

    E tabi onu yaparken de Cezayir ve Libya’yi saymiyorlar…

    Zaten ne demisti Fransiz basbakani “Dedelerinin yaptiklarindan dolayi torunlar sorumlu tutulamaz”

  17. Rumuzyok - 20 Mar 2008 - 7:39 pm

    Cezayir ve Libya’da olanlar soykırım-etnik temizlik değil..

  18. fatih demir - 20 Mar 2008 - 7:48 pm

    Rumuzyok Bey,

    Cezayir ve Libya’da olanlar soykırım-etnik temizlik değil..

    Ben de onu diyorum iste, 1915′te olanlar gibi. O da soykirim-etnik temizlik degil ya.

  19. Rumuzyok - 20 Mar 2008 - 7:56 pm

    Ermeni tehciri soykırım ve etnik temizlik..

    Osmanlı İmparatorluğu “hakkaniyetli” biçimde dağılıp, eski Osmanlı toprakları üzerinde ulus-devletler teşkil edebilseydi, doğudaki Ermenistan devletinin sınırları biraz daha genişçe olacaktı.. Oysa şimdi o topraklar Türkiye’nin sınırları içinde. Bir kısmında Türkler birazında da Kürtler oturuyor. Korkumuz da bu toprakların bizim eliminizden soykırımın tanınması ile çıkması.

  20. fatih demir - 20 Mar 2008 - 8:03 pm

    Rumuzyok Bey,

    Belli ki sizinle aramizda bir kavrami tanimlama kargasasi var…

    “Soykirim” ve “Etnik temizlik” kelimelerinin anlamlarini yapabilirseniz belki dogrudur diyecegim. Ama benim anladigim manada bunlar farkli seyler.

    Osmanlı İmparatorluğu “hakkaniyetli” biçimde dağılıp, eski Osmanlı toprakları üzerinde ulus-devletler teşkil edebilseydi, doğudaki Ermenistan devletinin sınırları biraz daha genişçe olacaktı..

    Hakkaniyet??? Mesela 20li yillar itibari ile nufusunun %48′i Turk olan Yunanistanin Turkiyeye birakilmasi gerektigi gibi mi? Yada nufusunun %90′i Turk olan Azerbaycanin, Musul’un Batum’un Kirim’in Kibris’in Turkiyeye birakilmasi gerektigi gibi mi?
    Bence “hakkaniyet” savas ortaminda soylenebilecek en son sozdur… BEn yine fasist ittihatcilarin bu kadarla biraktiklarina sukredenlerdenim….

  21. Mr No - 20 Mar 2008 - 8:10 pm

    Ermeni Katliamı soykırım olarak nitelendirilecek teorik altyapıya sahip değil. Tehcir sırasında bu Ermeniler aşağılık bir ırk, asalak bunlar, Türk ırkı üstündür şeklinde bir düşünce yoktu.Yahudi soykırımında teori var. Bence Yahudi soykırımı da fazla büyütülüyor ,4-6 milyon insan öldürecek teknik Almanyada yoktu o zamanlar. Neyse ben Ahmedinejatlaşmayayım.
    Uluslararası Adalet Divanı Bosnada Srebrenitsa hariç soykırım olmadığına hükmetmiştir. Bu emsalle Ermeni olayları da soykırım sayılmaz. Benzerlikler var,Sırplar Müslümanları, Türkler Ermenileri topyekun hedef almamışlar. Belgrattaki Müslümanlara ve İstanbuldaki Ermenilere dokunulmamış. İki olayda da mazlumların ayrılıkçı çabaları var. İki olayda da hedef topluluğun imhası değil, gitmesi amaçlanmış.

  22. Rumuzyok - 20 Mar 2008 - 8:14 pm

    Fatih Bey,

    Hakkaniyet kelimesini dikkat ederseniz tırnak içinde kullandım.
    Tarihi istediğimiz gibi yazmıyoruz. Sadece ideal durumda neler olabilirdi diye düşünüyorum. Vardığım sonuç bu. Bu demek değil ki, Türkler tü kaka.

    Şimdi düşünün, Ermeniler zorla ülkeden atılmasaydı, bugün Türkiye’de Kürtlerin nüfusuna yaklaşık bir Ermeni nüfus olacaktı. Nerede bu insanlar? Dahası çok eski tarihlerden beridir mukim oldukları toprakları da isteyeceklerdi. İzin verecek miydiniz?

    İttihatçıların aldığı bu kararın bir anlamı var: Etnik temizlik. Bir toprak parçasını farklı bir nüfustan arındırmak. Bunun karşılığı budur. Gayet açık.

  23. Mr No - 20 Mar 2008 - 8:16 pm

    Türk e Türk propagandası yapmayalım.Biz soykırım değil desek ne olacak. ABD senatosundan geçip başkan onaylamadıkça bir sorun yok. Diğer bir çok ülke soykırım demiş zaten. Biz burada birbirimize anlatalım.

  24. Rumuzyok - 20 Mar 2008 - 8:18 pm

    Öyle biraz Mr. No.
    Keşke Alparslan Türkeş’in 1995′te Ter Petrosyan’la yaptığı anlaşma hayata geçirilebilseydi de, iş uluslararası bir mesele haline gelmeseydi.

  25. Mr No - 20 Mar 2008 - 8:18 pm

    Rumuz Yok ,
    Söylemeye dilim varmıyor ama maalesef durum senin dediğin gibi görünüyor.

  26. fatih demir - 20 Mar 2008 - 8:29 pm

    Rumuzyok Bey,

    Etnik temizlik. Bir toprak parçasını farklı bir nüfustan arındırmak. Bunun karşılığı budur. Gayet açık.

    Bu manada Yunanistan topraklarinin Turklerden, Turkiye topraklarinin Rumlardan arindirilmasi olayi da Etnik temizlik midir? Yani Yunanlilar Turkler’e Turkler Yunanlilara etnik temizlik mi yapmislardir? Bunun adi mubadele idi… Hatta “zorunlu mubadele” idi cunku Yunanlar da Turkler de yuzyillardir yasadiklari topraklari terk etmek istememislerdi…

    Ben sahsen bana ve halka guvenecek 367 milletvekili bulsam ilk is olarak Ermenilerin Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olabilmesinin onunu acar, yerlesebilecekleri toplu konut tarzi alanlar tanir, vergi indiriminden yararlandirirdim. Cunku benim kanaatimce yanlis olan sey “toplu” surgundur… Ak karadan ayrilmadan surgun edilmemeliydiler… Baslarina onlarini koruyacak kimseler koymadan surgun edilmemeliydiler… Gidip oturacaklari yerler gosterilmeden surgun edilmemeliydiler….

    Benzeri birsey daha 1990′da yasandi… Askerler guneydoguda kontrol edemeyecekleri her koyu bosalttilar… Sonra o bos koyleri PKK kullanmasin diye yerle bir ettiler… Halk “nereye gidem agam?” sorusuna yanit bulamadi… Buyuksehirlere akin ettiler… Ama orda da yine suclu oldular “…gum Kurtleri gelip sehirin icine ettiler”…

    Bakin “yuzlerce yillik kardeslige ihanet etmeselerdi onlar da o zaman” muhabbeti yapmiyorum… Ben olaylara Demokrat, Solcu, Turk , Kurt yada Ermeni kimligim ile degil Musluman kimligim ile yaklasmaya calisirim her zaman… Musluman biri olarak da “mazlum” olmayi “zalim” olmaya tercih ederim… “Hileyle Galip olmaktansa” ” Bilegimin gucu ile kaybetmeyi” tercih ederim…

    Ama ben Osmanli Imparatorlugu kulturunde benzeri bir olay gormedim… Duymadim… Bilmiyorum… Ama o ittihatcilar yok mu o ittihatcilar… Bela bela uzerine okuyorum onlara… bela bela uzerine… onlara ve devam eden “dusunce” cocuklarina…

  27. Rumuzyok - 20 Mar 2008 - 8:32 pm

    Maalesef Mr. No. İçinden çıkılamaz bir hale geldi. Halkı öyle bir doldurdular ki, hükümet azcık adım atacak olsa, bir kesim basıyor velveleyi. Kilitlenip kalıyor ülke. Zaman da ülkenin aleyhine işliyor.

    Bakalım nasıl halledilecek iş.

  28. fatih demir - 20 Mar 2008 - 8:35 pm

    Birseyler yazdim ama takildi yine…

  29. Rumuzyok - 20 Mar 2008 - 8:49 pm

    Bazen olabiliyor. Fethi Bey yeni bir tasarım kullansa iyi olur.

  30. fatihdemir - 20 Mar 2008 - 10:26 pm

    Fethi bey sagolsun yayinladi… Kendisine buradan sukranlarimi sunuyorum… Bufalo eti yemeye bekliyorum :)

  31. Mr No - 20 Mar 2008 - 10:41 pm

    Fatih Bey,

    Ben sahsen bana ve halka guvenecek 367 milletvekili bulsam ilk is olarak Ermenilerin Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olabilmesinin onunu acar, yerlesebilecekleri toplu konut tarzi alanlar tanir, vergi indiriminden yararlandirirdim. Cunku benim kanaatimce yanlis olan sey “toplu” surgundur…

    Türkiyeden giden Ermenilerin TC vatandaşı olmasının yolunun açılmasını, geri dönmelerini sağlamayı tek düşünen ben değilmişim. Bir yerlere yazmadığım için ispatlayamam. Yalnız şu vergi indirimi konusu olmaz.
    Vergi konusunda Varlık Vergisi ne kadar yanlışsa, pozitif ayrımcılık da yanlış. Bu arada Varlık vergisi olaylarında ve 5-6 Eylül olaylarında varlıklarına haksız yere el konulmuş varlıklar torunlarına iade edilebilir.
    Etnik arındırmayı bir toluluğu cebren yerinden etmek olarak anlıyorum. Mübadele başka bir şey, bir anlaşma o.
    Bu soykırım, etnik temizlik gibi kavramlar ince kavramlar. Bunlar nerede tarif edip, tanımlanmışsa o kaynaklardan bakıp ona göre yorum yapmak lazım.
    Benim kabaca düşüncem Batıya göre Bosna Olayları soykırım değilse, Ermeni olayları da soykırım değil. Uluslararası ilişkilerde önemli olan hukuk değil, menfaatlerdir bu ayrı mesele.
    Yahudileri kazanmalıyız, Ermeni konusunda.

  32. Mr No - 20 Mar 2008 - 10:44 pm

    Rumuz yok,
    Biz biraz daha açılırsak İzlenimler 301 den kapanacak :)

  33. fatihdemir - 20 Mar 2008 - 10:56 pm

    Mr No,

    Yalnız şu vergi indirimi konusu olmaz.
    Vergi konusunda Varlık Vergisi ne kadar yanlışsa, pozitif ayrımcılık da yanlış. Bu arada Varlık vergisi olaylarında ve 5-6 Eylül olaylarında varlıklarına haksız yere el konulmuş varlıklar torunlarına iade edilebilir.

    Bunu bolgesel olarak kullanmak iyi olabilir. Yada ilk 5-10 sene falan gibi birsey olabilir… Riske girmelerinin onu acilabilir… Yani “geri donen Ermenilerden su bolgelere -dogu illeri- yatirim yapanlar 10-25-50 yillik indirimden yararlanir” denirse olabilir bence….

    Etnik arındırmayı bir toluluğu cebren yerinden etmek olarak anlıyorum. Mübadele başka bir şey, bir anlaşma o.

    Yani siz diyorsunuz ki halklarin ne istedigi onemli degildir yeter ki Kurdistan Devleti (ilerde kurulursa) ile Turkiye Cumhuriyeti Yonetimi(bakarsiniz fasitler geliverirler) anlassinlar …gondersinler Turkmenleri alsinlar Kurtleri oyle mi? Bu haksizlik olmuyor mu o zaman? Bu etnik temizlik olmuyor mu? Iki devlet anlastigi icin? Halklara sorulmus mu gitmek isteyip istemedikleri konusu?

    Biz biraz daha açılırsak İzlenimler 301 den kapanacak

    Izlenimler okunmus yerdir… Hem yukarda atanin resmi var… kolay kolay kapatamazlar…

  34. Mr No - 20 Mar 2008 - 11:07 pm

    Fatih Bey,

    Halklara sorulmus mu gitmek isteyip istemedikleri konusu?

    bu da tartışılır tabii. Olayın hukuk felsefesini düşünmeden yazıyorum.

  35. fatihdemir - 20 Mar 2008 - 11:17 pm

    Mr No, (Bu arada ben Mr No’daki Mr’i su ana kadar hep Bey olarak dusundugum icin ayrica bey eklemiyordum nickinizin sonuna ama simdi aklima geldi bizim spy cizgi-romani MrNo olmasin diye… Oyleyse Bey de ekleyeyim sonuna)

    bu da tartışılır tabii. Olayın hukuk felsefesini düşünmeden yazıyorum.

    Benim Amerikada cok tanidigim Yunan var bu mubadele zorla yaptirildigi icin ve kendilerini oraya ait hissetmedikleri icin buralara tasinan dedeleri yada babalari olan insanlar…
    Bu Istanbul’dan ayrilan bir yasli Rum dede “Istanbul’dan ayrilip Yunanistana donulur mu? Attan inip essege binilir mi?” diye ifade etmisti… Ailesi Turkce konusmayi birakmadigi icin Turkceyi de unutmamis…

  36. Mr No - 20 Mar 2008 - 11:35 pm

    Mister No, çizgi roman kahramanı.

  37. Rumuzyok - 21 Mar 2008 - 12:24 am

    Fatih Bey,

    Siz meseleye insani açıdan bakmışsınız. Ben olsaydım öyle yapmazdım demişsiniz. Buna inanıyorum, o konuda lafım yok. Lakin konu bu değil, dönemin Osmanlı Hükümeti’nin aldığı karar, o dönemde yaşanan olaylar.
    Günümüze gelirsek, Ermenilerin tekrar vatandaşlığa kabul edilmesine karşıyım. Zaten hukuki olarak da mümkün değil; Osmanlı Devleti hukuki varlığını devam ettirmiyor. Ermenilere sizin dediğiniz şekilde Türkiye’ye yerleşmelerine izin verilmesine de karşıyım. Aralarında haklı haksız husumet bulunan iki toplum, hatta Kürtleri de sayarsak üç toplum, aynı devlet çatısı altında yaşayamaz. Bunun yerine Ermenistan’ın gelişmesine yardım edilebilir ve Türkiye üzerinden yurt dışı pazarlarına açılmalarına yardım edilebilir, gümrük vergisi alınmaz vs. Bir de Ağrı Dağı ulusal sembol olduğu için onlara verilebilir. Yapabilecekler bence bu kadar. Gerisini tarihin akışına bırakmak gerekiyor.

    Yunanistan ile yaşanan mübadele etnik temizlik değil. (hukukçu değilim, ama mübadelede öldürme olmadığı için ve anlaşma olduğu suç teşkil etmez herhalde) Bu konuda pek bilgim yok.

    Mr. No.

    Rumuz yok,
    Biz biraz daha açılırsak İzlenimler 301 den kapanacak

    Fethi Bey’e yazık olur, bu durumda. Sitenin genel yayın yönetmi o. O bizden önce içeri girer :)

  38. Rumuzyok - 21 Mar 2008 - 12:25 am

    “yönetmi” değil, genel yayın müdürü olacaktı.

  39. Mr No - 21 Mar 2008 - 12:32 am

    Rumuz yok,

    Osmanlı Devleti hukuki varlığını devam ettirmiyor.

    Keşke Lozanda siz temsil etseydiniz Türkiyeyi. Osmanlı borçlarını sildiririrdiniz :)
    Fethi Bey’i içeri atarlar, bize bir şey olmaz. Zaten rumuzla giriyoruz, ve ip no sürekli farklı.
    Fethi Bey mahpusa düşerse, ıspanaklı börek, pide felan götürürüz. Liberal felan ama unutmayız, biz AKP gençlik kolları mıyız?

  40. Rumuzyok - 21 Mar 2008 - 12:38 am

    AKP gençlik kolları şimdi burs ve iş ayarlamakla meşguldür. Böyle işlere bakmaz onlar :)

  41. fatihdemir - 21 Mar 2008 - 12:59 am

    Walla siz dusunun… Benim tuzum kuru… Bana buradan hicbirsey yapamazlar… Ip falan sabit ama yemezler….
    Ama Turkiyeye girersem suc “yurtdisinda islendigi” icin daha fazla cezasi oluyormus… E o zaman sigara-havlu-don uclusunu beklerim :p

  42. edi - 21 Mar 2008 - 7:11 am

    fatihdemir: anlaabilmek için soruyorum, farzedelim sen şimdi ordan türkiye ile ilgili birsürü şey dedin, sana bişey yapamıyolar mı? yani ne istesen söyleyebilirmisin türkiyeye gelmicek olduktan sonra?

  43. fatih demir - 21 Mar 2008 - 6:13 pm

    Evet aynen oyle…
    Turkiyede suc sayilan ama burada suc sayilmayan seyleri soyledigim surece bir problem yok. Size komik bir ornek vereyim. Buraya 20 yil kadar once gelmis bir abimiz var. Oglunun adini Ataturk koymus :)
    Cocugun Amerikan pasaportu var ama Turkiye Cumhuriyeti pasaportu yok. cunku Turkiye’de o ismi kullanamiyor.
    Benim icin ise mesela ben Yargiya elestiri getirdigim icin suclaniyorsam burada kaldigim surece problem yok. Turkiye’ye gelirsem 1,5 kati ceza yiyorum ayni sucu Turkiye sinirlarinda islemis ollanlara oranla…
    Kanun koyucu boylelikle disariya cikip diledigini soyleyebilme ozgurlugunun onune tas koymus oluyor…

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş