Archive for Mart 27th, 2008

Yaptıklarımız, Yapacaklarımız

FST Mart 27th, 2008

110011.jpgHaberde okuduğum kadarıyla okuma seferberliği İstanbul Valisi ile sınırlı değilmiş. Adana Valisi de bir okula gidip talebelere sorular sormuş, daha sonra çocukların gezdirilmesi talimatı vermiş. Şöyle deniyor:

Tarım İl Müdürlüğü’nde düzenlenen İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ile Adana Orman Bölge Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalara yönelik `Yaptıklarımız Yapacaklarımız’ konulu toplantıda konuşan Vali Atış, çevrenin korunmasında eğitimin önemini vurgularken sözü bir lise ziyaretine getirdi. Atış, adını gizli tuttuğu lisede öğrencilere yönelttiği sorulara karşılık aldığı cevaplar karşısında hayretler içinde kaldığını belirterek, şaşkınlığını uzun süre üzerinden atamadığı öyledi. Vali Atış, yaşadığı bu olayı anlatırken şöyle dei:

“Lise 1 öğrencisine Adana’nın ilçelerini sordum. Sadece `Seyhan, Yüreğir, Pozantı’ dedi. Herhalde Pozantılıydı. Lise 2 öğrencisine aynı soruyu sordum. `Hatay, İskenderun, Tarsus’ diye saydı. Lise 1 öğrencilerine `Çanakkale Savaşları’nı kim anlatacak’ diye sordum. Anlatan çıkmadı. Aynı soruyu lise 3′deki bir öğrenciye sordum, bilemedi. `O zaman Çanakkale Savaşları nerede oldu? Çanakkale Savaşları Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde mi oldu, yoksa Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi oldu?’ diye şaşırtıcı bir soru sordum. Tartıştılar, karar verdiler; `Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde’ dediler. Lise 3′lere Türkiye’nin komşularını sordum, `Yunanistan ve İran’ dediler. O kadar. Başka yok. Bu korkunç bir şey. Okul müdürü bana `Çocukları heyecanlandırdınız’ dedi. Bağışlayın ama bunun heyecandan olduğunu düşünmüyorum. Bundan böyle kaymakamlarımız okulları sık sık ziyaret edecek. Gerekirse İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşülecek. Her gün 10 dakika çevremiz, ilimiz tanıtılacak. Çünkü öğrencilerimiz ilimizi bile tanımıyor, bilmiyor.”

Yahu bu çocuklar iyiymiş, o kadar heyecana rağmen Türkiye’nin iki komşusunu şak diye sayıvermişler, hem de doğru olarak. Bu bana göre ümitlenilmesi gereken büyük bir olaydır. Benim tanıdığım ortalama bir lise öğrencisi yarısı çözülmüş kıravat, gömleğin bir kısmı pantolonun dışına sarkıtılmış, saçı jöleyle tepede birleşmiş, sivilceli ve bön bir kız ya da oğlan anlamına gelir. Bunlar için ilim ve fen cep telefonu, ucube müzik, paçavra aşk yahut yakın tarih romanından ibarettir. Bir kısmı saldırgan, isyankar, anlayışsız, zararlı ve tehlikeli yaratıklardır. Uzak durmak gerekir. Çoğunda bıçak da olur.

Tabii bunların öğretmenleri de farklı değildir. Düşünün bu çocuklardan biri devletin eğitim fakültesini bitirip sadece 5-6 sene sonra sıfır bilgiyle maaş, kademe, derece, ek ders dışında bir gündemin olmadığı bir ortama girecek. Çocukların rol modeli bunlar. Çoğu öğrencilerle “kafa hoca” örüntüsü için sigara içer, abuk subuk ideolojieri aktarmaya çalışır.  Ebeveyne de bir taş atalım. Analar “çocuk bir an evvel okula gitse de komşuyla dedikodu yapsak” derdinde, babalar iş güç derdiyle konudan bihaber, vs. vs. Bektaşinin dediğini güncellersek “bakmayacak olduktan sonra yapıp sokağa sal, ne ala”.

Bu arada vali neden kafayı “ilimizin tanıtılması” konusuna takmış anlamadım. Bu ille de bilinmesi gerekn bir şey mi? Bir sürü uyduruk kasaba, ilçe var ortalıkta, varsın bunları da bilen çıkmayıversin, hayret.

Kısaca, yaptıklarınız, yapacaklarınızın da gösgtergesidir. FST.

Timur Eziyeti: Türkiye Okuyor

FST Mart 27th, 2008

merkezb13kahvehane.jpgTürkiye’nin birşey okuduğu yok da “devlet niçin lüzumsuz olmadığını sağa sola ispatlamak için saçmalamak zorundadır” konulu bir kompozisyon yazmaya zorlandığı anlaşılan İstanbul valisi bir alay laf etmiş, kahveler kıraathane olacak buyurmuş. Eziyet, pardon kampanya 4 yıl sürecekmiş. Ayvayı yedik demektir. Konunun detayına bakarsak;

Kahvehaneler kıraathaneye dönüşüyor

İstanbul Valisi Muammer Güler, Türkiye genelinde başlatılan ”Türkiye Okuyor” kampanyası kapsamında İstanbul’da kahvehanelerin kıraathanelere dönüştürülmesi için yeni bir yapılanma içine girileceğini, nikah töreninde eşlerin eğitim kurumlarına en az 3 kitap bağışlamasının özendirileceğini söyledi.

Güler, Afet Yönetim Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün himayelerinde Türkiye genelinde başlatılan ”Türkiye Okuyor” kampanyasını tanıttı.

İstanbul Valiliği tarafından hazırlanan kısa film gösterimi ile başlayan toplantıda konuşan Güler, kampanyanın, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in eşi Semra Sezer tarafından başlatılan ve başarılı bir şekilde yürütülen ”Ulusal Eğitime Destek Kampanyası”nın devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

[…] Kampanyanın, bilgi çağının ve değişimin beraberinde getirdiği önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirten Güler, ”Kampanya kapsamında bilmeyenlere okuma-yazma öğretilecek, birinci ve ikinci kademe eğitimlerin tamamlanmasına fırsat verilecek, kitap okuma alışkanlığı kazandırılacak ve bilgisayar okur-yazarlığı oranı yükseltilecek” dedi.

Türkiye’nin ekonomi alanında hızla gelişmesini kültürel alanlara da taşımak zorunda olduğunu vurgulayan Güler, kampanyanın, ülke genelinde eğitim sorunlarına katkı sağlamayı amaçladığını söyledi.

Eğitim ve öğretime daha fazla önem verilmesi gerektiğine işaret eden Güler, Atatürk’ün çağdaş uygarlık seviyesi üzerine çıkılması ve okuma-yazma konusunda gösterdiği hedeflere ulaşılması için birçok şey gerçekleştirdiğini, ama bunların yeterli olmadığını kaydetti. Güler, ”Bunun yeterli olmadığını biliyoruz. Hedef çağdaş dünyanın tüm olanaklarından Türk insanının da yararlanması ve bundan yararlanması için bilgi düzeyini artırması, bilgi birikimini kazanması ve bu suretle de hak ettiği yaşam koşullarına ulaşması gerekiyor” diye konuştu.

Kampanyada devlet ve sivil toplum kuruluşlarının güzel bir işbirliği ortaya çıkardığını belirten Güler, […] özellikle genç nüfusta kitap okuma alışkanlığını geliştirmeyi amaçladıklarını dile getirdi.

-KAMPANYA 4 YIL SÜRECEK-

Toplumda kitap okuma alışkanlığının yaygın olmadığını ifade eden Güler, vatandaşlara kitap okuma alışkanlığı aşılanarak üreten, düşünen ve yargılayan bireylerin topluma kazandırılmasının amaçlandığını kaydetti.

[…] Genç nüfusun erken yaştan yetiştirilmesi ve bilgi toplumuna atılmaları konusunda çalışmalar yapmak üzere İstanbul’da bir planlama yapıldığını belirten Güler, […]kampanyayı, kahvehanelerin uygun bölümleri, semtlerde bulunan uygun yapılar, muhtarlıklara bağlı yapılar, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı kütüphaneler ve uygun fiziki mekanlarda yürüteceklerini anlattı. Güler, kampanya çerçevesinde yapılacakları da şöyle sıraladı:

”İstanbul’da bu amaçla yürütülen çalışmalar çerçevesinde çeşitli afiş ve broşürler ile tanıtım klipleri ve müzikleri hazırlanacak. Bu klibin sürekli televizyonlarda dönüşünü sağlayacağız. İlk ve orta öğretim okullarında sürdürülen kitap okuma çalışmaları değerlendirilecek. Rehber öğretmenler, edebiyat ve Türkçe öğretmenleri kampanya hakkında bilinçlendirilecek. İl genelinde bilboardlarda tanıtım afişleri yer alacak. Özellikle ulaşım araçlarında, istasyonlarda, bankalarda, resmi ve özel kurumlarda, park ve bahçelerde kampanyaya uygun bölümler oluşturulacak.”

Güler, satılan kitaplardan yola çıkılarak İstanbul’un kitap okuma haritasının da oluşturulacağını söyledi.

”Kahvehanelerin kıraathanelere dönüştürülmesi için yeni bir yapılanma içine girileceğini” bildiren Güler, ”Aslında buralar kahvehane değil, kıraathane. Eski tabirle okunan, ‘kıraat’ edilen yer anlamında kullanıyorum. Buraların amacına uygun hale getirilmesine çalışacağız. Nasıl sigara yasağı kanuni olarak uygulanıyorsa belediyeler de standartları getirirken, ruhsat verirken bu eksikliklerin olup olmadığına da bakacak” dedi.

Bu kadar uzun alıntı yapmak zorunda kaldığım için affedin ancak kesmeye gönlüm elvermedi. Bir beyanatın içinde bu kadar boş, anlamsız ve lüzumsuz lafın biraraya getirilebilmesi hakikaten kolay değil. İstanbul valisi Süleyman Demirel’in yerini doldurmaya aday görünüyor. Önce şu ağza bakın “Cumhurbaşkanının himayeleri”. Bırakın efendim bu lafları. Cumhurbaşkanı bir kişi, “himayesinde” de gitsin. Yalama protokol ağzı yapılacak ya. Sonra neden Sezer için “taraflarından” denmiyor da “tarafından” deniyor? “Valilikten meclise, bakanlığa, olmadı müsteşarlığa sıçrasak ne olur” hesabı. Ha, bu projenin mimarı Abdullah Gül ise ona ve bu aklı bulan danışmanına da yazık. Zamanınızı başka işlere harcayın.

Aslında söylenecek söz çok ama zaman az, ben bazı yerleri koyu olarak işaretledim, oralar üzerinde fikirleşebilirsiniz. Sadece bir paragrafa dikkat çekeceğim. Bakın “sayın” vali (bu tür adamlara sayın demezseniz bozulurlar, devlet geleneğidir, ihmal etmeyelim) reklam filmi çekimi, afiş, broşür basımı, klip çekimi filan demiş. Demek ki 4 yıl boyunca devlet kaynakları yağmalanacak. Allah bilir trilyonlar gidecek bu işe. Peki biz ne yapalım? Elbette keseyi doldurmaya bakacağız, hemen aklıma geliveren projeler şunlar:

1- FST ve Kırk Haramiler Yapım ve Prodüksiyon LDT. KOLL. A.Ş. Milli Eğitim Bakanlığına sunulmak üzere “Türkiye Okuyor, Çağdaş Uygarlık Buna Ne Diyor”, “Haydi Türkiyem Kıraathaneye”, “Vali Diyor ki: Oku, Biz Neden Yedik bu B.ku”, “Okumayan Alim, Yazmayan Katip Olmaz”, “Oku, oku, nereye kadar”, “Bilinçli Yurttaş Kitap Okur, Bilinçsizi Okumaz” türü projelerle ülke kalkınmasına katkı için gönüllü olur.

2-FST Jeodezi, Haritacılık A.Ş. İstanbul’un kültür-fizik-okuma haritası için AKP il teşkilatı üzerinden Belediye ve valilik nezdinde teşebbüsi şahside bulunur. Çizilen “Okuma Haritaları” stratejik bilgi içerdiği gerekçesiyle çok yüksek bedelle Savunma bakanlığına satılır.

3- FST Matbaacılık A.Ş. ucuz broşür, dandik afiş, “Ah Osmanlı Neredesin” temalı kitap basımı konularında yaratıcı projelerle ve sağlam komiyonlu siyasi referanslar eliyle harekete geçer.

4. FST Bilişim, Bilgi ve Uzay Çağı, İletişim ve Koordinasyon AŞ “Türkiye Okuyacak, Bilgi Çağını Parçalayacak: Her Okula, kahvehaneye, lokale, dernek binasına bir laptop, yanında kablosuz modem, klavye” projesiyle gündemi sarsar. Elde edilen gelirin bir kısmı Mehmetçik Vakfına bağışlanır.

5. FST Müteahhitlik ve İnşaat AŞ “Türkiye’de kahvehanelerin modernizasyonu ve yeniden kıraathaneye dönüştürülmesi” projesiyle TOKİ’ye başvurur.

Aranızdaki bazı kötü niyetli devlet düşmanları “canım bu iş için bu kadar masrafa gerek var mı, lüzumsuz işler bunlar, üstlerine vazife olmayan işe karışmasınlar, vatandaş ne yapacağını bilir” dese de beni devlete, millete hizmetten alıkoyamazsınız.

Son söz; “Okuyunuz babanız gibi eşşek olmayınız” Fethi Sipahi Tan, FST Şirketler Grubu Başkanı.

Kırk Yıl Önce

FST Mart 27th, 2008

lrg_cover.jpgKırk yıl önce biri 2008′de dünya nasıl olacak diye yazı yazmış. Tabii adam bazı ilginç isabetlerle birlikte çok yerde çuvallamış ama 1960′ların hızlı uzay yarışını filan düşünürsek bugün çok daha ileri bir yerde olacağımız kanaatini küçümsememek gerekir. Benim de çocukluğumda Uzay 1999 Ayüssü Alfa filan vardı. 1999 yılını geçtiğimizde dünyanın o dizinin oynadığı 1979 yılından pek farkı yoktu. Bir de Jetgiller vardı ama o herhalde konumuzla ilgili değil.

Uzay demişken, Stanislaw Lem’in ardından bir diğer bilim kurgucu A.C. Clarke da vefat etti. Kendisi yine yukarıdaki tahminin yapıldığı 1968 yılında Gözcü adlı hikayesi üzerine çekilen “2001: Bir Uzay Macerası” filminde Aydaki üslerden filan bahsediyordu. 2010′da Jüpiteri patlatıp bir güneşe dönüştürmesini de takdir etmemek mümkün değil. Bu vesileyle Clarke’ı da Dave Bowman’a kavuşması dileğiyle saygıyla anıyorum.

Bana sorulacak olursa 2048 yılında dünya bazı teknolojik cihazlar dışında 1968 veya 2008 yılından farklı olmaz. Hele Türkiye’de birşey değişmez. Kelek konularla eğlenir durur insanlar.

Ekonomista

FST Mart 27th, 2008

Haziran ayında İzlenimler 4 yılını dolduracak. Bu dört yılda çok istememe rağmen bunu ikame edecek bir site çıkmadı, bir iki defa ben yetenekli yorumcuları itekledim ama sürekli olmadı. Ancak son bir gelişme beni ümitlendirdi. Birkaç gündür yorumculuktan yazarlığa terfi eden Mr No dostumuz Ekonomista blogunda bu işlerde önemli bir potansiyel taşıdığını ispatlayacak gibi görünüyor. Dengeyi bozmadan bu minvalde giderse yorumcu olarak oraya geçip gönül rahatlığıyla emekli olabilirim demektir.

Ekonomistaya süreklilik dilerim. Tabii ben olsam adresi ekonomista.blogspot.com şeklinde oluştururdum. Yolun başındayken bazı temel konulara dikkat etmek ilerisi için yararlı olur.

Kapat
E-posta ile paylaş