Archive for Mart 31st, 2008

Ya ne deseydi

FST Mart 31st, 2008

sahin.jpgBana göre gereksiz yere başörtüsü konusunda ulusalcı kesime malzeme sağlama fonksiyonu üstlenen ve geçenlerde başına gelen bir hadise sebebiyle kendisine destek olduğum Doç. Şahin Filiz, Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak gittiği bir konferansta şunları söylemiş ve hadise büyümüş:

Belediye Kültür Salonu’ndaki konferansta konuşan Konya Selçuk Üniversitesi’nden atanan ilahiyatçı Şahin Filiz, büyük önder Atatürk’ün İslam dinini en iyi anlayan insanlardan biri olduğunu söyledi. Şahin, Kuran-ı Kerim’de ’türban’ gibi bir ifade olmadığını söyledi.

[…] Prof. Dr. Filiz, konuşmasının ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı. Bu sırada bir katılımcının, “Dinimizi öğrenmek için sadece Kuran-ı Kerim’i kaynak alabilir miyiz?”sorusu üzerine Prof. Dr. Filiz, “Kuran-ı Kerim sek içilmez, yanında başka kaynakları da incelemek gerekir” dedi. Bu yanıta öfkelenen bir katılımcının, “Biz buraya dinimizle ilgili bilgi edinmeye geldik. Ama siz bizi peygamberimizden ve dinden soğuttunuz. Kuran-ı Kerim’in tek başına kaynak olup olmayacağını alkollü bir örnekle açıklayamazsınız” diye tepki gösterince salondaki dinleyiciler arasında tartışmalar çıktı. Tartışmalar büyüyünce de konferansa son verildi.

Malum genel olarak söylediklerinin makul olduğunu eskiden de belirtmiştim yalnız örnek vereyim derken sallamış hoca, Kuranı Kerimde türban gibi bir ifade yok demiş, iyi ama Kuran’da babaannelerimizin başörtüsü diye bir ifade de yok zaten. Şahin bey o konuda sağlam bir mantık yürütmemiş. Neyse, bu konu şimdilik ilgi alanıma girmiyor, aslında konuyla ilgili geçenlerde ilginç şeyler oldu ya, ben şu “sek” işine bir şey diyeceğim o kadar.

Yahu hoca bakmış karşısında koca ADD İzmir Şubesi, çağdaşlığın son kalesinde coşası gelmiş. Ne deseydi karşısındaki “ödünsüz” kesime: “Kuranı Aziymüşşan yanında elbette Ehadisi Nebeviyye ve eimmei müctehidiyn ve İcmaı fukahaya da itibar etmek lazım” mı deseydi? Ben de olsam çağdaşlık abidesi zümreyi görünce “Kuran sek gitmez, yanında bir parça hadis, iki dilim yorum olursa değmeyin keyfime” derdim.

Bana göre Şahin Filiz onikiden vurmuş. Helal olsun.

(Not: İnşallah Atilla Yayla’nın başına gelenler onu da bulmaz, malum o da ağzından Atatürk için adam sözü kaçırdığı iddiasıyla cezalandırılmıştı. Vakit yarın tutar bunu ele alır, ne bileyim. Gerçi savcılar Atilla Yayla konusu kadar bu işi önemser mi bilemem)

Bravo

FST Mart 31st, 2008

veli1.jpgGeçenlerde bir öğrenci velisi çocuğunu döven öğretmeni okulda iyice benzetmiş. Bravo. Yalnız adamın tek gözü morarmış, bence veli eksiği daha sonra tamamlamalı. Bu öğretmenin mor gözlü resmini de milli eğitim bakanlığı tüm okullara çerçeveletip asmalı ki öğretmenler ayaklarını denk alsınlar. Peki neden tek çare öğretmenlerin doğrudan veliler yahut bu amaçla kurulmuş sivil toplum örgütleri tarafından dövülmesidir?Bu kısaca halk arasında isabetle belirtilen “it iti ısırmaz” mantığının tabii bir sonucudur. Aşağıdaki örneklere bakalım:

İstanbul Ali Kul Çok Programlı Lisesinde oruç tutmadığı için Alevi öğrenciyi döven öğretmen Z.Y’ye kınama cezası verildi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Z.Y’nin görev yerinin de değiştirildiğini belirtti.

CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, konuyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelttiği soru önergesini yanıtlayan Bakan Çelik, öğretmen Z.Y’ye herhangi bir para cezası verilmediğini açıkladı.

Çelik, İstanbul Valiliğinden alınan bilgi kapsamında, İstanbul Ali Kul Çok Programlı Lisesi’nde görev yapan edebiyat öğretmeni Z.Y hakkında soruşturma yapıldığını ve soruşturma neticesinde, “kınama” ve “görev yeri değişikliği” yaptırımlarının uygulandığını ifade etti. Çelik, para cezasına ise gerek görülmediğini bildirdi.

Yahu ne soruşturması, ne kınaması, bir de adam aranıp bulunmasın diye yeri değiştirilmiş. Çocuğun Aleviliği de önemsiz, okullarda dayak mezhep ayırımı tanımaz. Bana göre derhal bir sivil toplum timinin yeri değiştirilen öğretmeni bulup kınama cezasını 3-4 yumruk ve bir dizi tekmeye dönüştürmesi şarttır. Ha, bu işi mezhep dayanışması gayretiyle Pir Sultan Abdal cemiyeti üstlenirse o da güzel olur, şık düşer. Yok “Gelin canlar bir olalım, işi kolay kılalım” prensibi uygulansın denirse bendeniz de seve seve ekibe katılırım. Öğretmeni “kınadıktan” sonra bir yol Cağaloğluna varıp bakana bilgi veren İl Milli Eğitim Müdürünü de “aylıktan kesme”ye mukabil cezalandırırız. Asıl Ankara’daki elebaşları önemli ama artık orasını Ankara’daki Sivil Toplum Örgütleri halletsin. Bakan ve Milli Eğitim Bürokratları akşam vakti birer pusuyla kıstırılsa ne lazım gelir.

Bakın aklıma ne geldi, AB malum proje için vara yoğa para dağıtıyor, bizim valilikler filan “çocuk dostu şehir” diye saçmalıyorlar, gelin bir proje de biz yapalım “çocuk düşmanı öğretmenlere haddini bilfiil bildirme ve ibreti alem yapma” projesi ile AB’den  milyon avro kapıp hem ülke ekonomisine katkıda bulunalım hem de masum ilkokul çocuklarının intikamını almış olalım. Yok bu iş gavur parasıyla olmaz, hamdolsun biz de yeteriz deniyorsa o da olur. Parayla katılamayan bilek gücüyle ekibe girebilir.

Misal bu adamı hallettikten sonra şuna yöneliriz:

Muğla´nın Yatağan İlçesi´nde, derste ayağa kalkan öğrencisine sinirlenen Türkçe öğretmeni Tansel K. (48) yumruklarını konuşturdu. Karnına yediği yumrukla nefes alamayan ve yere yığılan 13 yaşındaki öğrenci S. Y., hastanede tedaviye alındı. Soruşturma kapsamında, verdiği ifadenin ardından Kaymakamlık binasından koşarak kaçmaya çalışan öğretmen ise “Çocuk yaramazlık yaptı. Biraz sert uyarmış olabilirim” dedi.

Anne Havva Y., resmi şikayetlerini yaptıklarını ve öğretmenin mutlaka cezalandırılmasını istediklerini belirterek, “Çocuğumu okula dayak yesin diye değil eğitim alsın diye gönderiyorum. Servet zaten çelimsiz, biraz da hastalıklarla boğuşarak büyüdü. Yumruğu yiyince nefessiz kalmış. Oğlum ya sınıfta ölüp kalsaydı, hastane yakın olmasaydı, bunun hesabını kim verecekti” dedi.

ÖĞRETMEN DERSE DEVAM EDECEK

Öğretmen emniyetteki ifadesinin ardından, idari soruşturma kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Mehmet Yılmaz’a da yaklaşık iki saat ifade verdi. Öğretmenin suçlamaları kabul etmediğini belirten Yılmaz, “Öğretmen hakkında idari ve yasal soruşturma başlattık. Soruşturma bitene kadar öğretmen derse girecek” demekle yetindi

PAZARDA KOVALAMACA

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki (Kaymakamlık binası) ifadesinden sonra, gazetecileri görünce koşarak kaçmaya başlayan öğretmen, soruları yanıtsız bıraktı. Tansel K.’nın, Yatağan Pazarı içerisinde koşarak kaçmasını vatandaşlar, öğrenciler ve veliler şaşkınlıkla izledi. Bazı öğrenci ve velileri öğretmenin peşine takıldı. Bir ara arkasını dönüp, “Beni öğrencilerimi çok severim yaramazlık yapınca uyarırım, çocuk da yaramazlık yaptı, biraz sert uyarmış olabilirim ama pişmanım” diyen öğretmen, pazar yerinde kayıplara karıştı. Kovalamaca saniye saniye kameralara yansıdı.

Yatağan Pazarcı esnafı da ayıp etmiş. İlle biz ekip kurup AB’den para alacağız diye beklemek mi lazım? Balıkçı, marulcu, hıyarcı hiçbirinizin çocuğu  yok mu, 13 yaşındaki çocuğu yumruklayan “eğitim gönüllüsüne” bir meydan dayağı çekip başta fukara kadıncağızın ve tüm ümmeti Muhammedin yüreğini bir parça serinletseniz ne olurdu? Neyse, pazarda kaçıp kurtulmuş öğretmen ama herhalde Pir Sultan el Fethi grubu yakalayacaktır. Tabii başbakan telefon edip “evladım üzülme öğretmenin karnına yumruk atmış, öğretmendir yarın benim de çenemi dağıtır, bak Fatih Sultan Mehmet’in hocası Molla Gürani II. Murat’ı dövmüş” derse ona bişrşey diyemem.

Bu arada AKP’li bakanın yalama cevabından da çapını ölçmüş olduk. 301 davasında kıvırıyorlar, öğretmen işinde de “para cezasına gerek görmemişler”. Zorbaya para cezası verin mi diyen var size, hayret birşey, adam alenen kendisine karşı gelme imkanı ve hakkı olmayan bir çocuğu dövüyor, hala üç-beş kereste “kınama, uyarı” filan diye konuşuyor. Savcıları uayndıracaksın, bu adamı koruyan müdürüne, il müdürüne, bakanına kadar içeri tıkacaksın. Nasıl memleket anlamadık. Yargıtay başsavcısı şu sebepten kapatma davası açsa gidip elini öpeceğim ama nerde.

Evet, öğretmeni döven veliler çoğaldıkça Türk Eğitim Sistemi adam olacaktır, it madem iti ısırmıyor, insan köpeği ısırsın ki biraz haber görelim. Ya “zorunlu devlet eliyle eğitim” zorbalığı biter ya da benim memura meydan dayağı projem AB yoluna girer duyurmuş olayım. Seni kim takar diyen de dikkatli olsun, uçan tekmem zorludur. “Canım aileler de çocuğuna sahip çıksın, öğretmen kaç para alıyor” diyene ilave kafa da düşünülebilir. Zorsa niye öğretmenlik yapıyor, gitsin zaten yaptığı ek işte uzmanlaşsın birader.

Kapat
E-posta ile paylaş