Ya ne deseydi
FST 31 Mart 2008
Bana göre gereksiz yere başörtüsü konusunda ulusalcı kesime malzeme sağlama fonksiyonu üstlenen ve geçenlerde başına gelen bir hadise sebebiyle kendisine destek olduğum Doç. Şahin Filiz, Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak gittiği bir konferansta şunları söylemiş ve hadise büyümüş:
Belediye Kültür Salonu’ndaki konferansta konuşan Konya Selçuk Üniversitesi’nden atanan ilahiyatçı Şahin Filiz, büyük önder Atatürk’ün İslam dinini en iyi anlayan insanlardan biri olduğunu söyledi. Şahin, Kuran-ı Kerim’de ’türban’ gibi bir ifade olmadığını söyledi.
[…] Prof. Dr. Filiz, konuşmasının ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı. Bu sırada bir katılımcının, “Dinimizi öğrenmek için sadece Kuran-ı Kerim’i kaynak alabilir miyiz?”sorusu üzerine Prof. Dr. Filiz, “Kuran-ı Kerim sek içilmez, yanında başka kaynakları da incelemek gerekir” dedi. Bu yanıta öfkelenen bir katılımcının, “Biz buraya dinimizle ilgili bilgi edinmeye geldik. Ama siz bizi peygamberimizden ve dinden soğuttunuz. Kuran-ı Kerim’in tek başına kaynak olup olmayacağını alkollü bir örnekle açıklayamazsınız” diye tepki gösterince salondaki dinleyiciler arasında tartışmalar çıktı. Tartışmalar büyüyünce de konferansa son verildi.
Malum genel olarak söylediklerinin makul olduğunu eskiden de belirtmiştim yalnız örnek vereyim derken sallamış hoca, Kuranı Kerimde türban gibi bir ifade yok demiş, iyi ama Kuran’da babaannelerimizin başörtüsü diye bir ifade de yok zaten. Şahin bey o konuda sağlam bir mantık yürütmemiş. Neyse, bu konu şimdilik ilgi alanıma girmiyor, aslında konuyla ilgili geçenlerde ilginç şeyler oldu ya, ben şu “sek” işine bir şey diyeceğim o kadar.
Yahu hoca bakmış karşısında koca ADD İzmir Şubesi, çağdaşlığın son kalesinde coşası gelmiş. Ne deseydi karşısındaki “ödünsüz” kesime: “Kuranı Aziymüşşan yanında elbette Ehadisi Nebeviyye ve eimmei müctehidiyn ve İcmaı fukahaya da itibar etmek lazım” mı deseydi? Ben de olsam çağdaşlık abidesi zümreyi görünce “Kuran sek gitmez, yanında bir parça hadis, iki dilim yorum olursa değmeyin keyfime” derdim.
Bana göre Şahin Filiz onikiden vurmuş. Helal olsun.
(Not: İnşallah Atilla Yayla’nın başına gelenler onu da bulmaz, malum o da ağzından Atatürk için adam sözü kaçırdığı iddiasıyla cezalandırılmıştı. Vakit yarın tutar bunu ele alır, ne bileyim. Gerçi savcılar Atilla Yayla konusu kadar bu işi önemser mi bilemem)
Popularity: 38% [?]
- Güncel
- Yorum(111)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
öyle karşısında laik görünce kıvırmakla olmaz. adam gibi konuşsun kaypaklık yapmasın. haa dersinki bana o zaten içindekini söylemiş asıl başka zamanlarda kıvırıyor, o zaman bilemem. ama herhalikarda kıvırganlık yapmaması lazım.
Katiliyorum. Kivirganlik Asenaya yakisir baskada kimseye yakismaz.
Yok ben gordum Paris hanim da iyi, bizim degme hanimlara tas cikartir…
Bu arada ADD dernegini de boyle bir konferans duzenledikleri icin tebrik ediyorum. Ama kendisini su konuda uyarmam lazim. Ataturk mevzuu oyle baska islerle karistirilmaz. Sek icilir. Orneklerle dolu bir tarihimiz var.
Sonra Malum CHP’den siyasete adilan Dinci-Ataturkcu Yasar Nuri’miz ve basina gelenler var… Kardesim sek icin sunlari… Karistirmayin…
Ben de gordum. Yakisip yakismadigini anlayamadik, kivirmadi ki. Yani Asenanin sahneye cikardigi ve kivirmayi ogretmeye kalktigi goruntuden bahsediyosaniz, baska goruntulerse bilemiycim. Bi de hapishaneden cikisini izlemistim, orda da kivirma yoktu.
Buna bakarak asgari mustereklerimiz arasinda densizlik ve tahammulsuzlugun sayilabileceklerini dusunmek yersiz olmaz herhalde. Sek olarak da mevcutlar ama bu durumda karismislar galiba.
Fethi Bey,
Din konusunda fazla ses çıkarmak istemiyorum,şunu söyleyeyim, Kur’an en birinci ve sağlam kaynaktır.
En azından nereden geldiğini biliyoruz.
Bir de yeri olmasa da şunu söyleyeyim, Din, Fizik, Biyoloji gibi bir disiplin değildir.
Sosyoloji, iktisat gibi de değildir. Bu bilimler kuralları bakımından hayatlarımızı etkilese de halk hitap eden disiplinler değildir. Bunlar akademilerde , bir grup zümre tarafından çalışılır.
Din , bir grup zümrenin uğraş alanı olamayacak kadar önemlidir, çünkü öbür dünyaznınız, sonsuz yaşamın kaybolması söz konusu. Din benim gibi vasat düzeydeki insanlara hitab edebilecek düzeyde olmalıdır. Fakat ne var ki, benden daha zeki insanlar bu ilerin içinden çıkamıyorlar.
MrNo,
Yani sek mi diyorsun?
bence kaynakların birbirini doğrulaması güvenirliği artıtırır.
yani ben burada kadınlara karşı şiddetin kuranda olduğuna savunlara karşı yine kurandan zeyd ayetini çarpazlama yapıyorum.
zeyd in eşi zina yapmamıştı.
ama hadislerde şöyle birşeyi, herkes kabul ediyor.
zeyd eşini dövmüyor,yola gelsin diye sözel ve cinsel taciz de bulunmuyor. Bu açıkça yazılmıyor ama biz anlıyoruz. zeydin ona güzellikle kapıyı açtığını anlıyoruz.(darb etme)
erkekler bunu yapacak yani. tabiat bu.
öte yandan erkeklerin bile folkorik olarak başörtüsü taktığı bir toplumda, sanki gökyüzünden aniden gürleyen bir ses duyulmuş ve kadınlar yollarda giderken aniden başörtüsü emri almış gibi, sonra telaşla sağa sola koşuşup eteklerinden kumaş kopartarak başlarını ı örtmeye çalışması açıkça saçmadır. ( böyle bir hadis var)
o zaman bu hadisi başörtüsü takmayı savunurken o ayeti güçlendirmek için kullanmazlar.
alev alatlının dile getirdiği ; uğursuzluk kadında var hadisi de, kuranda hangi ayeti doğrulamak için kullanılacak ki ? öyle bir ayet yoksa o hadis kaynağına bakılmaksızın çöpe atılır.
hadisi doğrulamak için Kuran kullanılmaz. Kuran’ı doğrulamak için hadis kullanılabilir.
o hadiste aklın süzgeçinden geçer.
Şahin Filizin dediği doğru.
sek ‘in yanına sadece meze gider.. Ama ikinci bir sek gitmez.
o mezeyi de seçersiniz. uymazsa meze olmaz.
herkes kabul ediyor dedigi Turan Dursun
Google’da ilk siradan cikan web sitesinin adi “Ateistlerin iftiralari”
Eee ondan sonra da milletin bikmasini baska seylere bagliyor….
Sek ickinin buzsuz, susuz, portakal susuz, limonsuz, lime’siz, karabibersiz, birbiri ile karistirilmadan….. icilenine denir….
Yani meze ile alakasi yok… jargonu bari dogru anlayin…
Adam demek istiyor ki Icine “aciklama gibi” birsey katmazsaniz direk anlayamazsiniz… Yaninda degil icinde!
Kulturlu olmak pek gozel birsey canimmmm!!!
Korle yatan sasi kalkar hesabi cumlemi tekrar okuyunca ben bile anlayamadim…
Tekrar yazayim su kismi :
Yaziyi alintiladigi yerde “ateistler”e cevaplar adi altinda cevap verilen kisi aslinda tum ateistler degil : Turan Dursun… Site tarafindan verilen cevabi “herkes kabul ediyor” diye buraya tasiyan ‘da “Ateistler’e cevaplar” diye yazi yazan ama “Turan Dursun’a Cevaplar” yazmasi cok daha mantikli olan bir site…
Zaten “herkes kabul ediyor” denilen cumle google’da ilk sirada burada cikiyor…
Simdi bu benim anladigim kismi tabi…. Yine de yanlis anlamis olabilme sansim var cunku konu “sek” icmekten nasil buraya geldi, konuya fokuslanmalara ne oldu orasi ayri mesele…
Yani bizi baglamayan kismi her zaman ki gibi
Yani ben bir fikir tartışmasında, hükmü verip arkasından alayı basmam.
Bunu fikir jandarmalığı olarak görürüm.
imam hatipte olsaydım bukadar rahat olmazdım derken, başıma gelecek şey okuldan atılmak olurdu, demek istiyordum. hayatımı mahveder, ailemi de kışkırtırlardı.
halbuki ben ne dedim ?
hayır, herkesin kabul ettiğini yazdım ben.
Bunu da tam cımbızla seçerek yazdım. ortak cümle bulmak için bir hayli uğraşmak zorunda kaldım. Benim evimde hem turan dursun, heme buhari ciltleri var. elebtte
internet de kullanıyoruz.
Ancak dediğim gibi o cümle seçilmiş bir cümledir. sek yanına seçilen
karabiber veya portakal dilimi gibi .
şimdi fatih bey sizin iddianız ne ? yani zeyneb kocasına aşıktı falan mı diyordunuz ?
ne ? yok öyle bişey kayıtta.
ben şunu görüyorum zeyneb kocasından hoşnut değildi.
bunun üzerine şu yorumu yapıyor ve kadınlara karşı şiddeti savunan görüşe karşı,
zeyd bir eş olarak eşini yola getirmek veya evliliğini kurtarmak için zenebi dövdükten sonra bırakmadı, diyorum.
bu nasıl despotizm bu ? hayır sen bunu göremezsin diyorsunuz.
sek yanına limon katarsınız, ama hoşaf değil.
o zaman siz yazın, zeyneb kocasını pek beğeniyordu diye bir hadis.
bence samimi olarak, knz devirme hevesinden vaz geçin artık. çünkü asıl konuyu kaçırıyoruz hepbirlikte.
şimdi bir iki site kopyalıyorum. uslüplarından atesitlerden ayrıt edersiniz artık.
hayır nereyi sallasam zaten zayneb zenci ile evlenmekten memnun değildi çıkacak.
bana soru sorun bu bilginin kaynağı ne diyin.
benle eşit insan olmak mı ağırınıza gidiyor.
kopya siteler:
Zeynep Bint-i Cahhş Efendimiz’le (sav) nikâhını Allah (cc) kıydı
Zeynep Bint-i Cahş, Resulullah’ın (sav) mübarek hanımlarındandır. Babası, Cahş ibn Riab’dır. Annesi, Resulullah’ın halası Ümeyye Bint-i Abdilmuttalib’dir.
Daha önceleri adı Berre iken Efendimiz (sav) , adını “Zeynep” olarak değiştirdi. Resulullah (sav): yanında büyüttüğü, yetiştirdiği ve evladım dediği Hz. Zeyd Bin Haris’i, halasının kızı olan Hz. Zeynep (r.anha) ile evlendirmek istedi. Hz. Zeynep Kureyşli bir hanımdı. Zeyd ise azatlı bir köle olduğu için, Hz. Zeynep, bu evliliğe sıcak bakmadı; fakat Resulullah’ın emrine karşı durmamak için bu evliliğe razı oldu
WHz. Zeyneb ve ailesi böyle bir evliliği istemedikleri hâlde, sırf Peygamber Efendimizin ısrarı üzerine rıza göstermişlerdi.
http://www.hz-muhammed.net/site/data/03_Peygamberimizin_Hayati/02_05/02.asp
Fakat ne Zeyneb ne de kardeşi Abdullah, soylu ve hür bir kadının azad da edilmiş olsa bir köle ile evlenme teklifini hoş karşılamadılar. İkisi de dayızadeleri olan Allah’ın elçisine böyle birinin kendileri için uygun olup olmayacağını sordular. Onlara göre eşraftan birinin kızı azad edilmiş bir köle ile evlenemezdi. Zeyneb daha da ileri giderek kendisinin böyle biri ile evlenemeyeceğini söylüyordu
http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=4181
evet içki kültürüm yok. meze yazınca köylü kaldım. şimdi daha güzel oldu.
sek yanına limon karabiber, portakal gibi zor seçilen demek.
sevdim ben bu doç şahin filizi .
karabiberi sekin yanına gider diye nasıl keşfettiler acaba
hoca’nın bilmediği belli. zira rakı sek içilir.
imam hatipte olsaydım bukadar rahat olmazdım derken, başıma gelecek şey okuldan atılmak olurdu, demek istiyordum. hayatımı mahveder, ailemi de kışkırtırlardı.
Yorumcu yorumcu degil, 70 yillik gezgin mubarek.
dün atilla yayla ile yapılan küçük bir toplantıya katıldım. orada islamcıların hoşuna gitmeyeceğini düşündüğüm bazı tespitlerde bulundu. nitekim islamcı katılımcıların bazıları itiraz etti. ben de not tuttum.
bu arada, atilla hoca AKP’nin kapatılacağını söyledi. bu ilginçti işte.
Fethi Bey,
Benim içki kültürü fazla değildir. Din kültüründen daha az diyebilirim.
En son boyle cumle kuran bir arkadasi Ankara’da birseyler birseyler Lokaline goturmus ve yarim “ufak” icirmeye calismis, 3. bardagi bulmadan “yaw bu import mu export mu?” “farkli marka carpti herhalde” “fena oluyorum” “yok bu tekirdag degil” “sekerli mi ne?” tarzi seyler soylemis ve kendini disari zor atmisti
Yani demem o ki “ne hoca hoca, ne raki raki”…
Baksaniza Atilla Yayla “bile” “islamcilarin hosuna gitmeyecek tespitlerde” bulunmus… Dunya nereye gidiyor belli degil
Harbiden ilginc bu… Atilla Yayla nerden bilmis bunu… hmmmm Cumhurbaskanini bile olayin icine katmalarindan olabilir mi?
Bir de parti kapatilacak demis
Merak ettim walla ne demis acaba :p
Fatih bey,
Merak ettim walla ne demis acaba
Bilyaal bey bazi notlarini bloguna gecmis: http://bliyaal.blogspot.com/2008/04/atilla-yayla-ile-sohbet-getiimiz-hafta.html
Bulent Bey tesekkur ederim. Sayfayi hemen kaydettim. Yarin obur gun Atilla Hoca cikar tersi seyler soylerse yada Bliyaal’in bunlari oldugu gibi aktarmadigi ortaya cikarsa lazim olur…
Atilla Hoca’nin daha bu pazar ciktigi Samanyolu Televizyonu yoneticileri hakkinda “Fethullahçılar tipik hoşgörü tanımına uyan şeyler yapmıyorlar,” ve “Fethullah hoca cemaatinde alt tabakadan olanlar liberalizmden etkileniyorlar, üst tabakadan olanlar ise bundan rahatsızlar” dedigini aslinda emaille falan Samanyolu yoneticilerine gondermek lazim. Adam gazetenizde yaziyor, televizyon programina katiliyor sonra da gidip sohbetlerde arkanizdan “Fethullahci” falan gibi sevmediginiz sifatlarla sizleri tanimlayip “liberalizmden rahitsizlar” diyerek saydiriyor demek lazim…
Sonucta hos seyler degil bunlar…
Birsey soracagim, “Fethullahci” demek niye kotu? Erbakanci filan diyorduk, kizmiyordu kimse. Gulenci mi demek lazim? Ilk ismin kullanilmasi midir kirici olan? Yoksa baska bir sikayet mi var?
Walla Gulen’in kendisi (nerde demistir, ne zaman demistir bulamadim simdi ama ya milliyete ya da sabaha verdigi mulakatta demisti) “bu tabir bana kufur edilmis gibi geliyor, bize illa birsey diyeceklerse Muhammetci desinler” demisti…. (Mealen)
Benimkisi kendisine saygi… Ben biri beni oyle cagirma derse cagirmam… Hikaye bundan ibarettir…
MFG ‘nin Fethullahçı denmesini küfür kabul ettiğini ben de bir yerde okumuştum. Muhammetçi desinler kısmını bilmiyorum. MFG cemaatine de Kalvinist Müslümanlar denmesinden rahatsız olmuştu, çünkü biz kendimiz yeni bir şey getirmedik diyor. Cemaati tanımlamak için Gülen Cemaati, Nurcular gibi tanımlar kullanılabilir. Ben MFG cemaati veya the cemaat şeklinde kullanırım. Böyle bir kullanım gerekli mi, bence cemaat uygulamaları ile diğerlerinden farklı ve tanımlamak için gerekli. Tarikat deseniz de kabul etmiyorlar.
Fethi Bey,
İçmeyi bilene sek de gider,fazla kaçırıp sağa sola zarar vermesinler yeter.
Aşırıya gidenleri kırmızı sokaklarda (yeşil olsun) izole etmek lazım.
Eh ama — ortaya cikiyor ki kendileri haric — hemen her kesim ‘Fethullahci’ diyip duruyordu ben bu cemaati ilk duydugumda. S ile baslayan ismi yanlis soylenince kizan uyeleri olan bir cemaat daha var, burada lafi gecer bazen ama onlarin itirazi ve ‘bize sunu deyin’ tarzi boyle degil. Neyse, madem usul budur bundan sonra illa benim ve arkadaslarim icin birsey diyecekseniz de …
Birgun birisi yasaklamaya gelince basortusune ‘turban’ deme isini de ‘Muslumanlar’ diye cogu kendisine Musluman diyen halkin icindeki bir guruptan bahsedilmesini de, bu ‘Muhammetci” filan seklinde pek de gizli olmadan sirtini gayet ucuza dine dayama tesebbuslerini de politik dil kullanimi ve dil araciligi ile dusunce zeminini ve tartisma ortamini baski altina alma acisindan inceler herhalde. Ornek cok, cumleyi bitirdim ama aklima gelmeye devam ediyor. Ilerici/gerici de boyledir mesela, ‘ilericiyiz’ diyenler ona buna ‘gerici’ demeseler de kendilerini ulularlar. ‘Islami basin’ da benzer bir laf. ‘Aydin’, keza, boyle bir kullanim olabilir (’karardin’ filan diye bir kelime olmasa da).
Bulent Bey,
Bu “dinci” , “andicci” , “darbeci”, “malum”, “sermayeci” medya tabirleri gibi… Mesela “dinci” medya dendigi zaman “muhafazakar” yada “liberal” “demokrat” “ozgurlukcu” diye adlandirilmak isteyen medya kiziyor. Ama biz “Andicci” “darbeci” medya bunu dedigi zaman (
) bunu hemen anliyoruz, yani kimden bahsettiklerini… Gerci bazen “Taraf”i “Sabah”i falan da isin icine karistirinca bizim de kafamiz karisiyor acaba kimi kasteddiler diye ama genel olarak kimden bahsettiklerini anliyoruz…
Ben Gulen Cemaati tabirini kullaniyorum, “bizim” medya da oyle kullaniyor… Ama “malum” medya pek sallamiyor boyle seyleri… Hatta daha agir ifadeleri de var tabi… Bir de capraz atese yakalananlar var ki onlara hic girmiyorum…
Bülent Bey,
Yorum yazarken benim de aklımdan geçti aslında tartışma ortamını baskıya alma hali. Cemaat hakkında olumsuz bir laf ederseniz, hemen dine saldırı, din düşmanlığı ile suçlanma durumuyla karşı karşıyasınızdır.
Konunun muhataplarından biri olarak olaya müdahil olmak istedim;
Gülenin sözleri tam olarak şöyle
Zaman yazarı Ali Ünalın bu konudaki açıklaması ise şöyle;
Fatih Zeki Bey,
Ifademi duzelttiginiz ve linkleri buldugunuz icin tesekkur ederim. Bulent Bey normalde hemen bulurdu boyle seyleri ama siz daha hizli ciktiniz bu sefer…
Boylelikle “Muhammedci” lafini benim uydurmus olmam(yaslaniyorum ve yanlis seyler hatirliyorum) Bulent Bey’in soyledigi elestirileri de benim uzerime almami gerektirir herhalde… Yani Islamin arkasina saklanip kendini dokunulmaz ilan ettirme meselesi… Ama harbiden oyle bir amacim yoktu… Yani kendimi dokunulmaz kilmaya calismiyorum….
Fatih Zeki bey, tesekkur ederim. Bir alinti yapayim:
Evet, bir dinin mensuplarına, onun peygamberine izafeten “Muhammedci” bile denemiyorsa, “Fethullahçı, Süleymancı, Nurcu” gibi alt gruplar icat etme, ya önceki paragrafta ifadesine çalıştığımız bir kastın, ya da korkunç bir bilgisizliğin ürünüdür.
Buyurun. No bey goruyor musunuz? Kac turlu — belki bilmeden yapilan — dedigimiz turden zemini carpitan ‘baski’ olabilecek unsur var. Din mesubiyetinden ileri gitmeyen bir durum oldugu onkabul, ustune bunun tersini dolayli olarak dahi ima etmek artniyet veya cehalet olarak anlatiliyor.
Halbuki ‘Filanci’ demek yerlesik bir dil ozelligi bence. Benim ilk duydugum zamanlarda Fethullahci tipki Ecevitci veya Erbakanci (yahut Adnan Hocaci, hatta Askerci) gibi kullaniliyordu anladigim kadariyla. “Taraftar”, veya Gulen’in izahatinda gozuktugu gibi ‘onun sozunu dinleyen’ manasinda. Takim taraftarligi icin ‘Fenerli’ deme, ‘futbol asigi’ de demeye benzetilebilir bu metinde denen belki. (Simdi tipki o metinde isledigi gibi “Muslumanlik ile ‘futbol aski’ni nasil karsilastirirsiniz” diyen cikabilir. Hal oysa bosuna ‘baski’ demiyoruz diyeyim.)
Neyse, bunlarda kasit olmasi sart degil tabii, ama simdi bakmaya calistigim zaviyeden bakilinca ne kadar yaygin kullanildigini gormek kabil gibi.
Kesin boyle metin analiz ve kritigi yapmayi da ogreten (belki ucuk kacik) bir akademik dal vardir. Politik propaganda oyle goz kararina birakilacak birsey degil, bizde yoksa da disarida bunun uzmanini yetistiren yerler olmali. Yani iki tarafi da uzmanlik konusu olabilir. Ne denir bu alana bilen var mi?
Fatih bey,
Bulent Bey’in soyledigi elestirileri de benim uzerime almami gerektirir herhalde…
Hayir, oyle bir kastim yoktu. Size karsi yoktu yani. Niye oyle anlasildigini anliyorum yazdigimin, cok sarih ifade etmemisim haklisiniz. Cok genel bir halin bir tezahuru diye dusunmustum — sizde de degil o lafi etmis oldugunu dusundugumuzde.
Fatih Demir bey,
Hafızanız siz yanıltmıyor aslında..
Öyle bir vaazı dinlediğimi bende hatırlıyorum.
Ama galiba şöyleydi:
-ci, -cü ekleri bölme ekleridir,
ufaltma çabalarıdır,
illa bir şey denecekse
(müslümanlığın birlikteliğini gösterme açısından)
Muhammedçi denmeli
bizde ayrılık gayrılık yok (mealen)..
gibi hatırlıyorum..
Burada dışlama yok..
Nitekim yurt dışındaki okullar orada Türk okulları olarak anılırken,
burada Fethullahçı okullar olarak anılmakta ve olayın çapı daraltılmakta, sevimsizleştirilmektedir.
Sanki belli bir kesimin gayrı meşru bir girişimi gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.
Buda politik bir karartma hareketi galiba…
Bulent Bey,
Walla Turkiye’de carpitmak, demogoji yapmak, zihin okumak falan derler herhalde
Ama Oral Calislar’di sanirsam (simdi o da yanlis cikacak iyice rezil olacagim) Gulen’in konusmalarini degerlendirirken Cemaat ile arasinda kullandigi “o ozel dil”i sokak turkcesi yada konusmasi ile karistirmamanin gerektigini, icerden anlasilanin disardan anlasilandan farkli olacagini” anlatiyordu bir yerlerde…
Gulen’in uzun yillar sohbetlerini vaazlarini dinlemis, dergide yazdiklarini yada kitaplarini okumus insanlarin onun konusmalarindan farkli seyler anlamalari bu yuzden siklikla karsilasilan seylerdir… Bunu disariya yansiyan ifadelerinde de siklikla yasiyoruz…
Basortusune “furuat” dedigi zaman bunu “teferruat” diye yaymalarinin altinda yalnizca kelimeyi yanlis anlama yoktu mesela…
Yada Kenan Evren icin “din derslerini zorunlu kilmasi “bile” Cennete gitmesi icin yeterli ola”bilir” ” demesi disardan yanlis anlasilan hemen aklima gelen iki ornek mesela….
Kalvanist aciklamasina benzer seylerle karsilasan Ali Seriati’nin bakis acisi da aynidir mesela… taaa yillar oncesinden ayni seylerle karsilasan baska bir dusunurun cevabi :
Fatima Fatimadir’dan…
Fatih (Demir) bey,
Ama Oral Calislar’di sanirsam (simdi o da yanlis cikacak iyice rezil olacagim) Gulen’in konusmalarini degerlendirirken Cemaat ile arasinda kullandigi “o ozel dil”i sokak turkcesi yada konusmasi ile karistirmamanin gerektigini, icerden anlasilanin disardan anlasilandan farkli olacagini” anlatiyordu bir yerlerde…
Aa bunun sizin orasi icin “Straussian text” denen bir turu var. Ustelik (tam komplo teoristlerine pas) bazi cevreler tarafindan Leo Strauss’un bu simdiki neo-conlarin babalarindan oldugu soylenir. Link vermeyeyim cunku kalite tartacak durumum yok, google her yerde calisiyor.
islamiyette rasyonelliğie ceseret edemeyince o açlığı duyguya boğulup kapatmaya çalışıyorlar.
sabaha kadar ağladıktan sonra geriye yine aynı sorular kalıyor. görmezden gelince yok olmuyor.
hadi birlik olalım, manevi olalım. olmuyor işte.
ısmarlama olmuyor.
akıl yürütme tümden yanlıştı ki, st petesburga gittiklerinde oruç tutamaz oldular.
bunu görmeyim ama ağlayalım. duyguya boğlulalım.
bu duyguya boğulma işi esasen solcuların marş ile çoşmasına benziyor.
itiraf edelim ki, solcu marşları da bir hayli iyidir. ama devrimin ertesi gün
geriye hep görmedikleri sorularla başbaşa kalırlar.
not : yukarda zeynep ile hadislerde ben hepsinin ortak paydasını yazmıştım.
düşünürken bir yönetminiz olmalıdır.
Yazımın sonunda aynen şöyle demiştim: “Haa, bu arada not aldığım bir-iki cümleyi buraya yazmadım. Birileri fırsat bilip gene başına iş açmasın dedim.”
Hoca yazımda bahsettiğim ifadeleri sık sık kullanmasına rağmen, toplantıya katılan İslamcılardan tek bir tanesi dahi çıkıp “siz nasıl olur da bu tarz ifadeler kullanırsınız,” diye hocaya itiraz etmedi. Üstelik aralarında Nur cemaatinden gelenlerin olduğuna da eminim. Ama ona rağmen yukarıdaki yorumlarda birileri hocayı Samanyolu televizyonuna ve Zaman gazetesine şikayet etmekten bahsetmiş. Adam belki utanmasa şantaj da yapacak. Bazı insanların işleri güçleri sorun çıkartmak ve başkalarını rahatsız edip başlarına iş açmak. Niye böyle bu? Çünkü bu tarz adamlar hayattan nasiplerini almamışlardır.
Atilla Yayla’yı hiç tanımayan bazı tipler onun bir-iki cümlesinden hareketle kalkıp onu kendileri gibi düşünen biri zannediyorlar. Sonra da hoşlarına gitmeyen şeyleri söylediğinde bozuluyorlar.
Bu arada, Fethullah hoca “Fethullahçı” denmesinden rahatsız oluyorsa, çıkıp “ben Nur cemaatinin lideri değilim,” desin de görelim.
Yazdigim kismi bir kere daha alintiliyorum :
Ben sahsa guvenmedigim icin once Atilla hoca’ya gonderdim yazilanlari… Eger Atilla Hoca bunlari evet dedim derse ben de Samanyolu yoneticilerine “sizin icin soyle soyle diyor” diyerek bir mail atacagim….
Bunu da “ispiyonculuk” olsun diye degil kapali kapilar onunde ve arkasinda farkli seyler soyleyen insanlari sevmedigim icin yapacagim…
Butun Islam’i dergilerde yazilari cikan, butun Islami gazetelere yorum yazan, butun Islami televizyon programlarina katilan bir dusunurun bu yerlerde kendisini ifade etmesi icin butun imkanlar sunulmus iken boyle seyler soylemeyip baska mekanlarda bu dusuncelerini ifade etmesi de bana ilginc geldi…
Atilla Hoca korkusuzca Kemalizmi toplumsal yerlerde elestiriyor da muhafazakarlari, islamistleri! yada dusuncelerini “Fethullahci” “korkak” gibi avam tabirlerle kapali kapilar ardinda elestiriyorsa bunda bir problem vardir…
Bunun bozulma ile falan alakasi yok. Madem Muhafazakarlari begenmiyor neden kanallarinda bunu ifade etmiyor onu soruyorum?
Icten pazarlik mi bu? Iki yuzluluk mu?
Elestirmek ayri birseydir ama bunu gizlemesine gerek yok yani. Muhafazakarlari elestiren o kadar insan bu medyada yer buluyor Atilla Hoca’da yer bulur. Ama nabza gore serbet igrenc birseydir… Midemi bulandirir…
Tabii, tabii, sen devam et ispiyonculuğa, sonra belki Stv ve Zaman’dan mükafat da alırsın.
Böyle şikayet etme, laf taşıma gibi şeyleri yapan insanlardan hep tiksinmişimdir. Bari müslümanın deme be kardeşim!
Bliyaal bey,
Böyle şikayet etme, laf taşıma gibi şeyleri yapan insanlardan hep tiksinmişimdir.
Hmm, tasimaksa lafi ben tasidim aslinda. Umuma acik yere yazmissiniz, bunun tasimasi nasil oluyor acik degil bence. Aklima gelmedi de degil, ama acik blog diye dusundum.
Tabi bunlarin hepsini hala bu cumlelerin icine “hicbir cumle katilmadigi” ongorusu ile yaziyorum. Hele Atilla hoca “evet aynen oyle dedim” yada “Tamamen uydurma” yada “sunu sunu dedim ama surasini degistirmis” desin ondan sonra olay cok daha farkli mercilere varacaktir…
Sikayet etme ve laf tasimanin Muslumanlikta yeri nedir? ne degildir kismi da ilginc. Hocanin lafini bloguna tasiyan sensin…Senin blogun linkini STV yada baska bir yere yollayinca ben laf tasimis oluyorum oyle mi? Sen ne oluyorsun orasi belli olmuyor tabi bu arada….
Ben en azindan ne yapacagimi falan aciktan yaziyorum, Atilla hocana da maili kendisine kacta attigimi sorabilirsin. Isim soyad ayni…
Boylelikle kim yalan soyluyor kim laf tasiyor kim ortaligi karistirmaya calisiyor ortaya cikar…
Su muslumanlik meselesi de seni hic ilgilendirmez… Ister Muslumanim derim isler Islamim… Ama hem Muslumanim deyip hem Muslumanliga saldirirsam sen o zaman elestir beni…Oldu mu?
Bulent Bey,
Sizlik birsey yok burada. Benim yaptigimi “laf tasimak” olarak adlandirdiktan sonra bloguna girip 50 tane tasidigi laflari ornek olarak getirebilirim buraya… Ama gerek yok…
Kendisi acikta birsey gordu diye heyecanlandi ama gordugu seyin hayalinde kurdugu seye benzemeyen birsey olmasi onu uzdu. Toparlanir birazdan.
Zaten ikinci mesajin kisalmasi bunun gostergesi….
Ben kisa dedim diye ucuncu mesaji da uzatmaya kalkar simdi bakin gorun
Eger su an yazmaya basladi ise bu mesajimi da goremeyecegi icin benim soylemem yuzunden mesajini da degistiremez…
Ama kendisi ilginc biri… Sagi solu birbirini tutmuyor… Bazen ironi diye yaptigi seyleri gercekten ima ediyor mu etmiyor mu bilmiyorum…
Yani AKP’lilere “ayak takimi” “benim oyum bir coban ile nasil ayni olur diyen” Aysun Kayaci’dan daha zeki bir insan oldugunu dusunuyorum… Ama ayni “veri”leri kullaninca acaba diyorum bazi bazi…
Bu arada Aysun Kayaci’ya destek artiyormus….
Yahu Bolsevik ihtilali sirasinda yasanmamis miydi bu koylu=isci=profosor oylarinin denk olmamasi meselesi???
Bir de Turkiye’de butun oylar esit olmasa bile manken(!!!)’in oyu neden coban’inkinden dusuk olsun ki? Bence tam tersi olmali… Siraliyorum :
Manken <Coban<Geri kalan herkes :p
Sayfayi kaydettigim iyi olmus
çobanlar yüzlerce koyunu aynı anda aklında resim olarak kaydebiliyor.
zihinde fotoğraf kaydetmek özelliğine sahip belki de tek iştir.
insanlar çobanı hayvanlarla ilişkileri nedeniyle anlayamadıkları için küçümsemiştir ama
hayvanlara hükmetmek kolay bişey değil.
fakat cahiller vardır. bir toplumda cahiller herzaman vardır.
eğer tolumdagüç sahibi kişiler cahillikten beslenmeyi cahillikle mücadeye tercih ederlerse o tolum çöker.
aysun kayacı da cahillikten besleniyor, zapsu gibi politikacılar da, tuzla belediyesininde 9 yaşında kız evlenir diye bedava broşür basanlar da..
cahillikten beslendiğimiz için expo izmiri kaybettik. medeniyettler buluşması gibi içi boş ve kimseye heyecan vermeyen bir sloganla girdik. sanki ortadoğu barış konferansına adaydık.
eski tarihi esere civi çakarak, kayıt masasına aysun kayacı gibi bir manken koyarak ,ve de cami ile antik kiliseyi poster yaparak bayatlamış medeniyetler buluşmasından ötesine gidemedik. oraya bir çini bile koymayı akıl edemedik. neden ? çünkü okulda bize 4 din öğretmişlerdi. kimi inandırabiliriz ki kendimizden başka buna.
halbuki milano koskoca mavi bir gezegeni koydu oraya !
aysun kayacı sözleri için bas bas bağırmayı bile küçümseme sayarım.
almanya konsuluğu kapısında bizim seçmen sabaha kadar vize bekliyor, bir tornunu
görmeye gidecek adam ama gidemiyor.
avrupa kapılarında daha fazla aşağalanan başka ülkeden seçmen grubu mu var ? o seçmeni adam yerine koyan politikacı mı var ?
çoban devlet hastanesi çocuk ünitesinde mikroptan çocuğunu kaybederken kimse hatırlamıyor ama. ( afrika ülkelerinin bile gerisine düştü çoban çoğunun yaşam hakkı)
sadece karga gibi ağızında oy varken iltifat alıyor yırdum insanı.
Knz Hanım,
Bizim çoban vardı böyle. Keçileri aklında tutabiliyor ama yüze kadar sayabiliyordu,salında yüzden fazla keçinin boynuz, kulak, renk özellikleri, yavrularının özellikleri ezberindeydi. Bu çoban bizim meclisteki vekilleri sayamaz bu durumda çünkü 550 tane var.
Çobanlar Aysun Kayacıya göre daha az vergi veriyor, ama onun düşüp kalktığı erkeklerden daha uzun süre askerlik yapıyor. Vatan için ölen insanlar bu çobanlar. Az vergi verenler çok askerlik yaparak bu açığı kapatıyorlar. Kimse ben çok vergi veriyorum, benim devlette daha çok hissem var demesin.
Ayrıca kızları da askere alsınlar.
Ben okuldan mezun olduktan sonra başvurduğum işlerde en çok karşılaştığım kriterler askerliği yapmış olmak, yaş ve yabancı dil. Kadınlar askerlikle yükümlü olmadıkları için iş piyasasında fiili pozitif ayrımcılık görüyorlar. Bu konuya nereden girdim yahu
Mr No
Yeterli degil ama bu pozitif ayrimciligin bi yrden baslamis olmasi guzel. Eminim pasalarimiz bunu kadinlara pozitif ayrimcilik olsun diye yapmislardir zaten. Muzmin Anonim buralarda olsa anlatirdi nicin kadnlarin askere alinamayacagini.
Sizde enerjinizi askeri uzerimize yikmakta degil, kendinizi kurtarmakta harcasaiz iyi bi is etmis olursunuz fikrimce.
Betül Hanım,
Böyle bir enerji kaybı yok. Zorunlu askerliğin kalkması daha iyi olur.
Dün akşam Fatih Demir jurnalleme temayülleri gösterince ne olur ne olmaz diyerek blogu bir süreliğine kilitlemiştim. Nitekim benim buradaki esas endişem, böyle kişilerin benim yazdıklarımdan hareketle Atilla Yayla veya başkalarına zarar vermeye kalkışması ya da onlardan çıkar elde etmeye çalışmasıydı. Bugün de dışarıda olduğumdan geç vakitte Atilla hocanın bana gönderdiği maili gördüm. Ardından kendisine telefon açıp durumu izah ettim. O da bana konuşmasındaki kimi yerleri daha açık ifade etti. Sonuçta bir şey olmadı. Yazıyı onun isteği ile kaldırdım. Anladığım kadarıyla hoca benim blogda daha önce yazdıklarımdan da haberdarmış, ancak bana şimdiye değin bu konuda herhangi bir şey söylememişti. Fakat birilerinden “bak şikayet ederim” tarzı bir mail aldıysa bundan dolayı sıkılmış olabilir.
Diğer taraftan ben de Fatih Demir’in benim bloguma girip, oradan benim aleyhime ya da zararıma kullanabileceğini umduğu bazı yazıları kesip sakladığını bu yolla öğrenmiş oldum. Öyle görünüyor ki, buradaki görünen amaç eleştirmek değil, başka şeylerin fırsatını kollamak. Elbette tiksinti verici olduğu aşikar bir durum bu. Ancak böyle durumlarda şaşırmamak da lazım, zira internette nasıl ve hangi niyette insanlar ile muhatap olduğumuzu birebir öğrenme imkanımız yok; üstelik her türden kötü niyetli ve başka şeylerin peşinde olan insanların bir şekilde karşımıza çıkması da mümkün. Ne yazık ki sanal ortamda bu türden sorunlu kişilerin bize ve başkalarına musallat olmalarından sakınmayı her zaman için başaramıyoruz.
Fethi Bey:
Ne kadar muhafazakarsiniz bilmiyorum ama heralde turkiyedeki butun muhafazakarlar sizin kadar ozgurlukcu ve hosgorulu olsalar, ulkede laikci statukocularin bundan utanip, hizla demokratliga soyunacaklarini dusunuyorum.
Ama muhafazakar kesmin kendine demokratligi devam ettigi ve ulkedeki bu hosgorusuzluk her kesimde vuku buldugu surece, yasanan gerilimlerin azalmasini beklemek saflik olur diye de dusunmuyor degilim…
Ben Atilla Hoca’nin o cumlelerin bir cogunu o sekilde soylemediginden yada olayi izah edecegi diger cumlelerini Bliyaal’in makaslayip kendi dusuncelerine gore ceki duzen verdiginden ve bundan Atilla Hoca’nin haberinin olmadigindan emindim.
Fircayi yiyen Bliyaal yola gelmis gorunuyor. Atilla Hoca “bu benim basima is acar” diye degil “bunlar benim sozlerim degil” diyerek “kaldir hemen” demistir…
Madem araniz o kadar iyi attigim mailin bir kopyasini da sana forward’lasin…
Ben yazdigim maili aynen buraya kopyaliyorum… Hangi kismi sikayetmis sen soyle?
Guvenilir biri olmadigini soyledigim kisim mi dokundu???
Dun bana utanmadan “laf tasiyan” diyordun…. Kendi blogundan ornek vermem zorlasti simdi… Ama “arkadaslarinin” senden direk alintiladigi yazilar var (dun google’da buldum bir iki tanesini…bu kadar korkuyorsan onlari da uyarsan iyi olur…) Konuyu baska yere cekme cabalarinin bir ise yarayacagini sanmiyorum…
Daha once milletin kiyafeti hakkinda ettigin cumleleri, milletin isimlerini elestirmeni, escinsellikle ilgili alintiladigin kufuru sana tutarsizlik yaptigin zaman yine “senden” alintilayarak gostermistim….
Sonucta ikiyuzlulugun ortaya cikmisti…
O gunlerde bile senin yazilarini bir yere kaydetme ihtiyaci duymamistim, halen de senin yazilarinla ilgilenmiyorum…
Ama Atilla hoca’ya iftira atip sonra da sileceginden emin oldugum icin kaydettim ben o kismini… Ve dedigim cikti… Eger her kelimesi dogru olsaydi o yazi ve blogun acik olurdu… Demek ki isin icine “yalan”larini karistirmissin…
Kesinlikle!
Izinsiz yazi yayinlamazsan, icine kendi cumlelerini katmazsan kimse de senin ne idugu belirsiz tamamen tarafli yazilarini kaale bile almaz…
O yuzden benim blogumda istemedigin kadar aleyhime kullanabilecegin yazi varken boyle bir sey yapmam aptalca ve tutarsizca olurdu ki daha once de belirttim “tutarsizliktan” nefret ederim…
Istersen senin icin Ataturk ile ilgili bir yazi patlatayim… Git nereye sikayet edersen et… Elinde koz olarak bulunsun…Kaydet…Lazim olur… Amacimin sikayet olmadigi ortaya cikar ne dersin?
Bu arada dun Bliyaal’in sayfasindan aldigim “Atilla Hocayla Sohbet” yazisini buraya da kopyalamistim… Allahtan spam olmus…
Fethi Bey mumkunse onu silermisiniz. Atilla Hoca kaldirilmasini istemis Bliyaal’den. Burda da durmasin. Belli ki onlari dememis…
Fatih bey,
Bana pek öyle gelmedi, siz Bliyaal ile bir probleminiz olduğu için sanki böyle yapıyorsunuz gibi hissettim. Tabii bunda da bence bir mahzur yok. Neden olmasın. Yalnız Samanyolu Televizyonu filan “aaa, Atilla Yayla bize bunu demiş, vay canına” diyecek zannediyorsanız boşa beklersiniz, onlar sadece işlerine geleni görür ve duyarlar.
Atilla Yayla Zaman Gazetesinin yorum bölümüne 10-15 günde bir yazı yollar, bunun dışında herhangi bir islami dergi ya da gazetede yorumunu ben duymadım. Bir de kendisine imkan sunulmuş diyorsunuz, tabii bu da yanlış, Atilla Hoca imkan arayıp bulamamış da Zaman ona bunu bahşetmiş filan değil. Star, Sabah gibi Zamana göre daha çeşitli kesimlere hitap eden gazetelerde Mustafa Erdoğan, Berat Özipek gibileri yanında çoktan yer bulabilir. Bilemediniz bunların yorum eklerinde, Tarafta vs. yazabilir. Kaldı ki kendi yönetimindeki topluluğun basılı dergileri ve sürekli internet siteleri de var.
Ben size niye Zaman gazetesini özellikle seçtiğini söyleyeyim, Zaman sadece islami kesimin bir grubu ve tarafından okunuyor ve bunların içinde özgürlüğe yakın insan çok. Dolayısıyla Atilla Yayla muhtemelen bu nispeten merhametli insanlarda bir parça “herkes için özgürlük” anlayışı oluşturabilir miyim diye Zamanı tercih ediyor olmalı. Yoksa Zaman gazetesinde yazı yazmak bir insanın kariyeri için de çok olumlu birşey sayılmaz, sonuçta bir cemaat gazetesidir. Sadece Kemalistler değil, başka akil insanlar içinde de Fethullah hoca hareketinden hazzetmeyenler olabilir.
Yani Atilla Yayla ile islamcı basın ilişkisi dediğiniz minvalde değil.
Diğer taraftan Zaman gazetesinin genel olarak Atilla Yayla ve diğer liberallere şimdilik olumlu bakmasını ben kazanç olarak görüyorum. Ama şundan da eminim bu konjonktüreldir ve ilk fırsatta, kendi cemaatleri için tehlike gördükleri anda tekmeyi de vuracaklarına eminim. Sonuçta bu tür tek adama bağlı cemaatlerde çok farklı dinamikler vardır.
Tam tersine bana göre bunda hiçbir problem yok. Bliyaal’in katıldığı toplantıda tam ne söylendiğini tabii bilmek mümkün değil ama muhtemelen oraya Fethullah hoca muhibbi insanlar da katılmış olsa gerek. Fethullahçı denmesinde bence hiçbir mahzur yok, bu böyle kullanılıyor, o cemaat yahut Fethullah hoca bundan rahatsız da olsa Fethullahçı demek ağız alışkanlığı haline gelmiş. Bunu sıkça “adam” demeye benzetebiliriz.
Korkak da genelde bu cemaatin içe kapanık, genel amaçlar için yer yer gizli hareket etmesi, görmesi gerekenleri görmezden gelmesi, yer yer takiyyeye başvurması gibi sebeplerle söylnmişse yine yanlış birşey değil.
Nispeten samimi bir mecliste insanlar daha rahat konuşur ve korkak kelimesi de pek öyle problemli bir laf değildir. Mesela söylemek isteyip de söyleyemediğimiz şeyler oluyor kamuya açık alanlarda, bunu görüp “Fethi bey de korkak herifin teki” diye konuşsanız bunda ne mahzur olabilir? Evet, korktuğu birşey vardır herkesin.
Öte yandan Atilla Yayla islamist, muhafazkar vs. dediğiniz insanları zaten eleştiriyor, bu kapalı kapıların ardında olan birşey değil. Bliyaal belki olayı biraz tiyatral hale getirmiş ondan böyle garip görünmüştür.
Bir şikayet mektubunu iki nüsha halinde Samanyolu TV ve Atilla Yayla’ya gönderme çabanıza anlam vermeye çalışmakla birlikte bu işin Atilla Yayla’yı “adam dedi” diye koşarak gazetesine ve savcılığa şikayet eden Yeni Asır muhabirinin yaptığından pek de farklı olmadığını söyleyebilirim.
Hmm, Muzmin bey buradan cekileli Fethi beyin bir yoruma bu kadar uzun cevap verdigini gormemistim. Bu hocada bir keramet var (yok yok o hoca degil, Atilla hoca).
Evet, iyi ki spam olmuş. Aslında Bliyaal’in de dikkat etmesi gereken bir nokta var, üçüncü kişiler, hele hele Atilla Yayla gibi ünlü ve şu ara zaten başı dertte olanların yanlış anlaşılabilecek sözlerini bir şekilde internete aktarmak mahzurlu olabilir.
Bu hepimize bir ders olmalı. Bir kişiden izinsiz kendisiyle ilgili ifadeleri intertte kullanmak beklenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Ondan emin değilim. Başka versiyonlarıyla demiş de olabilir.
Bülent Bey,
Öyle mi görünüyor sizin taraftan? Demek ki o hava oluşmuş, belki de haklısınız. Aslında sizin diğer tarafta alıntıladığınız yere bir yorum yazmak üzereydim ama herhalde 2-3 cümleyi geçmeyecekti.
Fethi Bey, agziniza saglik. Fatih Bayin mesajlarini okurken icim cekildi, durduk yere bir gerginlik ki sorma gitsin… Muhafazakar kesmin kendine ozgurluk anlayisinin super bir tespiti olmus onceki mailiniz, tebrikler…
Bu arada fatih bey, biz de sitemizde ara ara elestiriyoruz Fetullahcilari, liberal yazarlarin gorusleri dogrultusunda. Jurnallemek istediginiz kisimlari istedigini zaman alintiyabilir ve dilediginiz merciye ispiyonlayabilirsiniz… Fikir ozgurlugu adina, kizginligin aksine bilakis mutluluk duyariz: belki gosterdigimiz hosgoruden bir nebze de olsa siz yararlanirsiniz diye…
Fethi Bey,
Yukardaki yorumlarin kronolojik siralamasina ortadan baslamissiniz gibi sanki…
Bakin diyorsunuz ki “
ama bu cumleyi ilk getiren ve olayin duyulmasini saglayan Bliyaal’in su yorumu :
Ben bunun uzerine : Atilla Yayla “bile” “islamcilarin hosuna gitmeyecek tespitlerde” bulunmus… Dunya nereye gidiyor belli degil
Harbiden ilginc bu… Atilla Yayla nerden bilmis bunu… hmmmm Cumhurbaskanini bile olayin icine katmalarindan olabilir mi?”
Bir de parti kapatilacak demis
demisim…
Tirnak icindeki “bile”yi kacirabilirsiniz diye koyulastirdim… “islamcilarin hosuna gitmeyecek” kismini da…
Siz benim yorumlarimi okuyan bir insansiniz. Beni tanirsiniz. Ama Bliyaal’in oyununa sizin dahi geldiginizi goruyorum…
O tirnaklar ironi yapildigi zaman kullanilan tirnaklardir… Bliyaal’in sanki daha once olmamis yada yeniymis gibi soyledigi cumleleri ti’ye aliyorum…
Devaminda ise “Samanyoluna sikayet etmek lazim” yemini attim Bliyaal’e… O da zokayi yuttu…
Bunun yem oldugunu anlamaniz icin benim Atilla Hoca’ya gonderdigim mailin saati ve buraya yazdigim yorumun saati yeterlidir…. Once Hoca’ya mail attim sonra da yorumu buraya yazdim… Ayni anda iki farkli sekilde hareket ettigime gore ya paranoyak olmaliyim yada harbiden bu Bliyaal’le dalga geciyorum? Baska bir alternatif varsa siz soyleyin…
Kaldi ki Hoca’nin yaziyi kaldirtmasi benim hakli oldugumun bir numarali delilidir.
Yukarda yorumlarin nasil gelistigini degerlendirmeden boyle birsey soylemenize uzuldugumu belirtmekten baska yapacak birsey kalmiyor bana…
Bugune kadar yazdigim yuzlerce yazi binlerce yorum “sahsiyetime” delildir… “Jurnalcilik” ile suclamaniz ise uzuntu verici…
Tirnak icine aldigim yerleri tekrar okumanizi tavsiye ederim…
Alper bey,
Fatih beyi biliriz ve severiz burada. Pek oyle hazir bir kaliba sigacak insan degildir. Benim lafimla hareket edecek degilsiniz tabii, ama kendisini ilk gorusunuzse hemen fikir olusturmamanizda fayda olabilir. Burada olan isin — benim de tamamini bilmedigim ama kismen gordugum — bir evveliyati var, onu da soyleyeyim.
Fatih bey,
Rica ederim, ben sizi senelerdir taniyorum, şurada iki satır yazı yazmayla ne benim aklıma menfi birşey gelir ne de sizden benle ilgili bunu beklerim. Bliyaal bir hata yapmış, Atilla beyle ilgili yazıyı sitesine koyması uygun düşmemiş ama sizin tepkinizi de (evveliyatıyla birlikte) biraz ağır buldum, o kadar.
Kırıcı olduysam özür dilerim.
Alper merhaba,
3H hareketi sağ mı hala, Ayvaz’a, Kürşat’a da selam söyleyin.
Fatih beyle ilgili Bülent beyin sözü benim de düşüncemdir, dikkate almak lazım.
Selamlar.
Fethi Bey,
Bir yıldan fazladır sitenizi takip ediyorum, “Fethullah hoca hareketinden hazzetmeyen akil insanlar”dan birinin de zatınız olduğuna kanaat getirdim. Gülen cemaati ile ilgili yazı ve yorumlarınızda bir eleştiriden ziyade öfkenin dışavurumunu görüyorum. Nedendir? Ne iş? : )
Öncelikle akil adamlık iddiası fazla olmuş, bu hareketle ilgili de genel olarak olumlu görüşe sahibim. Sadece Fethullah hoca ve harekletinden hoşlanmayanlar sadece Kemalistler değildir demek istedim.
Tabii Zaman ve Samanyolunun son derece anlamsız çarpıtmalarına gözümü kapatmamı kimse beklemesin.
Fethi Bey,
Estagfirullah ozur dileyecek birsey yok…. Ben de bir mesajda silip bir mesajda ovenlerden degilim… Atilla Yayla’yi da Turk dusunce dunyasinin diger guzide insanlarini da dusuncelerini de az cok bilirim…
Ama halen “Samanyolu ve Zaman’a sikayet etmek” gibi “komik” ve “cocuksu” birseyi ciddiye aldiginizi inanamiyorum…
Evveliyat kisminda da “agir” seyler vardi tabiki ama “AKP’ye oy verenlerin hepsi ya uckagitci ya aptaldir” diyen birine Alper bey “hosgoru” gostermek istiyor ise kendisi diledigi kadar gosterebilir. Ismet Ozel’in dedigi gibi “sabrin bir siniri vardir ve tasar”… Tastiktan sonra da yapilanlardan sabri tasan kadar tastiran da sorumlu olmalidir…
yanlış anlamışın fizikçi. fethi efendinin öyle bi antipatisi yok. o bütün islami cemaatlere karşı genel bir olumsuz tavra sahip. tabi bencede çok yanlış ve umarımda bu bakışını değiştirir. ama sadece belli cemaatlere karşı değil onuda belirtmek lazım.
bu arada sen daha akıllı başlı bi adamsın ama içinizde fatihdemir gibi cahil çocukta çok. bunlarıda bi adam ediverin olmazmı? adam daha kuran mahlukmudur sorusunu bile ilk kez duymuş, geçen günü o konuda acayip acayip laflar ediyordu. yani kaç asırlık tartışmadan haberi bile yok ama ona buna ahkam kesiyor sivrizeka.
Hiç şakaya benzetemedim ama ben onu.
Fethi Bey,
Karsi taraftaki kisiyi unutarak beni soyutlayip yazdiklarima oyle anlam vermeye calisirsaniz olmaz…
Meselenin en son geldigi yere bakalim isterseniz…
Size sunu sorayim… Yazi sizde oldugu icin Bliyaal’in yazdiklarini okumussunuzdur. Bu yazilanlar Atilla Hoca’ya ait konusmalarsa -icinde suc unsuru olan hicbirsey olmamasina ragmen- burada soyledigi seyler daha once de herkesin onunde soylenmis kamuoyunca bilinen seyler ise neden sayfayi kaldirmasini istedi?
Bliyaal’in benden korkup sayfasini kapattigini dusunmuyorsunuz herhalde???
Delidumrul Bey,
Kimin icinde?
fatihdemir, fizikçi abine sor anlatsın. beni daha uğraştırma.
delidumrul,
Bilmiyorum bende öyle bir kanaat hasıl oldu.
Aslında insanları hemen anlayıp bir kalıba koymak istiyoruz, öyle yapınca kendimizi daha rahat hissediyoruz, bu “kanaat” o anlama geliyor herhalde. Mesela Serdar Bey de -Derin Sular’ı takip ettiğinizi tahmin ediyorum- FG cemaatine ilişkin yazılar yazıyor, eleştiriyor da, ama onda bir öfke hissetmiyorum, nedense Fethi Bey’de oldu bu.. : ) Yanlış kanaat olabilir.. Bi de kanaat lokantası var üsküdar’da yemekleri süper, laf arasında belirteyim..
Est. Ben içerdeyim, Fatih Bey’i bilmiyorum.
Delidumrul Bey,
Fizikci benden yasli midir?
Fizikci Bey,
Ben disardayim. Amerika’da…
Yas olayini da merak ettim simdi… 80′de ekmek kuyruguna girmisliginiz var midir?
Fatih Bey,
Benden büyük olduğunuz kesin:)
Alper Akalın’ı nerede gördüm diye bakıyordum. Derinsular grubundaymış Facebook’ta. Hoşgörü kavramı tolerans ve müsamaha’ya göre daha olumlu duruyor. Tolerans ve müsamaha da karşı tarafı küçümseme anlamı var. Hoşgörü’de bu anlam bana yok gibi geliyor. Yanılıyor muyum?
Tolerans ve müsamahayı kabul etmiyorum. Bizden farklı olanları kabullenme ve tahammul etme daha iyi kavramlar. Neyse ben derslerime enerji harcayayım, Betül ablam kızar.
Au revoir.
Yazi sizde oldugu icin Bliyaal’in yazdiklarini okumussunuzdur. Bu yazilanlar Atilla Hoca’ya ait konusmalarsa -icinde suc unsuru olan hicbirsey olmamasina ragmen- burada soyledigi seyler daha once de herkesin onunde soylenmis kamuoyunca bilinen seyler ise neden sayfayi kaldirmasini istedi?
Türkiye’de iyi niyetli olmayan insan çok. Artı Bliyaal’in yazdığı, Atilla beyin de muhtemelen söylediği şeyler “yazılması gereken” türden şeyler değil. Atilla Yayla “lüzumsuz yere başımız ağrımasın” diyerek bunu rica etmiş olabilir. Ya da Bliyaal kendi kaldırmıştır, bilmiyorum.
Korkma demeyelim ama Atilla bey için endişelendiğini tahmin ediyorum. Sizin tonunuz biraz öyle görünüyordu. Sonuçta ne Atilla Yayla ne de siz Bliyaal’e bir şey yapacak durumda değilsiniz. Korktuğundan değil ama “aman benim yüzümden Atilla Yayla’nın başına birşey gelmesin” dediğini tahmin ediyorum. Bunda sizin benim dahi ciddiye aldığım sözleriniz etkili olmuştur elbette.
Fizikçi,
Eh Serdar bey efendi adam, ağır, oturaklı. Tutup hiddetleneceğine konuyla ilgili benim okumaktan sıkılacağım ilmi şeyler yazıyor. Benimki daha ziyade Zaman gazetesinin ultra manasız ve artık bilerek yaptığına kanaat getirdiğim Hürriyetvari tavırları. Yoksa Fethullah hoca, okulları, şu bu neden olumsuz düşüneyim?
Zaten bir sürü de ahbabım var içlerinde, ama nedense beni toplantılarına filan çağırmazlar, bir defa çağırdıklarında iki soru sordum “aman bizim imanımız elden gidecek” diye korkudan öleceklerdi. Bir de kırk yılın başı Erzurum’da birine misafir olduk, adam nerden bulduysa kırmızı kaplı bir risale buldu geldi, bir yerden de bir cevşen lafı açıldı, benim de canım sıkıldı “yahu şurada 1000 kilometre yol tepmişiz, adam bize Erzurum manzarası seyrettireceğine getirip risale okuyor” diye düşünerek kızdım ve “bu cevşen neyin nesi, sahih kitaplarda adı dahi geçmeyen bir dua durup dururken 1000 küsur sene sonra nerden ilham yoluyla birine gönderilsin, boşver” dedim adamın yüzü asıldı.
Yani ben kimseye kızmam ama bazı naif inanç ve düşünceleri üst perdeden satmaya kalkanı da uyrırım o kadar. Bir de Zaman ne yazıyorsa din gibi inanılacağı varsayılıyor ki, Zaman gazetesi Hürriyet paçavrası gibi yanlı şeyler yazdığında söyleniyorum.
Serdar beyin misyonu farklı, herhalde o da Zaman gazetesinin bu tür haberlerine sıcak bakmıyordur ama dediğim gibi o “derin sularda” yüzüyor. Ben sığ işlerin adamıyım.
Fethi bey,
Sığ işler mi, est.
Tatlı sularda yüzüyorum deseniz daha uygun olur.
Fethi Bey,
Bliyaal’e gostermis oldugunuz “iyiniyet”i hayranlikla karsiliyorum…
Yalniz yukarda Bliyaal’in kendisi bile “Atilla Hoca istedi kaldirdim” derken sizin onu da asan bu degerlendirmeniz cok hos…
Bu iyiniyetten nasibi olmayan bir benim herhalde…
Fasistlere sozde “liberal” yazilar yazdiran adamlar bile bir yorum uzerinden bana saldiriyorlar burada…
Hayir yilda birkac kez buraya yorum yapan birinin tam olay uzerine denk gelip herkese gosterdigi hosgoruden dem vurmasi cok ironik…cok…
Fethi Bey, çok üzüldüm vallahi:) 3H Hareketi tam gaz yoluna devam ediyor. Bir iki seminer yapacagız, nisanda izmir ve mayısta ankarada. Hatta, Ankaradaki’ne sizi çağırmayı düşünüyoruz. Affedin, siz de arayamadık ama bilmiyorum biliyormusunuz; ben ingilterede masterdayım su an…
Fatih Bey’e gelince
Uzerime alındım. Bana dememiş olsanız bile, yılda bir kac kez yorum yapan birisi olarak kendimi savunayım…
Bir kere izlenimler.net’in öncelikli yorumcular kategorisi varsa beni affedin. Buraya senede 1000 yorum yapanın ustune gidilemez ama 500 tane yapana bir iki laf edilir, 100′ün aşağıdakilere atış serbest gibi bir ölçüt varsa, eleştirilerimi ona gore modifiye edeyim…
Ayrıca, benim evveliyata vakıf olmamam, onyargılardan arındırılmıs adil bir eleştiri için, esasında tam da aranması gereken bir durum. Ben, aşağıdan sona bütün mesajları okudum, bliyaal bey, akpl’lilere istedikleri kadar aşağılasın (bence utanç verici), eğer ki, şu mesaj akışından ben bir gerginlik seziyorsam, ve bu gerginliğin kaynağı olarak da fatih beyin mesajlarını sorumlu tutuyorsam, bence sözlerime, evveliyata hakim olmadığım için, daha nazik yaklaşmanız gerekir. “Buraya sonradan gelmeler bilmeden bilmeden yorum atıyor” gibi bir tavır takınmanız bence nezaket kuralları dahilinde değil. Kaldı ki, evveliyattan dolayı haklı olsanız bile, haksız yere düşmektesiniz bu tavırla…
Ayrıca, sayın Fethi Bey gibi bana da, jurnalciliğiniz hiç şakaymış gibi gelmedi. Burada suç anlayamayanlarda mı, yoksa yalnış algılatanlarda mı, sormak gerekir…
Saygılar
Alper
Heh, sözkonusu Bliyaal ise kendisine güvenin ‘g’sini bile duymamak normaldir. Ben kesinlikle Hoca’nın söylemediği şeyleri söylemiş gibi yazdığını, zılgıtı yiyince de tornistan yaptığına inanıyorum.
Ah Atilla Hocam Allah biliyor ya, bu faşisti bir de liberal sanıyordur. Hoca buralara uğrasa da şu tartışmayı okusa keşke:
http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/
Alper Bey,
Yok lafim size degil Afsar Celik’e… Onunla da var bir evveliyat. Kendisi de gizlemiyor zaten fasist dusuncelerini biliyor olmalisiniz. Dedikleri icn link falan getirmemi istiyorsaniz onu da yaparim. Buyuk cogunlugu Jazzetta’da…
Hayir onu evveliyat meselesi icin dedim… Hic tanimadiginiz biri icin direkt hosgorusuz elestiriler yapip sonra da kisiyi “hosgorusuz” ilan etmeniz bana oximoron geldi…
Sizi hakim ilan etmedik ki? Arti sizin ki konu uzerine bir elestiri bile degil… Atilla Yayla’nin soyledigi sozleri okudunuz da mi konusuyorsunuz?
Eger okuyupta halen beni elestiriyorsaniz “hosgoruyu” yalnizca belirli bir zumreye uyguladiginiza emin olacagim…
Diyelim ki siz benden nefret ediyorsunuz ve diyelim ki ben “Fethullahci” diye tanimlamakta israr ettiginiz grubun uyesiyim ve beni kizdirmak icin “Fethullahci” deyip duruyorsunuz… Peki bunu yaptiginiz yerde o grubunuzun adina koydugunuz “hosgoru”yu nereye oturtuyorsunuz? Ayaklarinizin dibine mi?
Kaldi ki Fethullahci kelimesinden hoslanmayan kisi “Gulen”‘in kendisi… Orada o lafi edince sonucta “adam”a hosgorusuz davranip sevmedigi bir hitabi kullaniyorsunuz. Bana degil…
Tum bunlari yaptiktan sonra “nezaket”ten bahsetmeniz de guzel… olmus… Oksimoron ifade iki oluyor bu da…
Bu da hakim tavir iki… Siz de Fatih Terim kabilesindensiniz herhalde… “ben ders almam ders veririm”… Siz nazik bir insan gibi davranmadiginiz icin bana sizden nezaket dersi almak niyeti de ben de yok….
Gelseydi sasardim zaten… Onca soylediklerinizden sonra yani…
Velev ki yanlis anlattim, ilk yorumlarinizi bir okuyun da boyle mi uyarilir diye bir sorun kendinize….
Fatih bey,
Kendisini yakınen tanıyorum da o sebeple bunları söylüyorum. Sadece internette yazdıklarına baksam sizin gibi düşünürdüm.
Ben hoşgörüsüz bir eleştiri yapmadım. Kaldı ki, topu topu 3 yorum yaptım. İlk yorumlarınız dediğine göre ya 1den ya da 2den bahsediyoruz…İlki size değil, orjinal yazıda profseore catan muhafazakar kişilereydi. İkinci yorum da buyrun asagıda
Eger ki bu ifadeleri hosgorusuz bulduysanız, hosgoru anlayısınıza bir balans ayarı yapmak gerekiyor bence. Burada ben size karşı herhangi bir nezaketsizlik göstermedim, size karşı hoyratça bir tavır takınmadım.
Tarafsız yorum atmak için sizin atamanızı bekleyemezdim Fatih bey… Bir daha atama kararnamesini ingilteredeki adresime gönderin de, yorum yazmadan önce haddimi aşmayayım…
Anladığım kadarıyla burada sevilen birisiniz ama bu sivri, sinirli hatta antipatik çıkışlarınız ile bunu nasıl başarmışssınız, o da ayrı bir soru… Belki de zamansız bir günde denk geldim söylemlerinize…
Son not; bizim hoşgörümüz herkesedir, hele ki misafirlere, aldığımız terbiyeden gereği, saygıda kusur etmeyeye özen gösteririz…
Fethi Bey,
Matrix?? Dr Jekyll Mr Hyde? Daywalker? Yani sebep?
Bir ekleme yapayım:
Atilla hoca benim yazdığım yazıyı okumuş. Hatta mailinde çok önce Ürgüp hakkında yazdığım yazıdan da bahsetti. Bunu okuduğunu bilmiyordum. Ancak konuşmamızın hiçbir yerinde “bunlar benim sözlerim değil,” şeklinde bir itirazı olmadı. Sadece kesik kesik not aldığımdan benim oraya yazdığım cümlelerin bağlamdan kopuk olacağını ve tam olarak anlaşılmama durumları olduğunu söyledi. Öte yandan hocanın beni azarlaması gibi bir şey olmadı. Öyle olsaydı kendisi büyük ihtimalle mail göndermek yerine doğrudan bana telefon açardı (telefonum kendisinde var). Ama birileri böyle düşünmekle kendini hoşnut ediyorsa, bu onların bileceği iş elbet.
Sayfayı kapatmamın nedeni birilerinin benim yazımdan hareketle hocanın başına iş açabileceğini düşünmem. Burada en başta benim düşüncesizliğim oldu. Bunu hocaya da söyledim. Nitekim Fatih Demir’in şikayet yollu yazıları hata yaptığımın farkına varmamı sağladı ve hocanın mailinden çok önce yazıyı kaldırdım. Sanırım yazı o esnada 3-4 saatliğine blogda durmuştu. Ona rağmen blogu bir süreliğine kapatmadan da edemedim.
Fatih Demir’in benim başıma iş açması ile, benim yazımdan hareketle başkasının başına iş açması çok farklı şeyler. Çünkü ikinci durumda benim yüzümden başkalarının zarar görme ihtimali var ve burada benim doğrudan müdahalede bulunma imkanım yok. Dolayısıyla endişem kendim için değil, başkaları içindir. Kimi zaman insanlar jurnal türünden şeyleri kendilerini önemli biriymiş gibi hissetmek için de yapıyorlar. Ne yazık ki sadece başkalarına zarar veriyorlar.
Alper Bey,
Hakim ilan etmedik kisminin oncesi ve sonrasi var… Atilla Yayla ile SOHBET yazisini okumadiginiz icin konuya tam vakif olabildiginizi soylemenize hayret ediyorum… Tam vakif degilken o konuda herseyi biliyormus gibi konusamaniza hayret ediyorum… Mesele bu kadar basit…
Hmmm…. Fethullahci, Jurnalci,…. e isim takmak hosgorusuzluk degilse daha ne hosgorusuzluktur siz ogretin de ogrenelim….
Konuya vakif olmadiginiz icin olabilir mi?
Sinir meselesi ise farkli bir olay… Nerde okudugumu unuttum simdi ama “Hicbirsey karsisinda sinirlenmeyen adamin normal bir adam olamayacagi” (mealen) bir yazi vardi unlu birinden…
Bizim hosgorumuz de misafirlige gittigin yerde ev sahibine saygisizlik etmemeyi, buyuklerin yaninda bacak bacak ustune atmamayi, kucuklerini sevmeyi, buyuklerini saymayi, yurdunu ozunden cok sevmeyi falan ogretir de ne alaka?
Kim ev sahibi? Kim misafir? Kim hanci? Kim yolcu?
Fatih Bey,
Böyle birşey yok ama yazıyı alıp Atilla beye eposta ile yollayan, filanca televizyona da göndereceğim diyen siz olduğunuz için konu sizin çevrenizde dönüyor.
Afşar beyi kastediyorsanız kendisinin neresi faşist bilemiyorum. Eğer o faşistse herhalde ben de öyle olmak durumundayım. “Ona yazı yazdıran adamlar” da buraya sıkça yorum yazmasalar da ilk günden beri burayı izleyen dostlarımdır, samimiyetlerinden ve iyi niyetlerinden şüphe etmeyeceğim şayanı takdir gençlerdir. Alper de bunlardan biri.
Yorumlar uygunsuz bir ortamda çakışmış olabilir ama ortada bir saldırı yok, sonuçta yazdıklarımız ortada, belki bazen eleştiriler düz ve sert olabilir ama saldırı insafsızlık olur.
Zannedersem burada benim yazdığım metne dayalı bir hoşgörü muhabbeti açılmıştı. Bence olay gereksiz yere büyüyor ama buna diyecek birşeyim yok,olur böyle şeyler.
Fatih Bey;
Çarpıtma ustası oldugunuz için artık uzatmayacagım. Yalnız;
Kim mi ev sahibi? “burada anlamadan etmeden ayda yılda bir yorum atanlar” mealinde cumleler sarfedip de;
diyen
ya o köyün sahibidir, ya da o köyün delisi..
Fethi Bey,
Afsar Bey’in fasistligi ahan da su sayfadan geliyor…
Musade ederseniz bir kacini alayim buraya?
Ama once birinci yorumdan itibaren bir bakin derim…
Alper Bey,
Delisidir, delisi…
Benden baska birsey olmaz da bir de bunu sosa bulayip soylemeseniz….
“Artik” Uzatmadiginizi soylemeniz de iyi oldu… Simdiye kadar yaptiginizin “uzatmak” oldugunu kabullenmis oldunuz
Mr No
Derslerinize bi faydam olacaksa kizdim gitti. Karnenizdeki yildizli bes pekiyilerle elimi opmege de gelirsiniz umarim.
Kurabiye yaparim.
Fatih Bey,
Orada yazılanları okudum, bahsettiğiniz türden bir faşistlik göremedim. Afşar beyin dediği “İsrail-Filistin” meselesinde Araplara gösterilen hassasiyet Irak’taki Türkmenlere neden gösterilmiyordan ibaret. Satır aralarında sizin ve onun kullandığı bazı ifadelerin tonu bu durumu değiştirmiyor. Kaldı ki bu iddiasında da pek haksız sayılmaz. Türkiye’de sayısız “Filistin Gecesi” düzenlendiğini işitirim ama Hocalı, Doğu Türkistan vs. yerler için düzenlenen gece pek azdır ve aynen Afşar beyin dediği gibi bunu yapmaya kalkanlar ırkçılıkla filan suçlanır. Bu söylediğinde bir mahzur yok.
Ben de Türk dünyasının çeşitli platformlarda bütünleşmesi gerektiğini savunan biriyim. Bunda çok pratik sebepler var, bir Türkün ise bir Kongoludan daha iyi ya da üstün olduğuna inamıyorum. Hatta Kongolu bugün itibariyle standart bir Türkten daha makul, ciddi ve bilgili de olabilir.
Azerbaycan’a giderken de nedense Almanya’ya gitmekten daha coşkulu bir ruh hali içinde olurum. Faşist, ırkçı gibi sözlere uyan bir adam olduğumu da zannetmiyorum. Bana göre faşist mealen herkes toplumun, devletin, dinin adına şunları yapacak, şunları yapmayacak aksi ile amel edilirse devlet ve onunla bütünleşmiş insanlar eliyle sürülüp çıkarılacak, hapse atılacak, öldürülecek türü laflar edendir. Bunlar sırasıyla sosyalist, nasyonal sosyalist ve teokratik sosyalist düzenler olabilir.
Bence solcu gençlerin ağzına yapışmış şu faşist lafını bırakmak lazım. Afşar bey de sağlam bir liberaldir, liberal adamdan sizin düşündüğünüz tarzda bir faşist çıkmaz. Öte yandan aile kabul ettiği Türkiye sınırları dışındaki Türklere başka kavimlere göre ekstradan ilgi gösterilmesini istemesinde ne mahzur olabilir? Sonuçta müslümanlar da başka yerlerde katliamlar filan olmasına rağmen din gayretiyle Filistin konusunda ilave hassasiyet gösteriyorlar o zaman dini bir faşizmden mi söz edelim? Üstelik de Filistin’de bir sürü hristiyan var, acaba din gayreti güdelim derken farkına varılmadan Arap milliyetçiliğinin dümenine mi giriliyor?
Nedense ben de göremedim. “Türkleri harcayan araplara şimdi yapılanlar mustehaktır” demek doğru olmasa da, burada bir faşistlik yok. Faşist kelimesi, bu kadar ucuz olmamalı…
Fethi Bey, alkışlamaktan başka bir şey gelmiyor içimden…
Bu arada Fatih Demir bey, Afşar abi’nin türk düşmanı ithamlarına hiç cevap vermemiş. Ya ciddiye almadı, ya da burada kendisi verir, biz de öğreniriz…
.
Ben de.İdare-i maslahatı çok iyi başarıyor.
Betül Hanım,
Transkriptim iyidir, o halde kurabiyeyi hak ettim
Beklerim.
Mr No,
Pratik olmak iyidir.
Suat bey,
Atilla beye atfedilen sözler kötü şeyler değil, normal sözler. Bliyaal’e güvenmemek ayrı iş.
Bir konuyu da açığa kavuşturalım, Atilla bey sadece liberal görüşlü insanlarla ahbaplık ediyor diye birşey yok. Bu aslında hepimiz için geçerli. Herhalde Atilla Yayla Bliyaal’in eski yazılarını da okumuştur, buna dair birşey söylenmişti yukarıda.
Mr No,
Ekmek parası için işe yarıyor mu yüksek notlar? Ne yapıyorsun iş bulmak için, yarın peder harçlığı kesmesin bak.
Alper,
Aman dur, abartmayalım. Yine de alkış için İngiltere dönüşü bir kokoreç ısmarlayayım, unutturma.
Fethi Bey,
Ben de alkışladım.
Transkriptim işe yaramıyor desem yalan olur. Harçlık almıyorum. Devlet veriyor sağolsun.
MrNo,
Tamam sana da ısmarlayayım.
Benimki bir halta yaramamıştı da ondan sordum. Halime bak anla.
Düşünsenize Bliyaal Bey gerçek hayatta namazında, niyazında, içki içmeyen, gözünü haramdan sakınan, siyasete uzak bir genç arkadaşımız da olabilir
Sebebini bilemem, ama iyi niyeti konusunda fikrim var demek istedim.
Fethi Bey,
O gunlerde sadece orada olan bir tartismadan ibaret degil durum. Afsar Bey’in bir Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olarak sadece “Turkmen”leri kardesi olarak gorup Kuzey Irak Kurtlerini Turkiye Kurtlerinden ayirmasi, sonra milet olamamis Kuzey Irak Kurtlerinden bahsederken Turkmenleri bu sefer pozitif ayrimciliga tabi tutmasi” benim icin kendisinin icindeki “etnik” fasizme ornektir.
Bence Turkiye’nin Kuzey Irak’a bakis tarzi ozellikle Turkmen-Kurt problemlerinde “ikisinin de agabeyi” seklinde degilse bu irkciliktir.
Hatta daha ileri gideyim “Yunan, Bulgar, Gurcu, Ermeni, Arap ve Persi” icinde bu boyledir. Turkiye’de sadece “Turkmen”leri kardesi olarak goren birinin hadi sizin dediginiz gibi “fasist” olmadigini soylesek bile “liberal” olamayacagini soylemek her halde abarti olamasa gerek..
Israil-Filistin meselesi yarim asirdan fazla bir suredir devam etmektedir ve bu yuzden kamuoyunda daha fazla destek bulabilmektedir. Muslumanlarin cogunlugunu olusturdugu bir ulkede “Kudus” gibi kutsal bir sehrin icinde bulundugu bir problemin “her gun Turkmen kardeslerimiz katliama ugruyor” yalanlari ile ayni seviyeye tasimaya calismak dahi kanaatimce irkciligin en buyuk gostergesidir.
Afsar Beyin “Türkiye’de komünist ajanlar “sşilahlı propaganda” yaparken secaadelerinin altına kafalarını sokanlar rica ederim şimdi bana “ahlâk” ve insanlık dersi vermesin…” diyerek kucuk gordugu Muhafazakarlarin gazete ve televizyonlarinin yine bu olaylara ilgi duyan tek kesim olmasi da manidardir.
Ayrica yine bu cumlesinden “kendisinin seccadenin altina kafasini sokmadigini” ve buyuk ihtimalle bu silahli “kominist ajanlari” durdurmak adina birseyler yaptigini cikarmam da abarti