Archive for Nisan 3rd, 2008

Haberim Yoktu

FST Nisan 3rd, 2008

logo12.jpgÇoktandır istatistiklere bakmıyorum, bugün bir dolandım hayret, ekşi sözlükten gelenler var, meğer biri oraya benden alıntı yapmış. Bir de blograzzi diye biryerden gelmişler, gidip baktım, meğer zamanında oraya üye olmuşum, bir daha da uğramamıştım, sen tut 2008 yılının ilk gününün blogu ol. İlginç değil mi? Bu blograzzi popüler bir yer mi bilmem ama İzlenimler 2008 yılının ilk gününde günün blogu olunca olumlu şeyler söylemişler. Ben tabii olaydan 4 ay sonra haberdar oluyorum o ayrı. Genel yorumları buradan görebilirsiniz ama şöyle diyenler var:

cilginkodlar
ne şanslısın ha

ciiyuww 
HOŞ Bİ GÜNDE GÜNÜN BLOGU SEÇİLMİŞSİN DEĞERİN BİL (=

Demek ki önemli birşey olmuş. Geç de olsa haberim oldu. Bu arada yorum yapan herkese buradan teşekkür edeyim, ayıp olmuş. Blograzzi herhalde sitenin popülaritesini arttırıyor artık bir ara üşenmeyip adamların kodunu bir tarafa ekleyeyim yüzsüzlük olmasın.

Bir Görüşme ve Yeni Parti Projesi

FST Nisan 3rd, 2008

manyetolu_telefon.JPGDün bir telefon geldi, konuşma kayıtlarını veriyorum:

(Telefon çalar)

FST-Alo, buyrun, Fethi Sipahi Tan.

Karşıdaki Ses- Efendim AK Parti yönetimi adına arıyorum, 6 senedir icraatlarımızla ilgili yazılar yazdığınızı gördük, durumumuz malum acaba yol gösterin desek nasıl yardımcı olabilirsiniz

FST- Aferin, geç oldu ama problem değil. Ayıbınızı yüzünüze vuracak değilim. Bu arada kiminle görüşüyorum, Dengir bey siz misiniz?

KS- Hayır, eheöhem, önemi de yok zaten, hepimiz biriz, bölünmez bir bütünüz. Arkamızda yüzde 47 var.

FST- Tamam, traşı kısa keselim, işim var. Ben size demedimmiydi şu AB yolundan sapmayın, 301 başta dünyaya bizi maskara eden, vahşi kabile görüntüsü veren kanunları tez elden değiştirin diye? Bak kabak kafanızda patlayıverdi.

KS- Ama Fethi bey hırsızın hiç mi suçu yok? Yargı, darbe özlemcisine ses çıkarılmayacak mı?

FST- Demek şimdi böyle oldu, tamam, ağlamayı kes be adam, neyse daha fazla asabım bozulmasın, geçmiş geçmiştir. Gelelim şu saatten sonra ne yapacağınıza. Başladınız mı Anayasa değiştirme işine?

KS- Bu süreçte problem olur düşüncesinde olan arkadaşlar var.

FST- Başlatacaksınız şimdi arkadaşınızın… neyse, evet, akıllı olmak lazım, bir tek parti kapatma ile olmaz, 301in kalkması, Anayasa Mahkemesine TBMM tarafından yeni 10 üye seçimi, Yargıtay, Danıştay vs. için düzenlemeler filan şöyle cillop gibi bir paket hazırlayın bakalım. Tayyip bey de sallıyor 301 düzenlenecek diye, düzenleme filan olmaz kardeşim, kaldıracaksın. Dayayın değişimi, götürün referanduma, biraz da meydanlarda ağlarsanız süper olur. Tayyip bey ilave bir iki şiir eklesin repertuara.

KS- Tamam abi, not alıyorum. Peki yedek parti işine ne diyorsun?

FST- Evet, işittim Tuna diye bir oğlanın partisi var, ona rampalamak istiyormuşsunuz. Fakat hata yaparsınız. Bu adamın soyadı bir garip, Bekleviç de neyin nesi? Vatandaşa bunu izah edemezsiniz. Bak bende 2007 döneminde kurulmuş bir iki istepne parti var. MFP (Mazot Fındık Partisi) ve CPHP (Cumhuriyetçi Popülist Halk Partisi) güzel gider. Bir de bizim ekonomist dostların Sıfır Partisi var ama onlara güvenilmez, sizi yolmaya kalkarlar.

KS- Tuna bey delikanlı çocuk ama bilmem ki, söz verilmiş olabilir. Bir de mazot, fındık işi geçen senede kalmadı mı abi?

FST- Önemli değil, Makarna Kömür Partisi (Mak Parti) yaparız, dert etmeyin. Bu iş bir dilekçeye bakar. Sonra “Tuna beye söz verilmiş” de nasıl bir laf, siyaset sözden dönme sanatı değil midir? Bende parsayı kaptıracak, pardon, vatana hizmet ihtimalini kaçıracak göz var mı? Tayyip beye selamımı söyleyin, Fethi Bey “Tuna Bey ne istiyorsa 5 eksiği” diyor deyin. İşin maddi boyutunu Dengir ve Mehmet Ali ile sonra görüşürüz. Bu arada partinin başına Kemal abiyi geçireceksiniz ha, başkası bu işi beceremez, eline yüzüne bulaştırır, başladık bir işe bari adam gibi olsun.

KS- Tabii efendim, yalnız sizin sitede AK Parti ve sayın başbakan, özellikle de Bülent bey ile ilgili epey ağır sözler var. Partileşme sürecinde herhalde bu yanlış anlaşılabilecek yazıları da gözden geçireceksinizdir.

FST- Ne demek, ben özgür bir adamım. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Ama, bir dakika, parti anlaşmasına ek bazı maddi düzeltmeler koymayı düşünüyor musunuz bu iş için?

KS- Tabii efendim, sayın başbakanın bu konuda talimatı var, Türk aydını parayı sever, amaan, ne diyorum, Türk aydını, entellektüeli çok değerlidir, benim yazarım, çizerim ya maddi olarak desteklenmezse maişet gayretiyle nasıl fikir üretecek? Mümkünse erkeklerin eşlerini milletvekili yapalım, kendilerini de destekleyelim der hep. Elbette sizin yazıların sansürü, pardon, gördüğünüz ihtiyaç üzerine siteden kaldırılması karşılığında tatminkar bir bedel ödemek akıl ve mantığın yoludur.

FST- Ha, o zaman durum değişir, yani tabii hiçbir güç beni susturamaz, o ayrı da, başbakan da bir noktada haklı canım, aydın adamın karnı nasıl doyacak? Yahu, başbakan olmak kolay iş değilmiş, bak adam neler düşünüyor. Seveceğim ben bu işi ha, ulan keratalar. Kah kah.

KS- Efendim çok memnun olduk, yarın saat 14.00′de AKP binasında yahut tercih edeceğiniz bir kebapçıda detayları görüşelim. Bedeli nakden mi istersiniz, havale mi yapalım.

FST- Nakit tercihimdir, iki naylon poşete koyun, hani mağazadan kazak almış görüntüsü olsun. Havale masrafıyla filan devletimizin partisini yormayalım. Bizim gibi kanaat önderleri topluma bu tür işlerde örnek olmalıdır.

KS- Peki efendim, biz ortaya karışık bir referandum paketi hazırlatıyoruz,inşallah Türkiye için hayırlısı olur.

FST- Durmak yok, yola devam. Beraber ıslandık biz bu yollarda. Yahu iyice ısındım ben bu işe be, kah kah kaah.

Yıldönümünü Anladık da

FST Nisan 3rd, 2008

aajjans.gifAnadolu Ajansının kuruluş yıldönümü 6 Nisanda kutlanacakmış. Hayırlı olsun da konuyla ilgili tuhaf bir duruma iki defa işaret etmeme rağmen kimsenin iplediği yok, bari yıldönümü vesilesiyle bir daha uyaralım. Nisan 2008, özlü söz hala yerinde. Neyse, eski yazıyı yeniden buraya alıyorum:

“Blogger en asil duygunun insanıdır”

27 Nisan 2006, FST

Blogger kimdir, asil duygu insanı mıdır, sefil midir, ayrı mesele ama bu slogan hepimizde “Türk şoförü en asil duygunun insanıdır-K. Atatürk” sözünü hatırlatır muhtemelen. Peki gündemle ne alakası var? Şöyle bir şey: Anadolu Ajansı web sitesindeki logoda sitenin sloganı olarak Atatürk imzasıyla “Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır” ifadesi görülüyor. “Bunda ne var, Türk Jokey Kulübünün logosunda da Atatürk’e ait “At yarışları modern toplumlar için bir ihtiyaçtır” yazısı var” diyorsanız linkteki haberi bir inceleyin derim. Burada “[…] 1994 yılında Anadolu Ajansı’nın genel müdürlüğüne getirilen Ekrem Ergin Karaismailoğlu AA ile özdeşleşen [bu] ifadenin ajansın 15 yıl boyunca genel müdürlüğünü yapan Atilla Onuk’a ait olduğunu öne sürdü” deniyor. İşin hikayesi de şuymuş:

“Bir 10 Kasım öncesiydi. Zamanın genel müdür yardımcısı Turgay Üçöz, Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Perin ve ben oturmuş, konuşuyorduk. 10 Kasım’da bir etkinlik yapma kararı aldık. Giriş kapısının solunda bir Atatürk köşesi yapacak ve 10 Kasım’da açacaktık. Derhal çalışmalara başlanıldı. Kısa bir süre sonra çalışmaları görmem için beni aşağı çağırdılar. Güzel bir köşe olmuştu ve güzel de bir büst yerleştirilmişti. Ancak arkadaşlar, Atatürk’ün ajansla ilişkisini ifade edebilecek bir söz veya slogan aradıklarını; fakat bulamadıklarını söylediler. O an aklıma birdenbire şimdi kullanılan slogan geldi: ‘Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır-Kemal Atatürk’ yazın ve büstün altına koyun.’ dedim. Ertesi gün geldiğimde meşhur slogan pirinç harflerle büstün altında gösterişli bir şekilde duruyordu. Ondan sonra da bu yakıştırma gerçekten tuttu ve bugüne kadar geldi.

Geçenlerde “Türkiye’yi uzaya taşıyan” astronotlardan birinin de sözünün sonunda akıcı bir Türkçe ile “İstikbal Göklerdedir” dediğinden bahsediliyordu. Ben Cumhuriyetten önce çıkan gemicilikle ilgili bir dergide “istikbal denizlerdedir” yazdığını görmüştüm, ne zamandı hatırlamıyorum. Yine Adana’da yolda asılan büyük bir pankartta yer alan “Ulu Önder İzindeyiz-K.Atatürk” yazısı da hafızamda yer etmiş. En güzeli de mizah sitelerinde efsaneleşen Akçaabat belediye başkanının (gerçek mi bilmiyorum) şehirde koca bir pankarta şunu yazdırıp asmasıydı: “Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim”.

Tüm bunlar ne manaya mı geliyor? Ne bileyim, fool-prooftur zahir.

(Bu arada bahsi geçen logo hala Anadolu Ajansı web sitesinde duruyor, tuhaf şey, resmen yalan hadis uydurulmuş ve kimse ses çıkarmıyor. FST, Kasım 2007)

Kapat
E-posta ile paylaş