Prof. Dr. Fatih Terim
FST 10 Nisan 2008
Fatih Terim’e Fatih Üniversitesi öğrencileri profesör ünvanı vermişler. Ben de yılda 1-2 kere yaptığım gibi bir spor yazısıyla gündemi analiz edeyim diyordum, haftaya damgasını vuran diğer konular olarak; lüzumsuz yere şişirilen Fener balonunun fıslaması, Beşiktaş’ın kendisine ikram edilen şampiyonluk şansını bile değerlendiremeyecek kadar aciz vaziyeti, Galatasaray teknik direktörünün yaş haddinden kovulması ve sair önemsiz şeylerden bahsedecekken Fatih Terim bombası gündeme düşüverdi. Diğer konuları başka zaman ele alalım. Fatih Terim’e profesör ünvanı verilmiş, bir saattir resme ve sağda soldaki yorumlara bakıp gülüyorum. Resimdeki tiplerin haline bakın, çoğu gülmemek için kendini zor tutuyor. Kolay mı, önlerinde hem bir imparator hem de profesör var. Terimin demeç de süper:
Fatih Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanlığı, Hadımköy’deki kampüste düzenlenen törende Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’e “Futbolun Profesörü” unvanı verdi. Cübbe giyen ve görkemli bir tören sonrası bu özel unvana ulaşan Terim, Fatih Üniversitesi tarafından ilki gerçekleştirilen “Fatih World Cup”ın açılış töreninden sonra yaptığı açıklamada; ilim ve irfan yuvasında bulunmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Güzel bir şey düşünmüşsünüz, teşekkür ediyorum. Profesörlerimizin de sağduyusuna ve anlayışına sığınarak bu unvanı kabul ediyorum” dedi.
Terim’e büyük ilgi göstererek, “İmparator Fatih Terim” ve “Profesör Fatih Terim” diye tempo tutan öğrenciler, hatıra fotoğrafı çektirebilmek için de adeta birbirleriyle yarıştı. Törene, Fatih Terim’in yardımcıları Müfit Erkasap, Oğuz Çetin ve Metin Tekin de katıldı.
Madem Fatih Terim profesör olmuş, Müfit Erkasap’a doçent, Oğuz ile Metin’e de kafadan doktora derecesi neden verilmemiş, doğrusu ayıpladım. Aklınıza haklı olarak “yahu Fatih Terim önceden yüksek lisans, doktora yapıp doçent olmuş mu ki şimdi profesör yapılıyor” sorusu gelebilir. Bunu ben de düşündüm ve şu çözümü buldum. Şimdi doktora sonrası doçent olmak için basit bir dil sınavından 100 üzerinden 65 almak gerekiyor. Fatih hocanın ise özgüveni, yahut cahil cesareti, 100 üzerinden 150 olmakla beraber geçen aylardan biliyoruz ki dil puanı bu barajı aşmaya yetmeyebilir. Dolayısıyla şimdi Fatih üniversitesi kalkıp “hocam sana profesör ünvanı vereceğiz ama bu iş için ingilizce belgesi şart” deseler hoca sittin sene 65 puanı alamaz. En iyisi “sen futbolun profesörüsün, bu iş için ingilizce bilgisine ihtiyaç yok” diyelim demişler olsa gerek. Gerçi geçen günlerde Terim’in ingilizceyi ilerlettiğine dair bir rivayeti de aktarmıştım ama orada bir bit yeniği var.
Öte yandan Fatih hoca “bulunduğu yeri ilim ve irfan yuvası” olarak adlandırıp profesörlerden özür dilemiş. Ben birkaç profesör tanırım, sakın onların sağduyusuna filan güvenmesin. Bu adamlar Fatih Terim’le yarışacak egoya sahiptirler, sağduyuyu bırakın, herhangi bir duyuları da yoktur. Çoğu kibirli paragözlerdir. Büyük kısmı 20 senelik bayat bilgiyi bilir edayla satmaya kalkar, asla yeni birşey öğrenip ders almaz, sürekli ders verirler. Eh, Fatih Terim de “ben ders almam ders veririm” dememiş miydi? Al sana birinci sınıf bir profesör. Fatih hocam sen ezelden profesörmüşsün haberin yok. Ha, birçok profesör Fatih Terim kadar dahi ingilizce de bilmez, oradan da sıyırdın hoca, iyisin. Mesela ben akdemisyen olsam asla doçentin üstünde ünvan almak istemem. Profesör kelimesi genelde öğrenciler ve halk arasında alay konusudur. Doçentlikten öteye geçmemek lazım.
Bir de eskiden ordinaryüs Lefter vardı. Hey gidi günler. Fukara öyle koftiden futbolcu da değildi Fatih Terimle kıyasla. Terimin profesörlüğe giden kariyerinde sadece bir yere işaret etmek isterim. Hayır, Milan’dan efsane kovuluşu değil, Liverpool-Milan şampiyonlar ligi maçında yorumculuk yaparken “Milan 3-0 öndeyken maçı çevirmek mümkün değil” demiş, daha ağzını kapatmadan Liverpool Milan’a leblebi gibi gol doldurup kaleyi kalbura çevirivermişti. İşte profesörün tam da bir profesöre yakışacak şekilde boş konuşma örneği. Geleceği belliymiş adamın. Gerçi ben olsam “Ulan koca İmparatorum bana profesör payesi mi veriyorsunuz, terbiyesiz herifler” diye olay çıkarırdım ama artık Fatih hoca ne düşündüyse çocukları bozmamış.
Fatih Terim, artık profesör de oldun, Milli Takım patronluğu yanında ek ders parası, Fatih Üniversitesinden döner sermaye payı filan da istersin. Bundan sonra sana kimsenin gücü yetmez, belayı tam bulduk.
Kısaca;
We find exact the trouble, we will look to the front, this is something everything, okezyanuz tabelus.
(Not: Şu linki yeni gördüm. Şuradaki ciddiyet de kayda değer.)
İlgili Yazılar:
Ecole, Facebook, Cografya, Norvay Travel, İspanyolca, NTV’den terbiyesizlik, Kabak tadı, Kır Emri, Norveç seferi, Sayın Maymun, Arıza, İmparator, Pazarlık
Popularity: 21% [?]
- Güncel
- Yorum(18)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
You jealous little bitches… I am now conqueror, Italian commendatore, and finally the doctore! If sun don’t enter a home, I enter. You understand!? Eat your food, eat Adana kebap and chicken translate. You will be fine and maybe someday be like me.
Dont angry Mister Terim, we all like you but butcher hits the skin he likes from ground to ground. We are friends and friend say hot.
By the way congratulations, your are professor, you dont say “money” to money from now on. May be you will see me and throw some beard to silence me.
: ))))
Yorumlar yazinin da onune gecmis. The Tabele dememis bu sefer Terim, hayret.
Betül hanım,
Fatih Terim sitenin gizli bir müdavimi, bir de burada bedava pratik yapma imkanı sunulduğu için uğruyor. Adana bölgemizden bir esinti diyebiliriz.
Fatih Universitesi haberi Hurriyet’te cikmis. “Futbol tutkaldir” mi demek lazim acaba?
Muhabirin dikkatsizliği olabilir. Fatih Üniversitesinin özünü bilmiyor olabilir belki.
ya varya hakkaten komedi filimlerinde olan şeyler ciddiciddi yaşanıyor bu ülkede. futbol profesörlğü diye normalde bir profesörlük varmıki tutupta bu konuda birde fahri profesörlük veriyorlar?? o zaman herşeyin profesörü olur. makarna profesörü, basket profesörü, şampuan profesörü. olucak işmi?
Mr Fethi, we are all friends of course, what do you say? I love my countryman as I like Adana kebap. But please use me official name from now on - it is Dr. Commandatore Emperor Fatih Terim. Thank you
Dear Dr. Terim,
I am apology for the wrong use. I am very happy to hear from you, it is a great pleasure, the emperor say me my friend. It is a big okazyon. I am pleased you like Adana Kebap, but I prefer sish kebap and raki, turkish delight.
I want to end my letter with a poem:
Doctore doctore stand up, turn on the lights
I dont take lesson, I give lessons
Europe europe listen to our voice
This is the footsteps of Turks
Today is friday close your napes
There is no exit from planet of apes
Fethi Bey,
.
Öğrenciler arasında hakikaten böyle. Biz lisanstayken bu ünvanla çok alay ettik. Şimdi iyice aşındı bu kavram. Doçen olmaya çalışanlar ve doçentler çalışkan insanlardır.Memleketimizde olması gerekenden fazla prof var. Kriterlerini zorlaştırmak lazım.
MrNo,
Doğru bilmişim demek. Bizim de derslere giren ne mal proflar vardı. Bazılarını görünce ben onların yerine utanıp derse giremiyordum. Şimdi bazen benim akademisyen arkadaşlardan işitiyorum, kapıya bekçi yapmayacağın adam dekan, rektör oluyormuş.
Bana göre bunları toptan sepetlemek lazım. Kriter mriter fayda etmez. En kötüsü ayda 3000 YTL alıyor, vasatı 8-10 papel alıyorlardır. ölene kadar da işten atılma derdi yok, hesap soran yok.
Fethi Bey,
Bir üst dereceye çıkma derdi de yok. Profesorlerde 12 Eylül etkisi var gibi geliyor bana. Kapıya bekçi olamayacak adamlar asistan yapılmış o karmaşada.
Şimdi yetişenler MEB’le, YÖK’le yurtdışına gönderilmiş ve geri gelmiş olanlar. Bunlar iyi geliyor sonra bozuluyorlar. Dersleri yard doçlardan seçme stratejisi yararlı oluyor, bizim için. Profesörler Keynes zenci derse sesinizi çıkaramıyorsunuz, finalde de öyle yazmak durumundasınız.
Bir tanıdığım var, 12 sene evvel döndü, yurtdışında yazdığı 2 yabancı makalenin rantını yedi bitirdi, profesör oldu, tek dişe dokunur bir iş yapmadı, parayı yığdı ayrı mesele. Türkiye ortamına ayak uydurmayan enayidir.
No bey,
Şimdi yetişenler MEB’le, YÖK’le yurtdışına gönderilmiş ve geri gelmiş olanlar. Bunlar iyi geliyor sonra bozuluyorlar.
Ben bunu dusunup duruyorum bu isler bu olcekte basladigindan beri. Normalde (hele teknik alanlarda) bedava olacak bir ise hem okul parasi hem insanlari orada bakmak icin para veriyoruz cogunlukla, acaba bu okullara su mezun ettiginiz adamlari iki uc sene de isdihdam edin bakalim denebilir mi acaba diye dusunuyorum. Biraz da doktoradan sonra oranin duzeni icinde ve oradan para alarak calissalar hem biraz daha guven gelir, hem yaslari buyur daha zor egilir bukulurler belki. Dil problemi olanlara da faydasi olur. Ustune ustluk orada duracak olan insana da belki ‘nasil olsa gidecek’ havasinda hatir edilebilecek insanlardan daha fazla yuklenilir doktora sirasinda.
Bulent Bey,
O isin de tehlikesi var. Az kalanlarin alismayip geri donme yuzdesi cok kalanlara gore cok daha fazla. Benim tanidigim “master” icin gelenlerin hemen hemen tamami geri gitti. Master ve Doktora yapanlarin ise yarisindan fazlasi programlarindan sonra burdaki cazip teklifleri geri cevirmediler. Bunda aliskanliklarin da etkisi oluyor tabii.
Ama yine de “egitim”e katki manasinda dediginiz dogru. Belki hem sure uzatilip hem de “burs” aldiklari paranin geri odemesine daha buyuk miktarda cezalar konabilir. Ozellikle teknoloji mezunlarina 1 milyon’dan kapi acilabilir… Sosyal bolumler cok onemli degil zaten. Birsey ogrenmediklerine tum ulke olarak sahidiz :p
Fatih bey,
Belki hem sure uzatilip hem de “burs” aldiklari paranin geri odemesine daha buyuk miktarda cezalar konabilir.
Ikiyle carpip almiyor mu devlet onu geri alirken zaten? Bir finansman paketi olarak pek iyiye benzemiyordu o burs isi ben son duydugumda.
Master ve Doktora yapanlarin ise yarisindan fazlasi programlarindan sonra burdaki cazip teklifleri geri cevirmediler. Bunda aliskanliklarin da etkisi oluyor tabii.
Eh tabii ben de onu istiyorum zaten. Oranin hallerine iyice alisip sadece bilgiyi degil islerinde olusmus olan alt kultur ve gorguyu de edinip alip buraya getirsinler. Tabii oyle olunca bu sefer donmeme durumu da oluyor dediginiz gibi.
Bir de bazen bir suru Turk ogrencisi olan Turk hocalar duyardim orada. Hep merak ederdim acaba o cocuklara verilen para yerine o adam memlekete getirilip artanla da gelecegi universitedeki kendi isiyle ilgili bazi eksikler tamamlanamaz mi diye. Fena para vermiyordu devlet cocuklara cunku.
Bulent Bey,
Var benim burada oyle bir hoca… Her Allah’in gunu sabahtan aksama kadar deliler gibi calistiriyor cocuklari
Dayanabilenler muthis isler buluyorlar sure sonunda… Dayanamayanlar Turkiye’ye donup “easy” “kek” hoca oluyorlardir diye dusunuyorum
Not : Bizim siyasalda Aykut Kibritcioglu ile Yahya Sezai Tezel vardi. Ikisininde secmeli olanlar dahil tum derslerini almistim ve ogrencileri “push” etmeyi seven insanlardi (Hala oylelerdir herhalde) … Ama okulun hem hocalar hem de ogrenciler tarafindan “en az sevilen” degil “en cok nefret edilen” hocalariydi… Yani mesele sadece ogrenciler degil , diger is yapmayan ve yapmayi sevmeyen hocalari da asmalari lazim…Bizim Komunist Hocalardan biri Tezel’in kafaya sandalyeyi indiriyormus bolum toplantisinda da ordan biliyorum
[…] merak var. Hemen her kesimde bir heves, heyecan, coşku hissediliyor. Misal, Türk milli takımı teknik direktörü yanında tercüman olduğu halde mesajını bizzat iletebilmek için gazetecilere “İngilizce […]