Zaman Uyuma: Ali Nesin Taşınıyor

FST 10 Nisan 2008

alin.jpgAli Nesin ile ilgili dün bir haber okumuştum, bugün de bir yorumcumuz konuyu gündeme getirmiş. Ben de Zaman Gazetesinin dikkatini çekeyim dedim. Malum Zaman gazetesi anlayamadığım bir sebeple fukara Ali Nesin’e kafayı takmış durumda. Sabah’taki haber şu:

İzmir’in Şirince ilçesinde geçen yaz yapımına başlanan ve inşaat izinleri alınmadığı için bir süre yapımı durdurulan Matematik Köyü projesinde son noktaya gelindi. Bu yaz 100 öğrenci ağırlamayı hedefleyen köyün ana binalarının inşaatı hemen hemen tamamlandı. Geçen yaz çadırda ve barakada eğitim veren Matematik Köyü bu sene 70′in üzerinde öğrenciyi kapalı mekanlarda ağırlayacak.

KANADA’DAN 50 BİN DOLAR

Matematik Köyü fikrinin yaratıcısı Ali Nesin, kısa bir sürede köyün kahve, çeşme ve meydanının da tamamlanacağını belirterek, projenin toplamı için gerekli olan 300 bin YTL’den 180 bininin toplandığını belirtiyor. Çok sayıda küçük bağış aldıklarını belirten Ali Nesin, Faruk ve Füsun Eczacıbaşı, Bilgi Üniversitesi kurucusu Oğuz Özerden, Prof. Baskın Oran gibi tanınmış isimlerin ve çok sayıda matematikçinin de destekçiler arasında olduğunu belirtiyor. Kanadalı ünlü matematikçi Robert Langlands da 50 bin dolarla bağış yapanlar arasında.

Görüldüğü kadarıyla şu haberde bakmasını bilene çok problemli yerler ve malzemeler var. Gelin haberi Zaman Gazetesi ağzıyla yeniden oluşturalım (italikler benden):

Daha önce vakfında askerlik yapan Almanlar konusundaki iddialara cevap vermekten kaçınan Ali Nesin’in İzmir’in Şirince ilçesinde geçen yaz yapımına başlanan ve inşaat izinleri alınmadığı için bir süre yapımı durdurulan Matematik Köyü projesinde son noktaya gelindi. Almanların askerlik yaptığı vakıfla ilgili daha önceki listedeki 239 kuruluştan 140′ının misyonerlik kuruluşu veya kiliseye bağlı olduğu belirtiliyor. Bu yaz 100 öğrenci ağırlamayı hedefleyen köyün ana binalarının inşaatı hemen hemen tamamlandı. Geçen yaz çadırda ve barakada eğitim veren Matematik Köyü bu sene 70′in üzerinde öğrenciyi kapalı mekanlarda ağırlayacak. Geçen yıl Ali Nesin’in kaçak elektrik kullanımında ısrar etmesi şaşkınlıkla karşılanmış, öğrencilerin kasalarla bira taşıması da ilgiyle izlenmişti.

KANADA’DAN 50 BİN DOLAR

Matematik Köyü fikrinin yaratıcısı Ali Nesin, kısa bir sürede köyün kahve, çeşme ve meydanının da tamamlanacağını belirterek, projenin toplamı için gerekli olan 300 bin YTL’den 180 bininin toplandığını belirtiyor. Çok sayıda küçük bağış aldıklarını belirten Ali Nesin, Faruk ve Füsun Eczacıbaşı, Bilgi Üniversitesi kurucusu Oğuz Özerden, Prof. Baskın Oran gibi tanınmış isimlerin ve çok sayıda matematikçinin de destekçiler arasında olduğunu belirtiyor. Kanadalı ünlü matematikçi Robert Langlands da 50 bin dolarla bağış yapanlar arasında. Türkiye’deki azınlıkların hakları konusunda çalışmaları bulunan ve misyonerliğe cevaz veren Baskın Oran yanında Ali Nesin’e bağış yapan Kanada’lı kuruluşun amacının belirsizliği dikkat çekerken, kendilerinin misyoner olma ihtimali ile ilgili sorulara yetkililer cevap vermekten kaçındılar. 

Ali Nesin daha önce vakıfta kalan çocuklara tecavüz edilmesi konusunda da “konu yargıya intikal etmiştir” demekle yetinmişti. Ali Nesin’in yeni köyde de Alman ajanlarına askerlik yaptırıp yaptırmayacağı ise merakla bekleniyor.

(FST, Zamanyolu Haber, Şirince

Bakalım şu haberim sonrasında Zaman gazetesi beni muhabir olarak istihdam edecek mi? Versinler parayı haber nasıl yazılır cümlesine göstereyim. Ali Nesin’i nasından doğduğuna pişman etmezsem adam değilim. Ama önce parayı görelim.

Bu arada Ali Nesin’in başörtüsü ile ilgili özgürlükçü fikirleri malum kesimleri de memnun etmemiş ve bir alay hakarete maruz kalmış. Ne diyelim, aramıza hoşgeldin Ali Nesin, özgürlüğe taraf olsan bir alay kazma sana AKP yandaşlığı damgası vurur, AKP’yi eleştirsen başka bir grup başına dert olur. Gerçi Ali Nesin AKP’yi filan eleştirmiyor, Zaman gazetesi ne demeye kendisiyle uğraşıyor anlamak mümkün değil. Hoş, bu ülkede neyi anlamak mümkün o da ayrı mesele.

Ben en iyisi bir spor yazısı yazayım da keyfimiz yerine gelsin.

(Ehli insaf dostlar için Nesin Vakfı yardım hesaplarının linkini veriyorum, ben bundan sonra buraya yardım yapacağım, kim çocuk dostuysa ben de onun dostuyum, duyururum. Zaman gazetesi de geçmiş hatalarının kefareti olarak şu hesaba yüklü bir bağış yapsın yoksa Fethullah hoca bu dünyada ne kadar ağlasa öbür tarafta bu çirkefliğin hesabını veremez.)

65 Yorum

  1. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 10:39 am

    Ali Nesin: Başörtüsü yasağı topluma hakarettir

    Ali Nesin
    Üniversitelerde başörtüsü yasağını protesto eden öğretim üyelerine destek veren ve bildiriye imza atan Aziz Nesin’in oğlu Ali Nesin, Türkiye’nin yasaklar yüzünden tam anlamıyla laik olamayacağını dile getirdi.

    Nesin, “Bu yasak, toplumun bir kesimine ’siz üniversiteye yakışmıyorsunuz’ diyerek hakaret ettiğinden dolayı güzel bir şey değildir.” ifadelerini kullandı. Bildiriye imza attığı için kendisine gelen tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yapan Ali Nesin, 18 yaşını bitirip rüştünü ispatlamış birinin kılık kıyafetinden dolayı üniversiteye alınmamasının her şeyden önce etik bakımından yanlış olduğunu vurguladı. Nesin, “Kimsenin kimseyi düşüncesinden, inancından, giysisinden ve yaşam biçiminden dolayı üniversiteden men etmeye hakkı yoktur. Eğer yasaklarla Türkiye’nin daha laik olacağı düşünülüyorsa bu düşünce baştan aşağı yanlıştır.” dedi. Yasağın toplumu gereksiz yere kamplara böldüğünü ifade eden Nesin, şöyle konuştu: “Bu yasak toplumun bir kesimine ’siz üniversiteye yakışmıyorsunuz’ diyerek hakaret ettiğinden dolayı güzel bir şey değildir. Bu yasak ne doğrudur, ne iyidir ne de güzeldir. Demokrasi, engebeli bir yoldur. Bu yolu yasaklarla düzleştirmeye çalışmak beyhude bir davranıştır.” Nesin, oyuna gelenin kendisi olmadığını da belirterek, “Asıl oyuna gelenler gerçekte var olmayan ve artık trajikomediye dönüşen bu saçmasapan türban sorununu siyasetin ve hayatlarının merkezine oturtanlardır.” ifadelerini kullandı.
    İstanbul, Zaman

  2. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 10:52 am

    Haberdeki konu Ali Nesinin başörtüsü özgürlüğüne destek veren bildiriyi
    imzalamasından sonra içinde bulunduğu çevreden dışlanıp hakaret görmesi,
    eski bağışçılarının vakfa yaptıkları bağışları keserek
    “git artık sen desteği Fethullah Gülenden iste” demeleriydi.
    Elbet Fethullah Hocayı sevenler bu isteği geri çevirmeyeceklerdir eminim.
    Hazır kurulmuş okul onu desteklemek yeniden inşadan daha kolay olur.
    Eğer bir iki olimpiyat birinciliği de çıkarsa tadından yenmez olur.
    Zaman zaten son olaydan sonra Ali nesin konusunda bakışını değiştirmişti.
    Bende “Ali nesin hoş geldin aramıza” diyorum.
    “Ali abi, Size Ali Abi diyebilirmiyim?”

  3. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 10:55 am

    haber budur:
    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=312042

  4. knz - 10 Nis 2008 - 1:09 pm

    hava atmayın fatih zeki. fetullah güleni bilmem ama o caima ali nesini taşıyamaz.
    nikim kadar eminim.
    yani herşeyi para ve hormanlanmış başarıdan ibaret görmeyin.

    orda sorgulama var. düşünme var. sorgulayan akıl herşeyi sorgular.
    yani arayı bastırdıktan sonra, erkekleri öne oturup, kızları arkaya dikemezler.
    çünkü orda kız sorar. cehenemle korkutulmamıştır. dinden aforoaz edilmekle de korkutulmamıştır.
    uyuma zorlanmıştır.
    o kız orda sorar de mi ? senle ben senle neden aynı yaşam tercihi haklarına sahip değilim diye..
    önde bağdaş kuran mintanın düğmesi açık öğretmen pek de rahat edemez öyle.

    yani zor . demek yazık olacak çocuklara. parayı insanları kesen bu vesile ile kınıyorum. onlar ali nesine kızdılar diye çocuğun günahı ne ? ama öte yandan para ile akılı perdeleriz diyenleri de kınadım her zaman…

  5. Mister No - 10 Nis 2008 - 3:00 pm

    Ekonomi öğrencilerini de alıyorlar mı ki Matematik yaz okuluna?

  6. Cüneyt - 10 Nis 2008 - 5:57 pm

    Zaman gazetesinin Nesin Vakfi ve Ali Nesin ile 180°’lik dönüsü hakkinda da söylenecek laf yok. Bir basin, ki sadece Zaman degil, biliyoruz, bu kadar âdî, bu kadar omurgasiz olabilir, yaziklar olsun.

  7. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 7:25 pm

    Zaman zaten son olaydan sonra Ali Nesin konusunda bakışını değiştirmişti.

    Bu benim yorumumdu.
    Gazete kendince kötü olanı yermiş,iyi olanı alkışlamış..
    Bunun adilikle ne alakası var..
    üslüba dikkat..
    Nesin vakfıyla ilgili eleştirisi Alman vicdani retçilerin askerlik yerine sivil hizmet adı altında burada görev yapıyor olmaları..
    Teftiş raporuna göre, askerlik yapmak istemeyen Almanlar, Türkiye’de Aziz Nesin Vakfı’nda bir yıl görev yaparak bu görevi yerine getirmiş sayılıyor.
    bunu haber yaptıktan sonra ali nesini pozitif bir habere konu etmesi bence kişi hakkında ön yargısız olduğunu gösterir.
    yapmasaydı,görmezden gelseydi bence yanlışlık yapardı..

  8. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 7:33 pm

    Fethi bey,

    Zaman gazetesi de geçmiş hatalarının kefareti olarak şu hesaba yüklü bir bağış yapsın yoksa Fethullah hoca bu dünyada ne kadar ağlasa öbür tarafta bu çirkefliğin hesabını veremez.)

    kimse kimsenin günahını yüklenemez..
    Fethullah hoca zamanın editörü müdür ki ömrü boyunca ağlasa öbür tarafta bu çirkefliğin hesabını veremez..
    Peygamber Efendimize ümmetinin günahlarından hesap mı sorulacaktır?

    Gözyaşı yumşak kalbli olmanın emaresidir ve ağlamak bütün peygamberlerin ümmetlerine tavsiyeleridir..
    Bunu bir nakiseymiş gibi vermek hoş olmamış..

  9. fatihdemir - 10 Nis 2008 - 7:40 pm

    Cuneyt Bey,
    “Adilik ve omurgasizlik” degismekse, hatadan donmekse, ayni konuda hatayi tekrarlamamaksa…(yani ADI her ne ise) ben buna Fethi Bey’in de musadesi ile serefsizligi, utanmazligi, haysiyetsizligi, namussuzlugu da katarak “degismeyen” basin ve destekcileri icin kullaniyorum….
    180derece donenlere “ne yone donduklerinin onemi olmadan” donek diyenlere de “haywanlari da bir basina biraksaniz belirli bir isi gudulenmis olarak omurlerinin sonuna kadar yaparlar, etcilken otcul, yabani iken evcil olmazlar” diyorum…

    Baska birileri kaldi mi?? Onlara da basalim kelimeleri…

  10. FST - 10 Nis 2008 - 8:39 pm

    Fatih Bey,

    Fethullah hoca zamanın editörü müdür ki

    Değil ama editörün kulağını çekebilecek mevkide olduğunu zannediyorum. Değil diyorsanız ya siz ya da ben hiçbirşey bilmiyoruz demektir.

  11. FST - 10 Nis 2008 - 8:41 pm

    Fatih bey,

    Peygamber Efendimize ümmetinin günahlarından hesap mı sorulacaktır?

    Kendisi bir gazetenin manevi sahibi olsa herhalde sorumluluk üstlenirdi.

  12. Bulent Murtezaoglu - 10 Nis 2008 - 8:54 pm

    Fatih Zeki bey,

    Eğer bir iki olimpiyat birinciliği de çıkarsa tadından yenmez olur.

    Bu birincilikler uzulunecek seyler degil tabii, ama bana derseniz ki yuz kisi matematigi anlamalarini ve tadini almalarini saglayacak bir arka plana mi sahip olsun, iki kisi meshur mu olsun ilkini secerim. Bu komunist memleketlerin ozel yetismis aletlerinin olimpiyat basarisi ile milletin spor yapip saglikli ve dinamik olmasi arasindaki fark/iliski gibi. Ilki ses getirir ama asil fayda ikincisindedir diye dusunuyorum. Bu tur donanima sahip insanlar bize normal vatandas olarak da lazim.

    Biraz abarttik bu ‘yayin sayisi’ ‘universite siralamasi’ ‘odullu adam’ filan islerini. Bu basarilar ancak temel ve tabandan gelen birseylere delalet ettikleri zaman sevinilecek seyler, kendi baslarina amac olarak gorulmeye baslandiklarinda esas onemli olan buyuk resim kacabiliyor.

  13. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 11:44 pm

    Bülent bey,
    Evet ama olsa fena mı olur?
    Son yıllarda olimpiyatlarda gelen birincilikler Türkler bilime yabancı önyargısını yıkmadı mı?

  14. fatih zeki - 10 Nis 2008 - 11:51 pm

    Ahanda zamanın haneri ahanda zaman okurunun yorumları,

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=675749
    hiçbir kompleks yok …
    Sayın Ali Nesin’e yardımcı olmak görevimiz
    Sayın Ali Nesin! Yaptığınız insani, demokratik ve onurlu davranışınzdan dolayı size minnettar ve müteşekkiriz. Vakfınızdaki çocuklar bizim de kardeşlerimizdir. Onlara yardımcı olmak boynumuzun borcudur. Lütfen hesap numaranızı Zaman Gazetesi’ne verin. Biz de katkıda bulunmak istiyoruz. Selam ve saygılarımla.

  15. Mr No - 10 Nis 2008 - 11:54 pm

    Fatih Bey,

    Son yıllarda olimpiyatlarda gelen birincilikler Türkler bilime yabancı önyargısını yıkmadı mı?

    Fizik, Tıp veya ekonomide bir Nobel alırsak fena olmaz aslında. Bu tip bir başarı ABD’deki Türk hocalardan gelebilir. ABD’nin hanesine yazılır, ama dediğiniz türden bir önyargı varsa bu yıkılabilir.
    Daron Acemoglu ekonomide Nobel alabilir ileride.

  16. Bulent Murtezaoglu - 11 Nis 2008 - 12:40 am

    Fatih Zeki bey,

    Son yıllarda olimpiyatlarda gelen birincilikler Türkler bilime yabancı önyargısını yıkmadı mı?

    Benim haberim yok bunlardan tabii. Bunu yikmak eger bir amacsa bunun en iyi yolu boyle dusunen adamlarla beraber calismak bence. Zaten ilerleme oldukca ve dil hususunda biraz daha rahat hareket edebilir hale gelinince bunun olmasi kacinilmaz herhalde. Cok kapaliyiz bence, disarida da eger bir gurup haline gelirsek kapanma temayulumuz oluyor. Neyse benin alanimda Turing odulu filan haric oyle odullerle yarismalarla filan pek bir alakam yok ama mesela aklimda Iskandinavlar kalmistir. Niye? Uc bes tanesine de (ustelik kadinli erkekli) ben birebir denk gelmisimdir mesleki laklak etmisimdir veya beraber calismisimdir[1] ‘vay anasini ne bicim iyi is cikartiyor bunlar’ demisimdir.

    Yalniz tabii imaj duzeltme vs. fena seyler olmasa da bizim bu ‘nasil gorunuyoruz’ isine bu kadar takmamiz sakat biraz. Biz rahat miyiz oldugumuz halden, bizim birey ve toplum olarak ihtiyacimiz nedir sikintimiz nedir onlari birinci planda dusunmek daha iyi. Olcu ve gayret bizimle ilgili olmali, disarisi ile ilgili degil. Yoksa seceriz bes on tane kabiliyetli cocuk yukleniriz ve iyi seyler olur sectigimiz yarisma vs. olcusune gore ama hangi ihtiyaca cevap verilmis olur? Iyi gorunme ihtiyaci. Bu atlet transferleri filan da biraz o ihtiyaca yonelik herhalde ama diger taraftan devsirme de olsa o formayla basari olunca belki genelde bir heves ve guven de oluyordur.

    [1] Bir de soyle bir komiklik oluyor onlarla. Bana bir iki kere oldu. Is haricinde de laklak ediyorsunuz fakat sohbet hakkinda izlenimler cok degisik oluyor. Turk ‘hmm pek fazla konusmadik ama huzurlu bir vakit gecirdik’ derken Iskandinav muhatap ‘acayip icimi disimi desti ama cok iyi geldi, ne cok konustuk kisa zamanda’ diyebiliyor.

  17. Cüneyt - 11 Nis 2008 - 1:22 am

    Fatih Beyler,

    Ikinize de tek defada yanit verecegim, kusura kalmayin.

    Zaman gazetesinin dönüsünün niye oldugunun önemi yok mu?

    Nesin Vakfi’ndaki Almanlar’a ajan suclamasi haberi gibi Almanya’daki (ayni sekilde Avusturya’daki) askerlik ve sivil hizmet görevinin isleyisini adam gibi bilmeyip yok yere üstü kapali iftirâ yazabilen, bu da yetmezmis gibi teker teker adamlarin ismini sayan bir habercilik anlayisinin birden Ali Nesin “türbana evet” deyince adama bayilmaya baslamasi benim gözümde ne dogru yolu bulmak, ne hatadan dönmektir. Bu benim gözümde isine geldigi zaman övmek, isine gelmedigi zaman yermek, baska deyisle omurgasizliktir. Sadece Zaman yapmiyor bunu, onun da farkindayim, fakat Zaman’in iste sürekli sövdügü diger medyadan bir farki yok, onu göstermek istiyorum.

    Nesin Vakfi’nda alman casuslari konulu haber Türk gazeteciliginin yüz karalarindan biridir, okuyunca insanin midesi bulaniyor.

    Ifâdeye bakar misiniz: Alman vicdani retçiler, ’sivil hizmet’ adı verilen bu uygulama ile yurtiçinde ve dışında Alman devletinin izin verdiği sivil toplum kuruluşlarında görev yapabiliyor. Listedeki 239 kuruluştan 140′ının misyonerlik kuruluşu veya kiliseye bağlı olduğu belirtiliyor. Listedeki tek Türk kuruluşu ise Aziz Nesin Vakfı.

    Verilen mesaj acik; Nesin Vakfi misyonerlik kurulusu, kiliseye bagli.

    Bugün ne yaziliyor: “Ali Nesin - Basörtüsü yasagina karsi ciktigi icin linc edilen adam!…..Nesin Vakfı’na yapılan yardımlar bıçak gibi kesildi.”

    Sanki “Nesin Vakfi Alman casusu, misyonerlik yapiyor” meâlinde haber girince yardimlarin artmasini umuyordu Zaman gazetesi.

    Hayir bir de Sivas’ta canini zor kurtaran rahmetli babasi hakkinda “Türk edebiyatının ve fikir dünyasının en önemli isimlerinden Aziz Nesin” dememisler mi, gülmekten öldüm. Zaman gazetesinde de böyle bir sey okudum ya…

    Bu apacik adîliktir. Üstünüze alindiginiz hissine kapildim, hic gerek yok.

  18. fatihdemir - 11 Nis 2008 - 1:42 am

    Cuneyt Bey,

    Bu apacik adîliktir. Üstünüze alindiginiz hissine kapildim, hic gerek yok.

    Fethi Bey gibi sizde gunde yuzlerce haber gecen bir gazetenin herkesce elestirilince donduklerini sandigimiz iki elin sayisini gecmeyecek haberlerinden yola cikarak “malum” bir medya grubu ile karsilastirma yanlisina dusuyorsunuz ve bu yuzden hakkaniyetsiz davraniyorsunuz.

    Ustune alinma meselesi ise tanidigim bir kac kisi yuzundendir. Adilik lafinin Zaman’in neresine gittigi belli olmadan fikir degil kahve muhabbeti andiran bir tanimlama oldugu icin de cevap verdim. Bu “Adilik” kelimesinin kimleri kapsadigini soyleyiverin de ona gore muhabbeti devam ettireyim yada size gore “seviye” ayarlamasi yapayim…

  19. fatih zeki - 11 Nis 2008 - 1:17 pm

    Cüneyt bey,
    Aksiyon dergisinde Aziz Nesinle yapılan bir söyleşi var.
    Onu dikkatinize sunuyorum.
    Umarım önyargılarınıza ilaç olur.
    http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=21057
    Kem söz sahibine aittir.
    Lütfen üstünüze alınmayın

  20. knz - 11 Nis 2008 - 4:20 pm

    Herşeyi para gören bir zihniyet var ki, o zaman insanlık beş para oluyor.

    bir kere hiç kimsenin başkasının çocuğuna bağış yapacak kadar yaklaşma yetkisi bile olamaz.

    haa ödediğiniz para ne ?

    siz kendiniz adına bir borç ödüyorsunuz, bu borç manevi de değil üstelik,

    basbağı maddi bir borçtur. Siz kendiniz adına ve kendi geleceğiniz için bunu yapıyorsunuz;

    o halde kendi çıkarınız için yaptığınız şeyden başkalarının çocuklarına ne ?

    siz bir tohum ekemezsiniz. insan biçemezsiniz.
    çocuklar tarla değildir, giremezsin ve yaklaşamazsın.

    10 metre mesefeden parayı bırakır ve gidersin.

    haa yemiyorsa, yoksul çocuklar satılık insan mesefesine konamaz. Dünyanın hiç bir efendi ulusunda çocuklar batan geminin malları olamazlar.

    ancak filiniplerde falan misyoner pazarları kurulabilir.
    biz kurtuluş savaşında bile çocukları savaşa sürmedik.

  21. Fatih Zeki - 11 Nis 2008 - 6:28 pm

    Knz hanım
    Konuyu biraz açarmısınız?
    bir kere hiç kimsenin başkasının çocuğuna bağış yapacak kadar yaklaşma yetkisi bile olamaz.
    haa ödediğiniz para ne ?
    siz kendiniz adına bir borç ödüyorsunuz, bu borç manevi de değil üstelik,
    basbağı maddi bir borçtur. Siz kendiniz adına ve kendi geleceğiniz için bunu yapıyorsunuz;
    o halde kendi çıkarınız için yaptığınız şeyden başkalarının çocuklarına ne ?

  22. knz - 11 Nis 2008 - 6:44 pm

    selam fatih zeki.

    konu şu :

    o çocuklar batan geminin malları değil.
    hiç bir yoksul ve yetim çocuk batan geminin malları değildir.

    onlar insan.

    Bir tusunami oluyor, önüne gelen sokaktan çocuk topluyor.

    yoksullara ve kimsesizlere yaklaşmak hakkı ne o cemmatte , ne bu misyonerlikte, ne de öbüründedir.

    biz sadece verdiğimiz paralarlar onların mevcut bilgi birikimine ulaşmasını sağlayabiliriz.

    o da kendimizin seçeği bir yol değildir.

    bugün matematik bilgisi nedir ? o yaşta çocuğa en iyisi nasıl verilir ?

    o çocukara dini (veya dinsilik) telkin bile vermeniz ahlaki olmaz.

    asla.

    onlara bir metni anlam bilgisini verirsiniz. ve dini veya dinsizlik propagandası için yanına bile yaklaşamazsınız.

    genelde anlayış şu; onlar yapmasın ama ben yapayım.
    hayır, gerçeği şu: sen yapma. onlar da yapmasın.

    nesin vakfı bu yönden bir şikayette konu olacak bişey
    yaptığını duymadım.

    ben ne olur ne olmaz diye söylüyorum.
    kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali herkese söylüyorum.

    ali nesin veya fetullah gülen sadece vakıfta bir yönetici olabilirler. fatura toplar ve bilgisyara yüklerler, vs.
    emek vaya para harcar.

    bu işte harcayacağınız paranın dünyada size hiçbir karşılığı yoktur.

    yerse ! yardımların anlamı budur.

  23. Mr No - 12 Nis 2008 - 3:45 pm

    Rusya Milli refleks göstermiş:
    Eden bulur derler.

    “Rusya Yüksek Mahkemesi’nin aldığı kararla Nurculuk faaliyetlerinin tamamen yasaklanmasının ardından, Fethullah Gülen cemaati ile doğrudan ya da dolaylı ilişki içinde olan ya da üçüncü kişiler tarafından yönlendirilen sözde sivil toplum örgütlerinin “Nurculuk faaliyeti” kapsamında değerlendirilip yasadışı ilan edilmesinin önü açıldı.
    DENİZ BERKTAY

    KİEV - Rusya Üst Mahkemesi’nin, Rusya Federasyonu Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda aldığı Nur cemaatini yasaklama kararı, bu cemaatin Rusya’daki etkinliklerine son verilmesi konusunda yaşanan ikiliğe son vermiş bulunuyor. Nur cemaati, 2002 yılında Rusya’nın iç güvenlik teşkilatı olan FSB tarafından kara listeye alınarak Rusya Federasyonu toprakları içinde ülke bütünlüğüne aykırı hareketler gösteren ve radikal İslamı aşıladığı belirtilen vakıflar ve şirketlerden bir bölümünün kapatılmış olmasına karşılık, Nur cemaati, resmi olarak yasaklanmamış, sadece devlet güvenliğine aykırı eylemlerde bulunduğu dile getirilmişti.

    Fethullah Gülen ‘in cemaati tarafından Rusya’nın değişik yerlerinde 1990′lı yılların başlarında açılmaya basalanan ” Türk okulları “, ilk olarak, 1990′lı yılların sonunda, fakat asıl olarak, Vladimir Putin’ in Devlet Başkanı olduğu 2000′li yılların başlarında yoğun incelemelere maruz kaldı. FSB’nin 2002 yılı Aralık ayında açıkladığı yıllık raporunda, Başkurdistan, Çuvasistan, Buryatiya, Hakasya ve Kuzey Kafkasya (Dağıstan, Çeçenistan ve Stavropol) bölgelerinde “Toros” , “Eflak” , “Serhat” ve “Ufuk” adlı vakıf ve firmaların Nurcuların elinde bulunduğu ve bu kuruluşlar ülke güvenliğini tehdit eden faaliyetler ve yabancı istihbarat örgütleri lehine istihbarat faaliyetlerinde bulundukları için kapatıldıkları, buralarda bulunan Türk uyrukluların sınır dışı edildikleri belirtiliyordu. Rusya’da Nur cemaatine yönelik ikinci büyük operasyon, 2005 yılında Tataristan’da gerçekleştirildi. Tataristan’da radikal İslami eğilimlerin artması karşısında alarma gecen FSB, Tataristan’da Nur cemaatine yönelik düzenlediği operasyonlarda, kayıtsız olarak faaliyet gösteren ve Nur cemaati ile bağlantılı olduğu anlaşılan yerlere baskınlar düzenledi.

    Cemaate üçüncü büyük darbe, 2007 yılının mayıs ayında Koptevskaya Bölge Mahkemesi’nin Tataristan savcılığının talebi doğrultusunda Saidi Nursi’ nin kitaplarını yasaklaması oldu. Eylül ayında kesinleşen kararın gerekçesinde, Saidi Nursi’nin kitaplarının radikal İslamı aşıladığı, okuyucu kitlesini çevresinden yabancılaştırdığı ve onları kendilerinden olmayanlara karşı eyleme geçmeye teşvik ettiği belirtiliyordu.

    Gülen’in okullarına yönelik operasyonlarda, 2007 yılı, bir dönüm noktası oldu. O tarihe kadar, Rus olmayan etnik grupların yaşadıkları bölgelerde bulunan 16 okul kapatılmış, buna karşılık Tataristan bölgesi ile Rusların çoğunlukta olduğu Moskova ve St. Petersburg’daki okullara dokunulmamış iken, ağustos ayında, St. Petersburg kentinde, Türkiye’deki Fatih Kolejlerini de işleten Çağ öğretim işletmeleri tarafından işletilen 664 numaralı lise, devletleştirildi.
    Diğer taraftan da, etnik ve dini yapı ile ekonomik ilişkiler açışından Rusya’nın en hassas bölgelerinden biri olan Tataristan’da etkinlik gösteren 7 lise üzerinde denetimler arttırılarak, değişik gerekçelerle, okullardaki Türk uyruklu öğretmenler Türkiye’ye dönmeye zorlandı. Gerek St. Petersburg, gerekse Tataristan’da Gülen’in okullarına karşı tatbikatların birdenbire artması ile ilgili yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’deki 2007 genel seçimlerinin ve Türkiye’deki siyasi İslamın tırmanışta olmasının da çok büyük etkisinin olduğu belirtiliyor. ”

    Cumhuriyet Online, 12 Nisan

    (Mister No’nun yorumu: Mehmet Perinçek mi uyandırdı acaba Rusları?

  24. Mr No - 12 Nis 2008 - 4:41 pm

    Bazı yerleri vurgulamadan geçmişim.
    FSB’nin 2002 yılı Aralık ayında açıkladığı yıllık raporunda, Başkurdistan, Çuvasistan, Buryatiya, Hakasya ve Kuzey Kafkasya (Dağıstan, Çeçenistan ve Stavropol) bölgelerinde “Toros” , “Eflak” , “Serhat” ve “Ufuk” adlı vakıf ve firmaların Nurcuların elinde bulunduğu ve bu kuruluşlar ülke güvenliğini tehdit eden faaliyetler ve yabancı istihbarat örgütleri lehine istihbarat faaliyetlerinde bulundukları için kapatıldıkları, buralarda bulunan Türk uyrukluların sınır dışı edildikleri belirtiliyordu.

  25. Fatih Zeki - 12 Nis 2008 - 6:02 pm

    Mr No Bey,
    Haklısınız aslında kendisi bir nevi bir misyonerlik yapan bir kuruluşun türkiyedeki misyoner hareketlerine fazla ses çıkarmaması lazım sen zaten topun ağzındasın senin nene gerek Türkiyede hangi vakıfhangi misyoner kuruluşla işbirliği içerisinde bunları niçin dile getiriyorsun.
    Efendice işini gör, kimsenin tavuğuna da kış deme!
    Ama dil bu durmuyor..
    meşhur misalde olduğu gibi söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değildemiş galiba Zamancılar..
    Cumhuriyette içerde yediği golün karşılığını dışarda çıkarma telaşında..
    Malum bizler bir miktar Komplo Teoileri ile malul olduğumuz için iki yazıyı dikatinize sunacağım..
    Gerçi artık bunlarda insanı baydı ama sussam gönül razı değil hesabı…
    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=673676
    Galiba bu yazının hesabını soruyorlar…
    Ayrıca zaman haberi yalanlıyor:
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=676170
    Cumhuriyetin bugünlerda başı dertte ya
    http://gazete.netgazete.com/Gazete/cumhuriyet.jpg
    By the way
    Nesinle ilgili Zamanın bugünkü haberi
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=676124
    Zamana göre Ali Nesin artık “Aziz” Nesin..
    Bir arkadaş bunu omurgasızlık olarak nitelemiş ama bence hiç olmazsa diğerleri gibi insanları hiç doğrusu olmayan vahşi yaratıklar olarak görmüyor,kendine göre doğruya doğru eğriye eğri diyor..

  26. Fatih Zeki - 12 Nis 2008 - 6:16 pm

    Cumhuriyetin haberinde bana ilginç gelense;
    Gazetenin Türkiyede “Ilımlı İslamcı” olarak niteleyerek Amerika-Bop bağlantısı kurduğu Gülen Hareketini
    Rusyada Radikal İslamcı olarak niteliyor.
    Demek bu hareketin Rusyadaki yansıması radikal İslamcı imiş…
    Demek ordan öyle burdan böyle görünüyor…
    Afganistandaki okullarıda “Laik” olduğu için kapatmışlardı..
    Allah’tan Kuzey Iraktaki okulları Türkçü-Irkçı-Faşist diye niteleyip kapatmıyorlar..

  27. Bulent Murtezaoglu - 12 Nis 2008 - 6:33 pm

    Fatih Zeki bey,

    Benim anladigim bu cemaat disariya kendilerini ‘Ilimli Islam’i yayan/yerlestiren/ogreten guclu bir ‘alternatif’ olarak anlatiyor. Su aramaya bir bakin:

    http://www.google.com/search?hl=en&q=%22moderate+islam%22+gulen

    Orada anladigim kadariyla o cemaatin yazdigi, yazdirdigi veya icazet verdigi dokumanlar da var.

  28. fatihdemir - 12 Nis 2008 - 7:07 pm

    Bulent Bey,
    “Moderate” kelimesini ben yanlis bilmiyor isem “ilimli” ile “radikal”in ortasinda demek. Oyle degilse yani “ilimli” demek ise radikal ile neyin ortasina “ilimli” deniyor onu da merak ettim simdi….

  29. Fatih Zeki - 12 Nis 2008 - 7:46 pm

    Bülent Bey,
    Eskiden Radikal İslam tehlikesi vardı,Amerika onları destekiyordu.(Afganistan,Taliban vs.)
    Şimdi ise iş değişti; Ilımlı İslam Amerikan emperyalizminin vasıtası oldu.
    Radikal İslam muteber.İslamın Amerikan dışı versiyonu yok mu? Biz mümkünse ondan alsak.
    Gerçi bunu söyleyenlere göre İslam külliyen tehlike ama biz zaten Türk milleti olarak tehlikeyi severiz.
    Ilımlı islam “türban” gibi bir yafta şimdi.
    Hani “biz başörtüsüne karşı değiliz türbana karşıyız”,”Türban Amerikan emperyalizminin simgesi vs.”
    Fethullah Hocanın ılımlı islamın prensi olduğu iddia ediliyor.
    Ama aynı çevrelerce Türkiyede Şeriat devleti kurmak için çete oluşturduğu için müebbetle yargılanıyor,beraatine itiraz ediliyor vs yani Radikal İslamcı görülüyor..
    Kafalar karışık anlayacağınız..
    Aslında Fethullah hoca

    Hodri meydan! Elinizde üç istihbarat teşkilatı var, yabancılarla da bilgi alış verişi yapıyorsunuz icabında. Bir kuruş yardım aldığımızı isbat edin bütün okulları devlete devredelim

    dedi ama kimseden tık çıkmadı..
    Meraklısı çok olmasına rağmen.
    Bence bu da şehir efsanelerinden birisi..

  30. Bulent Murtezaoglu - 12 Nis 2008 - 7:58 pm

    Fatih beyler, ben bunlari bilmiyorum ki? Yoktum memlekette ve ilgilenmiyordum bu isler piserken. Simdi de malum zaten, birsey anlamak pek mumkun degil iki tarafli propaganda (hatta, kizmayin, takim tutar gibi gazete tutulmasindan) dolayi. O yuzden Fatih (Zeki) beyin dedigindeki imalari bile tam anlamis degilim ama simdi onlari anlayip atlaan cioksa da seyretsem diyorum icimden.

    Ben ‘moderate Islam’in buraya ‘ilimli Islam’ tercumesiyle geldigini dusunuyordum. Moderate ilimli da olabilir, onda pek birsey yok bence.

  31. fatihdemir - 12 Nis 2008 - 8:27 pm

    Bulent Bey,

    Ben ‘moderate Islam’in buraya ‘ilimli Islam’ tercumesiyle geldigini dusunuyordum. Moderate ilimli da olabilir, onda pek birsey yok bence.

    Kelimeler ve onlara yuklenen anlamlar cok onemli bence. “Ilimli” kelimesi “suya sabuna dokunmayan, haklarindan feragat eden ve oldugundan daha yumusak hale getiren” manasinda kullaniliyor ki ozellile onundeki “isim” Islam olunca bu kabul edilebilir birsey degil. Kendisi icin “Kalvanist” diye yakistirma yapan Ertugrul Ozkok’e verdigi cevapta : “

    “I am an ordinary Muslim faithful to all principles of the religion from the essentials detailed in the Book (Qur’an), the Prophet’s Sunnah, ijma (consensus of opinions from among the Sahaaba and true Ulama) and qiyaas (analogy). Even the thought of changing any issue concerning even the customs of our religion is a heinous sin and wrongdoing to me. I would prefer to die rather than change a single matter accepted in customs, let alone the religion’s essentials. I am neither a Calvinist nor a reformist. I have never made such a statement or implication meaning this in my whole life. I think what should be innovated today is not the religion but our piety. As I expressed several times for various reasons, I am a simple and modest Muslim in the way of the Prophet Mohammed. I am a Muslim closely faithful to the tradition.”(Turkcesini bulamadim)

    demisti…

    Bakin genel cercevede bu Turkiye’de hakaret sekli olarak isim degistirerek yapilan birsey….
    Siz buralarda degildiniz galiba Malum Subat ayinda…. O zaman Ibda-C,Hizbullah’in dag ve shir kanatlari , Ismail Aga, Aczmendiler, Suleyman Efendi Cemaati, Gulen Cemaati, Yeni Asya… ve Refah Partisi herkes “radikal”di ve devleti yikmaya calisiyorlardi…
    O yillarda Cumhuriyet Gazetesinde “Fethullahcilar dagda silahli kamp yapiyor” haberleri cikiyordu…

    Bu “yemeyince” ondan sonra “BOP” ve “ilimli” kelimelerini cikardilar… Yani “Ilimli” deyince “Dinimizi yumusatarak elden aliyorlar”a getirip bu sefer obur taraf uzerinden vuracaklar…

    Dun Fethi BEy’in alintiladigi “Cuma vaazi” da bu manada okununca neyin neden dendigine bazi ipuclari verebilir…

    Yani demem o ki kelimeler bu iste cok onemli…. “Ilimli” kelimesi de o yuzden kullanimi acisindan “mesaj” iceren bir kelime…

  32. Bulent Murtezaoglu - 12 Nis 2008 - 8:39 pm

    Fatih bey, yoktum tabii 28 Subat’ta. Zannediyorum 93-98 arasi ugramadim bile memlekete. Siz buralarda laklak ettigime bakmayin, bir halttan haberim yok aslinda.

    Ilimli isini anladim ama oyle o kadar hassiyet gosterilecek birsey midir bilmiyorum. Cemaat kendisini disariya ‘moderate’ diye tanitiyor gibi geldi bana, nereye bakip oyle dedigimi de gosterdim. Konu Rusya filan oldugu icin oyle bakayim dedim. Neyse, ne olacak bunun Turkcesi, o durumda?

  33. fatihdemir - 12 Nis 2008 - 8:54 pm

    Bulent Bey,

    Neyse, ne olacak bunun Turkcesi, o durumda?

    Ben kendimi hep “Musluman”im diye tanitirim… Birseyci oldugumu ne ileri surdum ne de o manaya gelecek birseyler yaptim bugune kadar…
    Bence “Musluman” kelimesi yeterlidir…. Basinda -cisi -cusu olmayan su katilmamis bir Muslumanlik…. Oze donus…. Ama bunda da amac “Muslumanlik” kimliginin arkasina saklanarak elestirileri “engellemek” degil….
    Genel manada ise “Oze Donus” fiilinin “isim” hali nedir bilmiyorum….

    Bir de bu Rusya manasinda size Ciller, Azerbaycan ve Darbe konularini da arastirmanizi tavsiye ederim. Rusya’nin Gulen’e degil bazi “Turk”lere antipatisi olabilecegini gozardi etmeyin derim… Biraz “kendi vatandaslarini yabancilara gammazlayip “bunlar asiri dinci” diyen buyukelcileri katin isin icine… Biraz da MIT karistirin, uzerine de “medyamizin abarti” sosunu ekleyin ve daha buyuk bir perspektiften bakin derim… O zaman anlasilir gozukmeyen cok sey daha anlasilabilir hale geliyor…

  34. Fatih Zeki - 12 Nis 2008 - 9:37 pm

    Bülent Bey,

    Yoktum memlekette ve ilgilenmiyordum bu isler piserken.

    Yine yoksunuz galiba şu aralar ve bu macerayı kaçırıyorsunuz :))
    Fethullah Gülen meselesinde herkes bir şeyler söylüyorda bir de şu adamlara bir soralım demek kimsenin aklına gelmiyor galiba.
    Fethullah Gülen Said Nursi Hz. nin Nur Risalelerinde yazdıklarını hayata geçiren bir aktivisttir bence.
    Amerika ile Rusya ile İran ile yada Türkiye devleti ile bağlantılarından çok köklerini orada aramak gerekir diye düşünüyorum.
    Bediüzzamana göre İslam aleminin üç büyük problemi vardır:
    1-Cehalet 2-İftirak(Parçalanmışlık) 3-Fakirlik
    Bu üç meselenin çözümünde temel esas cehaletin ortadan kaldırılmasıdır.
    Bu yüzden Medresetüzzehra adını verdiği dine ve fene dost bir eğitim sistemi uygulayarak cehalet ortadan kaldırılmalı ve bu okullar bütün dünyaya yayılmalıdır.
    Bu hareketin başarıya ulaşabilmesi için siyasetten uzak durmalıdır.
    “Euzu billahi mineşşeytani vessiyaseti düsturu”
    Fethullah Gülende bu projeyi hayata geçirmektedir.
    Her ne kadar diğer nur cemaatleri onu nur cemaatinden saymasalarda..
    Fethullah Gülenin temel hareket noktası burasıdır.
    Bu açıdan oalylara bakmak daha isabetli olur.
    Yani Amerikan projesi falan değil özbe öz yerli malı..

  35. Fatih Zeki - 12 Nis 2008 - 10:24 pm

    Mr No bey,
    Vurguladığınız yerle ilgili olarak;
    Bahsettiğiniz okullarda bir müddet çalışmışlığım vardır;
    Çok şükür herhangi bir casusluk faaliyetinde bulunmadım.
    Arzederim…
    Şu gerçeği orada öğrendim:
    Türkün Türkten başka düşmanı yoktur!

  36. knz - 13 Nis 2008 - 11:26 am

    Bediüzzamana göre İslam aleminin üç büyük problemi vardır:
    1-Cehalet 2-İftirak(Parçalanmışlık) 3-Fakirlik

    Bir düşünüre bediüzamman diye bir lakap takmanın anlamı ne ? bir düşünüre tapınıyor olmanın anlamı ne ?

    sanki insanlara böyle ulu lakap takınca fikirleri eşleştirilimez oluyor.

    bence islamiyetin ilk büyük problemi budur. AZAMLAR, MUAZZAMLAR , BEDİİZAMANLAR..Hocaefendiler.. Halbuki sahabe peygambere bile “ya muhhammed ” derdi.

    gelelim yukardaki düşüncenin eleştirisne ve aktif hale getirilişindeki aksaklığa:

    okul bir cammate ait olmaz. okul okuldur. çağdaş müfradatı alır uygularsınız.
    eğer okul açma yolu ile hayır yapmak istiyorsanız ya sponsor olursunuz ya da koç vafkı gibi, bir holding için iyi reklam aracı olarak kullnırsınız.

    yani cehaletle mücadle dahi bir alışveriştir.
    sabancı ailesi spastik okulu yaptı. iyi. karşılığında iyi bir imaj eldi etti.
    yani veridğinin karşılığını aldı. siz de karşılıksız bir şey yapmadınız.

    yoksa keyfi olarak yoksul çocuğunu kafalamak gibi bir hakkı ne koç ailesine, ne de bir cemate verilebilir.

    yaparsın yardımı alırsın reklamını. ( orası ne kara aklanacak yerdir, ne de vergi kaçırılacak bir yerdir, ne de kutsanılcak bir yerdir. sözüm herkese yukarda dediğim gibi)

    yani bu işin abartmaya ve kutsanmaya gelecek bir tarafı yok.

    2- parçalanmışlık : aktif olarak parçalnamışlığa katkıda bulunuldu malesef.
    nurcu denilen cemaat bile kaça parşanmış durumda allah bilir.

    parçalanmışlığı ortadan kaldıracak tema ne olabildirdi, hiç birimiz bilmiyoruz.
    bir anlamlı söz duymadım.

    3- fakirlik: Hani bunu çinli yazsa anlayacağım da… Hani onlar çocukların oynadığı oyuncak fiatlarını düşürdüler diye….Fakat bunu biizmkiler jipe müslüman da binsin olarak algıladılar. valla yazık. jipi satanlar ham madde kaynaklarını eline geçirip, o jipi de satacak adam arıyordu zaten.. ne oldu , jipe binice başlar göğe ermedi ?
    yoksulluk daha da artı. eskiden buğday, bulgur derdi yoktu hiç olmazsa.

    kimbilir belki yeni bir başlangıç yaparsınız.

  37. secedo - 13 Nis 2008 - 11:58 am

    sanki insanlara böyle ulu lakap takınca fikirleri eşleştirilimez oluyor.

    Sana bulasmak degil niyetim, ne halin varsa gor…kimsenin senin yazilarini okuyupta sacma sapan fikirlerine ortak olacaginida sanmiyorum ama iste belki bazi sazanlar vardir, soru isareti olusmasin kafalarinda.

    Bir kere kimse kimsenin elestirilmemesini savunmuyor. Kimseye lakaplar elestirilemesin diye takilmiyor. Bediuzzaman ulu bir lakap degildir, “zamanin alimi” demektir, ve kisiden kisiye degisir. Suan ki “power electronics” dersi hocami ben nasil bir dahi olarak goruyorsam, insanlarinda kendilerince ustun gordugu kisilere bu sekilde sifatlar takmasi kimseyi ilgilendirmez(musluman bir deger oldugu icin seni ilgilendirir, o ayri bir mesele). Bediuzzaman modern bir Turkce olmadigindan yobaz beyninde bazi noktalara vurus yapmis olabilir ama manasi ululukla ilgili degildir.

    Ayrica, bu gibi kisilere yapilan elestiriler zaten hakaret sinirini bile asmis durumda. En elestirilemez gordugumuz kisi ve “seyler” zaten elestiriliyor. Oyuzden kimsenin “aman Bediuzzamana birsey olmasin” gibi bir kaygida bulunacagini sanmiyorum. Senin bu konuda ki kayginida ucsuz bucaksiz hirsindan kaynaklandigini dusunuyorum.

    Rica edecegim kusmuklarini artik musluman degerlerden uzak tut.

    Birde su var; bu kadar zamandir ayni konular uzerinden ayni cumlelerle yorumlarda bulunuyorsun. Hadi bir kere soyledin, iki kere soyledin. Ne sana cevap veren kisiler, nede bu siteyi ziyaret eden kisiler cok fazla degisti. Madem bu kadar savunma geregi goruyorsun bazi seyleri, nicin farkli platformlarda goremiyoruz seni? 400 tane kitap sahibi olup, bir okadar yazi yazmis bir kisi nasil oluyorda izlenimler.net’ten ayrilamiyor? Tamam, senin yolun dogru, sen haklisin…ama bitirdin burayi artik. Soyleyeceklerini soyledin. Farkli birseyde soylemiyorsun artik. Daha ne kaldi geriye? Utanma yok, sikilma yok, her turlu aymazlik sende…e artik toplumun diger kesimini bilgilendir birazda.

    Gerceklerle yuzlesebilecek onura sahip olduguna kucucuk bir inancim yok ama hakikaten soyle bir dusunce mi var yoksa; bir gun gelecek ve tum izlenimler okuyuculari arkamdan gelip bana destek olacaklar, benim yolumdan ilerleyecekler?

    Senin gibi insan gormedim duymadim, inan esin benzerin yok!

  38. Fatih Zeki - 13 Nis 2008 - 7:51 pm

    Knz hanım,
    Aleyküm selam.

    Bir düşünüre bediüzamman diye bir lakap takmanın anlamı ne ? bir düşünüre tapınıyor olmanın anlamı ne ?

    O lakabı ben takmadım devrindeki insanlar zamanın harikası anlamında kendisine saygı anlamında söylemişler.
    Benallahtan başka kimseye tapmam.Hiç bir müslümanda tapmaz.İnsanlara saygı göstermek tapmak değildir.

    okul bir cammate ait olmaz. okul okuldur. çağdaş müfradatı alır uygularsınız.
    eğer okul açma yolu ile hayır yapmak istiyorsanız ya sponsor olursunuz ya da koç vafkı gibi, bir holding için iyi reklam aracı olarak kullnırsınız.

    Okul açın demek kimden gelirse gelsin alkışlanacak bir durumdur.Bunu bir cemaat yapıyorsa daha büyük takdiri hak eder. Çağdaşlık anlayışlarımız farklı olabilir.Hayırlar reklam için yapılmaz yapılsa riyakarlık olur.Makbul olmaz.

    yani bu işin abartmaya ve kutsanmaya gelecek bir tarafı yok.

    Bu işi Türkan Saylan yaparsa siz kutsarsınızda Fethullah Gülen yaparsa en büyük tehlike olur.

  39. knz - 14 Nis 2008 - 12:49 am

    Fatih zeki bey selam,.

    Bir düşünüre bediüzamman diye bir lakap takmanın anlamı ne ? bir düşünüre tapınıyor olmanın anlamı ne ?

    O lakabı ben takmadım devrindeki insanlar zamanın harikası anlamında kendisine saygı anlamında söylemişler.
    Benallahtan başka kimseye tapmam.Hiç bir müslümanda tapmaz.İnsanlara saygı göstermek tapmak değildir.

    Biz einstain, pasteur, edison’a saygı duymuyor muyuz ? uluğ bey’e (semerkantlı astronom) ? bilimde düşüncenin sınırlığı ve eleştirilebilir olması o kadar olandır ki,
    gerçeği arama çabaları bir bayrak yarışı gibi gider.

    veya nietzsche’ ye ? veya hatta fuzuliye saygı mı duymadık ?
    Hele Bilimden düşünce alanına kaydığımızda irdelemek sıradan okurun bir uğraşı haline gelir., benim bildiğim böyle bir lakap düşünce alanına hiç girmez. hele hele zaman aşımı harika bir sıfat buraya hiç uymaz.

    hatta benim bildiğim tek lakap sanat güneşimiz zeki müren’dir. Onun da bir düşüncesi yoktur ki, zaman içinde aşınmaya uğramasın.

    saiti nursi 19. yy da yaşamış biri. Sizin yukarda saydığınız o 3 madde gerçekte bir hayli hatalı içeriğe sebep oldu. Etrafınızda dünya kadar nitekikli nurcu var ama ırakın 3 bölünmesini engelleyemediler.

    Bugün radikalde tesadüfen sait nursi’nin kadınların kapanması ile ilgili 3 nedenini okudum. Bir kere hiç birşey demiyor. yaşadığı devirde kadınlar peçeli olduğu için peçeyi mi savunuyordu ? bunu bilmiyorum ama onun görüşlerine dayansaydık, kadınlara ne şahitlik yaptırılırdı, ne de bir sorumluluk verilirdi.

    fatih zeki bey kadınlar oy hakkı için batıda yerlerde süründü. Müslüman kadına da cumhuriyet oy hakkını gökten iner gibi verdi. Yoksa hiç bir sait nursi’den bu konuda yol açacı bir karşılık görmedik.

    Hatta bugünkü radikaldeki yazısında öyle bir kadın tarifi yapıyor ki, üniversitenin kapısından sokmazsınız.

    19. yy da kapalı bir toplumda yaşamış sait nursi, kadınlar hakkında bütün zamanlarda geçerli olacak harika fikirler üretmezdi zaten.

    halbuki biz 21. yy dayız kadınlar uzayda mekik kenetliyor. şahitlik hakkını sait nursiden mi öğreneceğiz ?

    şimdilik bu kadar.

    okul bir cammate ait olmaz. okul okuldur. çağdaş müfradatı alır uygularsınız.
    eğer okul açma yolu ile hayır yapmak istiyorsanız ya sponsor olursunuz ya da koç vafkı gibi, bir holding için iyi reklam aracı olarak kullnırsınız.

    Okul açın demek kimden gelirse gelsin alkışlanacak bir durumdur.Bunu bir cemaat yapıyorsa daha büyük takdiri hak eder. Çağdaşlık anlayışlarımız farklı olabilir.Hayırlar reklam için yapılmaz yapılsa riyakarlık olur.Makbul olmaz.

    yani bu işin abartmaya ve kutsanmaya gelecek bir tarafı yok.

    Bu işi Türkan Saylan yaparsa siz kutsarsınızda Fethullah Gülen yaparsa en büyük tehlike olur.

  40. knz - 14 Nis 2008 - 12:52 am

    fatih zeki bey. cemat kısmını sonra yazacam. soros vakfını da yazarım sonra.

  41. secedo - 14 Nis 2008 - 4:23 am

    19. yy da kapalı bir toplumda yaşamış sait nursi

    Bir kere de arastirmadan embesil yorumlarda bulunma be sirret insan.

  42. knz - 14 Nis 2008 - 9:24 am

    20 yy ilk yarısı geçişinde yaşadı diyelim. 19. yy kapalı toplum değerleri ile büyümüştü.
    dün radikalde okuduğum her cümle bunu yansıtıyordu. Halbuki yaşam sadece elektriğin icadı ile değil, kadınların yapabilirlikleriyle de büyük bir değişimin kıvılcımını 19.yy sonunda atıyordu.

    o zamanlar ne kadınlar oy kullanıyordu, ne de kendi başına bir kalp ameliyatı yapabilecekleri biliniyordu. ne de barış için gelinklik giyip koskoca sırbastanı tek başlarına geçebiliyorlardı.

    kadınlar hakkında yorumda bulurken sait nursinin yanılmasından doğal ne olablir ?
    yaşam değişir. onun kendi çerçevesi içinde fikirler söylemseinin nesi garip ?,
    hiç bir düşünce insanı tüm zamanların harikası olamaz.

    şun u kabul edin ki, islam düşünürleri geçen yy da kadın fitrati hakkında önyargılı ve doğal olmayan fikirler taşıdılar.

    sait nursi secedo gibi savunucusu sayesinde kendi adının o bahsettiği
    parçalanmada araç olarak kullanıldığını bilse herhalde kemikleri sızlardı.

    doğal olmayan ise yukrda kurulan cümledir. aklınıza ve sinirlerinize muakayet olun lütfen. bakın fethi bey ne kadar gayret ederse etsin sansürü yok edemiyor.,
    açık toplum olsaydı heryerde rahat rahat konuşurduk değil mi ?

  43. Lema - 14 Nis 2008 - 11:33 am

    Zamanın alimi imiş.. Hah!

    Güldürme beni..

    Çok şükür ki tek gülen ben değilim.

    İslam ve Tasavvuf sitesinde 28 Şevval 1428 tarihinde yayınlamış şu yazıyı oku bakalım.

    Bediizaman mı dediizaman mı imiş..

    http://islamvetasavvuf.org/?q=node/10372

    İlgili bölümleri aşaıya aldım.

    Mevlana Şeyh Nazım Hakkani, Lefke, KKTC

    (…) Risale okumanın zamanı geçti. Risaleden hiç bir fayda yok şimdi, kimseye fayda yoktur!

    Risale-i Nur’u ne için okur bunlar? Niye okuyor? Okuduklarından ne yapıyor, ne fayda buluyorlar?

    İlim, amel içindir. Okudukları ilmi biliyorlar mı? Okudukları onlara ne gösteriyor? Yani mecliste oturup sabahtan akşama, akşamdan sabaha risale okuyup uyuklayıp durmak

    (…) Kütüphanede kitapları var, Risale-i Nur var; isterse bin tane Risale-i Nur olsun, bu benim sorduğum sualin cevabını bulamazsan o okuduğunun on para kıymeti yoktur. Götür, efendim, kabrinin başına koy Said-i Nursi Hazretlerinin, “Sen oku burada” de kendine, yahut bize yol gösterecek adam gönder.

    (…) Bir sürü gençler gidip geliyor, onlar Risale-i Nur talebesi, Amerika’da Gülen var, onun talebeleri onlardan bize bir şey gelmiyor.. Bu gençliğimizde bir hareketlilik yoktur, bir aksul-amel yoktur… Bu hareketlere karşı; karşı hareket! Bu Risale-i Nurdan bu gençler hislenip kendi hallerini biliyorlar mı, yoksa o Risale-i Nur talebesi veyahut Gülen Beyin talebesi birinci geliyormuş.. Bana ne; birinciymiş? Düştüğü vartalardan haberi olmayan adam nedir o? Bu başka bir tuzak. Söylendi. “Risale-i Nur başka tuzaktır.

    Risale-i Nur başta tuzaktır. Ses çıkarmadı 80 senedir T.C. ona; bıraktı. Uyutur mu uyandırır mı? Uyuttu.

    (…) Bunların üzerine yürüyecek hiçbir kelime yok risalede. 1. lema 2. lema… Bunlardan bize bir fayda yok şimdi. Hiç fayda yok. Hiç.

    Hastanın ihtiyacı olan basit bir hapdır. Onu vermıyor en ağırlarını veriyor, hastanın eli ayağı bağlanıp kalıyor. Risale-i Nur bu milleti uyutuyor demektir. Başka bir şey yok.

    (…) Risale-i Nur’da bu yoktur. Yok, hiç yok. Çocuklar oturur; orada toplanıp birisi okuyacak dinleyeceksiniz diyor. İster anla ister anlama. Ben de diyorum ki Hıristiyanlar da öyle söyler. Hıristiyanlar da bir araya toplandığında bir kimse sorarsa Papaza bu nasıl olur? “Sormayacaksın, inanacaksın!” Bu Hıristiyanların adeti. Sormadan nasıl? İlmin yarısı soru sormaktır. Cahil soru soramaz… Sen de Nurcusun?

    E ne faydası var? Bu vartadan kurtulmamız lazımdır. Nasıl kurtulacağız? Risale-i Nurdan göstersinler yerini bana… yok yok.. Risale-i Nur’u 1940’tan beri bilirim. 70 sene oluyor. Eskisi de aynı; yenisini de bilirim. Said Nursi Hazretleri hayattaydı o zaman.

    (…) Risale-i Nur’u müzehaneye… Müzehaneye

    Ya neler, neler.. Bunların hiç birisi Risale-i Nur’da var mı? Ben haşa, minel huzur, Allah benliğimize bırakmasın, lakin söyleyecek olursak Said-i Nursi’nin yazdığı kitapların beş defasını yazdırırım; hem de vakien, yani içinde bulunduğumuz hali göstererekten, kurtuluş yollarını göstererekten. Bunlarda şimdi yok.

    Çocuklar bize gelir, efendim “Nurcu talebeleri geldi” deyince tepem atar zaten, Cumartesi ya da Pazar gelirler, “efendim görüşek”, ne görüşecekler. Siz fikr-i Sabit sahibi kimselersiniz. Din-i sabittesiniz. Binaenaleyh, yani size ne söylesek “Yok”, “Risale’de böyle şey yok” “Onun için biz Şeyh Efendi ile görüşürüz” Şudur budur. Bundan ibaret. Niye sizinle olayım? Otursunlar bir çay içirin, çorba da içirin, “selamet” deyin hayırlan beraber olsun. Başka ne yapacaksın?

    (…) El-Fatiha.

  44. Fatih Zeki - 14 Nis 2008 - 4:03 pm

    İnternet alimi Lem’a bey,
    Herkesin Risalei Nur çeşmesinden içmesi gerekmiyor.
    Allaha ulaştıran yollar sonsuzdur.Herkes bir şeyler yazıp ortaya koyabilir.
    Mühim olan ondan insanların istifade ederek hayatlarını Allahın rızasına uygun yaşayabilmeleridir.Bir kişiye bile faydası dokunduysa bu kardır.
    Said Nursi Hz. milyonlarca insana bunu verebilmiştir.
    Siz de hangisi hoşunuza gidiyorsa oradan lemalanın.
    Ya da ben kendim zaten ayrı bir alimim diyorsanız o da sizin tercihiniz.
    Bediüzzamanı beğenmiyorum desen buda senin bileceğin bir iş.Bunu felancanın filancanın ağzından aktarmayada gerek yok.Ben Bediüzzamanın eserlerini beğeniyorum diyen milyonların yanında hiç bir önemi olmayan dedikodudan ibarettir bu sözler.

  45. TT - 14 Nis 2008 - 6:18 pm

    Şöyle denmiş:
    izlenimlerBen de Zaman Gazetesinin dikkatini çekeyim dedim. Malum Zaman gazetesi anlayamadığım bir sebeple fukara Ali Nesin’e kafayı takmış durumda.
    ***

    soru: Bu yazıda izlenimler yazarı Zaman gazetesine ve Fethullah hocaya neden kafayı takmış durumda?…

    cevap:Ortada geçmişte yazdıklarıyla ilgilii Zaman’da aradığı türden bir haber bulamadığı için olmalı…

    soru:Peki Zaman’da malzeme bulamayınca ne yapmış ?
    cevap:kendi yazılarından birini sabah ve ve kanal7.com daki yorumları malzeme olarak kullanmış,çaresizlikten kendisi yazmayı bile denemiş…: )


    Üstelikte araya Ali Nesin’in başörtüsü ile ilgili özgürlükçü fikirleri malum kesimleri de memnun etmemiş… gibi anlaşılmaz bir cümle kurmuş…
    Halbuki Ali Nesin’in başörtüsü ile ilgili özgürlükçü fikirleri zaman’da sürekli yer almıştı.
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=647488
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=675842
    Zaman’daki bu tür malzemeler de yazarımızın işine gelmemiş olmalı…

  46. FST - 14 Nis 2008 - 6:24 pm

    TT

    soru: Bu yazıda izlenimler yazarı Zaman gazetesine ve Fethullah hocaya neden kafayı takmış durumda?…

    Fethullah hocaya kızmam Zaman’ın budalaca yazılarına, muhabir ve yazarlarına dikkat etmemesinden dolayı. Bunların kulağını çekmesi lazım. Zaman gazetesine ilişmemin sebebi Ali Nesin için ekstra kötü niyetli davranması. Yoksa olumlu ya da olumsuz bir düşüncem yok.

    soru:Peki Zaman’da malzeme bulamayınca ne yapmış ?
    cevap:kendi yazılarından birini sabah ve ve kanal7.com daki yorumları malzeme olarak kullanmış,çaresizlikten kendisi yazmayı bile denemiş…: )

    Kendi yazımda zaten yeterince alıntı olduğunu tahmin ediyorum Zaman gazetesinden. Kanal 7′den yorum kullanmış mıyım, dikkat etmedim.

    Verdiğiniz linkler de Ali Nesin Zaman’ın işine gelecek başörtüsü bildirisine imza attıktan sonraki gelişmelerle ilgili.

  47. FST - 14 Nis 2008 - 6:26 pm

    Şu linki zaten vermişim:
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=616223

  48. FST - 14 Nis 2008 - 6:29 pm

    Zamanın o zamanki haberine yapılan 4 yorumun ikisi şöyle:

    Anlaması güç
    Ali Nesin in ve Nesin vakfının yolsuzlukları bitmez. 6 ayda bir ya Ali Nesin ve ya Nesin vakfı gündeme yolsuzluklarıyla gelmeye devam edeceklerdir. Bunun manası açıktır. Sayın Ali Nesin daha Matematik Kampı kuruyorum diye iskanı olmayan bir yeri işgal edip bir de bunu dış dünyada mağduriyet meselesi gibi göstermenin hesabını vermeden bir yolsuzluğu daha açıklama zorunda kaldı. Aylardır Matematik dünyasını bununla meşgul ediyordu. Şimdi de sanırım bir 6 aylık malzeme daha çıkar.

    Bülent Yavuz

    22 Kasım 2007, Perşembe 07:51
    Dogrudur!
    Ben almanyada yasiyorum. Bu haberin dogru olma ihtimali cok yüksek. Almanya istihbarat teskilati STK larla cok yakin iliskileri vardir. Almanyanin MIT servisi yasal olarak bulunmadigi icin bu gibi arastirmalari almanlar STK lar genel olarakta Vakiflar araciligi ile yapar. Bu istihbaratlar askeri kuruluslar icin yapiliyor anlamina gelmez ama elde edilen hassas bilgiler en azindan Vakiflari kontrol eden sirket/partilere verilir. Yurt disi vakiflarinin amaci saten siyasi/ekonomik bilgi toplamaktir

    Serdar Genc

    22 Kasım 2007, Perşembe 11:58

    Yani Zaman bu haberleriyle okurlarını da etkiliyor.

    Diğer iki kişi ise benim gibi saçmalamayın demiş.

    SACMALIK
    Su Nesin Vakfi nefretinden kurtulamadiniz gitti. Ali Nesin sahane bir bir insan. Bu insani boyle haberlere uzmeye hakkınız yok. Adini verdiginiz Moritz benim arkadasim. Ismini Muhlis yapmış dünyanın en tatlı insanlarından biri. Eminim ki bu haberi yapan muhabirden de Allah katında daha değerlidir.

    Turgay Oğur

    25 Kasım 2007, Pazar 00:33

    meyveli agac taslanir
    ali nesin gibi yuksek bir sahsiyetin ve ustelik basarili bir bilimadaminin basina Turkiye de hersey gelir. Sabir diliyorum.

    kubilay dagtoros

    22 Kasım 2007, Perşembe 07:40

  49. FST - 14 Nis 2008 - 6:30 pm

    TT,

    Kısaca, ben doğru yoldayım, Fethullah Hoca ile derdim tabii ki yok, trafik kuralları ile ilgili farz, vacip fetvaları vermedikçe ve Zaman gazetesindeki ulusalcı ruhu dizginledikçe elbette.

    At gözlüğü takmamanızı tavsiye ederim

  50. Olric - 14 Nis 2008 - 7:26 pm

    Zaman gazetesinin haberine baktım
    ‘Başörtüsü yasağına karşı çıktığı için linç edilen adam”
    demişler.

    Keşke babası için de
    “Ateist olduğu için linç edilen adam”
    diyebilseydiler.

    Netamiye böyle bir yer. Kolay kolay ateist olduğunuzu söyleyemezsiniz, adamı oyarlar!

    Ahlak kavramını sadece İslamiyetin tutucu bir yorumuyla algılayan ciddi bir çoğunluğumuz var. Ve bunun içi de hep cinsellık tabularıyla doludur. Buradan beslenen halkım için ateist öldürmek, gavura tecavüz etmek mübahtır. Allah kabul etsin. Mücahitler fethettikleri yerlerden ganimet toplayıp getirirken, tecavüz etmedikleri kadınları İslam halifesi’ne armağan olarak getirmiyor muydu?

    Çok sevişmemiz lazım çok. Dürüstçe ama! Sevişemeyenler dersane yurtlarında 12 yaşındaki çocukları parmaklıyor abdest almadan önce. Matematik köyünde seks güzel olur. Eminim köyün hamamında porno partisi diye haber çıkar. Bekleyelim, görelim.

  51. knz - 14 Nis 2008 - 8:18 pm

    fatih zeki herşeyden önce sana teşekkür ederim.
    lema sana bir linkle cevap verdi. ben de o linki de fark etmiş oldum.

    Ben skendim cevap verdim. Fark ettiyseniz hep kendim cevap veririm.
    simdi size doğrudan diyorum ki, alenen yanlış görüşlerden o suyu içmek zararlıdır.

    saidi nursi bir din olmadığına göre, din ayrıcalığına da sahip değildir.

    kadınlar hakkındaki görüşleri yanlıştır.
    ben bu lafı gevelemeden söylüyorum. Onun kendi çağında bu görüşleri makul olablir ama sizler ancak tapınıyorsanız farketmezsiniz. size yazdım, pasteur’a adı ile hitap ediyorsunuz saygınız mı yok ? newtonun bazı denklemlerinde geçerlilik alanın daraldığını söylüyoruz. Newtona saygımız mı yok.

    o görüşler kadar yanlış ki,. erkek tecavüzüne dahi kılıf hazırlancak sözlerdir.
    nasıl burda 10 kişi içinde hiçbiriniz artık sarhoş da kadın dövüyor diye islamiyetin
    bir yaklaşını savunmayacak durumdaysa, bundan sonra hiçbiriniz erkek kadının doğası farkı ne yapalım diye erkek saldırdanlığına kılıf bulmayacak.

    Bu görüler eskiyecek. Bana ne kadar kulp taksanız suyun akışıdır bu..
    ben sadece aranıza geldim, haberci oldum.

    saidi nursiye göre kadın saklanıp budaklancak ve asla sosyal hayatta girmeyecek bir varlıktır.
    içinizde buna evet diyen var mı ?
    bizler “mış” gibi mi yapmalıyız.

    ayrıca yukarda alıntı yaptığın sözleri de, bugün geldiğimiz yerde islamiyet üzerinden nasıl kumar oynandığını gösteriyor. Tamam, olablir bu risktir diyelim.

    niyet iyi olablir. dünyada paranın musluğunu neden başkları tutusun ? biz tutalım varsayımı ile toplum mühendisliğine soyunuldu. evet bunu yapabildiniz ama kimbilir
    o paranın dorukları ne kadar bozulmayı gerektiriyordu .

    sizler bir de buna öz eleştiri musluklarını kapayarak mı dayanacaksınız ?
    aklı devre dışı bırakarak mı dayanacaktınız ? iŞİN BU Yönü beni aşar ama kadın hakları da susmamayı zorunlu kılar.

    19 yy da kapalı kalmış bir toplumdaki o görüşleri makul görebilirim. zengin ve ne savunduğunun farkına varmamış insanların zenginliği suyu beter bozar.

    belki saidi nursinin görüşlerdeki “kapalı olmak” anlamını günümüze uyarlamak lazım.

    sırbıstan savaşta kadın tecavüzü gibi yüz kızartıcı sicili vardır. Bu tarihçilerin tartıştığı yerı belirsiz bir durum da değil. 20 yy da her türlü heber kaynağının önünde bu utaç sahneleri oldu. Ama bir daha olmasın diye onları utandırmak için nasıl çabalayacak insanların paraya ihtiyaçları yok.

    niye kendimize yapmayalım ? sivasta bir dolu insan üzerine kibrit çakıldı ama günümüzde oraya bir hatırlatma yapmak için valilik ödenek bulamıyor.
    ve hala kimse utanmıyor.

    italyan gelin bizim ülkemeizde kayboldu, gerisini yazamıyorum.

    biz bundan 100 sene sonra o gelinin italyadan çıkıp, tek başına çıkıp filistinde çocuklara çiçek götürmesi ve yolda hiç bir endişeye kapılmaması için var olma amacı taşıyacağız.

    ve 100 yıl sonra filistinde ve ırakta insanlar ölmesin diye en masum eylemlerimizle insanlara varlığımızı göstereceğiz. Bunun için zengin olmaya mı gerek var ?

    bundan sonra ve hiç kimse, erkeğin doğasıdır. tabiatıdır.
    kadın sakınmalıdır diyemesin diye.
    Bunu arannızda kim söylemeye devam edecekse ben onu utandırmak için elimden geleni yapacağım. Fethi bey sizin aranızda daha birkaç gün önce, sarhoş da eşini dövüyor diyenlerin yazısı duruyor.

    Biz toplumsal olarak dikensiz gül bahçesi değiliz.

    şunu bilin ki ( radikallere sonra sıra gelir ) kadın yerin yedi kat dibine gömülse bile ordan çıkamıyor.

    bu durumda saidi nursinin görüşleri 19 yy kapalı toplumun görüşleridr.,

    halbuki kadınlar evlerinde çıktı. üstelik savcı, mahkeme başkanı vs oldular…

  52. Lema - 15 Nis 2008 - 12:49 am

    Fatih (zev)Zeki,

    İnternet alimi Lem’a bey,

    Ortada delil yokken uydurmak aliskanligi burada da ortaya cikmis gibi gorunuyor.

    Sana kim benim ‘bey’ oldugumu soyledi? Uzaktan cinsiyet kontrolu mu yapabiliyorsun?

    Benim rumuzuma aklina estigi yerlerde apostrof eklemek ruhsatini iznini aldin?

    Ben Internet alimi isem, sen de herhalde iki cihan cahilisin.

    Herkesin Risalei Nur çeşmesinden içmesi gerekmiyor.

    Bu tur rahmet kokan analojilere bayilmamak mumkun mu.. Cesmeymis?

    Ne cesmesiymis bu?

    Tahlilini erbabi yapiyor iste… Ve, icilmesi sakincalidir diyor?

    Sakincali oldugu tescil edilmis olan bu ‘cesme’den su icenlerden biri olarak, anlasilan, degerlendirme yetin dumura ugramis senin.

    Allaha ulaştıran yollar sonsuzdur. Herkes bir şeyler yazıp ortaya koyabilir.

    Kabul. ‘RiN’in (’Risale-i Nur’un) de herkesin yazip ortaya koyabilecegi birseyler oldugunda mutabikiz.

    Mühim olan ondan insanların istifade ederek hayatlarını Allahın rızasına uygun yaşayabilmeleridir. Bir kişiye bile faydası dokunduysa bu kardır.

    Ne demektir “insanların (..) hayatlarını Allahın rızasına uygun yaşayabilmeleri”?

    Allahin rizasi olmaksizin insanlarin yasayabilmeleri mumkun mudur?

    Sizin Allah anlayisiniz bu mudur?

    Kullarin yeri geldiginde Allahin rizasina aykiri da yasayabilecegini mi dusunuyorsunuz?

    Yani, Allahin iradesine baskin cikabilmelerini?..

    Ettigi lafin ucunun nereye vardigini goremeyen, hesapta soz soylerken Allahi acizlestirdigini dahi farketmeyen bir cahil olsa olsa bu kadar olur.

    Said Nursi Hz. milyonlarca insana bunu verebilmiştir.

    Belli…

    Ne verdigine bir ornek senin yukarida soylediklerin ise, vermese de olurdu bence.

    Siz de hangisi hoşunuza gidiyorsa oradan lemalanın.

    Neden hakkinda fikir beyan etmekten imtina etmeliymisim?

    Begendigimi alip kullanmak, begenmedigimin de berbat birsey oldugunu soylemek ozgurlugum yok mudur?

    Ya da ben kendim zaten ayrı bir alimim diyorsanız o da sizin tercihiniz.

    Bu ‘alim’lere bu payeyi kim verdi ve hangi yetki ile verdi?

    Hic iste. Seyh ucmaz muridleri cabalar durur misali..

    Bediüzzamanı beğenmiyorum desen buda senin bileceğin bir iş. Bunu felancanın filancanın ağzından aktarmayada gerek yok. Ben Bediüzzamanın eserlerini beğeniyorum diyen milyonların yanında hiç bir önemi olmayan dedikodudan ibarettir bu sözler.

    Sayilarin kiymeti yok.

    Milyonlarca kendini bilmez var her devirde.

    SiN (Said-i Nursi) dedigimiz adam oturmus birilerine birseyler dikte ettirmis. Okumadan, edit etmeden yayinlamis oldugunu dusunerek belki bir teselli bulunabilir; ama, eger degilse, ustune yazildigi kagidin bedelini edip etmedigi sorusu karsimizda duruyor. Hem de kac senedir.

    Naksibendiyye isimli yolun en kidemli seyh denilen zahiri makam sahiplerinden olan NiK (Nazim-i Kibrisi) tarafindan RiN ve SiN hakkinda soylenenleri dikkate almayacagim da, RiN’i okumus olmak ve okurken de uykuya dalmis olmaktan (ve dahi, tabir-i amiyyane ile, kodugum yerde otlamaktan) oteye bir kiymet-i harbiyyesi olmayan birilerinin sayiklamalarini mi ciddiye alacagim?

  53. Lema - 15 Nis 2008 - 12:54 am

    knz,

    saidi nursi bir din olmadığına göre, din ayrıcalığına da sahip değildir.

    Neymis ‘dinlerin ayricaligi”?

    Din, hangi ayricaliga sahiptir?

    Isteyenin istedigi dini, veya hic birini secmek hakki yok mudur?

    Ne ayricaligindan bahsediyorsun?

  54. Fatih Zeki - 15 Nis 2008 - 1:06 am

    Lema,hasbi,em(bes)il herneysen…
    Sen adını yazma cesareti gösteremeyecek kadar adi ve aşağılık bir ruha sahipsin…
    Buraya binbir surat formunda gelen ödleğin tekisin.
    Ahlaktan nasibinin ne olduğunu yazılarında gösteriyorsun.
    Küfürbazlıktan, adilikten başka birşey bilmeyen tıngırtının birisin!
    Dinsizliğin ahlaksızlıkla eşdeğer olduğuna yazılarınla şahitlik eden birisin.
    Senin için Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır sözü oldukça isabetli bir söz ..
    İnsanlarla muhatap olmadan önce içindeki eşeği ıslah et!
    Kendi kişiliğinle orataya çıkma cesareti göster sonra konuş…

  55. delidumrul - 15 Nis 2008 - 1:40 am

    helal sana fatihzeki, anında anlamışın bu dindüşmanı binbirsuratın kim olduğunu. herifte öyle bi yılışık üslup varki hangi ismin arkasına saklansa olmuyor anında belli ediyor kendini!

  56. knz - 15 Nis 2008 - 7:18 am

    selam lema, hoşgeldin. ya alt tarafı bir link verdin , kullandıkları kelimelere bak.

    valla fatih zeki hoşgörü kelimesini kullana kullana kelimeyi aşındıran bir gelenekten geliyorsunuz , bu yaptığın hem perhiz, hem de lahana turşusu oldu. isteyen istediği nikle yazar kardeşim ya.

    lema, ben kendi soruma cevap vereyim.

    saidi nursi bir din olmadığına göre, din ayrıcalığına da sahip değildir. demiştim.

    Neymis ‘dinlerin ayricaligi”?
    Din, hangi ayricaliga sahiptir?
    Isteyenin istedigi dini, veya hic birini secmek hakki yok mudur?

    yok ben doğrudan vahiyden bahsediyordum. eğer vahiy aldıysa en saçma şeyi savunsa dahi onu kendi halinde bırakırsınız. yani vahiye karşı akıl kriterini biz kendimiz koyarız. vahiy akıl kriteri olmadan anlam kazanmaz. Yani her vahiy iddasına inanmayız. ama buna inananlar olablir ve o kişiyi bir lakapla anabilirler. dünyada en saçma dinlere de inananlar var. hasan mezarcı mesela, adam meshlik aldım diyor. ne diyebiliriz ki., allahın delisi dersiniz en fazla( ayrıcalık budur).

    ben ısrarla yukarda yazımda saidi nursi için düşünce adamı vs dedim. bir düşünce insanına bütün” “zamanların harikası” vs gibi lakaplar takılmaz. bunu anlatmaya çalışıyorum.

  57. knz - 15 Nis 2008 - 7:27 am

    Keşke babası için de
    “Ateist olduğu için linç edilen adam”
    diyebilseydiler.

    selam oric, başka ne söyleyebilirim ki.. yaşam öğretecek ama dinleyen yok.

  58. secedo - 15 Nis 2008 - 8:33 am

    Knz hanim;

    Su Akdeniz Universitesinde ki olayda basrol oynayan alni Hz Ali kilici dovmeli bir kepaze var. Gerci henuz dinci bir mesaj vermemis kamuoyuna, (belli ki sira ulkuculerde) ama goruntusu yeter. Performansin mi dustu, yoksa artik bizleri sevmiyor musun, bilmiyorum. Henuz deginmedin o konuya. Ismarlama olacak ama alistirdin bir kere.

    Dinime hakaret et, yalvaririm hakaret et!!! Hakaret manyagi yap, kulturunle bog beni.

  59. delidumrul - 15 Nis 2008 - 9:08 am

    yav secedo, fatihzeki, şuna cevap verip verip konuşturmasanıza kardeşim. bırakın kendi çöplüğünde otlasın ne hali varsa görsün. hayret bişeysiniz.

  60. Lema - 15 Nis 2008 - 9:55 am

    Fatih (ger)Zeki

    Irklarin birbirine ustunlugunu kabul etmiyoruz ve bu yuzden 301′leri kaldiriyoruz –en azindan bu yolda adimlar atiyoruz.

    Eyi.

    Herkes dinini kendi secer. Sectigi dinin de icinden de istedigi kadarini yapar.

    Yani, din kisisel bir tercihtir. Herseyi kisiseldir.

    Kisisel bir tercih olan dinlerin birbirine ne ustunlugu oldugu sorusu bir yana, hesapta yucelttikleri Allahi aslinda acizlestirdikleri de ortada iken, bu kutsallik iddialari da neyin nesidir?

    Senin kisisel tercihin bir baskasi icin neden kutsal olsun?

    Becerebiliyorsan, cikar neyi neden sectigini anlatirsin, fikrini savunursun.

    Savunamazsan da, her kara cahilin yaptigi gibi, agresiflesirsin.

    Her soyleneni ‘dinine’ hakaret sayarsin.

    Her kara cahilin yaptigi gibi.

    Sarikli sakalli efendilerinin arkasina siginmak sokmez.

  61. FST - 15 Nis 2008 - 10:03 am

    Fatih Zeki,

    Sen adını yazma cesareti gösteremeyecek kadar adi ve aşağılık bir ruha sahipsin…
    Buraya binbir surat formunda gelen ödleğin tekisin.

    Neden bunları yazdığınızı anlamak mümkün değil. Burada kim adını yazmış, böyle yapmayanlar neden aşağılık, adi olsun? Yazıyı yazan kişiyi zaten biliyorsun, herhalde farklı biri gibi görünmek istese tarzını değiştirirdi. Üstelik yazdıklarında da birşey yok.

    Bu tavrı anlamak mümkün değil.

    Knz,

    ben ısrarla yukarda yazımda saidi nursi için düşünce adamı vs dedim. bir düşünce insanına bütün” “zamanların harikası” vs gibi lakaplar takılmaz. bunu anlatmaya çalışıyorum.

    Lakap üstünde niye duruyorsunuz, pek tanımadığınızı zannettiğim Said Nursi hiç de sizin zannettiğiniz gibi 19. yüzyılın ikinci yarısına sıkışmış biri değil. 1908 döneminin ilginç simalarından biri. Bugün başımızdaki en büyük bela olan Kürt meselesi için çözümler geliştirmeye de çalışmış.

    Kendisiyle ilgili şeyh uçmaz mürit uçurur bulanıklığı silinirse hiç de yabana atılmayacak biri olduğunu söyleyebilirim. İşin efsane ve füsun boyutuna takılmayın.

  62. Lema - 15 Nis 2008 - 12:14 pm

    FST

    Lakap üstünde niye duruyorsunuz, pek tanımadığınızı zannettiğim Said Nursi hiç de sizin zannettiğiniz gibi 19. yüzyılın ikinci yarısına sıkışmış biri değil. 1908 döneminin ilginç simalarından biri. Bugün başımızdaki en büyük bela olan Kürt meselesi için çözümler geliştirmeye de çalışmış.

    Eksiksiz katiliyorum.

    SiN’in cozumune katkida bulunmaya calistigi problem bugun onu konumlamaya calisanlarin sandigi problem degil. O zaman da degildi, simdi de degil.

    Belli bir kitleyi –benim de faydali gordugum sekilde– kontrol etmek amaciyla kendisini bir arac olarak sunmus olmasini takdir ederim.

    Sozkonusu kitle icin, ya da benzer seviyelerdeki baska herhangi bir guruh icin kutsalimsi bir konumda tutulmasi belki hala daha uygun da olabilir.

    Ama, o seviye ve o kitle baska, ben ve benim ilgilendigim seviye baska.

    Abes bir ornek vermek gerekirse, debbagin isini gormek icin kullandigi malzemeyi kutsamasi, o malzemeyi benim de kutsamami gerektirmiyor.

    Aradaki bu farki goremeyenlere kara cahil deyisim bir hakaret olarak algilanabiliyor –farkindayim.

    Ama, aslinda degil.

    Benimki sadece bir tespit.

  63. Lema - 15 Nis 2008 - 12:24 pm

    knz,

    ne diyebiliriz ki, allahın delisi dersiniz en fazla (ayrıcalık budur).

    Bu tur ayricaliklari bahşedebilecegim o kadar cok sayida insan var ki, ayricalik olmaktan cikiyor.

  64. FST - 15 Nis 2008 - 1:00 pm

    Said Nursi ve Kürt Sorunu ile ilgili bir makale.

  65. şirince neresi ya - 13 Eyl 2008 - 12:31 am

    izmir in şirince diye bi köyü yok?

    o köy aydın iline bağlı?

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş