Bu da bir şey mi
FST 15 Nisan 2008
Malum okullarda ant diye birşey okunuyor sabahları, çocuklar askeri ictimada korkuyla dikilirken bir ufaklık çıkıp coşkuyla bağırıyor, topluluk bunu tekrar ediyor. 1930, 40′lı yıllara ait bir seremoni olsa gerek, varlığını Türk varlığına armağan eden, birey olamayıp toplum için(de) kaybolacak itaatkar bir neslin acıklı manzarası da denebilir. (Bu işin arkaplanı da var). Askeri ictima mantığıyla her sabah çocuklara uygulanan zorbalık, zırt pırt okunmaktan yalama olmuş İstiklal Marşı, her sabah okunmaktan zaten eksik olan anlamını kaybetmiş bir and üçlüsü herhalde ancak bir gerilim filmine yaraşır ve bu film Türkiye sathında hergün sahneleniyor. Gestapo şeflerini andıran müdürler, SS görüntülü, ciddi bakışlı, başı dik gururlu öğretmenler, karanlık okul koridorları filan. Mektep değil sanki Nazi toplama kampı mübarek. Üstelik kaçmanız da mümkün değil, “Zorunlu Devlet Eğitimi” var, mecbursunuz çocukları kampa yollamaya. Özel kamplar var ama uygulama üç aşağı beş yukarı aynı. Sadece daha fazla parayla eziyet düzeyini bir parça azaltabilirsiniz o kadar. Traşı kesersek, okuduğum habere göre 2 yaşında bir çocuk da bu andı okuyormuş ve gazete bunu “dinleyenleri büyülüyor” diyerek vermiş:
2 yaşında Andımız ezberde
Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde, Andımız’ı ezbere okuyan 2 yaşındaki Ayşegül Yılmaz, dinleyenleri büyülüyor.
İnegöl İlçesi’nde yaşayan Cemile ve Doğan Yılmaz çiftinin çocukları 2 yaşındaki Ayşegül, Andımız’ı, kendisinden 2 yaş büyük olan erkek kardeşi Alperen ise İstiklal Marşı’nın iki kıtasını ezbere okuyor. 7 yaşındaki oğlu Oğuzhan’ı okula her gün çocuklarıyla götürüp getirdiğini söyleyen Cemile Yılmaz, “Çok ilginç. Ağabeyinin sınıfa girmesini beklerken, okunan Andımız’ı Ayşegül ezberledi, Alperen ise şu anda İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtasını okuyor, diğerlerini söylemeye çalışıyor. Kendilerini dinleyenleri adeta büyülüyorlar” dedi.
Belindeki rahatsızlık nedeniyle ağır işlerde çalışamadığını söyleyen Doğan Yılmaz ise zeki olan çocuklarının özel eğitime tabi tutulması için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yardım istediğini belirtti.
Malum bizde İstiklal Marşının 10 kıtası, Gençliğe Hitabe ne kadar erken ezberlenirse o kadar makbul sayılır. Askerde 10. Yıl Marşı, Kuran Kursunda da Yasin, Amme, Tebareke için aynısı geçerlidir. Yalnız ufaklıkların başarısı beni pek etkilemedi, bana göre bunlar normal. 4 yaşında istiklal marşının 10 kıtasını okuyup milleti gözyaşı seline boğanlar da var. Yahut, 5 yaşında Yasini ezberledi, şu yaşında hafız oldu filan da denir. Hele hele 2 yaşındaki çocuğun hafıza çok açıktır, ne desen kapar. Aç Kanaltürk’ü çocuk bir haftada Nutuk hafızı olmazsa adam değilim.
Bırakın çocuğu, bizim evin orada bir okul var, her sabah işittiğimden ben bile bu andı ezberledim. Hürriyet duysa “kazık kadar adam andı ezbere okuyor” diye haber yapası gelir. Yine de küçük Ayşegül ile Alperen’i kırmayalım, pek hayırlı bir iş olmasa da ufaklıklar gazeteye çıkmış, babaları el altından kamuoyuna bir mesaj filan verebilmiş, az şey değil.
Benim mesajım ise hiçbir yetkilinin kulağına gitmeyeceğinden, çocukların anasına bir mesaj vereyim: sevgili kardeşim çocuğu okula bırak; andımız başlamadan hemen oradan kaç, sen benim ne demek istediğimi anlamayacaksın belki ama fukara çocuklara bu yaşta eziyet etmen doğru değil. Oturt televizyonun başına Teletabi filan izlet.
Popularity: 11% [?]
- Eğitim
- Yorum(19)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Sayin FST:
Keyifli bir izlenim olmus. Tebrikler…
Yalniz yalama kelimesinden dolayi basiniz 301 ile belaya girmesin. Hos, cumhurbaskani tanidiksa, yasa gectikten sora pek de korkacak bir sey yok…
Sevgiler
Alper
Gecenlerde Ihlas Marmara Evleri Tarikatinin onde gelenlerinden birisi ile sohbet ediyordum.
Bir ara, ilkokuldaki oglundan ovguyle bahsetti..
Velet, Acayip Kandili mi neymis, o vesileyle, 3 gun icinde 10 bin (yaziyla, onbin) defa salavat getirmis.
Hatta, hem babasindan hem de ogretmeninden izin almis ve derslerde de bunu yapmis.
Sayiyi sasirmasin diye de, kullandigi bir elektronik ’salavat sayar’ mi nesi varmis.
Babasi ovguyle bahsediyordu.
Adami bozmak olmazdi.
Ben de “aferin”, “masallah’ filan dedim tabii ki..
Icimde “bu velede yazik; bunlari ‘omrun bitirme sinavi’na yaklastiginda yapsaydi da simdiden beyni boyle dumura ugramasaydi” diyen bir ses esliginde..
Nezaket ugruna dogru bildigimi soyleyemedigim zamanlarda kendime kusmek zorunda kaliyorum ya ona yanarim..
Bizim 0-6 yaş çağımız kedi, köpek kovalamakla, börtü böcek toplamakla geçti.Şimdi ne çocuklar var.
İlkokulda Fatiha’yı ezberleyinceye kadar öğretmen bizi sopa manyağı yaptı. Tabii Atatürk büstünün burnunu mıncıklamaktan dolayı da ayrıca sopa yedik. Biz yörük çocukları ne bilelim.İlkokul öğretmenimi gerçekten saygıyla anıyorum o başka. O zamanlar adet öyleydi, peder eti senin kemiği benim diye bırakırdı okula.
Bırakınız çocukları dans etsinler, müzik dinlesinler, erguvanın rengini , öğrensinlerüstlerini başlarını çamura bulasınlar, oyuncak trenlerle oynasınlar.
Vay be ne sosyal mesaj verdim.
Lema Bey/Hanim,
“Ihlas Marmara Evleri Tarikati” ifadesini dunyada kullanan ilk insan oldugunuzu ve bu sayede “Ihlas Marmara Evleri Tarikati”ni dunyaya bildiren ilk kisi oldugunuzu “google” arastirmasi sonucunda ogrenmis bulunuyorum…
3 gunden fazla surmesin ama
Mister No Bey, (Bu arada su isminizi degistirip durmasaniz, Wallahi bugune kadar Mr.No ve Mister No’yu iki farkli kisi olarak dusunuyordum
)
Bizim zamanimizda ilkokulda din dersi yoktu… Ortaokulda ise cetvel kontrolunde ogrenmistik dualari…
“Yoruk Cocuklari”na karsi okudugum bu akildisi uygulamalari kinadigimi ve camura bulanarak oyun oynama hakkinin verilmesi konusunda yaninizda oldugumu bilmenizi isterim…
Yalniz oyun listesine “bilgisayar” oyunlarini da ekleyelim, gencler teknolojiden uzak kalmasinlar…
Fatih Bey,
Coğrafya Atlasının üzerinde ülkeleri fethediyorduk. Komşu ülkelerin üzerini karalayarak Türkiye sınırlarına katıyorduk. Potansiyel bir Hitler’den Mister No’ya vay be.
Bilgisayar oyunları da iyi fikir. Age of Emipre’la başlasınlar. Bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler
Çocuklar için uygun oyunlar da var.
Fatih Bey,
Mister No ile Mr No aynı şahsiyetlerdir.
Recep Tayyip Erdoğan ile RTE gibi.
Mr No Bey,
Oduncu! Yaparim! Satici!
E o zaman Civilization tarzi oyun oynayin… Haritalari gorun sehirleri kurun falan… Hem dikdator de olmaniz gerekmiyor, Komunizmden Feodal duzene her turlu yonetim sekli var…
Iyi de onu oyle ayiran millet… Siz kendi kendinize bir oyle bir boyle yapiyorsunuz

Ben bir gun adim Japon Osman diger gun Kobra Recep desem olur mu?
Fatih Bey,
Sadece misteri mr yaptım da
Başbakan ‘ın nerede olduğu bilinmiyor. İlginç bir haber.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=677833
Mr No Bey,
Bir de blogunuzda kullandiginiz isim var… Bir de gercek isminiz vardir… Baska bloglarda baska isimlerle gezdiginizi de deklare etmistiniz bir yerlerde
Ama ayni blogda uj-bej isim…ne biliyim…
fatihdemir,
Sozkonusu yol hayli bilinendir de, dumura ugramisligin yan etkisi ile midir bilinmez, yeni Turkceye geciste de biraz atil kaldiklari icin ‘namespace’de ‘aydinlik’ kelimesini baskalarina kaptirmislar. Bu ayibi gidermek icin de hemdinlerini kolatina kadar yirtmaclilara alistirmak amaciyla TVler filan kurdular ama kiymetlerini bilen olmadi..
Neyse.
“Bizim oraya tasinin” diye hayli israrci oldular. Bes vakit namaza baslayacagimi da vaat –hatta garanti dahi– ettiler, sagolsunlar.
Bu denli nazik fakat bir o kadar da suret-i haktan ve dahi ortulu nazizm rayihalarina burunmus bir mahalle baskisini reddetmek kolay degil tabii ki.. Ustelik ucunda da mirmirli aerobik teknigiyle zayiflama filan da var..
Hanuz karar vermedim ama hic belli olmaz.
Yakinda, hala daha Yaratici ile borc-alacak iliskisinde oldugunu dusunen eski/ilkel uygarliklari ziyaret etmek kapsaminda, cart sari kisakol, parlak zumrut yesili bermuda giyip yeni bir ‘inanc turizm’ine cikabilirim…
Age of Empires cocuk oyunu mu yani simdi? Ben hala oynuyorum da. Ruhum genc herhalde (icim temiz gibi bisey)
Lema Bey, (Bey dememin nedeni bugune kadar bermuda giyen bayan gormemis olmam , o yuzden bana da kizmayin hemen :p)
Ahhh ahhh televizyonlarini ilk actiklarinda ne seyrederdim be… Anli sanli Turk yigitlerimiz daldan dala ziplayarak herkesleri dagitirlardi… Yoktu o zamanlar Deliyurek, Alemdar Polat… gozel gunlerdi… Ben resmen yayina baslayincaya kadar devamli seyrederdim, basladiktan sonra ise Julide Ates’i transfer edene kadar seyretmemistim… O gecince yeniden baslamistim…
Oyle bir yer de bana lazim… Hani unlu atasozumuz vardir ya “Kizi basibos birakirsan ya davulcuya, ya zurnaciya varir” deyu… Oglunu yalniz birakinca o da variyor bir yerlere…
O kismini almayayim… Ben gobek birakmaya calisiyorum… Zayifligin kahrini cok cektim… Sismanlatma teknikleri de var miymis?
Mavi beyaz bermuda giymek serbest ise ben de katilayim bu turizme… turizmin her turlusunu severim… Gezmek yeni yerler gormek guzel birsey…
Betul Hanim,
Eger “easy yada normal” oynuyorsaniz “cocuk oyunu” denebilir… Hard oynuyorsaniz problem degil , dilediginiz kadar oynayin
Yalniz bu 3. versiyonunda Osmanlilarin Karayip adalarina cikisi biraz zorlama olmus :p
Bunlar da bir şey mi?
Bir Liseli
Fatih Demir,
Bir baska ‘
‘ olusturmak pahasina da olsa asagidaki linki vermek zorunda biraktiniz beni.
http://www.designerexposure.com/product/20011/
Bu arada… AoE cocuk oyunudur da, ‘hala daha‘ oynamak durustce bir itiraf olsa da, pek de matah bir marifet sayilmaz.
Mahalle baskisiyla namaz kildirmanin sozkonusu oldugu yerde elbetteki ‘Foie Gras‘ tekniklerinin de var oldugunu soylemek zor olmasa gerek.
http://www.youtube.com/watch?v=8u4OGbUVkHE