Archive for Nisan 17th, 2008

Hele Yiğitlere

FST Nisan 17th, 2008

milletvekili-kavgasi.jpgSosyal Güvenlik düzenlemeleri sırasında milletvekillerinin üçkağıt hamleleri -hakkını yemeyelim- başta Hürriyet gazetesi olmak üzere medyanın vatandaşa duyurmasıyla bir ölçüde berataraf edilmiş oldu. Gelgelelim çalışma bakanı milletvekillerinin kıyak vaziyetinin, keseri kendilerine yontmalarının kamuoyunda deşifre edilmesinden, üstüne üstlük eskisi gibi “vekilimize helal olsun” yerine “şerefsizler, yiyip bitiremediler” denmesinden pek hoşlanmamış ki şöyle bir beyanat vermiş:

Meclisin toplumsal sorunları çözdüğünü belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu kadar önemli düzenlemeleri yapan milletvekillerimizle ilgili kamuoyunda yersiz ve gerekçesiz, bir çok haksız değerlendirmeler var. Bu Parlamento, bu milletvekilleri, bu değerlendirmeleri, bu haksız yakıştırmaları hak etmiyor. Milletvekilleriyle ilgili ne zaman bir konu gündemde olsa, bu haksız itham ve değerlendirmeler maalesef gündeme gelmektedir.

Anayasa Mahkemesinin sosyal güvenlik reformunu iptali çerçevesinde, bu yasanın yeniden ele alınması, bazı yeni düzenlemeleri de gündeme getirdi. Mevcut kamu görevlileri, dolayısıyla bütün milletvekilleri mevcut statüye, yürüklükteki mevzuata tabidir. Bu bilinmesine rağmen, bununla ilgili çok farklı yorum ve değerlendirmeler, kamuoyunda ve ilgili çevrelerde yapılıp, kafalar bulandırılmaya çalışıldı.

Bunlar doğru değil. Türkiye’nin geleceğine imza koyan, bu kadar önemli düzenlemeler yapan, Türkiye’ye yön veren yüce Parlamentoda görev yapan milletvekillerinin özlük haklarını da mertçe, yiğitçe hep beraber burada getirip; birilerinin konuşmasına, birilerine alet etmeyerek buradan geçirmemiz gerekiyor.”

Bak sen şu işe. Meğer milletvekili ile sıradan kamu görevlisi aynıymış benim haberim yok. O zaman bizim enişte neden 6 dişine implant yaptıramıyor, neden onun maaşı 1000 YTL de sizinki 9000 YTL. Uyduruk vesilelerle yurtdışı gezilere çıkıp tek kuruş harcamadığınız halde günlüğüne 150-200 dolar ilave almıyor musunuz? Bir alay eş, dostunuzu danışman diye 2500 YTL maaşla cebinizde sekreter diye gezdiriyorsunuz. İşiniz gücünüz mikro düzeyde iş takibi, eşe dosta iş bulma, lüzumsuz kamu yatırımları vs. Bakanı duyanın milletvekilleri için ağlayası gelir.

Yiğitçe mertçe diye saçmalayıp “biribirimizi alet etmeyelim” diyerek el altından “aman birbirimizi kösteklemeyelim, vatandaşın gözünü boyayıp 2 senede emeklilik, gazilerle eşit sağlık hakkı gibi kazanımları kaçırmayalım, aptallığın alemi yok” mesajı veriyor. Ne yiğitlikmiş be, laflara bak: Türkiye’nin geleceğine imza koyuyormuş. Hepinizin Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal vs. tarafından tombaladan atanmış birer parmak olduğunuzu bilmeyecek kadar salak olsak belki yeriz bu lafları. Geç efendi bunları, hele erkekseniz çıkın da buralarda iddialarınızı yineleyin. İşin açığını söyleyeyim, bir milletvekilinin karşıma çıkmasını tavsiye etmem, milletin asil üyesi olarak vekilime yaptıklarının hesabını beklemediği sertlikte sorabilirim. Benden asla “sayın vekilim lafı” beklenmesin, adamı itin ardına sokarım. Haddinizi bilin. Edepsiziliğe bak, “evet yanlış işler var, milletvekillerine haksız ayrıcalıklar tanınmış, zamanla bunları ortadan kaldırmaya çalışacağız” diyeceğine alenen “tepenize çıkacağız, daha da fazlasını alacağız” diyor adam. Duyan da şerefli I. Meclisin vekili zannedecek bunları.

Tavsiyem yiğitliğin, erkekliğin onda dokuzu gereğince kaçın, biri gereğince de hiç ortalıkta görünmeyin. İyice azdılar ha. Şunlara adam gibi bir ders vermek lazım ama nasıl ve kimle? Tek ümidim Hürriyet, muhafazakar basın yalakalık gereği gözünü kapatıyor. Belki benim gibi düşünenlerden oluşan bir timle “millet, vekillerine karşı” kampanyası başlatılabilir. Herkes oy uğruna yurt sathına dağılacak milletvekillerinin yakasına yapışsın, veri, done,argüman isteyen için İzlenimler arşivlerinde yeterli malzeme var.

Aman uyanık olun. Bunlar iyice gemi azıya aldılar. Donumuza sahip çıkalım.

Kuyruklu Yazı

FST Nisan 17th, 2008

pirinc2.jpgSon günlerde tuhaf haberler izleyip duruyorum. Yok pirincin fiyatı zamlanmış, kıtlık başlamış filan. “Pirinç bulamıyorsanız bulgur yeyin” diyen de var, bakan Tüzmen gibi “İthalatı serbest bırakırız ha, depoladığınız pirinci çıkarın meydana” diye tehdit savuran da. Ben bu işlerden anlamam ama durduk yerde niye pirinç kıtlığı olacakmış onu çözemedim. Buğdaydan kimyasal bazı maddeler yapıyorlarmış filan diye duyarım, bu sebeple fiyatı artacakmış. Hürriyet gazetesi başta sağdan soldan tüm medyada bir panik havası estirilmeye çalışılıyor. Bir de televizyonda konuşan Ziraat Odası başkanları zırt pırt “devlet daha çok para versin” mealinde laflar ediyorlar. Ağlayan ağlayana. İşte bu konuların piri olan Hürriyet iki gündür “kuyruklar hortladı” türlü haber yapıyor. Buna göre 30 senedir görülmeyen kuyruklar yeniden başlamış. Delil de Hürriyet mhabirinin İzmir TMO önünde çektiği fotoğraflar. Şöyle demişler:

300 metrelik pirinç kuyruğu

Pirinçte fiyatlar yüzde 155 artınca şok olan dar gelirli çareyi TMO’larda buldu. Türkiye’nin hemen her köşesinde pirinç kuyrukları oluştu. En çarpıcı kuyruk ise İzmir TMO önüne uzuyor. 15 Nisan’da yaptığımız haberde pirinç alamya gelenlerin oluşturdu kuyruk 20-25 metreyken bugün kuyruk 300 metreyi geçmişti.

Kuyruklar geri döndü

Türkiye’de pirinç fiyatlarının artması ardından İzmir’deki TMO parakende satış yerinin önündeki oluşmaya başlayan kuyruk yetkililerin “Kriz yok” açıklamalarına rağmen uzadı

Pirinç krizinin öncesinde her isteyene 10 kilogram satış yapılan TMO İzmir parakende satış yerinde hafta başında bu miktar 4 kilograma düşürüldü. Ancak piyasada 3 YTL’ye satılan osmancık cinsi pirinci 1.80 YTL’den almak isteyenlerin sayısı her geçen gün arttı. Hafta başında 50 metre kadar olan kuyruğun uzunluğu 300 metreyi buldu.

Önce karar verilsin, kuyruk 20-25 metre miydi yoksa 50 metre mi?  Yurt sathındaki kuyrukları bilmem ama “çarpıcı kuyruk” İzmir fotoğraflarına şöyle bir baktım ve pirinç almaya gidenlerin genelde emekli, başıboş, zamanını geçirmek için vesile arayan avare yaşlılar olduğu kanaatine ulaştım. Sonra şu da aklıma geldi, haydi ekmek kıtlığı densin anlayayım, millet gider un filan stoklar ama pirinç de ne oluyor? Türkiye Çin, Hindistan filan değil ki pirinci stoklayalım. Pirinç vazgeçilmez bir gıda kaynağı değil bizim için. En fazla kuru fasulyenin yanında turşu-soğan eşliğinde garnitür olur. Pirinç olmazsa bulgur pilavı da, hele şöyle hafif tereyağı yakılarak yapılmışsa süper gider. Turp da kesebilirsiniz yanında. Bir de bulgur daha sağlıklı denir, bilmem doğru bilmem yanlış.

pirinc1.jpg

Dolayısıyla Hürriyetin, televizyonda abuk subuk saçmalayan Ziraat odası yetkililerinin lafına kanan sayın emekli amca, dayı ve teyzelerim. Evhamı bırakın gidin evinize oturun. Yarın fiyatlar ofisten aldığınızın daha altına iner, boşa üzülmeyin. Ha, bu vesileyle iki dedikodu yaparız, hava alırız diyorsanız siz bilirsiniz. İzmir’de herhalde TMO bahçesi yerine gezilebilecek Kordonboyu, oturaklı park ve bahçeler vardır. Nedir öyle betonun üstüne yanlamışsınız.

Osmancık pirinci alamıyorsanız Karaman bulguru alın, yapın pilavınızı, kesin turpu, soğanı yanına, biraz da turşu koyun. Bir de süzme yoğurttan tuzlu ayran yapın, ne demeye pirincin peşinden koşuyorsunuz? Emekli vatandaşımız (şapkalı olan) epey çağdaş bir görüntüye sahip, ilerici adam akıllı olur.

Bu arada karnım acıktı nedense, akşama nohut olsa gerek evde, o da iyi gider pilavla. Bakalım kısmetimizde ne var.

TRT ve Eski Günler

FST Nisan 17th, 2008

ibo.JPGEski günleri hatırladım, Anti-TRT diye bir sitede arada paslaştığımız dostlar vardı. Herkes yalan oldu, herhalde ben de Küba, İzmir, Çankaya gibi yıkılan son kale durumuna düşeceğim. O güzel günlerde TRT’nin ardından atar tutardık, dün TRT İbrahim Tatlıses ile anlaşıyor filan denince bunları hatırladım. Haber şöyle:

İbo Show için TRT’den bölüm başına 65 bin YTL alacağı belirtilen Tatlıses VATAN’a konuştu: O paraya program yapacak insan değilim
[…] Konuyla ilgili VATAN’a konuşan sanatçı şöyle dedi:

“Ben atv’de yaptığım programdan 150 bin YTL alıyordum. 65 bin YTL’ye program yapacak insan değilim. Bu iddialarla beni aşağı çekmeye çalışıyorlar, fiyatımı düşürmek istiyorlar. Bunu duyan, ’Gel 100 bin YTL’ye program yapalım sana’ diyor. Benim yapım şirketim bir kanala program yapıyor. Reyting almıyor, bana malediliyor.” Tatlıses, TRT ile henüz sözleşme imzalamadığını belirterek, şöyle konuştu: “Gün konusunda henüz anlaşamadık. İbo Show’un günü, pazardır. İzleyicilerin alıştığı bildiği bir gündür. Ancak TRT hafta içi yapmak istiyor. Ben de pazar gününde ısrarlıyım. Yarın biraraya geleceğiz ve kesin olarak konuşacağız. TRT’de yer almak istiyorum. Çünkü bizim ilk göz ağrımızdır.

TRT bizim de ilk göz ağrılarımızdandı be İbo, şimdi pek haber çıkmaz oldu. Neyse, alacağın para sana helal olsun, tabii inşallah Yüksel Altuğ’un dediği gibi elektrik faturalarımıza bir İbo zammı yemeyiz.

İbo demişken şu klibi mutlaka izleyin, beğeneceğinizi tahmin ediyorum.

Üçler Yediler Kırklar

FST Nisan 17th, 2008

40lar.jpgBazen çevreden “şu AKP’ye yanaşamadın, bak millet nerelere geldi” diyenler oluyor. Öyle ama ne yapayım, ressam değilim ki tablolarımı meclis lokantasına satayım, bir yeteneğim yok ki İstanbul yahut Anklara belediyelerinde yağlı yönetim kuruluna beni işe alsınlar, hep ters laflar edeceğim için danışman, müşavir, müsteşar da yapmazlar. İki güne kalmaz kovulurum. Ben şu halimle iyiyim, dokunmayın diyorum. Diğer taraftan da dün yayınlanan listeye de şöyle biraz iç çekerek bakmamak da mümkün değil.

Haberde “40 Kişilik AK kadro” denmiş. Ahbap, yeğen, amca, dayıoğlu, yandaş durumunda epey adam var. Biraz soruşturdum, “yahu Fethi bey ne saf adamsın, bunlar tamamen bankamatik işleri, bakanın işi yok da birine mi danışacak, Yönetim Kurulu denen yerler havadan 3-5 milyar birilerini beslemek için ihdas edilmiştir. Hem 40 ne ki, bunlardan binlerce var” dediler. Bunlar hiç işe filan gitmez aydan aya bankalarına yatan parayla günlerini gün ederlermiş. “Peki” dedim “biz AKP’yi muhafazakar dindar filan biliriz, bunlar haram, helal, beytül mal, devlet malı konusunda hiç düşünmez mi, hani CHP kadrolaşıyor denir, AKP’nin ne farkı var” dediğimde karşımdaki şahıs epey güldü. Ben de ses çıkarmadım. Hatta bana “istersen seni de aldıralım bir yere, yalnız AKP il başkanlığına uğra, ara sıra oralarda görün, böyle uluorta konuşulmaz bu işler” dedi.

Bana teklif ettikleri yer Tarım bakanlığında bir daire başkan yardımcılığı. Uğramana gerek yokmuş. Oraya kapağı atarsan bir de başka yönetim kurulu üyeliği ile danışmanlık uydururlar 10-15.000 YTL’yi doldururmuşsun. Fena iş değil gibi, cumhurbaşkanı olsan elli türlü protokolle uğraşacaksın, halbuki burada yattığın yerden aynı parayı alıyorsun. Abdullah Gül de pek safmış. 15.000 YTL maaş için tut cumhurbaşkanı ol. RTÜK üyesi ve Botaş yönetim kuruluna girse bu kadar yorulmaz, eleştiri de almazdı. Anlamak mümkün değil.

Ne dersiniz, üçler, yediler, kırklara, erenlere abdallara karışmanın zamanı geldi mi? Tek maliyeti ar ve haya perdesini yırtabilmek, herhalde zamanla ona da alışır insan.

Ahmaklık Evrensel mi-II

FST Nisan 17th, 2008

balik.jpgHep Türkiye’de olan bitene yükleniyoruz, ki bu da normal sonuçta bizi burada olup bitenler ilgilendiriyor, ama elbette dünyanın en ahmak milleti biz değiliz, daha doğrusu “milletler” ahmak olmaz, orada yaşayanlar içinden geçtikleri eğitim sistemi gereği aptallaşabilirler. Daha önce de konuyu Yunan basınından bir örnekle açıklamıştım. Şimdi benzer bir olaya Almanya ile Avusturya arasındaki heykel sebep olmuş. Haber şöyle:

Almanya ile Avusturya’nın arasını heykel gerdi. Almanya’nın sınır kasabası Simbach’ta metalden dikilen erkek heykelinin poposu Avusturya’nın Braunau kasabasına dönük olunca Avusturyalılar ayaklandı. Balığın üstüne binmiş sadece alt tarafı kapatılmış çıplak bir erkeği tasvir eden heykel yarım ton ağırlığında. 260 bin Euro’ya mal olan heykel Inn Nehri için yapıldı. Avusturyalılar bunun bir hakaret olduğunu savunurken Simbach sakinleri ise bir sanat eseri olduğunu savunuyor. Simbach Belediye Başkanı sanat eserinin yapım aşamasında çırılçıplak olmasına karşı çıkarak alt tarafının kapanmasına karar vermişti.

Görüldüğü üzere bizi hiç aratmayacak meseleler var dünyada. En azından yalnız olmadığımızı görüp sevinebiliriz. Geçenlerde nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama Sputnik’in uzaya fırlatılmasını bir gazetecinin “dünyadan kaçış imkanı” olarak adlandırdığını görmüştüm. Bu arada aklıma takılan, bu 260.000 Euro kim tarafından ödenmiş? Alman vatandaşın vergisini yedirtmemek de bir dünya vatandaşı olarak görevim, soruyu gündeme getirmiş olayım.

Kahraman

FST Nisan 17th, 2008

herkul.jpgKaradeniz Ereğlisi’nde 2006 yılında dikilen Herkül heykeli gece vakti yerinden sökülmüş, yerine başka bir şey konulmuş. Hayır, Atatürk değil, Sekiz Alemdar Kahramanı diye bir şey Herkülü ikame eden. Olayın hikayesi şöyle:

Zonguldak’ın Ereğli ilçesindeki sahil bandına dikilen, Yunanlıların mitolojik kahramanı Herkül heykeli gece yarısı operasyonuyla kaldırıldı. Belediye başkanının talimatıyla kaldırılan Herkül heykelinin Cehennemağzı Mağarası’na taşınacağı bildirildi.

VATANDAŞLARDAN TEPKİ

Mitolojik çağın simgelerinden olan Herkül heykeli, 2006 yılında eski belediye başkanı Halil Posbıyık tarafından yaptırıldı. Vatandaşlar ise, “Kendi milli kahramanımız yok mu?” diye Herkül heykeline tepki gösterdi ve heykelin varlığı tartışma konusu oldu. Heykel kaldırılmak istendi ancak çeşitli nedenlerle bundan vazgeçildi. Eski başkan Posbıyık’ın, 22 Temmuz genel seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili adaylığı nedeniyle başkanlıktan istifa etmesi üzerine, Belediye Meclis üyesi Murat Sesli, Meclis üyeleri arasında yapılan seçimle, Ereğli Belediye Başkanı oldu. Başkan Sesli, kısa süre önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından rozeti takılarak AK Parti’ye geçti. Başkan Sesli’nin talimatıyla Yunan kahramanının heykeli, gece saat 04.30′da başlayan operasyonla kaldırıldı. Belediye çalışanları, gece saatlerinde Herkül heykelinin bulunduğu sahil alanına gelerek, vinç yardımıyla heykeli parça parça yerinden kaldırdı. Herkül ile ilgili olarak hazırlanan bilgilendirme yazılarının da kaldırıldığı görüldü. Başkan Sesli, sahildeki Herkül heykeliyle ilgili daha önce açıklamalar yaptığını, heykeli Cehennemağzı Mağarası’nın bulunduğu bölgeye koymayı düşündüklerini ve heykelin bu nedenle yerinden kaldırıldığını söyledi. Sesli, “Heykelin kaldırıldığı yere, Sekiz Alemdar Kahramanı’nın anıtı yapılacak” dedi. Sesli, heykelin gece yarısı yerinden kaldırılmasını ise, “Gece kimseyi rahatsız etmemek için bunu yaptık. Gündüz ve akşam sahilde insanlar geziyor. Bu çalışmayı, insanları rahatsız etmemek için gece yaptık” diye açıkladı.

HERKÜL EFSANESİ
Mitolojide Herkül’ün, cehennem köpeği Kerberus’u kaçırmak için yeraltı Tanrısı Hades’in yönettiği, hiçbir ölümlünün geri dönemeyeceği “Ölüler Ülkesi”nin yer aldığı Cehennemağzı Mağarası’na indiğine inanılıyor. Herkül’ün, Ölüler Ülkesi’nin bekçisi üç başlı ve yılan kuyruklu köpek Kerberus’u, Olimpos Tanrıları Hermes ve Athena’nın yardımıyla Cehennemağzı Mağarası’ndan, yeraltındaki Ölüler Ülkesi’ne inerek kaçırdığı belirtiliyor.

Demek Herkül’ün bir heykeli varmış, hayret Karadeniz Ereğlisinde bir tur atmışlığım, Demir Çelik tesislerinin lüks restoranında ucuz yemek yemişliğim de vardır. Ünlü reçelimiz diye bir şey satmışlardı, onu da hatırladım, eve döndüğümüzde şekerlenince çöpe atmıştık. Neyse, bileydim sahil boyundaki gemilerin önünde değil Herkül Heykelinin önünde bir resim çektirirdim.  Bak, şimdi kaldırmışlar bir mağaranın ağzına koyacaklarmış. Nereden yol düşüreceğiz bir daha oralara.

Peki vatandaşın tepkisine ne diyelim? Bence çok isabetli söylemişler. Karadeniz Ereğlisi taş devrinden beri bir Türk yurdu olduğundan oraya Herkül gibi bir ucube ve çırılçıplak bir edepsiz değil öz be öz milli bir kahraman yakışır. Gerçi Yunanlıların aslında Türk olduğu da söylenir ama şimdilik bunu ihmal edelim. Kaldı ki adamın efsanesinde de iş yok. Cehennem köpeği filan var. Hiç köpeğin üç tane başı mı olur? Yalan olduğu besbelli. Halbuki bizim Ergenekon efsanesine bak, adam gibi tek kafası olan bir kurt ulusa önderlik ediyor ve dört dağ arasından çıkıp gidiyorlar. Tabii bugünkü manzaraya baktığımızda “hay yerinizde oturaydınız, Kurt sen de yanlış yapmışsın, gerçi bileydin yol göstermezdin ama kısmet işte” diyen de çıkabilir. Konuya dönersek, heryeri çıplak olan Herkül nam yarı tanrı keferenin heykelinin henüz AKP’ye geçmiş, bu sebeple bir madalya ile onurlandırılmış belediye reisince, üstelik de vatandaş rahatsız olmasın diye gece 04.30 civarında mübarek sabah namazına bir iki saat kala indirilip hak ettiği cehenneme yollanması iyi olmuş. Peki yerine ne konuluyor?

Haberdeki resimde “Herkül’ün heykelinin kaldırıldığı alana, Milli Mücadele döneminde harp malzemesi taşıyan gemileri kollama görevini üstlenen Alemdar Gemisi ve mürettebatının tasvir edildiği anıt dikilecek” denmiş. İşte bu olmadı. Sen koca Yunan kahramanını kaldır ama yerine görevi sadace kollama olan bir teknenin mürettebatını koy. Buna itiraz edilir işte. Bence madem Yunan Efsanesini beğenmedik, milli kahraman arıyoruz, hemen elimizde Ergenekon efsanesi yok mu? Alın size heykel malzemesi. Mesela darbeci 3 paşanın heykeli çevresinde Veli Küçük, İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu, Kerinçsiz, Perinçek’tan oluşan “8 adam heykeli” uygun düşmez mi? Ergenekon efsanesi Karadeniz Ereğlisinde yaşatılmış olur, Herkül ayıbı da temizlenir, vatandaş namusu temizlendiği için rahat bir nefes alır.

Tabii ille de efsane olmasın, Milli Kahraman yeter deniyorsa, Deli Dumrul, Bamsı Beyrek, Nasreddin Hoca, İsmet Paşa, İnternet Mahir, Fatih Terim gibi kahramanlar da düşünülebilir. Özellikle son isme dikkat edin.

(Bir de aklıma geldi, sekiz alemdar yerine Polat Alemdar da iyi giderdi)

Kapat
E-posta ile paylaş