Hele Yiğitlere
FST 17 Nisan 2008
Sosyal Güvenlik düzenlemeleri sırasında milletvekillerinin üçkağıt hamleleri -hakkını yemeyelim- başta Hürriyet gazetesi olmak üzere medyanın vatandaşa duyurmasıyla bir ölçüde berataraf edilmiş oldu. Gelgelelim çalışma bakanı milletvekillerinin kıyak vaziyetinin, keseri kendilerine yontmalarının kamuoyunda deşifre edilmesinden, üstüne üstlük eskisi gibi “vekilimize helal olsun” yerine “şerefsizler, yiyip bitiremediler” denmesinden pek hoşlanmamış ki şöyle bir beyanat vermiş:
Meclisin toplumsal sorunları çözdüğünü belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bu kadar önemli düzenlemeleri yapan milletvekillerimizle ilgili kamuoyunda yersiz ve gerekçesiz, bir çok haksız değerlendirmeler var. Bu Parlamento, bu milletvekilleri, bu değerlendirmeleri, bu haksız yakıştırmaları hak etmiyor. Milletvekilleriyle ilgili ne zaman bir konu gündemde olsa, bu haksız itham ve değerlendirmeler maalesef gündeme gelmektedir.
Anayasa Mahkemesinin sosyal güvenlik reformunu iptali çerçevesinde, bu yasanın yeniden ele alınması, bazı yeni düzenlemeleri de gündeme getirdi. Mevcut kamu görevlileri, dolayısıyla bütün milletvekilleri mevcut statüye, yürüklükteki mevzuata tabidir. Bu bilinmesine rağmen, bununla ilgili çok farklı yorum ve değerlendirmeler, kamuoyunda ve ilgili çevrelerde yapılıp, kafalar bulandırılmaya çalışıldı.
Bunlar doğru değil. Türkiye’nin geleceğine imza koyan, bu kadar önemli düzenlemeler yapan, Türkiye’ye yön veren yüce Parlamentoda görev yapan milletvekillerinin özlük haklarını da mertçe, yiğitçe hep beraber burada getirip; birilerinin konuşmasına, birilerine alet etmeyerek buradan geçirmemiz gerekiyor.”
Bak sen şu işe. Meğer milletvekili ile sıradan kamu görevlisi aynıymış benim haberim yok. O zaman bizim enişte neden 6 dişine implant yaptıramıyor, neden onun maaşı 1000 YTL de sizinki 9000 YTL. Uyduruk vesilelerle yurtdışı gezilere çıkıp tek kuruş harcamadığınız halde günlüğüne 150-200 dolar ilave almıyor musunuz? Bir alay eş, dostunuzu danışman diye 2500 YTL maaşla cebinizde sekreter diye gezdiriyorsunuz. İşiniz gücünüz mikro düzeyde iş takibi, eşe dosta iş bulma, lüzumsuz kamu yatırımları vs. Bakanı duyanın milletvekilleri için ağlayası gelir.
Yiğitçe mertçe diye saçmalayıp “biribirimizi alet etmeyelim” diyerek el altından “aman birbirimizi kösteklemeyelim, vatandaşın gözünü boyayıp 2 senede emeklilik, gazilerle eşit sağlık hakkı gibi kazanımları kaçırmayalım, aptallığın alemi yok” mesajı veriyor. Ne yiğitlikmiş be, laflara bak: Türkiye’nin geleceğine imza koyuyormuş. Hepinizin Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal vs. tarafından tombaladan atanmış birer parmak olduğunuzu bilmeyecek kadar salak olsak belki yeriz bu lafları. Geç efendi bunları, hele erkekseniz çıkın da buralarda iddialarınızı yineleyin. İşin açığını söyleyeyim, bir milletvekilinin karşıma çıkmasını tavsiye etmem, milletin asil üyesi olarak vekilime yaptıklarının hesabını beklemediği sertlikte sorabilirim. Benden asla “sayın vekilim lafı” beklenmesin, adamı itin ardına sokarım. Haddinizi bilin. Edepsiziliğe bak, “evet yanlış işler var, milletvekillerine haksız ayrıcalıklar tanınmış, zamanla bunları ortadan kaldırmaya çalışacağız” diyeceğine alenen “tepenize çıkacağız, daha da fazlasını alacağız” diyor adam. Duyan da şerefli I. Meclisin vekili zannedecek bunları.
Tavsiyem yiğitliğin, erkekliğin onda dokuzu gereğince kaçın, biri gereğince de hiç ortalıkta görünmeyin. İyice azdılar ha. Şunlara adam gibi bir ders vermek lazım ama nasıl ve kimle? Tek ümidim Hürriyet, muhafazakar basın yalakalık gereği gözünü kapatıyor. Belki benim gibi düşünenlerden oluşan bir timle “millet, vekillerine karşı” kampanyası başlatılabilir. Herkes oy uğruna yurt sathına dağılacak milletvekillerinin yakasına yapışsın, veri, done,argüman isteyen için İzlenimler arşivlerinde yeterli malzeme var.
Aman uyanık olun. Bunlar iyice gemi azıya aldılar. Donumuza sahip çıkalım.
Popularity: 11% [?]
- Siyaset
- Yorum(25)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Belki benim gibi düşünenlerden oluşan bir timle “millet, vekillerine karşı” kampanyası başlatılabilir.
Fatih bey okuyorsa bilir bunu, onun oralarda bu isler icin oyle kurdeleli filan protestolar yapilir. Ben sevmem o isleri pek, ama kurdele yerine daha makul gozuken bir teklif var belki ondan esinlenebiliriz: The Accountability Awareness Ribbon.
çok ağır konuşmuşun fethi abi. bence daha dikatli ol. bu adamların bi sürü tanıdığı falan vardır sonra sana bişey yapmasınlar.
Bulent Bey,
Sekiller biraz benziyor
Gecen bir arabanin arkasinda gordum “We Support the Magnet Makers” diyordu
O ipin altina da “Ip ureticilerini destekliyoruz” yazilip yanlis! yerlere cekilmesi de onlenebilir…
Edi,
Merak etme. Bunlar suçlu olduğu için ses çıkaramazlar. İşlerini gizlice halletmeye çalışırlar ama ne şans ki internet çağındayız, adamların dalaveresi anında ortaya çıkıyor.
Sana da tavsiyem korkak olmaman.
kabahatlerini bilirler diyorsun yani. inşallah öyledir.
bu arada fethi abi, ben aslında senden kamer genç yazısı bekliyorum. yani tamam mecliste yumruk yumruğa kavga döğüş elbette yanlış ama hepte bu adamın adı karışıyor kavgalara ya! yani bi geçimsizlikmi yada bi kaşıntımı nedir bilmiyorum ama bi pislik varki bu adamda hep bunun adı geçiyor yumruklu kavgalar falan olunca. çok sevimsiz bi insan. yani zaten bi işe yaramıyosun bari kavga çıkarma dimi?
Bunlar için bir söz vardı
“Aç milletin tok vekilleri” diye, isim babaları her kimse cuk oturtmuş
Ankara’nın havasından mı, suyundan mı anlamadık ?
seçim evvelinde milletin nerdeyse banyosuna girip sırtını keseleyecekler ama kapağı meclise atıp bir yerini ceylan derisi koltuğa dayayınca iş değişiyor millet bunların pisliğini keselemeye başlıyor..
vallahi ben bu time katılırım, hatta geçen seçim tek kişilik tim oluşturmuşluğum vardır
ama tim olayından pek ümitli değilim
seçim zamanları etraflarınada yalakaları bol oluyor bunların bir şey söylemeye kalksan “sen kimin adamı” oluyorsun hemen…
Yazıyı okudukça “hepsi doğru, çok güzel yazı olmuş” diye diye sonuna kadar geldim, ne göreyim?: “Tek ümidim Hürriyet..” Burasını okuyunca durdum.
Hani böyle bir tabak enfes bir yemek vardır, tam afiyetle yemeğe koyulursunuz, ama o da ne? Tabağın ortasında bir sinek. Ahçının da haberi varmış, meğerse yemeğin süsü yapmış sineği. Tabi yemeği içiniz almaz, çöpe boşaltırsınız.
Açıkcası bende bu etkiyi yarattı “Tek ümidim Hürriyet” gibi bir ifade; muhafazakar basının yalakalığı da çok doğru bir ifade iken.
Yahu Suat bey, önce Secedo, bir de sen eklenme yanlış anlama kervanına.
Suat abinin yanlış anlaması gayet normal geldi bana
“Tek ümidim Hürriyet, muhafazakar basın yalakalık gereği gözünü kapatıyor.”
ilk kısım şakaysa ikinci kısım da şaka olmalıydı , yok ilk kısım ciddiyse ikinci kısım da ciddi olmalıydı,kısa bir cümle için fazla ironik,elma-armut olmuş biraz…….
ben mesela birinci kısmı şaka olarak aldım , ikinci kısım da şakadır şaka dedim ( böylesi işime de geldi ), okudum geçtim…..
Suat bey de ikinci kısma katıldığı ve ciddiye aldığı için birinci kısmı da ciddiye almış
Quo Vadi,
Ben şaka yapmıyorum. Yanlış anladın diyorum.
Hürriyet milletvekillerinin kıyakçılık girişimlerini deşifre etmese el altından bu işleri halledeceklerdi. Hürriyet gazetesinin Eğitim alanındaki haberleri ve AKP karşıtlığı yapalım derken yanlışlıkla yaptığı faydalı işleri inkar etmemek lazım. Bozuk saat bile günde iki defa doğru gösterir.
Zaman, Yeni Şafak, Star filan bu işlere ne diyor bilmiyorum. En azından nala vuruyorlarsa mıhı da ihmal etmiyorlardır.
milletvekili maaslari bence az bile. hele basbakanin, cumhurbaskaninin falan maaslari bence cok komik duzeyde. koca ulkenin her seyini yoneten insanlara, turkiye’deki buyuk bir sirketin orta duzey yoneticisiyle ayni maasi veriyoruz.
eger millete verdikleri hizmetin degeri, dokuz milyar bile etmeyecek insanlara ulkeyi emanet edeceksek, isimiz var. insanlarin bir ozel hayati, aileleri, coluklari cocuklari, gelecek kaygilari var. mesleginde bir yere gelmis, bir alanda uzmanlik sahibi, hele liderlik kabiliyetler olan bir insan, is dunyasinda dokuz milyardan cok daha fazlasini kazanabilir. eger siz bu adami siyasetci olarak istiyorsaniz kesenin agzini acacaksiniz. dokuz milyara anca bunlar geliyorlar iste.
Dj,
Özel sektör yöneticisinin fiyatını arz ve talep belirler. Dünyanın heryerinde iyi yönetici milletvekilinden, başbakandan fazla kazanabilir.
Sadece fikir vermesi için dünyadaki milletvekili imtiyaz ve maaşları ile ilgili bilgiler içeren bir link vereyim. Üstelik bu rakamlar ülkenin zenginliği ile düzeltilmemiştir. Kişi başına gelire oranlarsanız bizimkilerin dünya birincisi bile çıkabileceğini zannediyorum. Sağlık, kıyak emeklilik imtiyazı ve sayısız avantajlar hariç.
http://nevzatcicek.blogcu.com/4690428/
Milletvekillerine ödenen temel aylıklar brüt olarak (dolar)
Almanya 5780
Avusturya 8100
Belçika 5084
Çek Cumhuriyeti 1042
Danimarka 5000
Ermenistan 195
Estonya 978
Finlandiya 3700
Fransa 4648
Hollanda 5659
İngiltere 6200
İspanya 2312
İsveç 4387
İsviçre 18072 (Metinde yıllık deniyor)
İtalya 9147
Litvanya 814
Lüksemburg 3907
Macaristan 523
Norveç 7500
Polonya 1893
Türkiye 5600 (Bu rakam doğru değil, bugün net 6500-7000 filan alıyorlar. Herhalde eski bir istatistik)
Şu link daha iyi
http://www.aktuelbakis.com/Politika/815.html
Dj,
Bir de lütfen “eger millete verdikleri hizmetin degeri,” gibi laflar etmeyin, kimse kimseden hizmet beklemiyor. Zararlarını minimumda tutsunlar kafidir.
alıntıladığım cümledeki iki hüküm de ciddiyse ( ki benim işime gelmemişti ) “tek ümidim hürriyet” büyük bir iltifat olmuş ,
Hürriyet kolay kolay hata yapmaz , saat gibi çalışan bir şer makinesidir , saati de sadece işine gelenleri gösterir , doğruya yanlışa bakmaz , hatalar da sadece farklı çıkan taşra baskı , aceleci internet sitesi , yanlış testisin röntgeni gibi şeylerdir , yoksa yalan haber hata değildir , eksik haber de hata değildir , öyle uygun görülmüştür
hürriyet muhabirinin karşısında eli ayağına dolaşan bir milletvekili , yazarının karşısında mıymıy bir bakan , genel yayın yönetmenin telefonunu bekleyen bir başbakan , patronuna saygıda kusur etmeyen bir cumhurbaşkanı elde etmeye yarayacaksa , siyaseti zayıflatacaksa , siyasileri şamaroğlanına döndürmeye yarayacaksa “aç milletin tok vekili” akla gelir , aksi takdirde aç köpek , oy kullanması bile zul olan çobanın hakkını kim takar……..
ben Dj‘e katılıyorum ,türkiye şartlarında
cumhurbaşkanına 60.000 ytl aylık
başbakana 50.000
meclis başkanına 45.000
bakana 40.000
milletvekiline 30.000
yakışır ,
)
danışmanın aylığını da kendisi versin , ister danışsın ister danışmasın
(ayrıca düz milletvekili maaşının genelkurmay başkanı maaşından daha fazla olması da psikolojik bir avantaj verir , hoş olur, sivil siyaseti güçlendirmeye sivil siyasetçiyi güçlendirmekle başlayalım
arz-talebin siyasette gecerli olmayacagini kim soylemis? isi gucu, kariyeri olan kaliteli bir adamin politika yapmasini istiyorsaniz, ona maddi olanak da sunmalisiniz. bu kadar basit.
ikincisi, turkiye’deki sirketlerdeki ust duzey yoneticilerin maaslarini bulup buraya yazsam, muhtemelen en yuksek maaslar koc, sabanci, eczacibasi vs’nin yoneticilerinde cikmaz. kimin en kalifiye adama en acil ihtiyaci varsa, en cok parayi o verir.
kaldi ki ben elinin altina devletin tum olanaklari serilmis insanlarin, maaslarinin sorun olmasini da garipsiyorum dogrusu. maas, emeklilik ve diger haklar politikacinin en mesru, en seffaf kazanimlari. onlari da ellerinden alin isterseniz…
Nerde o imkan.
Keşke o kadar basit olsaydı.
İki söz var aklıma gelen,
Birincisi, vekillerin elinde elinde maaş arttırma imkanı, sende de bu ense varken daha çok şamar yersin.
İkincisi, eşşekliği kabul edene semer vuran çok olur.
Üçüncüsü, dünyadaki en iyi aylığı bizimkiler alıyor siz hala Quo Vadi de dahil o tarafa bakmadan atıp tutuyorsunuz.
Fethi bey,
O 7000YTL net ucret degil mi? Yabancilarinki brut verilmis. Ustelik erken emeklilikleri var, hukmettikleri diger paralar var (kontor isi gibi).
Ailelerinin saglik harcamalari da karsilaniyor. Oyle kapsamli ozel saglik sigortasi fiyatlarini bulamadim, kac paradir oyle paketler bilen var mi? Bir ara hesaplamistik, kisi basi harcama (senelik) 1590YTL cikmisti, bunun icinde coluk cocuk da var tabii yani maas alan kisi basina harcama daha yuksektir, oyle harcamayi karsilayan sigortanin primi de ona gore olur.
Maas ve diger gelirlerin bugunku degerinin onun icin pesideydim. Yani bu haklar paketi pesin parayla devrediliyor olsa kac para eder diye hesaplayip, atanmak icin kac para yatirim yapilinca makul olur diye de bakabilmek icin.
Insanlar net maastan gidiyorlar ama o makul degil, bir suru hayatin sonuna kadar gecerli sey var o hesapta. Devlet memuru maaslari da o yuzden yanlis degerlendirilir bence, cunku isten cikartmanin zor olmasi ve hayatin sonuna kadar maas+sigorta garantisi var onda da. Vekillerde tabii donem bitince ise gitme mecburiyeti de yok.
Insanlarimizin bu konuda Stokholm Sendromu geciriyor olmalari muhtemel. Devleti zaten bozulup sapitmis bir bankamatik gibi gordugumuzu, zenginlerin dahi sunun surasina biraz para sIkIstIrIp orasina da basinca cok para cikiyormus diye bir suru is yaptiklarini (yeni kanundan evvel bebekleri sigortali yapmak gibi) biliyoruz.
Bülent Bey,
Geçen sene net 8240 YTL diye biliyorum, bugün net rakamı bulamadım. 2007 Temmuzunda yüzde 3 zam almışlardı ama vergi dilimi büyüdüğü için net artış olmamıştı. Yüzde 2 de ocak ayında almış olsalar 8400 YTL civarındadır. O da yaklaşık 6500 USD net yapar.
Dolar kuru oynak olduğu için 6500-7000 dolar net olarak tahmin yürüttüm.
Sizin parayı zaman değerine göre indirgeme yönteminizle ve ülkenin genel gelir düzeyiyle kıyaslandığında çok iyi görünüyor durum.
Fethi hocam,
“Hürriyet milletvekillerinin kıyakçılık girişimlerini deşifre etmese el altından bu işleri halledeceklerdi.” derken doğru diyorsunuz da bu konuların hallolması Hürriyet gibi bir sahtekar ve manipilasyon abidesi yayın organlarına kaldıysa, vah bizim halimize. Zaten dediğiniz gibi parmak makinesi hepsi, sistem çürümüş, bütün olarak temizlenmesine de yine bu Hürriyet gibi oligarşik zihniyet en başta karşı çıkıyor, bu uğurda var gücü ile savaşıyor. Şu aşamada bu adamların kursağına girecek birkaç lokmayı kısmakla kurtulacak değiliz, hele bunu deşifre için Hürriyet gibi halihazırda bambaşka alanlarda ülkeye zararı olan bir organın yapmasına bel bağlamanın ne gibi bir artı faydası olabilir bize.
Hürriyet’in yaptığı şuna benziyor: Züccaciye dükkanına fil girmiş, her tarafı yıkıp dökerken hortumu ile rafta bozuk duran bir kaç tane de bardağı düzeltmiş gibi birşey.
Doğan grubunun şu ülkeye verdiği zarar neyle hesaplanabilir ben bilmiyorum. Toplumdaki kutuplaşma beni ciddi şekilde endişelendiriyor, bu açıdan bu sahtekarların bu biçimdeki sade suya tirit yaklaşımları çok anlamlı değil bana göre.
Bunlarda ilkeli olmak, omurgalı olmak, doğru haber, medya ahlakı gibi bir şey yok. Köşe yazılarından manşetlere, haberlerde kullanılan fotoğraflardan, aynı düzlemde kullanılan bir başka haber ile ilinti kurulması amacıyla yapılan sayfa düzenlemelerine kadar, her türlü aracı kullanıyor bu adamlar.
Bu zihniyettekilere bu tip küçük ve bütünde çok da anlamlı olmayan şeylere olan vurgularından dolayı aman verilmemesi taraftarıyım. Algıda bu önemlidir, “hımm Hürriyet bu işi halletti” gibi bir algı, genel Hürriyet politikasının o muazzam zararını, bunu yaparken uyguladığı yöntemlerdeki ahlaksızlıklarına perde olabilecek bir algı.
Ben bundan dolayı ses ettim, yoksa yazdıklarınıza katıldığımı en baştan söyledim.
Hürriyet gazetesi olmasa bu ülke hiçbirşey kaybetmez, aksine çok şey kazanır. Onu bu ülkenin başına bela olduğu konumdan indirmek, bunun için entelektüel çaba sarfetmek olanı biteni doğru yorumlayan her ehli insafın görevi olmalı bana göre.. Savaş ortamındayız hocam, bu açıdan Hürriyet ve Doğan grubunun diğer yayın organları konusunda bu tip centilmenlikleri bir kenera bırakalım diyorum.
Bu yazıdan -ilintisi olsa da- nispeten bağımsız olarak da şunları söyleyeyim.
AKP’nin son zamanlardaki saçma sapan uygulamaları, benim de çok sinirlerimi bozuyor, reformlar konusundaki savsaklığı eleştirilerinize de çoğunlukla katılıyorum. Ancak yine de bu eleştiriyi yaparken 2007-2008 döneminde yaşadığımız pekçok olayı gözardı ettiğinizi düşünüyorum. 27 Nisan muhtırası, 367 kararı apar topar seçim, sonra tekrar C.başkanlığı tartışmaları, yükselen terör, yaratılan militarist hava, sonrasında hava herakatı, sonra kara harekatı vs vs. Bunların iç siyasetin işleyişine etki etmemesi olanaksızdır. AKP’nin mevcut tabanının yapısını ve bir siyasi parti olduğunu göazrdı etmek de buna ilave edilebilir. Dediğiniz gibi hala umut AKP’de, ama “dost acı söyler”in dozu “yıkmak da bir nev’i yapmaktır”a evriliyor bana göre. (Elbette, yıkmak da bir nev’i yapmaktır, kabul, ama o zaman “dost acı söyler”den bahsetmek anlamsız, “düzen yıkılsın” demek gerçekçi olacaktır.)
AKP konusu böyle, ancak çoğu kez bu Hürriyet gibi yayın organlarıyla müsavi görer tarzda aynı çuvala koyup tekmelediğiniz muhafazakar yayın organlarının bunu haketmediğini düşünüyorum. Muhafazakarlar çok yol katetti, medyası ile aydını ile. Ama karşıt olarak konumlanan cenahın ideolologları ve kalemşörleri aynı otoriter zihni yapıda debeleniyor. Ne ülkedeki eksen kavgasının tarafları ve bu kavgadaki hakkaniyet konumları açısından ne de kavgada kullanılan enstirumanlar açısıdan musavi bir durum yok. Doğan grunun okunabilir tek gazetesi Radikal bile birkaç yazarı hariç “demokratlık” antimilitaristlik” ve liberallik” açılarından lime lime dökülüyor. Mesela Radikal’deki “askerlik şubeleri” gibi yazar bulmazsınız Zaman’da, Y.Şafak’ta. Çok daha demokrat, çok daha özgürlükçü, çok daha antimilitaristtir muhafazakar kalemler. Üstelik, bildiğim kadarı ile aynı taraftayız, aynı ilkesel doğrulara sahibiz, ülkenin geleceği için aynı şeyleri tahayyül ediyor, karınca kararınca aynı şeyler için mücadele ediyoruz.
Ben bu tip konularda daha hakkaniyetli bir Fethi bey bekliyorum sadece, maruzatım bu. “İşte o zaman tadından yenmeyecek bir Fethi bey olur” arzusu olarak da görebilirsiniz bunu
Selamlar.
Suat bey,
Bu beceriksizler, Hürriyet, falan filan adamı arnavut biberine çeviriyor, çare yok. Neyse asabımın bozukluğu geçer yarın öbürgün, Zonguldak valisiyle yeniden rotaya girdik.
Şu son birkaç döktürüyü okuyunca, meşhur 3 zarf darb-ı meselini hatırlamadan edemiyor insan..
Bilmeyenler için kısa bir hatırlatma:
Üç zarf
Zarf 1: “Muhalefeti kötüle”
Zarf 2: “Etrafını kötüle”
Zarf 3: Bu üç zarfta yazanların aynısını içeren üç zarf hazırla.
Ne alaka diyen olabilir.. kısaca açıklayayım:
“çok daha demokrat, çok daha özgürlükçü, çok daha antimilitarist muhafazakar kalemler”in bulunduğu o cici gazetelerin sahiplerinin artık karun kadar zengin gruplar olduğunu/edildiğini –yani, evet, muhafazakarların hayli yol katettiğini– bunları da Belediye başkanlığından başlayan süreçte ve daha çok da bu iktidar sırasında peydahlandığını bir yana bırakırsak:
Zarf 1: Bir yandan CHP’nin etkisizliği ve yetersizliğini dile getir, diğer yandan da CHP’nin herşeyin engelleyicisi olduğunu zikret dur.
Zarf 2: Beceriksizlikleri örtmek için “mevcut tabanının yapısı”, “siyasi parti”dir filan gibi bozbulanık mazeretler yaz, söyle.. oligarşiden filan dem vur.
zarf 3‘ün hazır olduğu aşikar da, bunu söylemek zor tabii ki..
Gönül bağı cenderesindeki akıl.. Saman sevdası yüzünden göle doğru koşamamak..
Zordur eminim.
Su hikayeyi baska yazan var mi? Desteksiz mi atiyor bu adam yoksa kavgadan ve maas zammindan firsat bulunursa mecliste konusulmasi gereken birsey midir bu? O Calik’a kredi verme ihtimali oldugu soylenen devlet bankalari ozellesmeyecek miydi?
Burada Ahmet Hakan sendromu yaşanıyor galiba..
Fethi bey keyfine göre yazmak istiyor,
bizde gönül koyuyoruz böyle yazamassın diye …
Allahtan aramızda Hasan Karakaya yok…