Archive for Nisan 18th, 2008

Kutlu Doğum Etkinlikleri

FST Nisan 18th, 2008

bardakolgu.jpgKutlu Doğum haftası diye birşey var, son birkaç senedir popüler oldu, hatta Kadıköy belediyesi buna mukabil Atatürk için bir de Mutlu doğum icat etmişti, hatırlanacaktır. Bana göre böyle şeyler fuzuli. Bir sürü masraf ediliyor, verilmek istenen mesaj nedir onu da anlamıyorum. Nasıl okul müdürleri, öğretmenler lüzumsuz günlerde anlamsız telaşla koşturup göze girmeye çalışırlarsa, bu kutlu doğum aralığında da imam, müftü, vaiz vs. Diyanet teşkilatını bir telaş alır. Yalnız bu sene işin suyu çıkmaya başlamış, misal İzmir Müftülüğü kutlu doğum için yağlı güreş tertipliyormuş. Haberde şu söyleniyor:

Kutlu Doğum’da ’davul zurna’ olur mu polemiği

[…] İZMİR Müftülüğü’nün Cumartesi günü başlayacak Kutlu Doğum Haftası’nda bir ilke imza atarak 1. İzmir Yağlı Güreşleri’ne de yer vermesi islámi kesimde tartışma başlattı. Milli Gazete, geçen hafta konuyu, “Davul zurnayla Kutlu Doğum olur mu” başlığıyla manşetine taşıdı. Haberde görüşü alınan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı İlyas Tongüç, İzmir’deki kutlamalara şöyle tepki gösterdi: “Ata sporu güreş ülke genelinde çok yaygın ama davul ve zurnanın, kutlanılan máná ile çok fazla uyuştuğunu düşünmüyorum. Yarın birileri çıkıp başka şeyleri ben böyle anlıyorum, böyle kutluyorum deme hakkını vermiş olabilir. Yanlış birtakım girişimlere de ön ayak olmuş olabilir.”

PEYGAMBER SÜNNETİ

Eleştirilere yanıtı ise, İzmir Müftüsü İbrahim Acar verdi. Acar, müftülüğün internet sitesinden yaptığı açıklamada, şu görüşleri savundu: “Bu topraklarda yaşayan insanları, aynı duygu ve düşüncede birleştiren en önemli motiflerden biri de peygamber sevgisidir. Peygamberimizin hayatı her bakımdan insanlık için güzel bir örnektir. O, spora verdiği önemle de dikkat çekmektedir. Zamanının revaçta olan sporlarıyla bizzat ilgilenmiş ve teşvik etmiştir. Binicilik, yüzme, ok atma, kılınç kullanma ve özellikle de güreş yapma bunlardandır. Bu yüzden ata sporumuz olan güreş, bizim milli kültürümüzün çok önemli bir parçasıdır. Yağlı Pehlivan Güreşleri, Türkistan’ın bozkırlarından Malazgirt Ovası’na inen kahraman ecdadımızın kıyamete kadar Anadolu’yu aziz milletimize vatan edinme destanının bir parçasıdır. Kırkpınar da bu ruhla doğmuştur. Kırkpınar’ın İzmir’e yansıması olacak bu organizasyonun bütün hazırlıkları tamamlanmıştır. Organizasyonda Kırkpınar cazgırları, Kırkpınar davulcuları görev alacak, açık artırma ile güreş ağası belirlenecektir. Mehter Takımı ve folklor gösterileri güreşseverlere bayram havasında güzel bir gün yaşatacaktır.”

Hz. Muhammed’in spora verdiği önemi anladık da Kutlu Doğum ile yağlı güreş organizasyonunun alakası nedir? Müftünün vizyonu fena değilmiş yalnız arka arkaya bu kadar anlamsız lafı nasıl doldurmuş hayret. Kimbilir diğer vilayetlerimizde ne gibi etkinlikler yapılıyor. Misal “Balıkesir Müftülüğü Kutlu Doğum Halı Saha Turnuvası”, “Konya Müftülüğü Kutlu Doğum Bilardo Turnuvası” gibi şeyler de beklenebilir. Peki Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapıyor? Öyle ya, vilayet düzeyinde yağlı güreş, cirit, at yarışı organize edilirse azametlü Diyanet işleri reisi kimbilir ne yapar. Bu konuda da bir haber gördüm. Hakikaten de şanına layık bir etkinlik yapıyor başkan bey:

Bardakoğlu ‘Kutlu Doğum’ için ABD’ye gidiyor

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, ”Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri çerçevesinde, çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gelecek.

Bardakoğlu, 21-27 nisan arasında New York ve Washington’daki temasları çerçevesinde, Columbia ve Harvard üniversitelerinde konferanslar verecek ve Divinity School’un dekanı Prof. Graham William’a bir ziyarette bulunacak. Ayrıca, ABD Uluslararası Din Özgürlükleri Komisyonu üyeleriyle görüşecek.

Ali Bardakoğlu, ABD kongresindeki Türk dostluk grubu eş başkanlarından Cumhuriyetçi Partili Edward Whitfield ile de bir araya gelecek ve Amerika Katolik Üniversitesinde bir konferans verecek ve ”Müslüman Türk kültür geleneğinde diğer dini toplumlarla birlikte yaşama tecrübesi” üzerinde duracak.

Demek Kutlu doğum etkinliği ABD’de kutlanacakmış. Başkan ve ekibi yolluk, yevmiye filan epey bir para kaldıracaktır, helal olsun. Konferans filan boş laf da, madem bu sene spor teması işleniyor, sayın diyanet işleri başkanı Mehmet ile Hidayet’in takımlarının play-off maçlarına katılabilir. Ne de olsa “O spora verdiği önemle dikkat çekmektedir”.

“Müslüman Türk kültür geleneğinde diğer dini toplumlarla birlikte yaşama tecrübesi” neyin nesidir bilmem ama İslam dininin Türk Diyanet Teşkilatı elinden çektikleri konusunda ben herhalde bir seri konferans verebilirim.

Traş Devam Ediyor: Çalınan Mazot

FST Nisan 18th, 2008

tirs.gif“Zonguldak havalimanına uçak inebilmesi için kesilmesi gereken dağ” konulu kompozisyona kaldığımız yerden devam edelim. İzlenimler yayın hayatına atıldığı 2004 yılında ilk defa gündeme gelen bu konu 2008 yılında sayın Zonguldak valisinin lüzumsuz girişimleriyle daha hepimizi epey meşgul edecek gibi görünüyor. Eğer birilerine kızıp terki diyar etmezsem, İzlenimler-2018 döneminde de “Zonguldak’ta traşlanması devam eden dağın ardından, pistin uzatılabilmesi için limanın doldurulması da gündeme geldi” türü haberleri okuyacağımıza adım gibi eminim. Neyse, malum konuyla ilgili son yazımda Zonguldak Valisinin dağı traşlamak için bir kampanya başlattığından bahisle vatandaş bu işe para filan vermez, siz başka hal çaresine bakın demiştim. Araştırmacı gazeteci mantığıyla konuyu takip ettim ve gelinen noktayı sizlerle paylaşmak isterim. Son durum şuymuş:

Çaycuma ilçesindeki Bostancılar Dağı’nın tıraşlanmasına katkı vermek için Bostancılar Dağı’na gönderilen Demir Madencilik’e ait iş makinesinin deposundaki mazotu çaldılar. Hafriyat çalışmasında kullanılacak iş makinelerinin yakıtını karşılamak için açılan kampanyaya yeterli destek gelmezken, bölgeye gönderilen iş makinelerinin mazotunun çalınması hayretle karşılandı. Bölgede güvenlik önlemini artıracaklarını belirten Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen, “Bir işadamı arkadaşımız kullanmamız için gerekli iş makinesini hazır olsun diye Bostancılar Dağına yolladı. Kimsenin haberi olmadığı için iş makinesi burada kaldı. Birileri de bu iş makinesinin deposundan yaklaşık 100 litrelik mazotu çalmış. Bundan sonra böyle bir olayla karşılaşmamak için güvenlik önlemini artırdık. Jandarma ekiplerimiz sürekli bölgede devriye geziyorlar” dedi.

[…] Vali Erkmen, “Çalışmalarımız havaların ısınmasıyla bir hafta önce başladı. Sürekli araç takviyesi yapılıyor. İstanbul’dan da iki tane dozer kiralandı. Çalışmalarımız hızlı bir şekilde sürdürülüyor. Normal şartlarda 2,5 -3 ayda bitmesi bekleniyor. Ama biz gece vardiyasıyla süreyi kısaltmaya çalışıyoruz. Mayıs ayının sonuna kadar da belli bir aşamaya getirmek istiyoruz. Şu ana kadar 225 bin YTL kadar para toplandı. Paramızın yettiği yere kadar çalışacağız” dedi.

Kamuoyunda Zonguldak Havaalanı’yla ilgili yanlış bilgilerin dolaştığına dikkat çeken Zonguldak Valisi Erkmen, “Herkesin şunu artık kavraması gerekiyor. Burada yapılan işlem havaalanının açılması değildir. Çünkü havaalanı zaten açık. Mayıs sonu itibariyle de tarifeli uçaklar iniş kalkışa başlayacaklar. Burada yapılan iş hem mevcut uçakların iniş kalkışını kolaylaştırmak hem de gelecekte pistin uzatılması için yapılacak olan çalışmayı yapmaktır. Kimileri havaalanını açmak devletin görevidir diyor. Evet, doğru; bunun aksini kimse iddia etmiyor. Bizimki, devletten gelecek yatırımların önünü açma olayıdır. Biz bugüne kadar kampanyayla ilgili kamuoyundan hiç olumsuz bir şey duymadık. Yardım yapamayanlar bile şu anda ekonomik durumları nedeniyle yapamayacaklarını; ama önümüzdeki günlerde gerekli desteği vereceklerini söylediler. İlerleyen günlerde yapılan işin ne kadar önemli olduğunu herkes daha iyi anlayacaktır” diye konuştu.

Vali bey bu işi kendisine görev edinmiş, diyecek birşey yok. Büyük uçakların inmesine engel olacak bir dağın önüne havaalanı yapıp daha sonradağı kesmeye kalkma mantığını herhalde Aziz Nesin dahi akıl edemezdi. Ama bunu şöyle de düşünebiliriz “Biz Türkün gerekirse gemileri karadan yürütebileceğini yedi düvele gösterdik, icabında uçak insin diye dağı kesebileceğimizi de ispatlarız” denmek isteniyor olabilir. Şu halde Zonguldak Valisi bu işten alın akıyla çıkarsa ikinci Fatih ünvanını dünden cebe atacaktır.

Peki vatandaşın katkısının düşük kalmasına ne buyrulur? Aslına bakarsanız iyi para vermişler, 200 küsur bin ytl az değil. Hayret, ben bu Zonguldak adamını daha akıllı bilirdim. Mesela MHP Zonguldak teşkilatı da benim gibi düşünüyor olmalı ki şöyle demiş:

[…] Bu mesele vatandaşın değil. Devletin ve iktidarın meselesidir. İhalelerden parayı vuran müteahhitler, biraz daha yardım etsinler de traş işi bitsin

Evet, anlaşılan benim dışımda da traştan sıkılanlar var. Ha, unutmadan, o civarda oturuyorsanız bedava mazot alabileceğiniz sahipsiz iş makineleri varmış, jandarmaya görünmeden bir iki bidon doldurun. En fazla “hayretle” karşılanırsınız.

Bu arada şu Konya’ya dağ delip deniz getirme projesi ne oldu, Konya Valisi uyumasın. Bak elinoğlu dağı kesiyor, haydi bakalım, herkes iş başına.

Falez Otelde 120 Kişi

FST Nisan 18th, 2008

falez.jpgTRT İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar “ataklarının” ardından giderek coşmaya başlamış. 23 Nisan etkinlikleri geliyor, TRT elbette bu konuda kolları sıvayacak derken, TRT’nin kolları yukarı fazla çekip gömleğin kolunu yırtma ihtimali dikkatimi çekti. Tuhaf bir haber okudum, şöyle deniyor:

TRT’ciler uyudu koca vali bekledi

Antalya’da yapılacak ’23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği’ için Ankara’dan gelen TRT ekibi, Vali Alaaddin Yüksel’i mağdur etti.

’23 Nisan Çocuk Şenliği’ için 4.5 milyon YTL’lik bütçeyle işe başlayan TRT Ankara Televizyonu Çocuk Programları Müdürlüğü, 12’si kameraman, 120 kişilik ekiple Falez Otel’e yerleşti.

UYANIP GELDİLER TRT Ankara Televizyonu Çocuk Programları Müdürü Prodüktör Necdet Demircan ile Uluslararası Çocuk Şenliği Koordinatörü Tahsin Yıldız başkanlığındaki ekip canlı yayın aracını da beraberinde getirdi. TRT Haber Dairesi dün sabah için canlı yayın talebinde bulundu. Tahsin Yıldız’ı da, ’Sabah Haberleri’ yetkilileri bilgilendirdi. Sunucu tarafından ’Yayın konuğu’ olarak Antalya Valisi Alaaddin Yüksel’le görüşüldü. Ancak saat 07.45’te otele gelen Vali Yüksel, haber verilmeyen kameraların hazır olmadığını gördü. Yayın, uykudan uyandırılıp son anda gelen Ankara ekibine ait bazı kameramanlarla Antalya Bölge’den yapılan üçüncü destek ile ancak 45 dakika gecikmeli olarak başlayabildi.

Valiye ayıp olmuş edebiyatını geçelim, zaten adam o saatte mesaiye başlayacaktı, maaşlı memur, ha makamında oturmuş ha otelde lüks bir yerde kahve içip keyif yapmış fark etmez. O da bunun intikamını 23 Nisan törenlerinde küçük çocukları ayakta daha uzun bekletecek anlamsız bir konuşma yaparak alacaktır. Diğer taraftan, haberdeki detay gözünüzden kaçmamıştır. Daha 23 Nisan için 5-6 gün var, gelip 5 yıldızlı otelde 132 kişiyle kamp kurmanın alemi ne? 4.5 milyon YTL nasıl yenip bitirilecek diyebilirsiniz, orası öyle tabii. Otelde bedava kalan memurlar bir de Antalya’da kaldıkları her gün için şu kadar yolluk yevmiye de alacaklar. Dünyanın sağından solundan gelmiş çocuklar da iki folklör gösterisi yapacak, resmi erkan bir iki nutuk atacak iş bitecek.

Peki Türk gençlerinin kabahati ne? 19 Mayısta neden dünya gençliği Antalya Sheraton’da toplanıp abuk subuk 1930, 40′lardan kalma Hitler, Mussolini, Mao dönemi gösterilerini gerçekleştirmesinler? Bence TRT derhal çocuk dairesi yanına (eğer yoksa) 100 milyon YTL bütçeyle gençlik dairesi açmalı ve dünya gençliğine bir mesaj vermelidir. Dairenin başına adam lazımsa ben TRT’deki ortalama bir ücretle bu işi üstlenebilirim, sırf hizmet amacıyla. Sheratona da 10 Mayısta yerleşirim ki daha iyi planlama ve organizasyon yapabileyim.

TRT ve atılımlarını ilgiyle izliyoruz.

Hele Yiğitlere-II

FST Nisan 18th, 2008

kamer.jpgBu defaki yiğitlik AKP’ye mahsus. Dün medyaya yansıdığına göre Kamer Genç yaptığı konuşmanın ardından bazı AKP milletvekillerinin saldırısına uğramış. Sadece Hürriyetten alıntı yaparsam kızılacağı düşüncesiyle Sabahtan da destek alarak olayı aktaralım:

Sabah Versiyonu

Hükümeti eleştiren Genç, “Türkiye’deki soygun ortada. İşsizliğin boyutu ortada. Çankaya’ya çıkardığınız kişi, yeni uçaklar alarak bu ülkeyi yönetemez” diye konuştu. Genç’in sözlerine AK Parti’li milletvekilleri, “Doğru konuş” diye tepki gösterdi. Genç, konuşmasını “Hükümet sıralarında bir kişinin dışında kimse bulunmuyor. Nerede bu Bakanlar Kurulu üyeleri? Tayyip gelsin karşımda konuşsun. Ben ona gerekli dersi veririm” diye sürdürünce tansiyon iyice yükseldi. TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi. Bu sırada AK Parti Burdur milletvekili Bayram Özçelik, Genç’in yanına giderek, “Senin işin gücün provokatörlük. Yılların geçmiş, ama boş adamsın” diye tepki gösterdi. AK Parti Tokat milletvekili Zeyid Aslan ve AK Parti Manisa milletvekili İsmail Bilen’in de Kamer Genç’in üzerine yürüyerek yumruk atmaya çalıştığı görüldü.

‘LİNÇ ETMEK İSTEDİLER’
Araya CHP Giresun milletvekili Eşref Karaibrahim ve MHP Aydın milletvekili Ali Uzunırmak girdi. Genç’in üzerine yürümek isteyen bazı AK Parti’li vekilleri de MHP, CHP ve diğer AK Parti’li vekiller engelledi. Genç, bazı CHP’li vekiller tarafından kulise çıkarıldı ancak tartışma burada da sürdü. CHP’liler Genç’in etrafını sararak olası kavgayı önlemeye çalıştı. AK Parti’li vekillerin muhalefet kulisinden ayrılmaları üzerine tartışma sona erdi. Genç, “Linç etmek istiyorlarsa etsinler. Benim bir canım var” diye konuştu.

Hürriyet Versiyonu

Kamer Genç, Meclis Genel Kurulu’nda Katar’la imzalanan uluslararası işbirliği anlaşmasının görüşülmesi sırasında söz alarak kürsüye çıktı. Genç, AKP hükümeti üyelerinin sık sık Katar’ı ve Arap ülkelerini ziyaret etmesini sert bir dille eleştirince, AKP Afyon Milletvekili Halil Aydoğan, Genç’e laf attı. Genç, “Muhatabım sen değilsin, Tayyip gelsin buraya, muhatabım Tayyip” diye tepki gösterdi. Konuşmasından sonra aralarında Bayram Özçelik ve Zeyit Aslan’ın da bulunduğu bazı AKP milletvekilleri Genç’in oturduğu sıraya giderek üzerine yürüdü.

ŞEREFSİZ HAKARETİ AKP’li Zeyit Aslan’ın Genç’e yönelik tekmesini CHP’li Eşref Karaibrahim, önlemeye çalıştı. AKP’lilerin sayısı artınca, CHP ve MHP’li milletvekilleri çevresinde etten bir duvar örerek Genç’i kulise çıkartmak istedi. AKP’li Enver Yılmaz da “Şerefsiz, Başbakan’a hesap sormak sana mı düştü?” diyerek, Genç’in üzerine yürüdü. CHP ve MHP’lilerce kulise çıkartılan Genç’e peşinden gelen AKP’liler, tekme ve tokatla saldırdı. Bu sırada ağıza alınmayacak küfürler edildi. CHP’li Başkanvekili Güldal Mumcu’nun verdiği aradan sonra CHP ve MHP’li milletvekilleri olayı protesto etmek için Genel Kurul’u terk etti. Olayın ardından Genç, gazetecilere “Beni linç edeceklerdi. Hepsi birden saldırdı. İçlerinde Grup Başkanvekilleri de vardı. Ben tek başımaydım” diye yakındı.

Kamer Genç ne söylemiş, kendisi matah bir adam mı gibi soruları unutun. Söyledikleri külliyen yanlış, alakasız olsa ne olacak? Şu hale bakın, sırf “başbakana nasıl hesap sorarsın” gibi bir gerekçeyle adama tekme tokat saldırmışlar. Kamer Genç bunları provoke amaçlı bile söylese, AKP milletvekillerinin gayretkeşliğine ne buyrulur? Kaldı ki, adam yanlış mı söylüyor, ortada bakan yok. Sonra, Kamer Genç veya bir başkası başbakana hesap, soru soramayacak mı?

Demek başbakanı la yüsel, her söylediğinde keramet olan yüce bir varlık olarak görüyorlar. Eh, sayesinde ayda 9 milyar maaş ve sınırsız imkanlara kavuştular, velinimetlerini şişirecekler ki bir dahaki seçimlerde yeniden listeye girebilsinler. Aferin size AKP milletvekilleri. Ha, yiğitliğe de bakın, bir kişiye 8-10 kişi tekme tokat saldırıyorlar. Breh breh. Bu yiğitler yarın Çalışma Bakanının “yiğitçe kendimiz için kıyak kanunlar çıkaralım” çağrısına da en başta destek olacaklardır, yalnız yiğit enflasyonu yükselecek gibi görünüyor, değerleri düşebilir sonra. Başbakana da helal olsun, uşak, tetikçi zihniyetli bu tipleri kukla gibi oynatmak için yanına toplamış, akıllı adam.

Dün Turgut Özal’ın vefat yıldönümüydü. Bu maskaralıkları görünce ne kadar dövünsek azdır diye düşündüm. Rahmetlideki ferasetin zekatı şunlarda olsa Türkiye bu kadar rezil durumlara düşmezdi. 2002 yılında kendilerine altın tepsi içinde ikram edilen Kemal Derviş reformları ve güçlü halk desteğini son 3 yılda birkaç rezil popülist menfaat uğruna heba ediyorlar. Hala daha 301 gibi kıytırık bir konuda laf çeviriyorlar. İki uyduruk maddeyi değiştirip derin bürokrasiyi sıfırlayacak bir teklifi referandum+seçim sandığı yöntemiyle ortaya koyup başsavcının verdiği pası gole çeviremiyorlar.

At gözlüklü AKP yandaşlarına da bir not: Ben CHP için böyle yazı yazmam, CHP’de ümit yok. AKP hala ülkenin çıkışı için yegane ümit kaynağıdır. Benden Zaman, Yenişafak, Star ağzıyla AKP şakşakçılığı yapmamı beklemeyin, bu medya bilmeden, veya daha büyük ihtimalle rant, kemik yalayıcılığı uğruna kısa vadeli çıkarları için AKP’yi yanıltıyor, kendisini dev aynasında görmesini sağlıyor. Doğru gördüğümü acı da olsa söylerim, bu sebeple bana kırılacak olan varsa da kendi bilir.

İkinci Not

Bu arada Milletvekillerine yapılacak bir kıyak da CHP sayesinde önlenmiş. Helal olsun, AKP yıpranma payı olan meslek gruplarından milletvekillerinin çıkarılmasını istememiş, CHP buna itiraz etmiş. AKP’de “madem milletvekilleri yok, herkesinki kaldırılsın” demiş. Ülke ekonomisinin sırtındaki potansiyel bir yük CHP sayesinde kalkmış.

Sosyal Güvenlik Yasası ile yıpranma hakları elinden alınan bazı meslek grupları için tekrir-i müzakere ile bu kesimlerin kazanılmış haklarının korunması için son anda bir girişim yapıldı.  AKP’liler bir değişiklik önergesi hazırlayıp, tüm kesimlerin yıpranma paylarının korunmasını istediler. Ancak bu kesimler arasında milletvekillerinin de kazanılmış yıpranma haklarının korunması yer aldı. CHP, bu düzenlemeye itiraz etti.

CHP ve AKP Grup Başkanvekilleri bir araya gelerek, tasarının tümü üzerine yapılacak oylama öncesinde verilen arada, konuyu ele aldılar. CHP’liler, önerge ile tüm kesimlerin kazanılmış yıpranma haklarının korunmasını ancak milletvekillerinin bu listeden çıkartılmasını istediler.

AKP kurmayları ise milletvekillerini çıkartmaya yanaşmadılar. Bunun üzerine iki grup arasında anlaşma sağlanamadı ve önerge gündeme getirilmedi. Madencilerden, balık adamlara gazetecilerden, milletvekillerine kadar bir çok kesimin yıpranma payı hakkı kaldırılmış oldu. Tasarı oylanarak kabul edildi.

Kapat
E-posta ile paylaş