Hele Yiğitlere-II
FST 18 Nisan 2008
Bu defaki yiğitlik AKP’ye mahsus. Dün medyaya yansıdığına göre Kamer Genç yaptığı konuşmanın ardından bazı AKP milletvekillerinin saldırısına uğramış. Sadece Hürriyetten alıntı yaparsam kızılacağı düşüncesiyle Sabahtan da destek alarak olayı aktaralım:
Hükümeti eleştiren Genç, “Türkiye’deki soygun ortada. İşsizliğin boyutu ortada. Çankaya’ya çıkardığınız kişi, yeni uçaklar alarak bu ülkeyi yönetemez” diye konuştu. Genç’in sözlerine AK Parti’li milletvekilleri, “Doğru konuş” diye tepki gösterdi. Genç, konuşmasını “Hükümet sıralarında bir kişinin dışında kimse bulunmuyor. Nerede bu Bakanlar Kurulu üyeleri? Tayyip gelsin karşımda konuşsun. Ben ona gerekli dersi veririm” diye sürdürünce tansiyon iyice yükseldi. TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi. Bu sırada AK Parti Burdur milletvekili Bayram Özçelik, Genç’in yanına giderek, “Senin işin gücün provokatörlük. Yılların geçmiş, ama boş adamsın” diye tepki gösterdi. AK Parti Tokat milletvekili Zeyid Aslan ve AK Parti Manisa milletvekili İsmail Bilen’in de Kamer Genç’in üzerine yürüyerek yumruk atmaya çalıştığı görüldü.
‘LİNÇ ETMEK İSTEDİLER’
Araya CHP Giresun milletvekili Eşref Karaibrahim ve MHP Aydın milletvekili Ali Uzunırmak girdi. Genç’in üzerine yürümek isteyen bazı AK Parti’li vekilleri de MHP, CHP ve diğer AK Parti’li vekiller engelledi. Genç, bazı CHP’li vekiller tarafından kulise çıkarıldı ancak tartışma burada da sürdü. CHP’liler Genç’in etrafını sararak olası kavgayı önlemeye çalıştı. AK Parti’li vekillerin muhalefet kulisinden ayrılmaları üzerine tartışma sona erdi. Genç, “Linç etmek istiyorlarsa etsinler. Benim bir canım var” diye konuştu.Kamer Genç, Meclis Genel Kurulu’nda Katar’la imzalanan uluslararası işbirliği anlaşmasının görüşülmesi sırasında söz alarak kürsüye çıktı. Genç, AKP hükümeti üyelerinin sık sık Katar’ı ve Arap ülkelerini ziyaret etmesini sert bir dille eleştirince, AKP Afyon Milletvekili Halil Aydoğan, Genç’e laf attı. Genç, “Muhatabım sen değilsin, Tayyip gelsin buraya, muhatabım Tayyip” diye tepki gösterdi. Konuşmasından sonra aralarında Bayram Özçelik ve Zeyit Aslan’ın da bulunduğu bazı AKP milletvekilleri Genç’in oturduğu sıraya giderek üzerine yürüdü.
ŞEREFSİZ HAKARETİ AKP’li Zeyit Aslan’ın Genç’e yönelik tekmesini CHP’li Eşref Karaibrahim, önlemeye çalıştı. AKP’lilerin sayısı artınca, CHP ve MHP’li milletvekilleri çevresinde etten bir duvar örerek Genç’i kulise çıkartmak istedi. AKP’li Enver Yılmaz da “Şerefsiz, Başbakan’a hesap sormak sana mı düştü?” diyerek, Genç’in üzerine yürüdü. CHP ve MHP’lilerce kulise çıkartılan Genç’e peşinden gelen AKP’liler, tekme ve tokatla saldırdı. Bu sırada ağıza alınmayacak küfürler edildi. CHP’li Başkanvekili Güldal Mumcu’nun verdiği aradan sonra CHP ve MHP’li milletvekilleri olayı protesto etmek için Genel Kurul’u terk etti. Olayın ardından Genç, gazetecilere “Beni linç edeceklerdi. Hepsi birden saldırdı. İçlerinde Grup Başkanvekilleri de vardı. Ben tek başımaydım” diye yakındı.
Kamer Genç ne söylemiş, kendisi matah bir adam mı gibi soruları unutun. Söyledikleri külliyen yanlış, alakasız olsa ne olacak? Şu hale bakın, sırf “başbakana nasıl hesap sorarsın” gibi bir gerekçeyle adama tekme tokat saldırmışlar. Kamer Genç bunları provoke amaçlı bile söylese, AKP milletvekillerinin gayretkeşliğine ne buyrulur? Kaldı ki, adam yanlış mı söylüyor, ortada bakan yok. Sonra, Kamer Genç veya bir başkası başbakana hesap, soru soramayacak mı?
Demek başbakanı la yüsel, her söylediğinde keramet olan yüce bir varlık olarak görüyorlar. Eh, sayesinde ayda 9 milyar maaş ve sınırsız imkanlara kavuştular, velinimetlerini şişirecekler ki bir dahaki seçimlerde yeniden listeye girebilsinler. Aferin size AKP milletvekilleri. Ha, yiğitliğe de bakın, bir kişiye 8-10 kişi tekme tokat saldırıyorlar. Breh breh. Bu yiğitler yarın Çalışma Bakanının “yiğitçe kendimiz için kıyak kanunlar çıkaralım” çağrısına da en başta destek olacaklardır, yalnız yiğit enflasyonu yükselecek gibi görünüyor, değerleri düşebilir sonra. Başbakana da helal olsun, uşak, tetikçi zihniyetli bu tipleri kukla gibi oynatmak için yanına toplamış, akıllı adam.
Dün Turgut Özal’ın vefat yıldönümüydü. Bu maskaralıkları görünce ne kadar dövünsek azdır diye düşündüm. Rahmetlideki ferasetin zekatı şunlarda olsa Türkiye bu kadar rezil durumlara düşmezdi. 2002 yılında kendilerine altın tepsi içinde ikram edilen Kemal Derviş reformları ve güçlü halk desteğini son 3 yılda birkaç rezil popülist menfaat uğruna heba ediyorlar. Hala daha 301 gibi kıytırık bir konuda laf çeviriyorlar. İki uyduruk maddeyi değiştirip derin bürokrasiyi sıfırlayacak bir teklifi referandum+seçim sandığı yöntemiyle ortaya koyup başsavcının verdiği pası gole çeviremiyorlar.
At gözlüklü AKP yandaşlarına da bir not: Ben CHP için böyle yazı yazmam, CHP’de ümit yok. AKP hala ülkenin çıkışı için yegane ümit kaynağıdır. Benden Zaman, Yenişafak, Star ağzıyla AKP şakşakçılığı yapmamı beklemeyin, bu medya bilmeden, veya daha büyük ihtimalle rant, kemik yalayıcılığı uğruna kısa vadeli çıkarları için AKP’yi yanıltıyor, kendisini dev aynasında görmesini sağlıyor. Doğru gördüğümü acı da olsa söylerim, bu sebeple bana kırılacak olan varsa da kendi bilir.
İkinci Not
Bu arada Milletvekillerine yapılacak bir kıyak da CHP sayesinde önlenmiş. Helal olsun, AKP yıpranma payı olan meslek gruplarından milletvekillerinin çıkarılmasını istememiş, CHP buna itiraz etmiş. AKP’de “madem milletvekilleri yok, herkesinki kaldırılsın” demiş. Ülke ekonomisinin sırtındaki potansiyel bir yük CHP sayesinde kalkmış.
Sosyal Güvenlik Yasası ile yıpranma hakları elinden alınan bazı meslek grupları için tekrir-i müzakere ile bu kesimlerin kazanılmış haklarının korunması için son anda bir girişim yapıldı. AKP’liler bir değişiklik önergesi hazırlayıp, tüm kesimlerin yıpranma paylarının korunmasını istediler. Ancak bu kesimler arasında milletvekillerinin de kazanılmış yıpranma haklarının korunması yer aldı. CHP, bu düzenlemeye itiraz etti.
CHP ve AKP Grup Başkanvekilleri bir araya gelerek, tasarının tümü üzerine yapılacak oylama öncesinde verilen arada, konuyu ele aldılar. CHP’liler, önerge ile tüm kesimlerin kazanılmış yıpranma haklarının korunmasını ancak milletvekillerinin bu listeden çıkartılmasını istediler.
AKP kurmayları ise milletvekillerini çıkartmaya yanaşmadılar. Bunun üzerine iki grup arasında anlaşma sağlanamadı ve önerge gündeme getirilmedi. Madencilerden, balık adamlara gazetecilerden, milletvekillerine kadar bir çok kesimin yıpranma payı hakkı kaldırılmış oldu. Tasarı oylanarak kabul edildi.
Popularity: 23% [?]
- Siyaset
- Yorum(36)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Kamer Genc ilginc bir adam. Dediklerinin tutarliligini/tutarsizligini bir tarafa birakin 12 Eylul’un danisma meclisinde idam karsitligi yapan tek adamdi diye hatirliyorum. Onu oraya koyanlari pisman etmisti. Belli ki Tunceli ahalisi bu adami taniyor ve seviyor. Cunku secip duruyorlar, nasil aday olursa olsun. Oraya atanarak gelenlerin, yani tek baslarina secilemeyecek olanlarin, kendilerini atayan yuce ve mukaddes varliga soz soyletmemek istemeleri ve siddete basvurmalari ne kadar anlasilirsa, onun da gozunu karartip neyse aklinin yattigi oyle hareket etmesi normal bence. Secimse secim, bolge halki kendisini seciyor iste — mudanasi yok adamin.
Kamer Genç geçen de şöyle bir hayırlı icraata imza atmış:
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=136516
Yiğitleri Osman Yağmurdereli atyaklandırmış olmasın?
Şu da bonus:
http://www.yozgathavadis.com/haber_detay.php?haber_id=490
Gelişmeler bitmiyor:
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=137417
Hakikaten bitmiyor:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=313964
Fethi bey,
Erdoğan, Kamer Genç’e şiddet uygulandığı iddialarına da, “Benim milletvekilim şiddet uygulamaz. Şiddeti uygulayan bizatihi o zatın kendisidir.” şeklinde cevap verdi.
Allah Allah. Nesin vakfindan sonra, galiba Kamer Genc’e de sahip cikip zekatimizi onun araciligiyla Tunceli’ye yollar hale gelecegiz burada.
Cok mu zor ‘mecliste adam dovmek ayiptir’ demek? Ne oluyor bu mevkilere gelen insanlara da boyle laflar eder hale geliyorlar?
Bir de “benim milletvekilim” lafı var.
Fethi bey,
O “benim” lafi yalan degil, istedigini milletvekili yapiyor istedigini yapmiyor. Kendi milletvekilleri bu duruma ses etmiyorlar zaten. Evvelki sene galiba yas gununde sadakat hediye etmislerdi. Baska partilerde de durumun farkli oldugunu zannetmiyorum.
Hmm, Hurriyet de soyle alinti yapmis:
“Benim partimin milletvekilleri hiçbir zaman şiddet uygulamaz. Şiddet uygulayan bizzat o zatın kendisidir. Çünkü her hareketi şiddettir”
Kamer Genc de acayip laflar etmis:
“Meclis Başkanlığına şikayette bulunacağım. Genel Kurul Salonu’nda milletvekilinin güvenliğini sağlayacaksın. Ya sağlayacaksın, ya da silahla gireceğim Genel Kurul Salonu’na. İçtüzük gereği silahla gelmek mümkün değil ama bile bile de AKP’lilere kendimi yem etmem. Onlar beni temizlemeye kalkarlarsa, bedelsiz gitmek istemiyorum öteki dünyaya. Can güvenliğimizi Meclis Başkanının sağlaması lazım”
‘Muhafazakar’ basinin hakkini yemeyin. Zaman bol resimli vermis. Basligi da serefli gazetecilik nasil yapilir cok iyi gosteriyor: Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a hakaret eden Kamer Genç, Meclis’i karıştırdı.
“Yalan mi?” “Hakaret yok mu?” diyecek kalabaligi bekliyoruz efendim.
Bir yorumcu şöyle demiş:
Bir başkası da genelde bizim teze yakın yorum yapmış:
Heh heh…. Siz boyle konusursaniz ben de “kapani kurmus avini bekliyorlar” diye dusunebilirim herhalde
Neyse bakin “tartaklanan kisinin kimligi yada tartaklayanin kimligine gore baslik” uygulamasina “siz”den yana bir iki sey de ben ekleyeyim…
Bugunku Zaman : “301′e direnen CHP’li Vekil, Meclis polisine saldırdı”
Yalniz benim anlamadigim birsey var… Hani Zaman,AKP,Ataturk yada her ne konuluyor ise yapilan elestiriye karsin o seyin savunmasini yapmaya calismak bu kisiler birseyden yana “taraf” oldugu icin savunmayi yapani “taraftar” yapiyor da -devamli bu seylere elestiri getirenleri ayni manada degerlendirir isek- saldiranlari ne yapiyor?
Mesela Fethi Bey demis ki : “Ben CHP için böyle yazı yazmam, CHP’de ümit yok. AKP hala ülkenin çıkışı için yegane ümit kaynağıdır. Benden Zaman, Yenişafak, Star ağzıyla AKP şakşakçılığı yapmamı beklemeyin, bu medya bilmeden, veya daha büyük ihtimalle rant, kemik yalayıcılığı uğruna kısa vadeli çıkarları için AKP’yi yanıltıyor, kendisini dev aynasında görmesini sağlıyor. Doğru gördüğümü acı da olsa söylerim, bu sebeple bana kırılacak olan varsa da kendi bilir.”
Ama ben Fethi beyin yazilarini hemen her gun okuyan biri olarak biliyorum ki Fethi Bey “cirkeflik, adilik, saksakcilik, utanmazlik,…..” gibi kelimeleri yalnizca “bir kesim”e karsi kullanirken diger kesime karsi yaptigi elestirileri bu tur kelimeleri kullanmadan surduruyor… E bunun karsisinda “refleks” gosteren insanlari da “kemik yalayiciligi” olarak tanimladaiktan sonra “bize” yapacak birsey kalmiyor…
Bulent Bey’in ” “Yalan mi?” “Hakaret yok mu?” diyecek kalabaligi bekliyoruz efendim.” cumlesi ile ifade ettigi kalabaliklar gelip burda elestiri yaparlar mi yada “zaten bizi bir kefeye koyan koymus bundan sonra agzimizla kus tutsak da adimiz cikmis “Zamanciya, AKPciye, kemikyalayiciya, saksakciya, at gozlugu giymis aptala” diyerek sessiz kalmayi mi tercih eder ben bilemem… Kendi adima “boyle bir kefeye” konuldu isem bilmek isterim… Hani her sozum “bu zaten zamanci” gibi bir “onyargi” suzgecinden gececek ise bundan sonra “yalan mi? , hakaret yok mu?” gibi seyleri bosu bosuna getirip burda boyle uzun cumleler kurmayayim…
Zaman’in haberi veris tarzina ise bir okur soyle demis :
Ben mecliste belki yuzlerce defa kavga olayina sahit oldum. Bunlarin haber kaynaklarinca “tarafli” verilisine de…
Ama halen uzerine sizin gibi “ifadelerle” gitmedigim icin “umursamadigim” zannedilmesin diye sunu soyleyeyim… Turkiye iki kutuplu bir hale geldi uzun suredir… Bizler ve onlar kavgasi… Devletcilerin karsisinda milletciler… Devletcilerin elindeki medya organlarinin yaptigi haberler sadece yanli degil ayni zamanda yalan da… Kazanmak icin silah,bomba, teror,…. her turlu yolu mubah sayiyorlar…
Bunun karisisinda “yalan” olmayan haberleri sunus bicimleri yuzunden diger kesimden daha fazla hakarete maruz kaliyorlar… Sizce bu reva mi?
“Kulagimiza yollsuzluk haberleri geliyor” cumleleri ile bunlar bir mi?
Bir taraf “taraf” iken obur taraf “notr” mu olmali? Yoksa “ne olursa olsun Hakk’tan ve haklidan taraf olmasi gereken insanlarin” “hata” yapma ozgurlugu yok mu?
Fatih bey,
Tuzağa girdikten sonra ne yapsanız boş, en iyisi fazla kıpırdamayın, bir ihtimal ayağınızı kurtarırsınız.
Ben buraya sık uğramıyorum ama sık sık adilik yapan ve demokrasiden yana olduğu için AKP şakşaklığıyla suçlanan zaman gazetesinin at gözlüklü bir okuru olarak yorum yapmam gerekirse;
Öncelikle Hürriyet Genç’in muhatabına “Tayyip gelsin dersini vereyim” provokasyonunu kırpıvermiş..
Sabah ve Zaman’ın haber başlıkları dışında haber içeriği açısından aralarında hiç fark yok…
Haberinin başlığında “Tayyip nerede? Ben Tayyip’i istiyorum. Tayyip gelecek buraya. Ben ona dersini veririm” diyen provokatöre ve provokasyonuna vurgu yapan Zaman güzel bir başlık atmış..
AK Partililerinde elleri dert görmesin…:)
Zaman da neylerse güzel eyler zaten…O:O (at gözlüğü yapmaya çalıştım olmadı galiba)…
TT,
İyi de vuramamışlar ki? O kadar gürültü üzerine bir isabetli tekme dahi yok.
Atgözlüğü, şakşakçılık vs. için alınganlık edeceğinize “evet, AKP milletvekilleri bir provokatörün oyununa gelmiş, böyle de olmaz” deyiverseniz hiç mesele kalmayacak.
Fatih bey,
Bilmisim iste de savunmanin tezahurunu bilememisim. Ben tuzak muzak tam nedir anlamadim oraya ilismeyeyim. Bence isi bitiren yeri alintilayayim:
Bir taraf “taraf” iken obur taraf “notr” mu olmali? Yoksa “ne olursa olsun Hakk’tan ve haklidan taraf olmasi gereken insanlarin” “hata” yapma ozgurlugu yok mu?
Algi farki suradan kaynaklaniyor “ne olursa olsun Hakk’tan ve haklidan taraf olmasi gereken insanlarin” dediginiz kadroyu aslina bu isleri yapmak uzre isdihdam edilmis insanlar olarak gormek kabil. Ben de esas itibariyle Hurriyet’ten farkli gormuyorum bunlari. “Yalan soylemiyor” yeterli degil. Hurriyet de yaptigi isleri yalan soylemeden yapabilir, bunlarin yalansiz da nasil yapildigini sizin orada bol bol goruyorsunuzdur. Yani gerekli fakat yeterli kisitlama degil basinda ‘yalan basmamak’.
Nasil ki ‘Bekir Coskun yanlis yapmiyor, vazifesini yapiyor’ dedigimiz durumlarda ‘Bekir Coskun aslinda fevkalade derin analiz yapacakken eli kaymis kazayla boyle isler yapiyor’ demiyorsak bu da oyle. “Hata” yok burada, vazifeleri o bu insanlarin. Yaptiklari is bu yani, Hakk filan demeleri — diyorlarsa — kendi gunahlari.
Neyse, demin eksisozluk’te gordum, baska isler de olmus bugun yine icinde siddet olan:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=313865
alınganlık edeceğinize “evet, AKP milletvekilleri bir provokatörün oyununa gelmiş, böyle de olmaz” deyiverseniz hiç mesele kalmayacak.
İlk başta dediğiniz şekilde yazmıştım ama bazılarının ağzıyla kuş tutsa bile yaranamayacakların arasına itildikleri bir ülkede(burayada yansımasını görüyoruz) yaşadığımız için bundan vazgeçtim yazılmasını beklediğiniz gibi yazdım…Aslında bu psikolojik bir şey…Bu şekilde fikir ve farklılıkları bir kenara iter ve siz zaten hep böylesiniz gibi ötekileştirici bir tavra girilirse bir süre sonra karşınızdakilerde siz madem böyle görüyorsunuz inadına öyleyim diyen insanlar oluşur…
TT bey,
Haberinin başlığında “Tayyip nerede? Ben Tayyip’i istiyorum. Tayyip gelecek buraya. Ben ona dersini veririm” diyen provokatöre ve provokasyonuna vurgu yapan Zaman güzel bir başlık atmış..
Aynisini Fethi bey de dedi dun tum politikacilar icin evvelsi gun. Eger bildigim bir konuysa ben de derim, ama aciga yazar miyim bilmiyorum. Bu isi yapan bir milletvekili oldugu icin sadece ustune yurunmus, biz sesimizin duyuldugu bir yerde desek pisman ederler herhalde. Hakaret diye mahkemeye vermek yetmezse, tutuklu tutmak, korumaya dovdurmek gibi marifetleri de var. Baska iktidar baska turlu olacakti demiyorum, bu iktidarin herhangi bir sekilde hazimli ve tahamullu oldugu iddiasi varsa o yanlis diyorum. Taraf olunacak bir konu degil ki bu? Hepimizin meselesi.
İlk başta dediğiniz şekilde yazmıştım ama bazılarının ağzıyla kuş tutsa bile yaranamayacakların arasına itildikleri bir ülkede
Bu yorumlara katiliyorum. En son baktigimda Genc siyasi yasaklanma tehlikesi yasamiyordu.. Siyaset yapmak isteyen insanlari siyaset disina itip ondan sonra “niye siyasi etige gore davranmiyorsun” demek iki yuzlulugun daniskasidir. Boyle aptalliklari yapan bu site yazarlarini ve yorumcularini cok ayipladigimi belirtmek isterim.
Kamer Genc komikligin dibini cikartmis. Kiymetli gazetemiz Milliyet’in basliginin imlasini aynen kopyalayarak link vereyim: Kamer Genç olayları anlattı: Beni öldürecekler sandım, Erdoğan’da cebinde çakı taşıyor.
Ya şuna ne dersiniz:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=314040
Ben de, ılımlı fakat ilimsiz İslamcılarımızdan kimlerin çıkıp bu şiddet eylemini telin/protesto edeceğini merak ediyorum.
Mesela, bu blogun sahibi ve müdavimleri ne der acaba?..
@lema yaw senin tabirinle ilimsiz-cahil-cühelanın telin etmesinden ne gibi bir fayda umuyorsun ?
ha yoksa akıl veren ilimli-ukela olarak kendini mi tatmin edeceksin ?
hem isimsiz hakaret et , sonrada hadi üzerinize alının salaklar , vay kurnaz allame seni vay …….
Quo Vadi,
Akil vermek..
Boyle bir tesebbusum dahi olamaz. Allahin gucune gider.
Yaratirken akil vermek yerine, her birine –ortalama– 110,000 adet namaz borcu yazdigini ezberletmis ve salivermis buralara.
Bir bildigi vardir muhakkak.. birileri de namaz mukellefi olmali herhal…
oyyy oyy oyy , afalladım,irkildim,ürktüm,tırsdım………
alaka fevkaladenin de fevkinde , ben şimdi -ortalama- 1.000.000.000 adet nefesimi boşuna harcamayım,gidip kazalarımı kılayım,memleket sana emanet , haşa! emanet ne kelime senin tapulu malın, vaktini almayayım , ilim hayatında başarılar……………..
Quo Vadi,
Hmmm.. biraz agir kacti galiba.
Bu haliyle faydadan cok zarar veriyor olabilir.
Bir dahaki sefere dozu azaltayim bari.
Quo Vadi,
Ha.. asil soruna gelince:
Ne kadar hosgorulu olduklarini gormek istemistim.
Evet. Bazan benim de boyle anlamsiz beklentilerim olabiliyor.
Heh, isine gelince “secilmis insanlara boyle seyler diyenler ne berbattir ne fenadir” diye propagandanin dibini cikartanlar neler diyorlar simdi:
Elitaş, “O kişiye buradan şunu söylüyorum; AKP milletvekillerinin hiçbirinden korkmasın. Hiçbiri ona dokunmaz, dokunmaya tenezzül etmez. Çünkü; ‘Dokunsam elim kirlenir’ diye düşünür. Rahat olsun, rahat bir şekilde Meclis’e gelsin” dedi. (’yaratik’ da demis, Hurriyet onu cimbizlayip baslik yapmis)
Nasil dokunmazmis? ‘Dokunmak’ icin ne yapacaklarini sasirmislar iste. AKP milletvekilleri hakkinda bir fikir edindik bu olaydan sonra ama o soylenen gibi degil. Baska partiden olanlar yapsa sasirir miydik? Ona da sasirmazdik, akabinde gelen akla ziyan beyanatin alicisinin olmasi (olmasa demez bunlar boyle herhalde) zaten ne halde oldugumuzu gosteriyor. Bu mecliste ilk defa kavga cikmiyor. Yukarida bize ikiyuzlu demek icin ugrasan yorumcunun dedigi gibi savcinin AYM’nin filan da bu isle bir alakasi yok, kapatma davasi olmadan da provokatif veya degil sozlere tahammul etmek gibi bir ozelligimiz yoktu. Su ozelligimiz ise baki: eline, ayagina, agzina, aklina hakim olamayan insanlar o mevkilere gelirler, partizanlari da her zaman yapilanlara kilif bulmakla kalmayip ‘bu ne berbat is’ diyenlere kusur bulmaya calisirlar.
Basbakan ne dediginin farkinda olmadiginin alametlerini gostermeye devam ediyor. Yahut oyle degilse niye boyle yapiyor? Yukarida yeni konustuk edilen laflar pek birseye benzemiyor diye, simdi sozluge aksetmis yeni bir ozlu sozunu gordum: ayaklarin baslari yonettigi yerde kiyamet kopar. Tam “ayak takimi” bilmemne uzerinden kiyamet kadar propaganda yapilmisken ne alemi var bunu demenin?
Bu arada (buna baska yerlerde de elledim zamaninda). DISK’in evvelki sene “provokasyon olur” diye cok germedigi malum “1 Mayis” ortamini, iki senedir niye germeye calistigini duzgunce anlayan var mi? Karisiklik cikmasindan medet umuluyor ve DISK alet oluyor idiyse, birkac sene evvel Mersin’de bayrak isleri filan olurken ‘yapmayacagiz’ demelerinin manasi neydi?
Bulent Bey,
Konusma metnini okudum da orada bu ifadeyi “illa da Taksim olsun illa da Kizilay olsun” diye israr edenlere demis gibi duruyor…
O yuzden “Basbakan ne dediginin farkinda olmadiginin alametlerini gostermeye devam ediyor. “ ifadeniz bana gume gidiyor gibi geliyor
Neyse ben isime doneyim, basbakani savunmayi da birakayim…
Bu arada sunu kacirmisim :
ii
Yapamaz…
Yapabilseler bu kadar tekzip yemezlerdi… Hem oyle yalan soylemeyince etkisi de az olur…
“Cumayi Kildi Vurdu” “Allahu Ekber dedi Vurdu” diye manset atacaklar ki manupulasyon buyuk olsun….
Mesela Mustafa Akyol‘un ne yazdigina bakin…
Yahu bazen oyle bir baslik atiyorlar ki “yok canim bu kadar buyuk yalan olamaz” deyip inaniveriyorsunuz ve o da yalan cikiyor…
Bakin Veli Kucuk ile bu katilin fotografina “duzmece” diyen de bunlardi… Fotografin gercekligi dogrulandi…
Darbe gunluklerine yalan dediler… Gercekligi dogrulandi…
Konya’da hastaneye bok attilar… yalanlandi…
Bir basortulu kadini doktor sigara iciyor diye resimlediler… Doktor olmadigi ortaya cikti…
Ve son olarak her zaman tarafsiz oldugunu iddia eden gazete CHP’nin yolsuz olarak KANALTURK’e para aktariminda bulunuldugu ispatlandiginda giki cikmiyor…
Hani AB’yi taktigimdan degil de onlara bile iftira attilar adamlar da aciklama yapti yahu
Siz Hurriyet ve grubunu halen muhafazakar basin ile ayni baslik altinda degerlendirebilirsiniz ama ben bunu kabul edemiyorum…
Yahu siz soyleyin “yalan” soylemeden sigara icmeyen bir insani sigaraya baslatip, kafasini kapatip, gazeteye resmini nasil basarsiniz??
Yalan soylemeden resimler sahte nasil dersiniz?
Neyse….
Turkiye’nin bu basbakana ihtiyaci var, Basbakanin da laikleri de biraz kucaklamaya ihtiyaci var… Orasi kesin…
Bulent bey,
Konjonktur.
Bizim hakim olamadigimiz, analizini de bir turlu saglikli yapamadigimiz konjonktur.
[Bunu ben becerebiliyor oldugum iddiasinda degilim, ben de sadece gozlemci olmaga calisyorum.]
Oradan oraya savrulan, yani dun dedigi ile bugun yaptigi arasinda mantikli bir iliski bulmanin zor oldugu tek sey/kurum/kisi DISK degil ki..
Mesela, bir bakiyorsunuz, Barzani, Turkiye’ye oyle tehditler savuruyor, oyle seyler soyluyor ki, zannederseniz adam Turkiye’nin can/kan dusmani. Ertesi gun ise, kaba kuvvetle artik bir seylerin hallolamayacagini, softly softly ve taraflarla anlasarak bir seyler yapmak gerektigini soyluyor. DTP de benzer sekilde savruluyor… Birakin bagimsizligi, federe bir yapi bile istemediklerini soyluyorlar; hatta bir sol cati altinda butun ulkeyi kucaklamak gereginden bahsediyorlar.
Oradan geliyoruz diger kesimlere.. Bir gun geliyor basortusu, anayasa degisikligi, anadilde egitim, ogretim, 301 filan olmazsa olmazlar haline geliyor; baska bir gun ise idare-i maslahat baglaminda unutuluyor, sumen alti ediliyor, reddediliyor, morph ediliyor.. ve, bunu da olmazsa olmaz diyenler yapiyor/yaptiriyor.
Cephelerin bu kadar suratle degismesinin sebebini, taraflarin ‘basiretsizlik’i, ‘beceriksizlik’i, ‘yanar-donerlik’i filan gibi negatif seylerle aciklamak da kolaycilik bence.
Daha anlamli bir aciklamasi olmak zorunda.
Bence de var.
Ama, bu seferkinin ismi ‘derin’ degil. Derinlerde degil, yukarilarda bir yerlerde, Turkiye’den de yukarida bir yerlerde cok ciddi kapismalar, pazarliklar, saf degistirmeler vs oldugu kanaatindeyim.
Bence, bu kapismalar, pazarliklar, saf degistirmeler sonucundaki gelismeler bize (yukarida degindigimiz sekillerde) dolayli yansiyor.
Surekli ve her allahin gunu, “yahu daha dun ortalik sut limandi, bugun ne oldu da dunku o berrak gokyuzu bugun firtina bulutlarina burundu?” sorusunu sormak kolay; nerede alcak basinc, nerede de yuksek basinc olustugunu (ya da ne zaman olusacagini) kestirmekle/belirlemekle/yonlendirmekle ugrasmak zor geliyor cogumuza.
DISK konusuna gelince..
Yapabileceklerini pek sanmiyorum –konjonktur pek musait degil bence, yani iyi hazirlanmamis–, ama DISK’in cikislari eger gercekten bir harekete donusebilse, Turkiye’yi bircok bakimdan rahatlatabilir.
Asayis anlaminda rahatlatmadan bahsetmiyorum –o acidan tersi olur. Ulkenin halen maruz oldugu bir ya da iki temel tehditi sonumlemek acisindan rahatlatir demek istiyorum.
Sundan bahsediyorum: Inanc ve irk bazindaki mevcut ayrismalar yerine, sinif bazindaki ayrismalara zemin hazirlar.
Boyle bir zemin de, ulkenin asayis acisindan biraz calkantili hale gelmesi anlamina gelecek olsa bile, ulke butunlugu filan gibi tehditleri olmayacagi icin ehven-i ser olur.
Ehven-i ser de bizim sahip olabilecegimiz en iyi lukslerden birisi gibi gorunuyor.
Fakat, oyle bir gelisme olacagini sanmiyorum. Yukarilardaki pazarliklarda Turkiye’nin uzerinde sozunu ettigim o bir iki temel tehdidin devam etmesini gerektiren sartlar daha agir basiyor bence.
Keske yukaridaki o masaya oturup o pazarliklarda yer alabilecek kalibrede birilerimiz olabilseydi… Keske.
Fatih bey ben farkindayim o konusmada ne dendiginin de bence basbakan ya farkinda degil ya bilerek yapiyor. Bilerek yapiyorsa bunun arkasindaki akil nedir? Bakin burada etliye sutluye pek dokunmayan ‘ifade tarzi’ denebilecek seylerden dolayi ne hirlar cikiyor, ne alemi var ayak/bas gibi hem devleti benim de tersime giden tarzda ululayan hem o kalabaligi kudurtacak laflar etmenin? Baska bir hesap varsa ben bilemem, yoksa basbakanin bu huylarinin torpulenmesine mani olanlar buyuk fenalik yapiyorlar. (Nette savunmak birsey degil, cevresi ne buyuksun ne guzel konustun filan yapmiyor olsa devamli bu tur seyler demez herhalde.)
Yapamaz…
Yapabilseler bu kadar tekzip yemezlerdi… Hem oyle yalan soylemeyince etkisi de az olur…
Nasil yapamaz? Tembellik etmedikten sonra Turkiye’de envai acayiplik bulunup cikartilir ortaya. Siz selektif dogruyu yutacak adamdan haber verin, o varsa manipulasyon olur. Bunun gayet iyi yapildigi bir memlekette yasiyorsunuz, en acik ornek Irak harbinden evvel tirajli basinin davranisi degil mi? (Pollock’un uc dort sene evvel WSJ’de cizdigi korkutucu Turkiye portresini de hatirlayin mesela, ne kadari yalandi?)
Ha deseniz ki bu insanlar hem beceriksiz hem kotu niyetli, ona birsey demem. Ikincisi asikar, ilki de iyi bir aciklama bence. Tabii ‘okuyucusu ne ki?’ demek de kabil. Radikal’in haberlerinide hatirliyorum daha cok baktigim zamanlardan. Buyuk zaaf var Turkiye’de o sinif/tabakada bence, bazen acaba asker sola meyletmis okumuslari iyice ezmeseydi simdi bu kadar hayvanat bahcesi gibi mi olurdu ortalik diye merak ediyorum.
Siz Hurriyet ve grubunu halen muhafazakar basin ile ayni baslik altinda degerlendirebilirsiniz ama ben bunu kabul edemiyorum…
Ben o ‘muhafazakar’ basinin ‘muhafazakar’ oldugunu da kabul etmiyorum. Kabul kitligi var aramizda.
Neyse….
Turkiye’nin bu basbakana ihtiyaci var, Basbakanin da laikleri de biraz kucaklamaya ihtiyaci var… Orasi kesin…
Ben katilmiyorum buna. Elimizdeki mesru basbakan budur demek baska buna ihtiyacimiz var demek baska. Hatipligi TV’de filan iyi gozukuyor olabilir, ama metinleri okuyunca pek itimad telkin etmiyor. Ustelik gidip Zaman’dan okuyorum. Mesele laik kucaklamak meselesi de degil, Kamer Genc isinin ‘laik kesim’ boyutu yoktu mesela (diger muhalefetun de ‘laiklik’ ile bir alakasi oldugu soylenemez tabii). Ben ne etrafinda ne yakin destekcileri arasinda bu sivriliklerin ne acayip isler oldugunu anlayip anlatan oldugundan emin degilim. ‘Liberal’ kesim de (Fethi beyi tenzih ederim) yutuyor bunlari, ama yutulacak seyler degiller aslinda. Iyilik degil bunlari gormemek/duzeltmemek kimseye. (Gul’den bu bakimlardan bir sikayetim yoktu benim bu arada).
Neyse tabii simdi ’sol’ cenah da oyle birseyler der ki bu solda sifir kalir mesela. Demisler de zaten, buyurun: “Erdoğan Ayaktakımının Cevabını 1 Mayıs’ta Görecek”. Aman ne guzel, yine biri buraya gelmeyin fena doverim diyecek, oteki de gidip sopa ve gaz yiyecek herhalde. Iki ‘bas’ bu agizla konusursa zaten ne olsun baska? Insallah birisi bunu firsat belleyip provokasyon yapmaz.
S.S. bey,
Sundan bahsediyorum: Inanc ve irk bazindaki mevcut ayrismalar yerine, sinif bazindaki ayrismalara zemin hazirlar.
Zaten sinif bazindaki bir ayrismanin, gerek zamaninda dinin ‘antidot’ olmasi acisindan desteklenmesi gerek bize basiretsizlik gibi gozuken inatlar yuzunden yapilan acayiplikler sayesinde baska sey gibi gozukmesi degil midir AKPyi tasiyan? Bakin ‘ayak’ lafini Bianet takimi da (manken soyleyince) AKP de pek bir ustune alindi.
Boyle bir zemin de, ulkenin asayis acisindan biraz calkantili hale gelmesi anlamina gelecek olsa bile, ulke butunlugu filan gibi tehditleri olmayacagi icin ehven-i ser olur.
Bunu yapacak ve kotaracak akilda ’sol’ yok Turkiye’de bence. Oldugunu varsayin, o durumda simdi (sizin eski yerinizde linkini ekmistim bunun) Aspendos’ta Fazil Say bestesiyle Nazim Hikmet’ten “aclaaaaaar, fakirleeer” seklinde siir dinleyip alkisi basan ’sinif’ ayni bir nesil evvelki buyukleri gibi tekbir getirmeye/getirttirmeye baslar herhalde.
Bundan ikimiz de konusmaya basladik baslayali ara sira bahsederiz, ama biraz daha belirginlesti sanki son aylarda: Global finans ve enerji durumu guclu kitlelerin umudunu kirarsa neyin neye donecegi belli olmayabilir tabii.
Bulent bey,
Fakat, bunun nesinden sikayetci/rahatsiz/sasrmis olabiliriz ki?..
Toplum hayatinda hep (surekli ve mutlak) dogru olan ne var ki..
Dinin fazla geldigi zamanlarda sinif meselelerini, sinif meselesinin fazla geldigi zamanlarda da kisisel ozgurluk (muzik, moda, spor, seks), kisisel ozgurluklerin fazla geldigi zamanlarda da dini one surmek gerekmiyor mu? {arada atladigim baska unsurlar, kademeler vardir tabii ki}
Anlasilan,
Sabahtan kalktım, ezan sesi var
Ezan sesi değil, burçak yası var
Bakın şu deyyusun kaç tarlası var
Eğdirme fesini kalkar giderim
Evini başına yıkar da giderim
turunden turkulerin soylenmesi, servet dusmanliginin yayginlasmasi zamanlari geliyor..
Tekbir getirmek illa da “Allah u ekber” diyerek olacak diye bir kural mi var? “Tek yol devrim”, “Kurtulusa kadar savas” filan da birer tekbir ornegi sayilamaz mi?
Fatih bey, bakin yalansiz ama fena bir is. Hurriyet’ten haber:
AKP açıklamasında “Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımızın, 1 Mayıs’ın bütün çalışanlarla huzur ve barış içinde kutlanmasına yönelik güçlü bir mesaj verdiği grup konuşmasında, ilgili bölümü tekrar kamuoyunun takdirine sunuyoruz” denilerek Başbakan Erdoğan’ın dünkü konuşmasının ilgili bölümüne yer verildi.
Metin burada bitiyor! Yani neymis o ‘ilgili bolum’ ortada degil. Habere yapilan yorumlar beklenen sekilde. Bunlari yutacak okuyucu kitlesi varken bunlarin yapilmasi o kadar kolay ki.
Benzer sekilde Radikal de kacirmamis. Akil isi mi bunlara yol acmak simdi? Başbakan’ın Aysun Kayacı’dan ne farkı var?. Hakikaten ne farki var? Hadi biri manken, oteki ellibilmemkac yasinda bu islerin tecrubelisi olmasi gereken biri. Manken ciplak dolasiyor diye laf ediliyor ama basbakanimiz dogal gaz kacagi olan bir evde eline cakmak verilmis bir cocuk gibi.