Turgut Özal Camii
FST 20 Nisan 2008
Ankara’da sessiz bir kalabalık Turgut Özal’ı Kocatepe Camiinde anmış. Resimlere baktım hayret ettim. Cenazesini de hatırlıyorum, mübalağa olmasın, milyona yakın sessiz insan samimi bir hüzünle kendisini son yolculuğa uğurlamıştı. Aradan 15 sene geçti, hala ölüm yıldönümlerinde “ah Özal olaydı” diye düşünenler azalmadı. Demek ki yeri doldurulmuş değil, halka kendini bu şekilde sevdirebilmek kolay iş değil. Bu arada aşağıdaki resme baktım da rahmetlinin açılışını yaptığı Kocatepe Camiinin adı Turgut Özal olarak değiştirilse ne kadar uygun olurdu diye düşündüm. Belki birinin aklına gelir.
Bu arada şu an haberde Vahit Erdem’in de bir değerlendirmesi yer alıyor. Eski ANAP milletvekili ve Özal’ın en yakınında yer alanlardan Vahit Erdem şunları söylemiş:
[…] Şimdi AK Parti milletvekili olan Vahit Erdem “Bu kalabalığın anlamı nedir? Soruma, “Benim bürokrasi hayatım Özal’la geçti. Aradan 15 sene geçmesine rağmen halkın gönlünden silinmeyen bir devlet adamı, dışarıdaki kalabalık, bunun göstergesidir. İkincisi de halkın hamuruyla kendi hamuru birbirine çok yakın bir lider olduğunu gösteriyor. Ayrıca Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ikinci en büyük reformu yapan, statüko içinde kalmış bir Türkiye’yi modern geleceğin dünyasını görerek ülkeye yeni bir rota çizmiş bir devlet adamıdır” dedi.
Peki “Ak Parti ile Özal misyonu arasında bir fark var mıydı?” İşte Erdem’in verdiği en çarpıcı cevap burada. “Türkiye 1990’lardan sonra durağanlaştı, Özal’ın değişim hamlesini yavaşlattı. AK Parti tek başına iktidar olunca Özal’ın değişim misyonunu üstlendi ve hamle üstüne hamle yaptı. Ama bir eksiğimiz var ki, o da toplumun tüm kesimlerini kucaklayamamak. Özal, herkesi kucaklardı, AK Parti bu anlamda eksiğini tamamlar inşallah” dedi.
Popularity: 28% [?]
- Siyaset
- Yorum(10)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin

“Türkiye 1990’lardan sonra durağanlaştı, Özal’ın değişim hamlesini yavaşlattı. AK Parti tek başına iktidar olunca Özal’ın değişim misyonunu üstlendi ve hamle üstüne hamle yaptı. Ama bir eksiğimiz var ki, o da toplumun tüm kesimlerini kucaklayamamak. Özal, herkesi kucaklardı, AK Parti bu anlamda eksiğini tamamlar inşallah” dedi.
Ben bazen biraz Ozal gibi Dunya Bankasi cikisli ve ABDci olup, yine benzer sekilde pek de liberalizme sicak bakmayan bir hukumet tarafindan kriz yuzunden mecburen yetkilendirilen Dervis’in karakteri, tarzi ve politik becerisinin biraz farkli olmasi durumunda tarihin seyrinin nasil degisebilecegini de merak ediyorum. Ozal’in bir avantaji programina karsi cikacak orgutlu muhalefetin (o zamanki ‘tehlike’) asker tarafindan ezilmis olmasiydi, Dervis (aklimdaki hali) ise simdiki ‘tehlike’ saglam ve sert muhalifken bu isleri gormek durumunda kalacakti. Nasil olurdu acaba?
Derviş’in görevi bu işi “ehline” teslim etmek de olabilir. Yani kendisi bilerek, bu karakteri sebebiyle seçilmiş olmalı.
Fethi Bey,
Camilere şahıs isimleri veriliyor mu?
Bizim burada Alaaddin Camisi var. Kuduste Ömer Camisi var. Halifelerin, evliyaların isimleri veriliyor da, ben mesela Atatürk Camisi duymadım.
bende sağlığında rahmetliyi eleştirirdim. kıymetini bilememişim. sonradan eksikliğini hep hissettik. rahmetle anıyorum. taksiratı affola.
not: misterno senin ağzından çıkanı kulağın duyuyormu? atatürkcamiside ne oluyor?? herşeyde ismi var zaten bırak camide eksik kalsın. bari oraya ilişmeyin. hayret birşey ya camidede rahat yok!
Kemalizm diniyle müslümanların diyaloğu açısından yararlı olabilir
Fethi bey, ombudsmanlık konusunda bu işin taliplisiydi yanlış hatırlamıyorsam
Mr.No bey,
İzmir Karşıyakada epey bir cami aradıktan sonra birisini bulduk:
İsmi Mustafa Kemal Camii idi. Paşa yada Atatürk ilaveside olabilir.
Geçmiş zaman tam hatırlayamıyorum.
İlk defa gördüğüm için şaşırmıştım.
Fatih Zeki Bey,
Ben de görsem şaşırırdım. Var mıymış gerçekten?
Cumhurbaşkanları cami için uygun isimler değil. Abdullah Gül camisi,Özal camisi
olmuyor. Cami dediğin Selimiye, Süleymaniye, Reşadiye gibi isimler taşır. Sonuncusu bizim burada.
Neyse ben karışmam, camiye gidenlerin bileceği iş.
şöyle bir yer var
http://www.istanbul.net.tr/istanbul_harita_detay.asp?PN=19036
fatih Zeki Bey,
Şaşırdım, sonra da niye şaşırdığıma şaşırdım. Şimdi Deli Dumrul Bey bu camiye gitmez.
Ben de gidecek olsam mesela ismi Süleyman Demirel camisi olan bir camiye gitmem.
En iyisi politik şahsiyetlerin ismini-kendisi para verip yaptırmamışsa- camilerden uzak tutmak iyi olabilir.
Her şeyde siyasi olarak bölünmek zorunda değiliz. Camiler evrenseldir. bir de bayrak felan astırıyorlar camiye, evrenselliğine aykırı. Milli değil camiler.
Ama bir eksiğimiz var ki, o da toplumun tüm kesimlerini kucaklayamamak. Özal, herkesi kucaklardı, AK Parti bu anlamda eksiğini tamamlar inşallah” dedi.
Bunu soyleyenler Ozal’in basbakanlik zamaninda Evren gibi onunla uyumlu calisan bir Kemalist (?) ile yanyana oldugunu unutuyorlar. Ozal donemi politikada her turlu farkli gorusun neredeyse yokoldugu bir donemdi, hem de kelimenin tam anlamiyla. O zamanlari bu zamanla karsilastirmak elma ile armutlari karsilastirmak demektir. Politik yasaklarin kalkmasindan sonra su anda olan ayni cekismeli tablo geri gelmistir. Siz istediginiz kadar kucaklayin, karsi taraf ilerlemeye karsi gelmek istiyorsa yapacaginiz zerre hareket sonuc getirmez. Hatirlatmak isterim ki Bekir Coskun, Emin Gotasan gibi p*zevenkler apoletlerinin Ozal zamaninda muhalefet yaparak aldilar. Sonra bunu aynen AKP’ye karsi devam ettirdiler. AKP Ozal’in devamidir, ama karsisinda cok daha gerilmis bir Qamalci cenah vardir. Kaybede kaybede bu okuzler iyice gerilmis hale geldiler.
Geri kalmak boyle bir seydir iste.