Cuma Sohbetleri
FST Nisan 24th, 2008
Son zamanlarda ulusalcıların dini fetvalar vermesi dikkat çekiyor, İlhan Selçuk köşesinden “faiz haramdır ey müslümanlar, türbanlılar cehennemliktir” vs. derken Doğu Perinçek bir cenaze namazında medyaya “yakalanınca” en büyük devrimci Hz. Muhammettir demiş, Erol Manisalı, Deniz Baykal gibiler de ayet, hadis okuyup AKP’yi yıkmak için darbe yapılmalı temalı kervana katılmışlardı, hatırlayan çıkar. Ben de bu konuyu bir yazıda işledikten sonra “hayret, bunlar niye dini siyasete alet ediyorlar; bu sağ partilerin tekelinde bir iş değil miydi, hem bilgileri nereden alıyorlar” diye düşünmüştüm. Meğer Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Ulusalcıların cuma sohbetlerine ev sahipliği yapıyormuş, gazeteden okudum. Profesörün biri de anlamlandırmakta zorlanacağım şeyler söylemiş, bakalım:
Ülkeyi darbe ortamına hazırladıkları iddia edilen ‘Ergenekon terör örgütü’ operasyonu kapsamında cezaevine gönderilen zanlıların Marmara İlahiyat Fakültesi’ndeki buluşmaları dikkat çekici. Uluslararası ilişkiler alanında akademisyen Gürses, siyasetçi Perinçek ve gazeteci Tuncay Özkan’ın ilahiyatçılarla buluşmasına sebep olan toplantılarda neler konuşulduğu bilinmiyor. Ancak, Perinçek’in ilahiyatçı hocalara ‘din sosyolojisi’ dersi verdiği iddia ediliyor. Toplantının mimarlarından Marmara İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Aslantürk, ünlü isimlerin katılımını doğruluyor. Aslantürk, başlangıçta ‘Deliler Çıkmazı’ dedikleri, daha sonra da ‘Toprak Hattı’ olarak adı değişen toplantılara Mehmet Ağar’ın da gelmek istediğini, ancak seçimler araya girince bunun gerçekleşmediğini söylüyor. Toplantılara zaman zaman Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk de katılmış.
İlahiyat fakültesinin bir ‘kültür ocağı’ olduğunu dile getiren Aslantürk, Doğu Perinçek geldiğinde Aydınlık dergisinde yayınlanan Turan Dursun karikatürleri için fırçaladığını ileri sürüyor. “Biz geleni kovamayız, kendileri istediklerinde gelirler, sohbetlere katılırlar, herkese açık.” diyen Aslantürk, konuşulan konuları şöyle açıklıyor: “Biz bir toplumda yaşıyoruz. Toplumun problemleri var. İlahiyat fakültesine yüklenen görevler var. Bu görev nedir? Dine hayat buldurma görevidir. Bu görev içerisinde nasıl en rasyonel anlaşılacağı, ifrat ve tefrite kaçmadan orta yolla insanların dindar olmasını sağlayacağız, biz bunun ilmini yapıyoruz.”
‘Kırmızı çizgileri aşmıyoruz’
Toplantılarda ‘kırmızı çizgi’yi aşmadıklarını ifade eden Aslantürk, “Kırmızı çizgimiz; Türk milleti ve İslam diniyle sınırlıdır. Türk milletine, Türklüğe, Türk devletine, Türkiye Cumhuriyeti devletine, biz dokundurtmayız. İslam’la ilgili sınırlara geldiği vakit, Allah ve Resulü’ne biz dokundurtmayız.” diyor. Ergenekon zanlısı Gürses’in bilim adamı olarak toplantılara katıldığını kaydeden Aslantürk, şunları söylüyor: “Emin Bey de gelir gider, öğretim üyesidir. Bizim burada yaptığımız bilimsellik, bilimin dışına da çıkamayız. Emin Bey de gelir, falanca da gelir. Herkes gelir, gelen de giden de bizden alacağını alır.”
Tuncay Özkan, CHP’yi halkla bütünleştirmek istemiş
Prof. Dr. Zeki Aslantürk, birkaç yıldır süren, ancak özel olmayan toplantılarda cuma namazına gelen bazı kişileri de misafir ettiklerini aktarıyor. Söz konusu isimlerin ilahiyat bilimi kapsamında bilgi almak için toplantıya katıldığını savunan Aslantürk, Tuncay Özkan’ın 2,5 saatlik ziyaretini ise şöyle açıklıyor: “Tuncay Özkan bize, ‘CHP halkla bütünleşemiyor, bütünleşememesinin sebebi din, dolayısıyla bana akıl verin, bu CHP dinle nasıl bütünleşir? Bununla ilgili bir proje üretebilir miyim? Bu halkla nasıl bütünleşebilir?‘ diye sordu. Biz de görüşlerimizi açıkladık. Ha tuttu tutmadı, etti etmedi, bizim için o önemli değil. Takip edecek güçte değiliz ama biz Allah’a ve Resulü’ne hiçbir zaman onun sınırları dışına çıkacak bir şey söylemeyiz. Ve de yönlendirmeyiz.”
Demek Ergenekon çetesi dini bilgileri İlahiyat Fakültesinden alıyormuş. Şimdi düğüm çözüldü. Üniversite-Sanayi işbirliği denen şey bu olsa gerek. Türkiye yavaş yavaş işin önemini kavrıyor, aferin. Bilim önemlidir, o rehberi kılavuz etmek lazım. Darbecimiz bile işi ilme, fenne uygun yapıyor.
Zaman gazetesi Zeki hoca ile konuşmuş mu tam çıkaramadım ama denilenler tuhaf geldi bana. İlahiyat Fakültesine “yüklenen görev” diye birşeyden bahsediyor. İlahiyat Fakültesine kim, niye görev yüklesin, adam gibi dersinizi verin tamam. Kaldı ki, şu haliyle lüzumsuz bir okul, geleneksel İslam bilimlerini çevirip duran bir eski usul medreseden farkı yok. Duyan da din bilimi öğretiliyor filan zanneder. Aman kardeşim, üzerinize görev yükleyen filan yok, adam gibi 3-4 milyar maaşınızı alın oturun. Dine hayat buldurma türü lafları boşverin. Siz yaşayan birşey varsa onu da öldürürsünüz.
Bir de kırmızı çizgiler var, Türk milleti ve İslam dini. Öncelikle bilimde kırmızı çizgi mi olur, bir de profesör olmuş. Bunu geçtik, haydi ilahiyatçısınız, İslam dinini anladık diyelim, “Türk milleti” kırmızı çizgisi ne oluyor? Lafa bak, “Türk devletine dokundurtmayız” türü laflar ediliyor. Sana soran mı var, biz o zaman boşa mı asker besliyoruz? Türk devletine saldıran olursa asker haddini bildirir, ilahiyat profesörü (ve diğer profesörler) niçin durumdan vazife çıkarıyor? Allah ve resulune dokundurtmayız diyor bir de. Ne yapıyorlarmış “dokunana” (dokunma nasıl oluyorsa artık). Kuru laf. Mezun ettiğiniz adamların çoğu cahil, aynı iktisat fakültesi mezunu cahil iktisatçılar gibi ilahiyat fakültesi mezunu cahil din adamı dolu ortalık. Hepsi birer camide maaşlı imamlık kapmış yatıyor, punduna getiren de başka bir memuriyete geçip ense yapıyor. Allah ve Resulune en büyük saygısızlığı yapan gruplardan biri bu tür kerameti kendinden menkul din adamı camiasıdır.
Adam bir de burada yaptığımız bilimsellik demez mi, yahu Tuncay Özkan ile bilimsellik mi yapılır, kaldı ki “bilimsellik yapmak” ne demek? CHP halkla bütünleşecekmiş, dinle bütünleşecekmiş, bırakın dağınık kalsın efendim, zaten Türkiye’de din hem diyanet hem de Alevilik eliyle CHP ile bütünleşiktir, CHP devlet demektir.
Türkiye’de fakülteler de görev dağılmı yapsın bari, mesela Arkeoloji bölümleri “Biz Türkiye Devletine ve Türkiyenin tarihsel mirasına dokundurtmayız”, Matematik bölümleri “Biz Türkiye devletine ve hesap kitap işine dokundurtmayız, işlem hatası yapanı anasından doğduğuna pişman ederiz” filan desinler. Türk Devleti, Türk milleti, Allah ve Resulu adına bir profesör de çıkıp “kardeşim benim millet, devlet ile işim yok, ders anlatır, proje yapar, yazı yazar paramı alırım, herkes kendi işini iyi yaparsa memleket de rayına girer” dese elini öpeceğim. Herkes ulvi davalar peşinde, bıktırdılar iyice.
Ergenekon çetesine de helal olsun, ilahiyat fakültesinde cuma sohbeti güzel buluş olmuş, kimse şüphelenmezdi hakikaten, bravo. Biraz deşelesinler bakalım, daha ne kamufle işler çıkar, belki de ulusalcılar pazar sabahları Eyüp Sultan’da sabah namazı toplantısında da buluşuyordur. Perinçek de cemaate din felsefesi dersi veriyordur.
