Aklı başında önderler
FST Nisan 25th, 2008
Beşiktaş ve Galatasaray Kutlu Doğum derbisinde karşı karşıya gelmeyecekler ama iki takımımzı ilgilendiren iki yazı dikkatimi çekti. Geçenlerde sürekli milli takıma “ulusal takım” diyen ve futbolcuların hepsine ille de soyadlarıyla hitap etmeye çalışan ve yer yer zor duruma düşen Kazım Kanat, Beşiktaş’ın rezil durumu üzerine yazdığı yazıda Atatürk’ü de işe karıştırmış ve şöyle demiş:
[…] Menajeri mafya ilişkileri için yargılanırsa, antrenörü tarikat bağlantılarının içinde olursa; Atatürk’ün takımında bu utanç dolu görüntüler olursa elbette Beşiktaş büyük yara alır.
Tamam Beşiktaş çuvallamış durumda ama tarikat bağlantısı ne oluyor? Antrenör ADD üyesi olsa Liverpool 8 yerine 5 mi atacaktı? Atatürk’ün takımı nasıl bir söz, ben geçen iki yıl boyunca derin analizlerle Atatürk’ün Karşıyaka ya da Trabzonsporlu olduğunu ispatlamıştım, Beşiktaş nereden çıktı? Neyse, konumuz o değil, Hürriyetten Bekir Coşkun da futbol üzerine birşey yazmış, bilgisayarına gelen bir mesajdan filan bahsetmiş, şöyle diyor:
Takım tutmaya karar vermemin sebebi, ilk kez bir futbol camiasına sempati duymam: Galatasaray’a…
Fethullahçı Hakan Şükür, dini-imanı futbol ile karıştırıp dinci gazetelere “Kutlu Doğum Haftası vesilesi ile derbi maçının önemi” üzerine demeçler verince, kulübün bilinçli-aklı başında taraftarları tepkilerini yüreklice gösterdiler.
Bilgisayarıma gelen genel mesaj ise şöyle:
“Galatasaray, Fethullah’ın tarikat evi değil. Laikliğin ve Atatürkçülüğün kalesini yıktırmayız. Atatürk’ü Galatasaray Lisesi’ne geldiğine pişman etmeyiz…”
Türkiye’nin birçok sanatçısı, gazetecisi, işadamı, edebiyatçısı, tarihçisi, akademisyeni dincilerin eteğine yapışmışken… Muhalefet yapan siyaset önderleri dahi eleştirdikleri sofralara koşup otururken… Galatasaray camiasının taraftar duygusallığını bile aşıp kendi futbolcularına tavır alarak Atatürk’e sahip çıkmaları, önce onları yüceltti gözümüzde.
Önemli olan; “din-iman” diyen, ama işine geldiğinde “gavur” takımlarının üniformasını giymekte bir sakınca görmeyen… Ya da 270 milyon maaşlı yoksul insanlar kazançlarının yarısını vergi olarak verirken, vergisiz trilyonları cebine indiren bir futbolcunun lafları değil…
Önemli olan; Galatasaraylıların kendi futbolcuları olsa dahi, önce laikliğe ve çağdaşlığa sahip çıkmaları.
Yoksa o tarikatçı futbolcuya anlatamazsınız zaten; Müslüman ülkeler içinde, dünya yeşil sahalarında top koşturanın niye sadece Türkiye olduğunu…
Ve o futbolcuların, Mustafa Kemal’in kurduğu modern Türkiye’nin yeşil sahalarında yetiştiğini…
Ama Galatasaray’ın aklı başında önderleri tüm Türkiye’ye bir şey anlatıyorlar:
Önce laik, çağdaş, aydınlık Türkiye…
O yoksa…
Kimse yok.
Bekir Coşkun gidip keman çalmaya başlasa daha iyi olacak, şu haliyle epey kafa ütülemiş. Taraftarın teki Galatasaray laikliğin kalesi diye saçmalayınca adam coşmuş. Ben ne yorum yazsam yazının orijinali mertebesine çıkamam. Unutmayın, Bekir Coşkun Türkiye’de CEO’ların en çok okuduğu köşe yazarı.
Müslüman ülkeler içinde sadece Türkiye top koşturuyormuş, onu anladık, ama yeşil sahalarla Atatürk’ün ne ilgisi var? Osmanlı devleti zamanında kurulmadı mı futbol takımlarımız? Zamanla elbette bugünkü stadlara dönüşecek bir sürü saha da vardı. Bir de şuna güldüm: Galatasarayın aklı başında önderi nedir yahu? Uyduruk bir eposta yazılmış, ne önderi, ne lideri, Galatasarayı saf Hürriyet yorumcuları mı idare etmeye başlamış haberimiz yokken? Aman Bekir Coşkun, sen yazmaya devam et, “sen yoksan ben de yokum” ona göre.
Hakan Şükür, sen de espriye devam, bayat komedyenlikte Bekir Coşkun sana rakip olacak bu gidişle.
