Archive for Mayıs 1st, 2008

Cevapsız Kalan Soru

FST Mayıs 1st, 2008

manda1.jpgCevapsız kalan bir soru buldum, aslında bu soru bende de cevapsız başka sorulara sebep oldu, ben de konuyu burada açmaya karar verdim. Haber şöyle:

Mazota zam gelince sabana sarıldılar

Kars’ın Selim ilçesine bağlı Beyköy’de çiftçiler tarlalarını öküzlerle sürüyorlar. Mazota ve gübreye yapılan zamlar çiftçi vatandaşları tarımda ilkel metotlar kullanmaya yöneltti.

Gün geçtikçe sayıları azalan öküzler, hayat pahalığı nedeniyle yeniden ilgi görmeye başladı. İl genelinde 10 çift öküz kalırken bunların bir çiftini ise Bahattin Gül isimli çiftçi Kağızman’dan satın aldı. Beyköy’de yaşayan Bahattin Gül, “Son zamanlarda mazota ve gübreye gelen zamlar yüzünden tarlalarımızı öküzlerle sürüyoruz” dedi.

Gül, 1 Mayıs İşçi Bayramı’yla ilgili soruları cevapsız bırakarak çift sürmeye devam etti.

Aşağıda verilen soruları parçayı dikkate alarak cevaplandırınız.

1. Bahattin Gül Kağızman’dan bir çift öküz almıştır. Buna göre Kağızman’da kaç çift öküz kalmıştır?

a) İl genelinde 10
b) İl genelinde 9
c) Mücavir alanda 5
d) Kayıtsız olanlarla 56
e) Öküz derken?

2. Habere göre, hayat pahalılığı sebebiyle öküzler;

a) İlgi görmektedir
b) Kesilip yenmektedir
c) Öküzlüğü bırakmaktadır
d) İlaveten gübre de üretmektedir

3. Bahattin Gül, diyelim cevap vermiş olsa, muhabire aşağıdakilerden hangisini söylerdi?

a) İşçi bayramının tüm emekçiler için kutlu olmasını dilerim
b) Bunlar işçi değil bir alay komünist, zaten çoğu öğrenci
c) İşçi bayramı Taksim’de kutlansa şık olurdu
d) Bi s.ktirin gidin, dalga mı geçiyorsunuz adamla

4.Bahattin Gül adlı vatandaşımıza çift sürme esnasında 1 Mayısla ilgili soru soran şahıs için aşağıdaki ifadelerden hangisi uygun düşer:

a) Duyarsız
b) Çelişkili
c) Öküz
d) Meraklı

Genç Yaşına Rağmen

FST Mayıs 1st, 2008

turkone.jpgGeçtiğimiz yıl AKP milletvekillerinden bir kısmının yazar, çizer takımının hanımı, kocası olması ilgi çekmiş, burada da bir parça atıp tutmuştuk. Bunlardan biri de Zaman yazarı Mümtazer Türköne’nin eşi Özlem Türköne. Bana göre herhangi bir özelliği olmayan vasat bir yeni kaymakam iken, eşinin adının da desteğiyle meclise giren bir hanım. Geçen sene hatırladığım kadarıyla kaymakam olup Anadoluya gidince sosyoloji kitaplarını yırttım filan diyordu. Neyse, işte bu Özlem hanım dün mecliste 301. madde oturumunda da mevcutmuş. Tabii CHP, AKP fark etmez, milletvekillerinin konuyla ilgili genel başkanın dediği dışında bir görüşü olmadığından o da başka bir işle meşgulmüş:

DERSİMİZ İNGİLİZCE

Önlerindeki kitap ve defterlerin arasında kaybolan bu ikili, Gaziantep Milletvekili İbrahim Halil Mazıcıoğlu ile İstanbul Milletvekili Özlem Türkköne’ydi.

Türkiye’nin son dönemdeki en kritik düzenlemelerinden bir olan TCK 301 değişikliği görüşülürken Mazıcıoğlu’nun Türköne’den İngilizce dersi aldığı öğrenildi.

Kaymakamlık yaptığı dönemde İngiltere’de yüksek lisans eğitimi alan Türköne, genç yaşına rağmen parti içinde İngilizce’yi en iyi bilen milletvekillerinden biri olarak tanınıyor.

Ne güzel, vekildeki dil öğrenme hevesine bakın. Tabii, öğrenmenin yaşı yok demişler. Ben bunu geliştireyim, öğrenmenin yeri ve yaşı yoktur. Yalnız ‘genç yaşına rağmen’ denmiş, bu ingilizce denen meret genç yaşta iyi bilinmez mi de bu nokta vurgulanmış? Bir de ingilizceyi en iyi bilenlerden denmiş. Bir iki sene İngiltere’de kalmış tamam ama bu hanım Gazi Üniversitesi kamu yönetimi bölümü mezunu değil mi, ingilizcesi ortanın biraz üstü olsa gerek. Ha, çok iyi de olabilir, nereden bilelim. Bir önemi de yok. Merak ettiğim bunlar hangi kitaptan çalışıyor, benim çocukluğumda Access to English diye bir seri vardı, şimdi artık daha farklı şeyler okunuyor herhalde.

Bakalım eğitimin neticesini görmek için Özlem hanım bir sınav da yapacak mı? Tavsiyem kimsenin umursamadığı AKP grup toplantısı olabilir. Gerçi başbakanın sıkça alkışlanması motivasyonu bozabilir, hatırlatırım.

Suç ve Ceza

FST Mayıs 1st, 2008

dunyanin-en-aci-biberi.jpgGeçenlerde öğretmen döven bir veliden ilhamla “Gayri devletten ümit kesilmiştir, gün bu gündür, derhal okul takip timleri teşkil edip ilkokulda öğrencilere eziyet eden öğretmenlere, onları ısırmayan müdür, il müdürü, müfettiş, bakan gibi diğer hemcinslerine tüm Türk İslam aleminin yüreğini soğutacak bir meydan dayağı atmak her vatandaşın boynuna borçtur” demiştim. Fakat sesime tepki alamadım, sadece bireysel yakaladığım 3 öğretmeni dövmesem de ettiğim laflarla yerin dibine geçirdim, adamlar benim deli olduğumu düşünüp uzaklaşmasalar işin boyutu da değişebilirdi. Ekip çalışması sürecimiz devam edecek ama kinimizi bilememize yardımcı olacak yeni bir haber var, ibretle okuyalım:

Antalya’daki Aksu İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş, birinci sınıf öğrencilerinin ağzına acı biber sürünce, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 1 yıl kademe durdurma cezasına çarptırılıp okulu değiştirildi.

Ev hanımı Ayşe Kırışık, birinci sınıfa giden kızı Emine’nin ağzının kızarık olduğunu ve acı içinde eve döndüğünü fark etti. Kırışık, sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş’in (42) yaramazlık yaptığı gerekçesiyle kızının ağzına acı biber sürdüğünü öğrenince çılgına döndü. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi veren Ayşe Kırışık, daha önce de bir öğrenciyi dolaba kapattığı iddia edilen Kadir Çelbiş’in ceket cebinde taşıdığı ve çok acı olan biberleri öğrencilerin ağzına sürdüğünü, acıyla bağıran öğrencileri yeniden biber sürmekle tehdit ettiğini belirterek cezalandırılmasını istedi. Müfettiş soruşturmasında Çelbiş’in, öğrencilerin ağzına acı biber sürdüğü belirlendi. Bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulmasına karar verilen Çelbiş, Aksu’dan Gaziler Köyü’ndeki Gaziler İlköğretim Okulu’na atandı. Kadir Çelbiş’in Aksu İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada kendi sevk kağıdını imzalayarak evrakta sahtecilik yaptığı da belirlenmiş ve hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Bakın adamın okulu da belli. Yok mu Antalya bölgesinde ikamet eden bir yurtsever kardeşimiz? Cezaya bak, kademe ilerlemesi durmuş, filanca okula görevlendirilmiş. Böyle ceza mı olur, herife ödül verilmiş. Bir yıl kademe ilerleme durdurma karşılığında bu adamın kıçına acı biber doldurmak şart değil mi? Hatta iyi bir sopa da çekelim, en fazla üstüne bir kınama yazarlar. Bu arada artan biberlerden birer avuç da şu yorumu yapanlarda kullanmak lazım:

Bulut KIRIM 01/05/2008 - 10:41
Onu yapma bunu yapma nasıl disiplin sağlayacak bu öğretmenler.

Metin BAŞPINAR 01/05/2008 - 10:08
Cezalandırma şekli yanlış tamam da;Öğrencilerin hiç mi suçları yok?..OÖyleleri var ki;evden aldığı destek ile adeta öğretmene kafa tutmaktadır o küçük yaşlarına rağmen!. Öğretmenin de günün olay ve streslerine bir de bu haşarıların yaramazlıkları eklenirse?.. Öğretmene hak vermemek elde mi?…

‘Onu yapma bunu yapma’ öyle mi, bu tiplere şöyle ibreti alem bir ceza verilmedikçe yola gelecekleri yok. Başta Milli Eğitim bakanı ve tüm bunamış bürokrat ve yolluk avcısı müfettişler olmak üzere çocuk düşmanı Milli Eğitim Camiasının, ilkokulda şiddeti savunan öküzlerin belasını bulması için elden geleni yapmak lazım. Avukatları, savcıları harekete geçirelim, AB’den çocuklara zulmü engelleme karşılığı projeler kapalım, ne diyeyim başka? Yoksa milli eğitimde it iti ısırmayacak, orası anlaşıldı. Biz itleri taşlayacağız çare yok.

Kısaca, veliler, bilinçli yurttaşlar, ilk hedefiniz Akdenizdir, gazamız mübarek olsun.

Kapat
E-posta ile paylaş